Hozan Dino: İYİ Parti şarkımı çaldı

Kürt Sanatçı Hozan Dino on yıl aradan sonra 'Roj' adıyla yeni bir albüm çıkardı. Diğer pek çok Kürt sanatçı gibi Hozan Dino'nun da müziği çalındı.

KÜLTÜR-SANAT 21.09.2020, 13:18 25.09.2020, 14:49
Hozan Dino: İYİ Parti şarkımı çaldı

Gazete Emek-  Yıllardır süren sessizliğini bozan Hozan Dino, söz ve müziği İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in danışmanı Murat İde'ye ait olduğu açıklanan 'Bak İyiler Var' isimli müziğin kendisine ait olduğunu söyledi. Dino, “Kürt sahipsizdi, sermayesi acıları idi ve birileri acılarımızı da çalmıştı” dedi.
 
Kürtler arasında özel bir yeri olan Hozan Dino’nun, 20 yıl önceki şarkıları hala en çok dinlenenler arasında yer alıyor. Hozan Dino’un son çıkan ‘Roj’ albumü Kürt medyasında yer almasa da, sosyal medya platformlarında büyük bir beğeni topladı. Ayrıca Hozan Dino’nun ‘Emir kûda çû’ (Ömür Nereye Gitti) şarkısına ait yeni klibi de yayınlandı.

Duvar'ın haberine göre Hozan Dino ile 22 yıldır süren sürgün hayatını, yeni albümünü, 2008 yılında Kürdistan’a giderken Hewlêr Havaalanı’nda yaşadığı hayal kırıklığını, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in basın danışmanı gazeteci Murat İde, sanatçı Berdan Mardini ve Koray Avcı’nın Hozan Dino’ya ait olan müziklerini çaldıkları iddiasını konuştuk…

Ahmet Hakan bu defa Cem Yılmaz'ı hedef aldı: Bu ne abi, espri mi şimdi bu?

‘DEĞERLERİNE YABANCILAŞAN KÜRT KURUMLARINADIR SİTEMİM’

Öncelikle şunu sormak istiyorum: On yıl aradan sonra bir albüm çıkardınız. ‘Ömür nereye gitti’ isimli albümünüzde ‘Ey felek, söyle ömür nereye gitti?’ diye bir serzenişte bulunuyorsunuz… ‘Yalancı dostlarım ve yol arkadaşlarım yalnız bıraktı gitti’ diye de ekliyorsunuz. Hozan Dino büyük bir hayal kırıklığı yaşadı diye düşündüm. Siz neler söylemek istersiniz.

Sizin de belirttiğiniz gibi, on yıldan uzun bir süre herhangi bir albüm çalışmam olmadı. Bunda ekonomik nedenlerin yanı sıra Kürt sanatçıların ülkesizlikten kaynaklanan çok başlı yaşamları da etkili oldu. Yaşamın her alanında olduğu gibi sanatta da bir sıfır yenik başlıyorsunuz. Yani bizim kaderimiz tarihsel Kürt mücadelesinin kaderiyle paralellik arz ediyor. Her sürecin ruhsal bir şekillenişi vardır. Geçmişte yaşadıklarımız, bizi yaşama bağlayan mücadele ruhunu, enerjisini ve o günleri paylaştığımız yol arkadaşlarımızın yokluğunu hissediyor olmanın bir sonucudur ‘Ey felekê ka bibêje emir kûda çû’. Sahte dostlara ve yetersiz yoldaşlıklara, ruhumu ve duygularımı kemiren kâbuslara bir sitemdir ömrümü sorgulamam. Kendi değerlerine yabancılaşan ve kendinden olanı değersiz ve yetersiz gören, Kürt mücadelesinin önde gelen kurum ve kuruluşlarınadır sitemim.

‘ADRESİ BELLİ OLAN DUYGULAR ESTETİKTEN VE DERİNLİKTEN UZAKTIR’

Son albümünüz her ne kadar medyada yer almasa da sosyal medyada çok konuşuldu ve çok beğenildi. Kürtler arasında Hozan Dino’nun çok özel bir yeri var. Şarkılarınızın söz ve müziğinin neredeyse tamamı size ait. Ayrıca sadece Kürt değil, Türk dinleyicileriniz de olduğu biliniyor. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde, Kürtler arasında bu kadar özel bir yerinizin olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef sizin de dile getirdiğiniz gibi yeni albümüm Kürt medyasında yer almadı. Doğrusu çok da şaşırdım diyemem. Bu alışageldik bir durum. Ancak on yıl gibi uzun bir aradan sonra çıkmasına rağmen sosyal medyada beklediğimden daha büyük bir ilgi gördü. Sizlerin de bildiği gibi her yerde görünmeyi pek seven biri değilim. Bu, sanatçıyı üretimden koparır. Kendine zaman ayıramadığın zaman üretmen mümkün değildir. Üretmeye çalışsan bile nitelik son derece sığ ve toplumsal gerçekliğe cevap olmayan eserler ortaya çıkar ki bununda sanatsal ve toplumsan bir karşılığı yoktur.

Başarıların tesadüflere bağlı olmadığına inanıyorum. Halkımızın beni sevmesi ve sahip çıkıyor olması eserlerimin duygu dünyasına cevap olabilmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Beni farklı kılan eserlerimdeki imge ve ifade dilinin farklılığıdır. Adresi belli olan duygular estetikden ve derinlikten uzaktır. Bu nedenle eserlerimdeki imgeler ve metaforlar yazım dilimin derinliğini belirler. Çok geniş bir kitleye ulaşmamın sebebi duygu yelpazemin etnik ve marjinal değil evrensel bir bakış ile dile getirebilme çabamdan kaynaklanıyor.

Kısa süre önce, “Bizi bağışlayın sevgili hocam ve Kürt müziğinin emekçisi, siz ‘Dewreşê Evdi’ ile başladınız biz de ‘Bilibendê’ ile devam ediyoruz” diye bir paylaşımınız oldu. Bunu biraz açar mısınız?

Aslında Kürt müziğinin içinde bulunduğu durumu ironik bir şekilde tartışmaya açmak istedim. Tarihsel doğal devinimini tamamlamadan, içinde bulunduğu yüzyılın ruhsal şekillenişine ayak uydurmak için yapay bir zorlama ile varlık mücadelesini veriyor olmasıyla birlikte nitelik olarak ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Oysa ki Kürt dengbêjlik geleneğinin binlerce yıla dayanan doğal bir gelişim süreci vardır. Kendi doğal mecrasında daha çok uzun süre kaynaklık yapabilecek sosyal, siyasal, kültürel ve felsefi bir zenginliğe sahiptir. Bu devasa zenginliği görmeyen ve popüler kültürün rüzgarı ile savrulan bir ‘sanat’ anlayışı gelişmiştir.

Gelişen teknoloji ve sosyal medya ile birlikte Kürt müziğinde yeni bir boyut kazandırdı. Bu hem tartışmaları beraberinde getirdi hem Kürtçenin gelişmesi yönünde bir araç haline geldi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir yandan ulusal ve uluslararası alanda varolma mücadelesi veren 50 milyonluk yasaklı bir halk gerçekliği, diğer yandan teknolojik imkanlardan faydalanabilme koşullarının olgunlaşmış olması, yasakların delinmesine olanak sağlamıştır. Diasporada yaşayan ve yaşadıkları ülkenin temel insan hak ve özgürlüklerinin vermiş olduğu imkanlardan faydalanan aktif kullanıcıların sosyal medyadaki Kürtçe paylaşımları dünyanın heryerinde yaşayan Kürtler tarafından görsel ve işitsel olarak takip edilmesine olanak sağlıyor. Kısmen de olsa Kürt müzik pazarının oluşması, maddi getirisi, Kürt müziğine yönelik ilginin artmasına neden oluyor. Bunun yanısıra Kürt ulusal mücadelesine endeksli olarak gelişen, misyon üstlenen sanatçıların gelişmesine, kitlelere kolayca ulaşmasının önünü açmıştır.

‘HERKESİN BAKIR DUYGULARI VARDIR’

‘Ödünç duygular ile sanat yapmıyorum’ demiştiniz bir söyleyişinizde. Tam olarak neyi kastediyorsunuz?

En güzel duygu insanın kendi iç dünyasından kopup gelendir. Eğer bunu şiire dökebilmişsen işte o zaman yüreğinin tercümanı olmuşsun demektir. Çünkü herkesin bakır duyguları vardır. Ve bunu başkasının bütünü ile hissetmesi pek olası değildir. Aksi, özlemi ve yaşama dair her şeyin derinliğini kendim hissettiğimde beni seven ve dinleyenler ile daha sağlıklı bir iletişim kurabiliyorum.

‘SERMAYESİ DUYGU OLANIN YAŞAMI PAMUK İPLİĞİNE BAĞLIDIR’

Tüm dünyayı eve kapatan korona virüsünden en çok zarar görenler arasında sanatçılar da var. Çünkü konserler yasaklandı. Sanatçılar ise online konserler düzenlemeye başladı. Siz bu sürede neler yaptınız? Dijital dünya konserlerini nasıl buluyorsunuz?

Evet maalesef korona virüsü yaşamın her alanını felç etti. Toplumsal olarak sonu kestirilemeyen bir sürece evrilmeye başladı. Bu durumda zarar gören kesimlerden biri de sanatçılardır. Maalesef yüze yakın sanatçı, içinde geçtikleri sürecin ağır travmalarına dayanamayarak yaşamlarına son vermişler. Sermayesi duygu olanın dünyası ve yaşamı pamuk ipliğine bağlıdır. Çünkü bizler çoğu zaman mantıkla değil duygu ile hareket ediyoruz. O yüzden erken dağılırız.

Serdar Ortaç, Kürtçe şarkıyı nasıl çaldığını anlattı: Kaldığım cezaevinde Kürt arkadaşlar vardı

Konserlerin yasaklanması sanatçıların kitlelerine ulaşabilmek için başka arayışlara girmelerine neden olmuştur. Bunlardan biri de sosyal medya konserleridir. Ancak her ne kadar sanatçının manevi dünyasını destekliyor gibi görünse de maddi olarak yaşamlarını idame edebilmelerine olanak sağlamamıştır. Bir sanatçı olarak heyecan duyduğumu ve motive olduğumu söyleyemem. Gerçek konser atmosferinden uzak heyecanı olmayan gözle ve enerji ile iletişim kuramadığın garip bir ortam. O nedenle bu tür konserleri çok seyrek veriyorum.

17 yıl yurtdışında yaşadınız. 2014’te Türkiye’ye geldiniz. Daha sonra yeniden yurtdışında yaşamaya karar verdiniz. Neden bu kararı aldınız?

Eğer doğduğum topraklarda yaşayabilme koşullarım yoksa, oranın dışındaki her yer benim için dünyanın herhangi bir yerinden farklı değildir. Zoraki öğretilmiş ortak bir dil ile sınırları belirlenmiş bir coğrafyada kendi anadiline yabancı ve kendi benliğimin katili olamam. Dini, dili, bir bütün olarak kültürü yabancı olan dünyanın herhangi bir ülkesinde özgür yaşayabiliyorken, bin yıldır aynı coğrafyada ortak toplumsal değerlere sahip ve ortak bir dili paylaştığın bir halk ile yaşayamıyor olmak acı bir durumdur. 22 yıllık sürgün bir yaşamın beni şekillendirdiği yeni bir yaşam tarzı ile geldiğim coğrafyadaki toplumsal dokunun uyumsuzluğu, beni kötünün iyisi tercihine mahkum kılmıştır.

Bir gün Türkiye’de yaşama gibi bir planınız var mı?

Ne zaman stranlar ve türküler acıyı ve ölümü yazmaya son verirse, boğazımda asılı kalan özgürlük stranları ile yaşamıyorsam bile sesimle geri döneceğim.

‘TARİH SİZİ HAK ETTİĞİ YERE KOYACAKTIR’

Diğer Kürt sanatçılar zaman zaman gündeme geliyor. Ya yeni albüm çıkardıklarında ya da konserler verdiğinde. Hatta verdikleri demeçlerden dolayı da gündem oluyorlar. Ancak siz ne albüm çıkardığınızda ne konser verdiğinizde gündeme geliyorsunuz. Bu kadar çok sevilen ve dinlenen bir sanatçı olmanıza rağmen sessiz kalmayı tercih ediyorsunuz anladığımız kadarıyla. Bunun nedeni nedir?

Sanatı ne amaçla yaptığınıza bağlıdır. Eğer pazar kaygısı yaşıyorsanız tabii ki kendinizi gündemde tutabilmek için mevcut koşulları kendi lehinize değerlendirmek ve her türlü reklamı yapmak istersiniz. Ancak içinde bulunduğunuz tarihsel olaylara şahitlik ediyorsanız ve bu misyonu üstenmişseniz, vicdani ve tarihi sorumluluklarınız bireysel egolarınızın önüne geçer. Bu bir tercihtir. Her zaman sonuçları sizi sevindirmeyebilir veya kişisel egolarınızı tatmin etmiyor olabilir. Bunun yanısıra bazı tercihlerin yanlış yapıldığı kanısındayım. Her zaman gündemde olmak aynı anda, daha hızlı bir aşınmayı beraberinde getirir. Sanat uzun soluklu bir mücadeledir. Her yerde olmak, çok konser vermek veya her zaman TV’lerde boy göstermek, çok seviliyor olmak anlamına gelmez. Eğer doğru bir şeyler yapmışsanız veya üretmişseniz, tarih sizi hakkettiğiniz yere koyacaktır. Yaşadığınız zamanı değil tüm zamanların sesi olabilirseniz işte o zaman asla ölmeyeceksiniz demektir.

‘KENDİ EVİMİZ KÜRDİSTAN’DA SUÇLU MUAMELESİ GÖRDÜK’

2008 yılında Kürdistan’a gittiniz ancak Hewlêr havaalanında içeri alınmadınız. Neler yaşandı o gün? Kürdistan’daki yetkililer yaşadığınız bu durum nedeniyle sizinle iletişime geçtiler mi?

Aslında pek hatırlamak istemediğim bir olay. Acı bir anı ve bende çok derin izler bıraktı. Sanatçı arkadaşım Hozan Aydın ve bir çok müzisyen arkadaş ile konser vermek üzere gittiğimiz Hewlêr yolculuğumuz hayatımıza, unutamayacağımız ve yüreğimize derin bir çentik atan bir travma oldu. Hewêr’e yaklaştığımızda verilen mücadelenin sonucu olan özgür topraklar diye kutsadığımız Güney Kürdistan semalarında ağlamaklı ve gururlu bir ruh hali ile buğulu gözlerle inişe geçmiştik. Gökyüzü berraktı. Güneş bile bir başka parlıyordu. Stranlarını ve mücadelesini haykırdığımız toprakların sanatçılarıydık ve evimize gidiyorduk. İkimiz de çok heyecanlıydık. İndikten sonra toprağı öpecektik ve kendimizden emin adımlarla Kürtçe konuşan polislere pasaportumuzu uzatacaktık. Öyle de oldu. Kendimizden çok emindik. Bütün pasaportları topladım ve gurup adına gişedeki memura uzattım. Hiçbir aksilik beklemiyorduk. Bizi tanımışlardı ve bizi görmekten çok memnunlardı. Bir telefon görüşmesi oldu ve gişedeki polislerin tavrı değişti. Evet bir terslik vardı. Bir anda karşımıza Türkmence konuşan biri dikiliverdi. Bize Hewlêr’e girişimizin mümkün olamayacağını söyledi.

İndiğimiz gün 1 Nisan gününe denk gelmişti. Bize şaka yaptıklarını düşündük. Fazla ciddiye almadık. Zaman ilerledikçe bunun bir şaka olmadığını anlamıştık. Garip olan herhangi bir gerekçe sunulmamış olmasıydı. Yaptığımız görüşmeler ve çabalarımız bir sonuç vermemişti. Geri dönmememiz halinde fiziki müdahale de bulunacaklarını ve gerekirse gözaltına alınıp bir sonraki uçakla geri gönderileceğimiz söylendi. Önce oturma eylemi yapmayı düşündük hatta pilot, ‘İsterseniz uçağı kaldırmayabilirim’ dedi ancak onlar da bizi tutuklamak ve zor kullanmakla tehdit edince, kendi halkından biri tarafından fiziki bir müdahaleye maruz kalmak ağır gelecekti. Belki de bizde çok daha derin bir travmaya neden olacaktı. Fotograflarımız çekildi, prosedüre göre fişlendik. Tıpkı bir suçlu gibi muameleye maruz kalmıştık. Apar topar geldiğimiz uçağa ite kalka bindirildik. Uçak havalanmıştı ancak zaman geçmiyordu. Tarifi imkanız bir acı yaşıyordum. Hayatımın en uzun yolculuğuydu. Kendi iç dünyamla hesaplaşırken inişe geçtiğimizi farketttim. Evet artık geri dönmüştük. Frankfurt Havaalanı’ndan ayrıldığımızda acılarımızıda paylaşmıştık. Hollanda’ya geldiğimde polis ‘evine hoş geldin’ dediğinde yüreğimde korkunc bir acı hissetttim. Evim dediğim yerden kovulmuştum ve misafir olduğum ülkenin polisi bana evine hoş geldin diyordu. Eve döndüğümde bunu kaleme almıştım. ‘Bitmeyen yolculuk’ diye evet halen yolda idim…

KÜRT BASINININ İLGİSİZLİĞİ…

İYİ Parti’nin 2018 yılında gerçekleşen kurultayında, söz ve müziğinin Murat İde’ye ait olduğu açıklanan ‘Bak İyiler Var’ isimli müziği çok konuşuldu. Müziğin sizin ‘Ez Zarokek Bênavim’ (Ben isimsiz bir çocuğum) şarkınıza olan benzerliğinden dolayı da tartışma yarattı. Herkes bununla ilgili yazıp çizdi ancak sizden bir cevap gelmedi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Çok iyi hatırlıyorum, uzun süre gündemi meşgul etmişti. Aynı sürece denk gelen Berdan Mardini ve Koray Avcı da aynı şekilde eserlerimi çalarak yeni eser diye piyasaya sürmüşlerdi. Öyle ya, Kürt sahipsizdi, sermayesi acıları idi ve birileri acılarımızı da çalmıştı. İşin garip tarafı bu kadar ses getiren ve Türkiye gündemini bir haftadan uzun süre meşgul eden bu olay Kürt basınında yer almamıştı. Kırgınlığımı ve sitemimi paylaştığım yazar dostum Mehmet Söğüt dışında kimse yazma ve sahiplenme gereği bile duymadı. AKP ve İYİ Parti arasındaki propaganda yarışının malzemesi haline getirmişlerdi. Bir yandan AKP, ‘İYİ Partinin seçim müziği PKK’li Hozan Dino’ya ait’ diye anti propaganda yapıyordu bir yandan İYİ Parti kendisini aklamakla meşguldü. Ulusal basın AKP’ye yaranmak adına bana her türlü sıfatı yamamakla meşguldü: Azılı PKK, PKK sempatizanı, PKK marşı vs… Tam da o süreçte yaptığım basın açıklaması, Türkiye’nin içinde bulunduğu seçim atmosferinin neden olduğu yoğunluk ve Kürt basınının ilgisizliği nedeniyle gündem dışı kaldı.

Yorumlar (0)
20
açık
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31