<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Emek</title>
    <link>https://www.gazeteemek.net</link>
    <description>Gazete Emek, son dakika Diyarbakır ve Van haberleri başta olmak üzere güncel haberleri yapar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteemek.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 00:57:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[TTB: Laikliği savunmak suç değildir]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ttb-laikligi-savunmak-suc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ttb-laikligi-savunmak-suc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği (TTB), "Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam" açıklamasını yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - Aralarında sanatçı, akademisyen, gazeteci, hukukçu, eğitimci, siyasi parti ve meslek odası temsilcilerinin bulunduğu 168 aydının, “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” metnine imza atmasının ardından Türk Tabipleri Birliği’nden “Laiklik Halklarımızın Güvencesidir; Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir” başlıklı bir açıklama geldi.</p>

<p></p>

<p>Son dönemde, laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamaların sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil, aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit ettiği" belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Laiklik sadece bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri değil, aynı zamanda emekçilerin birliği, bütünlüğü, eşitliği ve hakları açısından da vazgeçilmezdir. Laiklik, emekçilerin birliğinin ve eşitliğinin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatıdır. Hiçbir iktidar dayatması olmaksızın, herkesin inancını özgürce yaşayıp ifade edebilmesinin, farklı kimliklerin eşit haklarla, barış içinde, bir arada var olabilmesinin güvencesidir. Laikliğe zarar verecek her hamle, işçilerin, emekçilerin, halkın inançlarına göre ayrılmasına, bölünmesine, ötekileştirilmesine ve birbirine düşürülmesine yol açar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran, ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.</p>

<p>Sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılması işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasp edilmesine hizmet etmektedir. Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri ‘kader’, ‘fıtrat’ denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını ‘inanç’ ile örtmeye kalkışamaz. Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Aksini iddia etmek hem laikliğe hem de toplumsal barışa karşı çok tehlikeli bir girişimdir."</p>

<p>Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesinin, Cumhuriyet’in niteliklerini ‘demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti’ olarak tanımladığı vurgulanarak, "Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır. Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır, dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam!" denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ttb-laikligi-savunmak-suc</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/i-m-g-5969.jpeg" type="image/jpeg" length="32268"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erbil’de 11. Mezopotamya Sağlık Kongresi 2600 kişinin katılımı ile yapıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/erbilde-11-mezopotamya-saglim-kongresi-2600-kisinin-katilimi-ile-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/erbilde-11-mezopotamya-saglim-kongresi-2600-kisinin-katilimi-ile-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erbil’de düzenlenen 11. Mezopotamya Sağlık Kongresi, 2600 katılımcısıyla bölge tarihinin en büyük tıp buluşmasına ev sahipliği yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Emek - İlke TV’ye konuşan kongrenin mimarlarından Prof. Dr. Husên Bektaş, Kürtlerin artık bilimsel alanda dünyadaki her halkla yarışabilecek durumda olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p><a href="https://ilketv.com.tr/prof-dr-husen-bektas-politikacilarin-basaramadigini-kurt-doktorlari-basardi/" rel="nofollow">İlke TV’den Nûpel Mugurtay</a>‘ın haberi:</p>

<p></p>

<p>Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’de 5-6 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen 11. Mezopotamya Sağlık Kongresi, 2600 katılımcı ve yüksek bilimsel niteliğiyle bölge tarihinin en büyük tıp buluşmasına dönüştü. Kongreye Kürt coğrafyasından ve çok sayıda ülkeden doktorlar, cerrahlar, diş hekimleri, eczacılar ve akademisyenler katıldı.</p>

<p>Kongrede iki gün boyunca 23 ana başlık altında 160 konuşmacıyla paralel oturumlar düzenlendi. Dijital sağlık sistemleri, kardiyoloji, diyabet ve endokrinoloji, onkoloji ve hematoloji, genel cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı, nöroloji, psikiyatri ve organ nakli gibi alanlarda güncel bilimsel çalışmalar paylaşıldı.</p>

<p>Sağlıkta dijitalleşme ve e-sağlık uygulamalarına ayrılan oturumlarda, birinci basamak sağlık hizmetlerinde dijital sistemlerin etkileri ve sağlık hizmetlerine erişim tartışıldı. Kardiyoloji ve cerrahi oturumlarında ise minimal invaziv yöntemler, laproskopik cerrahi ve robotik cerrahi uygulamaları öne çıktı.</p>

<p></p>

<p>Kongre kapsamında ayrıca mülteci kamplarında yaşayanların sağlık durumu ile lisans öğrencilerine yönelik poster sunumları da yer aldı.</p>

<p>Kongre başkanı Dr. Basak Berzenci, açılış mesajında, Mezopotamya Sağlık Kongresi’nin bölgesel ve uluslararası düzeyde bilimsel işbirliğini güçlendirdiğini vurgulayarak, kongrenin sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmayı ve güncel bilimsel bilgiyi sahaya taşımayı amaçladığını ifade etti.</p>

<p>Organizasyonun kurumsal hafızasını ve ulaştığı uluslararası başarıyı kongrenin kilit isimlerinden ve kurucularından olan Prof. Dr. Hüseyin Bektaş, kongrenin katılımcılarından Prof.Dr. Cenap Ekinci ve Zazaki yaptığı sunumuyla kongrede dikkatle dinlenen isimlerden biri olan Prof. Dr. Bahri Çakabay’la konuştuk…</p>

<p>Almanya’da tanınmış doktorlardan ve kongrenin mimarlarından olan Prof. Dr. Husên Bektaş (Hüseyin Bektaş) ile organizasyonun tarihsel sürecini ve ulaştığı başarıyı konuştuk. İlke TV’nin sorularını yanıtlayan Bektaş, uzun yıllar Almanya’da Kürt Doktorlar Derneği başkanlığı yaptı. Geçtiğimiz yıl yaptığı bir ameliyatla 8.5 kiloluk dev bir mide tümörünü başarıyla çıkarması ise dünya basınında geniş yer tuttu.</p>

<p></p>

<p>2008’den bugüne: Bir avuç doktordan dev bir bilim kongresine</p>

<p>Prof. Dr. Husên Bektaş, bugün binlerce hekimi buluşturan bu dev organizasyonun temellerinin, 2008 yılında Avrupa’da atılan mütevazı ama kararlı bir adımla başladığını anlatıyor. Akademik kariyeri boyunca dünya çapında sayısız kongreye katılan Bektaş, süreci başlatan o can alıcı soruyu şöyle paylaşıyor: “Herkes kendi dilinde kongre yapıyor, peki biz neden yapmayalım?”</p>

<p>O dönem Almanya’daki Kürt Doktorlar Derneği Başkanı olan Bektaş ve bir grup meslektaşı, “Kürtçe tıp kongresi” idealini hayata geçirmek için rotayı önce Türkiye’ye çevirdi. Diyarbakır Tabipler Odası ve dönemin oda başkanı Selçuk Mızraklı ile kurulan temaslar, kısa sürede Kürdistan Bölgesi’ndeki tabip odalarıyla yapılan görüşmelerle birleşti. Yaklaşık 10 kişilik bir öncü grubun Erbil ve Süleymaniye’deki görüşmeleri sonucunda tarihi bir karara varıldı: İlk kongre 2009 yılında Diyarbakır’da gerçekleştirildi. Bu zirve, Kürtçe dilinde yapılan ilk bilimsel tıp kongresi olarak tarihe geçti.</p>

<p></p>

<p>Zamanla katılım sayıları 300-400 bandından, İran ayaklarında 800’lü rakamlara ulaştı. Mardin, Van ve Süleymaniye gibi merkezlerde düzenlenen kongreler dizisi, Covid-19 pandemisi döneminde büyük bir sınav verdi. Şartların imkânsızlaştığı bu dönemde bile süreklilikten ödün verilmedi ve 2023 yılında kongre Berlin’de yapılarak gelenek yaşatıldı.</p>

<p>Erbil’de rekor katılım: 2600 bilim insanı</p>

<p>Geçtiğimiz yıl Erbil’de düzenlenen 10. kongrenin başarısı, bu yılki 11. zirvede katılımcı sayısını adeta ikiye katladı. Geçen yılki 1400 kişilik katılım, bu yıl yaklaşık 2600 Kürt doktor ve bilim insanının katılımıyla yeni bir rekora imza attı. Dr. Basak Berzenci’nin başkanlığındaki zirveye dair Bektaş şu detayları paylaşıyor:</p>

<ul>
 <li>Avrupa’dan Amerika’ya, Kanada’dan Asya ve Afrika’ya kadar 10’dan fazla ülkeden katılım sağlandı.</li>
 <li>Kazakistan’dan gelen yaklaşık Kürt 40 doktorun varlığı ve nitelikli katkıları, Kürtçe yaptıkları sunumlar kongrenin en sevindirici sürprizlerinden biri oldu.</li>
 <li>23 ayrı oturumda 160’a yakın bilimsel sunum gerçekleştirildi.</li>
 <li>Bu yıl ilk kez yaklaşık 30 tıp öğrencisi, hazırladıkları bilimsel posterlerle çalışmalarını sunma imkânı bularak akademik dünyaya ilk adımlarını attı.</li>
</ul>

<p>Dr. Bektaş, tüm zorluklara rağmen Suriye ve İran’daki Kürt doktorlardan da kısıtlı ama anlamlı katılımların olduğunu belirterek; sürecin başarısını “son derece yoğun ve nitelikli” sözleriyle özetliyor.</p>

<p></p>

<p>Kürtçe ile tıp eğitimi verilemez” söylemi çöktü</p>

<p>Kongrenin temel motivasyonunun “ana dilde bilim” olduğunu vurgulayan Bektaş, en büyük başarının dil konusundaki önyargıları kırmak olduğunu ifade ederek şunları söyledi:</p>

<p>“Konuşmacıların yaklaşık yüzde 95’i Kürtçe sunum yaptı. Kurmancî, Soranî ve Zazakî lehçelerinde bilimsel veriler paylaşıldı. Bu sayede ‘Kürtçe ile tıp eğitimi verilemez’ söylemi tamamen çökmüş oldu. Kürtçe binlerce yıllık tarihsel altyapısıyla elbette bir bilim dilidir. Sorun dilin yetersizliği değil, yasaklar ve imkânsızlıklardır.”</p>

<p></p>

<p>Uluslararası standartlarda bir zirve</p>

<p>Kongrenin bilimsel niteliğinin dünya standartlarında olduğunu belirten Dr. Bektaş, organizasyonun prestijli British Royal College of Physicians tarafından akredite edildiğine dikkat çekti. “Bilimsel seviye son derece yüksekti ve uluslararası kongrelerle kıyaslandığında bizi geride bırakacak hiçbir başlık yoktu” diyen Bektaş, Kürt bilim insanlarının dünya çapındaki başarılarından örnekler verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Zaholu bir meslektaşımız kalp nakline ihtiyacı ortadan kaldırabilecek yeni bir kalp üzerinde çalışıyor. Ayrıca Amerikan Karaciğer ve Pankreas Cemiyeti Başkanı Profesör Gazi Zebari gibi uluslararası otorite isimler de aramızdaydı. Biz artık bilimsel alanda dünyadaki her halkla yarışabilecek durumdayız.”</p>

<p>“Politikadan uzak, kimliğe yakın”</p>

<p>Dr. Bektaş, katılımın yoğunluğunu ve hissedilen birlik ruhunu ise organizasyonun apolitik duruşuna bağladı. Kürt politikasındaki yorgunluğun aksine, bilimsel bir kimlik etrafında birleşmenin halkta büyük karşılık bulduğunu ifade eden Bektaş, şu çarpıcı tespitte bulundu:</p>

<p>“Bizim kongremizde siyaset yok. Hiç kimseyle organik bir bağımız yok. Bu yüzden insanlar bu kimliğe sahip çıkılmasını önemsiyor. Açıkça söylüyorum: Kürt politikacıların beceremediklerini biz yaptık; dünyanın dört bir yanından Kürt doktorları dini, mezhebi ve görüşü ne olursa olsun bir araya getirdik. Bu, Kürtler açısından ilk gerçek ulusal kongredir.”</p>

<p>Laliş’te duygusal buluşma</p>

<p></p>

<p>Kongre kapsamında gerçekleşen en anlamlı ziyaretlerden biri de Laliş’te Ezidi toplumunun önderleriyle yapılan görüşmeydi. Ezidi Miri Hazım Tahsin, Baba Şeyh ve Bavi Çavuş tarafından ağırlanan heyet, burada büyük bir saygıyla karşılandı. Prof. Dr. Bektaş, bu buluşmanın kendisini derinden etkilediğini belirterek, “Bize kapılarını açtılar, Kürt doktorların yanında olduklarını gösterdiler. Onlar bizim için bir gurur kaynağıdır” dedi.</p>

<p></p>

<p>Kurumsallaşma yolunda: “Kürt Doktorlar Birliği”</p>

<p>Kongrenin sadece bir etkinlik olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Cenap Ekinci ise, sürecin artık bir hizmet alanına dönüştüğünü belirtti. Ekinci şunları söyledi: “Artık bu etkinlik sadece bir Mezopotamya Tıp Kongresi olmaktan çıktı. Kürt Doktorlar Birliği’ne dönüştü diyebiliriz. Bu artık bir hizmet alanı. Kurumsallaşarak devam edecek. Mardin’den, Diyarbakır’dan, İstanbul’dan, Antep’ten, İzmir’den; her yerden Kürt doktorlar geldi. En iyi sunumlarını getirdiler, sundular, tartıştılar. Ben çok fazla bilimsel toplantıya katılıyorum ama açık söyleyeyim, bu kadar yoğunluk ve ilgi gördüğüm bir toplantı daha önce yaşamadım. Bilim adına gerçekten çok güçlüydü.”</p>

<p>Kongrenin sürekliliğinin önemine değinen Ekinci, imkânların kısıtlı olduğu dönemlerde bile Avrupa’da yapılarak bu geleneğin korunduğunu hatırlattı.</p>

<p>Kürtçe bilim dili olarak rüştünü ispatladı</p>

<p>Kongrenin en dikkat çekici yönlerinden biri, sunumların neredeyse tamamının Kürtçenin farklı lehçelerinde yapılmış olmasıydı. Dr. Husên Bektaş, konuşmacıların yüzde 95’inin Kürtçe sunum yaptığını belirtirken, Prof. Dr. Cenap Ekinci dilin zenginliğine dair şu gözlemlerini paylaştı:</p>

<p>“Bahri Çakabay sunumunu Zazaca yaptı. Soranî konuşan doktorlar Soranî yaptı. Kimse kimseyi yadırgamadı. Kürtçenin bir kısıtlılığı yok; aksine çok zengin, şiirsel ve gramer altyapısı çok güçlü bir dil.”</p>

<p>Kongre, bilimsel niteliğiyle de çıtayı en üst seviyeye taşıyarak organ nakli ve kanser araştırmaları gibi hayati konular masaya yatırıldı. Prof. Dr. Cenap Ekinci, bizzat sunduğu tebliğden bahsederek, “Hücre kültüründe, nar suyunda bulunan ve kansere iyi geldiği düşünülen bir maddeyle ilgili çalışmamı sundum” dedi.</p>

<p></p>

<p>Kongrede Kürt ulusal birliği duygusunun çok net hissedildiğini söyleyen Ekinci “Ulusal birlik duygusu çok güçlüydü. Artık “ayrı, gayrı” yok. Herkes Kürt kimliği altında mutabık. Parti, çizgi ayrımı yok. Herkes dünyada Kürtlerin başına gelenlerin farkında ve aynı noktada duruyor” dedi.</p>

<p>Mesud Barzani’den birlik mesajı</p>

<p></p>

<p>Kongreye katılan Mesud Barzani, yaptığı konuşmada “Bütün Kürtler için elimden gelen her şeyi yapacağım” diyerek ulusal birlik vurgusu yaptı. Bu birlik ruhu saha çalışmalarına da yansımış durumda. Prof. Dr. Ekinci, Barzani Vakfı Başkanı ile yaptığı görüşmeyi şu sözlerle aktardı:</p>

<p>“Daha yeni Rojava’dan gelmişti, adeta tozu üzerindeydi. Kobani’ye ulaşmaya, gıda ve ısınma malzemeleri desteği vermeye çalıştıklarını anlattı. Oradaki durumun çok kötü olduğunu anlattı.”</p>

<p>Gelecek hedefleri: 2028 Halepçe planı</p>

<p>Kongrenin gelecek rotası da şimdiden belirlendi. 2027 yılında Duhok’ta yapılması planlanan zirvenin, 2028 yılında çok daha anlamlı bir adrese taşınacağı açıklandı. Ekinci, “2028’de Halepçe’de olacağız. Çünkü o yıl, kimyasal katliamın 40. yılı olacak ve tüm programı oraya taşımayı planlıyoruz” diyerek tarihi bir sorumluluğa işaret etti.</p>

<p>Ekinci aynı zamanda bu tür etkinliklerin diğer meslek grupları arasında yapılması gerektiğini de vurguladı: “Doktorlar yaptıysa, mühendisler, veterinerler, herkes yapmalı. Kürt Gazeteciler Birliği böyle toplantılar yapabilir. Kültürel yayıncılar birliği gibi yapılar çoğaltılabilir.”</p>

<p>Prof. Dr. Bahri Çakabay da organizasyonun her aşamasında hissedilen profesyonelliği ve samimiyeti İlke TV’ye anlattı.</p>

<p></p>

<p>Prof. Dr. Bahri Çakabay: Zazaca bilim dili olarak sahnedeydi</p>

<p>Kongrenin en dikkat çekici anlarından biri, Prof. Dr. Bahri Çakabay’ın gerçekleştirdiği tıbbi sunum oldu. Obezite ve metabolik cerrahi gibi ileri düzey bir konuyu baştan sona Zazaca sunan Çakabay, bu anın tarihi önemini şu sözlerle paylaştı:</p>

<p>“Sunumumu hem yazılı hem sözlü olarak Zazaca yaptım. Literatüre ciddi katkı sunabilecek bu çalışmanın kalabalık bir grup tarafından büyük bir ilgiyle dinlenmesi beni çok mutlu etti. Zazacanın da bir bilim dili olarak kullanılabileceğini ilk kez bu kadar net bir şekilde görmüş olduk.”</p>

<p>Tıp öğrencileri mutfağın içinde</p>

<p>Organizasyonun diğer kongrelerden ayrılan en büyük farkı, geleceğin doktorlarının sürecin öznesi olmasıydı. Prof. Dr. Çakabay, organizasyondaki kritik görevlerin tıp öğrencilerine verilmiş olmasından etkilendiğini belirterek, “Daha önce hiçbir kongrede öğrencilerin bu denli içten ve doğal bir şekilde sürecin parçası olduğunu görmemiştim. Her anı bitmesin istercesine büyük bir heyecanla yaşadık” dedi.</p>

<p>Bilimsel seviyede “şok” etkisi: Robotik cerrahiden karaciğer nakline</p>

<p>Kongrenin bilimsel düzeyinin kendisini şaşırttığını itiraf eden Çakabay, sunumların heterojen yapısına rağmen son derece güçlü olduğunu vurguladı:</p>

<ul>
 <li>Robotik cerrahi: Almanya’da Genel Cerrahi Direktörü olan Prof. Dr. Husên Bektaş, cerrahinin en ileri noktası olan robotik cerrahi deneyimlerini aktardı.</li>
 <li>Köklü gelenek: Süleymaniye, Duhok ve Zaho’dan gelen sunumlar, bölgedeki kurumsallaşmış tıp geleneğinin gücünü kanıtladı.</li>
 <li>Küresel katkı: Amerika ve Almanya’daki tıp merkezlerinden gelen Kürt bölüm başkanları, bilimsel çıtayı uluslararası standartların üzerine taşıdı.</li>
</ul>

<p>“Bu bir zirveydi”</p>

<p>Ekonomik zorluklara rağmen sponsor desteğinin ve gönüllü katılımın yoğunluğuna dikkat çeken Çakabay, kongreyi bir “zirve” olarak tanımladı. “Sanki duygusal bir buluşmaydı; sıfır gerginlik, tamamen pozitif bir enerji hâkimdi” diyen Çakabay, bu sürdürülebilir başarı modelinin gelecek kongrelerde çıtayı daha da yukarı taşıyacağını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/erbilde-11-mezopotamya-saglim-kongresi-2600-kisinin-katilimi-ile-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/i-m-g-5597.png" type="image/jpeg" length="43592"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SES: Cenevre Sözleşmesi’ne rağmen Kuzeydoğu Suriye’de sağlık hakkı kuşatma altında]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ses-cenevre-sozlesmesine-ragmen-kuzeydogu-suriyede-saglik-hakki-kusatma-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ses-cenevre-sozlesmesine-ragmen-kuzeydogu-suriyede-saglik-hakki-kusatma-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SES, Kuzeydoğu Suriye’de abluka nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimin engellendiğini belirterek Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye Geçici Hükümeti arasında bir anlaşma yapılmış olsa da Kuzeydoğu Suriye’deki kuşatma devam ediyor. Başta temel ihtiyaçlar olmak üzere sağlık ve eğitim haklarından mahrum bırakılan halk, adeta nefessiz bırakılmak isteniyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Aksaray Şube Eşbaşkanı Diren Can Kaya ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Egitim Sen) İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hanifi Bayındır, sağlık hakkının tesisi için Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın bir an önce açılması çağrısında bulundu.<br />
SES Şube Eşbaşkanı Diren Can Kaya, barış ve demokrasi isteyen vicdan sahibi herkesin bu süreçte savaş karşıtı bir tutum sergilemesi gerektiğini belirtti. Sağlığın, kişinin bedensel, ruhsal, sosyal ve siyasal yönden tam bir iyilik hali olduğunu ifade eden Kaya, “Fakat mevcut savaş koşullarını ele aldığımızda ortada sağlığa dair herhangi bir durum kalmamıştır. Yürütülen bu savaş esnasında çok sayıda hak ihlali ve sağlığa yönelik saldırılarla karşılaştık. Önce Alevi ve Dürzilere yönelik saldırılar, sonrasında Halep’te başlayan kuşatma ve operasyonlarla birlikte Heyva Sor’un açıklamasına göre üç sağlık emekçisinin rehin alındığını gördük. Bununla da sınırlı kalınmayarak Halep’te bulunan hastanelere bombalı saldırılar düzenlendiğine şahit olduk” dedi.<br />
‘Cenevre Sözleşmesi ihlal ediliyor’<br />
Cenevre Sözleşmesi ve birçok uluslararası sözleşmeye göre Kuzeydoğu Suriye’de yaşanan savaş sırasında ciddi hak ihlallerinin mevcut olduğunu kaydeden Kaya, uluslararası hukuka göre silahlı ya da silahsız sağlık emekçilerinin kesinlikle hedef alınamayacağını vurgulayan maddeler olduğunu hatırlattı. Kaya, “Sağlık emekçilerinin hedef alınması ve sözleşmelerin ihlal edilmesi dünya kamuoyunda ciddi kaygılar uyandırmaktadır. Savaşın gerçekliği ortadadır ve her an her yerde bu koşullar devam etmektedir. Sağlık emekçilerinin kendi yaşamlarından kaygı duydukları bir ortamda hizmet sunabilmeleri neredeyse imkansızdır. Bu hak ihlallerini yaratan zihniyet, bebeklerin, yaşlıların ve kronik hastaların sağlığa erişimini engelleyerek halkı mecburi göçe zorlamaktadır. Sağlığa erişimin engellenmesi, Cenevre Sözleşmesi’nin doğrudan ihlalidir. Sağlığı sadece hastalık ve hastaneler boyutuyla ele almamalıyız. Rojava’da su kaynakları, yakıt lojistiği ve tarım arazileri hedef alınıyor. Bunlar yapıldığında doğal olarak sağlıksız bir yaşam ortamı oluşturuluyor” diye konuştu.<br />
‘Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal açılsın’<br />
Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın vakit kaybetmeden açılması gerektiğinin altını çizen Kaya, başta temel gıda olmak üzere birçok sağlık malzemesinin halkla buluşması gerektiğini kaydetti. Kaya, “Türkiye Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, Dünya Sağlık Örgütü ve bağlı bulunduğumuz diğer uluslararası kuruluşlara çağrılarımızı yineledik. Sağlık Bakanlığına, koşullar uygun hale getirildiği takdirde üyelerimizden oluşan gönüllü listeleriyle sağlık hizmeti sunmaya hazır olduğumuzu bildirdik. Halk sağlığı adına üzerimize düşen her görevi yapmaya hazırız. Emek ve meslek örgütlerini bu hak ihlalleri karşısında duyarlı olmaya ve mücadele etmeye davet ediyoruz” dedi.<br />
‘Eşitlikçi bir yaklaşım sergilenmiyor’<br />
Eğitim Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Hanifi Bayındır ise Kuzeydoğu Suriye’de yaşananların bölgesel ve küresel güçlerden bağımsız olmadığını ifade etti. Türkiye’de bir yandan çözüm süreci devam ederken diğer yandan Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırıların sürmesini çelişki olarak nitelendiren Bayındır, “Türkiye’nin daha kapsayıcı ve eşitlikçi yaklaşması gerekir. Rojava’da yaşananların uluslararası hukukta yeri yoktur, savaşın dahi bir hukuku vardır. Eğitim ve bilim emekçileri olarak tutumumuz her zaman emekten, barıştan ve özgürlükten yanadır” diye konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>/Kaynak: MA/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ses-cenevre-sozlesmesine-ragmen-kuzeydogu-suriyede-saglik-hakki-kusatma-altinda</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/02/150625083617-kobani-syria-624x351-epa.jpg" type="image/jpeg" length="39995"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan 'domuz gribi' uyarısı: 'Yüzde 70’lere varan oranlarda...']]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/uzmanlardan-domuz-gribi-uyarisi-yuzde-70lere-varan-oranlarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/uzmanlardan-domuz-gribi-uyarisi-yuzde-70lere-varan-oranlarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Özgür Enginyurt, Karadeniz Bölgesi'nde son günlerde halk arasında domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsü vakalarında artış yaşandığını belirtti. Enginyurt, grip vakalarının yarısının H1NI virüsü olduğunu ifade ederek, "Bazı birimlerde yüzde 70’lere varan oranlarda” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Gazete Emek-</strong>Karadeniz Bölgesi'nde havaların soğuması ile birlikte yurttaşların, grip şüphesi ile hastanelere yaptığı başvuru sayısında artış yaşanıyor. Hastanelerde yapılan testler sonucunda ise, vakaların yüzde 50’sinin halk arasında "domuz gribi" olarak nitelendirilen H1N1 virüsü olduğu belirtildi.&nbsp;</p>

<p dir="ltr">Ordu Üniversitesi (ODÜ) Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, Karadeniz ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de son günlerde üst solunum yolu enfeksiyonları nedeni tüm sağlık kuruluşlarında vaka artışı olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">"H1N1 VAKALARI AĞIR SEYRETMEKTE"</p>

<p dir="ltr">Bu yıl ağırlıklı olarak influenza virüsünün H1N1 grubunun tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Enginyurt, şöyle konuştu:</p>

<p dir="ltr">“Son günlerde özellikle Türkiye’de ve ağırlıklı olarak Karadeniz Bölgesi’nde üst solunum yolu enfeksiyonları ile hastanelerde ve tüm sağlık kuruluşlarında bir vaka artışı söz konusu. Bu artış hastanelerde ciddi anlamda yığılmalara neden oluyor. Gördüğümüz üst solunum enfeksiyonlarında RSV, influenza ve koronavirüs daha çok tespit etmekteydik. Bu sene ağırlıklı olarak da influenza virüsünün H1N1 grubunu tespit etmekteyiz. Maalesef bu sene özellikle H1N1 vakaları ağır seyretmekte. O yüzden öksürük, ateş, yaygın vücut ağrısı gibi ilk semptomları başladığında vatandaşlarımız, en kısa sürede birinci basamak sağlık kuruluşu dediğimiz aile hekimlerine başvurması gerekiyor.”</p>

<p dir="ltr">"HASTA OLANLAR MASKE TAKMALI"</p>

<p dir="ltr">Hasta olan yurttaşların maske takarak toplum içerisinde gezmesi tavsiyesinde bulunan Prof. Dr. Enginyurt, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">“Sayısal olarak verileri net verebilmek ancak seneye mümkün olacaktır. Çünkü farklı birimlerden farklı şekilde şu an veriler gelmekte. Bazı birimlerde yüzde 70’lere varan oranlarda, bazı birimlerde yüzde 40-50’lere varan oranda domuz gribi dediğimiz vakalar görülmekte. Ama vakaların yarısı viral anlamda domuz gribi dediğimiz vakalar oluşturmakta. Eskiden tüm topluma maske takın diyorduk.</p>

<p dir="ltr">Özellikle şimdi, hasta olan vatandaşlarımızın maske ile dolaşmaları ve etrafındakilere hastalığı bulaştırmamasını öneriyorum. Bir koronavirüs pandemisi ya da salgını tabi ki söz konusu değil ama tüm vakalar ağır seyretmekte. Özellikle kronik hastalığı olanlar da, diyabeti, hipertansiyonu olan ya da evde yatalak olan hastalarımıza bu virüsler bulaştığında ölümcül vakalarla karşı karşıya gelmekteyiz.”</p>

<p dir="ltr">YAPILMASI GEREKENLER NELER?&nbsp;</p>

<p dir="ltr">Yurttaşların düzenli beslenme ve uyku ile hastalıklardan korunabileceğini de ifade eden Prof. Dr. Enginyurt, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p dir="ltr">“Yapılması gerekenler neler? Her zaman şunu söylüyorum; sağlıklı yaşamı ve yaşam tarzı değişikliklerini vücudumuzun muhakkak artık algılaması ve bunu bilinçli bir şekilde uygulamamız gerekiyor. Yaşam tarzı değişikliği dediğimiz nedir? Sağlıklı beslenme, günde 3 öğün. Ana öğün olarak 2 öğün, ara öğün olarak beslenmek. Bol sıvı tüketmek ve düzenli bir uyku.</p>

<p dir="ltr">Uyku uyumayan insanlar sabah kalktıklarında eğer dinç olamazlarsa, vücutları bağışıklık sistemi açısından birçok virüse ve enfeksiyona karşı açık olacaktır. O yüzden önemli olan doğru beslenme, düzenli uyku ve mümkünse vatandaşlarımızın hastada 3 gün ya da 4 gün sevdikleri bir sporu muhakkak yapmaları gerekmekte. Yaptıkları spor ruhsal durumlarına da çok iyi geleceği için bağışıklık sistemleri güçlenecektir.”</p>

<p dir="ltr">Hastanelerde randevu sorununun önüne geçebilmek için yurttaşların ilk olarak aile hekimliklerine başvurması gerektiğini vurgulayan Enginyurt, “Çünkü bu hastalarımız üst solunum yolu enfeksiyonu ile kulak burun boğaza, enfeksiyona, göğüs hastalıklarına, dahiliye başvurmakta ve daha öncelikli hastalıklarla hastaneye gelmesi gereken hastalarımızın da önüne geçmekte” uyarısında bulundu.</p>

<p><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p dir="ltr">Kaynak: Cumhuriyet</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/uzmanlardan-domuz-gribi-uyarisi-yuzde-70lere-varan-oranlarda</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jan 2024 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2024/01/screenshot-20240117-2331452.png" type="image/jpeg" length="21824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TTB Merkez Konseyi, mahkeme kararıyla görevden alındı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ttb-merkez-konseyi-mahkeme-karariyla-gorevden-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ttb-merkez-konseyi-mahkeme-karariyla-gorevden-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri mahkeme kararıyla görevden alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Gazete Emek-</strong>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi'nin görevden alınması talebiyle açılan davada karar çıktı.</p>

<p dir="ltr">Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davanın 7'nci duruşmasında Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi, mahkeme kararıyla görevden alındı.</p>

<p dir="ltr">TTB'den yapılan açıklamada karara tepki gösterilirken şu ifadelere yer verildi:</p>

<p dir="ltr">"Siyasi iktidar eliyle egemen kılınmak istenen hukuksuzluk rejimi bir meyvesini daha vermiş; Türk Tabipleri Birliği’ni hedef alan davada, bir yıldan bu yana süregelen hukuksuzluklar silsilesi Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınması ile sonuçlanmıştır.</p>

<p dir="ltr">Altını kalın çizgilerle çiziyoruz:</p>

<p dir="ltr">Türk Tabipleri Birliği için dünden bugüne değişen hiçbir şey yoktur. Merkez Konseyi karar temyizde kesinleşene kadar görevinin başındadır.</p>

<p dir="ltr">Eşitlik yoksa, özgürlük yoksa, demokrasi yoksa, adalet yoksa, sağlık yoksa; mücadele haktır!</p>

<p dir="ltr">Ve mücadele, Türk Tabipleri Birliği'nin adıdır!"</p>

<p dir="ltr">FİNCANCI'DAN AÇIKLAMA: GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ</p>

<p dir="ltr">Duruşma sonrası açıklama yapan TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, "Bu mücadele bitmez. Daha önce de söylemiştik, mücadele TTB'nin adıdır. TTB'den bizi söküp atmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Biz her zaman TTB içinde emek vermeye devam ederiz. Gerekirse yeri sileriz, gerekirse deprem bölgesinde yükleri taşırız, gerekirse de üretiriz, halk sağlığı sorunlarını hep beraber dile getiririz" dedi. "Görevimizin başındayız" diyen Fincancı, "Bu mücadeleyi sürdüreceğimizi, bu mücadelenin de Türk Tabipleri Birliği içinde, o çatının altında olacağını bilmenizi istiyoruz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz. TTB bizim meslek örgütümüz. Kimsenin bir darbe yasasıyla, darbe yargısıyla elimizden alması mümkün değildir" ifadelerini kullandı.</p>

<p dir="ltr">NE OLMUŞTU?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">TTB Başkan Fincancı hakkında, bir televizyonda, Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) yönelik ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatılmış, İstanbul'da gözaltına alınan Fincancı 27 Ekim 2022'de Ankara'da tutuklanmıştı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, "TSK'nin meşru müdafaa kapsamındaki legal faaliyetleri ile terör örgütünün illegal faaliyetlerini bağdaştırma suretiyle terör örgütü propagandası" yaptığı iddia edilen Fincancı'nın 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ayrıca Fincancı ve TTB Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmaları talebiyle bir davaname hazırlayarak, Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesine göndermişti.</p>

<p dir="ltr"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ttb-merkez-konseyi-mahkeme-karariyla-gorevden-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Nov 2023 19:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/11/screenshot-20231130-1924282.png" type="image/jpeg" length="98215"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Y kromozomu yok oluyor: Erkekler de hamile kalabilecek]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/y-kromozomu-yok-oluyor-erkekler-de-hamile-kalabilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/y-kromozomu-yok-oluyor-erkekler-de-hamile-kalabilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları tarafından keşfedilen son bilgilere göre erkeklik kromozomu olarak da bilenen Y kromozomunun yok olduğu ortaya çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Gazete Emek-</strong>Bilim insanları, Y kromozomunun dejenere olma sürecini inceledi ve gelecekteki durumu ile ilgili öngörülerde bulundu. Y kromozomu, erkekliğin sembolü olarak bilinse de, sadece güçlü ve dayanıklı olmanın ötesinde pek bir işlev taşımıyor gibi görünüyor.</p>

<p dir="ltr">Bir embriyonun cinsiyetini belirleyen anahtar gen olan SRY'yi taşısa da, Y kromozomu diğer kromozomlara kıyasla çok az gen içerir ve yaşam için gerekli olmayan tek kromozomdur. Y kromozomu zamanla dejenere olarak, dişilerde X kromozomu, erkeklerde ise bir X ve daha zayıf bir Y kromozomu kalmıştır. Bilim insanları, bu dejenere olma sürecinin devam etmesi halinde Y kromozomunun tamamen yok olmasına sadece 4,6 milyon yıl olduğunu tahmin ediyorlar.</p>

<p></p>

<p dir="ltr">Ancak, son araştırmalar Y kromozomunun bazı koruyucu mekanizmalara sahip olduğunu gösteriyor. Danimarka'da yapılan bir çalışma, Y kromozomunun gen amplifikasyonuna izin veren büyük yapısal değişikliklere eğilimli olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, Y kromozomunun "palindrom" adı verilen özel yapılar geliştirdiği ve gen kaybını azaltan mekanizmalar geliştirdiği tespit edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p dir="ltr">Ancak bilim camiasında Y kromozomunun geleceği konusunda iki ayrı görüş bulunuyor. Bir grup, Y kromozomunun koruyucu mekanizmalar sayesinde varlığını sürdüreceğini savunurken, diğer grup, Y kromozomunun nihayetinde yok olacağını ve bu durumun doğurganlık sorunlarına neden olabileceğini iddia ediyor.</p>

<p></p>

<p dir="ltr">Bu tartışma içerisinde, genetik mühendisliğinin Y kromozomunun işlevini değiştirerek kadın çiftlerin ya da kısır erkeklerin yardımlı üreme teknikleriyle gebe kalmasını mümkün kılacağı düşünülüyor. Ancak, bu tür müdahalelerin yaygınlaşması için daha fazla araştırma ve gelişme gerekeceği belirtiliyor.</p>

<p dir="ltr">Sonuç olarak, bilim insanları Y kromozomunun geleceği konusunda henüz net bir tahminde bulunamıyorlar ve bu konudaki tartışmalar devam ediyor.&nbsp;</p>

<p><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p dir="ltr">Kaynak: Cumhuriyet&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/y-kromozomu-yok-oluyor-erkekler-de-hamile-kalabilecek</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Nov 2023 20:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/11/screenshot-20231127-2003032.png" type="image/jpeg" length="91191"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uğur Şahin, kanser aşısı için 2030’u işaret etti]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ugur-sahin-kanser-asisi-icin-2030u-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ugur-sahin-kanser-asisi-icin-2030u-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uğur Şahin, ilk mRNA tabanlı kanser aşılarının 2030'dan önce onaylanmasını beklediklerini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><strong>Gazete Emek-</strong>Alman Bild am Sonntag gazetesine konuşan Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Prof. Dr. Uğur&nbsp; Şahin, "İlk mRNA tabanlı kanser aşılarımızın 2030'dan önce onaylanmasını bekliyoruz. Ayrıca 2025-2029 yıllarında diğer tedavi edici yaklaşımlar için deneme verilerine sahip olmayı planlıyoruz” dedi.</p>

<p dir="ltr">Amaçlarının her hastaya özel kanser aşısı geliştirmek olduğunu vurgulayan Şahin, "Bunu yapmak için her hastanın kanser özelliklerini analiz ediyoruz ve bağışıklık sisteminin mümkün olduğunca çok sayıda tümör hücresini tanımasını ve yok etmesini sağlayacak olanları seçiyoruz" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p dir="ltr">Şahin, bir başka umut kaynağının antikor-ilaç konjugatları (ADC) olduğuna da işaret ederek, şunları kaydetti: "ADC'ler kemoterapiyi taşıyan antikorlardır. Kanda dolaşarak tümöre ulaşırlar ve orada kemoterapiyi hedefli şekilde serbest bırakırlar. Bu tedavinin önemi, katılımcıların önemli bölümünde tümörü çok hızlı şekilde küçültebilmesidir. Birkaç yıl içinde birçok kanser durumunda klasik kemoterapi yerine hedefe yönelik kemoterapi olarak giderek daha fazla ADC'nin kullanılacağından eminim.”</p>

<p><br />
&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ugur-sahin-kanser-asisi-icin-2030u-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Nov 2023 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/11/screenshot-20231126-2105462.png" type="image/jpeg" length="42381"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TTB’den Fahrettin Koca’nın el hareketine tepki: Utanıyoruz]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ttbden-fahrettin-kocanin-el-hareketine-tepki-utaniyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ttbden-fahrettin-kocanin-el-hareketine-tepki-utaniyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, doktorların yurtdışına gitmesinin temel sebebi olarak 'parayı' gösterdi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Koca’nın yaptığı hareket sonrası sert bir açıklama yayımlayarak ‘utanıyoruz’ dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek </strong>- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Bakanlık bütçesi görüşülürken doktorların ülkeyi terk etmeleri ile ilgili yapılan eleştirilerin ardından "Bizden dolayı değil" dedikten sonra "para" işareti yaptı.</p>

<p>Koca'nın o hareketi sosyal medyada büyük tepki çekti.</p>

<p>TTB'DEN SERT AÇIKLAMA: 'UTANIYORUZ'</p>

<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bakanlık bütçesi görüşülürken doktorların daha fazla kazanç için yurtdışına gittiği sözlerini eleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>TBB'nin yaptığı paylaşımda, Fahrettin Koca'nın doktorların ülkeyi terk etmeleri ilgili yapılan eleştirilerin ardından "Bizden dolayı değil" dedikten sonra para sayma işareti yaptığı anların videosuna yer verildi.</p>

<p>TTB'nin konuya ilişkin paylaşımında "Sağlıkta şiddetin ve hekim intiharlarının tırmandığı, umutsuzluğun ve geleceksizliğin derinleştiği, fakültelerde tıp kitaplarının yerini yabancı dil kitaplarının aldığı ülkemizde hekimlerin neden göç ettiğine ilişkin Sağlık Bakanı’nın 'analizi'… UTANIYORUZ!" sözlerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ttbden-fahrettin-kocanin-el-hareketine-tepki-utaniyoruz</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Nov 2023 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2023/11/img-2920.jpeg" type="image/jpeg" length="74711"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
