<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Emek</title>
    <link>https://www.gazeteemek.net</link>
    <description>Gazete Emek, son dakika Diyarbakır ve Van haberleri başta olmak üzere güncel haberleri yapar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteemek.net/rss/egitim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 18 Apr 2026 08:34:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rss/egitim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğretmenler okul saldırıları nedeniyle 2 gün okula gitmeyecek]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ogretmenler-okul-saldirilari-nedeniyle-2-gun-okula-gitmeye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ogretmenler-okul-saldirilari-nedeniyle-2-gun-okula-gitmeye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen, iki kentte okullara yönelik düzenlenen silahlı saldırıların ardından 16-17 Nisan’da iş bırakma kararı aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), son iki gün içinde ilk olarak Şanlıurfa ve ardından Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleşen silahlı saldırıların ardından 16 ve 17 Nisan tarihlerinde tüm kentlerde iş bırakma kararı aldığını duyurdu.</p>

<p>Açıklamada, yaşanan saldırıların eğitim alanındaki güvenlik sorunlarını bir kez daha gözler önüne serdiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, Onikişubat’taki ortaokula yönelik saldırıya ilişkin edindikleri bilgileri paylaştı. Güneş, saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.</p>

<p>‘Yaşam nöbeti sürecek’</p>

<p>Güneş, iş bırakma kararıyla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlatılan “yaşam nöbeti”nin de kesintisiz sürdürüleceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ogretmenler-okul-saldirilari-nedeniyle-2-gun-okula-gitmeye</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/i-m-g-7423.jpeg" type="image/jpeg" length="81096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da öğretmenler İstanbul’da öldürülen öğretmen için iş bıraktı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-ogretmenler-istanbulda-oldurulen-ogretmen-icin-is-bira</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-ogretmenler-istanbulda-oldurulen-ogretmen-icin-is-bira" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Çekmeköy’de bir lisede bıçaklanan öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesi ardından öğretmenler, il milli eğitim müdürlükleri ve Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde, “Artık yeter” diyerek eylem yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - İstanbul Çekmeköy’de bir lisede 17 yaşındaki öğrencinin bıçaklı saldırısının ardından öğretmen Fatma Nur Çelik hayatını kaybetmişti.</p>

<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/G5PdRcgTI_w?rel=0" style="position:absolute;top:0;left:0;width:100%;height:100%" width="640"></iframe></div>

<p>Fatma Nur Çelik’in katledilmesini protesto etmek için İstanbul’da tüm eğitim sendikaları iş bırakma kararı alırken EEğitim Sen, Eğitim İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Anadolu Eğitim Sendikası, TÖB-SEN ve TEÇ-SEN Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Öğretmenin cenazesi yapılan incelemelerin ardından sabah saatlerinde abisine teslim edildi. Cenazesi Konya’da defnedilecek.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Diyarbakır’da da öğretmenler iş bıraktı ve eylem yaptı.</p>

<p></p>

<p>Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklamayı Eğitim Sen 2 Nolu Şube Eş Başkanları Serhat Kılıç ve Duygu Özbay yaptı.</p>

<p></p>

<p>Açıklama şu şekilde:</p>

<p></p>

<p>OKULLARDA ŞİDDETE ARTIK YETER!</p>

<p></p>

<p>2 Mart Pazartesi günü İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ve bir öğrenci yaralanmış, yaralanan arkadaşlarımızdan biri tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir.</p>

<p>Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiziçin toplandık.</p>

<p>Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz.</p>

<p>Ancak açıkça ifade ediyoruz:</p>

<p>Bu saldırı münferit değildir.</p>

<p>Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir.</p>

<p>Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir.</p>

<p>Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır.</p>

<p>Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz:</p>

<p>Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.</p>

<p>o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.</p>

<p>o Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.</p>

<p>o Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.</p>

<p>o Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.</p>

<p>o Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.</p>

<p>o Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir.</p>

<p>Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez.</p>

<p>Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-ogretmenler-istanbulda-oldurulen-ogretmen-icin-is-bira</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/03/i-m-g-6180.jpeg" type="image/jpeg" length="22873"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya’dan AİHM ve HDP açıklaması]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkayadan-aihm-ve-hdp-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkayadan-aihm-ve-hdp-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AYM Başkanı Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını sağlama yetkilerinin bulunmadığını belirtti. Özkaya, Selahattin Demirtaş kararlarına ilişkin değerlendirmesinde sorumluluğun farklı mercilerde olduğunu vurgularken, Halkların Demokratik Partisi hakkındaki kapatma davasında esas inceleme aşamasına gelindiğini ve sürecin çok uzun sürmeyeceğini söyledi. Özkaya, ayrıca Can Atalay dosyasına da değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM'nin verdiği ihlal kararları, Can Atalay ve HDP'nin kapatılması davasıyla ilgili konuştu.<br />
Özkaya, Ankara Gölbaşı'nda bulunan Vilayetler Evi'nde basın mensuplarıyla iftarda bir araya geldi. Özkaya, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.<br />
Kadir Özkaya'ya, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu bağlamında Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması, mevcut mekanizmalardaki olası eksikliklere ilişkin soruya şu yanıtı verdi:<br />
"Sorunuzun bir kısmı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkisi kapsamında kaldığından bu hususta değerlendirmede bulunmam mümkün değil. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ilişkin sorunuzla ilgili olarak Anayasa'nın 153. maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümleri açık.<br />
"ÇOK SAYIDA İHLAL KARARININ GEREKLERİ YERİNE GETİRİLDİ"<br />
Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor. Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor. İfade ettiğim gibi bence kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok.<br />
Anayasa'nın 153. maddesine ilişkin ise şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz: Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararların hangilerinin yerine getirilip hangilerinin yerine getirilemeyeceğine ilişkin Anayasa’da bir ayrım söz konusu değil. 153. madde bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce yürürlüğe girmiştir, yani bireysel başvurunun kabulü tarihinde bu kural yürürlükteydi. Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre kararların yerine getirilmesi noktasında 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır diyebiliriz.<br />
Burada üzerinde durmamız gereken başka bir husus da bireysel başvuruyu Türk hukuk sistemine kazandıran anayasa değişikliğinin gerekçesidir. Yargı düzeni içerisinde nihai hâle gelmiş yani kesin hüküm hâline gelmiş kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir. Bireysel başvuru, Anayasa’nın teminat altına aldığı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de koruma altına aldığı bir hakkın bu karar nedeniyle ihlal edildiği düşünülüyorsa ihlalin ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruya imkân sağlayan bir yoldur. Burada dikkat etmemiz gereken husus yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş kararlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir. Diğer tarafta ise Anayasa’nın ilgili maddelerinde hem Danıştay'ın hem de Yargıtayın kendi yargı düzenleri içerisinde nihai karar mercii olduğu düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi ise yalnızca bu nihai kararın Anayasa’ya temas ettiği kısmıyla ilgili değerlendirme yapmaktadır. Öbür tarafta yine kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin bireysel başvuru kapsamında inceleme yapılamayacağı düzenleniyor. Farklılaşma burada ortaya çıkıyor.<br />
Yani bir taraftan kendi hukuk düzeni içerisindeki kesinleşmiş nihai kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir derken öbür taraftan Yargıtay ve Danıştayın kararları kesindir deniliyor. Bununla birlikte yalnızca temel haklara ilişkin olan kesinleşmiş kararlara karşı bireysel başvuruda bulunulmasına imkân tanınıyor. Bu noktada yorumu bir bütünsellik içinde yapmadığımız takdirde sorun çıkabilir. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir.</p>

<p>Öte yandan, şayet burada 'Anayasa Mahkemesi yetkisini aşıyor, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıyor.' yaklaşımından hareket edecek olursak istatistikler bize durumun aslında böyle olmadığını açık bir şekilde gösteriyor. Son beş yılda yaklaşık 55 bin başvurunun, 2025 yılında ise 9 bin 100 başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul edilemezliğine hükmedildiği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesi'nin kanun yolunda incelenecek hususlara ilişkin binlerce başvuruyu kanun yolu şikâyeti olduğu gerekçesiyle esastan incelemediği anlaşılıyor. Yani Anayasa Mahkemesi kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvuruları ayırıyor.<br />
"ANAYASA’YI GÖZETMEK DURUMUNDADIR"<br />
Peki, kanun yolu şikâyeti ile bireysel başvuru arasındaki sınır ne, bunu nasıl anlayacağız? Bu çok teknik bir husus, bunu çok genel ve özet olarak şöyle söyleyebilirim: Anayasa Mahkemesi'ne şikâyet edilen karara konu olan husus, Anayasa’da teminat altına alınmış olan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de ortak koruma alanında bulunan bir hakka temas ediyorsa yani anayasal bir temas varsa bu konu bireysel başvuru kapsamında incelenebilir. Başka bir deyişle kararda anayasal bir sorun varsa ve bu anayasal sorun temel haklara ilişkinse Anayasa Mahkemesi bu dosyaları bireysel başvuru yoluyla inceleyebilir. Bunun da temyiz incelemesi olarak nitelendirilmemesi gerekir.<br />
Tüm idari birimler ve yargı organları kararlarında Anayasa’yı gözetmek durumundadır. Bu, hem yetkileri hem de görevleri kapsamındadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa’nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesi'nin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesi'nin yorumu geçerli olacaktır."<br />
"TEKNİK ANLAMDA DOSYADA SONA GELİNDİĞİNİ SÖYLEYEBİLİRİZ"</p>

<p>AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili henüz bir karar vermedi. Davayla ilgili son durum nedir" sorusunu ise şöyle yanıtladı:<br />
"Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı. Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesine çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok. 520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor. Bunların 451’i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz. Bu eylemlerin tamamı soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş. Bu da yaklaşık 3 bin davaya tekabül ediyor. 840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz.<br />
Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesi'nde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir."<br />
YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ'NİN SUÇ DUYURUSU</p>

<p>"Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusu bulunmasıyla ilgili son durum nedir" sorusuna, Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" yanıtını verdi.<br />
ÖZKAYA'YA "CAN ATALAY" KARARI HATIRLATILDI<br />
Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alındığında Can Atalay sizce şu an milletvekili midir, değil midir" sorusuna şu yanıtı verdi:<br />
"Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay'ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa'nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesi'nin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti."<br />
AİHM'İN "SELAHATTİN DEMİRTAŞ" KARARI<br />
Başkan Özkaya, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Selahattin Demirtaş'la ilgili ihlal kararı" sorusuna da şöyle yanıtladı:</p>

<p>"Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal kararının niteliğine de bakarak eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmelerimiz de farklı yorumlanabiliyor. O nedenle bu tür konularda kararlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum."<br />
"YAKIN ZAMANDA BİR KEZ DAHA DEĞERLENDİRECEĞİZ"<br />
AYM Başkanı Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte kullandığı yürürlüğü durdurma yetkisinin yeni dönemde yeniden kullanıp kullanmayacağına ilişkin soru üzerine şunları söyledi: "Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının yazımı ve Resmi Gazete’de yayımlanması, yazım süreçlerinde yaptığımız değişiklikler doğrultusunda özellikle son 10 yılda önemli ölçüde kısalmıştır. Hatırladığım kadarıyla bugüne kadar, çok kapsamlı olan 703 sayılı KHK'ya ilişkin karar dışında, verildiği tarih ile Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih arasında 11 ayı aşan bir karar bulunmamaktadır. Bu 11 ay yanlış anlaşılmasın. Bu kadar uzayan çok fazla kararımız yoktur. Yürürlüğün durdurulması meselesi ise anayasa yargısında öteden beri tartışılan bir konudur.</p>

<p>Anayasa’da ve ilgili kanunlarda Anayasa Mahkemesine bu konuda açıkça verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi, 'Çoğun içinde az da vardır' anlayışıyla geçmişte içtihat yoluyla yürürlüğün durdurulması müessesesini kullanmıştır ve zaman zaman bu yola başvurmuştur.<br />
2014 yılından itibaren ise yürürlüğün durdurulması kararı verilmemiştir. Ancak bu durum, yürürlüğün durdurulması müessesesinin tamamen terk edildiği anlamına gelmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu müessesenin varlığını sürdürmekte, gerekli görülmesi hâlinde kullanılmak üzere muhafaza etmektedir. Karar sürelerinin önemli ölçüde kısalmış olması da bu konuda ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmesinde etkili olmaktadır. Nitekim bazı kararlarımız 4 ay içerisinde Resmi Gazete’de yayımlanabilmektedir. İtiraz yoluyla gelen başvurular bakımından ise büyük ölçüde 5 aylık anayasal süreye uygun hareket edilmektedir. Bu konuda dile getirilen eleştiriler bizim için kıymetlidir. Heyet olarak yürürlüğün durdurulması müessesesini daha önce gözden geçirdik, yakın zamanda bir kez daha değerlendireceğiz."<br />
"EYLÜL AYI İTİBARIYLA HAYATA GEÇİRMEYİ HEDEFLİYORUZ"<br />
Kadir Özkaya, "Yüksek Mahkeme'nin yapay zekâyı hangi alanlarda kullanacaksınız ve yapay zekâya geçiş için bir tarih verebilir misiniz" sorusunu da şöyle yanıtladı:</p>

<p>"2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi noktasında yapay zekadan yararlanmayı planlıyoruz. Burada şu hususa dikkat çekmek isterim, yapay zekanın çalışmalarına ve bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkan ürüne hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yani yapay zeka, raportörlerimize hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak. Yapay zekanın üreteceği ürün raportörler tarafından mutlaka kontrol edilecek, bu çıktıların doğruluğu test edilecek ve gerekli kontrollerin ardından o çalışmalardan istifade edilecek.<br />
İkinci aşama olarak ise dosyaların kategorize edilmesinde, dosyaların değerlendirme safhasının öncesinde yapay zekadan yararlanmayı hedefliyoruz. Bu noktada yapay zeka, Anayasa Mahkemesi'nin benzer konularda daha önce verdiği kararlardan hareketle dosyalara ilişkin önerilerde bulunabilecek. Bu süreç de aynı şekilde kontrolden geçtikten, denendikten ve hata oranı çok düşük olduğu tespit edildikten sonra uygulamaya girecek. Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak, dosyanın esasının inceleme aşamasında yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekanın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak.<br />
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamındaki kararlarının büyük çoğunluğunu kabul edilemezlik kararları oluşturuyor. Yani kabul edilemezlik kararı ile sonuçlanan binlerce dosya, daha işin esasına girmeden karara bağlanıyor. Çok yüksek orandaki bu dosyalar, belli başlı bazı kriterleri taşımadığı için kabul edilemez bulunuyor. Hukuki değerlendirme gerektirmeyen yani objektif unsurlar içeren kriterlerin değerlendirilmesi noktasında yapay zeka bize katkı sağlayabilir diye düşüyoruz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p>/Kaynak: Birgün/</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkayadan-aihm-ve-hdp-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/images-2026-02-26t134909092.jpeg" type="image/jpeg" length="76061"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kürtçe seçmeli ders için son başvuru tarihi 20 Şubat]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/kurtce-secmeli-ders-icin-son-basvuru-tarihi-20-subat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/kurtce-secmeli-ders-icin-son-basvuru-tarihi-20-subat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim-öğretim yılı seçmeli ders sürecinde tercihlerin 20 Şubat’a kadar sisteme girilmesi gerektiğini duyurdu. Kürtçe derslerinde sınıf açılabilmesi için en az 10 öğrenci şartı sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından 5 Şubat 2026 tarihinde okullara gönderilen resmi yazıda, 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin seçmeli ders tercihlerinin dikkatle yapılması istendi. Yazıda, tercihlerin kitap basımı ve öğretmen kadro planlamasında belirleyici olacağı vurgulandı.<br />
2026-2027 eğitim-öğretim yılında ortaokullarda okutulacak seçmeli dersler için tercih dönemi sürerken, okul yönetimleri velilerin taleplerini en geç 20 Şubat’a kadar sisteme girmeleri gerektiğini hatırlattı. Yetkililer, bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerin planlamaya dahil edilemeyebileceğine dikkat çekti.<br />
Kürtçe dersleri için ‘10 öğrenci’ şartı<br />
2012 yılından bu yana ortaokullarda seçmeli ders olarak okutulan Kürtçe için sınıf açılabilmesi, Kurmancî ve Kirmanckî lehçeleri açısından ayrı ayrı olmak üzere, en az 10 öğrencinin dersi tercih etmesine bağlı. Şartların sağlanması halinde öğrenciler haftada iki saat ana dillerinde eğitim alabiliyor. Başvuru sayısının 10’un altında kalması durumunda ise ilgili lehçe için sınıf açılamıyor.<br />
Geçen yıl yaklaşık 60 bin öğrenci tercih etti<br />
Geçen yıl mayıs ayında yayımlanan verilere göre, 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için Türkiye genelinde toplam 59 bin 362 öğrenci Kürtçe dersini seçti. Bu öğrencilerin 50 bin 809’u Kurmancî, 8 bin 563’ü ise Kirmanckî lehçesini tercih etti.<br />
Seçmeli dersler listesinde Kürtçenin yanı sıra Adigece, Abazaca, Lazca, Gürcüce, Boşnakça ve Arnavutça gibi “yaşayan diller” de yer alıyor.<br />
Öğretmen eksikliği nasıl giderilecek<br />
Bakanlık, tercih edilen dersler için okulda yeterli öğretmen bulunmaması halinde izlenecek yolu da belirledi. Buna göre, öncelikle diğer okullardan öğretmen görevlendirmesi yapılacak. İhtiyacın karşılanamaması durumunda ise ücretli öğretmenler aracılığıyla derslerin verilmesi sağlanacak.<br />
Velilere ve okul yönetimlerine çağrı<br />
Eğitim uzmanları, ders kitaplarının zamanında basılması ve öğretmen görevlendirmelerinin sağlıklı yapılabilmesi için velilerin 20 Şubat’a kadar okullara yazılı ya da elektronik ortamda başvurmasının kritik olduğunu vurguluyor. Okul müdürlüklerinin de bu talepleri e-Okul ve MEBBİS sistemlerine süresi içinde işlemesi gerekiyor.<br />
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ise veliler ve öğrencilerin seçmeli ders sürecinde hak kaybı yaşamaması için süreci bir infografikle anlatarak bilgilendirme yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1536" src="https://gazeteemeknet.teimg.com/gazeteemek-net/uploads/2026/02/secmeli-ders-882x1536.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="882" /></p>

<p><br />
/Kaynak: İlke Tv/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/kurtce-secmeli-ders-icin-son-basvuru-tarihi-20-subat</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/932644-image1.jpg" type="image/jpeg" length="33128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cumartesi Anneleri’nin 1090'ıncı hafta eylemi: Rıdvan Karakoç'un failleri yargılansın]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/cumartesi-annelerinin-1090inci-hafta-eylemi-ridvan-karakocun-failleri-yargilansin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/cumartesi-annelerinin-1090inci-hafta-eylemi-ridvan-karakocun-failleri-yargilansin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi Anneleri, gözaltında katledilen Rıdvan Karakoç’un katledilmesine ilişkin sorumluların tespit edilip faillerin yargılanmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybettirilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydan’ında düzenledikleri eylemin 1090’ıncısını düzenledi. Karanfiller ve kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri işkenceyle katledilen Rıdvan Karakoç’un failleri sordu.</p>

<p><br />
Basın metnini okuyan gözaltında kaybettirilen Fehmi Tosun'un kızı Besna Tosun, yeni atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye seslenerek, “Kamu düzenini sağlamakla görevli olan İçişleri Bakanlığı, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını güvence altına almakla da yükümlüdür. Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri buluşmalarına yönelik mekân yasağına ve kişi sınırlaması uygulamasına derhal son verilmelidir. Anayasa Mahkemesi kararları eksiksiz uygulanmalı, barışçıl toplantılara yönelik müdahale pratiği terk edilmelidir. Devletin görevi, kayıp yakınlarının sesini kısmak değil; hak arama özgürlüğünü güvence altına almaktır. İçişleri Bakanlığı’nın hukuka uygun bir tutum alarak haklarımızı ihlal eden bu uygulamaya son vermesini bekliyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
“Gözaltına alındığı inkar edildi”</p>

<p><br />
Bu haftaki eylemde 31 yıl önce gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un hikayesi için bir araya geldiklerini belirten Besna Tosun, şunları dile getirdi: “Rıdvan Karakoç, İstanbul’da yaşıyor; Kürt siyasi partileri ve kültür-sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin emniyette verdiği ifade gerekçe gösterilerek hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Rıdvan’ı arayan polisler, ailesinin evini gözetim altına aldı. Zaman zaman eve baskınlar düzenleyerek aileyi, ‘Rıdvan’ı bize getirin; getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz’ sözleriyle tehdit etti. Eve gidemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli olarak haberleşti. Ancak bu tarihten sonra kendisiyle tüm bağlantı kesildi. Ev üzerindeki polis ablukası kaldırıldı, baskınlar sona erdi. Rıdvan’dan bir daha haber alınamadı. Karakoç Ailesi, evlatlarından bir iz bulabilmek için tüm yetkili mercilere başvurdu. Ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları aynı yanıtı verdi: ‘Bizde yok.’”<br />
Devletin ‘faillerden hesap sorulmayacak’ mesajı<br />
Karakoç ailesinin ısrarlı arayışı ardından Karakoç’un işkence izleri taşıyan cenazesi Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunduğunu aktaran Besna Tosun, “Ailesi her yerde onu ararken, cansız bedeninin savcılık dâhil resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildiği ve emniyette parmak izi kaydı olmasına rağmen ‘kimliği meçhul kişi’ olarak defnedildiği ortaya çıktı. Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, 31 yıl boyunca rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı. Soruşturma makamları, suçun faillerini tespit etmek ve yargı önüne çıkarmak için harekete geçmedi. Devlet, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek Karakoç Ailesi’ne ve kayıp yakınlarına ‘hesap sorulmayacak’ mesajı verdi” şeklinde konuştu.</p>

<p><br />
“Gerçeğin üzerini örtmekten vazgeçin”</p>

<p><br />
Adili makamlara seslenerek Karakoç dosyasında etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmesi gerektiğine vurgu yapan Besna Tosun, “Arşivleri açın, sorumluları tespit edin ve yargı önüne çıkarın. Zamanaşımı ve cezasızlık politikalarıyla gerçeğin üzerini örtmekten vazgeçin. Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p><br />
Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/cumartesi-annelerinin-1090inci-hafta-eylemi-ridvan-karakocun-failleri-yargilansin</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/334079.jpg" type="image/jpeg" length="34932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim Sen: Laik ve bilimsel eğitim tehdit altında]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/egitim-sen-laik-ve-bilimsel-egitim-tehdit-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/egitim-sen-laik-ve-bilimsel-egitim-tehdit-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin tekçi ve ideolojik bir anlayışla kurgulandığını, bilimselliği ve eleştirel düşünceyi tasfiye ettiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Eğitim Sen, sendika genel merkezinde “Mesleğimizin itibarı ve öğrencilerimizin geleceği için mücadeleyi büyütüyoruz” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, eğitim emekçilerinin emeğinin görmezden gelindiğini, mesleki onurlarının sistematik biçimde hedef alındığını ifade etti.</p>

<p><br />
Irmak, “Yıllar içinde biriktirdiğimiz mesleki itibar bilinçli politikalarla aşındırılıyor. Bizler yalnızca müfredatı aktaran uygulayıcılar değil, toplumun geleceğini kuran eğitim ve bilim emekçileriyiz. Buna rağmen eğitim alanının tüm bileşenleri bugün ağır bir baskı ve değersizleştirme altında” dedi.</p>

<p><br />
‘Mesleki özerklik yok edilme noktasında’</p>

<p><br />
Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni eleştiren Irmak, modelin ideolojik saiklerle hazırlandığını savundu. Irmak, “Bu müfredat anlayışı öğretmen emeğini değersizleştiriyor, eğitim emekçilerini merkezi talimatların basit birer uygulayıcısı haline getirmeyi hedefliyor. Mesleki özerkliğimiz dar kalıplar ve ideolojik yönlendirmelerle yok edilme noktasına gelmiştir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Eğitim emekçilerinin asli görevleri dışında bırakıldığını vurgulayan Irmak, öğretmenliğin sosyal sorumluluk projeleri, idari işler ve dijital angaryalarla kuşatıldığını, mesai saati gözetilmeksizin yürütülen bir angarya rejimine dönüştürüldüğünü söyledi.</p>

<p><br />
‘Ek ders gelirleri yüzde 30 geriledi’</p>

<p><br />
Irmak, eğitim ve bilim emekçilerinin ekonomik koşullarının da giderek kötüleştiğini belirterek, “Son üç yıl içinde ek ders ödemelerinin maaş içindeki oranı yaklaşık yüzde 30 gerilemiştir. Bu ücretler artık barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçları dahi karşılayamaz hale gelmiştir” dedi.<br />
Vergi yükünün ücretliler üzerinde yoğunlaştığını, sermayeye tanınan muafiyetlerin ise gelir adaletsizliğini derinleştirdiğini kaydeden Irmak, 2008 öncesi ve sonrası kamu emekçileri arasında emeklilik hakları açısından ciddi bir uçurum oluştuğunu da vurguladı.</p>

<p><br />
‘Bilimsellik ve laiklik zayıflatılıyor’</p>

<p><br />
Irmak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin eğitim alanını belirli bir siyasal-ideolojik çizgiye göre yeniden şekillendirdiğini savunarak, “Tek din, tek mezhep anlayışına dayalı bir kültürel kimlik inşası hedefleniyor. Bu yaklaşım, bilimselliği ve nesnel bilgi üretimini zayıflatıyor. Yeni model, öğrencinin analitik muhakeme yeteneğini ezbere dayalı bir sisteme hapsetmektedir” dedi.<br />
ÇEDES gibi projelerle okulların dini kurum ve yapılar için faaliyet alanına dönüştürüldüğünü öne süren Irmak, bunun laiklik ilkesini fiilen ortadan kaldırdığını söyledi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin de bilinçli biçimde dışlandığını belirten Irmak, kız çocuklarının ve kadınların geleneksel rollere hapsedildiğini ifade etti.</p>

<p><br />
‘İtaati yücelten bir nesil hedefleniyor’</p>

<p><br />
Müfredata eklenen savunma sanayii ve milli güvenlik vurgulu içeriklerin barış ve insan hakları gibi evrensel değerleri geri plana ittiğini dile getiren Irmak, “Millî güvenlik kaygılarının pedagojik süreçlere bu denli nüfuz etmesi, eleştirel düşüncenin bastırıldığı ve itaati yücelten bir neslin hedeflendiğini gösteriyor” dedi.<br />
Irmak, Eğitim Akademileri’nin öğretmenlerin mesleki gelişiminden çok ideolojik bir denetim mekanizması olarak kurgulandığını savundu.</p>

<p><br />
‘Mücadeleyi birlikte büyütelim’</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Eğitim ve bilim emekçilerine çağrıda bulunan Irmak, “Sessiz kalmak bu karanlık tabloyu kabullenmek demektir. Öğrencilerimize ve topluma karşı sorumluluğumuz var. Eğitim Sen çatısı altında örgütlü mücadeleyi birlikte büyütelim; emeğimizin çalınmasına ve çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına birlikte dur diyelim” dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>/ Kaynak: Anka /</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/egitim-sen-laik-ve-bilimsel-egitim-tehdit-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/egitim-sen.jpeg" type="image/jpeg" length="98606"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim Sen raporu: Hatay’da eğitimde kopuş derinleşiyor]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/egitim-sen-raporu-hatayda-egitimde-kopus-derinlesiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/egitim-sen-raporu-hatayda-egitimde-kopus-derinlesiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim Sen’in raporuna göre Hatay’da okul terki artarken, öğrenciler ve öğretmenler barınma ve altyapı sorunları nedeniyle eğitimden kopma riskiyle karşı karşıya.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Eğitim Sen, Hatay’da depremin üçüncü yılına yaklaşılırken deprem bölgesinde eğitimin durumuna ilişkin hazırladığı kapsamlı raporu kamuoyuyla paylaştı. KESK Koordinasyon Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında raporu Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş açıkladı. Raporda, aradan geçen yaklaşık üç yıla rağmen eğitim alanındaki sorunların derinleşerek sürdüğü vurgulandı.<br />
Eğitim Sen’in raporuna göre, 6 Şubat depremlerinden 11 ilde yaklaşık 4 milyon öğrenci ve 200 bin civarında öğretmen etkilendi. Türkiye genelinde her 5 öğrenciden biri (yüzde 21,4) ve öğretmenlerin yüzde 19,1’i hala deprem bölgesinde yaşamını sürdürüyor. Buna karşın eğitim altyapısındaki sorunların büyük bölümü çözülebilmiş değil.<br />
Hatay’ın Antakya ilçesinde kalıcı konutların tamamlanmamış olması nedeniyle yaklaşık 25 hala konteyner kentlerde eğitim-öğretime devam ediyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bazı okul binalarının kamu kurumları tarafından boşaltılmaması ise eğitim hakkının önündeki önemli engellerden biri olarak öne çıkıyor. Defne ilçesindeki Selim Nevzat Şahin Anadolu Lisesi binası İl Emniyet Müdürlüğü tarafından, Samandağ’daki Turgut Reis Anaokulu ise adliye binası olarak kullanılmaya devam ediyor.<br />
Okulsuz mahalleler, yapılmayan okullar<br />
Raporda, deprem öncesinde yaklaşık 10 bin nüfusa sahip Defne ilçesine bağlı Armutlu Mahallesi’nde okul öncesi, ilkokul ve ortaokul bulunmasına rağmen, yeni imar planında okul alanına yer verilmediği belirtildi. Yapılan girişimler ve tepkiler sonrası okul yapılacağı yönünde sözler verilmiş olsa da konuya ilişkin resmi bir açıklamanın hâlâ yapılmadığı ifade edildi.<br />
Benzer bir durum rezerv alan ilan edilen Antakya’daki Elektrik Mahallesi için de geçerli. Konutların bitme aşamasına geldiği mahallede Cengiz Topel Okulu için alan ayrılmış olmasına rağmen okul binasına ilişkin somut bir adım atılmadı. Deprem sonrası yıkılan Hacı Ali Nurlu Lisesi ile Çekmece Yılmaz Nurlu İlkokulu binalarının da aradan geçen zamana rağmen yeniden yapılmadığı raporda yer aldı.<br />
Isınma, elektrik ve internet sorunları<br />
Eğitim Sen, sık sık yaşanan elektrik, internet ve su kesintileri ile ısınma problemlerinin eğitim-öğretimi ciddi biçimde olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Yeni yapılan okul binalarında dahi altyapı ve ısınma sorunlarının devam ettiği, güçlendirme yapılan ve katı yakıttan doğalgaza geçirilen okullarda da benzer problemler yaşandığı belirtildi. Kış koşullarına rağmen onlarca okulda ısınma sorununun çözülemediği, yalnızca Antakya ilçesinde yaklaşık 20 okulda bu problemin sürdüğü kaydedildi.<br />
Hatay’da tek Güzel Sanatlar Lisesi olan Bedi Sabuncu Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi’nin pansiyon bölümünde yaşanan ısınma sorunları nedeniyle öğrencilerin evlerine gönderilmesi, durumun vahametini gözler önüne seren örneklerden biri olarak rapora yansıdı.<br />
Eğitim emekçiler 21 metrekarede barınıyor<br />
Raporda, eğitim emekçilerinin barınma sorununun da devam ettiği vurgulandı. Kalıcı konutlar tamamlanmamış olmasına rağmen konteyner kentlerde kalan kamu emekçilerinin konteynerleri boşaltmaları için sık sık tebligatlar gönderildiği belirtildi. Rezerv alan içinde konutları bitmeyen, hak sahibi olmasına rağmen TOKİ konutlarına taşınamayan ya da güçlendirme çalışmaları tamamlanmayan emekçilerin de aynı baskıyla karşı karşıya olduğu ifade edildi.<br />
Yaklaşık 21 metrekarelik konteynerlerde yaşamaya zorlanan emekçilerin büyük bölümünün başka bir barınma alternatifi bulunmadığına dikkat çekildi. Hatay’a ilk atama ile gelen yaklaşık 4 bin 500 öğretmen başta olmak üzere çok sayıda eğitim emekçisinin, eğitim-öğretim yılı sonunda tayin döneminde yer değiştirme ihtimali göz önünde bulundurularak tahliyelerin yaz aylarına bırakılması gerektiği vurgulandı. Kış ortasında konteyner kentlerin boşaltılmasının yalnızca emekçileri değil, çocukların eğitimini de olumsuz etkileyeceği belirtildi.<br />
Öğrenci sayılarında büyük düşüş söz konusu<br />
Eğitim Sen raporunda, Antakya ve Defne ilçelerindeki öğrenci sayılarındaki çarpıcı düşüşe de yer verildi. Antakya ilçesinde toplam öğrenci sayısı deprem öncesinde 118 bin 406 iken, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında bu sayı 72 bin 65’e düştü. Defne ilçesinde ise deprem öncesi yaklaşık 36 bin olan öğrenci sayısı 2025-2026 döneminde 23 bin 991’e geriledi. Hatay genelinde deprem öncesinde yaklaşık 500 bin olan öğrenci sayısının bugün 400 bin civarına düşmüş olması, raporda eğitime erişimde yaşanan sorunların somut göstergesi olarak değerlendirildi.<br />
Okul terki artıyor, destekler yok<br />
Raporda özellikle ortaöğretimde okul terkinin giderek artmasının endişe verici olduğu vurgulandı. Deprem bölgesindeki öğrencilerin dezavantajlı koşullara rağmen yeterince desteklenmediği ifade edildi. Ücretsiz bir öğün yemek, temiz içme suyu ve ulaşım taleplerinin görmezden gelindiği; ekonomik desteklerin sunulmamasının ise eğitimden kopuşu hızlandırdığı belirtildi.<br />
Kamu kaynakları özel okullara<br />
Eğitim Sen, deprem bölgesindeki öğrencilere ücretsiz yemek ve temiz su sağlanmazken kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasına da sert eleştiriler yöneltti. Genel seçimler sonrası tasarruf gerekçesiyle ülke genelinde okul öncesinde okul yemeği uygulamasının sonlandırıldığı, yalnızca deprem bölgesinde sürdürüleceğinin açıklanmasına rağmen 2024-2025 eğitim-öğretim yılı başında deprem bölgesinde de bu uygulamaya son verildiği hatırlatıldı.<br />
Buna karşın çocukların okul yemeği için ayrılması gereken kaynakların, 26 Eylül 2024’te ve 2025 yılında Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliklerle özel okul sahiplerine “eğitim ve öğretim desteği” adı altında aktarıldığına dikkat çekildi. Eğitim Sen, bu tercihin Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikalarındaki yönelimi açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.<br />
En dezavantajlı gruplar daha da yalnız<br />
Raporda, özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler, göçmen çocuklar ve kız çocuklarının deprem bölgesinde en dezavantajlı kesimler olduğu belirtildi. Bu gruplara yönelik özel ve kapsayıcı politikaların hayata geçirilmemesinin, eğitimde eşitsizlikleri daha da derinleştirdiği ifade edildi.<br />
Eğitim Sen, raporun sonunda deprem bölgesinde eğitimin kamusal bir hak olarak ele alınması, öğrenciler ve eğitim emekçileri için acil ve kalıcı çözümler üretilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: Evrensel </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/egitim-sen-raporu-hatayda-egitimde-kopus-derinlesiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/332717.jpg" type="image/jpeg" length="83046"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meteoroloji’den 14 kent için sarı kodu uyarı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/meteorolojiden-14-kent-icin-sari-kodu-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/meteorolojiden-14-kent-icin-sari-kodu-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcaklık kuzey, iç ve batı kesimlerde artarken, yurdun kuzeyinde ve doğusunda mevsim normallerinde seyrediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı ve Orta Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısının yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.<br />
Kıyı Ege’de kuvvetli yağış uyarısı<br />
Kıyı kesimlerde sağanak ve gök gürültülü sağanak, iç ve batı kesimlerde yağmur ve karla karışık yağmur, yükseklerinde ve yağış beklenen doğu kesimlerde kar şeklinde görülecek yağışların, Marmara ve Ege’nin batısı, Batı Akdeniz, Doğu Akdeniz’in doğusu ile Güneydoğu Anadolu’nun batısında kuvvetli, Ege ve Batı Akdeniz kıyılarında ise yer yer çok kuvvetli ve şiddetli olması bekleniyor.<br />
14 kent için ‘sarı’ alarm verildi<br />
Meteoroloji tarafından şiddetli sağanak, fırtına ya da kar yağışı nedeniyle ‘sarı’ kodlu uyarıda bulunulan 14 ilimiz şöyle: “Adıyaman, Antalya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Gaziantep, Isparta, İzmir, Manisa, K.Maraş, Muğla, Şanlıurfa, Kilis ve Osmaniye.”<br />
Çığ tehlikesi<br />
Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun doğusunda yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi bulunmaktadır.<br />
Sıcaklık<br />
Hava sıcaklığının kuzey, iç ve batı kesimlerde artacağı, yurdun kuzey kesimlerinde mevsim normallerinin üzerinde, diğer yerlerde normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor.<br />
Rüzgar<br />
Rüzgarın genellikle güneyli yönlerden, Doğu Akdeniz’de kuzeydoğu ve doğulu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu’nun güneyi ve Orta Karadeniz’in iç kesimlerinde güney ve güneydoğu yönlerden kuvvetli, yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde esmesi bekleniyor.<br />
Son tahminlere göre illerde beklenen hava durumu:<br />
Ankara: 5, Aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, kuzey çevreleri ile yüksek kesimleri yer yer kar yağışlı<br />
İstanbul: 9, Sabah saatlerinde Avrupa yakası yerel kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak yağışlı<br />
İzmir: 14, Yer yer çok kuvvetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı<br />
Bursa: 12, Aralıklı sağanak yağışlı<br />
Çanakkale: 15, Aralıklı sağanak yağışlı<br />
Edirne: 7, Aralıklı sağanak yağışlı<br />
A.Karahisar: 7, Aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksek kesimleri sabah saatlerinde kar yağışlı<br />
Denizli: 13, Aralıklı yağmurlu, yüksek kesimleri sabah saatlerinde karla karışık yağmurlu<br />
Muğla: 9, Yer yer çok kuvvetli ve şiddetli olmak üzere, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı<br />
Adana: 11, Aralıklı sağanak yağışlı<br />
Antalya: 14, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı<br />
Hatay: 6, Aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı, yüksek kesimleri karla karışık yağmurlu<br />
Isparta: 6, Aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksek kesimleri kar yağışlı<br />
Eskişehir: 6, Aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksek kesimleri kar yağışlı<br />
Kayseri: 3, Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı<br />
Konya: 7, Aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu<br />
Bolu: 8, Aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksekleri kar yağışlı<br />
Düzce: 10, Aralıklı yağmurlu<br />
Zonguldak: 11, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Sinop: 14, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Amasya: 7, Öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmurlu<br />
Samsun: 13, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Trabzon: 14, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Rize: 12, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Erzurum: -3, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Kars: -4, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Malatya: 0, Sabah saatlerinden itibaren aralıklı kar yağışlı<br />
Van: -1, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Şanlıurfa: 4, Öğle saatlerinden itibaren kar yağışlı<br />
Batman: 4, Parçalı ve çok bulutlu<br />
Diyarbakır: 3, Öğle saatlerinden sonra aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı<br />
Gaziantep: 2, Sabah saatlerinden itibaren aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı<br />
Mardin: 3, Parçalı ve çok bulutlu</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: İlke Tv</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/meteorolojiden-14-kent-icin-sari-kodu-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/01/kar-3.jpg" type="image/jpeg" length="45903"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti: MESEM’ler kapatılsın, çocuk ölümleri son bulsun]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dem-parti-mesemler-kapatilsin-cocuk-olumleri-son-bulsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dem-parti-mesemler-kapatilsin-cocuk-olumleri-son-bulsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti, MESEM’ler eliyle yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin MEB önünde açıklama yaptı. Açıklamada, iktidarın çocukları ucuz iş olarak gördüğünü belirtilerek, ‘Çocuk ölümlerinden MEB sorumludur, MESEM’ler derhal kapatılmalıdır’ denildi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek</strong> - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk, Emek ve Eğitim Politikaları komisyonları, Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) kapatılması ve çocuk ölümlerine son verilmesi talebiyle Milli Eğitim Bakanlığı önünde açıklama yaptı. “MESEM’ler derhal kapatılsın, çocuk ölümleri son bulsun” pankartının taşındığı açıklamada, basın metnini DEM Parti Emek Komisyonu Eş Sözcüsü Sevtap Aktar ile Çocuk Komisyonu Sözcüsü İhsan Saylan okudu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Çocuk Komisyonu, Eğitim Politikaları Komisyonu ve Emek Komisyonu Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) ilişkin Ankara’da bulunan Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>DEM Parti, Kilis’te inşaatın 8’inci katından düşen 17 yaşındaki Murat Can Eryılmaz’ın ölümünü hatırlatarak, son 6 ayda MESEM nedeniyle 8 çocuğun yaşamını yitirdiğini söyledi. Açıklamada Eryılmaz ile birlikte, Zekai Dikici, Erol Can Yavuz, Ulaş Dumlu, Ömer Girgin, Ömer Çakar, Yiğit Zamanis ve Arda Tombul isimli çocuklarında MESEM nedeniyle hayattan koparıldığına dikkat çekildi.</p>

<p></p>

<p>İstismar arttı</p>

<p>2021 yılında tepkilere rağmen hayata geçirilen 4+4+4 eğitim düzenlenmesinin uygulanmasıyla birlikte AKP iktidarının çocukların yaşam ve eğitim hakkını hiç saydığını belirterek, “Çalışma hayatında yetişkinlerle çarpık bir şekilde eşitlenen ve sayıları yüz binleri bulan çocukların sömürü ve istismarı arttı” dedi.</p>

<p>Öğrenciler çalışırken ölüyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>MEB’in MESEM’i “öğrenciler okurken çalışıyor” sözleriyle övdüğü ifade edilen açıklamada, “Biz ise iktidarın gurur duyduğu bu duruma karşı diyoruz ki “Mesleki teknik eğitim öğrencileri çalışırken ölüyor! İktidarın gurur duyduğu şey nedir? Çok açık ki çocukların staj adı altında ucuz iş gücü olarak çalıştırılması… Çocukların 14-15 yaşından itibaren patronların kar hırsına ve insafına terk edilmesi, üstelik bunun bizzat MEB eliyle yapılması… Devletin kendi kurumlarıyla çocuk istismarının yolunu açması… Bu zihniyet, iktidarın çocuklara yaklaşımını da gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yoksul ailelerin çocukları</p>

<p>MESEM eliyle çalışırken yaşamdan kopartılan çocukların yoksul çocuklar olduğu ifade edilen açıklamada, “‘Bir gün okulda, dört gün işyerinde eğitim’ gibi makyajlı sözlerle yoksulların çocukları işçileştiriliyor ve yoksulluk onların da kaderi olsun isteniyor” denildi.</p>

<p>MEB adeta şirket rolü oynuyor</p>

<p>MEB’in çocukları asgari ücretin yüzde otuzuna denk gelen ücretle çalıştırdığına dikkat çekilen açıklamada, “Yani çocuklar ucuz emek sömürüsüne maruz bırakılırken aynı zamanda vergilerden elde edilen bir kamu kaynağı sermayeye transfer ediliyor. 14-15 yaşında çalışmaya başlayan çocuklar, örgün eğitimden uzak ve denetimin sadece koordinatör öğretmene bırakıldığı bir sistemde çalıştırılıyorlar. MEB adeta bir şirket rolü oynarken bu birimin bakanları da her dönemin patronu haline geliyor. AKP’nin milli eğitim bakanları, “Haftada 1 gün okul!”, “Maaş ve sigorta!”, “İş garantisi!” gibi sermayenin sihirli sözleriyle öteden beri MESEM’lere yoksul öğrencileri çekmeye devam ediyorlar” denildi.</p>

<p>MESEM’ler derhal kapatılmalı</p>

<p>Açıklamada, devletin zorunlu eğitim kapsamındaki çocukları ucuz iş gücü olarak görüp ölümlere zemin yaratmasınının istismar ve suç olduğu belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>“Açıktır ki; çocuk yoksulluğunu fırsata çeviren ve eğitime destek adı altında kamu kaynaklarından sermayeye kaynak aktaran MEB, çalışırken ölen, sakat bırakılan bu çocukların yaşadıklarının birinci dereceden sorumlusudur. Bu nedenle işçileştirilen çocuk cinayetlerinin hesabını verecek olan Milli Eğitim Bakanlığıdır, bu iktidardır. İktidar, çocukların işçileştirilmesine yasal zemin sunan tüm uygulamalardan derhal vazgeçmeli, çocuklara yönelik suçların failleri yargılanmalıdır. İktidar ve yargı; işvereni ve sermayeyi korumaktan vazgeçmelidir. MEB, çocuk sömürüsüne meşruluk sağlayan MESEM’leri derhal kapatmalı, daha fazla çocuğun çalışırken ölmesine neden olmamalıdır! Bizler, yaşamın özneleri olan çocukların yaşam haklarını savunmaktan, özgür ve güvenli bir yaşamı çocuklarla beraber inşa etme muradımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Çocukların işçileştirilmediği, yaşarken özgürleşecekleri bir yaşamı çocuklarla birlikte kuracağız!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dem-parti-mesemler-kapatilsin-cocuk-olumleri-son-bulsun</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/02/img-4634.webp" type="image/jpeg" length="15178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Koca'dan protesto açıklaması: Anlayışla karşılanır ama vakti değil]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bakan-kocadan-protesto-aciklamasi-anlayisla-karsilanir-ama-vakti-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bakan-kocadan-protesto-aciklamasi-anlayisla-karsilanir-ama-vakti-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay'daki anmalar sırasında depremzedeler tarafından protesto edilen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca kişisel sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Gazete Emek-</strong>6 Şubat depremlerinde yıkıma uğrayan Antakya’da depremin yıldönümünde düzenlenen anma programında çeşitli aralıklarla Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Hatay Büyükşehir Belediyesi Başkanı Lütfü Savaş ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel depremzedeler tarafından protesto edildi.&nbsp;&nbsp;</p>

<h2 dir="ltr">'YERİ GELİR PROTESTO ANLAYIŞLA KARŞILANIR'</h2>

<p dir="ltr">Bakan Koca kişisel sosyal medya hesabından protestolarla ilgili bir açıklama yaptı. Koca,“Depremde kaybettiğimiz canların saygıyla anılmasından, hatıralarının yad edilmesinden, sessizlik içinde ruhlarına fatihalar okunmasından, dualar edilmesinden rahatsız olan mı var? Bu dakikalar hürmet dakikalarıdır. Bunun aksine davranış hem yaşayanları hem aramızdan ayrılanların ruhunu incitir. Yeri gelir protesto anlayışla karşılanır. Ama bu hürmet dakikaları onun vakti değil” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak:Duvar&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bakan-kocadan-protesto-aciklamasi-anlayisla-karsilanir-ama-vakti-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/02/screenshot-20240206-0949382.png" type="image/jpeg" length="40610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğretmenlerin eylemi sonuç verdi, bakanlık görüşmeyi kabul etti]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ogretmenlerin-eylemi-sonuc-verdi-bakanlik-gorusmeyi-kabul-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ogretmenlerin-eylemi-sonuc-verdi-bakanlik-gorusmeyi-kabul-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Sektör öğretmenlerinin “taban maaş hakkı” için MEB ile görüşme talebi kabul edildi. Öğretmenlerin temsilcileri, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Şanlıoğlu görüşmek için Bakanlığa gitti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Gazete Emek-</strong>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri “taban maaş hakkı” talebiyle bugün Ankara’da bir araya geldi.</p>

<p dir="ltr">Bakan Yusuf Tekin ile görüşme talepleri kabul edelmeden eylemlerini sonlandırmayacaklarını belirten öğretmenler, saatlerce TBMM önündeki Milli Egemenlik Parkı’nda bekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">ANKA'nın aktardığına göre 4 saat süren beklemenin ardından, TBMM Genel Sekreteri Talip Uzun eylem yapan öğretmenlerin yanına giderek, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Kemal Şanlıoğlu’nun görüşmeyi kabul ettiğini söyledi. Bunun üzerine öğretmenlerden bir grup temsilci Şanlıoğlu'yla görüşmek için bakanlığa gitti.</p>

<p dir="ltr">CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, CHP İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, CHP Tokat Kadim Durmaz, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca ve EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca öğretmenlerin eylemine katılarak destek verdi.</p>

<p dir="ltr">Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali “Yarın TBMM’de muhalefetin kanun tekliflerini, araştırma önergelerini Genel Kurul’a sunacağını biliyoruz. Yüz binlerce öğretmenin talebi olduğu ifade etmek istiyoruz. Yoksa ikinci bir Cemal Taştan vakası istemiyoruz. İkinci bir hakaret duymak istemiyoruz" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p dir="ltr">Kaynak: Duvar</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EMEK HABERLERİ, EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ogretmenlerin-eylemi-sonuc-verdi-bakanlik-gorusmeyi-kabul-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/01/screenshot-20240129-2026362.png" type="image/jpeg" length="22444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özel Öğretmenler Sendikası üyesi öğretmenler Meclis önünde eylem yaptı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ozel-ogretmenler-sendikasi-uyesi-ogretmenler-meclis-onunde-eylem-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ozel-ogretmenler-sendikasi-uyesi-ogretmenler-meclis-onunde-eylem-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Sektör Öğretmen Sendikası, taban maaş hakkı ve diğer talepleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) önünde basın açıklaması yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek - </strong>Özel Sektör Öğretmen Sendikası, "Taban Maaş Hakkı" için basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Sendika Başkanı Eren Edebali, "Taban Maaş Hakkı'nın yeniden yasalaşması ve bize iadesi, Mecliste başta hükümet olmak üzere tüm siyasi partilerin ve vekillerin sorumluluğundadır" dedi. Edebali ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı'nın özel sektör öğretmenlerinin emeğini patronların insafına terk ettiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Özel Sektör Öğretmen Sendikası, taban maaş hakkı ve diğer talepleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) önünde basın açıklaması yaptı.</p>

<p>Basın açıklamasını okuyan Sendika Başkanı Eren Edebali, özel sektör öğretmenlerinin Milli Eğitim Bakanlığı eliyle patronların insafına terk edildiğine vurgu yaptı.</p>

<p>Edebali, “Bakanlığı en üst derecede temsil eden Sayın Bakan Yusuf Tekin, çıktığı her kanalda patronları sahiplenici tavır takınmaktadır” ifadelerini kullanıldı.</p>

<p>"Eğitimi tüccarların, müteahhitlerin, mafyanın elinden çekip almak için buradayız" ifadelerini kullanan Edebali, eşit işe eşit ücret” ilkesi gereği 'Taban Maaş Hakkı'nın Anayasal bir hak olduğunu belirtti. Edabali,&nbsp; "Taban Maaş Hakkı'nın yeniden yasalaşması ve bize iadesi, Mecliste başta hükümet olmak üzere tüm siyasi partilerin ve vekillerin sorumluluğundadır" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p>Özel Sektör Öğretmen Sendikası Başkanı Eren Edebali'nin okuduğu basın açıklamasının tamamı şu şekilde:&nbsp;</p>

<p>“Özel öğretim kurumlarında çalışan eğitim emekçileri, asgari ücrete hatta birçok kurumda asgari ücretin de altındaki ücretlere mahkûm edilmek isteniyor. Patronların öğretmenleri mahkûm etme çabası, yalnız ücretlerle de sınırlı kalmıyor. Kendimizi asla geçindiremeyeceğimiz bu ücretlerle, kamudaki dengi çalışan meslektaşlarımızın iki üç katı derse giriyoruz. Bu da yetmez gibi ücret karşılıkları olmaksızın zorla yazılan etüt ve özel dersleri yapıyor; haftada iki, kimi zaman üç kez nöbet tutmak zorunda bırakılıyoruz. 12 aylık belirli süreli iş sözleşmeleri bizi mevsimlik işçi statüsüne sokuyor. Dahası yasal olan bu sözleşmenin de çiğnenip ‘sözde’ 10 aylık sözleşmelerin dayatılması, bizi ülkedeki en güvencesiz emekçiler arasına sokuyor.</p>

<p>Özel sektör eğitim emekçisi, bizzat Millî Eğitim Bakanlığı tarafından soluksuz bırakılmak isteniyor. Boğazımıza yapışan ve bizi iliğimize kadar sömürmek isteyen sermayenin türlü hukuksuzluklarına karşı, en sorumlu Kurum olarak kılı kıpırdamayan Millî Eğitim Bakanlığıdır. Bakanlığı en üst derecede temsil eden Sayın Bakan Yusuf Tekin, çıktığı her kanalda patronları sahiplenici tavır takınmaktadır. Bundan dolayı özel sektör eğitim emekçileri bu fiziksel, maddi sıkıntılarının yanında bir de psikolojik travmalarla boğuşup derin düş kırıklıklarına boğuluyor.</p>

<p></p>

<p>EMEĞİMİZ PATRONLARIN İNSAFINA TERK EDİLİYOR"</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığı, tabelasında MEB yazan tüm kurumların bakanlığıdır ve bunların tamamından bilfiil sorumludur. Oysa bugün, emeğimiz doğrudan doğruya MEB tarafından patronların insafına terk ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2014’te elimizden çalınan taban maaş hakkımızı istiyoruz. Bu hak, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. Madde 2. fıkrasında 2014’e kadar var olan bir hükümdü. Taban maaş hakkımız, patronların isteği ve Meclisteki yasa yapıcıların kararıyla bir gecede elimizden çalındı. Bunun sonucu olarak bugün ataması yapılmayan yüz binlerce eğitim emekçisi tabanda yığılarak özel öğretim kurumu sahiplerinin ücretli köleleri haline getirilmiştir.</p>

<p>Sayın Bakan bir kanalda şunu söyledi: 'Anayasa’ya uygunluğu açısından zihnimizde soru işaretleri oluşur.' Zaten yıllarca bizim olan, sermayenin isteğiyle bizden koparılan ve dahası “eşit işe eşit ücret” ilkesi gereği bizim bizzat Anayasal hakkımız olan 'Taban Maaş Hakkı' Sayın Bakan’ın dile getirdiğinin tersine, Anayasa’ya uygunluğu tartışmaya açık bir konumda asla değildir! İşte tam olarak bu nedenle 'Taban Maaş Hakkı'nın yeniden yasalaşması ve bize iadesi, Mecliste başta hükümet olmak üzere tüm siyasi partilerin ve vekillerin sorumluluğundadır!</p>

<p>Bugün burada, Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde bir araya gelen özel sektör eğitim emekçileri, yerlerde çiğnenen öğretmenlik meslek onurunu hak ettiği yere getirmek için buradadır. Eğitimin sermayeye emanet edilmesi ve sermayenin yaptığı tüm hukuksuzlukların, usulsüzlüklerin görmezden gelinmesi, denetlenmemesi Millî Eğitim Bakanlığı adına bir kara lekedir.</p>

<p>"TABAN MAAŞ HAKKIMIZI GERİ ALACAĞIZ"</p>

<p>Kolejlerde, kurslarda, rehabilitasyon merkezlerinde, anaokullarında, kreşlerde, vakıf üniversitelerinde çalışan bütün eğitim emekçilerinin bugün tarihsel bir fırsatı vardır. Bu fırsat, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının onlar için tüm dar alanları zorlaya zorlaya açtığı yoldadır. Bu yolun tıkanmaması, çıkmaz bir yol haline gelmemesi de tüm özel sektör öğretmenlerinin sorumluluğundadır.</p>

<p>Bugün insanca yaşamak için burada, bir aradayız! Bugün bizi görmezden gelip kendine yalnızca patronları muhatap görenlere 'Türkiye’nin dört bir yanından öğretmenler geldi, siz neredesiniz?' diye sormak için buradayız! Eğitimi tüccarların, müteahhitlerin, mafyanın elinden çekip almak için buradayız!</p>

<p>Bugün asgari yaşama, ücretli köleliğe isyan etmek için buradayız! Yaşasın Sendikamız! Yaşasın öğretmen dayanışmamız!&nbsp; Mücadele dersini öğretmenler verecek! Taban maaş hakkımızı geri alacağız!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ozel-ogretmenler-sendikasi-uyesi-ogretmenler-meclis-onunde-eylem-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/01/img-4492.jpeg" type="image/jpeg" length="80718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Felsefe bölümünde açılan kadroya felsefecilerin başvuramama şartına Cimer’den aynı yanıt: ‘Uzman değiller’]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/felsefe-bolumunde-acilan-kadroya-felsefecilerin-basvuramama-sartina-cimerden-ayni-yanit-uzman-degiller</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/felsefe-bolumunde-acilan-kadroya-felsefecilerin-basvuramama-sartina-cimerden-ayni-yanit-uzman-degiller" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CİMER’den gelen yanıt aynı: Felsefe Bölümünde açılan kadro ilanına felsefeciler başvuramıyor çünkü “uzman” değiller!]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek -</strong> Kastamonu Üniversitesi’nin 30 Aralık 2023 tarihli ve 32415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2023-ÖE2-15 numaralı İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü Türk İslam Düşüncesi Tarihi Anabilim dalı Araştırma Görevlisi ilanında “Felsefe Bölümü, İlahiyat Fakültesi veya İslami İlimler Fakültesi lisans mezunu olup; Türk İslam Düşüncesi Tarihi, İslam Felsefesi veya İslam ve Türk Felsefesi Anabilim Dallarının birinde tezli yüksek lisans yapıyor olmak” şartı aranmıştır. İlanın şartına bakıldığında felsefe bölümlerinde yüksek lisans yapan adayların başvurusunun engellendiği görülmektedir. Felsefe yüksek lisans programlarında lisansüstü öğrenim gören öğrenciler, ilanın şartlarına baktıklarında kendilerine yapılan engellemeyi Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne şikâyet (CİMER) etmiş ve bu hukuksuzluğun son bulmasını talep etmişlerdir.</p>

<p></p>

<p>Öğrencilerin şikayetleri CİMER kanalıyla üniversiteye iletildiğinde, Kastamonu Üniversitesi bu usulsüzlüğü savunmakla kalmamış; felsefe anabilim dalında lisansüstü öğrenim görenlerin felsefe bölümü altında yer alan “Türk İslam Düşüncesi Tarihi” anabilim dalında istihdam edilmeye “yetkin” olmadıklarını yazılı olarak bildirmiştir:</p>

<p><img alt="" src="https://gazeteemeknet.teimg.com/gazeteemek-net/uploads/2024/01/img-4232.jpeg" style="width: 629px; height: 1208px;" /></p>

<p>“… Türk İslam Düşüncesi Tarihi Anabilim Dalının da ayrı bir uzmanlık gerektirmesi ve bu anabilim dalında istihdam edilecek araştırma görevlisinin gerek eğitim gördüğü gerekse görev yapacağı alanda faydalı ve verimli olması önem arz etmektedir.”</p>

<p>İlan edilen kadroya alınacak araştırma görevlisi henüz yüksek lisans yapıyor olacağından herhangi bir özel alanda uzmanlığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, felsefe bölümlerinde lisansüstü öğrenim gören adaylar da ilahiyat fakültelerinde öğrenim görenler gibi bu alanda kendilerini geliştirebilirler.</p>

<p></p>

<p>r. Ama ilandan görüldüğü ve yapılan açıklamayla da pekiştirildiği gibi, felsefe bölümlerinde lisansüstü öğrenim görenlerin başvuru hakkı dahi ellerinden alınmaktadır.</p>

<p>Bu açıklamayla birlikte Kastamonu Üniversitesi, felsefe bölümlerini ilahiyatlaştırma çabasını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Ancak bunu yaparken felsefe bölümlerinin lisansüstü programlarının felsefe bölümlerinde (mevzubahis anabilim dalı İlahiyat Fakültesinde değil Felsefe Bölümü altındadır!) istihdam edilecek araştırma görevlisi kadrosu için yeterli olmadığını belirtmektedir.</p>

<p></p>

<p>Aynı ilanda Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalına alınacak araştırma görevlisi kadrosuna da sadece ilahiyatçılar başvurabilmektedir. Türk İslam Düşüncesi Anabilim dalı için yetersiz olduğu düşünülen felsefeciler, Felsefe Tarihi Anabilim Dalı için de yetkin görülmemektedirler.</p>

<p></p>

<p>Tüm bunlar eşliğinde, Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın, Kastamonu Üniversitesi’nin ve ilana konu olan Felsefe Bölümü’nün şu soruları yanıtlaması beklenmektedir:</p>

<p>Kastamonu Üniversitesi, felsefe bölümlerinin lisansüstü programlarında öğrenim gören öğrencilerin “uzman olmadığı”, “verimli olamayacaklarını” söylemeye yetkili midir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Felsefe bölümlerinde yüksek lisans yapanlara felsefe bölümü bünyesinde açılan bir ilana başvuru yolunun kapatılması hukuken savunulabilir mi?</p>

<p></p>

<p>“Felsefe Tarihi Anabilim Dalı”na alınacak araştırma görevlisi kadrosuna felsefecilerin başvurabilmesi hangi meşru gerekçeyle engellenmektedir?</p>

<p>İlandaki başvuru şartı, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin İslam ve Türk Felsefesi Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yapan bir aday düşünülerek mi hazırlanmıştır?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/felsefe-bolumunde-acilan-kadroya-felsefecilerin-basvuramama-sartina-cimerden-ayni-yanit-uzman-degiller</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/01/img-4233.webp" type="image/jpeg" length="99112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üniversite yurdunda Kürt ve Alevi olduğu için bir öğrenciye işkence yapıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/universite-yurdunda-kurt-ve-alevi-oldugu-icin-bir-ogrenciye-iskence-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/universite-yurdunda-kurt-ve-alevi-oldugu-icin-bir-ogrenciye-iskence-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öğrencisi olduğu Koç Üniversitesi yurdunda, oda arkadaşına yönelik ırkçı ifadeler kullanan Hasan Ege Karanfil ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek </strong>- İthaki Yayınları, Ege ile olan sözleşmesini fesh etti. Savcılık da, emniyete yazdığı yazıda Karanfil'in ifadesinin alınmasını talep etmişti.</p>

<p></p>

<p>Halktv.com.tr'nin&nbsp;Koç Üniversitesi'nin 2 öğrencisiyle ilgili ses getiren&nbsp;"Kemerle dövüldü, yüzüne ütü tutuldu, vücudunu kestiler! Yurt odasında dehşeti yaşattılar..." başlıklı haberinden sonra&nbsp;Hasan&nbsp;<a href="https://halktv.com.tr/ege" rel="nofollow">Ege</a>&nbsp;Karanfil,&nbsp;İthaki Yayınları&nbsp;tarafından sözleşmesi fesh edildi.</p>

<p>TÜBİTAK&nbsp;birincilik ödülü sahibi üniversiteli F. B., özel üniversite yurdunda kaldığı odada korkunç saldırıya uğradı. Oda arkadaşı Hasan Ege Karanfil, F. B.'yi kemerle dövdü ve kızgın ütüyle yaraladı. Diğer öğrenci Arda D. de kesici aletle F. B.'yi yüz ve karın bölgesinden yaraladı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SİSTEMATİK ŞİDDETE MARUZ KALDI<br />
F. B. adına savcılığa sunulan dilekçede, bu kişinin ayrımcılığa uğradığı kaydedildi. F. B. adına sunulan dilekçede, bu kişinin Kürt ve Alevi olması nedeni ile sistematik şiddete maruz kaldığı kaydedildi.</p>

<p>KEMERLE DÖVDÜ YÜZÜNE SICAK ÜTÜ TUTTU<br />
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan başvuruda, F. B. önce Hasan Ege Karanfil tarafından kemerle dövüldü. Karanfil, başka bir gün de F. B.'nin yüzüne sıcak ütü tuttu. 15 Kasım gecesi ise, F. B., bir diğer oda arkadaşı Arda D. tarafından şiddete maruz kaldı. Hasan Ege Karanfil'in de odada olduğu esnada Demir, F. B.'nin yüzünü ve belini delici bir cisimle kesti.</p>

<p></p>

<p>DOSYAYA GİREN KAYITLARDA IRKIÇI İFADELER VAR<br />
F. B.'nin, Hasan Ege Karanfil'in kendisine yönelik sözlerine ilişkin dökümü yapılan ses kaydında ise, bu kişinin bir&nbsp;<a href="https://halktv.com.tr/dizi" rel="nofollow">dizi</a>&nbsp;ırkçı ifade kullandığı anlaşılıyor.</p>

<p><br />
Arda D., oda arkadaşı F. B.'nin yüzünü ve belini kesti.</p>

<p>O KAYITLAR SORUŞTURMA DOSYASINDA<br />
Savcılık soruşturma dosyasına, 5 ayrı ses kaydının çözümü girdi. Kendisini odadan atmaya çalışan Hasan Ege Karanfil’in, F. B.’ye yönelik “Türkiye’nin, belli bir noktadan sonraki Doğusu olduğu gibi ateşe verilse…” diyor. K., F. B.’nin etnik Kürt kimliği için&nbsp;“Alt ırksınız. İtlaf edilmeniz lazım. Köle olduğunuzu kabullenmelisiniz. İtaat etmek zorundasınız. Seni bu odadan istemiyoruz. Buradan gitmezsen seni öldürürüz ”&nbsp;ifadelerini kullanıyor.</p>

<p></p>

<p>YAYINEVİ SÖZLEŞMESİNİ FESH ETTİ<br />
İthaki yayınları da, Halktv.com.'tr'nin haberi sonrası Hasan Ege Karanfil'in sözleşemesini fest ettiğini duyurdu.</p>

<p></p>

<p>Yayınevinden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Hasan Ege Karanfil isimli yazarın sözleşmesi feshedilmiştir. Kamuoyuna duyururuz"</p>

<p>Öte yandan, şüpheli Hasan Ege Karanfil, haber sonrası&nbsp;<a href="https://halktv.com.tr/sosyal-medya" rel="nofollow">sosyal medya</a>&nbsp;hesaplarını kapattı.</p>

<p>KOÇ ÜNİVERSİTESİ'NDEN AÇIKLAMA</p>

<p>Koç Üniversitesi gelişmeler üzerine bir açıklama yayımladı. Açıklamada konuyla ilgili soruşturma açıldığı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/universite-yurdunda-kurt-ve-alevi-oldugu-icin-bir-ogrenciye-iskence-yapildi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/01/img-4151.webp" type="image/jpeg" length="82583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağaç süslemek isteyen öğrencilere polis müdahalesi!]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/agac-suslemek-isteyen-ogrencilere-polis-mudahalesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/agac-suslemek-isteyen-ogrencilere-polis-mudahalesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi'nde yılbaşı ağacı süslemek isteyen öğrencilere, güvenlik sert şekilde saldırdı. Paylaşılan fotoğraflarda bazı öğrencilerin yaralandığı görüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek</strong> - İstanbul Üniversitesi'nde yılbaşı ağacı süslemek isteyen öğrencilere, güvenlik sert şekilde müdahalede bulundu. Paylaşılan fotoğraflarda bazı öğrencilerin yaralandığı görüldü.&nbsp;</p>

<p>Beyazıt Gazetesi isimli X hesabından yapılan açılamada, "İstanbul Üniversitesi'nde yılbaşı ağacına süs ve dileklerini asmak isteyen öğrencilere güvenlikler saldırdı. Saldırıda yaralanan öğrenciler oldu." denildi. Ayrıca "İstanbul Üniversitesi Güvenlik Amiri Kenan Arslan'ın öğrencilere saldırı anı" şeklinde bir video da paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Hergele Postası isimli X hesabından yapılan açıklamada ise,&nbsp;“Teşhir Ediyoruz. İstanbul Üniversitesi’nde yılbaşı ağacı süslemek isteyen öğrencilere şiddet uygulayan, hakaret eden, hedef gösteren güvenlik amiri Kenan Arslanı teşhir ediyoruz. Kampüslerimizde ÖGB-polis saldırılarına geçit vermeyeceğiz, üniversiteler bizimdir!” denildi.</p>

<p></p>

<p>YILDIZ TEKNİK ÖĞRENCİLERİ DE TEHDİT EDİLMİŞTİ</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (YTÜ) yılbaşı süslemesi yapan öğrenciler gerici bir grup tarafından tehdit ve hakaretlere uğramıştı. Gerici grup öğrencileri silahlı fotoğraflar paylaşarak tehdit etmişti. Asılan süsler sürekli şekilde sökülürken öğrenciler yılbaşı süslemesini sürdürmüştü.</p><br></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/agac-suslemek-isteyen-ogrencilere-polis-mudahalesi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 19:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/12/img-3827.jpeg" type="image/jpeg" length="17520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yine öğrenci yurdu, yine asansör düştü!]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/yine-ogrenci-yurdu-yine-asansor-dustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/yine-ogrenci-yurdu-yine-asansor-dustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da Çubuk Kız KYK yurdundaki asansör üçüncü kattan eksi 1'e düştü. Öğrencilerin sağlık durumunun iyi olduğu aktarıldı. ]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek</strong> - Ankara'daki çubuk Kız KYK yurdunda asansör kazası yaşandı. Asansör, 3. kattan eksi 1. kata düştü.&nbsp;</p>

<p>Öğrencilerin sağlık durumunun iyi olduğu aktarıldı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Barınamıyoruz Hareketi" duruma tepki gösterdi ve "Derhal tüm yurtlarda asansörleri denetleyin" çağrısını yaptı.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/yine-ogrenci-yurdu-yine-asansor-dustu</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Nov 2023 21:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/11/img-2987.jpeg" type="image/jpeg" length="35126"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KYK yurdunda kalan 140 öğrenci yedikleri yemekten zehirlenerek hastaneye kaldırıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/kyk-yurdunda-kalan-140-ogrenci-yedikleri-yemekten-zehirlenerek-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/kyk-yurdunda-kalan-140-ogrenci-yedikleri-yemekten-zehirlenerek-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova'da kız öğrenci yurdunda kalan yaklaşık 140 öğrenci, ishal ve mide bulantısı şikayetleriyle hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek - </strong>Yalova Üniversitesi karşısında bulunan kız öğrenci yurdunda kalan bazı öğrenciler idarecilere rahatsız olduklarını bildirdi.</p>

<p></p>

<p>Toplam 1300 öğrencinin yediği akşam yemeği sonrası şikayetleri olan yaklaşık 140 öğrenci, Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Çoğunluğu ayakta tedavi olduktan sonra taburcu edilen öğrencilerden bir kısmının tedavilerine devam edildiği belirtildi.</p>

<p>Öğrenciler için Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği tarafından acil serviste ikinci bir sarı alan oluşturulurken, çok sayıda uzman doktor, hemşire ve sağlık görevlisi burada görev aldı.<br />
Öğrencilerin akşam yemeğinde yediği mantar çorbası ve köfteden numunelerin alınarak tahlile gönderildiği ve idari inceleme başlatıldığı belirtildi.</p>

<p>Valilikten açıklama</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Valilikten yapılan açıklamada, "İlimizde bulunan Gençlik Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğüne bağlı 2090 öğrenci kapasiteli Akça Hatun Öğrenci Yurdu'nda konaklayan öğrencilerimiz karın ağrısı ve ishal şikayeti ile yurt idaresine müracaatta bulunmuştur. Bunun üzerine ivedilikle öğrencilerimiz hastaneye sevk edilmiştir. Tedavi altına alınan öğrencilerimizin genel durumları iyi olup, tedavisi tamamlanan öğrencilerimiz taburcu edilmektedir. Konu ile ilgili Valiliğimizce gerekli tahkikat başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur." ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/kyk-yurdunda-kalan-140-ogrenci-yedikleri-yemekten-zehirlenerek-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Nov 2023 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/11/img-2858.jpeg" type="image/jpeg" length="55170"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
