<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Emek</title>
    <link>https://www.gazeteemek.net</link>
    <description>Gazete Emek, son dakika Diyarbakır ve Van haberleri başta olmak üzere güncel haberleri yapar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteemek.net/rss/kadin" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 05 Jun 2026 22:21:42 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rss/kadin"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinem Çeşim davası öncesi adalet çağrısı: “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/sinem-cesim-davasi-oncesi-adalet-cagrisi-bir-kisi-daha-eksilmeyecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/sinem-cesim-davasi-oncesi-adalet-cagrisi-bir-kisi-daha-eksilmeyecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KAR-DEF Kadın Kolları, 4 Haziran’da Silivri’de görülecek Sinem Çeşim davası öncesi kamuoyuna çağrı yaptı. Kadınlar, kadın cinayetlerine ve cezasızlık politikalarına karşı adalet talebini yükseltmek için duruşmada bir araya geleceklerini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>KAR-DEF Kadın Kolları, 4 Haziran 2026 tarihinde Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek Sinem Çeşim davası öncesinde basın ve kamuoyuna yönelik bir çağrı yayımladı.</p>

<p>Yapılan açıklamada, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ve cezasızlık politikalarına karşı sessiz kalmayacaklarını belirten kadınlar, Sinem Çeşim için adalet talebini yükseltmek amacıyla duruşmada bir araya geleceklerini ifade etti.</p>

<p>Açıklamada, “Sinem Çeşim için adalet istiyoruz” denilerek, kadın cinayetlerinin münferit olaylar olmadığına ve toplumsal bir sorun olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekildi. “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganlarının yer aldığı çağrıda, tüm duyarlı kadınlar, kadın örgütleri ve kamuoyu davaya destek vermeye davet edildi.</p>

<p>KAR-DEF Kadın Kolları, Sinem Çeşim’in ailesiyle dayanışma içerisinde olduklarını belirterek, adalet mücadelesinin takipçisi olacaklarını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşma, 4 Haziran 2026 tarihinde Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Duruşmaya katılım için ulaşımın saat 06.30’da Kurfalı Gezegen Cafe önünden sağlanacağı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/sinem-cesim-davasi-oncesi-adalet-cagrisi-bir-kisi-daha-eksilmeyecegiz</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/images-2026-06-03t113358967.jpeg" type="image/jpeg" length="56229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojwelat Kızmaz dosyasında yeni gelişme: Soruşturma yeniden açıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmaz-dosyasinda-yeni-gelisme-sorusturma-yeniden-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmaz-dosyasinda-yeni-gelisme-sorusturma-yeniden-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeniden açılan dosyada, Kızmaz’ın telefonunun Gülistan Doku vakasından sonra 46 gün boyunca sinyal vermediği belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Batman’da 9 Şubat 2024’te kaybolduktan sonra şüpheli bir şekilde cansız bedenine Ilısu Baraj Gölü’nde ulaşılan Rojwelat Kızmaz’ın dosyası yeniden açıldı. Cansız bedeninin bulunmasının ardından yürütülen soruşturma; kamera görüntüleri ve detaylı bir araştırma yapılmadan kısa bir süre sonra kapatıldı.</p>

<p>Üniversiteden arkadaşı olan ve kaybettirilen Gülistan Doku’un dosyası ile ilgili yeni gelişmelerin yaşanmasının ardından Kızmaz ailesi, yeni delillerle birlikte Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na nisan ayında yeniden başvuruda bulundu. Aile, önceki kararların kaldırılmasını talep etti.</p>

<p>Rapora rağmen dosya kapatılmış</p>

<p>JINNEWS’te yer alan habere göre ailenin başvurusu sonrasında Rojwelat Kızmaz’ın şüpheli ölümüne dair soruşturma yeniden açıldı.</p>

<p>Habere göre, bir önceki ve henüz kapatılmadan önceki soruşturma bağlamında Ulusal Kriminal Büro incelemelerde bulundu. Büro, incelemesini 22 Nisan 2025’te raporlaştırdı.</p>

<p>Raporda; Rojwelat Kızmaz’ın telefonunun, Gülistan Doku’nun kaybolmasının hemen ardından kapatıldığı, Doku’nun kaybettirilmesinden 46 gün sonra, yani 20 Şubat 2020 tarihinde saat 16.04’te yeniden açıldığı bilgisi yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosya Erzurum’a taşındı</p>

<p>Raporda, dikkat çeken bir diğer husus ise telefon ile yapılan son iletişim oldu. Rojwelat Kızmaz, 12 Şubat 2024’te yaşamını yitirmiş halde bulunmuştu. Rapora göre ise son iletişiminin 5 Mart 2024 tarihinde saat 14.47’de yani yaklaşık bir ay sonra gerçekleştiği belirlendi. Bu rapora rağmen bir önceki soruşturma Nisan 2026 de kapatıldı.</p>

<p>Rojwelat Kızmaz’ın yeni açılan soruşturma dosyasının Erzurum’a taşındığı belirtildi. </p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmaz-dosyasinda-yeni-gelisme-sorusturma-yeniden-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/images-2026-06-02t132020605.jpeg" type="image/jpeg" length="45874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[21 aydır aynı soru: Rojin Kabaiş’e ne oldu?]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/21-aydir-ayni-soru-rojin-kabaise-ne-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/21-aydir-ayni-soru-rojin-kabaise-ne-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada 21 ay geride kaldı. Aile, dosyada hâlâ somut ilerleme sağlanmadığını belirterek olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, "Bizim için bayram Rojin'in katilleri bulunduğu zaman, adalet yerini bulduğu zaman olacak. Okulda katledildi genç kızımızın hayatına mal oldu. Adalet hala da yerini bulmuş değildir. Adalet yerini bulduğu gün; bizim için o gün bayramdır" dedi.</p>

<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü Mollakasım sahilinde cansız bedeni bulunmuştu. Ölümü "şüpheli" olarak değerlendirilen Kabaiş’in dosyasına ilişkin süreç devam ediyor.</p>

<p><br />
"BİZİM ROJİN'SİZ DÖRDÜNCÜ BAYRAMIMIZ"</p>

<p>Nizamettin Kabaiş, şunları söyledi:<br />
"Bizim için bayram, Rojin'in katilleri bulunduğu zaman olacak. Adalet yerini bulduğu zaman bizim için bayram olacak. Bu genç kızımızın hayatına mal oldu. Okulda katledildi. Ama adalet hala da yerini bulmamış. Adalet yerini bulduğu gün bizim için o gün bayramdır. Herkesin bayramı mübarek olsun. Rojin'imin bayramı da mübarek olsun. Keşke şimdi o da hayatta olsaydı şeker alacaktı, bayramlığını yapacaktı. Kur'an okuyacaktı ve biz beraber oturacaktık ama maalesef 2024'te Rojin'i kaybettik. Bizim Rojin'siz dördüncü bayramımız. Çok zor durumdayız. Özellikle bayram günü çok insanın aklına geliyor. Acı günler, bayram günü hazindır."</p>

<p><br />
"ÖZEL EKİP BAYRAMDAN SONRA VAN'A GÖNDERİLECEK"</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek ile Ankara'da görüştüğünü hatırlatan baba Kabaiş, "İnşallah Allah'ın izniyle bayramdan sonra da çalışmalar devam edecek. Özel ekip Van'a gönderilecek. Hem telefon için hem de kameralar için üniversiteyi araştıracaklar, yurdu araştıracaklar. Rojin'in telefonu için İspanya'ya gönderileceğini söyledi. İnşallah Allah'ın izniyle adalet yerini bulacak. Rojin için biz adalet istiyoruz" dedi.</p>

<p>Adli Tıp raporunu beklediklerini belirten Kabaiş, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Yarım kalan çalışmaların tamamlanacağını söylediler. Çünkü daha önce de yapılmayan çok şey var. Şimdi Rojin'in suda boğulduğunu söylüyorlar. Böyle olmaz. Biz bunu kesinlikle o şekilde kabul etmeyiz. Net bir şekilde Adli Tıp'tan raporun gelmesini istiyoruz. Yani ne gelirse en azından içimiz rahat olur. Rapor gelsin, kaç gün suda kalmış, hangi gün öldürülmüş... 18 günün içinde kaç gün su üstünde kalmış, biz bunun rapor olarak gelmesini istiyoruz. Ama maalesef yaklaşık 2 senedir, 21 aydır biz o raporu bekliyoruz.</p>

<p><br />
"ARTIK KESİNLİKLE İNTİHAR DİYEMEZLER"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni Adalet Bakanımız göreve başladığından beri gelişmeler oldu. İnşallah Allah'ın izniyle bayramdan sonra da daha güzel gelişmeler olacak. Kolay netleşecek, aydınlanacak. Hep birlikte önümüzdeki günlerde göreceğiz. Daha kesinlikle kimse diyemez intihar olduğunu. İntiharda yani herhangi bir delil, bir kanıt yok ortada ama cinayetle ilgili çok delil kanıt vardır. Hem Rojın'ın vücudunun üzerinde iki erkek DNA'sı tespit edilmiş. Akciğerinde su olmadığı tespit edilmiş. Vücutta, bazı yerlerinde darp cebir izi olduğu halde onları da yani o bazı şeyleri de dosyada yazılmamış ama Rojin'in boğazında da hasar var. Bunu tespit etmişler. O da dosyada yazılı resmi olarak. Bunları hepsini dile getirmek yani bizim görevimizdir. Bunu söylemezsek örtbas ediyorlar."</p>

<p></p>

<p><br />
Kaynak: Anka</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/21-aydir-ayni-soru-rojin-kabaise-ne-oldu</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/rojin-kabaisin-babasi-adalet-yerini-bulmadan-bayram-olmayacak.jpg" type="image/jpeg" length="69272"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TİP’li kadınlardan “aile genelgesine” tepki]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/tipli-kadinlardan-aile-genelgesine-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/tipli-kadinlardan-aile-genelgesine-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TİP'li kadınlar: Genelge yalnızca var olan haklarımıza ve kazanımlarımıza saldırmıyor yeniden kazanacağımız can simidi sözleşmemizin de önünü tıkamayı hedefliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>HABER: Serkan ATASOY </strong><br />
 </p>

<p><strong>Gazete Emek </strong>- TİP'li kadınlar, 2 Mayıs'ta yayımlanan "Aile Nüfus On Yılı" Genelgesi hakkında görüşlerini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2 Mayıs 2026 tarihinde "Aile Nüfus On Yılı" Genelgesi Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlandığı gün yürürlüğe giren 15 maddelik "Aile Nüfus On Yılı" Genelgesi 2026 - 2035 yıllarını kapsayacak.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilmesi planlanan genelgenin çıkış nedeni "Hızlı yaşlanma ve demografik tehdit, doğum oranlarının kritik seviyeye düşmesi, kurumlar arası kopukluğu gidermek, küresel ve dijital riskler" gibi başlıklar altında inceleniyor.</p>

<p>"<strong>Kadın sadece anne değildir"</strong></p>

<p>Yürürlüğe giren genelge, kamuoyunda geniş yankı bulurken tepkilerin de odağı oldu. Birçok kadın hakları örgütü, ekonomistler ve muhalefet partiler genelgeye tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda "Gençlerin evlenmemesinin veya çocuk yapmamasının kültürel bir sorundan değil, yüksek enflasyon, kira krizi ve çocuk büyütme maliyetlerinin altından kalkılamaz hale gelmesinden kaynaklandığı, kadının sadece anne olmadığı, kadını iş gücünden uzaklaştırıp sadece ev içi bakım hizmetleriyle sınırlayan bir anlayışı beslediği, eğer gerçekten aileyi güçlendirmek istiyorsanız önce yoksulluğu bitirin" gibi ifadeler yer aldı.</p>

<p>TİP'li (Türkiye İşçi Partisi) kadınlar ise sosyal medya hesabından yaptığı "Kadını Yok Sayan Genelgenizi Reddediyoruz" başlıklı açıklaması ile başlatılan projenin "Kadın ve LGBTİ+'lara düşman olduğunu, kadınları toplumsal hayattan soyutlamayı amaçladığını" vurguladı.</p>

<p>"<strong>Genelge neden kadın ve LGBTİ+'lara düşman"</strong></p>

<p>Gazete Emek olarak TİP'li kadınlara ulaşarak görüşlerini dinledik ve genelgenin "neden kadın ve LGBTİ+'lara düşman olduğu" sorusunu yönelttik.</p>

<p><strong>TİP Üyesi Ebru:</strong></p>

<p><br />
1- Rakamsal manipülasyon: Genelgenin 23. sayfasında yer alan Grafik 1’e göre 2100 yılında düşük tahmine göre TC nüfusunun 25 milyona dek gerileceği iddia edilmekte ve bu tahmin halkta bir acil durum çanı çaldırmak için kullanılmaktadır. Oysa ki bu tahmin birkaç uzmanın “doğum oranında radikal düşüş” temelli yorumlarına dayanmaktadır ve TÜİK dahi 2100 nüfusunu "77 milyonun altında” olarak hesaplamaktadır. Doğum hızındaki düşüş verisi, toplam nüfusun sayıca aniden 60 milyonluk bir kayıp vereceği iddiasıyla çarpıtılmıştır.<br />
<br />
2- 24. sayfada ; "Türkiye’nin demografik panoraması incelendiğinde; toplam doğurganlık hızı ve doğum sayılarında gözlemlenen seyir, nüfusun yenilenme kapasitesi açısından ilk temel göstergeyi oluşturmaktadır. Doğurganlık hızı 2017 yılından itibaren 2,1’in altına gerilemiş ve bu düşüş devam ederek 2024 yılında 1,48’e kadar inmiştir. 2014 yılında 1 milyon 351 bin 88 olan yıllık doğum sayısı 2023’te 1 milyonun altına düşmüştür.” ifadeleri kullanılmış. 2017 yılında %11lerde açıklaman (TÜİK) yıllık enflasyon, 2026’da %32 seviyelerinde seyrederken “dış etkenler” vurgusu yapılmış ancak bu enflasyonist ortamın aile kurma, çocuk sahibi olma imkanlarına etkisine katiyen yer verilmemiştir.</p>

<p>"<strong>Baba kelimesi 6 kere anne kelimesi 18 kere"</strong></p>

<p>3- 26. sayfada yer alan ülkelere göre sezeryan doğum oranları grafiğinin sunuluş biçimi tamamiyle kasten manipülatif ve propagandiftir. Sezaryen doğum oranı en yüksek ülke Türkiye değildir. Türkiye’yi bu sıralamada 1. sıraya koymak için kasten oranı daha düşük ülkelerle kıyaslamayı seçen editöryel ekip, toplumda sezaryen doğum algısının mühendisliğine soyunmuştur.</p>

<p>4- Tüm genelgede baba kelimesi 6 kere geçerken, anne kelimesi tam 18 kere kullanılmıştır. üstelik baba kelimesinin kullanımlarının yarısı “anne-baba” kalıbı içerisindedir. bu durumda, bakanlığın doğum ve nüfus politikalarında niçin annelik vurgusuna babalığa göre defalarca kat fazla yer verdiğini merak etmekteyiz. Ayrıca 13 kez kadın, 6 kez erkek kelimesi kullanılmıştır. üstelik, annelik yaşının senelere göre değişimi grafikleri genelgede yer bulmuşken, babalığa dair rakamsal tespitlere yer verilmemiş.</p>

<p>"<strong>İstanbul Sözleşmesi hırsı ve kadını ev içine hapsetme arayışı"</strong></p>

<p><strong>TİP Üyesi Beyza:</strong></p>

<p><br />
2 Mayıs’ta yayımlanan “Aile 10 Yılı” genelgesi, AKP’nin kurumsallaşmış nefret suçlarını ve ucuz emek ordusunu yeniden üretme politikasını daha kapsamlı ve daha resmi bir şekilde paket halinde sunduğu ilanlarından biri oldu. Elbette ki politikalarında “üretici güç” olarak başrolü yine kadınlar oynamış. LGBTİ+’ları ise tüm yurttaşlık haklarından sıyırıp yok edilmesi gereken bir düşman olarak hedef tahtasına oturtmuşlar. Peki bunu bu genelgede nasıl yapmışlar? Tüm kamu politikaları ve programlarını insanı, aileyi, nesilleri korumak; evliliği ve çocuk sahibi olmayı özendirmek; kuşaklar arası dayanışmayı pekiştiren, ülkenin her köşesinde nüfus yapısını güçlendiren bütüncül ve uzun vadeli bir politika çerçevesi oluşturmak hedefiyle 15 madde halinde yapılandırmışlar. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının stratejik plan ve programlarının bu hedef doğrultusunda belirleneceğini, uluslararası belgelerin müzakere süreçlerinin dahi bu politikalarla uyumlu olacak şekilde değerlendirileceğini ilk maddede ifade etmişler. Bu madde aynı zamanda AKP’nin hâlâ İstanbul Sözleşmesi hırsının bir göstergesi olmuş. Genelge yalnızca var olan haklarımıza ve kazanımlarımıza saldırmıyor; yeniden kazanacağımız can simidi sözleşmemizin de önünü tıkamayı hedefliyor. Genelgedeki maddeler LGBTİ+’ları aileyi ve nüfusu olumsuz etkileyen “cinsiyetsizleştirme akımı” ve “zararlı alışkanlık” olarak nitelendirirken, evlilik müessesesini toplumsal itibarı korunması gereken bir kurum olarak tanımlıyor.</p>

<p>"<strong>Kadınları doğum makinesi olarak görevlendiriyor"</strong></p>

<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bu ülkede her yurttaş gibi eşit şekilde yaşaması gereken LGBTİ+’ları hedef gösterirken; toplumdaki nefret cinayetlerinin önünü açan, ayrımcılığı meşrulaştıran ve LGBTİ+’ların yaşam hakkını tehdit eden politikalarını da devletin resmi ideolojisi haline getiriyor. Kadınları ise yalnızca çocuk doğurması gereken, şiddet de görse mutsuz da olsa o “yuva”da kalması gereken “doğum makineleri” olarak görevlendiriyor. Bahsettikleri bu AKP tipi “aile yapısının” bozulmasının sebebi ne kendi hayatları hakkında karar alan özgür kadınlar ne de her gün yaşam haklarına saldırdıkları LGBTİ+ yurttaşlar. AKP; kendi ürettiği yoksulluğu, işsizliği, geleceksizliği; evlerinde aile fertleri tarafından öldürülen kadınları; MESEM’lerde önce geleceksizleştirilip sonra fabrikalarda can veren işçi çocukları; evlerinden atılan, şiddetin binbir türlü haliyle mücadele eden LGBTİ+’ları; emekli maaşlarına göz diktikleri yaşlıları; çocuğuna üniforma alamadığı için intihara sürüklenen emekçi babaları konuşmak ve araştırmak yerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarını bütün imkânlarıyla şu sorunun peşine düşürüyor: “Acaba biz ne yapsak da bu kadınlar boşanamasa, her gün şiddet gördüğü evinde ‘teşviklerle’ çocuk doğurmaya devam etse?</p>

<p>"<strong>Mücadeleyi hayatın her alanında örmeye devam edeceğiz"</strong></p>

<p>Genelge kadınları yalnızca anne olmalarıyla değil, “makbul anne” olmalarıyla da baskılıyor. “Aile dostu yayıncılık” ve “zararlı içerik denetimi” başlıkları altında dizayn etmeye çalıştıkları sansür geleneğinin ilk örneklerini genelgeden sonra görmeye başladık. Önce farklı bir annelik temsilini içeren reklam filmine savaş açtılar. Ardından benzer bir annelik temsilini taşıdığını canlı yayında ifade eden TRT spikerini işten çıkardılar. Anneliği yalnızca kendi istedikleri makbuliyet sınırlarıyla çerçevelendiren, kadını doğurabildiği ve bakım hizmeti verebildiği ölçüde tanımlayıp “ulusal bir meselenin” aracı olarak gören bu genelge; devleti kreş açmak, kadın istihdamını sağlamak ve bakım emeğini toplumsallaştırmak gibi sorumluluklarından azade tutarken, bütün bakım yükünü kadınların üzerine yıkıyor. Bu genelge TİP’li Kadınlar olarak bizim için yok hükmündedir. Bizler kadınlarla, LGBTİ+’larla ve tüm emekçi yurttaşlarla birlikte mücadeleyi hayatın her alanında ilmek ilmek örmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki bu ülkenin geleceği; kadınların evlere hapsedildiği, LGBTİ+’ların hedef gösterildiği, emeğin sömürüldüğü bir karanlıkta değil; eşit, özgür bir yaşamı birlikte kuranların ellerinde yükselecek.</p>

<p>"AKP sorunların kendi iktidarlarından kaynaklanmasına hiçbir şekilde değinmiyor"</p>

<p><br />
<strong>TİP Üyesi Telli:</strong></p>

<p><br />
"Genelge; AKP’nin iktidara geldiği ilk günden bugüne kadar toplumsal sorunlara ürettiği çözümleri sıralarken hep yaptığı gibi sorunların kendi iktidarlarından kaynaklanmasına hiçbir şekilde değinmiyor. Sorunların kaynağı bilerek ve isteyerek doğru tespit edilmeyince, toplumun bir kesimi hedef tahtasına konularak suçlu ilan edilirken; önerilen çözümler ve ortaya konan hedefler de haliyle bilimsel olmaktan çıkıyor ve muğlak bir “milli ve manevi değer” kıskacında bırakılıyor. Aileyi nüfus krizine karşı “toplumsal çözüm” olarak kutsayan metin, toplumsal sorunların nedenini kültürel dönüşümlerde arıyor oysa bizler; daha çok maddi koşullara, emek sömürüsüne, yoksulluğa, bakım krizine ve neoliberal politikalara odaklanılması gerektiğini savunuyoruz."</p>

<p>"<strong>LGBTİ+’ları bir tehdit unsuru olarak gösteriyor"</strong></p>

<p>Nüfus krizini kadınların doğurganlığı üzerinden okuyan metin bu doğurganlığı azaltan faktörler olarak kodluyor kadınları ve LGBTİ+’ları. Metnin en can alıcı cümlesi budur: “Yirminci yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde aile ve evlilik kurumu, bireyselleşme, insan hakları ve özgürlük söylemlerini araçsallaştıran ve çoğunlukla toplumsal cinsiyet ideolojisi üzerine temellendirilmiş zararlı akımların etkisine girmeye başlamıştır.” Bu cümle bizim uğruna mücadele ettiğimiz sosyalist feminizmi doğrudan hedef alan bir cümle. Bu genelgeyi kaleme alanlar, aileyi ekonomik sistemlerle birlikte değişen bir yapı olarak görmeyip onu sorgulanamaz bir kurum gibi sunuyor. Biz TİP’li Kadınlar, kapitalizmle birlikte ailenin emek gücünün yeniden üretilen bir alan olduğunu ve kadınların ücretsiz ev içi emeğinin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu sıkça ifade ediyoruz. Metinde sıkça vurgulanan “aile sorumluluğu”nun kadının üzerine yıkılmak istenmesine itiraz ediyor, çocuk ve yaşlı bakımının kadının üzerinden alınarak toplumsallaştırılmasını talep ediyoruz. Genelgede zararlı akımlardan biri olarak tarif edilen “cinsiyetsizleştirme” doğrudan LGBTİ+’ları bir tehdit unsuru olarak gösteriyor. Cinsiyetleri kadın ve erkek olarak kodlayan metin, LGBTİ+’ları ve toplumsal cinsiyet eşitlik taleplerini kriminalize ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/tipli-kadinlardan-aile-genelgesine-tepki</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/ebb983cf-10b4-4c84-9739-e50381eea22d.jpeg" type="image/jpeg" length="63701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bedriye Doku’dan Anneler Günü’nde yürek yakan sözler: “En büyük hediyem kızımın mezarı olsun”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bedriye-dokudan-anneler-gununde-yurek-yakan-sozler-en-buyuk-hediyem-kizimin-mezari-olsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bedriye-dokudan-anneler-gununde-yurek-yakan-sozler-en-buyuk-hediyem-kizimin-mezari-olsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Altı yıldır kayıp olan Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, Anneler Günü için kaleme aldığı mektupta yaşadığı acıyı anlattı. Yıllardır kızının akıbetinin ortaya çıkarılması için mücadele eden anne Doku, “En büyük hediyem kızımın bir mezarı olması” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Yedi tane çocuğum var. Gülistan çocuklarımın en küçüğüydü. Gülistan beni çok severdi, ben de onu çok severdim, insan küçük çocukları daha farklı da seviyor. Gülistan merhametliydi. Önünden bir yaşlı geçtiğinde gider hemen elindeki poşetleri alırdı. Kedi sahipleniyordu. Hayvanları severdi. Arkadaşlarını düşünürdü. Çoktu merhameti. Bunca yıl bizi kandırmışlar, devleti de kandırmışlar üstelik. Bu olay başımıza geldiği gün arabayla hemen oraya gittik, gittiğimizde sabaha karşı idi. Biz arkadaşıyla gidip dilekçe verdik. Bizimle ilgilenmediler. Sanki bir hayvan kaybolmuş gibi davrandılar. Emniyetten geri dönerken rektörle avluda karşılaştık, geldi dedi ki “Teyze ben çok üzüldüm, olayı duyar duymaz hemen buraya geldim, ben Erzurum’daydım” dedi. Tuncay Sonel bizi öğretmenevine götürdü, elini sırtıma attı ve dedi ki; “Yemin ederim ki Gülistan kendini atmış, sana Gülistan’ın cenazesini bulacağız.” Hiç oradaki insanlara da vicdan, merhamet duymadı. Dalgıçlar her sudan çıktığında “Teyze senin kızın burada yok yok. Kızın burada olsa niye getirmeyelim kızını” diyordu. Bizi kandırdılar.</p>

<p>Gülistan Anneler Günü’nde beni arardı, Anneler Günü’mü kutlardı. Bunu söylüyorum çok zor geliyor bana ama kızım zaten daha geri gelmeyecek ama daha başka Gülistanlar ölmesin. Buradan Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Emine Erdoğan ve adalet bakanı, içişleri bakanına sesleniyorum; çağrımdır. Bunlara en ağır cezayı verin, Anneler Günü hediyem olsun. Benim kızımın bir mezarı olsun, bir Fatiha, bir dua okuyayım. İstediğim budur. Benim en büyük ödülüm, hediyem budur. Onların müebbet yemesi ve kızımın mezarının olması. Düşünün hangi anne bunu söyler, ben altı senedir kızımı arıyorum. Bunu söylemek çok zor geliyor bana.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ben Dersim’e gidince binlerce kız yanıma geliyor. Onlarla sarılıyoruz. Hepsine çok teşekkür ederim. Daha başka anneler, kadınlar, öğrenciler, Gülistanlar ağlamasın, istediğim bu.</p>

<p><br />
Altı yıldır bitmeyen bir mücadele</p>

<p>Dersim’de 2020 yılında kaybolan ve bir daha kendisinden haber alınmayan Gülistan Doku’nun başına ne geldiğine dair “sır perdesi” aralanıyor. Ailenin ısrarı 6 yıl boyunca sürerken, Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, aileye kızlarının intihar ettiğini söylediği ve soruşturmaya müdahaleler ettiği açığa çıktı. Gülistan’ın öldürülmesine dair, olayla ilgili, Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu dahil çok sayıda kişi gözaltında ya da tutuklu; cansız bedeninin bulunması için ise aramalar sürüyor. Ailesi altı yılın ardından olaya dair sorumluluğu olan herkesin gerekli cezayı alması ve Gülistan’ın kaybedilen cansız bedenini bulmak için umutlu bekleyişini ve mücadelesini sürdürüyor.</p>

<p><br />
/Kaynak: Evrensel/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bedriye-dokudan-anneler-gununde-yurek-yakan-sozler-en-buyuk-hediyem-kizimin-mezari-olsun</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/63b5ef7d86b2451478bd118c.jpg" type="image/jpeg" length="65833"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku dosyasında dikkat çeken gelişme: “Öğrenci evi” incelemede]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-dikkat-ceken-gelisme-ogrenci-evi-incelemede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-dikkat-ceken-gelisme-ogrenci-evi-incelemede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmada yeni ayrıntılar ortaya çıktı. “Öğrenci evi” olarak kullanıldığı belirtilen 1+1 daire incelemeye alınırken, SIM kart incelemesini yapan ihraç polis Gökhan Ertok’un ifadesinde eski vali Tuncay Sonel ve koruması Şükrü Eroğlu’yla ilgili dikkat çeken iddialar yer aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>6 yıldan uzun süredir haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'ya ilişkin yürütülen soruşturmada SIM kartın Ankara'ya gönderilmeden önce temizlendiği iddia edilirken Dersim'de tespit edilen 1+1 evin dosyaya dahil edildiği ortaya çıktı.<br />
Dersim'de 2020 yılının ocak ayından bu yana kayıp olarak aranan Gülistan Doku hakkında Tunceli ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı sürdürüyor.<br />
T24 yazarı Tolga Şardan, soruşturma kapsamında ulaştığı bilgilere bugünkü "Gülistan Doku soruşturması: Tunceli’deki 1+1 evin sırrı" başlıklı yazıda yer verdi.</p>

<p>İHRAÇ POLİSTEN VALİ SONEL HAKKINDA İDDİA</p>

<p>Şardan'ın aktardığına göre, soruşturma dosyasına yeni bilgiler eklendi. Söz konusu bilgilerden biri Gülistan'a aitr cep telefonunun SIM kartında inceleme yapan ihraç polis Gökhan Ertok'un sorgusunda dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve koruması Şükrü Eroğlu hakkında oldu.</p>

<p>Buna göre, Ertok 15 Nisan’da kolluktaki sorgusunda SIM kartın kendisine gönderildiği süreçte Vali Tuncay Sonel’in "Basın çok üstümüze geliyor, kızı bulmalıyız" dediğini aktardı.<br />
Ertok, ifadesinde dikkat çekici şu tespitte bulundu:</p>

<p>Ama ben şimdi anlıyorum ki Vali Tuncay Sonel ile koruma Şükrü Eroğlu’nun kartı temizleyerek bana gönderdiklerini ve ‘kızı bulmamız gerekiyor’ diye beni kandırıp Gülistan’ın sosyal medya mesajlarının temizlendiğinden emin olmaları için beni kullandıklarını anladım."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İfadesinin devamında Ertok, "Vali ve Şükrü, beni kullanıp tuzağa düşürdü. SIM kartın bana gönderilmeden önce temizleyip emin olmak için de bana gönderip sağlama yaptılar ve bu konuda beni kullandılar" iddiasında bulundu.<br />
İtirafçı Ertok’un açıklamasının doğru olup olmadığı teknik veri analiz çalışmalarında belli olacak.</p>

<p>Bu arada Ertok’un iddiası Vali Sonel’e "Gökhan’ın bu beyanları kapsamında söz konusu SIM kartı göndermeden önce üzerinde herhangi bir iş veya işlem yaptınız mı? Yapılması yönünde bir talimatta bulundunuz mu?" sorusu yöneltildi. Vali Sonel, iddialara karşın "Kesinlikle yapmadım. Kesinlikle bir talimatım olmadı. Bunları kabul etmiyorum" yanıtını verdi.</p>

<p>Kamuoyuna yansıya bilgilerde Vali Sonel’in talimatıyla koruma polisi Şükrü Eroğlu, Doku’ya ait SIM kartı Ankara’da bilişim uzmanı Ertok’a ulaştırdı. Ertok, SIM kartta inceleme yaptı. İncelemede kimi verileri sildiği iddiasıyla tutuklandı.</p>

<p><br />
1+1 EV DOSYAYA EKLENDİ</p>

<p>Şardan, dosyaya eklenen 1+1 eve ilişkin ulaştığı bilgileri ise şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Ulaştığım diğer bir bilgi ise, kentte yeni tespit edilen ve yaşananlarla ilgisi olup olmadığı üzerinde yoğunlaşılan 1+1 şeklindeki bir ev.<br />
Evin varlığına soruşturmada yeni ulaşıldığını belirtiyor kaynaklarım. Alınan bir ifadede geçmesi sebebiyle soruşturma kapsamına alınan evle ilgili detay araştırma yapıldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Detay araştırmanın içeriği elbette öncelikle çevre kamera kayıtları ve bazlardan elde edilecek HTS verileri. Özellikle HTS verilerinin şüphelilere ait cep telefonlarıyla örtüşmesi soruşturmaya yeni boyut kazandıracak. Eve kimlerin girip çıktığı araştırılıyor.</p>

<p>Bu noktada bir önemli tespit ise, söz konusu evin "öğrenci evi" görünümünde olması. Kirasının başka kişilerce ödendiği bilgisi araştırılan konular arasında.</p>

<p><br />
"TUNCAY SONEL'İN YÜKLÜ MAL VARLIĞI BULUNUYOR"</p>

<p>Yeri gelmişken, şüphelilerle ilgili MASAK’tan rapor istendi. MASAK’ın yapacağı tespitler, şüpheliler arasında banka hesap hareketi olup olmadığı ortaya koyacak.<br />
Bir de Vali Sonel’in mal varlığıyla ilgili ulaştığım bilgi var. Sonel’in resmi kaydı bulunan "epeyce yüklü" mal varlığı bulunduğu ifade ediliyor. Hele ki tapu kayıtlarının sayısı öyle böyle değil. Bizzat duyunca şaşırdım.</p>

<p>Bu nedenle daha önceki Büyüteç’te Sonel’in imzasının bulunduğu ihalelerin de mercek altına alınması gerektiğine dikkat çekmiştim."</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-dosyasinda-dikkat-ceken-gelisme-ogrenci-evi-incelemede</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-08t144428310.jpeg" type="image/jpeg" length="26944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akın Gürlek, Rojin Kabaiş’in ailesiyle görüştü]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/akin-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/akin-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek, Van’da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla görüştü. Dosyanın titizlikle incelendiğini vurgulayan Gürlek, olayın aydınlatılması için sürecin sonuna kadar takip edileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van’da yaşamını yitiren üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Görüşmede, soruşturmanın geldiği aşama ele alınırken, ailenin talepleri dinlendi.</p>

<p>Gürlek, Rojin Kabaiş’in ölümünün aydınlatılması için yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi vererek, dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da takip edildiğini söyledi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“SÜRECE TEKNİK DESTEK SAĞLIYORUZ”</p>

<p><br />
Bakan Gürlek, söz konusu daire başkanlığının doğrudan soruşturma yürütmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:<br />
“Burada görev yapan arkadaşlarımızın tamamı ceza hukuku alanında uzman kişiler. Dosyalara farklı bir gözle bakıyor, savcılık makamıyla, aile ve avukatlarla temas halinde sürece teknik destek sağlıyoruz. Yeni bir delil varsa özel bir ekip kurulması gerekiyorsa, mesela Tunceli için özel bir ekip kurduk, burası için de daraltılmış baz için bakalım. Bizim soruşturma yetkimiz yok ama biz teknik olarak orada soruşturma yapan makamı destekliyoruz. Devletin bu olayla ilgilendiğini, sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ailelerimize hissettiriyoruz.”<br />
Yeni delillerin ortaya çıkması halinde özel ekip kurulabileceğini belirten Gürlek, daraltılmış baz çalışması gibi teknik taleplerin de değerlendirileceğini ifade etti.<br />
Soruşturma kapsamında Rojin Kabaiş’e ait cep telefonunun yurt dışında incelendiğini belirten Gürlek, cihazın İspanya’nın ardından Çin’e gönderileceğini kaydetti. Gürlek, “Tüm deliller yeniden değerlendirilecek, gerekli teknik incelemeler yapılacak” dedi.</p>

<p><br />
“AİLENİN CİNAYET ŞÜPHESİ VAR”</p>

<p><br />
Dosyada olayın niteliğinin henüz netleşmediğini belirten Gürlek, şu ifadeleri kullandı:<br />
“Hayatının baharında, gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalışıyoruz. Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Rojin kardeşimiz hayatının baharında gencecik kızcağızken, tam olay belli değil cinayet mi, intihar mı, bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu, savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım.”</p>

<p><br />
BABA NİZAMETTİN KABAİŞ: “ÇOK UMUTLUYUZ”</p>

<p><br />
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ise görüşmede Bakan Gürlek’e teşekkür ederek, “Devletimize ve adalete güveniyoruz. Çok umutluyuz” dedi. Kabaiş, kızının ölümünün aydınlatılmasını ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.<br />
Görüşmede ayrıca Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Ceza İşleri Genel Müdürü Hazım Aslancı ve Genel Müdür Yardımcısı Ömer Demirci de hazır bulundu.</p>

<p><br />
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaybolmuş, 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. İlk incelemelerde vücudunda kesici ya da ateşli silah yarasına rastlanmadığı belirlenmişti.</p>

<p><br />
Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sürerken, dosya aynı zamanda Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da inceleniyor.</p>

<p><br />
/Kaynak: Anka/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/akin-gurlek-rojin-kabaisin-ailesiyle-gorustu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/akin-gurlek-rojin-kabais-konusunda-bu-bir-cinayet-mi-intihar-mi-bunu-ortaya-cikarmak-zorundayiz.jpg" type="image/jpeg" length="75093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstismar davasında kritik duruşma: Ayhan Şengüler hakim karşısında]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/istismar-davasinda-kritik-durusma-ayhan-senguler-hakim-karsisinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/istismar-davasinda-kritik-durusma-ayhan-senguler-hakim-karsisinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra Şengüler’in yaşamını yitirdiği dosyada yargılama bugün görülüyor. Kadın örgütleri İstanbul Anadolu Adliyesi’nde “münferit değil” diyerek tutuklama talep ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler hakkında, üç yaşındaki Hifa İkra Şengüler’e cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülüyor.<br />
Duruşma öncesinde çok sayıda kadın derneği, davanın takipçisi olacaklarını belirterek kamuoyuna çağrıda bulundu.</p>

<p><br />
AYHAN ŞENGÜLER İLK KEZ HÂKİM KARŞISINDA</p>

<p>Çocuk yaştayken Şengüler tarafından istismar edildiği ve daha sonra faille evlendirildiği belirtilen Fatma Nur Çelik ile yine Şengüler tarafından yıllarca istismar edildiği öne sürülen kızı Hifa İkra’nın cansız bedenleri geçen martta İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme sahilinde bulunmuştu. “Başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyen Fatmanur Çelik için çok sayıda avukat, gazeteci ve yurttaş bir araya geldi.</p>

<p><br />
“FATMANUR ÇELİK İSYANIMIZDIR”</p>

<p>Duruşma öncesi bir araya gelen kadın örgütleri, “İstismar görmezden gelindi, failler korundu. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için adalet” pankartı açtı. “Erkek adalet değil gerçek adalet” , “Koruma aklama failleri yargıla” , “Fatmanur Çelik isyanımızdır” sloganlarının atıldığı açıklamada failin en ağır şekilde cezalandırılması istendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/istismar-davasinda-kritik-durusma-ayhan-senguler-hakim-karsisinda</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/fatmanur-ve-hifa-icin-adalet-ayhan-senguler-tutuklansin-1.jpg" type="image/jpeg" length="97164"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Firari şüphelinin mesajları ortaya çıktı: Gülistan Doku soruşturmasında yeni detay]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/firari-suphelinin-mesajlari-ortaya-cikti-gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-detay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/firari-suphelinin-mesajlari-ortaya-cikti-gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-detay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Umut Altaş’ın yazışmaları ortaya çıktı
Spot: Soruşturma kapsamında firari şüpheliye ait olduğu belirtilen WhatsApp mesajları dosyaya girdi. Yazışmalarda yer alan ifadeler dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasının firari şüphelisi Umut Altaş'ın WhatsApp yazışmaları ortaya çıktı.</p>

<p>Gülistan Doku'nun kaybolduğu gece Mustafa Türkay Sonel ile aynı araçta bulunduğu belirtilen Umut Altaş'ın babası Celal Altaş ile WhatsApp yazışmaları soruşturma dosyasına girdi.<br />
Mayıs 2022'de önce Meksika'ya, ardından yasa dışı yollarla ABD'ye giden Umut Altaş, 9 Ocak 2026 tarihli mesajlarında babasından hesabına 9 bin dolar göndermesini istedi. Sabah'ın haberine göre, Celal Altaş'ın buna karşılık daha önce gönderdiğini söylediği 150 bin doları geri istemesi üzerine, Umut Altaş'ın "Bugün para gelmezse savcı hanımı arar, her şeyi anlatırım. Beni Amerika'ya niye yolladığınızı söylerim" dediği ortaya çıktı.</p>

<p><br />
"SEN SUSTURUYORDUN YA, ÖTECEĞİM HER ŞEYİ"</p>

<p>Baba ile oğul arasında geçen yazışmalarda gerilimin arttığı da iddialar arasında yer aldı. Celal Altaş'ın oğluna sert sözler yönelttiği, buna karşılık Umut Altaş'ın da "Bırak rol yapmayı. Sen susturuyordun ya. Ötecem lan her şeyi. Göreceksiniz dünya kaç bucak" ifadelerini kullandığı paylaşıldı.</p>

<p>ABİSİNİN 'İTİRAF VİDEOSU' DOSYAYA GİRDİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Umut Altaş'ın ağabeyi S.A.'nın, Doku ailesinin avukatı Ali Çimen yaptığı konuşmanın görüntüleri dosyaya girdi.<br />
S.A., soruşturma dosyasına giren görüntüde, "Ne biliyorsam bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya hazırım. Umut’un sorgusundan aldığım Türkay demiş ki kız hamile kaldı ben de kafasına sıktım. Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
/Kaynak:Birgün/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/firari-suphelinin-mesajlari-ortaya-cikti-gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-detay</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/4718c8e8-0he26ft656sxl7v5jw3ck.webp" type="image/jpeg" length="71688"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojvelat Kızmaz dosyasında yeniden soruşturma talebi: Aile karara itiraz etti]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojvelat-kizmaz-dosyasinda-yeniden-sorusturma-talebi-aile-karara-itiraz-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojvelat-kizmaz-dosyasinda-yeniden-sorusturma-talebi-aile-karara-itiraz-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku dosyasındaki gelişmelerin ardından, 2024’te yaşamını yitiren Rojvelat Kızmaz’ın ailesi, ölümün “intihar” olduğu yönündeki takipsizlik kararına karşı çıkarak dosyanın yeniden incelenmesi ve soruşturmanın derinleştirilmesi talebiyle savcılığa başvurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Gülistan Doku'nun ölümüne ilişkin son gelişmelerin ardından 2024 yılında hayatını kaybeden Doku'nun arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın ailesi, kızlarının intihar ettiği gerekçesiyle verilen takipsizlik kararının kaldırılması ve yeniden soruşturma başlatılması talebiyle Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu.<br />
Gülistan Doku'nun yakın arkadaşı Rojvelat Kızmaz, Şubat 2024’te Hasankeyf'te ölü bulunmuş ve bu durum intihar olarak kayıtlara geçmişti.</p>

<p>Rojvelat Kızmaz’ın ailesi, Gülistan Doku dosyasında gelinen son aşamanın ardından kızları açısından daha önce var olan soru işaretlerine yenilerinin eklendiği gerekçesiyle kızlarının ölümüne ilişkin verilen takipsizlik kararının kaldırılması için Batman Cumhuriyet Başsavcılığı'na dilekçe verdi.<br />
Başvurunun ardından Kızmaz ailesi ve avukatları adliye önünde basın açıklaması düzenledi.<br />
Avukat Sümeyye Gültekin Aykut, Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan son gelişmelerin Rojvelat Kızmaz dosyasıyla ortak yönler taşıdığına işaret ederek, söz konusu benzerliklerin hukuken “yeni delil” olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p><br />
"CİDDİ İHMALLER SÖZ KONUSU"</p>

<p>Her iki dosyada da ciddi ihmaller bulunduğunu vurgulayan Aykut, kayıp başvurularına rağmen arama çalışmalarının geciktiğini, kamera kayıtları ile kritik verilerin zamanında incelenmediğini ve kapsamlı soruşturma yürütülmediğini belirtti. Aykut ayrıca, sorumluluğu bulunan kişi ve kamu görevlileri hakkında etkin işlem yapılmadığını dile getirdi.</p>

<p>Yaşananların basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Aykut, “Bu durum, yaşam hakkının korunmasına ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesidir” dedi.</p>

<p>Kadınların kaybolduğu ya da şüpheli şekilde hayatını kaybettiği olaylarda devletin etkin soruşturma yürütme yükümlülüğüne dikkati çeken Aykut, “Adaletin gecikmesi yalnızca bir dosyanın değil, toplumun tamamının zararına bir sonuç doğurmaktadır. Cezasızlık sürdükçe benzer ihlallerin önü açılmaktadır" diye konuştu.</p>

<p><br />
"ÜÇ GÜN BOYUNCA NEDEN BİR ARAMA YAPILMADI"</p>

<p>Rojvelat Kızmaz'ın ağabeyi Mehmet Kızmaz da kardeşinin kaybolduğuna yönelik ihbar yapmalarından itibaren üç gün boyunca kolluk kuvvetleri tarafından arama çalışması yapılmadığını ifade ederek, şunları söyledi:<br />
“Üç gün boyunca kız kardeşim yaşıyordu. Neden bir arama yapılmamış üç gün boyunca? MOBESE’si var buranın. Kavşak belli. Nereye gidersen git o kavşaktan gidileceği belliyken kameraya bakılmayıp üç gün boyunca orada ölüme terk edilmesi… Bir el uzatılmasını beklemiş. Değil el uzatılması, itilmiş. Muamele bu. Yani üç gün boyunca yaşıyor olup da aranmamasının sonucu bu.”</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>/Kaynak: Birgün/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojvelat-kizmaz-dosyasinda-yeniden-sorusturma-talebi-aile-karara-itiraz-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/yeniden-gundeme-geldi-gulistan-doku-nun-en-yakin-arkadasi-rojvelat-kizmaza-ne-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="51613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul’da kadınlardan adalet çağrısı: “Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e hesap soracağız”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/istanbulda-kadinlardan-adalet-cagrisi-gulistan-dokudan-rojin-kabaise-hesap-soracagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/istanbulda-kadinlardan-adalet-cagrisi-gulistan-dokudan-rojin-kabaise-hesap-soracagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku’nun akıbetine dikkat çeken ve Rojin Kabaiş dosyasındaki kısıtlama kararlarına tepki gösteren kadınlar, cezasızlık politikasını eleştirerek faillerin korunmasına karşı mücadele vurgusu yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları, İstanbul Kadıköy’de bulunan Süreyya Operası önünden Khalkedon Meydanı’na yürüyüş düzenledi.</p>

<p>“Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e Gerçek Adaleti Biz Sağlayacağız” pankartının açıldığı yürüyüşte “Kadın cinayetleri politiktir” dövizleriyle katledilen kadınların fotoğrafları taşındı.<br />
Yürüyüşte sık sık, “Koruma aklama yargıla”, “Jin jiyan azadî”, “Bijî berxwedane jinan”, “Gülistan’dan Rojin’e isyandayız” sloganları atıldı.</p>

<p>Yürüyüşün ardından Khalkedon Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada basın metnini Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonları Gönüllüsü Şeyma Çoban okudu.<br />
Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve tüm şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için mücadele ettiklerinin altını çizen Şeymanur Çoban, şöyle dedi:</p>

<p>“Kadınlar olarak bir kez daha sokaklardayız. Sesimizi failleri aklayan mekanizmalara karşı İntihar değil cinayet diyerek, yükseltiyor erkek egemen devlet şiddetini ve kadın cinsine karşı örgütlenen bu kırımı teşhir etmek için burada olduğumuzu ilan ediyoruz. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında bugün yaşananlar yıllardır yürütülen kadın mücadelesinin sayesindedir. Gülistan’ın ailesinin ve biz kadınların Zainal Abarakov’un yargılanması talepleri görmezden gelindi, üvey babası emekli polis Engin Yücer’in delilleri karartmasına göz yumuldu. Dönemin valisi Tuncay Sonel hiçbir somut delile dayanmadan aileye ‘Kızınız intihar etti’ diyerek dosyayı kapatmaya çalıştı.Emniyet ‘kameralar bozuk, kayıtlar çözülemiyor’ yalanıyla kamuoyunu oyalarken biz kadınların bulduğu gönüllü uzmanlar o suda hiçbir hareketlilik olmadığını ortaya çıkarmıştı. Bugün ise Gülistan’ın o baraja hiç gitmediği itiraf ediliyor.”</p>

<p><br />
‘Soru önergeleri AKP-MHP oylarıyla reddedildi’</p>

<p>Şeyma Çoban, iktidar ve yargı mekanizmasının Gülistan Doku ailesini ve kadınları susturmak için her yolu denediğini belirterek, “Tayyip Erdoğan aileyi kadın örgütlerinden uzaklaştırmak için açıklamalar yaparken dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ adalet arayan aileyi kapıdan geri çevirmiş, Süleyman soylu Meclis’te ‘Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın adli soruşturmasının beraber takip edildiği ve Vali Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların asılsız olduğu anlaşılmıştır’ tutanakları tutmuştu. Meclis’e sunulan soru önergeleri AKP-MHP oylarıyla reddedilirken, Gülistan’ın annesi ve ablası ‘Gülistan nerede?’ dedikleri için sokak ortasında tekmelerle, işkenceyle gözaltına alınmıştı” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
‘Biz bu cezasızlık politikalarını çok iyi tanıyoruz’</p>

<p>Gülistan Doku dosyasında bir şebekenin ortaya çıktığını belirten</p>

<p>Şeyma Çoban, açıklamaya şöyle devam etti:</p>

<p>“Gülistan Doku’nun dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel ve beraberindeki şahıslar tarafından cinsel saldırıya maruz bırakıldığı, hastane kayıtlarının dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir eliyle silindiği açığa çıkmaktadır. Bu suça ortak olan başhekimin il sağlık müdürü yapılarak, ödüllendirildiği bu kirli ağda devlet başta olmak üzere valilik, hastane ve emniyet el birliğiyle delil karartmıştır. Ancak bugün hala eksik bir adaletle karşı karşıyayız. Mustafa Türkay Sonel ile yakınlığı belli olan ve Gülistan’ın çalıştığı yerdeki görüntülerde faillerle bir arada olduğu açıkça görülen Uğurcan Açıkgöz, üniversite kamera sorumluları Savaş Göktürk ve Süleyman Önal gibi isimlerin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bunu kabul etmiyoruz! Faillerle iş birliği içinde olanların elini kolunu sallayarak gezmesi cezasızlık politikasının devamıdır. Biz bu politikaları çok iyi tanıyoruz! Gülistan’ı arama bahanesiyle boşaltılan barajdan vücudunda birden fazla erkek DNA’sı bulunan Esma Kılıçarslan’ın cansız bedeni çıktığında dosyayı etkin soruşturma yürütmeden kapatanlardan tanıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Talepler sıralandı</p>

<p>Şeyma Çoban, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş soruşturmalarına dair taleplerini şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“-Gülistan Doku’nun akıbeti tüm yönleriyle ortaya çıkarılsın, nerede olduğu açıklansın ve cenazesi derhal ailesine teslim edilsin!</p>

<p>-İhmali, sorumluluğu ve delil karartması bulunan tüm kişi ve kurumlar hakkında tutuklamaya yönelik etkin soruşturma yürütülsün! Adli kontrolle serbest bırakılan şüpheliler hakkında etkin soruşturma yürütülsün, bu kişiler yargılansın! Eksik bırakılan tüm deliller toplansın ve süreç kamuoyuna şeffaf şekilde açıklansın! Doku ailesini tehdit eden tüm şahıslar yargılansın! Rojin’in dosyasındaki kısıtlılık kararları derhal kaldırılsın aile ve kamuoyu gerçeğe ulaşabilsin. Rojin’in bedeninde bulunan iki erkeğe ait DNA’nın kimlere ait olduğu açıklansın. Rojin’in telefonu derhal açılsın. Dosyanın 19 aydır ilerletilmemesinden sorumlu olan, delil karartan, süreci uzatan ve failleri koruyan tüm kişi ve kurumlar yargılansın.</p>

<p>-Aileye yönelik tehditler soruşturulsun, sorumlular yargılansın. Rojin’in ailesi yalnız bırakılmasın, gereken hukuki ve manevi destek verilsin Van Başsavcılığı, TCK 102’ye göre nitelikli cinsel saldırı kapsamında soruşturmayı genişletsin. İstanbul ATK ihtisas Kurulu yeni rapor hazırlasın.</p>

<p>-Kadınların yaşam hakkını korumak için devlet görevini yerine getirsin.”</p>

<p><br />
Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/istanbulda-kadinlardan-adalet-cagrisi-gulistan-dokudan-rojin-kabaise-hesap-soracagiz</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/817x450nc-ist-26-04-2026-gulistan-doku-rojin-kabais-basin-aciklamasi5.jpg" type="image/jpeg" length="10265"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: HTS ve PTS kayıtları talep edildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-hts-ve-pts-kayitlari-talep-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-hts-ve-pts-kayitlari-talep-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soruşturmayı yürüten Başsavcı Ebru Cansu, yeni HTS ve PTS kayıtlarının istendiğini açıkladı. Şüphelilere ait dijital materyallerin incelemesi sürerken, arama çalışmaları da devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de 6 yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni incelemeler sürüyor. Soruşturmayı yürüten Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, yeni HTS ve PTS kayıtlarının talep edildiğini, şüphelilere ait dijital materyallerin uzman ekiplerce incelendiğini açıkladı.<br />
TRT Haber’e konuşan Cansu, dosyada daha önce yer alan bazı verilerin yeniden değerlendirildiğini belirterek, SIM kartın başka bir ilde baz verdiğinin tespit edilmesi üzerine araştırmanın genişletildiğini söyledi.</p>

<p>Cansu, “SIM kartın takıldığı cihaz bilgileri dosyada vardı ancak cihazı daha önce kimlerin kullandığı, kartı kimin taktığı yönünde bir araştırma yapılmamıştı. Bu yönde inceleme yaptığımızda bazı verilere ulaştık” dedi.</p>

<p><br />
Arama çalışmaları sürüyor</p>

<p>Doku’nun bulunmasına yönelik saha çalışmalarının da devam ettiğini belirten Cansu, dağlık alanlar, mağaralar, sığınaklar ve ulaşılması güç bölgelerde arama yapıldığını söyledi.<br />
Ankara’dan JASAT ekiplerinin teknik destek verdiğini aktaran Cansu, yaklaşık 30 kişilik ekibin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü, kendisinin de aramalara katıldığını ifade etti.</p>

<p>Hastane kayıtlarında çelişki iddiası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başsavcı Cansu, soruşturma kapsamında hastaneden istenen evraklarda da çelişkiler tespit edildiğini söyledi. Cansu, “Hastaneden Gülistan Doku'nun tedavi evraklarını istediğimizde gelen belgedeki tarihlerde çelişki vardı. POLNET kaydında hastane girişi görünen tarih, hastane tedavi evrağında hiç yer almıyordu. Bu durum bize şüpheli geldi. Şu anda Sağlık Bakanlığı müfettişleri, hastanede de gerekli incelemeleri yapıyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>/Kaynak: Evrensel/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-yeni-gelisme-hts-ve-pts-kayitlari-talep-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/1536x864-cmsv2-17fa2851-0698-5b2d-978a-30a930a03ba5-9730770.jpg" type="image/jpeg" length="24410"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojwelat Kızmaz’ın HTS kayıtları bulunamadı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmazin-hts-kayitlari-bulunamadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmazin-hts-kayitlari-bulunamadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın delil amacıyla talep ettiği Rojwelat Kızmaz’a ait HTS kayıtlarının bulunamadığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasına ilişkin 6 yıl sonra yaşanan gelişmelerin ardından, Rojwelat Kızmaz’ın ölümü yeniden gündeme geldi.</p>

<p></p>

<p>Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, 1 Kasım 2024’te Gülistan Doku’nun yakın arkadaşı olan Rojwelat Kızmaz’ın ölümüne ilişkin Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı göndererek HTS kayıtlarını talep etti. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı ise 8 Kasım 2024 tarihli cevabında, yapılan UYAP incelemelerinde söz konusu kayıtların bulunamadığını bildirdi.</p>

<p>Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısı şu şekilde:<br />
“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan bir soruşturmaya esas olmak üzere; ilgili sayılı yazımızda; Batman Cumhuriyet Başsavcılığında kayıp şahıs olarak aranmakta iken ölü olarak bulunan Rojvelat Kızmaz’ın yakın arkadaşı olan ve 05.01.2020 tarihinde benzer şekilde kaybolan ve halen kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun bulunmasına yönelik cumhuriyet başsavcılığımızın 2020/52 soruşturma sayılı dosyasında delil olarak değerlendirilme ihtimali bulunduğundan Rojvelat Kızmaz’ın 01.01.2020 tarihinden itibaren dosyamız içerisine alınan HTS kayıtlarının bulunması halinde bir örneğin cumhuriyet başsavcılığımıza gönderilmesinin istenildiği… Yapılan UYAP tetkiklerinde kapsamında HTS kayıtlarının bulunmadığı hususunda gereği rica olunur.”</p>

<p><br />
Rojwelat Kızmaz’ın ölümü yeniden gündemde</p>

<p>Batman’da 9 Şubat 2024’te evinden çıktıktan sonra kaybolan 26 yaşındaki Rojwelat Kızmaz, başvurulara rağmen aranmadı. 12 Şubat’ta Hasankeyf Baraj Göleti’nde yaşamını yitirmiş halde bulunan Rojwelat Kızmaz’ın otopsi raporuna göre kaybolduktan iki gün sonra sabaha karşı yaşamını yitirdiği tespit edildi. Yetkililerin ihmallerine dair yapılan suç duyuruları, savcılık tarafından “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla reddedildi.<br />
Rojwelat Kızmaz’ın MOBESE kayıtlarında görüldüğü, Hasankeyf’e gidişinin ve oradaki hareketlerinin net bir şekilde tespit edilebileceği belirtilmesine ve 2-3 saatlik bir çalışmayla bulunabilecekken, yetkililer herhangi bir adım atmadı.<br />
Ayrıca, Rojwelat Kızmaz’ın ölüm nedenlerini sosyal medyada paylaşan bir kişi hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla İstanbul’da soruşturma açıldı.</p>

<p><br />
DEM Parti: Özel savaş yöntemleri açığa çıkarılmalı</p>

<p><br />
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, yaptığı açıklamada Rojwelat Kızmaz’ın ölümünün de ayrıntılı şekilde soruşturulması gerektiğini belirtti.<br />
Halide Türkoğlu, Rojwelat Kızmaz’ın ölümü ile Gülistan Doku dosyası arasında olası bir bağlantının tüm yönleriyle araştırılması çağrısında bulunmuştu:</p>

<p>“Bizler sadece Gülistan’ın akıbetinin açığa çıkmasıyla yetinmeyeceğiz. Çünkü bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; Gülistan Doku olayında açıklanan bilgiler aynı zamanda bir ülkenin kolluğunun, yargısının, kurumlarının nasıl çöktüğünün bir kez daha göstergesi olmuştur. Bu gelişmelerin açıklanması er ya da geç adaletin yerine gelmesi açısından elbette ki önemlidir. Ancak açıklanan her bir detay aynı zamanda bu ülkede organize suç şebekelerinin nasıl oluştuğunun, bu şebekelerin cezasızlık zırhıyla nasıl korunduğunu da ortaya koymuştur. İşin içerisinde kentin valisi var, polisi var, güvenliği var, kurumu var. Devletin tüm kurumlarının işbirliğiyle bir suçun nasıl örtülebileceğinin resmi bu olayda bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunun adı özel savaştır. Çeteler eliyle yürütülen bir özel savaş yöntemi Gülistan’ı ve daha nice genç kadını ailesinden, arkadaşlarından, yaşamından alıkoymuştur.</p>

<p>Tıpkı Gülistan’ın en yakın arkadaşı olan ve 2024 yılında Hasankeyf barajında cansız bedenine ulaşılan Rojwelat Kızmaz gibi. Açığa çıkan bilgiler doğrultusunda Rojwelat Kızmaz ’ın ölümü ayrıntılı bir şekilde soruşturulmalıdır. Bu ölümün Gülistan Doku olayı ile ilgili bağlantısının olup olmadığı tüm detayları ile birlikte açığa çıkarılmalıdır.”</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojwelat-kizmazin-hts-kayitlari-bulunamadi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 19:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/batman-da-uc-gundur-kayip-olan-rojvelat-kizmaz-in-cesedi-hasankeyf-te-bulundu.jpg" type="image/jpeg" length="17517"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan 13 kişiden 4'ü adliyeye sevk edildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-13-kisiden-4u-adliyeye-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-13-kisiden-4u-adliyeye-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında 7 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 13 kişiden 4'ü adliyeye sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan 13 kişiden 4'ü adliyeye sevk edildi.<br />
14 Nisan'da cinayet şüphesiyle 7 ilde 14 kişi hakkında gözaltı talimatı verilmesinin ardından İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Dersim'de eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyon sonucu 13 kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında; dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun eski erkek arkadaşı baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, annesi Cemile Yücer, Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu, Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Uğurcan Açıkgöz, İhraç olan eski polis memuru Gökhan Ertok, Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevliler Savaş Gültürk, Süleyman Önal, Celal Altaş ve Nurşen Arıkan var.<br />
Gözaltındaki Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz'ın yakın arkadaşı olan Umut Altaş hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Altaş'ın mayıs 2022'den beri ABD'de bulunduğu ve o tarihten bu yana Türkiye'ye dönmediği öğrenildi.</p>

<p>Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Doku soruşturmasında kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden 4'ünün jandarmadaki işlemleri tamamlandı.<br />
Sağlık kontrolünden geçirilen Erdoğan Elaldı, Gökhan Ertok, Savaş Gültürk ve Süleyman Önal adliyeye sevk edildi.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: Birgün </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-13-kisiden-4u-adliyeye-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/i-m-g-7405.webp" type="image/jpeg" length="31354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku’nun ailesinden adliye önünde dayanışma çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-dokunun-ailesinden-adliye-onunde-dayanisma-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-dokunun-ailesinden-adliye-onunde-dayanisma-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasındaki gözaltıların ardından adliye önünde toplanan aile, kadınlara dayanışma çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Dersim’de 6 yıl önce şüpheli bir şekilde kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ailesi, soruşturma kapsamında yaşanan yeni gözaltıların ardından adalet arayışını sürdürüyor.<br />
Dün gerçekleştirilen 12 gözaltı sonrası Dersim Adliyesi önünde beklemeye başlayan aile, sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamayla tüm kadınlara dayanışma çağrısında bulundu.<br />
Doku'nun ailesi X hesabından yaptıkları paylaşımda, “Aile olarak Adliye önündeyiz, bütün kadınlarımızı dayanışmaya çağırıyoruz, Gülistan karanlıkta bizi bekliyor” dedi.</p>

<p>Ne olmuştu?<br />
Dersim'de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020'den bu yana haber alınamamasına ilişkin soruşturmada 6 yıl sonra dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, koruması ve Doku'nun erkek arkadaşı olduğu belirtilen Zeinal Abarakov'un da bulunduğu 13 kişi hakkında "kasten öldürme" ve "suç delillerini karartma" gerekçesiyle gözaltı kararı çıkarıldı, 12 kişi gözaltına alındı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: Evrensel </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-dokunun-ailesinden-adliye-onunde-dayanisma-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/images-2026-04-15t112858329.jpeg" type="image/jpeg" length="93872"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması genişliyor; 13 kişi hakkında gözaltı kararı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasi-genisliyor-13-kisi-hakkinda-gozal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasi-genisliyor-13-kisi-hakkinda-gozal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 yıldır kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında 7 ilde 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de İstanbul’da gözaltına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Dersim’de 2020 yılında kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında 7 ilde 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözaltı kararı verilen isimler arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel de yer aldı. Sonel’in İstanbul’da gözaltına alındığı bildirildi.</p>

<p>Gözaltına alınan isimler:</p>

<p>1- Zeinal Abakarov: Alanya (Gülistan’ın erkek arkadaşı olduğu iddia edilen kişi)</p>

<p>2- Engin Yücer: Alanya (Zeinal’ın eski polis olan üvey babası)</p>

<p>3- Cemile Yücer: Alanya (Zeinal’ın annesi)</p>

<p>4- Uğurcan Açıkgöz: Antalya Merkezden (Mustafa Türkay Sonelin o dönem ve halen yakın arkadaşı, kamera kaydında yer alan şahıs)</p>

<p>5- Erdoğan Elaldı: Antalya Merkez (O dönem Tunceli İl Özel İdare’de çalışan kişi)</p>

<p>6- Mustafa Türkay Sonel: İstanbul Ataşehir (Dönemin Tunceli Valisi halen İçişleri Bakanlığı Müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu)</p>

<p>7.⁠ ⁠Gökhan Ertok: Ankara (İhraç olan eski polis memuru, Vali ve korumasıyla bu süreçte irtibatı olan şahıs)</p>

<p>8.⁠ ⁠Savaş Gültürk: Elazığ (Munzur Üniversitesinde kameralardan sorumlu görevli)</p>

<p>9.⁠ ⁠Süleyman Önal: Tunceli (Munzur Üniversitesinde kameralardan sorumlu görevli)</p>

<p>10.⁠ ⁠Celal Altaş: Dersim</p>

<p>11.⁠ ⁠Nurşen Arıkan: Dersim</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesi, 6 Ocak’ta İl Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulundu. Yol güzergahındaki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarında yapılan incelemelerde; bir minibüse bindiği görülen Doku’nun nerede indiği tespit edilemedi.</p>

<p>Araştırmalar sonunda Doku’nun cep telefonunun, en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlendi. Dönemin Valisi Tuncay Sonel koordinesinde ve talimatıyla Uzunçayır Baraj Gölü’nde AFAD Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Ankara, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Manisa ve Kahramanmaraş büyükşehir belediyelerinden ekipler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve gönüllülerden oluşan 542 kişilik personel, 88 araç, 38 bot, 10 ROV cihazı, 6 dron, 4 sonar ve 3 arama köpeğiyle yapılan aramalara rağmen Gülistan Doku’ya ait ize rastlanmayınca çalışmalar sonlandırıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasi-genisliyor-13-kisi-hakkinda-gozal</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/i-m-g-7405.webp" type="image/jpeg" length="77550"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da kadınlar barış için bir araya geldi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-kadinlar-baris-icin-bir-araya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-kadinlar-baris-icin-bir-araya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI), Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği (DOGÜNKAD), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası İş Kadınları Meclisi ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Girişimci Kadınlar Kurulu iş birliğiyle “Kadınlar Barışı Konuşuyor” başlıklı etkinlik düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Etkinliğe İrlanda ve Kuzey İrlanda’da barış sürecinde yer alan kadınlar da deneyimlerini anlattı.<br />
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak şunları söyledi:</p>

<p>“Bu buluşmanın devamını sağlamak, bizler için hem belediyeler hem de kentler düzeyinde tarihsel bir sorumluluktur. Bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Mezopotamya’nın kadim kentlerinden biri olan Diyarbakır’da bulunmak ayrıca büyük bir anlam taşımaktadır.</p>

<p>Bu coğrafya uzun yıllar boyunca barış ve müzakere süreçlerini denedi; ne yazık ki çoğu zaman başarısız deneyimler yaşandı. Ancak buna rağmen barış talebinden hiçbir zaman vazgeçilmedi. 2013-2015 yılları arasında yürütülen müzakere ve tartışma süreçlerine dair, usta yazar Yaşar Kemal’in yıllar önce dile getirdiği sözleri hatırlamak bugün hala büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Barış, yalnızca silahların susması ya da çatışmaların sona ermesi değildir; aynı zamanda herkes için adil ve ekolojik bir yaşamın inşa edilmesidir. Bu süreçlerde kadınlar son derece önemli bir rol oynamaktadır. Kadınların öncülük ettiği süreçlerin daha kalıcı ve barışçıl olduğu, hem dünya örneklerinde hem de kendi deneyimlerimizde açıkça görülmektedir.</p>

<p>Elbette bu coğrafyada yaklaşık 50 yıldır süren çatışmalar bağlamında kadınların deneyimi oldukça derin ve kapsamlıdır. Çatışmanın en zor ve karanlık dönemlerinde bile kadınlar, barışın yolunu açmayı ve bu hattı Türkiye’nin batısından doğusuna kadar kurmayı başarmıştır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İRLANDA VE KUZEY İRLANDA’DAKİ KADINLARIN MÜCADELESİ GÖSTERİLDİ</p>

<p>Yapılan konuşmaların ardından, kadınların dünya genelinde verdiği mücadeleye dair bir saatlik bir sinevizyon gösterimi yapıldı.</p>

<p>Devam eden programın ilk oturumda “Çatışma Çözümünde Kadınlar” başlığı ele alındı.</p>

<p>Oturumda, Kuzey İrlanda Kadın Koalisyonu kurucu üyesi ve Kuzey İrlanda Meclisi eski başkan vekili Jane Morrice deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. Gazeteci ve sivil toplum uzmanı Emma DeSouza ise İrlanda’daki barış sürecinde sivil toplumun rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Nupel</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-kadinlar-baris-icin-bir-araya-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/03/i-m-g-6829-1024x768.jpeg" type="image/jpeg" length="74702"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dilan Karaman’ın ailesinden açıklama: Etkili bir soruşturma bekliyoruz]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dilan-karamanin-ailesinden-aciklama-etkili-bir-sorusturma-bekliyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dilan-karamanin-ailesinden-aciklama-etkili-bir-sorusturma-bekliyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erkek şiddetine ve mobbinge maruz kaldığı için intihara sürüklenen Dilan Karaman’ın ailesi bugün İnsan Hakları Derneği’nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Hakikatin ortaya çıkarılmasını ve etkin bir soruşturma yürütülmesini talep eden ailenin yaptığı açıklama şöyle:</p>

<p>BASINA VE KAMUOYUNA</p>

<p>Bugün burada, evimizin gözbebeği, kıymetlimiz Dilan’ın ölümündeki hakikatin ortaya çıkarılması talebiyle bir aradayız. Dilan’ın ailesi olarak, yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve etkili bir soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz.</p>

<p>Dilan’ın ölümünün ardından 5 kadın kurumu tarafından oluşturulan komisyon aylar süren çalışmanın ardından bir rapor hazırlamış, bu süreçte ailemiz adına süreci takip eden Dilan’ın ablası Gönül Karaman ile online bir görüşme yapıp raporun çerçevesi paylaşılmıştır.</p>

<p>Komisyonun çalışma süresi boyunca ailesi olarak komisyonun iradesine güvendik ve herhangi bir açıklama yapmadık. Raporun tamamlanmış halini görme talebimiz yok sayıldı, aile olarak raporu kamuoyuyla birlikte okumak zorunda bırakıldık. Ailemizi hedef gösteren, şiddet fail Mazlum Toprak’ı gölgede bırakıp sorumluluğu başkalarına yükleyen bu rapora itiraz etmiş ve geri çekilmesini talep etmiştik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oluşan kamuoyu duyarlılığı ve kadınların mücadelesi sonucunda rapor geri çekilmiş, ilgili kurumlar da öz eleştiri yapmıştır. Bu adımı ve Dilan’ın Yoldaşlarının açıklamalarını, ortaya çıkan tartışmaları önemsemekle birlikte, hazırlanan raporun çok yönlü biçimde sorunlu bir içerik taşıdığını; hem eksik hem de yanlış değerlendirmeler içerdiğini bir kez daha vurgulamak isteriz. Ayrıca raporda Dilan’ın yaşamına ve ailesine dair yapılan değerlendirmeler gerçeği yansıtmamaktadır.</p>

<p></p>

<p>Dilan, ailesinin en küçük çocuğuydu. Ailesinin büyük bir sevgi ve özenle büyüttüğü, onların gözbebeği olan bir genç kadındı. Üniversiteyi bitirene kadar çalışmak zorunda kalmamış, ailesinin desteğiyle eğitimini tamamlamıştır. Üniversiteyi bitirdikten sonra ise kendi ayakları üzerinde durmayı seçmiş; emek vererek çalışan, üreten aynı zamanda kadın mücadelesinin ve toplumsal mücadelelerin içinde yer alan bir kadın olmuştur.</p>

<p>Dilan Annemizin ameliyatı için hastanede olduğumuz sırada 11 Kasım sabahı saat 05.19’da ablasına mesaj yollayarak “Gönül abla Mazlum bir bahane bulup bana şiddet uyguladı, saçımı çekti ve beni evden kovdu. Taşınmam için bir miktar nakit para ihtiyacım var”diye yazmıştı. Ablası Bu mesajı sabah 06.30 civarında görür görmez kendisini aramış, sürekli ağlayan Dilan’a sakin olmasını, hemen o evden çıkmasını söylemiş, yeni ev ve nakliye için ihtiyacı olan parayı yollamıştır.</p>

<p>Ablası gün içinde tekrar aradığında evden çıkmış yaşadığı tehdit ve baskı nedeniyle büyük bir sarsıntı içindeydi ve sürekli ağlıyordu. Gün içinde birkaç kez telefonla görüşen ablası; güvende olacağı bir yere gitmesi için kendisiyle konuşmuş sakinleştirmeye çalışmıştır.</p>

<p>Daha sonra ablasına; kedisini almak için eve gittiğini, bu sırada Mazlum’un kendisini tehdit eden sözler söylediğini elinde videoları olduğunu “seni ailene de Diyarbakır’a da, partiye de rezil edeceğim her yere afişlerini asacağım” dediğini daha sonra Dilan’a “keşke kendini benim gözümün önünde öldürsen” dediğini ve Bir arkadaşıyla telefonda konuşurken “Dilan’a zarar vermemek için elimdeki bıçağı kırdım” dediğini duyduğunu ve bunun kendisini çok etkilediğini anlattı.</p>

<p></p>

<p>Saat 14.42 de ailesi olarak yaptığımız son konuşmada Dilan Ameliyat olan annesini sordu kendisinin daha iyi olduğunu ve onu merak etmememizi söyledi.</p>

<p>Mazlum Toprak saat: 17.22 civarı Dilan’ın Ankara’da yaşayan yakın arkadaşını haber verip Dilan’ın intihar ettiğini söylemiştir. Ankara’daki arkadaşı hem ailemizi ve Dilan’ın Diyarbakır’daki arkadaşlarını arayarak haber vermiştir. Bunun üzerine Dilan’ın arkadaşları ve Diyarbakır’a yakın olan aile fertleri hemen hastaneye gitmiştir. Dilan’ın arkadaşlarının o sırada hastanede olan Mazlum Toprak’a tepki göstermesinin ardından Mazlum hastaneden ayrılmış, polis ifadesinin ardından da serbest bırakılmıştır.</p>

<p>Mazlum Toprak’ın Dilan’a hem psikolojik hem fiziksel Şiddet uyguladığı, şantaj yaptığı ailenin ve arkadaşlarının beyanları ile ortadayken Mazlum Toprak’ın neden serbest bırakıldığını soruyor ve Dilan’ın ölümüne giden süreçte yaşananların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını talep ediyor ve soruyoruz:</p>

<p>Dilan’ın en son konuşmasının 14.42’de gerçekleştiği bilinmektedir. Buna rağmen hastaneye giriş saatinin 16.00 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu süre zarfında neler yaşanmıştır?</p>

<p>Neden zamanında ve etkili bir acil müdahale yapılmamıştır?</p>

<p>Olayın gerçekleştiği yerde Mazlum Toprak’ın yanında bulunan kişinin ifadesi alındı mı?</p>

<p></p>

<p>Mazlum Toprak’ın bilgisayarı ve dijital materyalleri incelendi mi?</p>

<p>Mazlum Toprak’ın Dilan’ı tehdit ettiği sırada kırdım dediği bıçak inceleme için alındı mı?</p>

<p>Bizler Dilan’ın ölümünün tüm boyutlarıyla etkili bir biçimde soruşturulmasını,</p>

<p>Hakikatin ortaya çıkması ve adaletin sağlanmasını talep ediyoruz</p>

<p>Canımız Dilan’ın ve erkek şiddetine maruz kalan hiçbir kadının akıbetinin karanlıkta kalmaması ve adaletin sağlanması için mücadele edeceğiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dilan-karamanin-ailesinden-aciklama-etkili-bir-sorusturma-bekliyoruz</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/03/i-m-g-6499-1.jpeg" type="image/jpeg" length="83510"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rojin Kabaiş için verilen adalet arayışı ‘Kırık Terazi’ ile belgesel oldu]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojin-kabais-icin-verilen-adalet-arayisi-kirik-terazi-ile-belgesel-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojin-kabais-icin-verilen-adalet-arayisi-kirik-terazi-ile-belgesel-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rojin Kabaiş’in yaşamını ve şüpheli ölümünün ardından yürütülen adalet arayışını konu alan “Kırık Terazi” belgeselinin gösterimi Diyarbakır’da yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Rojin Kabaiş’in yaşamını ve şüpheli ölümünün ardından yürütülen adalet arayışını konu alan “Kırık Terazi” belgeselinin gösterimine katılan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, çalışmanın hem aile hem de toplum açısından yürütülen adalet mücadelesini görünür kılan önemli bir hafıza çalışması olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Van’da 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolan ve 15 Ekim’de göl kıyısında cenazesi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün ardından başlayan adalet arayışı, yönetmen Gökhan Çetin tarafından belgesel olarak perdeye taşındı. Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rojin Kabaiş için verilen adalet mücadelesinin anlatıldığı “Kırık Terazi” belgeselinin gösterimi yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Van’da 27 Eylül 2024 tarihinde kaybolan ve 15 Ekim’de göl kıyısında cenazesi bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün ardından başlayan adalet arayışı, yönetmen Gökhan Çetin tarafından belgesel olarak perdeye taşındı. Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rojin Kabaiş için verilen adalet mücadelesinin anlatıldığı “Kırık Terazi” belgeselinin gösterimi yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclisi Kültür Komisyonu’nun katkılarıyla gerçekleştirilen programa, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, ilçe belediye eşbaşkanları, DBB Meclis üyeleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülşen Özer, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Rojin Kabaiş’in ailesi, sivil toplum örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.</p>

<p></p>

<p>Belgesel gösteriminin ardından Avukat Mehmet Emin Aktar’ın moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide Avukat Medine Turantaylak Özkaçmaz, Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, Uzman Klinik Psikolog Hülya Konak, gazeteci Ruşen Takva ve yönetmen Gökhan Çetin konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Söyleşide konuşan Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Rojin için yürütülen mücadelenin kendilerine güç verdiğini belirterek dosyada delil karartma pratiklerine tepki gösterdi. Kabaiş, intihar iddialarını kabul etmediklerini ifade ederek mücadelelerinin süreceğini vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Diğer konuşmacılar da dosyanın hukuki, psikolojik ve toplumsal etkilerine değindi.</p>

<p>Eşbaşkan Bucak: Çalışma adalet mücadelesini görünür kıldı</p>

<p></p>

<p>Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise ev sahipliğine dair teşekkürlere değinerek, mekânın halka ait olduğunu vurguladı. Rojin Kabaiş cinayetinin toplumun ses çıkarma ve mücadeleyi büyütme noktasında bir araya gelmesine vesile olduğunu belirten Eşbaşkan Bucak, belgeselin önemli bir hafıza çalışması olduğunu sözlerine ekledi.</p>

<p></p>

<p>Belgeselin hazırlanmasında emeği geçen yönetmen Gökhan Çetin ve ekibine teşekkür eden Eşbaşkan Bucak, çalışmanın hem aile hem de toplum açısından yürütülen adalet mücadelesini görünür kıldığını söyledi.</p>

<p>‘Ailedeki tüm kadınların mücadelesi oldu’</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nizamettin Kabaiş şahsında Rojin için yürütülen mücadelenin kamuoyuna bir babanın mücadelesi olarak yansıdığını ifade eden Eşbaşkan Bucak, şöyle konuştu: “Ancak hepimiz sahiplendik ama biliyoruz ki süreç içerisinde ailedeki tüm kadınların mücadelesi oldu. Alanda, meydanlarda, Amed’de biz ailenin tüm kadınlarını yanımızda gördük, onlarla bir olduk, aile olduk. Kuşkusuz tüm değerli katılımcılar konuyu en net biçimde ifade etti. Cezasızlık politikasının insanları kaybettiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Tüm vakalarda erkeği, iktidarı, güçlüyü koruyan bir sistem var. Bizler kadınların ve çocukların uğradığı istismarın son bulması için kadın mücadelesini büyütüyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Rojin için verilen mücadele sonucunda faillerin bulunacağına, yargılanacağına ve toplumun vicdanına bir parça su serpileceğine inandığını belirten Eşbaşkan Bucak, “Bu inanç da örgütlü mücadeleden geliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>kaynak: Tigris</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KADIN, VAN VE DİYARBAKIR HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojin-kabais-icin-verilen-adalet-arayisi-kirik-terazi-ile-belgesel-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/03/i-m-g-6489.jpeg" type="image/jpeg" length="38866"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akademisyen ve aktivist Şehrazad Mojab, İran’ın içinden geçtiği bu tarihsel süreçle ilgili mektup paylaştı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/akademisyen-ve-aktivist-sehrazad-mojab-iranin-icinden-gectigi-bu-tarihsel-surecle-ilgili-mektup-paylasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/akademisyen-ve-aktivist-sehrazad-mojab-iranin-icinden-gectigi-bu-tarihsel-surecle-ilgili-mektup-paylasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumsal cinsiyet, iktidarların baskısı ve kadın hareketleri üzerine yürüttüğü çalışmalarla tanınan akademisyen ve aktivist Şehrazad Mojab, İran’ın içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte kaleme aldığı mektubuyla uluslararası kamuoyuna seslendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Toplumsal cinsiyet, iktidarların baskısı ve kadın hareketleri üzerine yürüttüğü çalışmalarla tanınan akademisyen ve aktivist Şehrazad Mojab, İran’ın içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte kaleme aldığı mektubuyla uluslararası kamuoyuna seslendi: “İran konusunda devrimci feminist tutum, bizleri İslam Cumhuriyeti’ni savunmak ile ABD emperyalizminin ve Siyonizmin müdahalesini desteklemek arasında seçim yapmak zorunda bırakan bu yapay ve yanlış ikilemi reddetmektir.”</p>

<p></p>

<p>Orta Doğu’da savaş sürerken, bölgenin demokratik geleceği için çabalayan ve mücadele eden isimlerden uyarılar gelmeye devam ediyor. Bu isimler arasında, İranlı feminist akademisyen ve aktivist Şehrazad Mojab yer alıyor. Toplumsal cinsiyet, eğitim, iktidarların baskısı ve kadın hareketleri üzerine yürüttüğü çalışmalarla tanınan Şehrazad Mojab, İran’ın içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte kaleme aldığı mektubuyla uluslararası kamuoyuna seslendi.</p>

<p>Toronto Üniversitesi’nde profesör olan ve özellikle Kürt kadın hareketi ile İran’daki feminist mücadeleye dair çalışmaları ve analizleri bulunan Şehrazad Mojab’ın “İran konusunda devrimci feminist tutum, bizleri İslam Cumhuriyeti’ni savunmak ile ABD emperyalizminin ve Siyonizmin müdahalesini desteklemek arasında seçim yapmak zorunda bırakan bu yapay ve yanlış ikilemi reddetmektir.” diye kaleme aldığı mektubu ve “İlkeli bir devrimci feminist tutum, başlıca birkaç taahhüde dayanır” diye vurguladığı çözüm önerileri şöyle:</p>

<p>“İran konusunda devrimci feminist tutum, bizleri İslam Cumhuriyeti’ni savunmak ile ABD emperyalizminin ve Siyonizmin müdahalesini desteklemek arasında seçim yapmak zorunda bırakan bu yapay ve yanlış ikilemi reddetmektir. Bu, siyasi kararları kutuplaşmaya dönüştürmek üzere inşa edilmiş bir seçeneksizleştirmedir. Bu seçeneksizlik dayanışmayı, ahlaki bağların rekabetine dönüştürürken, sıradan insanları, işçileri, kadınları, gençleri ve azınlıkları, karşı karşıya bıraktığı gerçeklik, ülke içindeki baskı ile ülke dışından gelen dış askeri yıkım tarafından eş zamanlı belirlenmektir.<br />
İran bugün çok katmanlı ve iç içe geçmiş bir krizle karşı karşıya: Siyasi meşruiyet krizi, toplumsal yeniden üretim, günlük hayatta kalma krizi ve savaş, yaptırımlar ve dış baskı ile yükselen bağımsızlık krizi. Bu krizlerden toplumun bütün kesimleri eşit şekilde etkilenmiyor. Söz konusu krizlerin yükünü işçi sınıfı, kadınlar, etnik, cinsel ve dini azınlıklar, öğrenciler, entelektüeller, sanatçılar, işçi örgütleri ve yoksullar taşımak zorunda kalıyor. Bu nedenle ciddi bir radikal feminist analiz, basitleştirmeyi reddetmelidir. Devletin baskı aygıtları, yaptırımların ve jeopolitik baskının maddi etkileri ile bunlardan en çok etkilenenlerin verdiği mücadeleler eş zamanlı değerlendirilmelidir. Ancak bu dinamikleri birlikte analiz ederek, hayatları bu dinamikler tarafından şekillenen insanlara karşı sorumluluk sahibi bir dayanışma göstermek mümkün olabilir.</p>

<p>Otoriterliğe karşı çıkmak ve özgürlük mücadelelerini desteklemek</p>

<p>Otoriter teokratik bir yönetimde ilerici olan hiçbir şey yoktur. İslam Cumhuriyeti, temel özgürlükleri sistematik olarak baskı altına almış, muhalefeti şiddetle ezmiş, işçi haklarını, demokratik hakları ve insan haklarını tanımamıştır. Toplu tutuklamalar, işkence ve yargısız infazlarla eylemciler, aydınlar, sanatçılar, avukatlar, gazeteciler ve sendikacılar sindirilmeye çalışılmıştır. Kürtler, Beluciler, Araplar, Sünniler, Bahailer ve tüm diğer etnik, cinsel ve dini azınlıklar, uzun süredir ayrımcılığa ve devlet şiddetine maruz kalmaktadır.<br />
Bu bağlamda, Kadın Yaşam Özgürlük/Jin, Jiyan, Azadi hareketi, sıradan politik bir slogana indirgenemeyecek bir özgürlük ufkunu temsil ediyor. Bu hareket, cinsiyete dayalı baskıyı, zorunlu başörtüsünü, patriyarkal denetimi ve yapısal dışlanmayı bir bütün olarak reddediyor. Hareket geniş kesimleri içererek, işçiler, öğrenciler, aileler ve gençler arasında yayıldı. Jin Jiyan Azadi hareketi, otoriter yönetimin yanı sıra patriyarkanın egemenliğine son vermeyi amaçlayan bir siyasete işaret ederken kesintisiz, ilkeli ve devrimci bir dayanışmayı hak ediyor.<br />
Özgürlük mücadelesine gerçek anlamda destek olmak, hem devlet terörüne hem de bu terörü sürdürülebilir kılan toplumsal ilişkilere karşı çıkmayı gerektirir. İran’daki cinsiyete dayalı ve cinselliğe yönelik baskı tesadüfi değil. Yapısal olarak; eğitim, yasal mevzuat, işgücü piyasaları, sosyal politikalar ve gündelik hayattaki denetim ve disiplin uygulamalarına içkindir. Bu nedenle devrimci feminist duruş kadın haklarını, bedenleri üzerinde denetim hakkını, cinsiyet eşitliğini ve cinsel eşitliği, herhangi bir özgürlük, sonradan akla gelen bir fikir veya sembolik bir jest olarak ele almakla yetinmemeli, mücadele ufkunun merkezine yerleştirmelidir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otoriter milliyetçiliği ve emperyalizmi reddetmek</p>

<p>Devrimci feministler, kendilerini demokratik olarak tanımlayan ancak patriyarkal, ırkçı ve otoriter iktidar mantığını yeniden üreten gerici politik yönelimlerle yan yana durmamalıdır. Monarşist/ Pehlevici kesimler, İslam Cumhuriyeti’ne karşı ilerici veya özgürleştirici bir alternatif teşkil etmiyor. Bu grupların temel siyaseti, otoriter milliyetçilik, toplumsal hiyerarşi, baskı, eşitsizlik ve yabancı güçlere bağımlılıkla özdeşleşmiş bir siyasi düzene duyulan nostaljiye dayanıyor.<br />
Monarşistler, Batılı kapitalist emperyalist çıkarlarla ve Siyonizmle giderek daha fazla uyum içine girerek, İran toplumuna yönelik yaptırımları, askeri müdahaleyi ve dış baskıyı açıkça destekliyorlar. Bu tutum, ekonomi üzerinden yürüyen savaşın ve jeopolitik çatışmanın bedelini ödeyen işçi sınıfının çıkarlarıyla doğrudan çelişmektedir. Teokratik otoriterliği, özellikle emperyalist/Siyonist güçlerle uyumlu olan seküler otoriterlikle ikame etmek, özgürlük değildir. Bu, bir başka otoriterliğe boyun eğmektir.</p>

<p>Emperyalizme, yaptırımlara ve savaşa karşı çıkmak</p>

<p>Otoriterliğe karşı çıkmak, kapitalist emperyalizmi desteklemek anlamına gelmez.<br />
Yaptırımlar, ekonomik abluka ve askeri tehditler, sıradan insanlara derin ve kalıcı zararlar veriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a uyguladığı yaptırımlar, aleni biçimde halka azami iktisadi zararı vermek için planlanmıştır. Etkileri birbirini besleyerek artarken, yaşam standartlarını sıfırlıyor, kamu hizmetlerini engelliyor, kıtlık ve kriz koşullarında ortaya çıkan yağmacı grupları güçlendiriyor.<br />
Savaş ise felaketi daha da derinleştirdi. Militarizmin yükselişi, devletin en baskıcı unsurlarını güçlendiren koşulları yaratırken, sivilleri ne seçtikleri ne de kontrol ettikleri bir yıkıma maruz bırakıyor. Askeri müdahaleler demokrasi ufkunu aydınlatmaz tam tersine demokrasi ufkunu karartır. İran’a karşı onlarca yıldır ekonomik bir savaşı sürdüren Batılı hükümetler, İranlı kadınların, işçilerin veya demokratik güçlerin çıkarları doğrultusunda hareket etmiyorlar. Politikalarıyla milyonlarca İranlıyı yoksullaştıran Donald Trump gibi isimlerin, bugün İran’ın özgürlüğünü savunduğunu iddia etmesi sadece komik değil iğrenç de.</p>

<p>Devletçi anti-emperyalizm ve yanlış ikili karşıtlıklara karşı</p>

<p>Saydıklarımız kadar zararlı olan bir diğer şey de, otoriter devletlerin sırf Batı emperyalizmine karşı oldukları için savunulması gerektiği fikrini savunan devletçi anti-emperyalizmdir. Bu tutum, jeopolitik uyumu özgürleşmeyle karıştırır ve halklarla dayanışmanın yerine devletlere sadakati koyar. Egemen devlet olmak veya direniş adına, baskıyı savunmanın devrimci ve feminist bir yanı yoktur.<br />
Aynı zamanda, kapitalist emperyalist güçleri, İran’ın mevcut krizinde önemsizmiş gibi ele almak da siyasi naifliktir. Hiçbir kitlesel siyasi mücadele tamamen ulusal değildir. Hepsi bölgesel ve küresel egemenlik yapıları tarafından şekillenir. Ciddi bir devrimci feminist siyaset, otoriter baskılara karşı çıkarken, kapitalist emperyalist şiddetle de yüzleşebilmeli ve birini diğerine öncelememelidir.<br />
Bu, İranlıların hayatlarını Filistinlilerin hayatlarıyla karşı karşıya getiren ya da dayanışmayı mücadeleler arasında paylaştırılması gereken kıt bir kaynak olarak gören, sıfır toplam mantığını reddetmeyi de gerektirir. Dayanışma bir rekabet değildir ve insan hayatı jeopolitik hesaplara tabi değildir. Her hayat eşit değerdedir. Şiddetin nasıl uygulandığı, inkârın nasıl örgütlendiği veya güvenilirliğin bağlamına göre nasıl paylaşılacağı, acılar arasında hiyerarşi kurmak değildir. Bu, analitik ve politik bir gerekliliktir.<br />
Farklı tahakküm sistemleri, farklı kötülük, görünürlük ve imha biçimleri üretir; bu farklılıkları adlandırmak, onları ciddiye almanın bir parçasıdır. Bu gerçekler tek bir farklılaşmamış ahlaki düzleme indirgendiğinde, analiz yeknesaklaşır ve politika cezalandırıcı bir hal alır. Sonuç, daha derin bir dayanışma değil, dayanışmanın çarpıtılmasıdır; dayanışmanın ilkeli, ilişkisel ve bu koşullarda yaşayanlara karşı hesap verebilir bir şey olmaktan ziyade, yüzeysel ve zorlayıcı bir şeye dönüşmesidir.”</p>

<p>Devrimci feminist bir tutumun gerekleri</p>

<p>İlkeli bir devrimci feminist tutum, başlıca birkaç taahhüde dayanır:</p>

<p>* Hazır reçetelere veya dışarıdan dayatılan rejim değişikliğine cevaz vermeksizin İran’ın kendi kaderini tayin etme hakkını savunmak.</p>

<p>* Otoriter baskıya açıkça karşı çıkmak; işçiler, kadınlar, cinsel, ulusal ve dini azınlıklar, siyasi tutuklular ve sivil toplum aktörleriyle sürekli dayanışma göstermek.</p>

<p>* Cinsiyete dayalı baskıya, cinsel baskıya ve patriyarkal denetime karşı olan mücadelelerle dayanışmak; buna Jin Jiyan Azadi hareketinin açtığı özgürlük ufku da dâhil.</p>

<p>* İşçi sınıfını ve yoksulları mahveden toplu cezalandırma biçimleri olarak yaptırımları, ekonomik kuşatmayı ve savaşı kesin bir şekilde reddetmek.</p>

<p>* Yabancı güçlerin hizmetinde halkın öfkesini kullanmaya çalışan otoriter milliyetçiliği ve sömürgeci projeleri reddetmek.</p>

<p>* Sivil, siyasi, ulusal ve dini haklara, liberal eklentiler olarak değil, devrimci feminist siyasetin ayrılmaz parçaları olarak saygı göstermek.</p>

<p>* Otoriterlik ve emperyalizm ya da egemenlik ve insan hakları diye kurulan sahte ikilemleri reddetmek.</p>

<p>* Tarihsel hafıza, analitik netlik ve alçakgönüllülüğü temel alan bir siyasi ciddiyet ile dış aktörlerin neleri şekillendirebileceğini ve neleri şekillendiremeyeceğini belirlemek.</p>

<p>* İslam Cumhuriyeti’nin aşıldığı bir siyasi gelecek mümkün olursa, şiddetli bir rekabet söz konusu olacaktır. Ülke içindeki ayrıcalıklı kesimler, yabancı güçler ve onların yerel aracıları, bundan sonra olacakları şekillendirmek için çaba gösterecekler. Bu koşullar altında, siyasi naiflik entelektüel bir hata olmanın ötesinde ülke içinden baskı ve ülke dışından emperyalist şiddete maruz kalan işçiler ve halk sınıfları için somut bir tehlike haline gelecektir.</p>

<p>* Son olarak, bizim görevimiz eleştirel bir hüküm kuran, her türlü egemenliğe karşı çıkan, mücadeleye ve radikal ilkelere dayanan bir dayanışma inşa etmektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, KADIN</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/akademisyen-ve-aktivist-sehrazad-mojab-iranin-icinden-gectigi-bu-tarihsel-surecle-ilgili-mektup-paylasti</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/03/i-m-g-6446.jpeg" type="image/jpeg" length="41538"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
