<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Emek</title>
    <link>https://www.gazeteemek.net</link>
    <description>Gazete Emek, son dakika Diyarbakır ve Van haberleri başta olmak üzere güncel haberleri yapar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteemek.net/rss/kadin" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Jul 2026 09:38:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rss/kadin"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın cinayetlerinde acı bilanço: 6 ayda 150 kadın yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/kadin-cinayetlerinde-aci-bilanco-6-ayda-150-kadin-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/kadin-cinayetlerinde-aci-bilanco-6-ayda-150-kadin-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun 2026'nın ilk yarısına ilişkin verilerine göre, yılın ilk 6 ayında 150 kadın öldürüldü, 151 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Platform, daha önce şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 vakanın kadın cinayeti olduğunun ortaya çıktığını belirterek, kadınları koruyan etkili politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun açıklamasına göre, 2026’nın ilk 6 ayında, 10'u 25 yaşından küçük 150 kadın öldürüldü, 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğu ortaya çıktı. Platform açıklamasında "Ekonomik kriz derinleştikçe kadına yönelik şiddet de farklı bahanelerle karşımıza çıkıyor. 2026 yılında 11 kadın, yani öldürülen kadınların yüzde 7’si ekonomik gerekçeler bahane edilerek öldürüldü. Ancak mesele yalnızca geçim sıkıntısı değil; kadını kontrol etme, susturma ve cezalandırma çabasıdır. Bu düzen, kriz koşullarını erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümünü meşrulaştırmak için kullanıyor" denildi.</p>

<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu yılın ilk 6 ayında işlenen kadınlara yönelik cinayetler ve şüpheli kadın ölümleriyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamaya göre, 2026’nın ilk 6 ayında ise 150 kadın öldürüldü, 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Ayrıca geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin üzerinden 4 yıl geçtiği anımsatıldı ve "Bu 4 yılda, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için ne kadar hayati olduğu verilerimizle görünür oldu. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından geçen süreçte, her yılın ilk 6 ayına baktığımızda kadın cinayeti sayısının arttığını görüyoruz. 2021’in ilk 6 ayında 131, 2022’nin ilk 6 ayında 164, 2023’ün ilk 6 ayında 147, 2024’ün ilk 6 ayında 205, 2025’in ilk 6 ayında 136, 2026’nın ilk 6 ayında ise 150 kadın öldürüldü" denildi.</p>

<p><br />
"KADINLAR EN YAKINLARINDAKİ ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLÜYOR"</p>

<p>Platformun paylaştığı bazı veriler ve bilgilendirmeler şöyle:<br />
"Bugün kadınlar hâlâ en çok 'en yakınları' tarafından öldürülüyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 64’ü, yani yüzde 43’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. 17 kadın birlikte olduğu erkek, 10 kadın eskiden evli olduğu erkek, 4 kadın ise eskiden birlikte olduğu erkek tarafından yaşamdan koparıldı. Başka bir ifadeyle, öldürülen kadınların 95’i evli olduğu, birlikte olduğu, ayrıldığı ya da boşandığı erkekler tarafından öldürüldü. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor: Kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar almak istediklerinde, boşanmak istediklerinde, ayrılmak istediklerinde, şiddetten uzaklaşmak istediklerinde öldürülüyor. Aile içinden failler de bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. 10 kadın akrabası, 9 kadın babası, 6 kadın oğlu, 2 kadın ise kardeşi tarafından öldürüldü. 9 kadın tanıdığı biri tarafından öldürülürken, 17 kadının faille yakınlığı ise tespit edilemedi.<br />
Kadınları korumayan, şiddeti 'aile meselesi' diyerek görünmez kılan, kadını birey olarak değil yalnızca aile içindeki konumu üzerinden tanımlayan politikalar bu tabloyu değiştirmiyor; aksine derinleştiriyor. Kadın cinayetlerini durdurmak için aileyi değil, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve güvenliğini merkeze alan politikalar uygulanmalıdır.</p>

<p><br />
"KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ"</p>

<p>'Aile Yılı' söylemiyle kadınlara sürekli ev, aile ve bakım rolleri dayatılırken, veriler bize çok çarpıcı bir gerçeği gösteriyor: Kadınlar en çok evlerinde öldürülüyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 92’si, yani yüzde 61’i evde öldürüldü. Güvenli olması gereken evler, kadınlar için çoğu zaman şiddetin görünmezleştiği, denetimin ve tahakkümün arttığı alanlara dönüşüyor. Kadınlar yalnızca evde değil, yaşamın her alanında yaşam mücadelesi veriyor. 17 kadın sokakta, 8 kadın arabada, 6 kadın ıssız bir yerde, 4 kadın arazide, 3 kadın iş yerinde öldürüldü. 2 kadın su ve kenarında, 2 kadın diğer kamusal alanlarda, 1 kadın ise otelde öldürüldü. 13 kadının nerede öldürüldüğü ise tespit edilemedi.</p>

<p>Bu tablo, kadınları eve çağıran politikaların ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kadını aile içindeki rolüyle sınırlayan, bakım emeğini doğal göreviymiş gibi omuzlarına yükleyen, kamusal yaşamdan uzaklaştıran her yaklaşım; kadınların özgürlüğünü değil, kadınlar üzerindeki tahakkümü güçlendiriyor. Ev, kadınlar için mecburiyet değil; güvenli, eşit ve özgür yaşayabilecekleri, hayatları hakkında her türlü kararı özgürce alabildikleri bir yaşam alanı olmalıdır.. Bunun yolu da kadınları eve hapsetmekten değil; sokakta, iş yerinde, okulda, siyasette, yani hayatın her alanında eşit olarak varolabilmelerinden geçer.</p>

<p><br />
"KADINLAR HANGİ BAHANELERLE ÖLDÜRÜLDÜ?"</p>

<p>Kadınların yaşam hakkını ellerinden alan hiçbir gerekçe kabul edilemez. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 17’si, yani yüzde 11’i hayatına dair karar almak istediği için öldürüldü. Boşanmak istemek, ayrılmak istemek, ilişkiyi bitirmek, kendi yaşamına dair söz kurmak erkekler tarafından bir 'itaatsizlik' gibi görülüyor ve kadınlar bu nedenle hedef alınıyor. Ekonomik kriz derinleştikçe kadına yönelik şiddet de farklı bahanelerle karşımıza çıkıyor. 2026 yılında 11 kadın, yani öldürülen kadınların yüzde 7’si ekonomik gerekçeler bahane edilerek öldürüldü. Ancak mesele yalnızca geçim sıkıntısı değil; kadını kontrol etme, susturma ve cezalandırma çabasıdır. Bu düzen, kriz koşullarını erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümünü meşrulaştırmak için kullanıyor. Kadınlar hem yoksulluğun hem de bu yoksulluğu bahane eden şiddetin hedefi haline getiriliyor.</p>

<p>5 kadın ise 'diğer' gerekçeler öne sürülerek öldürüldü. 117 kadının, yani yüzde 78’inin hangi bahaneyle öldürüldüğü ise tespit edilemedi. Bu yüksek oran, kadın cinayetlerinde hakikatin çoğu zaman karartıldığını, faillerin ve şiddet geçmişinin yeterince açığa çıkarılmadığını gösteriyor.Kadınlar boşanmak istedikleri için, ayrılmak istedikleri için, çalışmak istedikleri için, ekonomik kriz bahane edildiği için ya da yalnızca kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmak istedikleri için öldürülüyor. Bu yüzden bir kez daha söylüyoruz: Kadına yönelik şiddetin bahanesi olmaz. Kadın cinayetlerini durdurmanın yolu, faillerin gerekçelerini değil kadınların yaşam hakkını merkeze almaktan geçer.</p>

<p><br />
"İNFAZ YASASI: CEZASIZLIK POLİTİKALARI FAİLLERİ KORUMAYA DEVAM EDİYOR"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Af düzenlemeleri, şiddet faillerine yeniden alan açıyor. Kadınların yaşam hakkını tehdit eden erkekler, geçmişte işledikleri suçlara rağmen serbest bırakılıyor; adli sicil kayıtları şiddet geçmişiyle dolu olan bu kişiler, özgürlüklerini yeniden kazandıklarında çoğu zaman ilk olarak kadınları hedef alıyor. Bugün Türkiye'de birçok kadın, daha önce suç işlemiş, ceza almış ya da hakkında uzaklaştırma kararı verilmiş erkekler tarafından öldürülüyor. Verilerimize göre 2026’in ilk 6 ayında 15 kadın adli sicil kaydı olan erkekler tarafından öldürüldü. Aflar, kadınların can güvenliğini sağlamıyor; aksine, faillere yeni fırsatlar tanıyor. Adaletin terazisi kadınlar için değil, kadınlara şiddet uygulayanlar ve kadına yönelik şiddetin artmasına sebep veren politikalar için çalışıyor.<br />
Embriyodan cenine, bebekten çocuğa, erişkinden yaşlıya kadar tüm kadın cinsiyetteki bireylerin sadece cinsiyetlerinden dolayı ya da toplumsal cinsiyet kimliği algısına aykırı eylemleri bahane edilerek, bir erkek tarafından öldürülmesi ya da intihara zorlanmasını kadın cinayeti olarak değerlendiriyoruz. Bu yılın ilk 6 ayında öldürülen kadınların 10’u 25 yaşından küçüktü. Kadın cinayetleri, kadınların yaşına, yaşam dönemine, medeni durumuna ya da bulunduğu yere bakmaksızın devam ediyor. 2026 yılında öldürülen 150 kadının 58’i, yani yüzde 39’u 36-65 yaş aralığındaydı. 41 kadın, yani yüzde 27’si ise 25-35 yaş aralığında öldürüldü.</p>

<p><br />
"9 ÇOCUK YAŞAMDAN KOPARILDI"</p>

<p>Çocuklar ve genç kadınlar da bu tablonun dışında değil. 2026 yılında 0-11 yaş aralığında 3 kız çocuğu, 12-14 yaş aralığında 2 kız çocuğu, 15-18 yaş aralığında ise 4 kız çocuğu öldürüldü. Başka bir ifadeyle, en az 9 çocuk yaşamdan koparıldı. Bunun yanında 18-25/19-24 yaş aralığında kaydedilen toplam 9 genç kadın da öldürüldü. Yaşlı kadınlar da öldürülmeye devam ediyor. 66 yaş ve üstü 10 kadın, yani öldürülen kadınların yüzde 7’si yaşamını yitirdi. Bu veri, kadın cinayetlerinin yalnızca belirli bir yaş grubuyla sınırlı olmadığını; çocukların, genç kadınların, yetişkinlerin ve yaşlı kadınların bu şiddet düzeni içinde öldürüldüğünü ortaya koyuyor"</p>

<p><br />
"2026'DA 8 KADIN KORUMA MEKANİZMALARININ VARLIĞINA RAĞMEN ÖLDÜRÜLDÜ"</p>

<p>Kadın cinayetlerini önlemek için yalnızca olaydan sonra değil, olaydan önce harekete geçen politikaların gerekli olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Silahlanmanın kontrol altına alınması, koruma kararlarının etkin uygulanması ve kadınların şiddet tehdidi karşısında yalnız bırakılmaması hayati önemdedir. 2026 yılının ilk 6 ayında öldürülen 150 kadının 8’inin, yani yüzde 5’inin öldürüldüğü anda 6284 kapsamında koruma/tedbir süreci vardı. Devlet tarafından verilen ve etkin biçimde uygulanması gereken bu kararlar, kadınlar için hayati önemdedir. Ancak bu yıl 8 kadın, koruma mekanizmalarının varlığına rağmen öldürüldü. Verilere göre 7 kadın için tedbir kararı, 2 kadın için barınma yeri, 1 kadın için ise kreş imkânı bilgisi yer aldı. Bu tablo, 6284’ün yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerektiğini; kararların bütün kurumlar tarafından hızlı, etkili ve denetlenebilir biçimde uygulanmasının yaşamsal olduğunu gösteriyor" ifadelerine yer verildi.</p>

<p><br />
"6284 ETKİN UYGULANDIĞINDA KADINLARIN YAŞAMINI KORUYABİLİR"</p>

<p>Platform açıklaması şu verilerle devam etti:<br />
"Öldürülen 4 kadının öldürüldüğü anda 6284 kapsamında bir kararının olmadığı tespit edildi. 138 kadının, yani yüzde 92’sinin ise 6284 kapsamındaki durumu tespit edilemedi. Tedbir türlerinde de 140 kadın için bilgiye ulaşılamadı. Bu yüksek belirsizlik, kadınların koruma mekanizmalarına erişiminde, başvuru süreçlerinin takibinde ve verilerin kamuoyuna yansımasında ciddi eksiklikler olduğunu ortaya koyuyor.6284 sayılı Kanun etkin uygulandığında kadınların yaşamını koruyabilir. Bu nedenle kadınların başvuru mekanizmalarına erişimi kolaylaştırılmalı, koruma kararları gecikmeden uygulanmalı ve kurumlar arasındaki koordinasyon güçlendirilmelidir. Kadınları yaşatacak olan şey belirsizlik değil, etkin korumadır.</p>

<p><br />
"BOŞANMAK İSTEYEN, ŞİKAYET EDEN KADINLAR KORUNMUYOR"</p>

<p>Ulaşabildiğimiz verilere göre 2026 yılında öldürülen 150 kadının 9’u, yani yüzde 6’sı boşanma aşamasındaydı. 4 kadının polis ya da savcılığa şikâyette bulunduğu, 3 kadının ise hem boşanma aşamasında olduğu hem de adli başvurusunun bulunduğu biliniyor. Bu veri, kadınların ayrılmak, boşanmak ya da şiddetten uzaklaşmak için başvuru mekanizmalarına yöneldiklerinde de yeterince korunmadığını gösteriyor. Kadınların yaptığı başvurular etkin biçimde takip edilmediğinde, koruma mekanizmaları zamanında işletilmediğinde kadınlar öldürülüyor. 134 kadının, yani yüzde 89’unun adli başvuru durumuna ilişkin bilgiye ulaşılamadı. Bu yüksek oran, kadın cinayetlerinde başvuru süreçlerinin, şikâyetlerin ve risk değerlendirmelerinin kamuoyuna yeterince yansımadığını gösteriyor.</p>

<p>Kadın cinayetleri yalnızca kadınların yaşamını değil, geride kalan çocukların hayatını da derinden etkiliyor. Ulaşabildiğimiz verilere göre 2026 yılının ilk 6 ayında öldürülen 150 kadının 68’inin, yani yüzde 45’inin çocuğu vardı. 2 kadın ise hamileydi. 11 kadının çocuğunun olmadığı tespit edildi. Ancak 69 kadının, yani yüzde 46’sının çocuk sahibi olup olmadığı bilgisine ulaşılamadı. Bu yüksek oran, kadın cinayetlerine ilişkin haberlerde ve kamuya yansıyan bilgilerde çocuk bilgisinin çoğu zaman görünmez kaldığını ortaya koyuyor. Kadınları ve çocukları koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesi; yalnızca olaydan sonra değil, risk ortaya çıktığı anda devreye giren etkili sosyal politikalarla mümkündür. Kadınların yaşam hakkı korunmadığında, çocukların güvenliği ve geleceği de korunamıyor.<br />
Ulaşabildiğimiz verilere göre 2026 yılında öldürülen 150 kadının 70’i, yani yüzde 47’si evliydi. 22 kadın bekardı. 58 kadının ise medeni haline dair bilgiye ulaşılamadı.</p>

<p><br />
"KADINLARIN ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ BIRAKILIYOR"</p>

<p>2026 yılının ilk 6 ayında 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Ayrıca geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğu ortaya çıktı. Bu veri bize çok açık bir gerçeği gösteriyor: Kadınların ölümü 'şüpheli' bırakılmak zorunda değil. Etkin, bağımsız ve ısrarlı soruşturma yürütüldüğünde gerçek açığa çıkarılabilir; failler tespit edilebilir ve adalet yerini bulabilir. Şüpheli kadın ölümlerinde dosyaların hızla kapatılması, olayların 'intihar', 'kaza' ya da 'belirsiz ölüm' olarak geçiştirilmesi kabul edilemez. Her şüpheli ölüm, kadın cinayeti ihtimali gözetilerek soruşturulmalı; kadının yaşamındaki tehditler, başvurular, ilişkiler, tanık beyanları ve deliller bütüncül biçimde incelenmelidir.</p>

<p>Kadınların ölümü karanlıkta bırakılmamalıdır. Çünkü etkin soruşturma yalnızca geçmişteki adaleti sağlamak için değil, bundan sonra yaşanabilecek kadın cinayetlerini önlemek için de hayati önemdedir. Kadın cinayetlerinde olduğu gibi şüpheli kadın ölümlerinde de gerçeğe ulaşmak çoğu zaman karartılıyor. 2026 yılı verilerimizde, şüpheli ölümlerde kadınların faille ya da şüpheliyle yakınlığı büyük ölçüde tespit edilemiyor. Verilere göre kadınların yüzde 92’sinin şüpheliyle yakınlığı belirlenemedi. Bu oran, kadınların ölümüne giden sürecin yeterince araştırılmadığını, ilişkilerin, tehditlerin, şiddet geçmişinin ve risklerin görünmez bırakıldığını gösteriyor.</p>

<p><br />
"KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ, ŞÜPHELİ ÖLÜMLERİ AYDINLATACAĞIZ"</p>

<p>Platformun açıklaması şu tespitlerle sona erdi:<br />
"2026 yılının ilk 6 ayına ilişkin veriler bir kez daha gösteriyor ki kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri münferit olaylar değil; önlenebilir, politik ve toplumsal bir sorundur. Kadınlar evlerinde, sokakta, iş yerinde; evli oldukları, birlikte oldukları, ayrıldıkları ya da tanıdıkları kişiler tarafından öldürülüyor.<br />
Kadın cinayetlerini durdurmak mümkündür. Bunun için kadınların başvuruları ciddiyetle ele alınmalı, İstanbul Sözleşmesi uygulanmalı, koruma kararları etkin biçimde uygulanmalı, 6284 sayılı Kanun’dan taviz verilmemeli, bireysel silahlanma kontrol altına alınmalı ve her şüpheli kadın ölümü titizlikle soruşturulmalıdır. Geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün kadın cinayeti olduğunun ortaya çıkması, etkin soruşturmanın ne kadar hayati olduğunu açıkça göstermektedir.</p>

<p><br />
"KADINLARI YAŞATACAK ŞEY SUSMAK DEĞİL"</p>

<p>Kadınların yaşam hakkı, aileye, toplumsal rollere, ekonomik koşullara ya da faillerin bahanelerine feda edilemez. Kadınları yaşatacak olan şey belirsizlik değil; eşitlikçi, koruyucu, önleyici ve hesap soran politikalardır. Biz biliyoruz: Kadın cinayetleri durdurulabilir. Şüpheli kadın ölümleri aydınlatılabilir. Adalet, ancak kadınların yaşam hakkı merkeze alındığında yerini bulabilir. Kadınların yaşam hakkı için, faillerin cezasız kalmaması için, etkin soruşturma ve gerçek adalet için mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Biliyoruz ki kadınları yaşatacak olan şey susmak değil; dayanışma, ısrar ve örgütlü mücadelemizdir. Her bir kadın için, her bir kız çocuğu için, gerçeği karanlıkta bırakılan her dosya için mücadelemiz devam edecek. Kadın cinayetlerini durduracağız, şüpheli ölümleri aydınlatacağız"</p>

<p><br />
"MAALESEF AĞIR BİR SORUNLA BİR ARADAYIZ"</p>

<p>Basın açıklaması sırasında Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim verilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da "Bugün maalesef ağır bir sorunla burada bir aradayız ailelerimizle. Biz ölümden ötesi yok diye biliriz, değil mi ama hep birlikte ailelerimizle öğrendik ki ölümden ötesi var, şüpheli ölümler var, kayıplar var, faili meçhuller var ve herkesin burada ailelerinin yıllardır adalet mücadelesi verirken gerçeği ararken sorduğu soru var. Yakınıma ne oldu? Kardeşime, anneme, yani yakınımdaki kadına ne oldu, nasıl hayatını kaybetti?" diye konuştu. Kav şöyle devam etti:<br />
"Yıllardır gerçeği arıyoruz. Şimdi bu devletin görevi elbette, ben burada ilk ailelerle seslenerek duygumu ifade etmek istiyorum. Bizim görevimiz değil ama sizin verdiğiniz bu kararlı mücadele çok kıymetli, devletin görevi diye tarif ettiğimiz şey tam ne? Şüpheli kadın ölümünü onun için tarif etmek zorundayız. Şimdi adli bilimler bu ölümleri sınıflamış arkadaşlar. Yani cinayet var, doğal ölüm var, kaza var, intihar var, birde beşincisi var ki nedeni bilinemiyor. Bu nedeni bilinemeyen, eğer bir de şöyle şeyler altındaysa, bir partner yanındaysa, bulan kişi partnerse ve şiddet öyküsü varsa o zaman cinayet olma ihtimali artıyor değil mi?</p>

<p><br />
"GERÇEK BEKLEMEZ, ADALET BEKLEMEZ"</p>

<p>Fakat bizde bu dosyalar, hiçbir şekilde bunlar araştırılmadan hızla kapatılmaya çalışılıyor. Şüpheli ölüm ise zamanla yarışmak demektir. İlk birkaç saate o delilleri toplamak demektir. Gerçek beklemez, adalet beklemez, deliler beklemez. Biz birçok davadan biliyoruz ki içimizi yakan.Narin’de olduğu gibi o deliler ortadan ve burada ailelerimize anlatacaklar. Ortadan kaybolduğunda ikinci delilerle yol almak çok zorlaşıyor, İşte bu yüzden bu görevler savcının, kolluğun önemli görevleri var. Ve bu hiç ulaşılamaz bir durumda değil. Önemli olan buna dikkat kesilmesi, fakat bizde İstanbul sözleşmesinden özelikle imza çekildikten sonra ki süreçte hiçbir şey değişmeyecek dedikleri halde hatırlarsınız o zaman bir şey değişmeyecek söylemleri de vardı. Çok şeyler değişti, kadınlar korunmuyorlar 6284 uygulanmıyor. Devletin görevi sadece ceza vermek de değil ayrıca...</p>

<p>Ben burada bu gerçeklikle mücadele ederken ve gerçeği ortaya çıkartmak için mücadele ederken bizim çözümlerimiz olduğunu tekrar dile getirmek istiyorum. Kimsenin yoksa bizim çözümlerimiz var ama son dönemde dikkat çekici de bir açıklamada oldu. Neden kaynaklandı çünkü şüpheli ölümden de ötesi olduğunu öğrendik. Faili meçhul ve kayıplarımız var. Burada ailelerimizin arasında da dile getirecekler, yakınlarını kaybetmiş olanlar var. Özelikle bazı bölgede yaşayan Kürt kadın hareketinden arkadaşlarımızın bildiği bazı gerçekler var bunların hepsinin Gülistan Doku, Rojin davasında bir cisimleşmesini görüyoruz.</p>

<p><br />
"ŞÜPHELİ ÖLÜMLER KARANLIKTA KALMASIN"</p>

<p>Bu ki dosyayla ilgili olarak da Adalet Bakanlığı, bizim de önemsediğimiz açıklama yaptı. Bu konuda uzmanlaşmaya doğru gidileceğini özel bir büro kurulacağını anlattı. Bu kuşkusuz önemli. Ama bizi açıklamalar değil, sonuçlar ilgilendiriyor. Buna ikna olmamız için bizim bu söz ettiğimiz Gülistan Doku dosyasında, Rojin’de ve tüm ailelerimizin burada ki ve burada olmayan dosyalarında açığa çıkarılması, bu dosyaların karanlıkta kalmaması gerekiyor. Çünkü şüpheli ölümlerin karanlıkta kalması sadece bir ölüm nedeninin karanlıkta, kalması değil gerçeğin yani adaletin karanlıkta kalması anlamına geliyor, adaletin yok olması anlamına geliyor. Ve bu cezasızlık elbette ki başka suçlar için cesaret kazandırıyor.O yüzdende biz sadece bugün ve geçmişte kaybettiğimiz kadınlar için değil, gelecekte ki tüm kadınların yaşam hakkı için mücadele ediyoruz. Adalet Bakanlığı'nın bu bürosunun açıklamasını da önemsiyoruz, oraya gönderdiğimiz dosyalarımız var avukat arkadaşlarımız bilgi de verebilirler. Ama aynı zamanda diğer tüm dosyalarımızı da oraya götürecek ve şimdiye kadar olduğu gibi yetkililerin görevini yapması için mücadelemize devam edeceğiz"</p>

<p></p>

<p><br />
Kaynak: Anka</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/kadin-cinayetlerinde-aci-bilanco-6-ayda-150-kadin-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/07/screenshot-2026-07-13-14-24-20-988-comandroidchrome-edit.jpg" type="image/jpeg" length="96091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ormandaki Bahçe: Kadın emeğini toprağa benzeten Zeynep Çelik'in yeni mücadele alanı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ormandaki-bahce-kadin-emegini-topraga-benzeten-zeynep-celikin-yeni-mucadele-alani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ormandaki-bahce-kadin-emegini-topraga-benzeten-zeynep-celikin-yeni-mucadele-alani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da doğup büyümesine rağmen, İznik'in Candarlı köyünde yetiştirdiği yaban mersini ile hayatı yeniden şekillenen Zeynep Çelik, Gazete Emek'e konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>"Ben 1983 yılında İstanbul’da doğup büyüdüm. Çiftçi bir ailem yok, köy hayatını çocukluğumda hiç yaşamadım. Yani toprağı, üretmeyi ve doğayı sonradan tanıdım ama şimdi tüm kalbiyle onlara bağlanan bir kadına dönüştüm" sözleriyle yaşam öyküsünü anlatmaya başlayan Zeynep Çelik, 2019 yılında Bursa'nın İznik ilçesine bağlı Candarlı köyüne 1000 kök yaban mersini dikmesinin ardından 'ormandaki bahçenin' nasıl oluştuğunu anlattı.</p>

<p>Daha önce köy hayatı ile hiç tanışmayan Çelik'in yeni hayatı, salt köy hayatına adım atan bir kadının, sıradan hikâyesi değil. Doğanın çırılçıplak koynunda zorlukların, mücadelenin, sabrın, özgürlüğün de hikâyesi. Çelik'in cümleleriyle ifade etmek gerekirse "Benim hikâyem aslında yaban mersininden çok daha fazlası."</p>

<p>"Neden ben de yapmayayım"</p>

<p>"Bugün hâlâ İstanbul’da çalışıyorum (son 1 senem) ama budamada, bakımlarında ve hasat zamanı mutlaka bahçedeyim. Hatta işim olmasa bile neredeyse her hafta sonu İznik’in Candarlı köyüne bahçeme kaçıyorum. Aslında bu fikrin içine eşimin kuzeninin 2016 yılında kurduğu yaban mersini bahçesi sayesinde girdim. Pandemi döneminde onun bahçesinde daha fazla zaman geçirme fırsatı buldum. Yıllarca onu izledim, öğrendim. Yani orada stajımı yaptım. Tam da pandemiyle birlikte doğanın bana ne kadar iyi geldiğini fark ettim. Bir gün “Neden ben de yapmayayım?” dedim ve 1000 fidanlık küçük bir yaban mersini bahçesi kurdum. Böylece Ormandaki Bahçe doğdu."</p>

<p>"O gün çok ağladım"</p>

<p>"Tabii hiç kolay olmadı. Doğa kusursuz değil gerçek olduğunu, her zaman ödüllendirmediği, birçok kez sınavlardan da geçirdiği derslerde verdi. En büyüğünü ilk büyük hasadımı alacağım gün, 10 Temmuz 2024’te sadece 10 dakika süren bir dolu yağışı sonrası hasadımdan %98 hasarla çıkarttı beni. Bütün emeğimi gözümün önünde yere indirdi. O gün çok ağladım. Hatta toprağa bile küstüm. Birkaç hafta köye, bahçeye hiç gitmedim. Ama sonra doğa vazgeçmiyorsa ben neden vazgeçeyim dedim. Ertesi yıl yine budama yaptım, yine bakım yaptım, yine umut ettim. Ve bugün yeniden hasat heyecanını yaşıyorum. Sanırım kadının emeğini ve mücadelesini en çok o gün toprağa benzettim. Toprak gibi… Sabrediyorsun, emek veriyorsun. Bazen çaban görünmüyor, bazen de karşılığını hemen alamıyorsun. Ama yine de vazgeçmiyorsun. Kadın da toprak gibi; ne yaşarsa yaşasın yeniden filizlenmeyi biliyor."</p>

<p>"Mum ışığıyla devam ediyorum"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Peki büyük bir şehri bırakıp köye yerleşmek? Büyük şehirden kaçıp köy hayatını sadece güzel taraflarıyla anlatanlardan da olmak istemiyorum. Doğanın huzuru kadar zorluğu da var. Mesela Nisan ayından beri ki geçen haftaya kadar köyden taşıma suyla ihtiyaçlarımı karşıladım. Güneş enerjisi kullanıyorum ama güneş bana ne kadar verirse. Yoksa çocukluğumdaki o beyaz büyük bakkal mumları (ki) varmış hala onu bile bilmiyordum, mum ışığıyla akşamıma devam ediyorum. Bahçede bazen imkanlar kısıtlı oluyor ama o anlarda ben kendimi daha özgür ve daha gerçek hissediyorum."</p>

<p>"Ben onların yaşam alanına misafirim"</p>

<p>"Bahçemi çoğu zaman yabani hayvanlar da ziyaret ediyor. Geçen yıl ayının geldiğini defalarca bıraktığı izlerden anladım. Bunu ilk gördüğümde aklımdan şu geçti; birkaç yıl önce sadece İstanbul’da yaşayan Zeynep olsaydı, herhalde korkudan bahçeye bir daha adım atmazdı. Ama bugün öyle hissetmiyorum. Çünkü artık onların bu doğanın bir parçası olduğunu biliyorum. Ben onların yaşam alanına misafirim. Doğayla zaman geçirdikçe korkularımın yerini saygı aldı. Doğayı kusursuz olduğu için değil, bana kendim olabildiğim bir alan sunduğu için sevdiğimi anladım."</p>

<p>"Her düştüğünde yeniden ayağa kalkan bir kadının hikâyesi"</p>

<p>"Benim hikâyem aslında yaban mersininden çok daha fazlası. Özgürlüğü seven, toprağa sonradan âşık olan ve her düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı öğrenen bir kadının hikâyesi gibi. Ve en büyük hayalim, doğanın bana izin verdiği süre içinde Ormandaki Bahçe’min kapısı bana hep açık olsun istiyorum. Yaban mersinlerini, sabretmeyi, yeniden başlamayı ve vazgeçmemeyi büyütmek istiyorum."</p>

<p><img alt="" src="https://gazeteemeknet.teimg.com/gazeteemek-net/uploads/2026/07/i-m-g-20260701-w-a0009.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Haber: Serkan Atasoy</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ormandaki-bahce-kadin-emegini-topraga-benzeten-zeynep-celikin-yeni-mucadele-alani</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 22:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/07/i-m-g-20260701-w-a0010.jpg" type="image/jpeg" length="17976"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayla Akat Ata: Ayşe Gökkan'a verilen ceza kadın mücadelesine yönelik]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ayla-akat-ata-ayse-gokkana-verilen-ceza-kadin-mucadelesine-yonelik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ayla-akat-ata-ayse-gokkana-verilen-ceza-kadin-mucadelesine-yonelik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TJA aktivisti Ayla Akat Ata, Ayşe Gökkan hakkında verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezasının siyasi nitelik taşıdığını savunarak, bu kararın kadınların örgütlü mücadelesini hedef aldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Tevgera Jinên Azad (TJA) eski dönem sözcüsü Ayşe Gökkan’ın 2 kez “örgüt üyesi olmak” iddiasından verilen biri 12 yıl, diğeri ise 7 yıl 6 ay, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasından ise verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından bozulmuştu. Ayşe Gökkan’ın yeniden görülen dünkü duruşmada Ayşe Gökkan’a 19 yıl 6 ay hapis cezası ve tutukluluğun devamı kararı verildi.</p>

<p>TJA aktivisti Ayla Akat Ata, kararı değerlendirdi.</p>

<p>‘TJA faaliyetleri kriminalize ediliyor’</p>

<p>Dosyanın hukuki bir içerik taşımadığını belirten Ayla Akat, “Bu dosyada 2011’e kadar olan faaliyetler konu olmuştu. 2011-2013 faaliyetleri dolayısıyla ocak ayında eklenen iddianame de ayrı bir dosya olarak kabul edilip iki ayrı örgüt üyeliği suçlamasıyla karar verildi” dedi.</p>

<p>Savcının 5 duruşmadır tahliye istediğini hatırlatan Ayla Akat, “Esasında Ayşe arkadaşımızın bir gün bile tutuklu kalmaması gereken bir dosyaydı ama savcının ısrarlı tahliye talebine rağmen heyet tahliye kararı vermedi. Ayşe arkadaşımızın şahsında Tevgera Jinên Azad bir kez daha kriminalize ediliyor” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>‘Devlet aklında bütünlüklü yaklaşım yok’</p>

<p>Ayla Akat, son olarak şunları ifade etti: “Verilen kararın süreçle bağını kurmak da lazım. Bugün çok farklı bir atmosferdeyiz. Son bir buçuk yıldır ülkede silahların sustuğu, demokratik siyasetin önünün açılması gereken bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç, herkes için örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırıldığı ve demokratik siyasete dahil olabildiği bir süreç olmalıydı. Süreci böyle ele alıyor, tartışıyor ve bunu örgütlemeye çalışıyorken ne yazık ki verilen karar çok talihsiz bir karar olmuştur. Bu noktada devlet aklı içerisinde bütünlüklü bir yaklaşımın olmadığı ortaya çıkıyor.” diye belirtti.</p>

<p>‘Sözümüzü söylemeye devam edeceğiz’</p>

<p>Verilen kararı sürece ve demokratik siyaset iddiasına müdahale olarak değerlendiren Ayla Akat, şöyle konuştu: “Kararın hukuki bir değerlendirmesini yapamıyoruz maalesef. Tamamen siyasi bir karar. Kadınlar, bugüne kadar olduğu gibi, yaşamın tüm alanlarında örgütlenerek demokraside ısrar edecek, özgürlük demeye devam edecekler. Sürecin bu noktada da bir an önce ilerletilmesi gerekiyor. Çerçeve yasa başta olmak üzere, demokratik siyasetin önünü açabilecek tüm yasaların hızla çıkarılması gerekiyor. Kadın hareketi olarak biz sözümüzü her koşulda söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz.”</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: JINNEWS</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ayla-akat-ata-ayse-gokkana-verilen-ceza-kadin-mucadelesine-yonelik</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/ayla-akat-ata-degistirecek-gucumuz-oldugunun-farkindayiz.jpg" type="image/jpeg" length="61790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme: Tutuklanan şüphelinin ifadesi ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-tutuklanan-suphelinin-ifadesi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-tutuklanan-suphelinin-ifadesi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada tutuklanan Zeinal Abarakov'un savcılığa verdiği ifade kamuoyuna yansıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Zeinal Abarakov'un savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı</p>

<p>Dersim'de 2020 yılından bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan Zeinal Abarakov'un savcılıkta verdiği ifade dosyaya girdi. İfadede olay gününe ilişkin dikkat çeken ayrıntılar yer aldı.</p>

<p>Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada tutuklanan Zeinal Abarakov’un savcılık ifadesi ortaya çıktı.<br />
Sabah'tan Hüseyin Kaçar'ın haberine göre, Gülistan'ın başının dertte olabileceği veya birisi tarafından alıkonulabileceğinin aklına gelmediğini savunan Zeinal Abarakov, ifadesinde şu ifadeleri kaydetti:<br />
"04 Ocak 2020 günü, Gülistan Doku'nun bizden herhangi bir yardım talebi olduğunu hissetseydik ya da birilerinin onu korkuttuğunu, tehdit ettiğini bize söyleseydi biz onu yalnız bırakmazdık. Gülistan yurda giderken her zaman kullandığı kısa yolu kullanmadı farklı bir yola yönelince bende arkasından araba ile devam ettim. Kendisine arabaya binmesini ve gideceği yere bırak istediğimi söyledim. Ancak Gülistan teklifimi reddetti. Gülistan yaya olarak gitti ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim.</p>

<p>"ZORLA BİR YERDE TUTULDUĞUNU DÜŞÜNDÜM"</p>

<p>Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ben Gülistan'ı yurda bırakmak istediğimde Gülistan bana trip atarak teklifimi kabul etmedi ben de yurt yönüne değil de diğer yöne doğru gittiğini gördüğüm için kolundan tutarak arabaya bindirmeye çalıştım. Biraz çekiştirdim. Gülistan daha sonra bana bağırmaya başladı. Ancak Gülistan yine reddetti.</p>

<p>Ben Gülistan Doku'nun bir şeye şahit olup olmadığını ya da tehdit veya şantaja maruz kalıp kalmadığını bilmiyorum. Gülistan Doku'nun da birilerini tehdit edip etmediğini bilmiyorum. Uzun süredir Gülistan Doku'dan haber alamadığım için kendisinin zorla bir yerde tutulduğunu düşündüm. Mesajlarımda bahsettiğim yardım, Gülistanın bulunduğu durumdan kurtarma yoludur. Kurtarma yolundan kastım evlenip hayat kurmaktır."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zeinal Abarakov'un savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı</p>

<p>Dersim'de 2020 yılından bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan Zeinal Abarakov'un savcılıkta verdiği ifade dosyaya girdi. İfadede olay gününe ilişkin dikkat çeken ayrıntılar yer aldı.</p>

<p>Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada tutuklanan Zeinal Abarakov’un savcılık ifadesi ortaya çıktı.</p>

<p>Sabah'tan Hüseyin Kaçar'ın haberine göre, Gülistan'ın başının dertte olabileceği veya birisi tarafından alıkonulabileceğinin aklına gelmediğini savunan Zeinal Abarakov, ifadesinde şu ifadeleri kaydetti:</p>

<p>"04 Ocak 2020 günü, Gülistan Doku'nun bizden herhangi bir yardım talebi olduğunu hissetseydik ya da birilerinin onu korkuttuğunu, tehdit ettiğini bize söyleseydi biz onu yalnız bırakmazdık. Gülistan yurda giderken her zaman kullandığı kısa yolu kullanmadı farklı bir yola yönelince bende arkasından araba ile devam ettim. Kendisine arabaya binmesini ve gideceği yere bırak istediğimi söyledim. Ancak Gülistan teklifimi reddetti. Gülistan yaya olarak gitti ben de arabanın içinden yavaş yavaş ilerleyerek takip ettim.</p>

<p>"ZORLA BİR YERDE TUTULDUĞUNU DÜŞÜNDÜM"</p>

<p>Sonra yine yanına yanaştım, araçtan indim ve kendisine yurda geç kalacaksın ısrarla bırakmak istediğimi tekrar ettim. Ben Gülistan'ı yurda bırakmak istediğimde Gülistan bana trip atarak teklifimi kabul etmedi ben de yurt yönüne değil de diğer yöne doğru gittiğini gördüğüm için kolundan tutarak arabaya bindirmeye çalıştım. Biraz çekiştirdim. Gülistan daha sonra bana bağırmaya başladı. Ancak Gülistan yine reddetti.</p>

<p>Ben Gülistan Doku'nun bir şeye şahit olup olmadığını ya da tehdit veya şantaja maruz kalıp kalmadığını bilmiyorum. Gülistan Doku'nun da birilerini tehdit edip etmediğini bilmiyorum. Uzun süredir Gülistan Doku'dan haber alamadığım için kendisinin zorla bir yerde tutulduğunu düşündüm. Mesajlarımda bahsettiğim yardım, Gülistanın bulunduğu durumdan kurtarma yoludur. Kurtarma yolundan kastım evlenip hayat kurmaktır."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-yeni-gelisme-tutuklanan-suphelinin-ifadesi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/images-2026-06-07t121005744.jpeg" type="image/jpeg" length="66172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinem Çeşim davası öncesi adalet çağrısı: “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/sinem-cesim-davasi-oncesi-adalet-cagrisi-bir-kisi-daha-eksilmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/sinem-cesim-davasi-oncesi-adalet-cagrisi-bir-kisi-daha-eksilmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KAR-DEF Kadın Kolları, 4 Haziran’da Silivri’de görülecek Sinem Çeşim davası öncesi kamuoyuna çağrı yaptı. Kadınlar, kadın cinayetlerine ve cezasızlık politikalarına karşı adalet talebini yükseltmek için duruşmada bir araya geleceklerini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>KAR-DEF Kadın Kolları, 4 Haziran 2026 tarihinde Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Sinem Çeşim davası öncesinde basın ve kamuoyuna yönelik bir çağrı yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ve cezasızlık politikalarına karşı sessiz kalmayacaklarını belirten kadınlar, Sinem Çeşim için adalet talebini yükseltmek amacıyla duruşmada bir araya geleceklerini ifade etti.</p>

<p>Açıklamada, “Sinem Çeşim için adalet istiyoruz” denilerek, kadın cinayetlerinin münferit olaylar olmadığına ve toplumsal bir sorun olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganlarının yer aldığı çağrıda, tüm duyarlı kadınlar, kadın örgütleri ve kamuoyu davaya destek vermeye davet edildi.</p>

<p>KAR-DEF Kadın Kolları, Sinem Çeşim’in ailesiyle dayanışma içerisinde olduklarını belirterek, adalet mücadelesinin takipçisi olacaklarını vurguladı.</p>

<p>Duruşma, 4 Haziran 2026 tarihinde Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Duruşmaya katılım için ulaşımın saat 06.30’da Kurfalı Gezegen Cafe önünden sağlanacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/sinem-cesim-davasi-oncesi-adalet-cagrisi-bir-kisi-daha-eksilmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/images-2026-06-03t113358967.jpeg" type="image/jpeg" length="86995"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojwelat Kızmaz dosyasında yeni gelişme: Soruşturma yeniden açıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmaz-dosyasinda-yeni-gelisme-sorusturma-yeniden-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmaz-dosyasinda-yeni-gelisme-sorusturma-yeniden-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeniden açılan dosyada, Kızmaz’ın telefonunun Gülistan Doku vakasından sonra 46 gün boyunca sinyal vermediği belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Batman’da 9 Şubat 2024’te kaybolduktan sonra şüpheli bir şekilde cansız bedenine Ilısu Baraj Gölü’nde ulaşılan Rojwelat Kızmaz’ın dosyası yeniden açıldı. Cansız bedeninin bulunmasının ardından yürütülen soruşturma; kamera görüntüleri ve detaylı bir araştırma yapılmadan kısa bir süre sonra kapatıldı.</p>

<p>Üniversiteden arkadaşı olan ve kaybettirilen Gülistan Doku’un dosyası ile ilgili yeni gelişmelerin yaşanmasının ardından Kızmaz ailesi, yeni delillerle birlikte Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na nisan ayında yeniden başvuruda bulundu. Aile, önceki kararların kaldırılmasını talep etti.</p>

<p>Rapora rağmen dosya kapatılmış</p>

<p>JINNEWS’te yer alan habere göre ailenin başvurusu sonrasında Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümüne dair soruşturma yeniden açıldı.</p>

<p>Habere göre, bir önceki ve henüz kapatılmadan önceki soruşturma bağlamında Ulusal Kriminal Büro incelemelerde bulundu. Büro, incelemesini 22 Nisan 2025’te raporlaştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda; Rojwelat Kızmaz’ın telefonunun, Gülistan Doku’nun kaybolmasının hemen ardından kapatıldığı, Doku’nun kaybettirilmesinden 46 gün sonra, yani 20 Şubat 2020 tarihinde saat 16.04’te yeniden açıldığı bilgisi yer aldı.</p>

<p>Dosya Erzurum’a taşındı</p>

<p>Raporda, dikkat çeken bir diğer husus ise telefon ile yapılan son iletişim oldu. Rojwelat Kızmaz, 12 Şubat 2024’te yaşamını yitirmiş halde bulunmuştu. Rapora göre ise son iletişiminin 5 Mart 2024 tarihinde saat 14.47’de yani yaklaşık bir ay sonra gerçekleştiği belirlendi. Bu rapora rağmen bir önceki soruşturma Nisan 2026 de kapatıldı.</p>

<p>Rojwelat Kızmaz’ın yeni açılan soruşturma dosyasının Erzurum’a taşındığı belirtildi. </p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmaz-dosyasinda-yeni-gelisme-sorusturma-yeniden-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/images-2026-06-02t132020605.jpeg" type="image/jpeg" length="40829"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[21 aydır aynı soru: Rojin Kabaiş’e ne oldu?]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/21-aydir-ayni-soru-rojin-kabaise-ne-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/21-aydir-ayni-soru-rojin-kabaise-ne-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada 21 ay geride kaldı. Aile, dosyada hâlâ somut ilerleme sağlanmadığını belirterek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, "Bizim için bayram Rojin'in katilleri bulunduğu zaman, adalet yerini bulduğu zaman olacak. Okulda katledildi genç kızımızın hayatına mal oldu. Adalet hala da yerini bulmuş değildir. Adalet yerini bulduğu gün; bizim için o gün bayramdır" dedi.</p>

<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü Mollakasım sahilinde cansız bedeni bulunmuştu. Ölümü "şüpheli" olarak değerlendirilen Kabaiş’in dosyasına ilişkin süreç devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
"BİZİM ROJİN'SİZ DÖRDÜNCÜ BAYRAMIMIZ"</p>

<p>Nizamettin Kabaiş, şunları söyledi:<br />
"Bizim için bayram, Rojin'in katilleri bulunduğu zaman olacak. Adalet yerini bulduğu zaman bizim için bayram olacak. Bu genç kızımızın hayatına mal oldu. Okulda katledildi. Ama adalet hala da yerini bulmamış. Adalet yerini bulduğu gün bizim için o gün bayramdır. Herkesin bayramı mübarek olsun. Rojin'imin bayramı da mübarek olsun. Keşke şimdi o da hayatta olsaydı şeker alacaktı, bayramlığını yapacaktı. Kur'an okuyacaktı ve biz beraber oturacaktık ama maalesef 2024'te Rojin'i kaybettik. Bizim Rojin'siz dördüncü bayramımız. Çok zor durumdayız. Özellikle bayram günü çok insanın aklına geliyor. Acı günler, bayram günü hazindır."</p>

<p><br />
"ÖZEL EKİP BAYRAMDAN SONRA VAN'A GÖNDERİLECEK"</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Ankara'da görüştüğünü hatırlatan baba Kabaiş, "İnşallah Allah'ın izniyle bayramdan sonra da çalışmalar devam edecek. Özel ekip Van'a gönderilecek. Hem telefon için hem de kameralar için üniversiteyi araştıracaklar, yurdu araştıracaklar. Rojin'in telefonu için İspanya'ya gönderileceğini söyledi. İnşallah Allah'ın izniyle adalet yerini bulacak. Rojin için biz adalet istiyoruz" dedi.</p>

<p>Adli Tıp raporunu beklediklerini belirten Kabaiş, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Yarım kalan çalışmaların tamamlanacağını söylediler. Çünkü daha önce de yapılmayan çok şey var. Şimdi Rojin'in suda boğulduğunu söylüyorlar. Böyle olmaz. Biz bunu kesinlikle o şekilde kabul etmeyiz. Net bir şekilde Adli Tıp'tan raporun gelmesini istiyoruz. Yani ne gelirse en azından içimiz rahat olur. Rapor gelsin, kaç gün suda kalmış, hangi gün öldürülmüş... 18 günün içinde kaç gün su üstünde kalmış, biz bunun rapor olarak gelmesini istiyoruz. Ama maalesef yaklaşık 2 senedir, 21 aydır biz o raporu bekliyoruz.</p>

<p><br />
"ARTIK KESİNLİKLE İNTİHAR DİYEMEZLER"</p>

<p>Yeni Adalet Bakanımız göreve başladığından beri gelişmeler oldu. İnşallah Allah'ın izniyle bayramdan sonra da daha güzel gelişmeler olacak. Kolay netleşecek, aydınlanacak. Hep birlikte önümüzdeki günlerde göreceğiz. Daha kesinlikle kimse diyemez intihar olduğunu. İntiharda yani herhangi bir delil, bir kanıt yok ortada ama cinayetle ilgili çok delil kanıt vardır. Hem Rojın'ın vücudunun üzerinde iki erkek DNA'sı tespit edilmiş. Akciğerinde su olmadığı tespit edilmiş. Vücutta, bazı yerlerinde darp cebir izi olduğu halde onları da yani o bazı şeyleri de dosyada yazılmamış ama Rojin'in boğazında da hasar var. Bunu tespit etmişler. O da dosyada yazılı resmi olarak. Bunları hepsini dile getirmek yani bizim görevimizdir. Bunu söylemezsek örtbas ediyorlar."</p>

<p></p>

<p><br />
Kaynak: Anka</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/21-aydir-ayni-soru-rojin-kabaise-ne-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/rojin-kabaisin-babasi-adalet-yerini-bulmadan-bayram-olmayacak.jpg" type="image/jpeg" length="35047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TİP’li kadınlardan “aile genelgesine” tepki]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/tipli-kadinlardan-aile-genelgesine-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/tipli-kadinlardan-aile-genelgesine-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TİP'li kadınlar: Genelge yalnızca var olan haklarımıza ve kazanımlarımıza saldırmıyor yeniden kazanacağımız can simidi sözleşmemizin de önünü tıkamayı hedefliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER: Serkan ATASOY </strong><br />
 </p>

<p><strong>Gazete Emek </strong>- TİP'li kadınlar, 2 Mayıs'ta yayımlanan "Aile Nüfus On Yılı" Genelgesi hakkında görüşlerini aktardı.</p>

<p>2 Mayıs 2026 tarihinde "Aile Nüfus On Yılı" Genelgesi Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlandığı gün yürürlüğe giren 15 maddelik "Aile Nüfus On Yılı" Genelgesi 2026 - 2035 yıllarını kapsayacak.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilmesi planlanan genelgenin çıkış nedeni "Hızlı yaşlanma ve demografik tehdit, doğum oranlarının kritik seviyeye düşmesi, kurumlar arası kopukluğu gidermek, küresel ve dijital riskler" gibi başlıklar altında inceleniyor.</p>

<p>"<strong>Kadın sadece anne değildir"</strong></p>

<p>Yürürlüğe giren genelge, kamuoyunda geniş yankı bulurken tepkilerin de odağı oldu. Birçok kadın hakları örgütü, ekonomistler ve muhalefet partiler genelgeye tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda "Gençlerin evlenmemesinin veya çocuk yapmamasının kültürel bir sorundan değil, yüksek enflasyon, kira krizi ve çocuk büyütme maliyetlerinin altından kalkılamaz hale gelmesinden kaynaklandığı, kadının sadece anne olmadığı, kadını iş gücünden uzaklaştırıp sadece ev içi bakım hizmetleriyle sınırlayan bir anlayışı beslediği, eğer gerçekten aileyi güçlendirmek istiyorsanız önce yoksulluğu bitirin" gibi ifadeler yer aldı.</p>

<p>TİP'li (Türkiye İşçi Partisi) kadınlar ise sosyal medya hesabından yaptığı "Kadını Yok Sayan Genelgenizi Reddediyoruz" başlıklı açıklaması ile başlatılan projenin "Kadın ve LGBTİ+'lara düşman olduğunu, kadınları toplumsal hayattan soyutlamayı amaçladığını" vurguladı.</p>

<p>"<strong>Genelge neden kadın ve LGBTİ+'lara düşman"</strong></p>

<p>Gazete Emek olarak TİP'li kadınlara ulaşarak görüşlerini dinledik ve genelgenin "neden kadın ve LGBTİ+'lara düşman olduğu" sorusunu yönelttik.</p>

<p><strong>TİP Üyesi Ebru:</strong></p>

<p><br />
1- Rakamsal manipülasyon: Genelgenin 23. sayfasında yer alan Grafik 1’e göre 2100 yılında düşük tahmine göre TC nüfusunun 25 milyona dek gerileceği iddia edilmekte ve bu tahmin halkta bir acil durum çanı çaldırmak için kullanılmaktadır. Oysa ki bu tahmin birkaç uzmanın “doğum oranında radikal düşüş” temelli yorumlarına dayanmaktadır ve TÜİK dahi 2100 nüfusunu "77 milyonun altında” olarak hesaplamaktadır. Doğum hızındaki düşüş verisi, toplam nüfusun sayıca aniden 60 milyonluk bir kayıp vereceği iddiasıyla çarpıtılmıştır.<br />
<br />
2- 24. sayfada ; "Türkiye’nin demografik panoraması incelendiğinde; toplam doğurganlık hızı ve doğum sayılarında gözlemlenen seyir, nüfusun yenilenme kapasitesi açısından ilk temel göstergeyi oluşturmaktadır. Doğurganlık hızı 2017 yılından itibaren 2,1’in altına gerilemiş ve bu düşüş devam ederek 2024 yılında 1,48’e kadar inmiştir. 2014 yılında 1 milyon 351 bin 88 olan yıllık doğum sayısı 2023’te 1 milyonun altına düşmüştür.” ifadeleri kullanılmış. 2017 yılında %11lerde açıklaman (TÜİK) yıllık enflasyon, 2026’da %32 seviyelerinde seyrederken “dış etkenler” vurgusu yapılmış ancak bu enflasyonist ortamın aile kurma, çocuk sahibi olma imkanlarına etkisine katiyen yer verilmemiştir.</p>

<p>"<strong>Baba kelimesi 6 kere anne kelimesi 18 kere"</strong></p>

<p>3- 26. sayfada yer alan ülkelere göre sezeryan doğum oranları grafiğinin sunuluş biçimi tamamiyle kasten manipülatif ve propagandiftir. Sezaryen doğum oranı en yüksek ülke Türkiye değildir. Türkiye’yi bu sıralamada 1. sıraya koymak için kasten oranı daha düşük ülkelerle kıyaslamayı seçen editöryel ekip, toplumda sezaryen doğum algısının mühendisliğine soyunmuştur.</p>

<p>4- Tüm genelgede baba kelimesi 6 kere geçerken, anne kelimesi tam 18 kere kullanılmıştır. üstelik baba kelimesinin kullanımlarının yarısı “anne-baba” kalıbı içerisindedir. bu durumda, bakanlığın doğum ve nüfus politikalarında niçin annelik vurgusuna babalığa göre defalarca kat fazla yer verdiğini merak etmekteyiz. Ayrıca 13 kez kadın, 6 kez erkek kelimesi kullanılmıştır. üstelik, annelik yaşının senelere göre değişimi grafikleri genelgede yer bulmuşken, babalığa dair rakamsal tespitlere yer verilmemiş.</p>

<p>"<strong>İstanbul Sözleşmesi hırsı ve kadını ev içine hapsetme arayışı"</strong></p>

<p><strong>TİP Üyesi Beyza:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
2 Mayıs’ta yayımlanan “Aile 10 Yılı” genelgesi, AKP’nin kurumsallaşmış nefret suçlarını ve ucuz emek ordusunu yeniden üretme politikasını daha kapsamlı ve daha resmi bir şekilde paket halinde sunduğu ilanlarından biri oldu. Elbette ki politikalarında “üretici güç” olarak başrolü yine kadınlar oynamış. LGBTİ+’ları ise tüm yurttaşlık haklarından sıyırıp yok edilmesi gereken bir düşman olarak hedef tahtasına oturtmuşlar. Peki bunu bu genelgede nasıl yapmışlar? Tüm kamu politikaları ve programlarını insanı, aileyi, nesilleri korumak; evliliği ve çocuk sahibi olmayı özendirmek; kuşaklar arası dayanışmayı pekiştiren, ülkenin her köşesinde nüfus yapısını güçlendiren bütüncül ve uzun vadeli bir politika çerçevesi oluşturmak hedefiyle 15 madde halinde yapılandırmışlar. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik plan ve programlarının bu hedef doğrultusunda belirleneceğini, uluslararası belgelerin müzakere süreçlerinin dahi bu politikalarla uyumlu olacak şekilde değerlendirileceğini ilk maddede ifade etmişler. Bu madde aynı zamanda AKP’nin hâlâ İstanbul Sözleşmesi hırsının bir göstergesi olmuş. Genelge yalnızca var olan haklarımıza ve kazanımlarımıza saldırmıyor; yeniden kazanacağımız can simidi sözleşmemizin de önünü tıkamayı hedefliyor. Genelgedeki maddeler LGBTİ+’ları aileyi ve nüfusu olumsuz etkileyen “cinsiyetsizleştirme akımı” ve “zararlı alışkanlık” olarak nitelendirirken, evlilik müessesesini toplumsal itibarı korunması gereken bir kurum olarak tanımlıyor.</p>

<p>"<strong>Kadınları doğum makinesi olarak görevlendiriyor"</strong></p>

<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bu ülkede her yurttaş gibi eşit şekilde yaşaması gereken LGBTİ+’ları hedef gösterirken; toplumdaki nefret cinayetlerinin önünü açan, ayrımcılığı meşrulaştıran ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını tehdit eden politikalarını da devletin resmi ideolojisi haline getiriyor. Kadınları ise yalnızca çocuk doğurması gereken, şiddet de görse mutsuz da olsa o “yuva”da kalması gereken “doğum makineleri” olarak görevlendiriyor. Bahsettikleri bu AKP tipi “aile yapısının” bozulmasının sebebi ne kendi hayatları hakkında karar alan özgür kadınlar ne de her gün yaşam haklarına saldırdıkları LGBTİ+ yurttaşlar. AKP; kendi ürettiği yoksulluğu, işsizliği, geleceksizliği; evlerinde aile fertleri tarafından öldürülen kadınları; MESEM’lerde önce geleceksizleştirilip sonra fabrikalarda can veren işçi çocukları; evlerinden atılan, şiddetin binbir türlü haliyle mücadele eden LGBTİ+’ları; emekli maaşlarına göz diktikleri yaşlıları; çocuğuna üniforma alamadığı için intihara sürüklenen emekçi babaları konuşmak ve araştırmak yerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını bütün imkânlarıyla şu sorunun peşine düşürüyor: “Acaba biz ne yapsak da bu kadınlar boşanamasa, her gün şiddet gördüğü evinde ‘teşviklerle’ çocuk doğurmaya devam etse?</p>

<p>"<strong>Mücadeleyi hayatın her alanında örmeye devam edeceğiz"</strong></p>

<p>Genelge kadınları yalnızca anne olmalarıyla değil, “makbul anne” olmalarıyla da baskılıyor. “Aile dostu yayıncılık” ve “zararlı içerik denetimi” başlıkları altında dizayn etmeye çalıştıkları sansür geleneğinin ilk örneklerini genelgeden sonra görmeye başladık. Önce farklı bir annelik temsilini içeren reklam filmine savaş açtılar. Ardından benzer bir annelik temsilini taşıdığını canlı yayında ifade eden TRT spikerini işten çıkardılar. Anneliği yalnızca kendi istedikleri makbuliyet sınırlarıyla çerçevelendiren, kadını doğurabildiği ve bakım hizmeti verebildiği ölçüde tanımlayıp “ulusal bir meselenin” aracı olarak gören bu genelge; devleti kreş açmak, kadın istihdamını sağlamak ve bakım emeğini toplumsallaştırmak gibi sorumluluklarından azade tutarken, bütün bakım yükünü kadınların üzerine yıkıyor. Bu genelge TİP’li Kadınlar olarak bizim için yok hükmündedir. Bizler kadınlarla, LGBTİ+’larla ve tüm emekçi yurttaşlarla birlikte mücadeleyi hayatın her alanında ilmek ilmek örmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu ülkenin geleceği; kadınların evlere hapsedildiği, LGBTİ+’ların hedef gösterildiği, emeğin sömürüldüğü bir karanlıkta değil; eşit, özgür bir yaşamı birlikte kuranların ellerinde yükselecek.</p>

<p>"AKP sorunların kendi iktidarlarından kaynaklanmasına hiçbir şekilde değinmiyor"</p>

<p><br />
<strong>TİP Üyesi Telli:</strong></p>

<p><br />
"Genelge; AKP’nin iktidara geldiği ilk günden bugüne kadar toplumsal sorunlara ürettiği çözümleri sıralarken hep yaptığı gibi sorunların kendi iktidarlarından kaynaklanmasına hiçbir şekilde değinmiyor. Sorunların kaynağı bilerek ve isteyerek doğru tespit edilmeyince, toplumun bir kesimi hedef tahtasına konularak suçlu ilan edilirken; önerilen çözümler ve ortaya konan hedefler de haliyle bilimsel olmaktan çıkıyor ve muğlak bir “milli ve manevi değer” kıskacında bırakılıyor. Aileyi nüfus krizine karşı “toplumsal çözüm” olarak kutsayan metin, toplumsal sorunların nedenini kültürel dönüşümlerde arıyor oysa bizler; daha çok maddi koşullara, emek sömürüsüne, yoksulluğa, bakım krizine ve neoliberal politikalara odaklanılması gerektiğini savunuyoruz."</p>

<p>"<strong>LGBTİ+’ları bir tehdit unsuru olarak gösteriyor"</strong></p>

<p>Nüfus krizini kadınların doğurganlığı üzerinden okuyan metin bu doğurganlığı azaltan faktörler olarak kodluyor kadınları ve LGBTİ+’ları. Metnin en can alıcı cümlesi budur: “Yirminci yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde aile ve evlilik kurumu, bireyselleşme, insan hakları ve özgürlük söylemlerini araçsallaştıran ve çoğunlukla toplumsal cinsiyet ideolojisi üzerine temellendirilmiş zararlı akımların etkisine girmeye başlamıştır.” Bu cümle bizim uğruna mücadele ettiğimiz sosyalist feminizmi doğrudan hedef alan bir cümle. Bu genelgeyi kaleme alanlar, aileyi ekonomik sistemlerle birlikte değişen bir yapı olarak görmeyip onu sorgulanamaz bir kurum gibi sunuyor. Biz TİP’li Kadınlar, kapitalizmle birlikte ailenin emek gücünün yeniden üretilen bir alan olduğunu ve kadınların ücretsiz ev içi emeğinin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu sıkça ifade ediyoruz. Metinde sıkça vurgulanan “aile sorumluluğu”nun kadının üzerine yıkılmak istenmesine itiraz ediyor, çocuk ve yaşlı bakımının kadının üzerinden alınarak toplumsallaştırılmasını talep ediyoruz. Genelgede zararlı akımlardan biri olarak tarif edilen “cinsiyetsizleştirme” doğrudan LGBTİ+’ları bir tehdit unsuru olarak gösteriyor. Cinsiyetleri kadın ve erkek olarak kodlayan metin, LGBTİ+’ları ve toplumsal cinsiyet eşitlik taleplerini kriminalize ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/tipli-kadinlardan-aile-genelgesine-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/ebb983cf-10b4-4c84-9739-e50381eea22d.jpeg" type="image/jpeg" length="57306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bedriye Doku’dan Anneler Günü’nde yürek yakan sözler: “En büyük hediyem kızımın mezarı olsun”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bedriye-dokudan-anneler-gununde-yurek-yakan-sozler-en-buyuk-hediyem-kizimin-mezari-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bedriye-dokudan-anneler-gununde-yurek-yakan-sozler-en-buyuk-hediyem-kizimin-mezari-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Altı yıldır kayıp olan Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, Anneler Günü için kaleme aldığı mektupta yaşadığı acıyı anlattı. Yıllardır kızının akıbetinin ortaya çıkarılması için mücadele eden anne Doku, “En büyük hediyem kızımın bir mezarı olması” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Yedi tane çocuğum var. Gülistan çocuklarımın en küçüğüydü. Gülistan beni çok severdi, ben de onu çok severdim, insan küçük çocukları daha farklı da seviyor. Gülistan merhametliydi. Önünden bir yaşlı geçtiğinde gider hemen elindeki poşetleri alırdı. Kedi sahipleniyordu. Hayvanları severdi. Arkadaşlarını düşünürdü. Çoktu merhameti. Bunca yıl bizi kandırmışlar, devleti de kandırmışlar üstelik. Bu olay başımıza geldiği gün arabayla hemen oraya gittik, gittiğimizde sabaha karşı idi. Biz arkadaşıyla gidip dilekçe verdik. Bizimle ilgilenmediler. Sanki bir hayvan kaybolmuş gibi davrandılar. Emniyetten geri dönerken rektörle avluda karşılaştık, geldi dedi ki “Teyze ben çok üzüldüm, olayı duyar duymaz hemen buraya geldim, ben Erzurum’daydım” dedi. Tuncay Sonel bizi öğretmenevine götürdü, elini sırtıma attı ve dedi ki; “Yemin ederim ki Gülistan kendini atmış, sana Gülistan’ın cenazesini bulacağız.” Hiç oradaki insanlara da vicdan, merhamet duymadı. Dalgıçlar her sudan çıktığında “Teyze senin kızın burada yok yok. Kızın burada olsa niye getirmeyelim kızını” diyordu. Bizi kandırdılar.</p>

<p>Gülistan Anneler Günü’nde beni arardı, Anneler Günü’mü kutlardı. Bunu söylüyorum çok zor geliyor bana ama kızım zaten daha geri gelmeyecek ama daha başka Gülistanlar ölmesin. Buradan Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Emine Erdoğan ve adalet bakanı, içişleri bakanına sesleniyorum; çağrımdır. Bunlara en ağır cezayı verin, Anneler Günü hediyem olsun. Benim kızımın bir mezarı olsun, bir Fatiha, bir dua okuyayım. İstediğim budur. Benim en büyük ödülüm, hediyem budur. Onların müebbet yemesi ve kızımın mezarının olması. Düşünün hangi anne bunu söyler, ben altı senedir kızımı arıyorum. Bunu söylemek çok zor geliyor bana.</p>

<p>Ben Dersim’e gidince binlerce kız yanıma geliyor. Onlarla sarılıyoruz. Hepsine çok teşekkür ederim. Daha başka anneler, kadınlar, öğrenciler, Gülistanlar ağlamasın, istediğim bu.</p>

<p><br />
Altı yıldır bitmeyen bir mücadele</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dersim’de 2020 yılında kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınmayan Gülistan Doku’nun başına ne geldiğine dair “sır perdesi” aralanıyor. Ailenin ısrarı 6 yıl boyunca sürerken, Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, aileye kızlarının intihar ettiğini söylediği ve soruşturmaya müdahaleler ettiği açığa çıktı. Gülistan’ın öldürülmesine dair, olayla ilgili, Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu dahil çok sayıda kişi gözaltında ya da tutuklu; cansız bedeninin bulunması için ise aramalar sürüyor. Ailesi altı yılın ardından olaya dair sorumluluğu olan herkesin gerekli cezayı alması ve Gülistan’ın kaybedilen cansız bedenini bulmak için umutlu bekleyişini ve mücadelesini sürdürüyor.</p>

<p><br />
/Kaynak: Evrensel/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bedriye-dokudan-anneler-gununde-yurek-yakan-sozler-en-buyuk-hediyem-kizimin-mezari-olsun</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/63b5ef7d86b2451478bd118c.jpg" type="image/jpeg" length="75245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku dosyasında dikkat çeken gelişme: “Öğrenci evi” incelemede]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-dikkat-ceken-gelisme-ogrenci-evi-incelemede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-dikkat-ceken-gelisme-ogrenci-evi-incelemede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı. “Öğrenci evi” olarak kullanıldığı belirtilen 1+1 daire incelemeye alınırken, SIM kart incelemesini yapan ihraç polis Gökhan Ertok’un ifadesinde eski vali Tuncay Sonel ve koruması Şükrü Eroğlu’yla ilgili dikkat çeken iddialar yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>6 yıldan uzun süredir haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin yürütülen soruşturmada SIM kartın Ankara'ya gönderilmeden önce temizlendiği iddia edilirken Dersim'de tespit edilen 1+1 evin dosyaya dahil edildiği ortaya çıktı.<br />
Dersim'de 2020 yılının ocak ayından bu yana kayıp olarak aranan Gülistan Doku hakkında Tunceli ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı sürdürüyor.<br />
T24 yazarı Tolga Şardan, soruşturma kapsamında ulaştığı bilgilere bugünkü "Gülistan Doku soruşturması: Tunceli’deki 1+1 evin sırrı" başlıklı yazıda yer verdi.</p>

<p>İHRAÇ POLİSTEN VALİ SONEL HAKKINDA İDDİA</p>

<p>Şardan'ın aktardığına göre, soruşturma dosyasına yeni bilgiler eklendi. Söz konusu bilgilerden biri Gülistan'a aitr cep telefonunun SIM kartında inceleme yapan ihraç polis Gökhan Ertok'un sorgusunda dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve koruması Şükrü Eroğlu hakkında oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre, Ertok 15 Nisan’da kolluktaki sorgusunda SIM kartın kendisine gönderildiği süreçte Vali Tuncay Sonel’in "Basın çok üstümüze geliyor, kızı bulmalıyız" dediğini aktardı.<br />
Ertok, ifadesinde dikkat çekici şu tespitte bulundu:</p>

<p>Ama ben şimdi anlıyorum ki Vali Tuncay Sonel ile koruma Şükrü Eroğlu’nun kartı temizleyerek bana gönderdiklerini ve ‘kızı bulmamız gerekiyor’ diye beni kandırıp Gülistan’ın sosyal medya mesajlarının temizlendiğinden emin olmaları için beni kullandıklarını anladım."</p>

<p>İfadesinin devamında Ertok, "Vali ve Şükrü, beni kullanıp tuzağa düşürdü. SIM kartın bana gönderilmeden önce temizleyip emin olmak için de bana gönderip sağlama yaptılar ve bu konuda beni kullandılar" iddiasında bulundu.<br />
İtirafçı Ertok’un açıklamasının doğru olup olmadığı teknik veri analiz çalışmalarında belli olacak.</p>

<p>Bu arada Ertok’un iddiası Vali Sonel’e "Gökhan’ın bu beyanları kapsamında söz konusu SIM kartı göndermeden önce üzerinde herhangi bir iş veya işlem yaptınız mı? Yapılması yönünde bir talimatta bulundunuz mu?" sorusu yöneltildi. Vali Sonel, iddialara karşın "Kesinlikle yapmadım. Kesinlikle bir talimatım olmadı. Bunları kabul etmiyorum" yanıtını verdi.</p>

<p>Kamuoyuna yansıya bilgilerde Vali Sonel’in talimatıyla koruma polisi Şükrü Eroğlu, Doku’ya ait SIM kartı Ankara’da bilişim uzmanı Ertok’a ulaştırdı. Ertok, SIM kartta inceleme yaptı. İncelemede kimi verileri sildiği iddiasıyla tutuklandı.</p>

<p><br />
1+1 EV DOSYAYA EKLENDİ</p>

<p>Şardan, dosyaya eklenen 1+1 eve ilişkin ulaştığı bilgileri ise şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Ulaştığım diğer bir bilgi ise, kentte yeni tespit edilen ve yaşananlarla ilgisi olup olmadığı üzerinde yoğunlaşılan 1+1 şeklindeki bir ev.<br />
Evin varlığına soruşturmada yeni ulaşıldığını belirtiyor kaynaklarım. Alınan bir ifadede geçmesi sebebiyle soruşturma kapsamına alınan evle ilgili detay araştırma yapıldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Detay araştırmanın içeriği elbette öncelikle çevre kamera kayıtları ve bazlardan elde edilecek HTS verileri. Özellikle HTS verilerinin şüphelilere ait cep telefonlarıyla örtüşmesi soruşturmaya yeni boyut kazandıracak. Eve kimlerin girip çıktığı araştırılıyor.</p>

<p>Bu noktada bir önemli tespit ise, söz konusu evin "öğrenci evi" görünümünde olması. Kirasının başka kişilerce ödendiği bilgisi araştırılan konular arasında.</p>

<p><br />
"TUNCAY SONEL'İN YÜKLÜ MAL VARLIĞI BULUNUYOR"</p>

<p>Yeri gelmişken, şüphelilerle ilgili MASAK’tan rapor istendi. MASAK’ın yapacağı tespitler, şüpheliler arasında banka hesap hareketi olup olmadığı ortaya koyacak.<br />
Bir de Vali Sonel’in mal varlığıyla ilgili ulaştığım bilgi var. Sonel’in resmi kaydı bulunan "epeyce yüklü" mal varlığı bulunduğu ifade ediliyor. Hele ki tapu kayıtlarının sayısı öyle böyle değil. Bizzat duyunca şaşırdım.</p>

<p>Bu nedenle daha önceki Büyüteç’te Sonel’in imzasının bulunduğu ihalelerin de mercek altına alınması gerektiğine dikkat çekmiştim."</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-dikkat-ceken-gelisme-ogrenci-evi-incelemede</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-08t144428310.jpeg" type="image/jpeg" length="26649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akın Gürlek, Rojin Kabaiş’in ailesiyle görüştü]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/akin-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/akin-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek, Van’da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla görüştü. Dosyanın titizlikle incelendiğini vurgulayan Gürlek, olayın aydınlatılması için sürecin sonuna kadar takip edileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van’da yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Görüşmede, soruşturmanın geldiği aşama ele alınırken, ailenin talepleri dinlendi.</p>

<p>Gürlek, Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması için yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek, dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da takip edildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>“SÜRECE TEKNİK DESTEK SAĞLIYORUZ”</p>

<p><br />
Bakan Gürlek, söz konusu daire başkanlığının doğrudan soruşturma yürütmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:<br />
“Burada görev yapan arkadaşlarımızın tamamı ceza hukuku alanında uzman kişiler. Dosyalara farklı bir gözle bakıyor, savcılık makamıyla, aile ve avukatlarla temas halinde sürece teknik destek sağlıyoruz. Yeni bir delil varsa özel bir ekip kurulması gerekiyorsa, mesela Tunceli için özel bir ekip kurduk, burası için de daraltılmış baz için bakalım. Bizim soruşturma yetkimiz yok ama biz teknik olarak orada soruşturma yapan makamı destekliyoruz. Devletin bu olayla ilgilendiğini, sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ailelerimize hissettiriyoruz.”<br />
Yeni delillerin ortaya çıkması halinde özel ekip kurulabileceğini belirten Gürlek, daraltılmış baz çalışması gibi teknik taleplerin de değerlendirileceğini ifade etti.<br />
Soruşturma kapsamında Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun yurt dışında incelendiğini belirten Gürlek, cihazın İspanya’nın ardından Çin’e gönderileceğini kaydetti. Gürlek, “Tüm deliller yeniden değerlendirilecek, gerekli teknik incelemeler yapılacak” dedi.</p>

<p><br />
“AİLENİN CİNAYET ŞÜPHESİ VAR”</p>

<p><br />
Dosyada olayın niteliğinin henüz netleşmediğini belirten Gürlek, şu ifadeleri kullandı:<br />
“Hayatının baharında, gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalışıyoruz. Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Rojin kardeşimiz hayatının baharında gencecik kızcağızken, tam olay belli değil cinayet mi, intihar mı, bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu, savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım.”</p>

<p><br />
BABA NİZAMETTİN KABAİŞ: “ÇOK UMUTLUYUZ”</p>

<p><br />
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ise görüşmede Bakan Gürlek’e teşekkür ederek, “Devletimize ve adalete güveniyoruz. Çok umutluyuz” dedi. Kabaiş, kızının ölümünün aydınlatılmasını ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.<br />
Görüşmede ayrıca Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Ceza İşleri Genel Müdürü Hazım Aslancı ve Genel Müdür Yardımcısı Ömer Demirci de hazır bulundu.</p>

<p><br />
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaybolmuş, 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. İlk incelemelerde vücudunda kesici ya da ateşli silah yarasına rastlanmadığı belirlenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sürerken, dosya aynı zamanda Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da inceleniyor.</p>

<p><br />
/Kaynak: Anka/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/akin-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/akin-gurlek-rojin-kabais-konusunda-bu-bir-cinayet-mi-intihar-mi-bunu-ortaya-cikarmak-zorundayiz.jpg" type="image/jpeg" length="36458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstismar davasında kritik duruşma: Ayhan Şengüler hakim karşısında]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/istismar-davasinda-kritik-durusma-ayhan-senguler-hakim-karsisinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/istismar-davasinda-kritik-durusma-ayhan-senguler-hakim-karsisinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirdiği dosyada yargılama bugün görülüyor. Kadın örgütleri İstanbul Anadolu Adliyesi’nde “münferit değil” diyerek tutuklama talep ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler hakkında, üç yaşındaki Hifa İkra Şengüler’e cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülüyor.<br />
Duruşma öncesinde çok sayıda kadın derneği, davanın takipçisi olacaklarını belirterek kamuoyuna çağrıda bulundu.</p>

<p><br />
AYHAN ŞENGÜLER İLK KEZ HÂKİM KARŞISINDA</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk yaştayken Şengüler tarafından istismar edildiği ve daha sonra faille evlendirildiği belirtilen Fatma Nur Çelik ile yine Şengüler tarafından yıllarca istismar edildiği öne sürülen kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri geçen martta İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulunmuştu. “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyen Fatmanur Çelik için çok sayıda avukat, gazeteci ve yurttaş bir araya geldi.</p>

<p><br />
“FATMANUR ÇELİK İSYANIMIZDIR”</p>

<p>Duruşma öncesi bir araya gelen kadın örgütleri, “İstismar görmezden gelindi, failler korundu. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için adalet” pankartı açtı. “Erkek adalet değil gerçek adalet” , “Koruma aklama failleri yargıla” , “Fatmanur Çelik isyanımızdır” sloganlarının atıldığı açıklamada failin en ağır şekilde cezalandırılması istendi.</p>

<p><br />
Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/istismar-davasinda-kritik-durusma-ayhan-senguler-hakim-karsisinda</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/fatmanur-ve-hifa-icin-adalet-ayhan-senguler-tutuklansin-1.jpg" type="image/jpeg" length="51110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Firari şüphelinin mesajları ortaya çıktı: Gülistan Doku soruşturmasında yeni detay]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/firari-suphelinin-mesajlari-ortaya-cikti-gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-detay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/firari-suphelinin-mesajlari-ortaya-cikti-gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-detay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Umut Altaş’ın yazışmaları ortaya çıktı
Spot: Soruşturma kapsamında firari şüpheliye ait olduğu belirtilen WhatsApp mesajları dosyaya girdi. Yazışmalarda yer alan ifadeler dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasının firari şüphelisi Umut Altaş'ın WhatsApp yazışmaları ortaya çıktı.</p>

<p>Gülistan Doku'nun kaybolduğu gece Mustafa Türkay Sonel ile aynı araçta bulunduğu belirtilen Umut Altaş'ın babası Celal Altaş ile WhatsApp yazışmaları soruşturma dosyasına girdi.<br />
Mayıs 2022'de önce Meksika'ya, ardından yasa dışı yollarla ABD'ye giden Umut Altaş, 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarında babasından hesabına 9 bin dolar göndermesini istedi. Sabah'ın haberine göre, Celal Altaş'ın buna karşılık daha önce gönderdiğini söylediği 150 bin doları geri istemesi üzerine, Umut Altaş'ın "Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim" dediği ortaya çıktı.</p>

<p><br />
"SEN SUSTURUYORDUN YA, ÖTECEĞİM HER ŞEYİ"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baba ile oğul arasında geçen yazışmalarda gerilimin arttığı da iddialar arasında yer aldı. Celal Altaş'ın oğluna sert sözler yönelttiği, buna karşılık Umut Altaş'ın da "Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya. Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak" ifadelerini kullandığı paylaşıldı.</p>

<p>ABİSİNİN 'İTİRAF VİDEOSU' DOSYAYA GİRDİ</p>

<p><br />
Umut Altaş'ın ağabeyi S.A.'nın, Doku ailesinin avukatı Ali Çimen yaptığı konuşmanın görüntüleri dosyaya girdi.<br />
S.A., soruşturma dosyasına giren görüntüde, "Ne biliyorsam bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya hazırım. Umut’un sorgusundan aldığım Türkay demiş ki kız hamile kaldı ben de kafasına sıktım. Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
/Kaynak:Birgün/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/firari-suphelinin-mesajlari-ortaya-cikti-gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-detay</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/4718c8e8-0he26ft656sxl7v5jw3ck.webp" type="image/jpeg" length="15925"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojvelat Kızmaz dosyasında yeniden soruşturma talebi: Aile karara itiraz etti]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojvelat-kizmaz-dosyasinda-yeniden-sorusturma-talebi-aile-karara-itiraz-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojvelat-kizmaz-dosyasinda-yeniden-sorusturma-talebi-aile-karara-itiraz-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku dosyasındaki gelişmelerin ardından, 2024’te yaşamını yitiren Rojvelat Kızmaz’ın ailesi, ölümün “intihar” olduğu yönündeki takipsizlik kararına karşı çıkarak dosyanın yeniden incelenmesi ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebiyle savcılığa başvurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin son gelişmelerin ardından 2024 yılında hayatını kaybeden Doku'nun arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın ailesi, kızlarının intihar ettiği gerekçesiyle verilen takipsizlik kararının kaldırılması ve yeniden soruşturma başlatılması talebiyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu.<br />
Gülistan Doku'nun yakın arkadaşı Rojvelat Kızmaz, Şubat 2024’te Hasankeyf'te ölü bulunmuş ve bu durum intihar olarak kayıtlara geçmişti.</p>

<p>Rojvelat Kızmaz’ın ailesi, Gülistan Doku dosyasında gelinen son aşamanın ardından kızları açısından daha önce var olan soru işaretlerine yenilerinin eklendiği gerekçesiyle kızlarının ölümüne ilişkin verilen takipsizlik kararının kaldırılması için Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe verdi.<br />
Başvurunun ardından Kızmaz ailesi ve avukatları adliye önünde basın açıklaması düzenledi.<br />
Avukat Sümeyye Gültekin Aykut, Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan son gelişmelerin Rojvelat Kızmaz dosyasıyla ortak yönler taşıdığına işaret ederek, söz konusu benzerliklerin hukuken “yeni delil” olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
"CİDDİ İHMALLER SÖZ KONUSU"</p>

<p>Her iki dosyada da ciddi ihmaller bulunduğunu vurgulayan Aykut, kayıp başvurularına rağmen arama çalışmalarının geciktiğini, kamera kayıtları ile kritik verilerin zamanında incelenmediğini ve kapsamlı soruşturma yürütülmediğini belirtti. Aykut ayrıca, sorumluluğu bulunan kişi ve kamu görevlileri hakkında etkin işlem yapılmadığını dile getirdi.</p>

<p>Yaşananların basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Aykut, “Bu durum, yaşam hakkının korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir” dedi.</p>

<p>Kadınların kaybolduğu ya da şüpheli şekilde hayatını kaybettiği olaylarda devletin etkin soruşturma yürütme yükümlülüğüne dikkati çeken Aykut, “Adaletin gecikmesi yalnızca bir dosyanın değil, toplumun tamamının zararına bir sonuç doğurmaktadır. Cezasızlık sürdükçe benzer ihlallerin önü açılmaktadır" diye konuştu.</p>

<p><br />
"ÜÇ GÜN BOYUNCA NEDEN BİR ARAMA YAPILMADI"</p>

<p>Rojvelat Kızmaz'ın ağabeyi Mehmet Kızmaz da kardeşinin kaybolduğuna yönelik ihbar yapmalarından itibaren üç gün boyunca kolluk kuvvetleri tarafından arama çalışması yapılmadığını ifade ederek, şunları söyledi:<br />
“Üç gün boyunca kız kardeşim yaşıyordu. Neden bir arama yapılmamış üç gün boyunca? MOBESE’si var buranın. Kavşak belli. Nereye gidersen git o kavşaktan gidileceği belliyken kameraya bakılmayıp üç gün boyunca orada ölüme terk edilmesi… Bir el uzatılmasını beklemiş. Değil el uzatılması, itilmiş. Muamele bu. Yani üç gün boyunca yaşıyor olup da aranmamasının sonucu bu.”</p>

<p></p>

<p>/Kaynak: Birgün/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojvelat-kizmaz-dosyasinda-yeniden-sorusturma-talebi-aile-karara-itiraz-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/yeniden-gundeme-geldi-gulistan-doku-nun-en-yakin-arkadasi-rojvelat-kizmaza-ne-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="94646"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da kadınlardan adalet çağrısı: “Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e hesap soracağız”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/istanbulda-kadinlardan-adalet-cagrisi-gulistan-dokudan-rojin-kabaise-hesap-soracagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/istanbulda-kadinlardan-adalet-cagrisi-gulistan-dokudan-rojin-kabaise-hesap-soracagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku’nun akıbetine dikkat çeken ve Rojin Kabaiş dosyasındaki kısıtlama kararlarına tepki gösteren kadınlar, cezasızlık politikasını eleştirerek faillerin korunmasına karşı mücadele vurgusu yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları, İstanbul Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünden Khalkedon Meydanı’na yürüyüş düzenledi.</p>

<p>“Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e Gerçek Adaleti Biz Sağlayacağız” pankartının açıldığı yürüyüşte “Kadın cinayetleri politiktir” dövizleriyle katledilen kadınların fotoğrafları taşındı.<br />
Yürüyüşte sık sık, “Koruma aklama yargıla”, “Jin jiyan azadî”, “Bijî berxwedane jinan”, “Gülistan’dan Rojin’e isyandayız” sloganları atıldı.</p>

<p>Yürüyüşün ardından Khalkedon Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada basın metnini Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları Gönüllüsü Şeyma Çoban okudu.<br />
Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve tüm şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için mücadele ettiklerinin altını çizen Şeymanur Çoban, şöyle dedi:</p>

<p>“Kadınlar olarak bir kez daha sokaklardayız. Sesimizi failleri aklayan mekanizmalara karşı İntihar değil cinayet diyerek, yükseltiyor erkek egemen devlet şiddetini ve kadın cinsine karşı örgütlenen bu kırımı teşhir etmek için burada olduğumuzu ilan ediyoruz. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında bugün yaşananlar yıllardır yürütülen kadın mücadelesinin sayesindedir. Gülistan’ın ailesinin ve biz kadınların Zainal Abarakov’un yargılanması talepleri görmezden gelindi, üvey babası emekli polis Engin Yücer’in delilleri karartmasına göz yumuldu. Dönemin valisi Tuncay Sonel hiçbir somut delile dayanmadan aileye ‘Kızınız intihar etti’ diyerek dosyayı kapatmaya çalıştı.Emniyet ‘kameralar bozuk, kayıtlar çözülemiyor’ yalanıyla kamuoyunu oyalarken biz kadınların bulduğu gönüllü uzmanlar o suda hiçbir hareketlilik olmadığını ortaya çıkarmıştı. Bugün ise Gülistan’ın o baraja hiç gitmediği itiraf ediliyor.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
‘Soru önergeleri AKP-MHP oylarıyla reddedildi’</p>

<p>Şeyma Çoban, iktidar ve yargı mekanizmasının Gülistan Doku ailesini ve kadınları susturmak için her yolu denediğini belirterek, “Tayyip Erdoğan aileyi kadın örgütlerinden uzaklaştırmak için açıklamalar yaparken dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ adalet arayan aileyi kapıdan geri çevirmiş, Süleyman soylu Meclis’te ‘Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın adli soruşturmasının beraber takip edildiği ve Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır’ tutanakları tutmuştu. Meclis’e sunulan soru önergeleri AKP-MHP oylarıyla reddedilirken, Gülistan’ın annesi ve ablası ‘Gülistan nerede?’ dedikleri için sokak ortasında tekmelerle, işkenceyle gözaltına alınmıştı” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
‘Biz bu cezasızlık politikalarını çok iyi tanıyoruz’</p>

<p>Gülistan Doku dosyasında bir şebekenin ortaya çıktığını belirten</p>

<p>Şeyma Çoban, açıklamaya şöyle devam etti:</p>

<p>“Gülistan Doku’nun dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel ve beraberindeki şahıslar tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığı, hastane kayıtlarının dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir eliyle silindiği açığa çıkmaktadır. Bu suça ortak olan başhekimin il sağlık müdürü yapılarak, ödüllendirildiği bu kirli ağda devlet başta olmak üzere valilik, hastane ve emniyet el birliğiyle delil karartmıştır. Ancak bugün hala eksik bir adaletle karşı karşıyayız. Mustafa Türkay Sonel ile yakınlığı belli olan ve Gülistan’ın çalıştığı yerdeki görüntülerde faillerle bir arada olduğu açıkça görülen Uğurcan Açıkgöz, üniversite kamera sorumluları Savaş Göktürk ve Süleyman Önal gibi isimlerin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bunu kabul etmiyoruz! Faillerle iş birliği içinde olanların elini kolunu sallayarak gezmesi cezasızlık politikasının devamıdır. Biz bu politikaları çok iyi tanıyoruz! Gülistan’ı arama bahanesiyle boşaltılan barajdan vücudunda birden fazla erkek DNA’sı bulunan Esma Kılıçarslan’ın cansız bedeni çıktığında dosyayı etkin soruşturma yürütmeden kapatanlardan tanıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Talepler sıralandı</p>

<p>Şeyma Çoban, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş soruşturmalarına dair taleplerini şöyle sıraladı:</p>

<p>“-Gülistan Doku’nun akıbeti tüm yönleriyle ortaya çıkarılsın, nerede olduğu açıklansın ve cenazesi derhal ailesine teslim edilsin!</p>

<p>-İhmali, sorumluluğu ve delil karartması bulunan tüm kişi ve kurumlar hakkında tutuklamaya yönelik etkin soruşturma yürütülsün! Adli kontrolle serbest bırakılan şüpheliler hakkında etkin soruşturma yürütülsün, bu kişiler yargılansın! Eksik bırakılan tüm deliller toplansın ve süreç kamuoyuna şeffaf şekilde açıklansın! Doku ailesini tehdit eden tüm şahıslar yargılansın! Rojin’in dosyasındaki kısıtlılık kararları derhal kaldırılsın aile ve kamuoyu gerçeğe ulaşabilsin. Rojin’in bedeninde bulunan iki erkeğe ait DNA’nın kimlere ait olduğu açıklansın. Rojin’in telefonu derhal açılsın. Dosyanın 19 aydır ilerletilmemesinden sorumlu olan, delil karartan, süreci uzatan ve failleri koruyan tüm kişi ve kurumlar yargılansın.</p>

<p>-Aileye yönelik tehditler soruşturulsun, sorumlular yargılansın. Rojin’in ailesi yalnız bırakılmasın, gereken hukuki ve manevi destek verilsin Van Başsavcılığı, TCK 102’ye göre nitelikli cinsel saldırı kapsamında soruşturmayı genişletsin. İstanbul ATK ihtisas Kurulu yeni rapor hazırlasın.</p>

<p>-Kadınların yaşam hakkını korumak için devlet görevini yerine getirsin.”</p>

<p><br />
Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/istanbulda-kadinlardan-adalet-cagrisi-gulistan-dokudan-rojin-kabaise-hesap-soracagiz</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/817x450nc-ist-26-04-2026-gulistan-doku-rojin-kabais-basin-aciklamasi5.jpg" type="image/jpeg" length="85612"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: HTS ve PTS kayıtları talep edildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-hts-ve-pts-kayitlari-talep-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-hts-ve-pts-kayitlari-talep-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturmayı yürüten Başsavcı Ebru Cansu, yeni HTS ve PTS kayıtlarının istendiğini açıkladı. Şüphelilere ait dijital materyallerin incelemesi sürerken, arama çalışmaları da devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de 6 yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni incelemeler sürüyor. Soruşturmayı yürüten Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, yeni HTS ve PTS kayıtlarının talep edildiğini, şüphelilere ait dijital materyallerin uzman ekiplerce incelendiğini açıkladı.<br />
TRT Haber’e konuşan Cansu, dosyada daha önce yer alan bazı verilerin yeniden değerlendirildiğini belirterek, SIM kartın başka bir ilde baz verdiğinin tespit edilmesi üzerine araştırmanın genişletildiğini söyledi.</p>

<p>Cansu, “SIM kartın takıldığı cihaz bilgileri dosyada vardı ancak cihazı daha önce kimlerin kullandığı, kartı kimin taktığı yönünde bir araştırma yapılmamıştı. Bu yönde inceleme yaptığımızda bazı verilere ulaştık” dedi.</p>

<p><br />
Arama çalışmaları sürüyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doku’nun bulunmasına yönelik saha çalışmalarının da devam ettiğini belirten Cansu, dağlık alanlar, mağaralar, sığınaklar ve ulaşılması güç bölgelerde arama yapıldığını söyledi.<br />
Ankara’dan JASAT ekiplerinin teknik destek verdiğini aktaran Cansu, yaklaşık 30 kişilik ekibin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü, kendisinin de aramalara katıldığını ifade etti.</p>

<p>Hastane kayıtlarında çelişki iddiası</p>

<p>Başsavcı Cansu, soruşturma kapsamında hastaneden istenen evraklarda da çelişkiler tespit edildiğini söyledi. Cansu, “Hastaneden Gülistan Doku'nun tedavi evraklarını istediğimizde gelen belgedeki tarihlerde çelişki vardı. POLNET kaydında hastane girişi görünen tarih, hastane tedavi evrağında hiç yer almıyordu. Bu durum bize şüpheli geldi. Şu anda Sağlık Bakanlığı müfettişleri, hastanede de gerekli incelemeleri yapıyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>/Kaynak: Evrensel/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-hts-ve-pts-kayitlari-talep-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/1536x864-cmsv2-17fa2851-0698-5b2d-978a-30a930a03ba5-9730770.jpg" type="image/jpeg" length="41745"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojwelat Kızmaz’ın HTS kayıtları bulunamadı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmazin-hts-kayitlari-bulunamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmazin-hts-kayitlari-bulunamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın delil amacıyla talep ettiği Rojwelat Kızmaz’a ait HTS kayıtlarının bulunamadığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasına ilişkin 6 yıl sonra yaşanan gelişmelerin ardından, Rojwelat Kızmaz’ın ölümü yeniden gündeme geldi.</p>

<p></p>

<p>Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Kasım 2024’te Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz’ın ölümüne ilişkin Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı göndererek HTS kayıtlarını talep etti. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı ise 8 Kasım 2024 tarihli cevabında, yapılan UYAP incelemelerinde söz konusu kayıtların bulunamadığını bildirdi.</p>

<p>Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısı şu şekilde:<br />
“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan bir soruşturmaya esas olmak üzere; ilgili sayılı yazımızda; Batman Cumhuriyet Başsavcılığında kayıp şahıs olarak aranmakta iken ölü olarak bulunan Rojvelat Kızmaz’ın yakın arkadaşı olan ve 05.01.2020 tarihinde benzer şekilde kaybolan ve halen kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun bulunmasına yönelik cumhuriyet başsavcılığımızın 2020/52 soruşturma sayılı dosyasında delil olarak değerlendirilme ihtimali bulunduğundan Rojvelat Kızmaz’ın 01.01.2020 tarihinden itibaren dosyamız içerisine alınan HTS kayıtlarının bulunması halinde bir örneğin cumhuriyet başsavcılığımıza gönderilmesinin istenildiği… Yapılan UYAP tetkiklerinde kapsamında HTS kayıtlarının bulunmadığı hususunda gereği rica olunur.”</p>

<p><br />
Rojwelat Kızmaz’ın ölümü yeniden gündemde</p>

<p>Batman’da 9 Şubat 2024’te evinden çıktıktan sonra kaybolan 26 yaşındaki Rojwelat Kızmaz, başvurulara rağmen aranmadı. 12 Şubat’ta Hasankeyf Baraj Göleti’nde yaşamını yitirmiş halde bulunan Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporuna göre kaybolduktan iki gün sonra sabaha karşı yaşamını yitirdiği tespit edildi. Yetkililerin ihmallerine dair yapılan suç duyuruları, savcılık tarafından “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla reddedildi.<br />
Rojwelat Kızmaz’ın MOBESE kayıtlarında görüldüğü, Hasankeyf’e gidişinin ve oradaki hareketlerinin net bir şekilde tespit edilebileceği belirtilmesine ve 2-3 saatlik bir çalışmayla bulunabilecekken, yetkililer herhangi bir adım atmadı.<br />
Ayrıca, Rojwelat Kızmaz’ın ölüm nedenlerini sosyal medyada paylaşan bir kişi hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla İstanbul’da soruşturma açıldı.</p>

<p><br />
DEM Parti: Özel savaş yöntemleri açığa çıkarılmalı</p>

<p><br />
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, yaptığı açıklamada Rojwelat Kızmaz’ın ölümünün de ayrıntılı şekilde soruşturulması gerektiğini belirtti.<br />
Halide Türkoğlu, Rojwelat Kızmaz’ın ölümü ile Gülistan Doku dosyası arasında olası bir bağlantının tüm yönleriyle araştırılması çağrısında bulunmuştu:</p>

<p>“Bizler sadece Gülistan’ın akıbetinin açığa çıkmasıyla yetinmeyeceğiz. Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; Gülistan Doku olayında açıklanan bilgiler aynı zamanda bir ülkenin kolluğunun, yargısının, kurumlarının nasıl çöktüğünün bir kez daha göstergesi olmuştur. Bu gelişmelerin açıklanması er ya da geç adaletin yerine gelmesi açısından elbette ki önemlidir. Ancak açıklanan her bir detay aynı zamanda bu ülkede organize suç şebekelerinin nasıl oluştuğunun, bu şebekelerin cezasızlık zırhıyla nasıl korunduğunu da ortaya koymuştur. İşin içerisinde kentin valisi var, polisi var, güvenliği var, kurumu var. Devletin tüm kurumlarının işbirliğiyle bir suçun nasıl örtülebileceğinin resmi bu olayda bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunun adı özel savaştır. Çeteler eliyle yürütülen bir özel savaş yöntemi Gülistan’ı ve daha nice genç kadını ailesinden, arkadaşlarından, yaşamından alıkoymuştur.</p>

<p>Tıpkı Gülistan’ın en yakın arkadaşı olan ve 2024 yılında Hasankeyf barajında cansız bedenine ulaşılan Rojwelat Kızmaz gibi. Açığa çıkan bilgiler doğrultusunda Rojwelat Kızmaz ’ın ölümü ayrıntılı bir şekilde soruşturulmalıdır. Bu ölümün Gülistan Doku olayı ile ilgili bağlantısının olup olmadığı tüm detayları ile birlikte açığa çıkarılmalıdır.”</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: Birgün </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmazin-hts-kayitlari-bulunamadi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 19:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/batman-da-uc-gundur-kayip-olan-rojvelat-kizmaz-in-cesedi-hasankeyf-te-bulundu.jpg" type="image/jpeg" length="30130"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan 13 kişiden 4'ü adliyeye sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-13-kisiden-4u-adliyeye-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-13-kisiden-4u-adliyeye-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında 7 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 13 kişiden 4'ü adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan 13 kişiden 4'ü adliyeye sevk edildi.<br />
14 Nisan'da cinayet şüphesiyle 7 ilde 14 kişi hakkında gözaltı talimatı verilmesinin ardından İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Dersim'de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyon sonucu 13 kişi gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözaltına alınanlar arasında; dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun eski erkek arkadaşı baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, annesi Cemile Yücer, Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu, Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Uğurcan Açıkgöz, İhraç olan eski polis memuru Gökhan Ertok, Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevliler Savaş Gültürk, Süleyman Önal, Celal Altaş ve Nurşen Arıkan var.<br />
Gözaltındaki Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz'ın yakın arkadaşı olan Umut Altaş hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Altaş'ın mayıs 2022'den beri ABD'de bulunduğu ve o tarihten bu yana Türkiye'ye dönmediği öğrenildi.</p>

<p>Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Doku soruşturmasında kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden 4'ünün jandarmadaki işlemleri tamamlandı.<br />
Sağlık kontrolünden geçirilen Erdoğan Elaldı, Gökhan Ertok, Savaş Gültürk ve Süleyman Önal adliyeye sevk edildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-13-kisiden-4u-adliyeye-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/i-m-g-7405.webp" type="image/jpeg" length="50027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku’nun ailesinden adliye önünde dayanışma çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-dokunun-ailesinden-adliye-onunde-dayanisma-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-dokunun-ailesinden-adliye-onunde-dayanisma-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasındaki gözaltıların ardından adliye önünde toplanan aile, kadınlara dayanışma çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de 6 yıl önce şüpheli bir şekilde kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ailesi, soruşturma kapsamında yaşanan yeni gözaltıların ardından adalet arayışını sürdürüyor.<br />
Dün gerçekleştirilen 12 gözaltı sonrası Dersim Adliyesi önünde beklemeye başlayan aile, sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamayla tüm kadınlara dayanışma çağrısında bulundu.<br />
Doku'nun ailesi X hesabından yaptıkları paylaşımda, “Aile olarak Adliye önündeyiz, bütün kadınlarımızı dayanışmaya çağırıyoruz, Gülistan karanlıkta bizi bekliyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ne olmuştu?<br />
Dersim'de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den bu yana haber alınamamasına ilişkin soruşturmada 6 yıl sonra dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, koruması ve Doku'nun erkek arkadaşı olduğu belirtilen Zeinal Abarakov'un da bulunduğu 13 kişi hakkında "kasten öldürme" ve "suç delillerini karartma" gerekçesiyle gözaltı kararı çıkarıldı, 12 kişi gözaltına alındı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Evrensel </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-dokunun-ailesinden-adliye-onunde-dayanisma-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/images-2026-04-15t112858329.jpeg" type="image/jpeg" length="22289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması genişliyor; 13 kişi hakkında gözaltı kararı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasi-genisliyor-13-kisi-hakkinda-gozal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasi-genisliyor-13-kisi-hakkinda-gozal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında 7 ilde 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de İstanbul’da gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Dersim’de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında 7 ilde 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Gözaltı kararı verilen isimler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de yer aldı. Sonel’in İstanbul’da gözaltına alındığı bildirildi.</p>

<p>Gözaltına alınan isimler:</p>

<p>1- Zeinal Abakarov: Alanya (Gülistan’ın erkek arkadaşı olduğu iddia edilen kişi)</p>

<p>2- Engin Yücer: Alanya (Zeinal’ın eski polis olan üvey babası)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3- Cemile Yücer: Alanya (Zeinal’ın annesi)</p>

<p>4- Uğurcan Açıkgöz: Antalya Merkezden (Mustafa Türkay Sonelin o dönem ve halen yakın arkadaşı, kamera kaydında yer alan şahıs)</p>

<p>5- Erdoğan Elaldı: Antalya Merkez (O dönem Tunceli İl Özel İdare’de çalışan kişi)</p>

<p>6- Mustafa Türkay Sonel: İstanbul Ataşehir (Dönemin Tunceli Valisi halen İçişleri Bakanlığı Müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu)</p>

<p>7.⁠ ⁠Gökhan Ertok: Ankara (İhraç olan eski polis memuru, Vali ve korumasıyla bu süreçte irtibatı olan şahıs)</p>

<p>8.⁠ ⁠Savaş Gültürk: Elazığ (Munzur Üniversitesinde kameralardan sorumlu görevli)</p>

<p>9.⁠ ⁠Süleyman Önal: Tunceli (Munzur Üniversitesinde kameralardan sorumlu görevli)</p>

<p>10.⁠ ⁠Celal Altaş: Dersim</p>

<p>11.⁠ ⁠Nurşen Arıkan: Dersim</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, 6 Ocak’ta İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu. Yol güzergahındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelerde; bir minibüse bindiği görülen Doku’nun nerede indiği tespit edilemedi.</p>

<p>Araştırmalar sonunda Doku’nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde ve talimatıyla Uzunçayır Baraj Gölü’nde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyelerinden ekipler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Gülistan Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasi-genisliyor-13-kisi-hakkinda-gozal</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/i-m-g-7405.webp" type="image/jpeg" length="43509"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
