<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Emek</title>
    <link>https://www.gazeteemek.net</link>
    <description>Gazete Emek, son dakika Diyarbakır ve Van haberleri başta olmak üzere güncel haberleri yapar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteemek.net/rss/siyaset" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 20 Jun 2026 22:12:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rss/siyaset"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kılıçdaroğlu: “Mutlak butlan sürecini partiye bela edenlerden hesap soracağım”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/kilicdaroglu-mutlak-butlan-surecini-partiye-bela-edenlerden-hesap-soracagim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/kilicdaroglu-mutlak-butlan-surecini-partiye-bela-edenlerden-hesap-soracagim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Merkezi’nde açıklama yapan Kemal Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan” davasına sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, süreci partinin gündemine taşıyanlara yönelik “hesap sorarım” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>CHP kurultayına ilişkin verilen "mutlak butlan" kararının ardından mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Grup Toplantısı'nda konuşmama kararının ardından CHP Genel Merkezi'nde açıklama yaptı. “Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam namerdim” diyen Kılıçdaroğlu, parti içinde para karşılığı oy kullanıldığı iddialarını da hedef alarak “Kim bu işe bulaştıysa, kim kirlilikten medet umduysa onlara güle güle diyeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kılıçdaroğlu, “Arınacağız. Kirlikten arınacağız, kirlikten. Temiz siyaset yapacağız. Bu parti kirliği kabul etmez. Bu parti devlete yön çizen bir partidir. Bu parti sıradan bir parti değildir. Bu parti devlet kuran, devlet inşa eden bir partidir. Bu parti ahlakı dokularına kadar koruyan, yüksek, çalışkan ve özverili bir partidir. Bu partinin özelliği budur. Beraber, özveriyle çalışacağız. Çıkar için çalışmayacağız. Birlikte çalışacağız. Birlikte mücadele edeceğiz" diyerek sözlerine başladı.</p>

<p>CHP tarihinde kurultayların para ve çıkar ilişkileriyle şekillenmediğini ifade eden Kılıçdaroğlu şunları söyledi; “Tarihin hiçbir döneminde pavyonlarda kurultay pazarlıkları yapılmamıştır. Ben bunu söylediğim için eleştiriyorlar. Niye böyle konuşuyorsun diye. ‘Ben sana para vereyim, sen bana oy ver’ böyle bir düzeni bu parti kabul etmez. Hiçbir irade parayla satın alınamaz. İradesini, iradesini parayla satanlar, iradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar, bu partide yokturlar ve olmayacaklardırlar.”</p>

<p>Kılıçdaroğlu, “Hiçbir CHP Genel Başkanı yurt dışına gidip ‘Bize niye yardım yapmıyorsunuz?’ diyemez. Ne demek ya? Yedi düvele karşı mücadele etmiş, bu topraklardan Yunanlıları, Fransızları, İngilizleri kovalamış olan bir partinin elemanları nasıl yurt dışına gidip de ‘Bizi yalnız bırakıyorsunuz’ diyebilir? Emperyalizme karşı mücadelede Türkiye bütün mazlum milletlere örnektir. Emperyalizme karşı mücadeleyi yaptık, yapmaya da devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“CHP Genel Merkezi’nin önüne Erdoğan’ın forsu asılamaz. Olmaz böyle şey. Bakınız, Sayın Abdullah Gül beni ziyarete geldiğinde oraya çıkıp da bir fors asmadık. Hangi gerekçeyle yapıyorsunuz siz bunu?” diyen Kılıçdaroğlu, kendisine yönelik eleştirilere de yanıt verdi;</p>

<p>“Bana diyorlar ki ‘Saray’ın adamı’. Ya arkadaş, sen Saray’ı ne zaman eleştirdin ya? Ne zaman eleştirdin? Beşli çetelerin üzerine ne zaman gittin sen? Bu milletin hakkını, hukukunu yiyen beşli çetelerden hesap sormazsam namerdim. Uyuşturucu baronlarından hesap sormazsam namerdim. İradesini parayla alıp satanlardan eğer bu partiyi kurtarmazsam namerdim.”</p>

<h3>“Bu düzeni değiştireceğiz”</h3>

<p>Dış politika ve ekonomi başlıklarına da değinen Kılıçdaroğlu, “Dünya değişiyor, Ortadoğu değişiyor. Türk Cumhuriyetleri değişiyor. Hürmüz Boğazı’nın ne kadar değerli olduğunu hepimiz biliyoruz şu anda. Peki CHP bu konuda ne söylüyor? Dış politikada ne söylüyor? Bu devletin çıkarlarını CHP savunmayacaksa kimler savunacak? İşçinin, emeklinin, üreticinin hakkını CHP savunmayacaksa kimler savunacak?” dedi.</p>

<p>Uyuşturucu baronları, tefeciler ve “beşli çeteler” olarak tanımladığı kesimlere yönelik eleştirilerini sürdüren Kılıçdaroğlu, “Vatandaştan vergiyi alıyorsun, beşli çetelere ödüyorsun. Onun da hesabını soracağız” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i de eleştiren Kılıçdaroğlu, “Mehmet Şimşek’i getirdiler. İngiltere’den getirdiler beyefendiyi. Enflasyonu indirecekti, fakir fukarayı koruyacaktı. Ezilen fakir fukara, köşeyi dönenler yine bizim beşli çeteler. Bu nasıl bir düzendir ya? Bu düzeni değiştireceğiz, değiştireceğiz. Emin olun, bu düzeni değiştireceğiz” dedi.</p>

<h3>Halk TV ve Cafer Mahiroğlu’nu hedef aldı</h3>

<p>Kılıçdaroğlu konuşmasında Halk TV ve Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu’nu hedef alan ifadeler kullandı. İsim vermeden konuşan Kılıçdaoğlu, “Sahibi Londra’da olan, Türkiye’ye gelmeye cesaret edemeyen bazı televizyonların sahipleri var. Parayla nasıl delege alınıp satılıyorsa, televizyon kanalları da parayla alınıp satılmasın. Onun da önüne geçeceğim” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kılıçdaoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü;</p>

<p>"Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden hesap sormazsam namerdim. Bizim ahlaki üstünlüğümüze vurulan bir darbedir bu! Onun hesabını soracağız. Kim bu işe bulaştıysa, kim kirlilikten medet umduysa, kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz.</p>

<p>Biz ahlaki üstünlüğümüzü alacağız. Ahlaki üstünlüğümüzü koruyacağız. Kirli kimse onları kapının önüne koyacağız. Hiç kimse endişe etmesin. Beraber mücadele edeceğiz, birlikte mücadele edeceğiz. Ahlaklı siyaseti, erdemli siyaseti yeniden getireceğiz. Benim koltuk derdim yok. Ben bir köşeye çekilip huzur içinde de yaşayabilirim. Ama tarihi yüklediği bir sorumluluk var. Ben kurultayı toplayacağım. Hiç kimse endişe etmesin. Ahlaklı, erdemli bir kurultayı elbette yapacağız. Elbette genel başkanımızı oylarınızla seçeceksiniz. Hiç kimse kapalı kapılar ardında özel pazarlıklar yapmayacak. Kimse zenginleşme aracı olarak kurultayı kullanmayacak. Dolarlar havada savrulmayacak. Bunların tamamını yapacağım. Endişe etmeyin."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Evrensel</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/kilicdaroglu-mutlak-butlan-surecini-partiye-bela-edenlerden-hesap-soracagim</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 16:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/20260609-162410-1.jpg" type="image/jpeg" length="62214"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel’den Meclis’te birlik mesajı: "Teslim olmayacağız, mücadeleyi sürdüreceğiz"]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ozgur-ozelden-mecliste-birlik-mesaji-teslim-olmayacagiz-mucadeleyi-surdurecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ozgur-ozelden-mecliste-birlik-mesaji-teslim-olmayacagiz-mucadeleyi-surdurecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’de gün boyu süren grup toplantısı krizinin ardından kürsüye çıkan Özgür Özel, yaşanan süreci demokrasi ve irade mücadelesi olarak değerlendirdi. Meclis önünde toplanan destekçilerine teşekkür eden Özel, "Bedeller ödeyeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz" diyerek mücadele kararlılığı mesajı verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, "Kimse birilerinin milletle girdiği savaşın maşası olmasın. Bedeller ödeyeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz" dedi.</p>

<p><br />
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na yönelik kararının ardından yaşanan temsil krizi, TBMM’ye taşındı. Meclis’te gerçekleştirilen grup toplantısında kimin konuşacağı sorusu, Ankara'da tarafları karşı karşıya getirdi.<br />
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Lideri Özgür Özel’in aynı anda grup toplantısı yapmak istemesi nedeniyle Meclis, sabahın erken saatlerinden itibaren hareketli görüntülere sahne oldu.Kılıçdaroğlu ve Özel destekçileri, sabahın erken saatleri itibarıyla Meclis’in giriş kapılarında toplandı. Özel kanadının Meclis’e 4 bin 600, Kılıçdaroğlu kanadının ise bin 500 ziyaretçi yazdırdığı öğrenildi. Toplantı salonunun 680 kişilik olması nedeniyle zaman zaman izdiham görüntüleri yaşandı.</p>

<p><br />
Özel’e yakın milletvekillerinin sabah saat 09.00 itibarıyla grup toplantısı salonuna girerek sıralara oturduğu görüldü. Milletvekilleri, 9 Haziran 2025 tarihinde yaşamını yitiren Ferdi Zeyrek’in fotoğrafını milletvekili sıralarına koydu. Fotoğrafın önüne karanfiller bırakıldı.</p>

<p><br />
CHP Lideri Özel, Grup Toplantısı’na saat 13.30’da başladı. CHP lideri, konuşmasına geçtiğimiz yıl elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'i anarak başladı.</p>

<p><br />
"BURASI SEÇİLMİŞLERİN YERİDİR"</p>

<p>Bugün Zeyrek için düzenlenecek anma töreni nedeniyle Manisa'da olacağını ancak mahkeme kararıyla partinin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "bu durumu fırsat bilerek" grup toplantısına başkanlık etmek istediğini söyleyen Özel, "Herkese danıştım, en son Ferdi'nin sesiyle karar verdim. Arardım; 'Ya birader ne yapacağız' diye. 'Abi biz burayı hallederiz sen orada lazımsın' derdi. Ben bugün burada lazımdım, burada kaldım" ifadelerini kullandı. Özel, "Burası seçilmişlerin yeridir" dedi.<br />
Özel, şu ifadeleri kullandı: "Bugün saat 13.30'da kürsüde kim olacak diye günlerce konuşuldu. Burada bugün konuşmayı bir 'zafer', bir 'başarı' olarak görmüyorum ancak bu kürsüde seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, Dikmen Kapı önündeki binlerin Türkiye'deki milyonların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Sizleri kutluyorum."</p>

<p><br />
"'İKTİDARI TESLİM EDEMEYİZ' DİYORLAR"</p>

<p>Özel, devamla şunları söyledi:<br />
"3 yıl önce partimizde seçimi kazandık. Yüzde 25'lik cam tabandaydık ve yüzde 38'lere ulaştık. Hani CHP'nin iç işi diyorlar ya; CHP'nin iç işi falan değil kim karışır CHP'nin kurultayına. Son 4 kongreyi yok say, YSK'ye göre yok değil, ama AK Parti yargı kollarının görevlendirdiği bir mahkeme olmayacak bir karar alsın, bir asliye mahkemesini ikna edenin her şeyi yapabileceği bir duruma düşürdüler Türkiye'yi. İlk seçimde iktidarı alırlar, biz bu iktidarı veremeyiz, teslim edemeyiz, bütün mesele bu. Bunun üzerine oturuyor bu sistem.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
16 tapuyu konuştuğumuz gün çıktı dedi: Muhittin Böcek çıkacak yakında ifade verecek. Ankara'daydım ve bunu ispatlayamadılar. Kendisi defalarca adaylık için para vermediğini açıkladı. En son Ferdi Zeyrek'e para verdim diye ifade verdi. Nasılsa ölmüş dediler. Partiyi lidersizleştiren bir hamle ile bu işi yapmaya çalıştılar."</p>

<p><br />
"YARGIDAKİ ÇETE DÜZENİNİ DAĞITACAĞIZ"</p>

<p>Partisine yönelik baskılara dikkati çeken Özel, "Mesele; CHP'yi olası tüm adaylarıyla, kurumsal kimliğiyle, lideriyle, bütün güçlü kaslarıyla ortadan kaldırmaya çalışan Erdoğan'ın, kendini rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil" şeklinde konuştu. Yargıya yönelik eleştirilerde bulunan Özel, "Elbette hukuka güveneceğiz ama önce yargıdaki çete düzenini dağıtacağız" dedi.</p>

<p><br />
Özel, şöyle devam etti: "Bir adım geri atarsak teslim alacaklar ülkeyi. Bunun için bütün bu kurulan kumpasa anlatılan hikayeye ve basın eliyle destekleyen yalanlara karşı Kuvâ-yi Milliye ruhuyla milletin azim ve kararlılığına inanacağız."</p>

<p><br />
Devamla, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "11 Haziran Perşembe günü yapacağımız ilk Parti Meclisi toplantısıyla kurultay sürecimizi başlatıyoruz" şeklindeki açıklamasına değinen Özel, Kurultay'ın 26 Temmuz'dan önce yapılması gerektiğini vurguladı.<br />
Ödeyecekleri her bedele rağmen yürüyüşlerini devam ettireceklerini vurgulayan Özel, "Milletin yürüyüşünün önüne kimse set çekemez. Önümüzde duran bu milletin ayakları altında kalır. Bu millet önünde kimseyi istemez. Devleti milletin karşısına koyarsanız millet bu devleti önce yener sonra demokratik devleti yeniden inşa eder. Kimse birilerinin milletle girdiği savaşın maşası olmasın. Bedeller ödeyeceğiz ama yürüyüşümüzden asla vazgeçmeyeceğiz" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.<br />
Özel, toplantının ardından, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Manisa’ya hareket etti.</p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ozgur-ozelden-mecliste-birlik-mesaji-teslim-olmayacagiz-mucadeleyi-surdurecegiz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/06/images-2026-06-09t145234861.jpeg" type="image/jpeg" length="29210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’nin “mutlak butlan” başvurusu reddedildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/chpnin-mutlak-butlan-basvurusu-reddedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/chpnin-mutlak-butlan-basvurusu-reddedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP Genel Merkezi’nin “mutlak butlan” tedbir kararına yaptığı itirazı kabul etmedi. Karar, parti içindeki tartışmaların sürdüğü süreçte geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP Kurultayı’na ilişkin verilen tedbir kararına CHP Genel Merkezi tarafından yapılan itirazı reddetti.</p>

<p>Kararın ardından CHP yönetimi, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, mevcut Genel Başkan Özgür Özel’in yerine yeniden görevlendirilmesine ilişkin karara karşı bugün Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) da başvuruda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP’nin sunduğu itiraz dilekçesinin ardından YSK’nin değerlendirme yapmak üzere toplanacağı öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/chpnin-mutlak-butlan-basvurusu-reddedildi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-22t135138173.jpeg" type="image/jpeg" length="44618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’de MYK olağanüstü toplantıya çağrıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/chpde-myk-olaganustu-toplantiya-cagrildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/chpde-myk-olaganustu-toplantiya-cagrildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’de “mutlak butlan” kararının ardından hareketlilik sürüyor. Özel’in, MYK üyeleri ve CHP’li büyükşehir belediye başkanlarıyla kritik görüşmeler yapacağı öğrenildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partinin Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) yeniden toplantıya çağırdı.<br />
Özgür Özel ayrıca CHP'li büyükşehir belediye başkanları ile görüşecek.</p>

<p>CHP'ye "mutlak butlan" kararı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davası için "mutlak butlan" kararı verdi. Karara göre, CHP'nin 47 yıl sonra birinci parti olmasını sağlayan Özgür Özel ile yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetimi yeniden göreve gelecek.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, karara ilişkin dün partisinin Genel Merkezi'nde açıklamalarda bulunmuştu.</p>

<p>CHP'yi yerel seçimlerde birinci parti yaptıkları için suçlu görüldüklerini vurgulayan Özel, "Bize, 'Ekrem'i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara'ya dön, Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.' diyorlar. Ben, partimin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuğunda oturmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum" demişti.</p>

<p>CHP Genel Merkezi önünde toplananlara da seslenen Özel, "Elbette örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Buradan bütün Türkiye'ye ve dünyaya ilan ediyorum ki bugün şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi'ni kimin yöneteceğine AK Parti'nin yargı kolları değil Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum" ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Evrensel </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/chpde-myk-olaganustu-toplantiya-cagrildi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-22t111152348.jpeg" type="image/jpeg" length="91185"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na: “Ne butlanı demesini beklerim”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-ne-butlani-demesini-beklerim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-ne-butlani-demesini-beklerim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Partide genel başkanın nasıl seçileceği belli. ‘Ne butlanı’ demesini beklerim” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun sözleri hakkında açıklamalarda bulundu.<br />
Gazete Pencere'ye konuşan Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun yayınladığı videodaki ifadeleri hakkında yaptığı değerlendirmede, "Ben Kemal Bey’le devir teslim yaptığımız andan şu ana kadar ona karşı nezaketimi, saygımı hiç yitirmedim. Yitirmeye de niyetim yok. Zaman zaman eleştirilerde de bulundu. Önceki genel başkanların eleştiri hakkı vardır. Ama onların hukuku bana emanet. Benim onlara eleştirme hakkım yok. Kemal Bey'in hukuku bana emanettir. Ama partinin hukuku da bana emanet" dedi.</p>

<p>"Ben yaptığım açıklamada Saray’dan medet umanları kastediyorum" diyen Özel, "Saray’dan medet umanlara sarayın mermeri olmak yerine toprak ol çiçekler açsın diyorum. Bu sarayda mermer olana söylenen bir laf. Kemal Kılıçdaroğlu'na söylenen bir laf değil. Grup toplantısında dakikalarca alkışlandı, 81 il başkanı arkasında durdu. Ben orada bir ittifaka meydan okudum. Cumhur İttifakı'na meydan okumuyorum orada. Ben orada Akın Gürlek’e yani Aktoroslar Çetesi’yle Butlan İttifakı'na meydan okuyorum. 19 Mart darbecileriyle parti içinde Kurultay sonucunu hazmedemeyenlerin ittifakına meydan okuyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Kemal Kılıçdaroğlu diye Sayın Genel Başkan'ı da hiç isimlendirmedim" ifadesini kullanan Özel, "Ama butlan beklentisiyle partide delegenin vermediği yetkiyi AK Parti'nin talimatlı yargısından bekleyenler var" diye konuştu.</p>

<p><br />
"HERKESİN DİKKATLİ OLMASI LAZIM"</p>

<p>"Zaman zaman Silivri’de yatanların suçları varmış da yatıyorlarmış gibi aklanmalarını beklemek gerekiyor diyenleri duyuyorum" diyen Özel, "Bu yargıda mı aklanacaklar yani? Bu yargıda aklanmalarını beklemek, arkadaşlarımızın üzerine iftira atanlara cesaret verir. Oysa, iftiracıların helallik istediği bir süreçteyiz biz Silivri’de. Ben önceki Genel Başkan’ın hukukunu zedeleyecek bir şey söylemem. Ama partinin hukukunu kimsenin zedelemesine de izin vermem. Herkesin dikkatli olması lazım" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
"ALINGANLIK GÖSTERMESİNE ŞAŞIRIRIM"</p>

<p>2023’ten sonra CHP'nin iki kurultay daha yaptığını belirten Özel, şunları söyledi: "Hiç kimse aday olmadı. Halen daha partiyi yönetme iddiasındaki bir grubun Kurultay yerine mahkeme kararıyla gelmek gibi niyeti varsa, öyle bir ihtimal yok. Ben Kemal Bey'in ağzından böyle bir şey duymadım. Duysam yakıştıramam. Bakın duymadım, duysam yakıştıramam. Ben Kemal Bey’in Saray’dan medet umanlara söylediklerime alınganlık göstermesine şaşırırım. Aksine hiç o alınganlığı göstermeyecek bir pozisyonda kendisini tarif etmesini beklerim yani. Ne butlanı demesini, partide genel başkanın nasıl seçileceği belli demesini beklerim. Net bir duruş olur"</p>

<p>Kılıçdaroğlu'nun "Benden açıklama bekleyenler, beklemesinler" sözleri de sorulan Özel, "Ben ‘CHP’nin mevcut yönetime karşı bir açıklama yapmamı beklemesinler’ şeklinde olmasını ümit ederim. Orada bir açıklık yok. Orada her iki türden anlaşılmaya müsait bir ifade var. Bu şekilde ifade edilmesini beklerim" cevabını verdi.</p>

<p></p>

<p><br />
/Kaynak: Birgün/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ozgur-ozelden-kilicdarogluna-ne-butlani-demesini-beklerim</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-21t102901168.jpeg" type="image/jpeg" length="92733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erdoğan: CHP’den AKP’ye yeni katılımlar yaşanabilir]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/erdogan-chpden-akpye-yeni-katilimlar-yasanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/erdogan-chpden-akpye-yeni-katilimlar-yasanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazakistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’den ayrılarak AKP’ye katılan belediye başkanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Söz konusu isimlerin CHP’de baskı ve huzursuzluk yaşadığını öne süren Erdoğan, “Huzuru AK Parti’de buldular” ifadelerini kullandı. Erdoğan, önümüzdeki dönemde partisinin yeni katılımlar alabileceğini de söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. Bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir" dedi.</p>

<p>Erdoğan, Kazakistan ziyaretinin ardından uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>

<p>CHP'den ayrılarak AKP'ye katılan belediye başkanlarının tehdit, baskı ve hakarete maruz kaldıklarını iddia eden Erdoğan, bu isimlerin "huzuru AKP'de bulduğunu" söyledi. Erdoğan, "Bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>PKK'nin feshi sürecine değinen Erdoğan, "Terörsüz Türkiye hedefine engelleri vakar içinde aşarak mutlaka ulaşacağız. İttifak olarak bunu dayanışma içinde milletin çizdiği rotada gerçekleştireceğiz" şeklinde konuştu.</p>

<p>Sosyal medyaya ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, "Şiddet özendiren ve bağımlılık oluşturan içerikler, sapkın akımlar, sanal zorbalık bunların hepsine yönelik tedbirlerimizi alıyoruz. Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler planlayarak çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz" dedi.</p>

<p>Erdoğan'a sorulan sorular ve AKP'li Cumhurbaşkanı'nın yanıtları şöyle:</p>

<p>Bugüne kadar Türk dünyası konusunda en fazla çalışmalar yapan ve somut sonuçlar elde eden lidersiniz. Önümüzdeki dönemi “Türk Yüzyılı” olarak tanımladınız. Bu kapsamda bundan sonraki süreçte, Türk devletleriyle ilişkilerde gerçekleşmesini istediğiniz en önemli vizyonunuz, hedefiniz nedir?</p>

<p></p>

<p>"Öncelikle biz, Türk dünyası ile ilişkilere her zaman biliyorsunuz önem veren bir iktidar olduk. Türk Devletleri Teşkilatı ile de bunu taçlandırmanın gururunu yaşıyoruz. “Aile meclisimiz” olarak gördüğümüz teşkilatımız bünyesinde her türlü iş birliğini ele alıyor, bütün fırsatları değerlendirmeye çalışıyoruz. Hep birlikte ilerleme ve hep birlikte kalkınmaya inanıyoruz. Tüm platformlarda Türk dünyasının, bölgemizin huzur, istikrar ve güvenliği için daha etkin bir rol alabileceğini söylüyoruz. Ayrıca biz, Türk dünyası çalışmalarına verdiğimiz öneme binaen, partimizde Türk dünyasından sorumlu bir başkanlık kurduk ve Türkiye’de ilk “Türk Dünyası Vizyon Belgesi”ni hazırladık. Herkes biliyor ki; Türk dünyasının ekonomik, kültürel, stratejik açılardan potansiyeli çok yüksektir. Biz, bu potansiyeli harekete geçirmek, diplomasi, enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik, savunma başta olmak üzere, her alanda daha ileri atılımlar yapmak için gayret gösteriyoruz. Ecdadımız, geçmişte nasıl Türk’ün gücünü dünyada barış ve adalet ile perçinlenmişse, bugün de Türk dünyasının güçlü ve egemen ülkeleri olarak bunu yeniden tesis edeceğimize inanıyoruz. Bu yıl, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Liderler Zirvesi, ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Dönem başkanlığımızda teşkilatın içeride ve dışarıda güçlenmesi için büyük gayret içinde olacağız. İnşallah bunda herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum."</p>

<p>Önümüzde “Körfez Krizi” olarak tabir edilen, Amerika’nın İran’a yönelik saldırıları ve Körfez’in ateşe atıldığı bir süreç söz konusu. Gerek Amerika Birleşik Devletleri nezdinde gerek İran nezdinde güçlü bir ülkeyiz. Siz de güçlü bir lidersiniz ve bu ülkelerle iyi ilişkileriniz var. Bu kriz neden çözülemiyor efendim? Ne yapılmadı da bu hale geldi ya da sizin bakış açınızla bu saatten sonra neler yapılmalı ki; biz ve dünya aynı zamanda bu sorunun üstesinden gelsin?</p>

<p>"Şimdi bu krizi doğuran ana etkenlerden biri her fırsatta vurguladığım gibi İsrail’in bitmek bilmeyen kışkırtmalarıdır. Birtakım hayaller ve ütopyalara kapılan İsrail, bu tahriklerle, bölgemizi kendi hevesleri uğruna ateşe atmaktan çekinmediğini defalarca gösterdi. İsrail istiyor ki; bu savaş bölge geneline yayılsın ve bölgemizdeki pus daha da artsın. Öncelikle İsrail’in kışkırtmalarının etkisiz kılınması sonra da gerçek bir barışın inşa edilmesi şart. Türkiye olarak, bu kaosun daha çetrefilli bir tabloya dönüşmeden ortadan kalkması için biz, elimizden gelen gayreti gösteriyoruz ve göstereceğiz. Biz, bölgenin sorunlarının, bölge ülkeleri tarafından çözülebileceğine inanıyoruz. Hep birlikte huzur, istikrar ve barış için gayretlerimizi artırarak, kanlı oyunları bozmalıyız. Eğer bölgede kalıcı bir istikrar isteniyorsa, herkes kısa vadeli hesaplarını bir kenara bırakmalıdır. Ülkeler, uluslararası şirketlerin, bölge dışı aktörlerin değil, kendi ülkesinin ve vatandaşının hakkını savunmalıdır."</p>

<p></p>

<p>ANKARA'DAKİ NATO ZİRVESİ</p>

<p>Türkiye yakın bir zamanda Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Bu zirve NATO’nun tartışıldığı bir döneme denk geliyor. Bu zirvede gündemde daha çok savunma harcamalarının karara bağlanması var ama daha önemlisi NATO’nun geleceği belki burada konuşulacak. Bizim Türkiye olarak NATO’nun geleceğine dair perspektifimiz nedir?</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Ankara’da 7-8 Temmuz tarihleri arasında tertipleyeceğimiz NATO Liderler Zirvesi, ittifakın tarihinde kritik bir öneme sahip. Gerek bölgemizdeki gerek dünyadaki son gelişmeler, Ankara zirvesinin önemini biraz daha artırmıştır. Ankara’da İttifak’ın geleceğine ve küresel güvenlik mimarisinin bundan sonraki şekline yönelik önemli kararlar alınmasını bekliyoruz. Bugünkü dünya, NATO’nun kurulduğu günlerdeki o eski dünyanın devamı değil. Yeni bir dünya kuruldu ve bu yeni dünyada da NATO’nun konumu çok daha farklı. Tehditler karmaşıklaştı, riskler çeşitlendi, küresel sistem aşındı, kısaca dünya çok değişti. NATO içerisinde adaletli yük paylaşımı, samimi iş birliği ve ortak güvenlik anlayışı, ittifakın geleceği için çok çok önemli. Türkiye olarak daha kararlı ve tehditlere karşı daha hazırlıklı bir NATO için, üzerimize düşeni yapmaya hazırız."</p>

<p></p>

<p>Türkiye her fırsatta Avrupa Birliği’ne tam üye olma vizyonunu ve talebini ortaya koyuyor. Bununla beraber temel konulardan biri olan gümrük birliği ve vize konusunda henüz bir çözüme ulaşılmış değil. Bu konularda bir yapısal iyileşme, olumlu yönde bir gelişme beklenebilir mi? Diğer taraftan bütün bu süreçlerin sürüncemede kalması, üyelik konusu dahil olmak üzere, Avrupa Birliği içinde bazı ülkelerin Türkiye’yi kendilerine rakip olarak görmesinden mi kaynaklanıyor?</p>

<p></p>

<p>"O da var. Ancak biz Avrupa Birliği’ne tam üyelik vizyonumuzu birilerine rakip olmak veya çelme takmak için ortaya koymadık. Biz, samimi bir şekilde Avrupa Birliği’nin parçası olarak hem ülkemizi hem Birliği kuvvetlendirmek istiyoruz. Fakat Avrupa Birliği maalesef bunun farkında değil. Avrupa Birliği bunun farkında değil diye, biz ideallerimizden vazgeçemeyiz. Şunu çok açık, net söyleyeyim, yıllardır bu vizyonumuzu kararlılıkla savunuyoruz, tutarlı adımlar atıyoruz. Bugüne kadar Türkiye’ye karşı zaman zaman ikircikli, zaman zaman düpedüz ayrımcı birtakım uygulamalara imza atılmış olmasına rağmen, üyelik teklifimize yine sadık bir şekilde bağlıyız. Türkiye, içinde yer aldığı yapılara yük olan değil, yük alan bir ülkedir. Bizim içinde yer aldığımız her platform, yükselen bir değerdir. Şunu da açık söyleyeyim, zaman zaman birlik içinden ülkemize yönelik çok talihsiz ve sığ ifadeler duyuyoruz. Bu tutumun, dünyanın her alanda kabuk değiştirdiği günümüzde, Avrupa Birliği’ne zarar verdiğini muhataplarımıza anlatıyoruz. Türkiye, Avrupa Birliği için büyük bir fırsattır ve Birlik bunu değerlendirmek konusunda tarihi bir karar vermek durumundadır. Avrupa, daha önce de ifade ettiğim gibi, bir yol ayrımına gelmiştir ve bu yol ayrımında durumu çok daha dikkatli değerlendirmelidir."</p>

<p><br />
"F-35 KONUSUNDA TALEPLERİMİZ ORTADA"</p>

<p>Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşü konusunda yeni bir gelişme var mı? Bununla birlikte milli ve yerli savaş uçağımız KAAN’a da ilginin yoğun olduğunu görüyoruz. En son İspanya'nın da KAAN ile ilgilendiğine yönelik haberler çıkmıştı. Üretim ve ihracat konusunda hangi aşamadayız?"</p>

<p></p>

<p>F-35 konusunda taleplerimiz ortada. Arkadaşlarımız Amerikalı muhataplarıyla temaslarını sürdürüyor. Müspet bir netice almayı umuyoruz. KAAN projemiz ise her geçen gün ilerliyor. Süreç tamamlandığında bu alanda artık yeni bir hikaye başlayacak. KAAN bizim için bir ilk adımdır. Daha iyilerini, daha güçlülerini de yaparız, yapacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sadece KAAN değil, birçok savunma sanayi ürünümüz dünyanın ilgisini çekme başarısını gösteriyor. İstanbul'da düzenlenen SAHA-2026’da savunma sanayi alanındaki gücümüz ve etkinliğimiz ortaya konuldu. 150 binden fazla ziyaretçi orada ülkemizin bu alanda geldiği seviyeyi ve somut sonuçları gördü. 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı ve bu arada 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Rakamlar hem ulaştığımız seviyeyi ortaya koyuyor hem de hedeflerimiz konusunda bizleri daha çok gayretlendiriyor."</p>

<p></p>

<p>Terörsüz Türkiye bağlamında bir soru soracağım. Ağustos 2024’te Ahlat'ta iç cepheyi tahkim etme noktasında mesajınızla başlayan ve farklı merhalelerden geçip Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de ezici sonuçla kabul edilen bir raporla, epeyce umut var eden bir aşamaya geldik. Bundan sonraki aşama bağlamında sürecin seyri özellikle çıkarılabilecek şartlı ve süreli bir çerçeve yasanın zamanlaması, örneğin meclis tatile girmeden bu mümkün olabilir mi? Silah bırakma sürecindeki gelgitler, bunların hepsini bir bütün olarak değerlendirdiğinizde önümüzde nasıl bir yol haritası var? Bizi neler bekliyor?</p>

<p></p>

<p>"Terörsüz Türkiye 86 milyonun birlik, beraberlik ve ebedi kardeşliğini perçinleyecek bir hedefin adıdır. Cumhur İttifakı olarak, hedef birliği içinde bu gayeye ulaşmak için sağlam, basiretli ve cesur adımlar atıyoruz. Geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık pek çok badire atlattık. Bunlara rağmen yolumuzdan dönmedik. Meclis komisyonumuz, uzlaşı temelinde bir yol haritası ortaya koydu. Yapıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşımla yol haritasının hayata geçirilmesi gerekiyor. Sorumluluk duygusuyla hareket edilmesi, bu noktada çok çok önemlidir. Silah bırakmanın ivmelenmesi için İstihbarat Teşkilatımız çalışıyor. Şurası bir gerçek ki; ilk günden beri sürecin başarısı için dua edenler, çaba gösterenler olduğu gibi, bundan rahatsız olanlar da var. Süreç bugüne kadar, kendi doğal güçlükleriyle beraber, bunlara rağmen de ilerledi. Biz kararlıyız, “Terörsüz Türkiye”yi istemeyenleri sevindirmeyeceğiz. Kararlıyız, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Niyetimiz hayırdır, yolumuz hayırlıdır. Allah'ın izniyle akıbetimiz de hayırlı olacaktır. “Terörsüz Türkiye” hedefine, bütün engelleri vakar içinde aşarak mutlaka ulaşacağız. Cumhur İttifakı olarak bunu dayanışma ve eşgüdüm içinde, maşeri vicdanın rehberliğinde ve milletin çizdiği rotada yürüyerek gerçekleştireceğiz."</p>

<p></p>

<p>"ARAMIZA KATILACAK OLAN ARKADAŞLAR OLABİLİR"</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanım, CHP bugünlerde yolsuzluk davalarının yanı sıra ihanet suçlamaları, koltuk kavgaları ve iç hesaplaşmalarla da gündemde. 17 belediye başkanı doğrudan AK Parti'ye katıldı, bu kaostan kaçarak. Bu belediye başkanları güvenli bir şekilde siyaset yapabilecekleri ortamın, zeminin AK Parti'de olduğunu, geleceğin, istikbalin AK Parti'de olduğunu, düşündüklerini söylüyorlar. Gerekçelerini bu şekilde açıklıyorlar. Siz, CHP içerisinde yaşanan ve tabana da yayılan bu kaosu, krizi nasıl yorumluyorsunuz? Bu bir güven krizi midir? Güvenlik krizi midir? Size göre nedir?</p>

<p></p>

<p>"Biz millete hizmet etmek gayesiyle bir araya gelmiş, siyasetin kalitesini artırmaya odaklanmış bir hareketiz. Bizim yüksek değerlerimiz ve millete hizmet aşkımızı paylaşanlarla, tarihi yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bundan asla vazgeçmeyecek ve kimseye fırsat vermeyeceğiz. CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar, huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. CHP yönetiminin partiyi ne hale getirdiğini özellikle en iyi o parti içinde bir dönem yer alanlar bilir. CHP'yi, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti savurma merkezi haline getirenlerin, içerideki çürümeyi derinleştirmesi, siyasetin itibarı açısından da çok çok üzücü. Bizi, CHP içindeki koltuk savaşları, birbirlerini suçlama yarışı ve iftira olimpiyatları ilgilendirmiyor. Biz yolumuza bakıyoruz. Milletimize hak ettiği hizmetleri vermeye gayret gösteriyoruz. AK Parti'ye katılan belediye başkanlarımızın ilk açıklamaları “Biz hizmet etmek istiyoruz. Bu CHP'de mümkün değil. CHP'nin iç kavgaları içinde belediyecilik yapamaz hale geldik” yönünde oldu. Yani bundan sonra da yine aynı şekilde aramıza katılacak olan arkadaşlar olabilir."</p>

<p><br />
Önümüz yaz ayları, gurbetçi vatandaşlarımızın Türkiye'ye tatil için gelecekleri zamanlar yaklaşıyor. Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta onların morallerini bozacak, Türkiye'ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkındaki değerlendirmelerinizi rica ediyorum.</p>

<p>"Bunu edep dışı bir şekilde yapıyorlar. Muhalefetin, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı hedef alan küçümseyici ifadeleri asla kabul edilemez. Kim küfür ve hakarette daha iyiyse, mevcut CHP yönetiminin lütfuna mazhar oluyor, ön plana çıkıyor. Dün arkasından ağladıklarına bugün utanmadan küfredebiliyorlar. Dün öve öve bitiremediklerini, bugün tükürük yağmuruna tutabiliyorlar. Yıllarca beraber oldukları yol arkadaşlarına bunu meşru gören bir zihniyetin, vatandaşa neler yapacağını varın, siz hayal edin. Görünen o ki; ana muhalefete karşı ne yaparsanız yapın bu testi su tutmuyor. Berbat. Ama biz, tüm bunlara rağmen partimiz, bütün teşkilatıyla beraber bunların bu yanlışları karşısında çok daha dik durmak suretiyle yola devam ediyoruz, devam edeceğiz."</p>

<p></p>

<p>Sanal medya bugünlerde en önemli gündem maddelerinin başında geliyor belki de. Adeta dipsiz bir okyanus gibi buradaki tehlikeler. Çocuklarımız sanal oyunlardan dijital platformlara algoritmaların yönlendirdiği içeriklerde kötü niyetli kişilerin etkisi altına girme tehlikesiyle, riskiyle karşı karşıya. 15 yaş altına yönelik yasal bir düzenleme yapıldı. Peki çocuklarımızı dijital dünyanın görünmeyen tehlikelerinden korumak için başka hangi tedbirler planlanıyor?</p>

<p></p>

<p>"Dijital dünya bugün hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Biz de bu gerçeği biliyor ve ona göre hareket ediyoruz. Teknolojiyi reddeden değil, teknolojiyi insanlığın hayrına kullanan bir anlayışla düzenlemeler yapıyoruz. Bu konuyu çok önemsiyoruz. Çünkü dijital dünyanın kaotik atmosferi, çocuklarımızı tuzağa düşürmeye çalışan yapılar ve maalesef kişilerle dolu. Sanal dünyanın görünen ve görünmeyen tehditlerinin ne kadar yıkıcı hale geldiğini hep beraber biliyoruz. Siber birimlerimiz sanal devriyeleriyle dijital suçlarla mücadeleye devam ediyor. Şiddeti özendiren ve bağımlılık oluşturan içeriklerden, sapkın akımlara, sanal zorbalığa kadar bunların hepsine yönelik tedbirlerimizi alıyoruz. Yaş doğrulama sistemiyle internet artık 15 yaş altı çocuklarımız için daha güvenli hale gelecek. Bunun kararlarını verdik, veriyoruz. Ailelerin, sosyal ağ sağlayıcıların ve devletin iş birliği sayesinde bu koruma sağlanacak. Dijital okuryazarlığı güçlendirecek faaliyetlerle hem eğitimcilerimiz hem de ailelerimiz, sanal alem konusunda daha bilinçli olacak. Biz çocuklarımızı algoritmaların insafına terk etmiyoruz. Ek tedbirler de planlayarak en kısa zamanda hayata geçirilecek. Çocuklarımızı korumak için seferberlik ruhuyla hareket etmeye mecburuz."</p>

<p><br />
"NÜFUS MESELESİ TÜRKİYE İÇİN HAYATİ BİR KONU"</p>

<p>Mayıs'ın son haftası malum aile haftası. Aile destek paketleri gençlerin evlenmesi için teşvik ve krediler ortada. Yeni müjdeler gelir mi efendim?</p>

<p>Aile Haftası vesilesiyle bir kez daha “biz bu kaleyi yıktırmayacağız” diyoruz. Nüfus meselesi Türkiye için hayati bir konu. Nüfusumuzun özellikle kendini yenileme oranındaki düşüş alarm veriyor. Bunu artırmak, geleceğimiz için çok çok önemli. Dijital teknolojilerin olumsuz sonuçlarından biri de malum bireyselleşme ve yalnızlaşmanın yaygın hale gelmesi. Bu durum, toplumda ailenin ve aile değerlerinin hak ettiği ilgiyi görmemesi riskini beraberinde getiriyor. Bunlarla mücadele etmek, nüfusumuzu korumak için çeşitli önlemler almak, devlet olarak bizim asli vazifemiz. Bütün bunlarla beraber, yıllardır bu tehlikeye dikkat çeken bir siyasetçi olarak, haksız eleştirilere maruz kaldık. 3 çocuk ikazımızın ne kadar haklı olduğunu ortaya koyduk. Mevcut tabloda haklılığımız ortaya çıktı. Aile ve Gençlik Fonu bu amaçla kuruldu ve bugüne kadar 205 binin üzerinde gencimiz bundan yararlanmaya hak kazandı. 140 binin üzerinde gencimize toplam 11,6 milyar lira ödeme yaptık. Aile danışmanlığı, aile indirim anlaşmaları çocuk sayısına göre desteklerle gençlerin bundan sonra da yanındayız. Bizim derdimiz bu ülkede evlenmedik genç, inşallah tütmedik ocak bırakmamaktır.<br />
Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu her fırsatta vurguluyorsunuz. Bu dönem değil belki ama önümüzdeki dönemde bu anlamda yeni adımlara şahitlik edebilecek miyiz?"Yeni anayasa konusunu her zaman gündemde tutacak ve milletimize verdiğimiz bu sözü mutlaka yerine getireceğiz. Biz, bu konuda hazırlıklarımızı tamamladık ve milletimizin ihtiyaç duyduğu, talep ettiği hususları belirledik. Sivil siyasetten bahsediyorsak, çağın gerekliliklerine uygun mevzuat düzenlemelerinden bahsediyorsak, bunu gerçekleştirmek için atılacak bütün adımları, yeni anayasa ihtiyacıyla birlikte karşılamayı hedef olarak görürüz. Millet, inşallah darbe lekesi taşıyan bir anayasadan kurtulup, yeni, kuşatıcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasaya kavuşmak istiyor. Siyaset, milletin taleplerine kulak tıkayamaz. Bu hasreti sonlandırmak siyaset kurumunun elindedir ve yapması gereken en önemli konudur. Yeni anayasa artık bir lüks değil, ihtiyaç, hatta zorunluluktur. Bu konuyu siyaset üstü görüyor ve açık yüreklilikle siyasi partilere çağrı yapıyoruz. Diyoruz ki; gelin her türlü siyasi önyargıyı bir kenara bırakalım. Toplumun her kesiminin “işte benim anayasam” diyebileceği metni birlikte inşa edelim."</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/erdogan-chpden-akpye-yeni-katilimlar-yasanabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/347638.webp" type="image/jpeg" length="78266"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sırrı Sakık’tan Saral ve Destici’ye tepki: “Yanıt Erdoğan’ın geçmiş konuşmalarında”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/sirri-sakiktan-saral-ve-desticiye-tepki-yanit-erdoganin-gecmis-konusmalarinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/sirri-sakiktan-saral-ve-desticiye-tepki-yanit-erdoganin-gecmis-konusmalarinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Partili Sırrı Sakık, Ahmet Türk’ün “Kürdistan” ifadesi üzerinden yürüyen tartışmalarda Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve BBP lideri Mustafa Destici’ye tepki göstererek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmiş açıklamalarını hatırlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık, 'Kürdistan' sözünü kullanan Ahmet Türk'ü hedef alan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'ye tepki gösterdi.<br />
Türk'ün, Amedspor'un Süper Lig'e yükselmesini tebrik ederken kullandığı 'Kürdistan' ifadesine tepki gösteren Saral, "Bu topraklarda “Kürdistan” diye bir devlet de yoktur, olamayacaktır... Konuşurken sınırını, yerini ve haddini bileceksin!" ifadelerini kullanmıştı.</p>

<p>Aynı sözlere tepki gösteren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ise "Ne Kürdistan’ı lan! Burası Türkiye Cumhuriyeti. Beğenmiyorsan defolup gidersin" sözleriyle Ahmet Türk'ü hedef almıştı.</p>

<p>Destici'nin tepkisiyle ilgili İlke TV'ye konuşan Türk, "Mustafa Destici'yi ciddiye almıyorum. Cevap verilecek biri değil" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
"HALKTA BÜYÜK BİR KARŞILIĞI YOK"</p>

<p>Tartışmaya DEM Parti Milletvekili Sırrı Sakık da dahil oldu. Nûmedya24’e konuşan Sakık, “Bunların halkta büyük bir karşılığı yoktur. Bunlar geçmişten bugüne çözüm karşıtı olmuş, Kürt halkına yönelik bütün zalimane politikaların yanında durmuş kişilerdir. Ahmet Türk’ün sözlerine karşı verilen tepki bu insanların cehaletini ve olaydan bihaber olduğunu da gösteriyor” sözleriyle Destici'ye yanıt verdi.</p>

<p><br />
"ERDOĞAN’I DİNLESİN VE CEVABINI ONDAN ALSIN"</p>

<p>Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’a da tepki gösteren Sakık, şu ifadeleri kullandı:<br />
“Cumhurbaşkanı danışmanı Kürdistan’ın nerede olduğunu öğrenmek istiyorsa dönemin Başbakanı olan ve bugünün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın o konuşmasını dinlesin ve cevabını ondan alsın. Cumhurbaşkanı danışmanı açıklama yapmadan önce gidip Erdoğan’la konuşsun, Kürdistan’ın nerede olduğunu ve hangi bölge ile şehirleri kapsadığını ondan öğrensin. Bunlar eğitimden yoksun cahil insanlar."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/sirri-sakiktan-saral-ve-desticiye-tepki-yanit-erdoganin-gecmis-konusmalarinda</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-14t130957780.jpeg" type="image/jpeg" length="36762"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakırhan’dan çözüm süreci çıkışı: “Sorunları çözmek için ilerlemek gerekiyor”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bakirhandan-cozum-sureci-cikisi-sorunlari-cozmek-icin-ilerlemek-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bakirhandan-cozum-sureci-cikisi-sorunlari-cozmek-icin-ilerlemek-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuncer Bakırhan, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmesinde toplumun artık somut adım beklediğini belirterek, “Türkiye’nin sorunlarını çözmek için ilerlemek gerekiyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Kürt meselesinin çözümüne yönelik olarak başlatılan ve ikinci yılına doğru ilerleyen sürecin ana aktörlerinden biri olan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sürecin el yordamıyla yürüdüğünü söyledi.</p>

<p>Agos gazetesinden Burcu Karakaş’a röportaj veren Bakırhan, “Sayın Öcalan’ın durumu da öyle. Rahat çalışma, iletişim, sağlık, yaşam koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu süreç 12 metrekarede yürümez” dedi.</p>

<p>“Hem örgüt yöneticilerini hem devlet yetkililerini biraz daha cesur olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullanan Bakırhan, Burcu Karakaş’ın sürecin ana başlıklarına ilişkin sorularını yanıtladı.</p>

<h6><br />
Tülay Hatimoğulları, Meclis’teki grup konuşmasında “Bütün adımların bir anda atılamayacağını biliyoruz” dedi. Peki tutuklu seçilmişlerin durumu konusunda adım atmak için iktidar bir eşik mi bekliyor?</h6>

<p></p>

<p>Tutuklu yargılanan seçilmişlerin süreç beklenmeden bırakılmaları gerekiyor. Ama bu konuda çok muhafazakar bir yönetime sahip Türkiye. Seçilmiş insanın içeride ne işi olur? Seçilmiş sandıkla gelir, sandıkla gider. Çeşitli gerekçelerle, yargı sopası da kullanarak rakiple bu yönlü mücadele etmek doğru değil. Dolayısıyla bu sürecin bir şartı değil. Sürece bağlamak da doğru değil. Süreç ağır ilerler, durur, zamana yayılır. Bunlara bakılmaksızın bir an önce serbest kalmaları gerekiyor.</p>

<h6><br />
Pazarlık konusu ediliyorlar mı?</h6>

<p>Bir pazarlık falan yok. Bütün samimiyetimle söylüyorum. Bir defa belki bu soruya böyle yanıt veriyorum: Bir “al-ver” meselesi yok. Süreç adım adım ilerleyecek. Sürecin ilk adımı özel yasa. PKK ve bütün sonuçlarını ortadan kaldıran bir yasa. En başından da böyle kuruldu. Sonraki aşamalar zaten Türkiye’nin uzun yıllardır yaşamış olduğu demokratikleşme meseleleridir.</p>

<h6><br />
“Yasayı çıkaralım, sonra bakarız” gibi bir yaklaşımı mı var iktidarın?</h6>

<p>Yasanın çıkması, başka bir aşamaya geçilmesi anlamına gelir. Bu aşamanın sonrası demokratikleşmedir. Barış ve demokratikleşmenin birbirinden ayrı düşünülmemesi gerekir. Gönül isterdi ki hepsi bir arada olsun. Ama işte karşımızda şimdilik böyle bir yaklaşım yok. Meselelere yaklaşım konusunda çok tutucu bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu adımlar da yasayla birlikte olabilir.</p>

<h6><br />
Yasa çıktı ama Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ gibi seçilmişler tahliye edilmedi. Böyle bir şey mümkün mü?</h6>

<p>Bahsettiğiniz arkadaşların çoğu örgüt üyeliğinden yargılanıyor. Cezanız bitiyor ama bir kurul oluşturuluyor. “Bu arkadaş cezasını tamamladı ama henüz çeşitli sebeplerden dolayı çıkamaz” dediği zaman çıkamıyorsunuz. Kendisini yargı yerine koyan kurullar var. Bu yasayla birlikte Türkiye normalleşme sürecine girmeli. Kendi demokrasisini gözden geçirmeli. İktidar yargı meselesini masaya yatırmalı.</p>

<p><br />
<strong>Böyle bir muhasebenin olacağına dair inancınız var mı?</strong></p>

<p>Zaten olmayacaksa diğerinin tek başına olmasının anlamı yok. Buradan çıkarır, diğer türlü gerekçeyle içeri atar. Ben çorabın söküğü gibi diyorum. Demokrasiye, insan haklarına saygı duyması gereken bir anlayış ve yasaların olması gerekiyor.</p>

<h6><br />
<strong>Somut adımların henüz atılmamış olması tabana nasıl yansıyor?</strong></h6>

<p>Taban zannediyor ki biz 7/24 devletle masada oturuyoruz. Böyle bir dünya yok. Bunun kendi içerisinde bir mekanizması, bir ritmi var. Dönem dönem duraksıyor, dönem dönem ilerliyor, dönem dönem çok ileri şeyler konuşuyoruz. Dönem dönem Ortadoğu’daki, dünyadaki gelişmelerden dolayı biraz daha yavaş akıyor. Bazen de “Şu da bu da mı olacak” biçimden ziyade, adım adım ilerlemenin yollarını aramakta yarar var. Biraz zaman alacak, biraz mücadeleyle olacak. Türkiye’nin devasa sorunları var. O sorunları çözebilmemiz için bu meselede yol almamız gerekiyor. Biraz sabırlı olmak gerekiyor. Sabırlı olmak, izlemek değil. Sabırlı ama mücadeleyi büyüten, demokratik basınç oluşturan, sürece omuz veren bir rol oynayabilirsek bu soruların tamamının yanıtını bulabiliriz. Sanki sadece Kürtlerin mağdur olduğu haklar konuşulacak, çözülecek gibi bir algı yaratılıyor. Diyorlar ya, tırnak içerisinde “Ermeni’yi dövdürmeyecektin” diye, birbirimizi dövdürmemize gerek yok. Demokrasi hepimizin sorunudur.</p>

<h6><br />
Sürecin demokrasiye hizmet ettiği konusunda toplumun ikna olduğunu düşünüyor musunuz?</h6>

<p>Toplum çok şeyler yaşadı. Artık söz değil, somutu görmek istiyor. Henüz orada bir şey yok. Bu olmayınca kuşkuyla bakıyor. Güvenle yaklaşmıyor. Sorguluyor. Bu konuda toplumu suçlamak doğru değil. Kuşkuyla yaklaşması aslında çok kıymetlidir.</p>

<h6>İktidarın üzerinde çalıştığı, PKK’lilerin Türkiye’ye dönüşünü düzenleyecek yasa taslağında kapsam tartışması yaşandığı anlaşılıyor. Abdullah Öcalan ve DEM Parti, “Yasa bütün arkadaşları kapsamalı” yaklaşımını benimsiyor. Ancak devletin üst düzey PKK’lilerin kapsam dışında tutulmasını istediği konuşuluyor. Uzlaşı mümkün mü?</h6>

<p>Barışacaksak parantez içinde parantez olması doğru değil. Kapsayıcı bir yasa, kapsayıcı bir yaklaşım, yeni bir sayfa… Kategori her meselede problemlidir. Bu meselede de bence teşvik eden yasalar olmalı. Bir insan silahı bırakırken nereye gideceğini, neye gideceğini bilmeli. Henüz ortada bir şey yok yani. Otuz yıldır orada olan insanın neye katılıp katılmadığını nasıl tespit edeceksiniz? Bütüncül bir yasa olmalı.</p>

<h6><br />
Taslak da bu kapsayacılıkta mı hazırlanıyor?</h6>

<p>Taslağı biz görmedik. Bizim de bir taslağımız var ama önce iktidarın bu konuda ne düşündüğünü görmek istiyoruz. Kapsayıcı bir taslak olmalı. Bir takvim yok ama Meclis’in açılışına bence yetiştirmek gerekiyor. Ciddi bir güvensizlik var. Türkiye’de herkes bir tedirginlik içerisinde. Bunu kırmak gerekiyor. Bu süreci de buna vesile yapmak gerekiyor. Öyle bir taslak olmalı ki kimsenin kafasına bir tereddüt kalmamalı.</p>

<h6><br />
Beklenen yasa taslağı üzerinde uzlaşılmazsa ne olur?</h6>

<p>Bence uzlaşılmalı, niye uzlaşılmasın? Yani eğer silahı tehdit olarak görüyorsan, silahın bırakılması için bir zemin oluşmuşsa devlet olarak size düşen o zemini kapsayıcı kullanmak ki kimsenin elinde silah kalmasın. Zorla alamadığımıza göre, o zaman güzellikle almak gerekiyor. Kapsayıcı olmakta yarar var. Diğeri biraz zamana yaymak olur. Türkiye yeterince ağır dönemler geçirdi. Bu süreci hafifletecek bir yaklaşıma ihtiyacı var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h6><br />
DEM Parti’nin, silah bırakan bazı grupların hukuki düzenleme olmadığı için Türkiye’ye gelemediği yönündeki iddiasına karşı bazı AKP’liler, mevcut kanunların buna imkân verdiğini belirtti. Geçmişteki tecrübeler tersini gösterirken bu açıklamaların yapılmasındaki niyeti nasıl okuyorsunuz?</h6>

<p></p>

<p>Mevcut yasalar bu meseleyi çözecek içerikte olsaydı o zaman birkaç aydır süren tartışmalar niye? İki defa barış grupları geldi, 12 yıl cezaevinde kaldılar. Hatta yaşamını yitirenler oldu. Ben onların niyetini bilmiyorum ama biz bu konularda iyi niyetliyiz. Ve sadece iyi niyetin yetmediğini bildiğimiz için hukukun da gerekli olduğunu söylüyoruz. “PKK silah bırakma konusunda samimi midir” derseniz, 35 yıldır Kürt hareketi içerisinde siyaset yapan birisi olarak samimi olduklarına inanıyorum. Bir güvence olmadan insanlara “Bırakın, gelin” denilmesini anlamakta zorlanıyorum. Örgütün ve devletin birbirine karşı mesafeli olması, tereddütle yaklaşması gayet normal. Kırk yıldır birbirleriyle savaşıyorlar. Ama ikisinin de tereddütlü olmasını aşacak bir yol var. Bu konuda açık, şeffaf bir yaklaşım ortaya koymak gerekiyor. Eş güdümlü adımların atılmasının bu süreci çözebilecek kilit olduğunu belirtmek istiyorum.</p>

<h6><br />
Örgütün lider kadrosunun demokratik siyasete katılması konusunda partinin yaklaşımı nedir?</h6>

<p>Ona örgütün kendisi karar verir. Bu konuda onlar adına konuşmak çok etik değil. Ama kendi adıma söylüyorum barışılacaksa temiz bir sayfa, yeni bir sayfayı birlikte açmak gerekir. Tereddüt ararsak dünya kadar ortaya çıkar. Tereddütler üzerinden siyaset yürütmek, görüşmeleri barışa ulaştırmak çok zordur. Barış cesaret ister, tereddütleri giderecek adımlar ister, yaklaşım ister. Tereddüt ve barış birbiriyle çelişen kavramlardır. Biraz daha cesur olmaya davet ediyorum hem örgüt yöneticilerini hem devlet yetkililerini.</p>

<h6><br />
İktidarın Kürt meselesini demokratik çözüm perspektifinden çok, kendi siyasi geleceği ve rejimin devamlılığı açısından araçsallaştırdığı yönünde eleştiriler yapılıyor. Bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?</h6>

<p>İktidarın ne düşündüğü konusunda bir sürü yorum yapabiliriz ama netice itibariyle barış kendisini arasallaştıran yaklaşımların her zaman çok üzerindedir. Barış sürecini araçsallaştırmak kimseye kazandırmaz. Bence iktidarın araçsallaştırma yerine demokratikleşme adımlarını atması ona daha fazla puan kazandırır. Bu mesele araçsallaştırılacak bir mesele değil, Kürtler araçsallaştırılacak bir halk değil. Biz böyle bakmıyoruz. Süreci önemsiyoruz. Henüz atılmış bir adım yok. Onları görünce anlarız. Boş gündemlerle tartışma yerine bir araya gelerek birlikte iktidarı adım atmaya zorlamak en doğrusu. Çok somut görev ve sorumluluklarımız var. Bunları birlikte yerine getirirsek hiç kimse bir şeyi araçsallaştıramaz.</p>

<h6><br />
Demokrasi konusunda muhalefetle ortak bir siyasi hat kurabildiğinizi düşünüyor musunuz?</h6>

<p>Geçmişte CHP’nin yaşadıklarını defalarca yaşayan bir parti geleneğinden geliyoruz. Bu yol kimseyi büyütmez, bu yol kimseye katkı sunmaz. Biz muhalefetiz, muhalefet kimliğimiz devam ediyor. Bir sürecin devam etmesi, muhalefet kimliğimizden vazgeçmemiz anlamına gelmiyor. Biz iktidarla bu meselenin çözümü için masada oturuyoruz. Kimin seçileceğiyle ilgili bir tartışma yürütmüyoruz. Seçimde nerede duracağımızı kimseyle tartışmıyoruz. “O masada oturduk, önümüzdeki seçimde bizimle işbirliği yapın” diyen duymadım. Dolayısıyla muhalefetin de bu durumu iyi okuması gerekiyor. Şu ana kadar sayın Özgür Özel ve partisi gerçekten bu konuda çok kapsayıcı bir yerde durdular. Her şeye rağmen komisyonda kalmaya devam ettiler. Hâlâ da her yerde süreci desteklediklerini söylüyorlar. Onlar da bizim nerede durduğumuzu, nasıl durduğumuzu biliyorlar. Sadece kendisine geldiği zaman savunmaya geçmeyen, diğer muhalefet partilerine de yapılanlar karşısında her zaman bize yapılmış gibi hisseden bir siyasi partiyiz. Umarım muhalefete, özellikle CHP’ye yönelik baskılar artık son bulur. Türkiye çok yoruldu.</p>

<h6><br />
AKP kaynakları, Öcalan’ın koşullarının esnetilmesi, Kandil’le doğrudan iletişim kurması ve gazeteci-akademisyenlerle görüşebilmesine sıcak bakılabileceğini söylüyor. Bu yaklaşımı “müzakere zemininin genişlemesi” olarak mı görüyorsunuz, yoksa bunun hukuki bir çerçeveye kavuşması gerektiği kanaatinde misiniz?</h6>

<p>Süreç el yordamıyla yürüyor. Adını koymak gerekiyor. Sayın Öcalan’ın durumu da öyle. Rahat çalışma, iletişim, sağlık, yaşam koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu bir talep olarak değil, zaten olması gereken bir şeydir. Bu süreç 12 metrekarede yürümez. Hiç olmayan iletişim kanallarıyla nasıl yürütülecek? Devasa bir örgütten bahsediyorsun. Sayın Öcalan’ın ve sürecinin hukukunun tanınması gerekiyor. Yeterince Türkiye kamuoyu tarafından tanındığını düşünmüyorum. Çok yanlış bir algı oluşturuldu. Maalesef o da kırılamadı. Bir biçimde bu ülkenin demokratik dönüşümüne katkı sunuyor. Entelektüel bir insan. Ortadoğu’yu, Türkiye’yi çok iyi analiz ediyor. Sizin de gidip bu soruları mesela kendisiyle konuşmanızı isterdim.</p>

<h6><br />
<strong>Öcalan’ın doğrudan temas kurabilmesine yönelik koşulların oluşturulması kısa vadede ihtimal dahilinde mi?</strong></h6>

<p>Yüzde yüz olması gereken bir şeydir. Biz 4-5 saat görüştük kendisiyle. Ben çok etkilendim. Kendisini uzun süre takip eden biri olarak ben etkilediysem, kendisini hiç tanımayan, devletin oluşturduğu algılarla tanıyan bir insanla Öcalan’la karşılaştıktan sonra hangi duyguları yaşayacağını da çok merak ediyorum. Eğer olumsuz dönerse ben özeleştiri veririm. Bunu objektif söylüyorum. Bahanelere çok takılmamak gerekiyor. Yol almamız gerekiyor. Türkiye’nin yol almaya ihtiyacı var. Aslında bir yolumuz da var. O eski statikocu mantıkla yaklaştığımız için “Acaba ilerlersem önüm uçurum mu?” diye düşünülüyor. İlerlemeden uçurum mu, daha geniş bir zemin mi olduğunu göremiyorsunuz. Biz diyoruz ki önünde barış var, huzur var, refah var, mutluluk var. Kardeşlik var, eşit yurttaşlık var. Ama önünü görmeyenlere de diyoruz, yürümeden göremezsin önünde ne olduğunu. Birlikte yürüyelim. Emin olun aydınlık bir Türkiye’nin yolunu orada göreceğiz.</p>

<h6><br />
<strong>Bu yoldan dönülür mü?</strong></h6>

<p>Sanmıyorum ben. Yani gelinen noktada ne iktidarın ne PKK’nin bu yoldan sapabileceğini düşünüyorum. Bu kadar emin konuşuyorum. Çünkü toplum bu yoldan döneni affetmez. Yani sandıksa sandıkta mahkûm eder. Başka türlü ise yüreğinde mahkûm eder. Dönülmez bir yoldayız. Biraz iddialı olacak ama Türkiye’nin mevcut koşullarına, PKK’nin dönüşümüne baktığımda dönülmez bir yolda olduğumuzu görüyorum.</p>

<h6><br />
<strong>Tuncer Bakırhan’ı kişisel olarak sürecin başından bu yana en çok zorlayan ne oldu? </strong></h6>

<p>Büyük beklentiler var. İnsanlar sanki bizim her şeye karar vereceğimizi düşünüyor. Yani bize soruyor. Onlara yanıt olmamak bence dünyanın en zor işidir. Barış annelerinin hikayelerini dinleyince etkilenmemek elde değil. Üç-dört çocuğunu yitirmiş, köyü yakılmış. Eşi faili meçhul cinayete gitmiş. Bu insanların bütün umutları sizde. Ve sizden bir yanıt bekliyorlar. Buraya bir yanıt vereceksiniz ama diğer tarafta da işler henüz istediğiniz ritimde de gitmiyor. Dolayısıyla arafta kalmak ve araf dilini kullanmak kadar zor bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani emin olun bugüne kadar dünya kadar şey yaşadık ama o kadar zorlanmadım, şimdi zorlandım. “Ne zaman olacak?”, “Nasıl olacak?”, “Umutlu musun?” gibi sorulara yanıt vermek çok zor. Bu soruların devamlı olumlu olması için mücadele ediyoruz. Bütün hücrelerimizle bu süreci ilerletmek, toplumsallaştırmak için yoğun bir çaba içerisindeyiz.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: İlke Tv</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bakirhandan-cozum-sureci-cikisi-sorunlari-cozmek-icin-ilerlemek-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/images-2026-05-14t120334443.jpeg" type="image/jpeg" length="45907"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti–CHP görüşmesi sona erdi: Meclis’te ortak çalışma ve müzakere çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dem-parti-chp-gorusmesi-sona-erdi-mecliste-ortak-calisma-ve-muzakere-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dem-parti-chp-gorusmesi-sona-erdi-mecliste-ortak-calisma-ve-muzakere-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’li Gökhan Günaydın, ara seçimin “tercih değil zorunluluk” olduğunu belirtirken; DEM Partili Sezai Temelli, yasa tekliflerinin ortak hazırlanması ve müzakere zemininin güçlendirilmesi çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Ekonomi Komisyonu Eş Sözcüsü Saruhan Oluç ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen, Gül Çiftçi ve CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’dan oluşan heyeti Meclis’te görüşmesi sona erdi.</p>

<p>Görüşme sonrasında CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP grubu olarak Meclis'te grubu bulunan muhalefet partilerinin tümünü ziyaret edeceklerinin bilgisini paylaşarak, ilk ziyareti DEM Parti’ye yaptıklarını aktardı.</p>

<h3>Ara seçim mesajı</h3>

<p>Ziyaretlerinde “ara seçim” de ele aldıklarını ifade eden Günaydın, "Biliyorsunuz Türkiye'de çok ciddi iktisadi sorunlar var. Türkiye'nin yönetilme sorunları var ve yapılan araştırmalar toplumun üçte ikisinin bir erken seçim isteğini gösteriyor. Erken seçim talebini karşılamayan AKP'nin Anayasanın 78'inci maddesini hatırlatmakta fayda var. Çünkü ara seçim bir tercih değil bir zorunluluk. Anayasa 78 diyor ki; en son seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra bir sonraki seçime de bir yıl varsa bu dönem içerisinde bir ara seçim yapılır. Eğer mecliste boşalmalar varsa. Peki Meclis’te boşalmalar var mı? Evet var. Bizim Kırıkkale, Afyon, Adıyaman ve Kastamonu milletvekillerimiz istifa etmek suretiyle seçimlere girdiler ve belediye başkanı seçildiler. Demek ki bu dört koltukta bir boşalma var” diye konuştu.</p>

<p>Günaydın, yaşamını yitiren ve başka sebeplerle milletvekilliğinden ayrılanlara da işaret ederek, ara seçime ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>

<h3>“Kurullarımızla görüşeceğiz”</h3>

<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise ara seçim konusunda istişarede bulunduklarını ifade ederek, "Her şeyden önce Can Atalay'ın bir an önce Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak cezaevinden Meclis’ e dönmesini bekliyoruz. Diğer taraftan tabii ara seçim konusunda gerçekten önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Anayasa 78 ortada. Biz bu konuyu bir an önce kurullarımıza ileteceğiz, kurullarımızla tartışacağız ve bu görüşmenin sonuçlarını sizlerle de bu vesileyle paylaşacağız" diye belirtti.</p>

<h3>“Önceliğmiz yasa teklifini birlikte hazırlamak”</h3>

<p>Gazetecilerin süreç ile ilgili sorusuna da yanıt veren Temelli, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un sürece dair de inisiyatif alması gerektiğini söyledi. Meclis'in süreç konusunda etkin çalışmasının önemine işaret eden Temelli, "Bizim yasa teklifimizi sunmamız o kadar zor bir şey değil ama bizim özellikle demokrasi, müzakere zemininin zenginleşmesi, buranın hareket etmesi önceliğimiz. Dolayısıyla bir yasa teklifini birlikte hazırlamak gibi önceliklerimiz var. Bütün partilere çağrımız bu yönde. Komisyonun zaten oluşması önemli bir müzakere zeminiydi. Bu müzakere zemini yeniden canlandırmak, hele ki bu kadar önemli bir yasanın konuşulduğu bir yerde canlandırmak çok çok önemli olacaktır diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dem-parti-chp-gorusmesi-sona-erdi-mecliste-ortak-calisma-ve-muzakere-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/347228.webp" type="image/jpeg" length="90674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakırhan: “Barış sürecinin en büyük eksiği hukuk zeminidir”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bakirhan-baris-surecinin-en-buyuk-eksigi-hukuk-zeminidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bakirhan-baris-surecinin-en-buyuk-eksigi-hukuk-zeminidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuncer Bakırhan, barış sürecine ilişkin değerlendirmesinde geniş bir toplumsal uzlaşı oluştuğunu belirterek, CHP’nin katkısının önemli olduğunu söyledi. Sürecin daha sağlam ilerlemesi için yasal ve hukuki adımların eş zamanlı atılması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, barışın sadece DEM Parti’nin değil tüm siyasi aktörlerin sorumluluğu olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Cumhur İttifakı’nın Kürt meselesinin çözümü için başlatılan ve devam eden sürece ilişkin Cumhuriyet’e konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakırhan; sürecin ilerleme hızı, yurttaşın sürece bakışı, ana muhalefetin süreçteki rolü ve TBMM’deki 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşma hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Bir süredir sürecin temposunda bir yavaşlama yaşandığını belirten Bakırhan, sürecin hızını değerlendirmeden önce, süreçte azımsanmayacak, tarihin kayıt düşmesi gereken şeyler yaşandığını dile getirdi.</p>

<p>Çatışma ve barış deneyimlerinde dünyada neredeyse hiç görülmemiş bir şey olduğunu söyleyen Bakırhan, “Piramit terse çevrildi. Sürecin daha ilk evrelerinde PKK kendini feshetti. Silahlar yalnızca susturmadı; yakıldı. Bu, ‘bir gün silahlar tekrar çıkar’ kapısını kapatan bir karardı. Silahı bıraktılar, demokratik siyaseti seçtiler. ‘Dağdan ovaya gelmek istediklerini’ söylediler. Bu mesaj verildi; net, somut ve geri dönüşü olmayan bir mesaj. Meclis de bu tarihi çağrıya kayıtsız kalmadı. Türkiye tarihinde ilk kez, Kürt meselesinin çözümü ve barış için bu denli geniş bir siyasal konsensüs oluştu; bir komisyon kuruldu. Bunlar küçük gelişmeler değil. Bunlar, onlarca yılın acısını, kaybını ve yorgunluğunu aşmaya talip olan bir iradenin somut ifadeleri” dedi.</p>

<p><br />
<strong>‘Silah bırakma ve yasal adım eşgüdümlü olmalı’ </strong></p>

<p>Yasal düzenlemelerde gecikmelerin biriktiğini belirten Bakırhan, “Tarihin hızına yetişemeyen bir hukuk zemini, bu sürecin en zayıf halkası haline geldi. Sürecin hukukunun oluşmaması en büyük eksiklik. Burada altını çizmek istediğimiz nokta şu: Silah bırakma ve yasal zemin ‘önce biri sonra diğeri’ mantığı üzerinden değil, eşgüdümle, birlikte yol alarak ilerlemeli. Şimdi bazı olumlu işaretler var. 23 Nisan’daki Meclis konuşmaları, ardından gelen resepsiyon, bizim önerdiğimiz ‘Barış İzleme ve Takip Kurulu’, Sayın Bahçeli’nin gündeme taşıdığı ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ mekanizması ve son olarak Sayın Cumhurbaşkanının ‘Bu süreçten geriye dönüş yok mesajı’ … Tüm bunların ardından ‘artık adım atılmalı’ tartışmaları hem genişledi hem derinleşti. Bunu önemli ve olumlu buluyoruz” diye konuştu.</p>

<p><br />
<strong>‘Sürece stratejik bakıyoruz’ </strong></p>

<p>Komisyon raporunun, artık beklemeyi kaldırmadığını ifade eden Bakırhan, “Raporlar çekmecelerde değil, yasalarda anlam kazanır. O raporu şimdi somut bir takvime bağlamak, yasal adımları hayata geçirmek zorundayız. Biz bu sürece stratejik bakıyoruz. Günübirlik hesapların, anlık kazanım kaygılarının değil; tüm Türkiye’nin geleceğini güvence altına alacak kalıcı bir barışın peşindeyiz. Bu süreçte ciddiyet şart, suhuletle hareket etmek şart; ama en az bunlar kadar cesaret ve kararlılık da şart. Stratejik aklın bu sürece sahip çıkması için başka bir seçenek yok” dedi.</p>

<p><br />
<strong>‘Halk barış istiyor, ama belirsizlik istemiyor’</strong></p>

<p>Sürecin başından beri sahada olduklarını kaydeden Bakırhan, sürecin ‘anlam ve önemini’ birçok kesimle konuştuklarını belirterek, yurttaşların sürece ilişkin önerilerini dinlediklerini söyledi. Sürece eleştirilerin temel eksenini ‘somut adımlar’ başlığının oluşturduğunu ifade eden Bakırhan, “Geçen bunca zamana rağmen halen yasal bir adımın atılmaması insanları düşündürüyor. Halk barış istiyor, ama belirsizlik istemiyor. İnsanlar sürecin ilerlemesini istiyor, fakat bunun somut adımlarla güvenceye kavuşmasını bekliyor. Bu açıdan toplumun soruları, talepleri son derece rasyoneldir. Örneğin yasa dahi gerektirmeyen konularda neden hâlâ adım atılmadığını soruyorlar. Bir yandan barıştan söz edilirken, diğer yandan kayyum uygulamalarının, siyasi operasyonların, gözaltı ve tutuklamaların, cezaevlerindeki ağır koşulların neden sürdüğünü dile getiriyorlar” şeklinde konuştu.</p>

<p><br />
<strong>‘Sorumluluk sadece DEM Parti’ye ait değildir’</strong></p>

<p>Aldıkları en yaygın önerinin, ‘sürecin selameti için çalışılması, daha fazla anlatılması ve sahiplenilmesi’ olduğunu aktaran Bakırhan, “Ama bu sorumluluk sadece DEM Parti’ye ait değildir. Barış, tek bir partinin omzuna bırakılacak kadar dar; ertelenecek kadar küçük bir mesele değildir. Bu ülkenin geleceğiyle ilgilidir. Dolayısıyla bütün siyasi partiler, demokratik kamuoyu, sivil toplum, emek örgütleri, kadınlar, gençler, aydınlar, inanç çevreleri bu sürece daha fazla katkı sunabilir. Sahadan gelen bir diğer güçlü talep de Meclis’in daha etkin rol üstlenmesidir. Yurttaşlar Meclis’in daha net, daha hızlı, daha cesur davranmasını bekliyor. Sahadan, yurttaşlardan gelen her eleştiriyi, her öneriyi, her kaygıyı sürecin güçlenmesi için bir katkı olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.</p>

<p><br />
<strong>‘CHP’nin barışın gerçekleşmesinde aktif rol alabileceğine inanıyorum’</strong></p>

<p>Bakırhan CHP’nin sürece yaklaşımını ise şu sözlerle değerlendirdi:</p>

<p>“Sayın Özgür Özel başta olmak üzere CHP yönetiminin tutumunu sürece karşıt pozisyonda durma olarak tarif edersek haksızlık yapmış oluruz. Partileri üzerindeki yargı baskısı, çeşitli çevrelerin milliyetçi-ırkçı basınçlarına rağmen barış sürecine dönük çok önemli destek ve katkılar gerçekleştirdiler. TBMM bünyesindeki komisyona katılmaları, orada sundukları katkılar; yine Sayın Özgür Özel’in ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun süreci güçlü şekilde sahiplenmesi önemlidir. Komisyon raporlarında daha güçlü bir rapor beklerdik. Ama biz bardağın dolu tarafına odaklanıyoruz. CHP’nin sürecin bugünlere gelmesinde önemli katkısı vardır. Bu konuda tek bir şüpheye yer yoktur. CHP’nin de içinde olduğu Kürt meselesinin çözümü daha sağlam bir zeminde olur. Bu sebeple, CHP’nin ve tüm muhalefetin demokratik ve hukuki bir güvence içerisinde faaliyetlerini sürdürebilmesi gerekiyor. Öte yandan CHP’nin ana muhalefet partisi olarak barışın gerçekleşmesinde daha güçlü ve aktif rol alabileceğine inanıyorum.”<br />
Meclis’teki 23 Nisan özel oturumunda yaptığı konuşmada ‘Cumhuriyetin devrimci bir fikir olduğunu’ dediğini anımsatan Bakırhan, “Türkiye’de tarih, sosyoloji, siyaset ve hatta hakikat; ideolojik pencerelerin sınırlarından bir türlü kurtulamıyor. Bilimsel bir mesafeyle ele alınamıyor. Oysa bugünden dönüp baktığımızda şunu açıkça söyleyebiliriz: ‘Cumhuriyete geçiş, kendi döneminin koşullarında fikri bir devrimdi. Cumhuriyet fikrine bakışımız budur.’ Ama derdimiz Cumhuriyetin yüzyılı aşan serüveniyle. Kuruluşun fikri devrimci ruhunun, zamanla nasıl içe kapandığıyla. Ve demokrasideki derin, yapısal eksikliklerle. Cumhuriyet kuruldu; yüz yıldır yasama, yürütme ve yargı gerçek anlamda birbirinden ayrılamadı. Kuvvetler ayrılığı ilkesi kâğıt üzerinde kaldı, pratikte hiyerarşi hep korundu. Yargı bağımsızlığı zayıf kaldı; mahkemeler siyasetin aracına dönüştü. Yasama denetim işlevini tam anlamıyla yerine getiremedi. Yürütme güçlendi, diğerleri zayıfladı. Bu denge bozukluğu, Cumhuriyetin demokratik olgunlaşmasının önündeki en büyük engeldi” açıklamasını yaptı.</p>

<p><br />
<strong>‘Demokrasi eksikliğini ortadan kaldıralım’</strong></p>

<p>Hak ve özgürlükler meselesinde devletin hep çekingen kaldığını belirten Bakırhan, “Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı; bunlar tehdit olarak görüldü, güvence olarak değil. Farklı kimliklerin, dillerin, inançların kamusal alanda var olması kısıtlandı. Cumhuriyet, vatandaş yetiştirmeyi hedefledi; ama o vatandaşın haklarını tam anlamıyla güvence altına almakta geç kaldı, zaman zaman da hiç almadı. Cumhuriyet, halka mal edilmedikçe, topluma yayılmadıkça, özcesi demokratikleşmedikçe; kurdunu içinde barındıran bir meyve olarak kaldı. Dışarıdan sağlam görünür ama içten çürür. Şimdi biz diyoruz ki: Demokrasi eksikliğini ortadan kaldıralım. Demokratik Cumhuriyet, halkın olanı tamamen halka verme fikridir. Eşitlik, özgürlük ve adalet projesidir” dedi.<br />
Bakırhan son olarak şunları söyledi:<br />
“İnsanların bize bu konudaki bakış açımızı ideolojik pencerelerin ötesinde görebilmelerini istiyoruz. Çünkü emin olun; o pencereler aralandığında çok fazla statik bakış açısı değişecek, bize karşı inşa edilmiş negatif siyasi putlar kırılacak. Elbette bizlerin de eksikliği olmuştur. Ya derdimizi yeteri kadar iyi anlatamamışız ya da kaygıları yeteri kadar görmemiş olabiliriz. Ez cümle; bu topraklarda 20. yüzyılın büyük fikri Cumhuriyetti. Ama Cumhuriyet, yalnızca ilan edilerek tamamlanmaz; demokrasiyle, eşit yurttaşlıkla, hukukla ve özgürlüklerle tamamlanır. Bugün önümüzde duran görev budur. Cumhuriyeti reddetmek değil, onu dar devlet aklından çıkarıp gerçek anlamda cumhura vermek. Demokratik Cumhuriyet dediğimiz şey tam da budur: Kürdün, Türkün, Alevinin, Sünninin, kadının, gencin, emekçinin, bütün farklılıkların eşit ve özgür biçimde ortak geleceğe katılmasıdır. Cumhuriyetin eksik bırakılmış demokratik vaadini tamamlamakta kararlıyız.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bakirhan-baris-surecinin-en-buyuk-eksigi-hukuk-zeminidir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/tuncer-bakirhan-biz-bu-surece-inaniyoruz-b-t-td-w4qn.jpg" type="image/jpeg" length="62356"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hatimoğulları’ndan barış süreci uyarısı: “Gecikme inancı zayıflatıyor”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/hatimogullarindan-baris-sureci-uyarisi-gecikme-inanci-zayiflatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/hatimogullarindan-baris-sureci-uyarisi-gecikme-inanci-zayiflatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tülay Hatimoğulları, iktidarın barış sürecine ilişkin somut adımlar atmamasının toplumsal beklentileri olumsuz etkilediğini söyledi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, “Süreç uzadıkça, bu süreci destekleyen kesimlerde olumlu sonuç alınacağına dair inançta zayıflama ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kars Kadın Meclisi tarafından Kars 1924 Oteli’nde düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum için Kadın Buluşması”nda konuşan Tülay Hatimoğulları, Türkiye’de barışın inşası için somut adımların atılması gerektiğini söyledi.<br />
Hatimoğulları, Ortadoğu’da süren savaşların halklara ağır bedeller ödettiğini belirterek, barış çağrısının yalnızca Türkiye için değil, tüm bölge açısından hayati önemde olduğunu ifade etti.</p>

<p><br />
‘Ortadoğu’da kalıcı barış arayışı’</p>

<p>Kadınların savaş ortamlarında en ağır hak ihlallerine maruz kaldığını vurgulayan Hatimoğulları, Ezidi, Afgan ve diğer Ortadoğulu kadınların yaşadığı acıların uluslararası kadın dayanışmasını zorunlu kıldığını söyledi.<br />
Hatimoğulları, “Türkiye’de barışı inşa etmek, aynı zamanda Ortadoğu halkları arasında barış ve kardeşlik köprüsünü güçlendirmek anlamına geliyor” dedi.</p>

<p><br />
‘Süreçte tıkanıklıklar var’</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için başlatılan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, toplumun somut yasal düzenlemeler ve siyasi adımlar beklediğini belirtti.</p>

<p>“Süreçte bazı tıkanıklıklar söz konusu” diyen Hatimoğulları, “Süreç uzadıkça bu süreci destekleyenlerin sürecin olumlu sonuçlanacağına dair inancında kimi zayıflıklar ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
‘Tek kanatla kuş uçmaz’</p>

<p>Toplumun barışa verdiği desteğin yüksek olduğunu kaydeden Hatimoğulları, sürecin ilerleyebilmesi için devlet ve iktidarın da somut adımlar atması gerektiğini söyledi.<br />
“Bize, ‘Tek kanatla bir kuşu uçurmaya çalışıyorsunuz’ eleştirisi geliyor” diyen Hatimoğulları, “Kuşun diğer kanadının da inisiyatif alması, cesur davranması ve barışın inşa edilmesi için somut adım atması gerekiyor” dedi.</p>

<p><br />
Kadın cinayetlerine dikkat çekti</p>

<p>Hatimoğulları, savaş ve çatışma ortamının toplumsal çürümeyi derinleştirdiğini belirterek, kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekti.</p>

<p>“Nisan ayında 25 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 14 şüpheli ölüm yaşandı. Bu tablo adeta bir savaş bilançosunu andırıyor” diyen Hatimoğulları, kadınlara yönelik şiddetin sistematik bir sorun olduğunu vurguladı.<br />
Gülistan Doku ve diğer kadınlar için adalet çağrısı<br />
Hatimoğulları, Gülistan Doku dosyasına da değinerek, kadın cinayetleri ve kayıpların aydınlatılması gerektiğini söyledi.<br />
“Gülistan Doku’nun yaşadıkları, birçok kadının yaşadıklarının bir örneğidir” diyen Hatimoğulları, tüm kadınlar için adalet talebini yineledi.</p>

<p><br />
Barış Anneleri’ne selam gönderdi</p>

<p>Hatimoğulları, Ankara’da siyasi partilerle görüşen Barış Anneleri’nin mücadelesini selamlayarak, barışın büyük sabır ve emekle örülen bir iğne oyasına benzediğini ifade etti.<br />
“Barışı ilmek ilmek işleyeceğiz” diyen Hatimoğulları, kadınların öncülüğünde onurlu bir barışın mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p><br />
Kaynak:MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/hatimogullarindan-baris-sureci-uyarisi-gecikme-inanci-zayiflatiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/tulah-hatimogullari.jpeg" type="image/jpeg" length="43761"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TBMM’ye Kürtçe önergesi: “Yasal engeller kaldırılsın”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/tbmmye-kurtce-onergesi-yasal-engeller-kaldirilsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/tbmmye-kurtce-onergesi-yasal-engeller-kaldirilsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Kürtçe’nin kamusal, hukuki ve kültürel alanlardaki kullanımını sınırlayan uygulamaların araştırılması için Meclis’e önerge sundu. Önergede, dil haklarının anayasal güvence altına alınması çağrısı yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete manşetleri </strong>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Kürtçe’nin kamusal, hukuki ve kültürel alandaki kullanımına yönelik engellerin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) Meclis Araştırması önergesi sundu.</p>

<p>Önergede dillerin yalnızca iletişim aracı olmadığı, aynı zamanda tarihsel hafızanın, kültürel kimliğin ve toplumsal varoluşun temel unsuru olduğu vurgulandı. Kürtçe’nin uzun yıllar boyunca inkâr, yasak ve ayrımcı politikaların hedefi haline geldiği ifade edildi.<br />
Eğitim, kamusal hizmetler, kültürel üretim ve medya alanlarında Kürtçe’nin kullanımına yönelik engellerin sürdüğü belirtilen önergede, mevcut durumun dilin gelişimini sınırlandırdığı kaydedildi.</p>

<p><br />
‘Anayasal güvence’</p>

<p>Önergede, ana dilinde eğitim ve kamusal hizmetlere erişim hakkının uluslararası sözleşmelere ve anayasal eşitlik ilkesine rağmen yeterince karşılanmadığı belirtildi. Kürtçe’nin varlığının kabul edilmesine rağmen anayasal güvenceye kavuşturulmadığı ve uygulamaya dönük adımların yetersiz kaldığı ifade edildi.<br />
15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na atıf yapılan önergede, ana dilinin korunması ve geliştirilmesi için kalıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi. Kürt meselesinin çözümünde dilin temel bir unsur olduğu vurgulandı.</p>

<p><br />
Meclis araştırması talebi</p>

<p>Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca sunulan önergede Meclis Araştırması açılması talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Araştırmada şu başlıkların ele alınması istendi:</p>

<p>-Kürtçenin kamusal, hukuki ve kültürel alanlardaki kullanımına yönelik yasal ve fiili engeller</p>

<p>-Bu engellerin tarihsel ve sosyopolitik nedenleri</p>

<p>-Dilin korunması ve geliştirilmesine yönelik çözüm önerileri</p>

<p>-Ana dilinde eğitim ve kamusal hizmetlere erişim politikaları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/tbmmye-kurtce-onergesi-yasal-engeller-kaldirilsin</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/05/255992.webp" type="image/jpeg" length="71416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erdoğan’dan “süreç” mesajı: “Olumlu atmosfer var, süreç olması gerektiği gibi ilerliyor”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/erdogandan-surec-mesaji-olumlu-atmosfer-var-surec-olmasi-gerektigi-gibi-ilerliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/erdogandan-surec-mesaji-olumlu-atmosfer-var-surec-olmasi-gerektigi-gibi-ilerliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada sürece ilişkin “olumlu bir atmosfer” olduğunu belirterek, “Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir” dedi. Erdoğan, CHP’ye yönelik eleştirilerde bulunurken 500 bin sosyal konut projesi ve dış politika mesajlarına da değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek-</strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu.</p>

<p>Erdoğan, konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yüklendi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca sürece dair "23 Nisan resepsiyonda da belirttiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır. Yapılması gerekenler bellidir. Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:<br />
"Filistin'in yiğit evlatlarını bugün bir kez daha hürmetle selamlıyor, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak dualarımızla desteklerimizle daima yanlarında olduğumuzu ifade ediyorum. Yine büyük bir coşku ile gerçekleştirdiğimiz grup toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum, kıymetli misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Tüm teşkilatlarımıza kalpten teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah dayanışmamızı, yol arkadaşlığımızı daim eylesin.</p>

<p>Türkiye'nin Kürt, Arap, Türkmen, Fars ayrımı yapmaksızın bölgedeki tüm kardeşleri ile kucaklaşması, ortak tarih ve gelecek temelinde yeni bir güvenlik paradigması inşa etmeye çalışması tenkit edilecek değil, takdir edilecek bir politikadır. Nasıl etle tırnak birbirinden ayrılmazsa, bin yıldır aynı topraklarda beraber yaşadığımız kardeşlerimizle aramıza kimse giremez, bizi kimse ayıramaz. Dostluğumuzu bozmaya kimsenin gücü yetmez. Kimseye eyvallah demeyeceğiz. Zafer marşlarımızı dostluğumuzla söylemeye devam edeceğiz.</p>

<p></p>

<p>500 BİN SOSYAL KONUT PROJESİ</p>

<p>Yüzyılın sosyal konut projesinin kamuoyu ile paylaştık. Halkımız projemize gerçekten yoğun bir ilgi gösterdi. Öyle ki 500 bin konut için yaklaşık 8 milyon vatandaşımız başvuru yaptı. Vatandaşlarımızın bu itimadına layık olabilmek için hemen kolları sıvadık. 29 Aralık itibariyle kura süreçlerimizi başlattık. 4 ay gibi rekor bir sürede 81 ilimizde noter huzurunda 500 bin hak sahibimizi belirledik.</p>

<p>Önce 500 bin konutu yapacağız, ardından da eserlerimize yenilerini ekleyeceğiz. Biz bu ülkeye, bu millete sevdalıyız.</p>

<p><br />
CHP'YE YÜKLENDİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ana muhalefet gibi lafa gelince basın özgürlüğünden dem vurup sırf yolsuzluklarını ifşa ediyorlar diye kürsüden basın mensuplarını tehdit edenlerden olmadık. Onu kapatacağız, bunun kapısına kilit vuracağız gibi anti-demokratik yollara asla tevessül etmedik. Yıllardır bizi basın özgürlüğü konusunda bizi topa tutanların iki yüzlü tavrına ayrı bir parantez açmak istiyoruz. Biz hafta sonu 100 bin konutun kura çekim törenini yaparken aynı saatlerde CHP genel başkanı belediye başkanlarıyla toplantıdaydı. Toplantı sonrasında çıktı yine ipe sapa gelmez bir sürü ithamda bulundu. Son derece seviyesiz ifadelerle şahsımızı ve partimizi hedef aldı.</p>

<p>Türkiye’nin ana muhalefet partisine asla yakışmayan bir üsluba dinleyenler şahit oldu.</p>

<p>Şu derin çelişkiyi herkes görüyor. Yolsuzlukla yargılanan belediye başkanları karşısında kuzu kesilenler bakıyorsunuz basın mensupları karşısında aslan postuna bürünüyor.<br />
Gazetelerin CHP’nin basın bülteni gibi çıktığı günler artık geride kaldı, ekranların CHP ideolojisine tahsis edildiği günler artık geride kaldı. Aykırı sesleri susturduğunuz günler, artık geride kaldı. Basının sizi eleştirmesine, etik ilkeleri gözeterek haberleştirmesine öyle veya böyle alışacaksınız. Yankı odalarınızdan çıkmaya alışacaksınız. Türkiye uzun yıllar hasretini çektiği çok sesliliğe kavuşmuştur, bundan geri dönüş olmayacaktır.</p>

<p><br />
SÜREÇ MESAJI: OLUMLU ATMOSFER VAR</p>

<p>Süreçle ilgili son günlerde belirli çevreler tarafından köpürtülmek istenen kuru gürültüye kulak asmadığımızı bugün bir kere daha vurguluyorum. Sürece dair karamsar senaryolar yazanlar açık söylüyorum, gerçeklerle değil tamamen beyinleriyle hareket etmektedir. 23 Nisan resepsiyonda da belirttiğim gibi olumlu bir atmosfer vardır. Yapılması gerekenler bellidir. Süreç olması gerektiği şekilde ilerlemektedir. Sorunun devamından çıkar sağlayanların ürettiği algıların hiçbiri bunu değiştirmeyecektir. Biz bu yola ittifak olarak, Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birini kaldırmak için çıktık."</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/erdogandan-surec-mesaji-olumlu-atmosfer-var-surec-olmasi-gerektigi-gibi-ilerliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/750229-ak-parti-tbmm-grup-toplantisi.webp" type="image/jpeg" length="64551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahçeli: Ne Kerkük’ü ne Musul’u unutmayız]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bahceli-ne-kerkuku-ne-musulu-unutmayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bahceli-ne-kerkuku-ne-musulu-unutmayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kerkük Türkmenlerine yönelik gelişmelere değinerek, bölgedeki Türk varlığına sahip çıkacaklarını ifade etti. Bahçeli, soydaşların asla sahipsiz bırakılmayacağını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşuyor.<br />
3 Mayıs Türkçüler günü' hakkında açıklamalarda bulunan Bahçeli, MHP'den kopanlara sitem ederken şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Büyük davalar sadece dışarıdan gelen saldırılarda sınanmaz. İçeride büyüyen tereddütlerle de sınanır. Milliyetçilik, aynı kader duygusuna sarılarak kazanır. Herkes 'bu dava benim için sözden mi ibaret yoksa uğruna bedel ödenecek bir mesuliyet mi?' sorusunu kendisine sormalı. Bu yürüyüş yorulanlarla sürmez. Yükü omuzlayanlarla devam eder. Yorulup kenara çekilenlere lafımız yoktur. Gözü burada olan her kardeşimiz için soframızın yeri bakidir. Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağınızı yere düşürmeyin, leke sürmeyin. Bu ocak, yükünü bu ülküden ayırmayanların ocağıdır."</p>

<p><br />
KERKÜK MESAJI</p>

<p>Kerkük Valisi seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu'nun geçen hafta göreve başladığını hatırlatan Bahçeli, "Türkiye için Kerkük ortak hafızanın ve birlikte yaşamın sembolüdür. Irak ile dostluğumuz iyi niyet beyanlarıyla kalmamalı, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle netleşmelidir" dedi.</p>

<p>MHP lideri, Kerkük hakkındaki sözlerine şöyle devam etti:<br />
"Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulüm, Türk milletinin vicdanına kazınmış, kahredici bir imtihandır. Nice Türkmen ocağı söndürülmüş, nice aile yurdundan edilmek istenmiş, nice analar gözyaşı dökmüş, nice çocuk korkuyla titremiş, nice yiğit baskı ve mahrumiyetle sınanmıştır. Türkmen elinde Türkiye'nin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, millî kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur."</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"NE KERKÜK'Ü UNUTURUZ NE MUSUL'U"</p>

<p>Türk tarihinde Musul ve Kerkük'ün oldukça önemli bir yeri olduğunu savunan Bahçeli, şunları söyledi:<br />
"Devran dönmüştür, asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah'ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük'ü unuturuz ne Musul'u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük'ten Doğu Türkistan'a, Karabağ'dan Kıbrıs'a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız. Yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız. Çünkü Milliyetçi Hareket zamana göre renk değiştirmez, konuma göre biçim değiştirmez, rüzgâra göre yön değiştirmez, menfaate göre söz değiştirmez."</p>

<p><br />
Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bahceli-ne-kerkuku-ne-musulu-unutmayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/images-2026-04-28t125714795.jpeg" type="image/jpeg" length="23778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tuncer Bakırhan: “Çocuklar için ortak masa kurulsun, Bakan Tekin istifa etsin”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/tuncer-bakirhan-cocuklar-icin-ortak-masa-kurulsun-bakan-tekin-istifa-etsin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/tuncer-bakirhan-cocuklar-icin-ortak-masa-kurulsun-bakan-tekin-istifa-etsin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Grup toplantısında konuşan Tuncer Bakırhan, okul saldırıları, toplumsal çöküş ve eğitim politikaları üzerinden hükümeti eleştirdi. Meclis’te liderler zirvesi çağrısı yapan Bakırhan, Gülistan Doku soruşturmasının derinleştirilmesini istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair konuştu.<br />
Bakırhan Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Siverek’te yaşanan okul saldırılarının “münferit” olmadığını belirtti.</p>

<p>Toplumsal çöküş, uyuşturucu, çeteleşme ve silahlanma başlıklarında iktidarı eleştiren Bakırhan, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a tüm parti liderlerini bir araya getirme çağrısı yaptı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifa etmesi gerektiğini söyledi. Bakırhan, Gülistan Doku dosyasının yeniden açılmasını da “önemli bir gelişme” olarak niteledi.</p>

<p>Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş ve Siverek’te yaşanan saldırılar, toplumsal çözülme, eğitim politikaları, çocukların güvenliği, cezasızlık ve Gülistan Doku dosyasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><br />
<strong>‘Bu katliamlar münferit değil’</strong></p>

<p>Bakırhan, konuşmasının başında Kahramanmaraş ve Siverek’te yaşanan saldırıların yalnızca bireysel bir şiddet vakası olarak görülemeyeceğini ifade etti. Yaşananları toplumsal öfke, yalnızlaşma ve duyarsızlığın sonucu olarak tanımlayan Bakırhan, kısa bir girişin ardından şunları söyledi:</p>

<p>“Bugün burada yalnızca bir siyasetçi olarak değil, çocuğunu sabah erken okula uğurlayan, akşam da yolunu gözleyen milyonlarca anne-babadan birisi olarak konuşmak istiyorum. Beklemenin ne olduğunu hepiniz iyi biliyorsunuz. Çünkü bu ülkede her sabah milyonlarca aile aynı şeyi yapıyor. Uğurluyor. Ve dönmesini bekliyor. Kahramanmaraş’ta da, Siverek’te de bazı aileler çocuklarını bekledi. Maalesef çocukları dönmedi. Ülke olarak çok üzgünüz ve yastayız.”<br />
Bakırhan, bu acının yalnızca yas duygusuyla karşılanamayacağını da kaydederek, “Yasımızı kalbimizde taşıyacağız, ama yas, susmak değildir. Yas, gerçeğin yüzüne bakma ve yeni felaketleri önleme sorumluluğudur” dedi. Ardından, “Bu katliamlar münferit değil. Bireysel bir çılgınlık da değil. Bu, yıllardır biriken bireysel ve toplumsal öfkenin, çaresizliğin, yalnızlaştırmanın ve duyarsızlığın sonucudur” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<strong>‘Toplumsal çöküş ve çözülme’</strong></p>

<p>Bakırhan, saldırıları yalnızca güvenlik başlığında değil, “toplumsal çöküş ve çözülme” çerçevesinde ele aldı. Eğitim sisteminden ekonomik krize, uyuşturucudan çeteleşmeye ve bireysel silahlanmaya kadar uzanan bir tablo çizdi.</p>

<p>“Sistem, dokunduğu her şeyi çürütüyor, insanı yalnızlığa, toplumu dağılmaya, geleceği karanlığa mahkûm ediyor. Bu şekilde eşitsizlikler derinleşiyor, kurumlar çöküyor, insanlar birbirine yabancılaşıyor ve felaket geliyorum diyor. Böyle bir ortamda şiddet normalleşir. Güvensizlik büyür. Ve bu yük en çok çocukların omuzlarına biner” diyen Bakırhan, okulların artık aileler için güvenli alan olmaktan çıktığını dile getirdi.</p>

<p>Bakırhan, eğitim sistemine dönük eleştirilerindeyse, şunları söyledi:<br />
“Eğitim sistemine bakın. Enkaz kelimesi bile hafif kalır. Tek tipçi, rekabetçi, piyasa odaklı bir anlayış çocukları metalaştırdı. Çocuklar eğitim sisteminin oyuncağına dönüştü. Her yıl yeni bir müfredat. Her müfredat bir öncekinden fecaat. Eğitim sistemi eleştirel düşünmeyi bastırdı. İsimler değişti, müfredatlar değişti, ama eğitimi toplumu biçimlendirme aracı olarak gören devlet aklı değişmedi. İktidar artık eğitim alanıyla oynayarak ideolojik hegemonya kurmaktan vazgeçmelidir.”</p>

<p>Uyuşturucu, çeteleşme ve silahlanma konusunda iktidarı ve kamu düzenini eleştiren Bakırhan, “Ekonomik kriz, kent yoksulluğu ve sosyal çürüme, madde bağımlılığı ve çeteleşmeyi artırıyor. Gençler bu yapılar tarafından istismar edilebilmekte ve şiddet döngülerine çekilebiliyor. Başka bir sorunumuz da silahlanma. Türkiye’de ruhsatsız silah sayısının 10 ila 30 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Bazı çetelere bürokrasimiz de silah dağıttığı için bu rakamları net olarak bilmiyoruz. Her 4 kişiden birinde silah var deniliyor. Toplum giderek daha silahlı, daha tetikte, daha güvensiz hâle geliyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<strong>Verileri paylaştı </strong></p>

<p>Bakırhan, Adalet Bakanlığı verilerine atıf yaparak çocuklara ilişkin yargı verilerini de paylaştı:</p>

<p>“2024’te ateşli silah ve bıçakla suç işlediği için 11 bin 64 çocuk hakkında soruşturma başlatıldı. 2025’te bu sayı 13 binlere kadar çıktı. Mahkemelerde yargılanan çocuk sayısı da 10 bini geçti. Bu rakamlar birer istatistik değil. Her biri bir çocuğun adı. Her biri bir ailenin çığlığı. Bu çığlıklar ülkenin gerçek kırmızı alarmıdır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>Numan Kurtulmuş’a çağrı</strong></p>

<p>Bakırhan, konuşmasının devamında Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslendi. Çocukların güvenliği ve gençlerin geleceği için Meclis’te ortak bir siyasal zemin kurulması gerektiğini savunan Bakırhan, şu çağrıyı yaptı:<br />
“Kırmızı alarm yıllardır ses veriyor. İktidar görmezden geliyor. Ülke iyi durumda değil diyenler de susturuluyor. Birileri oy peşinde, birileri rant peşinde. Çocuklar söz konusu olduğu için kıyamet değilse bile bir şey kopmalı, bir şey yapmalıyız. Bütün siyaset kurumu olarak başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmeliyiz. Bir yol bulacağız. Başka da yolu yok.”</p>

<p>Bu bölümün ardından Bakırhan, Meclis Başkanı’na şu sözlerle seslendi: “Bu ülke hepimizin. Çare de hepimizin omuzunda. Bu nedenle bugün buradan Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a sesleniyorum: Hükümet-muhalefet ayrımı gözetmeksizin, Meclis’teki bütün siyasi parti liderlerini bir araya çağırın. Gün, çocukların güvenliği, gençlerin geleceği için ortak bir masa kuracağımız gündür. Bu masa, ülkenin vicdan masası olmalıdır.”</p>

<p><br />
<strong>Yusuf Tekin’e istifa çağrısı</strong></p>

<p>Bakırhan, konuşmasında Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i de eleştirdi. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan benzer saldırılar sonrasında siyasi sorumluluk mekanizmasının işletildiğini hatırlatırken, Türkiye’de ise “istifa kültürü”nün bulunmadığını söyledi.<br />
“Sırbistan’da bir ilkokulda sekiz öğrenci ve bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, Eğitim Bakanı ertesi gün istifa etti. Ürdün’de öğrenciler okul gezisinde yaşamını yitirdiği için eğitim bakanı istifa etti. Peki Türkiye’de ne oluyor? Depremde on binlerce insanın canı gidiyor, istifa yok. Maden facialarında işçiler toprağa karışıyor, istifa yok. Okullarda çocuklar ve öğretmenler katlediliyor, yine istifa yok” diyen Bakırhan, “Buradan açık ve net söylüyoruz: Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bakırhan, bunun bir siyasi polemik değil, “topluma ve çocuklara karşı yerine getirilmesi gereken asgari bir sorumluluk” olduğunu söyledi. Muhalefete de özeleştiri çağrısı yapan Bakırhan, “Bu ağır tabloyu yalnızca iktidarı eleştirerek aşamayız, toplumun her kesimine dokunan, kalıcı ve bütünlüklü bir siyaseti samimiyetle inşa etmek zorundayız” dedi.</p>

<p><br />
<strong>Gülistan Doku soruşturması: ‘Örtbas edenler hesap vermeli’</strong></p>

<p>Bakırhan, grup toplantısında kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve zorla kaybedilen kadınlara da ayrı bir başlık açtı. Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyasının 6 yıl sonra yeniden açılmasına değinen Bakırhan, bunun önemli bir gelişme olduğunu söyledi:</p>

<p>“Bugün karşımızdaki en ağır gerçeklerden biri de kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve zorla kaybettirilen kadınlardır, burada mesele yalnızca suç değil, suçu örten, faili koruyan ve adalet arayışını yıllarca oyalayan bir düzendir. 2020’den beri kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun dosyası 6 yıl sonra tekrar açıldı. Bu önemli bir gelişmedir. Gülistan bir isim değil, bir sorudur. Altı yıldır bu ülkenin vicdanına sorulan ve cevabı alınmayan bir sorudur.”<br />
Dosyanın yeniden açılmasının aile, kadın örgütleri ve kamuoyunun ısrarlı takibi sayesinde mümkün olduğunu söyleyen Bakırhan, “Burada kayyım olan eski vali, yüksek bürokratlar, siyasetçiler ve kolluk güçleriyle bağlantılı kirli ağlar olduğu iddiaları ciddi şekilde masaya yatırılmalıdır. İktidar, titizlikle bu meseleyi araştırmalıdır. Örtbas edenler hesap vermeli, ucu nereye dokunursa dokunsun tüm sorumlular yargılanmalıdır” ifadelerini kullandı.<br />
Bakırhan, Gülistan Doku dosyasının Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz, Rabia Naz, Nadira Kadirova ve Yeldana Kaharman dosyalarıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini belirterek, bunun “Türkiye’nin her sokağının bir Susurluk olmasının önüne geçmekle ilgili tarihî bir görev” olduğunu söyledi.</p>

<p><br />
<strong>Demokratikleşme için atılması gereken adımları sıraladı </strong></p>

<p>Türkiye’de sistem krizi yaşandığına dikkat çeken Bakırhan, demokratik normalleşme çağrısı yaptı ve bunun için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:<br />
“Yargı bağımsızlığını yitirdi, medya susturuldu, güç tek merkezde toplandı, seçilmiş belediyeler kayyumla gaspedildi, muhalefet baskı altında. Bu zeminin üzerine demokratik bir toplum inşa edilemez. Öncelikle hukuka ve demokrasiye riayet edilmelidir. Toplumu ayrıştıran, kamplaştıran dilden vazgeçilmelidir. Siyasi normalleşme sağlanmalı. Kurumsal reformlar yapılmalı. Hukuka güvensizlik giderilmeli. Halkın iradesine saygı gösterilmelidir.</p>

<p>Demokratikleşmeden normalleşme olmaz. Normalleşmeden iyileşme olmaz. Bu yüzden diyoruz ki, demokratik normalleşme toplumsal çöküşün de panzehiridir.”</p>

<p><br />
<strong>1 Mayıs çağrısı</strong></p>

<p>Bakırhan, 1 Mayıs kutlamaları için de şunları söyledi:<br />
“Önümüz 1 Mayıs. İşçi, yoksul, ezilenler olarak hepimiz eşitlik taleplerimizi, alın teri hakkımızı o meydanlarda haykırmalıyız. Biz DEM Parti olarak işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri, doğasına sahip çıkanları, halkları ve inançları 1 Mayıs alanlarına çağırıyoruz.”</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak: İlke Tv </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/tuncer-bakirhan-cocuklar-icin-ortak-masa-kurulsun-bakan-tekin-istifa-etsin</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/images-2026-04-21t145221499.jpeg" type="image/jpeg" length="41521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkan Baş: Demirtaş ile görüşme talebimiz reddedildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/erkan-bas-demirtas-ile-gorusme-talebimiz-reddedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/erkan-bas-demirtas-ile-gorusme-talebimiz-reddedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TİP Genel Başkanı Erkan Baş, yaklaşık 9,5 yıldır cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş ile görüşmek için yaptıkları başvurunun Adalet Bakanlığı tarafından gerekçe gösterilmeden reddedildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, yaklaşık 10 yıldır cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ı ziyaret için Adalet Bakanlığı'na verdikleri dilekçenin gerekçesiz şekilde reddedildiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baş, "Edirne Cezaevi’nde tutulan Sevgili Selahattin Demirtaş ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na verdiğim dilekçe, hiçbir gerekçe gösterilmeden 'uygun görülmemiştir' yanıtıyla geçiştirildi" dedi.</p>

<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Baş, yanıtın kendilerine yazılı olarak iletilmesi talebine de olumlu karşılık verildiğini belirterek "Adalet Bakanlığı keyfi ve gerekçesiz uygulamalarına son vermelidir. Ne yaparlarsa yapsınlar, özgürlük ve demokrasi, barış ve kardeşlik için mücadeleye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>"HUKUKSUZLUĞUN KAYIT ALTINA ALINMASI BİLE ENGELLENİYOR"</p>

<p><br />
Erkan Baş'ın açıklaması şöyle:<br />
"Edirne Cezaevi’nde tutulan Sevgili Selahattin Demirtaş ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na verdiğim dilekçe, hiçbir gerekçe gösterilmeden “uygun görülmemiştir” yanıtıyla geçiştirildi. Bu yanıtın yazılı olarak iletilmesi talebimize de olumlu karşılık verilmedi. Hukuksuzluk, gerekçesiz kararlarla katmerlenmekte; üstelik bu hukuksuzluğun kayıt altına alınması dahi hukuksuzca engellenmektedir. Adalet Bakanlığı keyfi ve gerekçesiz uygulamalarına son vermelidir. Ne yaparlarsa yapsınlar, özgürlük ve demokrasi, barış ve kardeşlik için mücadeleye devam edeceğiz."</p>

<p></p>

<p>Kaynak: Birgün </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/erkan-bas-demirtas-ile-gorusme-talebimiz-reddedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/3b6686fb-4aa0-4cc1-95eb-fbd079db9748.webp" type="image/jpeg" length="44022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP’li il başkanlarından ortak mesaj: “Geri adım atmayacağız”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/chpli-il-baskanlarindan-ortak-mesaj-geri-adim-atmayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/chpli-il-baskanlarindan-ortak-mesaj-geri-adim-atmayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CHP’li il başkanları Ankara’daki toplantı sonrası yaptıkları açıklamada, Ümit Erkol’un tutuklanmasını siyasi operasyonların parçası olarak değerlendirdi ve baskılara karşı geri adım atmayacaklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>CHP'li il başkanları, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol'un tutuklanmasının ardından Ankara'da bir araya geldi. Gerçekleştirdikleri toplantının ardından ortak basın açıklaması yapıldı.</p>

<p>İl başkanları adına ortak açıklamayı CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik yaptı.</p>

<p>47 yıl sonra Türkiye'nin birinci partisi olan CHP'nin seçilmiş neferleri olduklarını kaydeden Çelik, iktidarın "yargı" kılıflı siyasi operasyonlarla ayakta kalmaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><br />
"TÜM SALDIRILARA KARŞI DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ"</p>

<p><br />
Partilerine karşı sistematik bir kuşatma olduğunu ve Ümit Erkol'un tutuklanmasının partilerine yönelik saldıırlardan bağımsız olmadığını söyleyen Çelik, "Partimizi hedef alan tüm saldırılara karşı dayanışma içindeyiz" ifadelerini kullandı.<br />
Çelik, iktidar yolundaki yürüyüşlerinden asla sapmayacaklarını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak:  Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/chpli-il-baskanlarindan-ortak-mesaj-geri-adim-atmayacagiz</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/343081.webp" type="image/jpeg" length="62941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tülay Hatimoğulları’ndan Yılmaz’a Yanıt: “Barış Konusunda En Net Parti Biziz”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/tulay-hatimogullarindan-yilmaza-yanit-baris-konusunda-en-net-parti-biziz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/tulay-hatimogullarindan-yilmaza-yanit-baris-konusunda-en-net-parti-biziz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tülay Hatimoğulları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın eleştirilerine yanıt vererek, “Barış konusunda pırıl pırıl bir netliğe sahibiz” dedi. Hatimoğulları, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın partilerine dönük eleştirilerine yanıt vererek, “Barış konusunda pırıl pırıl bir netliğe sahibiz. Bizden daha net bir parti yoktur. Bu uğurda çok ağır bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz” dedi.<br />
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Parti Meclisi (PM) toplantısı Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan başkanlığında toplandı. Tülay Hatimoğulları, Balgat’taki genel merkezde başlayan toplantının açılışında gündeme dair konuştu. Tülay Hatimoğulları, Ortadoğu’da çatışma ve kaosun yoğunlaştığı bir dönemde toplantılarını gerçekleştirdiklerini belirterek, MYK, milletvekilleri ve Kadın Meclisi ile birlikte süreci kapsamlı şekilde ele alacaklarını söyledi.<br />
<br />
Tülay Hatimoğulları, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşının bölge ve Türkiye üzerindeki etkilerinin ağır olduğunu belirterek, bu gelişmelerin toplantıda değerlendirileceğini söyledi. Tülay Hatimoğulları, Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, ekolojik ve enerji sorunları ile artan anti-demokratik uygulamaların da ele alınacağını ifade etti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gelinen aşamanın da değerlendirileceğini kaydeden Tülay Hatimoğulları, çoklu krizlere karşı çoklu mücadele hattı ve yol haritasının toplantıda şekillendirileceğini dile getirdi.<br />
<br />
KALICI BARIŞ İÇİN SOMUT ADIMLAR ATILMALIDIR</p>

<p>Tülay Hatimoğulları, Gazze, Rusya-Ukrayna, Somali ve Suriye’de süren savaşların ardından çatışmaların İran’a kaymasının Ortadoğu’da yeni bir jeopolitik kırılmaya yol açtığını belirtti. Hatimoğulları, bu gelişmelerin uluslararası sistemi derinden sarstığını ifade ederek, “28 Şubat’ta başlayan İran, İsrail, ABD savaşı şimdilik bir ateşkesle görüşmelerin başladığı bir evreye geçmiş durumda. Ateşkes ilan edildiği halde hâlâ Lübnan bombalanıyor. Bu görüşmeler bombaların gölgesinde gerçekleşecek. Bizler de bir kez daha diyoruz ki ilan edilen ateşkes geçici değil, kalıcı olmalıdır. Yani savaş değil, kalıcı bir barışın tesis edilmesi için somut adımlar atılmalıdır. Ortadoğu’nun ihtiyacı taktiksel bir barış değil, stratejik bir barıştır. Stratejik barışın boyutu aynı zamanda iç barışın sağlanmasıyla daha da güçlenecektir" dedi.<br />
<br />
İRAN HALKLARIN TALEPLERİNE KULAK VERMELİ<br />
<br />
Tülay Hatimoğulları konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Savaştan çıkarılacak en önemli ders, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir İran’ın kurulmasıdır. İran yönetimi kendi halkıyla barışmak zorundadır. Ateşkesi fırsat bilerek yüzlerce kişiyi gözaltına alan rejim, tarihteki hataları yapmaktan vazgeçmelidir. Demokratik zeminde hakları için, özgürlükleri için, adalet için mücadele edenlerin avına çıkmamalı rejim. İdam kararlarını uygulamamalı ve bundan vazgeçmelidir. İran iç siyasete de barış ilan etmelidir. Emperyalizmin saldırılarına karşı kenetlenen İran halklarının değerini bilmeli ve taleplerine kulak vermelidir. Savaştan çıkarılacak en önemli ders, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir İran’ın kurulmasıdır.<br />
<br />
TÜRKİYE'DE 3E KRİZİ VAR<br />
<br />
Şu bir gerçek ki Türkiye’de bu savaşın yansımalarından kaynaklı, ülkedeki zaten uzun yıllardır mevcut olan ekonomik kriz, derinleşen açlık ve yoksulluk daha da derinleşmiş durumda. Ve bugün Türkiye’de 3E krizi vardır: ekonomik, ekolojik ve enerji krizi. Sermaye uğruna doğanın talanı en acımasız şekilde hayata geçirilmiş durumdadır. Varto’da, Çorum’da, Karlıova’da, Karadeniz’de Türkiye coğrafi haritasının hangi köşesine elinizi uzatsanız orada çok büyük bir ekolojik yıkımla karşılaşırsınız. Ama bir o kadar da direnişle karşılaşıyoruz. Bizler DEM Parti olarak yerellerdeki bu güçlü direnişleri ve direnişçileri bir kez daha selamlıyoruz.<br />
<br />
İkizköylülerin sembol isimlerinden Esra Işık tutuklandı. Doğayı, kendisini, yaşamını ve bütün canlıların yaşamını korumak için mücadele eden Esra Işık’ın derhal serbest bırakılması gerekmektedir.<br />
<br />
YAKITTAKİ KDV VE ÖTV ACİLEN KALDIRILMALIDIR</p>

<p>Bir kriz, enerji krizidir. Esnaftan sanayiciye kadar hayatın her alanının zorlaştığı, ticaretin ve üretimin neredeyse sekteye uğrayacağı bir genel enerji krizi var. Türkiye’de de bir o kadar ciddi enerji krizi var. Hem “petrol bulduk” dediler, hem “doğalgaz bulduk” dediler; bunun propagandasını yaptılar. Bakın şimdi, bu savaştan kaynaklı petrol fiyatlarının tavan yaptığı, uçtuğu bir evrede, hani bulduğunuz gaz, hani bulduğunuz petrol? Onlar neden devreye girmiyor? Neden bu konuda mesela İspanya’yı örnek almıyorsunuz? Bugün Türkiye’de benzin fiyatı 62-64 bandını aşmış durumda. Açlık, yoksulluk, geçinememe, barınamama ve pahalılık yurttaşı boğmuş durumdadır. Ekonomik kriz nedeniyle yurttaş artık nefes alamaz bir hale gelmiştir. Türkiye’de İran savaşını bahane ederek yaşanan ekonomik krize kılıf bulmaya çalışan bir iktidar gerçeği var. Grup toplantılarımızda daha önce ifade ettik; İran savaşı sulhla sonuçlansa bile Türkiye ekonomisine kalıcı olumsuzluklar söz konusu olur.<br />
<br />
Bu zararları azaltmak için iktidar, muhalefetin önerilerini görmeli, duymalıdır. Yakıttaki KDV ve ÖTV acilen ve tamamen kaldırılmalıdır. Temel gıdadaki bütün vergi yükü kaldırılmalı; sosyal denge kapsamında her haneye, asgari ücret sınırına kadar doğalgaz, elektrik ve su ücretsiz bir şekilde verilmelidir.<br />
<br />
BARIŞ KONUSUNDA EN NET PARTİ BİZİZ<br />
<br />
Geçiş için bir çerçeve yasa ihtiyacından bahsediyoruz. Şu anda Türkiye’nin temel gündemlerinden biri bu. Bu yasaya ekmek ve su kadar ihtiyacımız var. Bu yasayı herhangi bir şarta bağlamaya kalkmak bir akıl tutulmasıdır. Demokratik siyaset yapma isteğinin tespiti barış hakkının teyidi olur mu? Bunu kamuoyunun bilgisi ve vicdanına sunuyoruz. Dün Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bir konuşmasında bizi eleştirmiş. Demiş ki: Partinizin süreç konusunda net olması gerekiyor. Biz net olmalıymışız bu süreç konusunda. Demokrasinin gelişmesi, DEM Parti’nin kamu kurumları ve devlete ödev yükleme üslubundan vazgeçmesi gerekiyormuş. Bunu DEM Parti’ye söylüyor. Biz de buradan Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına şunları ifade ediyoruz: Barış konusunda pırıl pırıl bir netliğe sahibiz biz. Bizden daha net bir parti yoktur barış konusunda. Bunun için çok ağır bedeller ödedik, ödemeye de devam ediyoruz. Kendimizi bu konuda anlatmayı da kendimize zul addederiz.<br />
<br />
YASA YAPMA YETERLİLİĞİ İKTİDARDADIR<br />
<br />
Sürecin başarıya ulaşması için bizler gece gündüz çalışıyoruz ama daha fazla çalışmamız gerektiğinin altını da her fırsatta çiziyoruz. Yasa yapma yeterliliği sizde, iktidardadır. Zamana yayan sizsiniz. Bunu size hatırlatınca zorunuza gitmesin. Demokrasi şarta bağlanamaz, pazarlık konusu da yapılamaz. Kürt sorunu olmasa da, bu ülkede bugün bir süreçten bahsediyor olmasak da, bu ülkenin bir demokrasi sorunu vardır. Cumhuriyet bu topraklarda demokratikleşmemiştir. DEM Parti olarak demokratik bir cumhuriyetin inşası için mücadele hattımızı bu temellerden kurduğumuzun altını defalarca çizdik, programımızda da net bir şekilde mevcuttur.<br />
<br />
SİZİN GÖREVİNİZ TALEPLERİ YERİNE GETİRMEKTİR</p>

<p>Demokratik ülkelerde muhalefet, talepleri için siyaset üretir, mücadele eder ve ülkeyi yönetenler muhalefetin önerilerine kulak verir. Biz bunları ifade ettiğimizde, demokratikleşmeyle ilgili taleplerimizi sıraladığımızda karşılaştığımız bu yanıtlar gerçekten trajikomiktir. En meşru, en demokratik dayanağı arkamıza alarak; anayasa, AİHM kararı, seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere bizler bu dayanaklar üzerinden taleplerimizi her fırsatta ve her yerde ifade ettik ve ifade etmeye de devam edeceğiz. Bu sizin zorunuza gitmemeli. Sizin göreviniz bu talepleri yerine getirmektir.<br />
<br />
MART AYINDA 29 KADIN ERKEKLER TARAFINDAN KATLEDİLDİ<br />
<br />
Sevgili arkadaşlar, dün Kadın Meclisimiz toplandı. Bizler kadın olarak dün şunları konuştuk: Bir yandan kendi özgün gündemlerimizi, bir yandan dünyada ve Ortadoğu’da devam eden savaşları, özel olarak İran’ı ve Rojava’yı değerlendirdik. Aynı şekilde Türkiye’de devam eden süreçte kadınların rolü ve misyonunun daha güçlü bir şekilde nasıl olabileceğini konuştuk. Yine kadın yoksulluğunu, görünmeyen emeği ve güvencesiz çalışma koşullarını değerlendirdik. Biz kadınlar için ve toplumun tamamı için çok yakıcı olan kadın cinayetlerini konuştuk, daha etkin bir mücadeleyi nasıl hayata geçirebileceğimizi değerlendirdik. Bakın, sadece Mart ayında 29 kadın erkekler tarafından katledilmiş, 22 kadın şüpheli ölüm şeklinde katledilmiş. Böyle bir katliamla karşı karşıyayız.<br />
<br />
DAHA GÜÇLÜ MÜCADELE HATTINI ÖRMELİYİZ<br />
<br />
Kadın cinayetlerini durdurmak için daha güçlü bir mücadele hattını örmeliyiz. Kadın örgütlülüğü ve dayanışmasını daha çok genişletmek ve derinleştirmek gibi bir görev ve sorumluluğumuz olduğunu değerlendirdik. Coğrafyamızda artan savaş ve şiddete karşı, Ortadoğu başta olmak üzere uluslararası kadın dayanışma ağlarını nasıl daha fazla geliştirebileceğimizi değerlendirdik. İran’da seslerinin duyulması engellenen kadınların sesi olacağımızı tespit ettik. İran’da tutuklu bulunan Kürt kadınları, özgürlük mücadelesi verirken tutuklanan bütün farklı halklardan ve inançlardan kadınlar için verilmiş olan idam kararları ve bütün yargı kararları geri çekilmelidir. Kadınlar serbest bırakılmalıdır. Bizler, “Jin, jiyan, azadî” felsefesinin başta Ortadoğu coğrafyası olmak üzere bütün dünyada varlığını genişletmesi ve kalıcılaştırılması için yol haritamızda daha güçlü mücadele olanaklarını değerlendirdik.<br />
<br />
SOMUT ADIMLAR ATILMALI</p>

<p>Bakın şöyle düşünün; Pazartesi sabahı uyanmışız, kayyımlar el çektirilmiş, seçilmişler görevlerine iade edilmiş. Bu, Türkiye’ye büyük bir nefes aldırmaz mı? Alır. AYM ve AİHM kararlarına dayanarak sevgili Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobanê davası tutukluları, aynı şekilde sevgili Can Atalay ve bütün Gezi davası tutukluları serbest bırakılırsa 86 milyon böyle bir mutluluğu yaşamaz mı? Yaşar. Tutuksuz yargılama olsa, İmamoğlu görevi başına dönse, barış sürecine, demokrasiye ve geleceğe ne kadar büyük bir güven oluşturur, bunu hiç düşündünüz mü? Bizler bu adımların atılmasının toplumda yaratacağı huzur ve mutluluğun farkındayız. Bizler bu adımların atılmasının Barış ve Demokratik Toplum Sürecine sunacağı katkının ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Bütün damarları tıkanmış olan demokrasiye bir dirhem nefes aldırmak için somut adımlar atılmalı ve biz bunun mücadelesini de sonuna kadar yürüteceğiz. Bu farkındalıkla hareket ediyoruz. Mücadelemizi demokrasinin tıkanan damarlarını açmaya odaklamış durumdayız.<br />
<br />
TÜRKİYE'NİN TÜM SORUNLARINI ÇÖZMEYE ADAYIZ<br />
<br />
Biz Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin bütün sorunlarını çözmeye adayız. Kendimize inanıyoruz ve ülkenin, toplumun deneyimlerine, birikimlerine de son derece inanıyoruz. Onun içindir ki partisi, kimliği, inancı ne olursa olsun ezilen kim varsa bizler onun yanında duruyoruz. Üniversite öğrencileri türban hakkını savunurken bizler onların yanındaydık. KHK’lilerin hakları için onların yanındaydık. ODTÜ’lüler, Boğaziçili gençler kendi hakları için mücadele ederken bizler onların yanındaydık. Bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz.<br />
<br />
ÜÇÜNCÜ YOL'UN KURUCULARI<br />
<br />
Uygur Türkü zulme uğradığında, Çin ile ticaret yapıyoruz, acaba sorun yaşar mıyız kaygısı gütmeden Uygur Türklerinin de haklarını savunduk, savunmaya devam edeceğiz. Bizler üçüncü yolun kurucuları olarak ezilenlerin ve sömürülenlerin partisiyiz. Ezilen herkesin tek umudu ve tek adresiyiz. Bu yüzden, süreç başladı, yargı adaletsizliğine, haksızlıklara sessiz kalalım gibi bir yaklaşım ya da yolsuzluklara, ahlaksızlıklara, anti-demokratik uygulamalara, ilkesizliklere izleyici kalalım gibi bir yaklaşımımız asla olmadı. Öyle bir yaklaşıma tenezzül etmedik.<br />
<br />
BEKLE GÖR TUTUMU</p>

<p>Kimin yaptığına bakmadan yanlışa yanlış, doğruya doğru dedik. Çünkü bizi bağlayan makamlar ve anlık gelişmeler değil, ilkelerdir. Bizi bağlayan, bu ülkenin kalıcı bir demokrasiye kavuşması, demokratik bir cumhuriyetin inşası için atılacak adımlardır. Bu sebeple devletler ve iktidarlar bekle-gör politikasına tevessül edebilirler ama bizler DEM Parti olarak bekle-gör tutumuna kendimizi kaptırmıyoruz, kaptırmayacağız. Barış da demokrasi de bize altın tepsiyle sunulmayacak. Bunun en çok farkında olan bizleriz. Çünkü bizler mücadele partisiyiz. Ne kazandıysak emekle, dişimizle, tırnağımızla mücadele ede ede kazandık. Ve bizler bu sürecin yine mücadeleyle, örgütlenerek, kurucu olarak inşa ederek başaracağımızın da farkındayız. Biz barışı nasıl sağlayabiliriz biliyor musunuz? İktidarı barışa ikna edecek, zorlayacak ve barışı geniş bir şekilde toplumsallaştırmayı başardığımızda, örgütlediğimizde, barışın kurucu öğeleri ve unsurlarını arttırdığımızda, iktidar ve iktidarlar o zaman barışı tesis etmek durumunda kalırlar.<br />
<br />
EKMEK BARIŞ VE ADALET İÇİN 1 MAYIS'A<br />
<br />
İşte barışı milyonlara mal etmenin, tek ses olmanın, milyonlarla yüreğimizin barış, adalet ve özgürlük için atmasına imkân sağlayan bir gün var önümüzde: 1 Mayıs. 1 Mayıs, ezilenlerin ortak direniş günüdür. Hazırlıklarımız başladı ve tarihsel olan bu günün anlam ve önemine uygun bir biçimde her yerde katılım sağlayacağız. Her bir arkadaşımız, PM toplantımızın hemen akabinde 1 Mayıs alanlarını en güçlü şekilde doldurmak, en güçlü şekilde mesajlarımızı kitlelere ulaştırmak için hep birlikte çalışmalara koyuluyoruz. 1 Mayıs, işçinin ve emekçinin olduğu kadar kadınların ve LGBTİ+’ların da günüdür. Emekçinin, çiftçinin olduğu kadar Kürt’ündür, Alevi’nindir, gençlerindir. 2026 yılı 1 Mayısı’na her zamankinden daha büyük bir inanç ve güçle sarılacağız. 8 Mart ve Newroz ruhuyla 1 Mayıs alanlarını dolduracağız. ‘Ekmek, barış ve adalet’ şiarıyla Türkiye’nin dört bir yanında meydanlarda olacağız."</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kaynak:MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/tulay-hatimogullarindan-yilmaza-yanit-baris-konusunda-en-net-parti-biziz</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/20260411-132928.jpg" type="image/jpeg" length="57359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bolu Belediyesi’ne operasyon: 3 kişi gözaltına alındı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bolu-belediyesine-operasyon-3-kisi-gozaltina-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bolu-belediyesine-operasyon-3-kisi-gozaltina-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece saatlerinde düzenlenen operasyonda, Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz’un da aralarında bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı. Soruşturmanın kurban bağışı iddialarına ilişkin olduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Bolu Belediyesi'ne gece saat 02.00'de operasyon düzenlendi. Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ve iki kişi gözaltına alındı.<br />
Bolu Belediyesi’ne gece saatlerinde düzenlenen operasyonda, Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz’un da aralarında olduğu 3 kişi gözaltına alındı.<br />
Halktv.com.tr Yazarı İsmail Saymaz’ın aktardığına göre, Bolu Belediyesi’ne yönelik operasyon gece saat 02.00 sıralarında yapıldı.<br />
Operasyon kapsamında Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ile iki kişinin daha gözaltına alındığı belirtildi.<br />
Soruşturmanın, belediyeye bağlı BOLSEV Vakfı bünyesinde toplanan kurban bağışlarına ilişkin iddialar üzerinden yürütüldüğü ifade edildi.<br />
Saymaz'ın aktardıklarına göre; Yaklaşık 800 bin liralık bir tutarın soruşturma dosyasında yer aldığı belirtildi.<br />
Daha önce ifade veren bazı kişilerin, söz konusu parayla kurban alınmadığını, bu kaynağın öğrencilere burs olarak aktarıldığını söylediği öne sürüldü.<br />
Leyla Beykoz’un yanı sıra gözaltına alınan iki kişinin de belediye meclis üyesi olduğu değerlendiriliyor. Üç ismin de hâlen gözaltında olduğu belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bolu-belediyesine-operasyon-3-kisi-gozaltina-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/images-2026-04-10t085405902.jpeg" type="image/jpeg" length="38978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: “Ankara, Diyarbakır’ın hukukunu tanırsa güçlenir ve demokratikleşir”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dem-parti-es-genel-baskani-bakirhan-ankara-diyarbakirin-hukukunu-tanirsa-guclenir-ve-demokratiklesir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dem-parti-es-genel-baskani-bakirhan-ankara-diyarbakirin-hukukunu-tanirsa-guclenir-ve-demokratiklesir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Meclis grup toplantısında Türkiye’nin barış ve demokrasi eksenli siyaset geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Bakırhan, Kürtlerin başkentlerle sorunlarını müzakere yoluyla çözmek istediğini belirterek, hukukun herkes için eşit uygulanması çağrısı yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong></p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Mecliste partisinin haftalık grup toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulundu. Ortadoğu’daki gelişmelere dikkati çeken Bakırhan, yeni dönemde savaşların ticaret yolları üzerinden geliştiğine işaret etti. Konuşmasında Türkiye’nin barış, demokrasi ve hukuk ekseninde yeni bir siyasal yönelim geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Bakırhan, hem dış politikada hem de iç siyasette atılması gereken adımlara dair eleştirilerini ve önerilerini dile getirdi.<br />
Bakırhan, “Önümüzdeki günlerde de Malaka Boğazı başta olmak üzere kimi boğazları, geçitleri tekrar konuşmak durumunda kalacağımız görülüyor. Bu çerçevede İran savaşına baktığımızda Sayın Öcalan bir şeye dikkat çekmişti. Bir görüşmesinde üç önemli çizgiden bahsetmişti. Birinci çizgi İsrail çizgisidir. Bu savaşla hükmeden akıldır. İkinci çizgi İngiltere'nin başını çektiği çizgidir. Bu da dengeyle oyalayan statükocu bir akıldır. Üçüncü çizgi de demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. Yani uğruna bedeller ödediğimiz, mücadele ettiğimiz çizgidir. Bu demokratik bir toplum isteyen bir akıldır. Şimdi başta İran olmak üzere birçok yerde aslında bu üç çizgi karşı karşıyadır. Birbiriyle mücadele ediyor. Biz tüm Ortadoğu'da olduğu gibi İran'da da demokrasi ve ortak yaşamı savunuyoruz” dedi.<br />
"Türkiye de artık eski kodlarla, eski korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl bir siyaset de bölgeye ayak ulaşmalıdır" diyen Bakırhan, " "Ankara'nın dış müdahaleye karşı tutumunu anlamlı buluyoruz. Ankara, Kürtlerin, kadınların, farklı hakların ve inançların tanınması için de Tarhan yönetimine bir çağrıda bulunabilir. Bu Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirir. Bu Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirir. Böyle bir yaklaşım Kürtlerin de İran'daki ezilen halklar ve inançların da Ankara'yla olan bağını güçlendirir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
"Atılması gereken adımları ivedi atmalılar"</p>

<p>Bakırhan konuşmasında şunları söyledi: "Kürt örgütleri ve liderlerini siz de dinlediniz. Hem Ortadoğu'daki savaşta hem İran'da süren savaşta en başından beri beri müdahaleden değil, müzakereden yana olduklarını açıkladılar. Onun için Kürtleri ayıran dil dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın Kürt partilerinin ve önderlerinin hegemon ve emperyal güçlerden yana olmayan tutumlarına saygı istesinler. Kürtleri bölerek ve parçalayarak, farklı göstererek kimse bir yere varamaz. Açık söylüyoruz. Kürtler yaşadıkları ülkelerin başkentleriyle sorunlarını çözmek istiyor. Yanlış mı yapıyoruz? Türkiye'de sorunumuz varsa Ankara'yla çözmek istiyoruz. Irak'taki Kürtler sorununu Irak devletiyle çözmek istiyor. Kiminle çözecekler? Suriye'de bir sorun varsa bir muhatabı Kürtler ise diğer muhatapları Suriye yönetimidir. İran'da da Kürtler sorunlarını İran devletiyle İran devletiyle çözmek istiyorlar. Ama Kürtlerin bu başkentlerle çözmek istedikleri bu duruşuna saygı göstermeliler. Statükodan ve çözümsüzlükten vazgeçmeliler artık. Tahran, Mahabat’ın hakkını tanırsa İran güçlü olur. Şam, Kobanê'yi kabul ederse Suriye güçlenir. Bağdat, Hewlêr'in, Süleymaniye'nin hakkını korursa Irak güçlenir. Ankara, Diyarbakır'ın hukukunu tanırsa güçlenir, büyür, demokratikleşir. Böyle bir perspektifle hem bölge ülkeleri hem de Kürtler kazanır. İşte kazan kazan politikası budur. Türkiye 100 yıllık tarihinin en stratejik ve en kıymetli sürecini yaşıyor. Bizim barış ve demokratik toplum süreci dediğimiz süreç. Bu önemli bu önemli süreçte önce sonra ikilemi kurmak, süreci teyit mekanizmasına havale etmek çözümü geciktirme çabasıdır. Bu çaba sadece çözüm karşıtlarını cesaretlendirir ve süreci enfekte etme riski taşır. Barış eşzamanlı ve karşılıklı adım atma sürecidir. Barışın siyasal iklimini oluşturmak için de adımlar atılmalıdır. Bakın bizden önce Sayın Bahçeli aynen bu kürsüden şunları söyledi: 'Artık adımlarla ilgili oyalanmaya ve oyalamaya gerek yok' dedi. Evet biz de katılıyoruz. Artık atılacak adımlarla ilgili ne oyalanmaya, ne oyalanmaya, oyalamaya gerek var. Dün de Sayın Cumhurbaşkanı aynı şeyleri söyledi. Peki kime söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Adres kim, kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yürütenler, karar vericiler, bir an önceliklerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılması gereken adımları ivedi atmalıdırlar."</p>

<p><br />
"Yasal hazırlık olmadan AİHM ve AYM kararları uygulanabilir"</p>

<p>Bakırhan, hukuksuz uygulamalara değinerek, "Bunun için hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AİHM kararları, AYM kararları uygulanabilir. Hala halkın iradesine çökmüş, kayyımlar kaldırılabilir. Yerine halkın iradesi getirilebilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağladığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa yol açılır, demokrasi gelir. Hepimiz nefes alırız. O yüzden gece gündüz yollardayız. Barış için ter döküyoruz, mücadele ediyoruz. Çünkü bu memleket bizim, bu memlekete hep birlikte sahip çıkacağız. Demokratikleştireceğiz, özgürleştireceğiz. İnşallah eşit yurttaşlar olarak da uzun süre birlikte yaşayacağız. Gün polemikleri büyütme günü değil, gün barışı büyütme zamanıdır. Türkiye'nin barışından ekonomisine, umudundan mutluluğuna kadar her konuda olumsuz sonuçlar üreten şey demokrasi ve hukuk krizidir. Emin olun, bir avuç güvenli limanlarında yaşayanların dışında herkesin elinde fener, adalet ve hukuk arıyor memlekette. İktidar hukuk ve yargı mekanizmalarını muhalefeti kuşatmanın aracına dönüştürmüştür. Şimdi birileri çıkıp 'ama yolsuzluk iddiaları var, ama ahlaksızlık var' diyecek. Evet, biz asla yolsuzluk iddialarına da ahlaksızlıklara da gözlerimizi kapatmadık. Kapatmayacağız. Fakat Türkiye'de hukuk eğilip bükülüyor. İktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk olmaz. Güçlüye ayrı, güçsüze ayrı hukuk olmaz. Zengine ayrı yoksula ayrı hukuk olmaz. Bizim DEM Parti olarak çizgimiz nettir. Yolsuzluk iddiası sonuna kadar araştırılmalıdır. Yerel yönetimler dahil olmak üzere her düzeyde tam şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. Tam da bu nedenle kişiye göre değil, herkese göre işleyecek güçlü bir siyasi etik yasasına ihtiyaç var. Bu etik yasası artık ertelenemez" diye konuştu.</p>

<p><br />
"Uzaklaştırmalar CHP’li belediyelere uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor"</p>

<p>CHP belediyelerine dönük operasyonlara tepki gösteren Bakırhan, "Bu operasyonları toplumda ve anketlerde yolsuzlukla mücadele operasyonları olarak görmüyor. Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak herkes bunu kabul ediyor. Bunu biz demiyoruz. İçişleri Bakanı bunu itiraf ediyor. İçişleri Bakanı diyor ki 31 Mart 2024’ten beri 1048 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472’si AK Partili belediye, 217’si CHP’li belediyeleri, 78’i MHP’li belediye 16’sı da DEM Partili belediye diyor. En az biziz. Gerçi o soruşturmaların da neden açıldığını biliyoruz. Kayyım atanmak için. Yani hakkında soruşturma açılan her iki belediyeden birisi AK Partili belediyeymiş. Biz de soruyoruz. Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediye ise neden kayyım DEM Parti belediyelerine, neden görevden uzaklaştırmalar CHP’li belediyelere uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor" dedi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kaynak: Evrensel </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNDEM, SİYASET</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dem-parti-es-genel-baskani-bakirhan-ankara-diyarbakirin-hukukunu-tanirsa-guclenir-ve-demokratiklesir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/04/images-2026-04-07t133740647.jpeg" type="image/jpeg" length="91371"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
