<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Gazete Emek</title>
    <link>https://www.gazeteemek.net</link>
    <description>Gazete Emek, son dakika Diyarbakır ve Van haberleri başta olmak üzere güncel haberleri yapar.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazeteemek.net/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 14:00:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İlham Ahmed Suriye’deki yeni dönemi değerlendirdi: Kürtlerin rolü belirleyici olacak]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ilham-ahmed-suriyedeki-yeni-donemi-degerlendirdi-kurtlerin-rolu-belirleyici-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ilham-ahmed-suriyedeki-yeni-donemi-degerlendirdi-kurtlerin-rolu-belirleyici-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlke TV’den Banu Güven’e konuşan İlham Ahmed, Suriye’de yeni anayasa süreci, Kürtçe eğitim, kadınların siyasetteki konumu, YPJ’nin geleceği ve Türkiye ile ilişkiler konusunda değerlendirmelerini paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Özerk Yönetim’in dış ilişkilerinde uzun yıllar görev alan Kürt kadın siyasetçi İlham Ahmed Türkiye’den ilk kez, ulusal yayın yapan bir televizyona, İlke TV’ye konuştu.</p>

<p>Banu Güven’in gerçekleştirdiği söyleşide İlham Ahmed Suriye’de yeni dönemin şekillenmesinde Kürtlerin rolüne, kadınların karar mekanizmalarında yer almasından YPJ’nin durumuna; Kürtçe eğitim meselesinden Suriye’deki yeni anayasa tartışmalarına ve Türkiye ile ilişkilerine kadar çok sayıda konuya dair değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>İlke TV YouTube kanalından da yayınlanan söyleşinin tamamı şöyle:</p>

<p>‘Yeni bir mücadele dönemi başlıyor’</p>

<p>Banu Güven: Suriyeli Kürtler, tarihi açıdan nasıl bir dönemeçte?</p>

<p>İlham Ahmed: Rojava’da, Kuzey Suriye’de sürdürülen mücadele yeni bir aşamaya gelmiştir. Silahlı mücadele, silahlı direniş siyasi evreye geçmiştir. Özellikle Şam’da entegrasyonun tamamlandığının ilan edilmesi ve SDG’nin fesiyle birlikte mücadele siyasi alana taşınmıştır. Bu ağır bir dönemdir, zorlu bir dönemdir. Kürtlerin haklarının anayasada yer alması açısından da yeni bir mücadele dönemi başlıyor.</p>

<p>Banu Güven: Tabii şu an bir fotoğraf çekildiğinde, Rojavalı Kürtler için özellikle, hedeflerine kıyasla büyük eksiklikler var. Bugünkü fotoğraf böyle sabit kalacak bir fotoğraf değil, anladığım kadarıyla sizin açıklamalarınızdan. Ama eksikliklerden söz edelim. Bunların belki aralarında en önemlilerinden biri, Kürtçe ana dilinde öğrenim meselesi. Şimdi bu Kürtçe ana dilinde öğrenim meselesinde de Rojava’da bir düzen varken, bakıyoruz ilk öğretimde 3 saat ders seçmeli olabilir deniyor, artı 1 saat pratik ders böyle 3 artı 1 gibi bir formül var. Ortaokulda orta öğrenimde başka bir formül var. Tam olarak ne öngörülüyor şu an itibariyle? Şam’daki görüşmelerinizden çıkan sonuç nedir? Pratikte ne olacak? Bundan memnun musunuz? Bunu tartışıyor musunuz şu an? Bir sorun var mı bununla ilgili? Ve ne olmasını hedefliyorsunuz?</p>

<p>‘Kürtler kendi dillerinde eğitim alma hakkına sahiptir’</p>

<p>İlham Ahmed: Eğitim alanında yeni bir adım atılmıştır. Önceki süreçte Rojava özerk bölgesinde eğitim Kürtçe, Arapça, İngilizce dillerinde yapılabiliyordu. Bizim amacımız şuydu: Her halk kendi dilinde eğitim alsın. Şimdi de bu. Kürtler de Suriye’nin asli unsurlarından biridir. Kendi dillerinde eğitim alma hakkına sahiptir. Şu an üzerinde anlaştığımız şey yeni bir aşamadır.</p>

<p>Banu Güven: Ama siz şu an çıkan sonuçtan şu aşamada memnun musunuz? Çünkü Rojava’yla sınırlı bir de. Kürtler sadece Rojava’da da değil. Sizi hayal kırıklığına uğrattı mı bu çıkan sonuç?</p>

<p>İlham Ahmed: Elbette bizim isteğimiz bu değildi. Tüm görüşmelerimizde, bütün müzakerelerde ısrarla Kürtçenin okullarda resmi eğitim dili olmasını istedik. Yani eğitimin tamamen Kürtçe olmasını istedik. Bunun mücadelesini verdik. Bugün ortaya çıkan sonuçtan halkımız memnun değil, biliyoruz. Bizler de memnun değiliz. Ancak süreç şu anda böyle yürüyor. Okullarda üç ders resmi olarak Kürtçe verilecek. Ayrıca dört kitap, felsefe, coğrafya, tarih ve etkinlik dersi Kürtçe okunacak. Önümüzdeki dönemde bu konuda başka adımlar da atılacak. Önemli olan eğitim sisteminde, okul sisteminde Kürtçenin resmi bir dil haline gelmesidir.</p>

<p>Banu Güven: Ama bu çıkan sonuçtan memnun değilsiniz. Açıklamalarınızda da gördüğüm kadarıyla. Sizin talebiniz tam olarak neydi? Ve Şam’daki yönetim ve oradan çıkan kararname tam olarak nasıl bir pratik öngörüyor şu an? Çünkü Rojava’da zaten Kürtçe eğitim öğrenim var. Onun gerisinde bir durum yani.</p>

<p>İlham Ahmed: Evet, bugünkü durum öncekinden daha geri bir noktadır. Önemli olan eğitim sisteminde, okul sisteminde Kürtçenin resmi bir dil haline gelmesidir. Sadece zengin bir dil olmakla kalmayıp, resmi bir dil olması önemlidir. Sorun sadece bir dersin Kürtçe, Arapça veya İngilizce okutulması ve öğretilmesi değil. Bunlar çözülebilir. Ancak burada önemli bir sorun var. Şimdi dört ders Kürtçe veriliyor. Üç saatte Kürtçe dil eğitimi veriliyor. Tarih, coğrafya, felsefe ve pratik Kürtçe okutulacak. Ancak burada sorun ne? Bizim okullarımızda yıllardır tüm dersler Kürtçe olarak verildi. Bütün teorik kitaplar Kürtçe okutuldu. Sistem tamamen Kürtçeydi. 11-12. sınıfa kadar Kürtçe konuşmuş bir öğrenci bir anda Arapçaya dönemez. Bu ciddi bir sorundur. Bu da sistemde sıkıntılar yaratıyor. Çocukların geleceğinde başarı notları, eğitimleri haksız yere zarar görecek. Bu konuda halkımızın ciddi itirazları var. Biz de bundan memnun değiliz. Ancak şu anki karar bu. Bu da bir problemdir.</p>

<p>Banu Güven: Daha önümüzde üniversite sistemiyle ilgili düzenleme de var. Üniversitenin yasal statüsü için görüşmeler devam ediyor. Üniversite sistemi de daha netleşmedi.</p>

<p>İlham Ahmed: Hayır, üniversitelerin sistemi netleşmedi. Söylemler var, görüşmeler var. Üniversitelerin yetkilileri Şam’dalar. Orada görüşmeler var. Sonucunu göreceğiz.</p>

<p>Banu Güven: Orta öğrenimde 3 ders, 3 saat Kürtçe dersi olabiliyor. Onu da seçmeli yaptılar galiba. Değil mi? 1 saat Kürtçe faaliyet dersi oluyor. 3 artı 1 yani. Sonra orta öğrenimde felsefe, tarih dediniz. Evet, tarih, coğrafya. Bu 3 derste mi? Yani sosyal bilimlerde Kürtçe dersi yapılabilecek. O da mı seçmeli öngörülüyor? Yoksa bu dersler böyle yapılacak mı?</p>

<p>İlham Ahmed: Hayır, onlar da seçmeli. Yani Kürtçe ve Arapça eğitim iç içe olacak. Bazı okullar Kürtçe, bazı okullar Arapça. Üniversite için ise 1 Eylül 2026 itibariyle henüz bir düzenleme yapılmadı. Tartışılıyor.</p>

<p>Banu Güven: Şimdi yeni dönem öğrenim yılı ne zaman başlıyor? Okula nasıl başlayacak çocuklar, öğrenciler? Müfredat hazır değil çünkü anladığım kadarıyla. İlk 6 ay, 6 aylık bir süre vardı bir de müfredat hazırlanması için. Şimdi siz ilk 6 ayı mesela ya da bu yılı eskisi gibi mi düzenliyorsunuz Rojava’da? Yani zaman kalmadı.</p>

<p>İlham Ahmed: Bu ayın 15’i ile 20’si arasında eğitimin başlaması gerekiyor. Aslında bu yıl da gerekli hazırlıkları yapmak için özerk yönetimin eğitim sistemiyle devam etmeyi önerdik. Ancak bakanlık bu konuda kararını vermişti. Bütün Suriye’de aynı anda bu yeni sistemi uygulamak istediler. Bu konuda elbette ki problem var. Hazırlıklar yetersiz, zorluklar yaşanacak. Öğrenciler haksızlıklar yaşayacak. Bu konuda müdürlükler ile bakanlık arasında görüşmelere ve müzakerelere ihtiyaç var.</p>

<p>Banu Güven: Yani size bu müfredatı uygulayacaksınız diye yeni bir müfredat verildi mi şu an?</p>

<p>İlham Ahmed: Tercüme edilmeleri gerekiyor. Suriye eğitim müfredatının tercüme edilmesi gerekiyor. Kitapların basılıp okullara dağıtılması gerekiyor.</p>

<p>‘YPJ İçişleri Bakanlığı’na bağlı Özel Operasyon Birliği olarak yer alacak’</p>

<p>Banu Güven: Diğer bir konu, tartışmalı konu ve çok önemli bir konu. YPJ ne olacak? İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir birim olarak Rojava’da görev yapacağı konuşuluyor. Ama bununla ilgili 27 Ağustos’ta YPJ bir açıklama yaptı. Onu da size sorayım istiyorum. Görüşmeler devam ediyor dedi. Rojava, YPJ ne talep ediyor tam olarak? Şam’dan gelen öneriler nerede? Buluşabiliyor mu bu ikisi birbiriyle?</p>

<p>İlham Ahmed: Aslında yaklaşımımız YPJ’nin yani kadınların ordu içerisinde yer almasıdır. Bunun örnekleri dünyada var. Bu yeni bir şey değil. Suriye’de de böyle bir şey olması yanlış olmaz. Ancak aylardır süren görüşmeler ve müzakereler sonucunda kadınların orduda yer almasını kabul etmediler. İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yapıldı. Onların bakışı da başlangıçtan beri YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesine geçmesiydi. Bu şekilde kendi varlığını koruyacaktır. Aslında YPJ bir iç güvenlik gücü değil. Önceden teröre karşı savaşmış özel kadın birlikleridir. Şimdi İçişleri Bakanlığı’na bağlı Özel Operasyon Birliği olarak yer alacak. Özgün bir savunma gücü olarak bakanlık bünyesinde olacaktır.</p>

<p>Banu Güven: İçişleri Bakanlığı’na mı bağlı olacak? Çünkü Türkiye’ye yansıyan haberlerde hep böyle geçiyor.</p>

<p>İlham Ahmed: Özel bir birim olacak. Bu yönde görüşmeler sürüyor.</p>

<p>Banu Güven: İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak tanımlanacak bir birimden söz ediliyor.</p>

<p>İlham Ahmed: Evet doğrudur. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapacak.</p>

<p>Banu Güven: Siz kadınlar, kadın siyasetçiler, kadın komutanlar, Şam’da neredeyse zannediyorum hepsi Hind Kabawat dışında, erkek olan yönetimle görüşürken aynı hizada bakabildiklerini görüyor musunuz? Çünkü pek alışık oldukları bir şey değildi belki kısa zaman öncesine kadar. Kadınların böyle etkin bir şekilde politikada, mücadelede, silahlı mücadelede ya da terörle mücadelede yer aldığını görmek. Alıştılar mı biraz diye ben soracağım size. Ne gibi durumlarla karşılaştığınızı merak ediyorum.</p>

<p>‘Karar mercilerinde kadınlar yer almıyor’</p>

<p>İlham Ahmed: Görünen o ki bu konuda zamana ihtiyaç var. Elbette ki kadınlara dönük farklı bir bakış açısı var. Yani onların bakış açısına göre bazı birimlerde kadınlar yer alabilir. Onlar da kendi aralarında konuştuklarında kadınların önemli olduğu, kadınların yönetimde yer alması gerektiğini söylüyorlar. Fakat gerçeklikte karar mercilerinde kadınlar yer almıyor. Ya da çok sembolik bir şekilde yer alıyor. Ancak karar mekanizmalarında yok maalesef. Bu da büyük bir eksiklik. Her ne kadar bakanlıklarda, alt birimlerde kadınlar için bazı alanlar açılmışsa da ancak önemli görevlerde değiller.</p>

<p>Banu Güven: Şimdi bu bizi sizin alacağınız görevle ilgili bir takım sorulara da getiriyor ama öncesinde şunu sormak istiyorum. Anayasayı yapması beklenen mecliste kadınların varlığı yeterli mi? Bu oran yüzde 10 bile değil. Kadın sayısı çok az. Anayasa sürecinde kadınların anayasaya girmesi ve güvenceye alınması için önemli bir kadın mücadelesine ihtiyaç var. Anayasayı da konuşacağız ama ben şimdi öncelikle zannediyorum meclisteki tek Kürt kadın üye olarak sizin üstlenmeniz öngörülen görevi soracağım. Orada dış ilişkiler komitesinde parlamentonun genel bir görev ya da üyelik olması söz konusu diye haberlerde görüyoruz. 1 Eylül 2026 itibariyle bu konuda bir netlik oldu mu? Sizin kararnameniz, sizin üyeliğinizin resmileşmesiyle ilgili cumhurbaşkanı kararnamesi henüz çıkmadı 1 Eylül’de galiba.</p>

<p>‘Görevimin ne olacağı kararname çıktıktan sonra belli olacak’</p>

<p>İlham Ahmed: Hayır, kararname henüz çıkmadı.Yakın zamanda çıkmasını bekliyoruz. Parlamentoda 3 Kürt kadın parlamenter varız. Afrin’den ve Haseke’den birer kadın arkadaşımız daha parlamentoda.</p>

<p>Banu Güven: Onlar ne zaman girmişlerdi? İlk başta siz zannediyorum üye vermediniz parlamentoya değil mi? Çünkü şu anki parlamento Ahmed Şara’nın kontrolünde belirlenmiş bir parlamento.</p>

<p>İlham Ahmed: Bir seçim yapıldı. Atama ile bir seçim yapıldı. Afrin’den bir kadın arkadaş seçildi. 3 milletvekilliği var. Burada Haseke’de de bir kadın seçildi. Parlamentoda 3 Kürt kadın oluyoruz.</p>

<p>Banu Güven: Peki, siz dış ilişkiler komitesinin üyesi olacak mısınız bu konuda? Şam’dan ayrıldığınızda size söylenen ve el sıkıştığınız, bilmiyorum el sıkışabildiniz mi ama imzaladığınız mutabakat ne diyor sizin görevinizle ilgili? Ve bundan sonra sizin fonksiyonunuzu nasıl değiştirecek bir görev olacak bu?</p>

<p>İlham Ahmed: Benim görevimin ne olacağı kararname çıktıktan sonra belli olacak. Anayasa komisyonu var, Dışişleri Bakanlığı komisyonu var. Bu görevler olabilir. Parlamenterlik önemli bir görev. Suriye toplumunu ilgilendiren bütün yasalar orada hazırlanıyor. Her ne kadar bu parlamenterlik atama ile gerçekleşmiş olsa da Suriye’nin geleceği için önemli hizmetlerin yapılacağı bir görevdir.</p>

<p>Banu Güven: Siz hangi komitede olmayı istiyorsunuz, önemsiyorsunuz?</p>

<p>İlham Ahmed: Ben sürekli dış ilişkiler alanında çalıştım. Fakat bir parlamenter iki komisyonda da görev alabiliyor. Anayasa komisyonu da çok önemli bir komisyon, Dışişleri komisyonu da. İkisi birden.</p>

<p>Banu Güven: Anayasa komisyonunda yer alabileceğiniz konusunda bir mutabakat sağlandı mı?</p>

<p>İlham Ahmed: Evet, öyle bir yaklaşım var.</p>

<p>Banu Güven: O zaman biz kararnamede sizi iki komisyonda, iki komitede görev alıyor şekilde görebiliriz. Öyle anlıyorum.</p>

<p>İlham Ahmed: Kararnameden böyle bir sonuç çıkabilir. Suriye parlamentosunda hem anayasa komisyonunda hem dış ilişkiler komisyonunda bulunabilirim. Evet, olabilir.</p>

<p>Banu Güven: Peki, ne zaman göreceğiz bu kararnameyi?</p>

<p>İlham Ahmed: Bilemiyorum. Biz de bekliyoruz. Cumhurbaşkanının bu kararnameyi yayınlaması gerekiyor.</p>

<p>Banu Güven: Niye bu kadar sürüyor ki? Bir görüşme var mı başka arada?</p>

<p>İlham Ahmed: O günden bugüne bir görüşme olmadığı için bilemiyorum.</p>

<p>‘Anayasa çalışmaları ile ilgili takvim henüz belli değil’</p>

<p>Banu Güven: Peki, anayasa konuşmaya ne zaman başlanılacak? Anayasa ne zaman ele alınacak? O çok önemli çünkü. Siz bu mecliste demokratik bir Suriye anayasası çıkabileceğini düşünüyor musunuz? Bir de Suriye’nin yeni rejiminin ya da yeni Suriye’nin bir ismi, yeni bir ismi olması lazım diyorsunuz. Ne öngörüyorsunuz, nasıl bir isim olmasını talep ediyorsunuz? Bir de dediğim gibi yine sorunun ilk bölümünü tekrar etmek istiyorum. Bu parlamentodan demokratik bir anayasa çıkarabileceğinize inancınız ne kadar?</p>

<p>İlham Ahmed: Yani anayasa çalışmaları ile ilgili takvim henüz belli değil. Mecliste bazı çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Meclisteki sayı tamamlanıp çalışmalar başladıktan sonra üzerinde tartışmalar başlayacak ve gündeme gelecek.</p>

<p>Banu Güven: En önemli konular, en zor ilerlenecek konular hangileri size göre? Kürtçe, resmi dillerinden biri olarak tanınmadı Suriye’de şu an itibariyle. Mesela Kürtçe’nin statüsü ya da Rojava’nın yine ayrı bir statüsü gibi. Kürtlerin eşit vatandaşlık haklarına dair sözler belki tatmin etmiştir size ama buna dair daha iyileştirilmesi gereken alanlar, başka güvenceler, neler var talepleriniz arasında?</p>

<p>İlham Ahmed: Suriye için yeni Suriye’nin demokratik adımlara açık olması gerektiğine inanıyoruz. Sadece kültürel konularda değil, bütün alanlarda gelişen bir Suriye istiyoruz. Kültürel anlamda Kürtler için bir özgürlük alanı oluştu. Bu dönemde bazı adımlar atıldı. Kürtlerin ulusal günleri yasal olarak tanınıyor ve kutlanıyor. Newroz kutlanıyor. Kürtler her yerde dillerini konuşabiliyor ve kültürlerini yaşatabiliyorlar. Fakat Kürtçenin henüz okullarda eğitimde resmi bir dil olarak statüsü tanınmamış.<br />
Suriye toplumu çok renkli, zengin bir toplumdur. Türkmenler var, Süryaniler var, Asuriler var, Ermeniler var. Çok farklı renklerden oluşan bir toplumdur. Biz istiyoruz ki bu alanda bir özgürlük ortamı oluşsun ve bu halklar kendi dillerinde okusunlar, eğitim alsınlar. Bunun dışında şu an eksik olan ve gelecekte de önemli olan şey siyasi konulardır. Yani siyasetin özgürce yapılabilmesi, çıkacak kanunların Suriye toplumuna özgürce siyaset yapması için imkan tanıması gerekir. Toplum örgütlenebilsin, ülkenin yönetiminde söz sahibi olsun, demokratik bir gelişim olsun. Yani bu konuda henüz Suriye’nin nasıl bir siyasi geleceği olacağı belli değil. Henüz bu ülkede siyasi partiler kanunu yok. Suriye sadece bir halkın devleti değil, Suriye’de sadece Araplar yaşamıyor. Suriye’de kökleri daha eskiye dayanan halklar var. Sadece tek bir halkın tanınması Suriye’ye zarar vermiştir. Geçmişte krizlere neden olmuştur. Şimdi bunun düzeltilmesi gerekir. Bu ülkede farklı halkların yaşadığını kabul etmek gerekir. Kadınların da sosyal hayata aktif olarak katılması için önlerinin açık olması gerekir.</p>

<p>‘Kayıpların akıbetiyle ilgili bilgimiz yok’</p>

<p>Banu Güven: Tutukluların serbest bırakılması gerektiğinden söz ediyorsunuz. Şam’la görüşmelerinizin ilerlemesinde ve burada talep ettikleriniz maddeler arasında bu çok önemli bir yer tutuyor anladığım kadarıyla. Aynı zamanda Afrin’e dönüş olduğu, Serekaniye için de siz ‘dönüş olması gerekiyor’ demiştiniz son açıklamanızda. Neredeyiz buralarda? Kaç tutukludan söz ediyorsunuz? Kimler bunlar? Ve Serekaniye’ye dönüş niye hala olamadı?</p>

<p>İlham Ahmed: Esir alınmış çok sayıda insanın akıbeti belli değil. Bunlar tutuklu mu yoksa şehit mi düştüler belli değil. Savaş sırasında orduya katılmış değişik gruplarda 500’e yakın insanın kayıp olduğunu biliyoruz.</p>

<p>Banu Güven: Kayıplar var yani?</p>

<p>İlham Ahmed: 500 kişinin kayıp olduğunu biliyoruz. Bunların akıbetiyle ilgili bilgimiz yok.</p>

<p>‘Tamamı müzakereyle gerçekleşiyor’</p>

<p>Banu Güven: Bunların hepsi Demokratik Suriye Güçleri’nden miydi yoksa halktan da var mı?</p>

<p>İlham Ahmed: Siviller de var. Diğer gruplardan da insanlar var. Hepsi SDG üyeleri değil, siviller var içlerinde. Seyahat ederken alınan, değişik yerlerde kaybolan insanlar var Biz bunların isimlerini bildirdik, bu listeleri verdik. Bunların bulunması için görüşmelerimiz ve çalışmalarımız devam ediyor. Entegrasyon konusunda önemli adımlar atıldı. Tamamı olmasa da Afrin’deki halkımız topraklarına geri döndü. Deyrezor’dan ve başka şehirlerden 1200 aile Afrin’de, merkezde, Afrinlilerin evinde kalıyor ve evleri boşaltmıyorlar. Bu büyük bir problemdir. Lakin yine de dönüşler oldu. Afrin halkı yeniden inşa için büyük zorluklar çekiyor. Yine de Afrinlilerin dönüşü önemli bir adımdır. Yine Serekaniye’de halkımız topraklarına geri dönmek istedi. Problemler yaşadı.<br />
Yine de bu geri dönüş devam edecek. Başka yerlerden olanların Serekaniye’yi ve Gre Spi’yi boşaltmaları gerekiyor. Bu konular da günlemde. Entegrasyonun tamamlanması demek, bütün dosyaların kapandığı anlamına gelmiyor. Hala çözülmemiş sorunlar var. Çalışmalar devam ediyor ve bunların çözülmesi gerekiyor.</p>

<p>Banu Güven: Entegrasyon sağlandı. Demokratik Suriye Güçleri lağvedildi. YPJ tanımlanmadığı için yeni görev ya da yeni isim hala bugün itibariyle YPJ olarak duruyor anladığım kadarıyla. Görüyoruz ki her gün bir gelişmenin olduğu bir süreç. Mesela bugün Haseke’ye, Şam’dan merkezi yönetimden güvenlik için girenler oldu falan. Bunlar hep böyle entegrasyonun adımları. İyi gidiyor mu? Ahenk içinde gidiyor mu? Halk ne görüyor? Siz nasıl bunu yaşıyorsunuz?</p>

<p>İlham Ahmed: Şimdiye kadar atılan adımların tamamı görüşmeler ve mutabakatla atılmıştır. Ne devlet ne de biz kendi başımıza adım atıyoruz. Tamamı müzakereyle gerçekleşiyor. Mesela Haseke’ye askeri entegrasyonla ilgili görevliler geldiğinde bunlar müzakere ve mutabakatla geliyor. Şu an içinde bulunduğumuz durum bizim devlete dahil olma durumudur. Biz artık bu devletin dışında kalmayacağız. Kürtler artık Suriye’de devletin içindedir. Bu devletin sadece bir halkı değil, Kürtlerin de devleti olmasını sağlıyoruz. Müzakereler ve görüşmeler bu esaslar üzerinden yürüyor. Onun için şu an yürütülen çalışmalar entegrasyon ve eğitim için görevlilerin gelmesi normal bir durumdur.</p>

<p>Banu Güven: Suriye’de kaç kişinin Suriye vatandaşlığı yoktu? Kaç kişi başvurdu bu mutabakatlardan sonra?</p>

<p>İlham Ahmed: Bu çok önemli bir kazanım. Aslında doğuştan hak olması lazım ama tabii önemli, resmileşen bir kazanım. Önceden kimlikleri olmayan 360 bin civarında insan var. Esad döneminde bunların 200 bini vatandaş şartlarına kavuştu. Kalanlar da başvurularını yaptılar ve kayıtları yapıldı.</p>

<p>Banu Güven: Suriye’de Kürt nüfusunu tahmin edebiliyor musunuz?</p>

<p>İlham Ahmed: 3 milyon var. Ancak çok büyük göç yaşandı, çok giden insan oldu.Banu Güven: Tabii, tabii. Ama bir tek Suriye’de, Rojava’da yaşamıyor Kürtler, öyle değil mi? (27:23) Kürtler var, Araplar var, Süryaniler var. Yani çok renkli.</p>

<p>‘Sorunun diyalog yoluyla çözümünde Öcalan’ın önemli ve belirleyici bir rolü vardı’</p>

<p>Banu Güven: Suriye’de vardığınız bu mutabakatlar, adım adım 8 maddelik anlaşma, ondan sonra daha geniş anlaşma ve bugün entegrasyon açıklaması, bugünkü görüşmeleriniz, bunların çerçevesinin belirlenmesinde rol oynayan başka aktörler de var. Öyle görüyoruz. Yani Suriye’nin geleceği bir tek Suriye’de, Suriye’nin vatandaşlarının konuşup belirlediği bir gelecek gibi görünmüyor dışarıdan bakıldığında. Türkiye’den söz ediyoruz, Amerika da sizle ilgili konuşuyor. İsrail’in bir takım hedefleri var kafasında, ne olması lazım, olmaması lazım filan… Kim nasıl belirledi bu süreci? Biraz söyler misiniz? Çünkü siz tabii ki Türkiye’yle de konuşuyorsunuz ve Türkiye’deki süreç, Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne dair ilk adımda öngördükleriyle burada olanlar da birbirinden bağımsız görünmüyor.</p>

<p>İlham Ahmed: Devrim başladığında Suriye yalnız başına değildi. Suriye üzerinde etkili olan faktörler ve Suriye devrimine müdahil olan özel güçler vardı. En başta İran ve Rusya’yı sayabiliriz. Şimdi bu iki ülkenin herhangi bir etkisi kalmadı. Türkiye’nin de hem eskiden, hem de şimdi Suriye’de önemli bir rolü var. Suriye’nin geleceğinde Türkiye’nin belirleyici etkisinin olacağını söyleyebilirim. Başka ülkelerin de, mesela Amerika’nın da önemli bir rolü oldu. Şimdi de ciddi etkisi var. Yine biz İngiltere’nin önemli bir etkisini görüyoruz. Bunlar Suriye meselesinin çözümünde rol oynayan ve bizim de etkileşim içinde olduğumuz güçlerdir.</p>

<p>Banu Güven: Güven: Biraz daha daraltayım: Suriyeli Kürtlerin geleceği konusunda belirleyici olmak isteyenler.. Şimdi burada Türkiye’de PKK’nin silah bırakacağı ve kendini feshedeceği yönünde Abdullah Öcalan’ın çağrısından sonra, Türkiyeli yetkililerin gözleri buraya da döndü. Dediler ki, Suriye Demokratik Güçleri de silah bırakmalı. Yani YPG YPJ de silah bırakmalı. Ama Mazlum Abdi demişti ki, “Burası başka, burası Suriye. Bizi bağlamıyor bu çağrı”. Ama sonra entegrasyona doğru gidildi ve sizde entegre olmayı kabul ettiniz. Sonra da belli ki, mesajlar geldi gitti. Bu süreç içinde Abdullah Öcalan’dan doğrudan mesaj alabildiniz mi? Onun öngörülerini sizinle paylaşması ne kadar etkili oldu? Türkiye Cumhuriyeti tarafından görüştüğünüz yetkililer, üst düzey yetkililer var diye biliyorum. Pozisyonunu söyleyebilirsiniz, eğer mümkünse. Onlarla ne zamandan beri görüşüyorsunuz? Ve bütün bunlar ne kadar şekillendirdi bugün Şam’la vardığınız mutabakatı?</p>

<p>İham Ahmed: Bu soru hem önemli hem de hassas bir soru. Üzerinde çok sayıda spekülasyon yapılan bir konu bu. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Minbiç’teki çatışmalar sırasında 10 Mart anlaşmasından önce bir saldırı oldu. O saldırının durdurulmasında Sayın Öcalan’ın önemli bir rolü olduğunu biliyoruz. Bu sorunun diyalog yoluyla çözümünde Öcalan’ın önemli ve belirleyici bir rolü vardır.</p>

<p>Banu Güven: Sizlerle dolaylı yoldan görüşerek, öyle mi?</p>

<p>İlham Ahmed: Çünkü Türkiye, Suriye meselesinde önemli bir aktördü ve SDG konusunda önemli hassasiyetleri vardı. SDG’nin silah bırakması, SDG’nin feshiyle ilgili hassasiyetleri masaya koyuyordu. Türkiye hem Suriye hem diğer devletlerle ilişkilerinde SDG konusunu hep ön plana çıkardı.</p>

<p>Şam’la diyalog kurmamızda, ateşkesi ilan edilmesinde, Şam ile sorunlarımızın çözülmesinde Türkiye’nin önemli bir etkisi vardı. Bu aslında bizim de yaklaşımımızdı. Çünkü biz Şam’la bir çatışmanın içinde olmayı hiç istemedik.<br />
Ne Şam’la, ne de başka güçlerle çatışmak istedik. Fakat sanki biz Suriye’yi parçalamak ve Suriye devletinin dışında kalmak istiyormuşuz gibi bir algı oluşturuldu. Bize yönelik saldırıların durdurulmasında Sayın Öcalan’ın yürüttüğü müzakerelerin önemli etkisi oldu. Sonrasında da 10 Mart Antlaşması bizim irademizle imzalandı. Ancak Sayın Öcalan’ın önemli desteği oldu. Anlaşmaların imzalanmasında, sorunların diyalogla çözülmesinde, barışçıl bir entegrasyon sürecinin yürütülmesinde Sayın Öcalan’ın etkisi tartışılmazdır.<br />
O dönemde Sayın Öcalan’ın bize ulaşan mesajlarından ve yaklaşımından süreci desteklediğini anlayabiliyorduk. Savaş olmasını istemiyordu, sürecin yürütülmesini istiyordu. Orta Doğu’da büyük bir savaştan endişe ediyordu. Kürtlerin bu büyük savaşı alet olmasını istemiyordu. Demokratik bir Suriye içerisinde Kürt meselesinin çözüme kavuşmasını istiyordu. Sayın Öcalan’ın bakış açısı ve düşünceleri böyleydi.<br />
Bunun dışında yapılan spekülasyonlar, işte illa silah bırakın veya bırakmayın şeklindeki haberler doğru değildi. Silah bırakmanın da yine çözüm perspektifi içinde Kürtlerin tanınması, haklarına kavuşmasıyla olması gerektiğini düşünüyordu.<br />
‘Türkiye istese de istemese de Kürt meselesinin muhatabıdır’</p>

<p>Banu Güven: Farklı yollarla mesaj alabildiğinizi söylediniz Abdullah Öcalan’dan ya da belki sizin için görüşen başka birçok aktör de var Abdullah Öcalan’la. Siz de buradan bu kadar önemli bir tarihi dönemeçte onunla mesajlaştınız. Şimdi bunun yöntemine dair bir detaya girmek istemiyorsunuz anladığım kadarıyla. Ama herkes şunu da merak ediyor. İlham Ahmed ve Mazlum Abdi bir gün Türkiye’ye gelebilecekler mi? Burada yaptıkları açıklamaları doğrudan mesela Ankara’da yapabilecekler mi? Hatta İmralı’ya gidip Abdullah Öcalan’la da görüşecekler mi? Bunlar olacak mı? Bunların olması için hangi koşulların yerine gelmesi bekleniyor?</p>

<p>İlham Ahmed: Tabii ki biz bu ziyaretlerin ve görüşmelerin yapılmasını umut ediyoruz. Hatta biz bu konuları Şam’daki yönetimle de konuştuk, paylaştık. Doğrusu biz barış konusunda, çözüm konusunda hangi taraf katkı sağlayacaksa onlarla görüşmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de önemli bir taraf ve istese de istemese de Kürt meselesinin muhatabıdır.<br />
İster Türkiye’de olsun, ister Rojava’da olsun, Türkiye Kürt meselesinde direkt muhataptır. Bundan dolayı Türkiye ile olan görüşmeler önemlidir. Türkiye’nin yöneticilerinin bizi misafir etmeleri, görüşmelerin yapılması, ziyaretlerin gerçekleşmesi önemlidir.<br />
Biz de bunları yapabilecek güce ve iradeye sahibiz. Biz bu görüşmeleri yapabiliriz. Özellikle Sayın Öcalan’ın katkısıyla Kürt meselesinin çözümünde barış bilincinin, ortak yaşam bilincinin, her halkın kendi kimliğiyle yaşayabilme bilincinin gelişmesinde Türkiye’de atılan önemli adımlar var.<br />
Bu konuda Suriye’de çözümün ne şekilde hayata geçeceği önemlidir. Evet, Suriye’nin kendi özgünlüğü vardır. Suriye toplumu farklı bir toplumdur.<br />
Suriye’deki yönetimin özellikleri farklıdır. Ancak Kürt meselesinin çözümündeki genel prensipler bellidir. Bu prensipler Suriye için de geçerli.<br />
Dolayısıyla biz bu görüşmeleri bekliyoruz ve kapıların açılması ve ziyaretlerin yapılması konusunda umutluyuz. Bu sorunların zamana yayılmadan bir an önce çözülmesinin yararlı olduğunu düşünüyoruz. Gereksiz enerji ve zaman kaybındansa bir an önce harekete geçmek daha iyidir.</p>

<p>Banu Güven: Yani bunlar olursa, bir takım adımlar atılırsa, o listeler var malum, onlar yeni bir bakışla değerlendirilirse, sizin gitmenizi engelleyen neler varsa, kaldırılırsa. Çünkü bugünkü durumla uyuşmayan sakıncalılar listesi var, öyle değil mi? Onların da değişmesi herhalde söz konusu.</p>

<p>İlham Ahmed: Mesela benim ismim listede yer alıyor, ama neden yer aldığını bilmiyorum. Mesela ben Türkiye’ye karşı silah mı kullandım, ateş mi ettim? Böyle bir şey yok. Ben kendi toprağımda, kendi ülkemde siyaset yapmışım. Halkımın hakları için mücadele yürütmüşüm.<br />
Nasıl Türkler ‘haklarımız var’ diyorlarsa, Araplar ‘haklarımız var’ diyorsa, ‘kimliğimiz var’ diyorsa, biz Kürtlerin de hakları ve kimliği vardır. Ben bu hakların savunuculuğunu yapmışım. Bundan dolayı terör listesine alınmak büyük bir haksızlıktır.Türkiye’ye karşı hiçbir eylemde bulunmamışız. Sadece bizim üzerimize saldırıldığı zaman bunlara itiraz ettik. O listeden isimlerimizin mutlaka kaldırılması gerekir. Listenin temizlenmesi ve görüşmelerin yapılması gerekir.</p>

<p>Banu Güven: Son iki sorum var belki. Bir tanesi, Suriye kendine özgü bir ülke tabii. Ama burada Suriye’deki Kürtler için tabii çok geriden gelip vatandaşlık hakkı da dahil olmak üzere zaten olması gereken bazı haklar var. Ama onun üzerine bir de resmileştirmek istediğiniz diğer hakları konuştuk. İşte taleplerinizi, dille ilgili, yönetimle ilgili vs…<br />
Burada farklı koşullar var tamam ama Türkiye’de daha bunlar konuşulmuyor, başka bir süreç ilerliyor. Ama sosyal hakları açısından Türkiye burada ne olduğuna da göz ucuyla bakıyor mu acaba? Çünkü bu alınan haklar Türkiye’deki Kürtler için de bir örnek oluşturacak herhalde.</p>

<p>İlham Ahmed: Öyle anlaşılıyor ki Suriye’de yaptığımız görüşmeler, vardığımız mutabakatlar, attığımız adımlar Türkiye tarafından yakından izleniyor, yorumlanıyor. Ve bu atılan adımlar da aslında etkili oluyor diyebilirim.<br />
‘Orta Doğu’nun epey bir süredir dizayn edildiği açıktır’</p>

<p>Banu Güven: Bölgesel olarak bir Mekke İttifakı söz konusu. Diğer taraftan İsrail’in Suriye’deki varlığının kabullenilmiş gibi olması Şam tarafından, statü konusunun kabullenmesi, Ama İsrail’in Suriye’de bir üssü hedef alması, Türkiye’ye karşı bir takım argümanlarla…<br />
Bütün bunları bölgesel bazı başka gelişmeleri de, İran’daki durumu, İsrail’in İran’a saldırısı, Amerika’nın İran’la bitmeyen çatışması. Bunları bölgesel açıdan değerlendirir misiniz?</p>

<p>İlham Ahmed: Orta Doğu’nun epey bir süredir dizayn edildiği açıktır. İster bölge devletleri kendi içlerinde bir blok oluştursun ya da Amerika’nın başını çektiği uluslararası güçler olsun, bölgenin dizayn edilmeye çalışıldığı bir gerçekliktir. Orta Doğu gelecekte nasıl bir yer olacak? Hangi şekilde yönetilecek? Bu daha netleşmiş değil.<br />
Dolayısıyla her taraf kendisi açısından, hem kendi güvenliğini sağlamak hem de daha fazla inisiyatife sahip olmak için bölgeye müdahale ediyor. Kürtler de bu denklemde önemli bir faktördür. Dört ayrı devletin içinde yaşıyorlar.<br />
Çok stratejik bir bölgede yaşıyorlar. Kürt toplumunun çok güçlü bir potansiyeli var. Kürt toplumu demokrasi konusunda, yenilenme konusunda, yönetme konusunda güçlü bir potansiyele sahiptir.<br />
Dolayısıyla Kürtlerle ittifak kuranların bu dizaynda daha başarılı olacakları yönünde bir anlayış var. Kürt toplumunun böyle bir gücü var. Ancak tabii ki şu an, gelecekte ne olacağını bilemiyoruz.</p>

<p>Banu Güven: Netanyahu sizce güvenilir bir ortak, konuşma partneri, muhatabı olabilir mi?</p>

<p>İlham Ahmed: Bilmiyoruz, ancak bunlar bizim beklentimizdir. Biz Suriye’de yeni karışıklıklara yol açacak savaşlar istemiyoruz.<br />
Sorunların çözümünde barışçıl yöntemlerin en doğru yol olduğuna inanıyoruz. İsrail ile olan diyalog ve ilişkiler de Suriye hükümetinin yetkisindedir. Suriye hükümeti diyor ki biz bu sorunları yasal çerçevede çözüme kavuşturalım.</p>

<p>Banu Güven: Açıklamalarınızdan süreç beklediğiniz gibi de giderse, ileride Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir ittifak mı demeliyim bilmiyorum ama bir şekilde, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir şekilde, dostane ilişkilerle siz geleceğin belirlenmesini istiyorsunuz. Yani bunu anlıyorum açıklamalarınızdan. Bir tarafta da İsrail var. İsrail ile Kürtler Türkiye’de belli açılardan bakanların çok konuştuğu bir meseledir. İsrail’in de tabii hedefleri var bölgede. Ama Kürtler ne tarafa daha yakın duruyor diye sorulduğunda siz ne derdiniz?</p>

<p>İlham Ahmed: Biz Kürtlerin hiçbir tarafa düşman olmasını istemiyoruz. Biz hep barışçıl yollar aradık ve sorunları çözmeye çalıştık. Türkiye bizim sınırdaşımızdır, komşumuzdur. Türkiye’deki Kürt toplumu ile yakın sosyal ilişkilerimiz var.<br />
Doğal olarak biz Türkiye ile bir çatışma içerisinde olmak istemiyoruz. Dolayısıyla Türkiye ile sorunlarımızı çözebilirsek, iyi ilişkiler içerisinde olursak bu iki taraf için de yararlı olacaktır. Başka açıdan da biz Suriye’nin içerisindeyiz.<br />
Suriye devletinin bir parçasıyız. Suriye’de olan şeyler bizi de bağlıyor. Suriye’nin önemli bir komşusu da İsrail’dir. İsrail ile olan sorunların çözümünde de diyaloğu ve barışçıl yöntemi her zaman tercih ettik, şimdi de tercih ediyoruz.</p>

<p>Banu Güven: Açıklamalarınızdan süreç beklediğiniz gibi de giderse, ileride Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir ittifak mı demeliyim bilmiyorum ama bir şekilde, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir şekilde, dostane ilişkilerle siz geleceğin belirlenmesini istiyorsunuz. Yani bunu anlıyorum açıklamalarınızdan. Bir tarafta da İsrail var. İsrail ile Kürtler Türkiye’de belli açılardan bakanların çok konuştuğu bir meseledir. İsrail’in de tabii hedefleri var bölgede. Ama Kürtler ne tarafa daha yakın duruyor diye sorulduğunda siz ne derdiniz?</p>

<p>İlham Ahmed: Biz Kürtlerin hiçbir tarafa düşman olmasını istemiyoruz. Biz hep barışçıl yollar aradık ve sorunları çözmeye çalıştık. Türkiye bizim sınırdaşımızdır, komşumuzdur. Türkiye’deki Kürt toplumu ile yakın sosyal ilişkilerimiz var.<br />
Doğal olarak biz Türkiye ile bir çatışma içerisinde olmak istemiyoruz. Dolayısıyla Türkiye ile sorunlarımızı çözebilirsek, iyi ilişkiler içerisinde olursak bu iki taraf için de yararlı olacaktır. Başka açıdan da biz Suriye’nin içerisindeyiz.<br />
Suriye devletinin bir parçasıyız. Suriye’de olan şeyler bizi de bağlıyor. Suriye’nin önemli bir komşusu da İsrail’dir. İsrail ile olan sorunların çözümünde de diyaloğu ve barışçıl yöntemi her zaman tercih ettik, şimdi de tercih ediyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Banu Güven: Netanyahu sizce güvenilir bir ortak, konuşma partneri muhatabı olabilir mi?</p>

<p>İlham Ahmed: Bilmiyoruz, ancak bunlar bizim beklentimizdir. Biz Suriye’de yeni karışıklıklara yol açacak savaşlar istemiyoruz.<br />
‘Dışişleri Bakanlığı ile iletişim kanalımız yok’</p>

<p>Banu Güven: Hakan Fidan ile bir görüşme kanalınız var mı? Mesajlaşma kanalınız var mı Türkiye Dışişleri ile? Tabi ki bu süreçler, bölgesel gelişmeler söz konusu olduğunda Milli İstihbarat Teşkilatı da sürecin içinde Türkiye’de. Buradan da bazı YPG, YPJ savaşçılarının belki üyelerinin dönüşü söz konusu mu Türkiye’ye? Buna dair bilginiz varsa siz söyleyebilir misiniz? Kimin aracılığıyla görüşüyorsunuz ya da Türkiye’den hangi yetkiliyle pozisyon söyleyebilirsiniz? Nasıl yetkililerle görüşüyorsunuz?<br />
İlham Ahmed: Dışişleri Bakanlığı ile iletişim kanalımız yok. Biz tabii ki olmasını istiyoruz. Elbette ki, uzaktan birbirimize sert mesajlar vermek yerine yakın görüşmelerin olması daha iyidir. Güvenlik bürokrasisi ile geçmişten beri iletişim kanallarımız var. Suriye ile ilgili meselelerde de mesaj alışverişi oluyor.<br />
Banu Güven. Üst düzey?</p>

<p>İlham Ahmed: Evet, düzey yüksek sayılır. Bu temelde görüşmelerimiz ve iletişimimiz devam ediyor. Gelecekte umut ediyoruz ki, Dışişleri Bakanlığı ile iletişim kanallarımız açılsın, görüşmelerimiz olsun. Onlar da bizi yakından takip etsin.<br />
Banu Güven: Ben şunu biliyorum: TC vatandaşı olup buraya geldi IŞİD ile mücadelede yer alan kişiler oldu. Şimdi onların Türkiye’deki sürece bağlı olarak Türkiye’ye dönmek gibi bir durumları da söz konusu. Onlar Suriye vatandaşı da değiller çünkü. Dolayısıyla entegrasyon olduğunda onların da şimdi silahları burada bırakıp bir başka yere geçmeleri gerekiyor. Kaç kişi vardır? Ne zaman geçecekler? Onlar için nasıl bir prosedür var?</p>

<p>İlham Ahmed: Onların durumu da sürecin genel gidişatıyla ilgilidir.<br />
PKK ile yürütülen süreç kapsamında onlar da oraya dahildir. Sayıyı tam olarak vermek mümkün değil ama çok yüksek sayıda olmadığını söyleyebilirim. Süreç kapsamında dönüşler başladığı zaman, biz de gereken düzenlemeyi yapacağız.</p>

<p>Banu Güven: Çok teşekkür ediyoruz cevaplarınız için. Belki bir sonraki görüşmeyi Şam’da yapabiliriz. Artık daha çok orada mı olacaksınız kararlar çıktıktan sonra?<br />
İlham Ahmed: Evet öyle olacak.</p>

<p>Banu Güven: Peki o zaman bir sonraki görüşmeyi Şam’da yapmak üzere diyorum. Çok teşekkür ediyorum. Sağ olun.</p>

<p><br />
Kaynak: İlke Tv</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ilham-ahmed-suriyedeki-yeni-donemi-degerlendirdi-kurtlerin-rolu-belirleyici-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-07-12-37-22-255-comtwitterandroid-edit.jpg" type="image/jpeg" length="53710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asgari ücretle geçinemeyen yurttaşın ötanazi başvurusu Meclis gündeminde]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/asgari-ucretle-gecinemeyen-yurttasin-otanazi-basvurusu-meclis-gundeminde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/asgari-ucretle-gecinemeyen-yurttasin-otanazi-basvurusu-meclis-gundeminde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMEP Milletvekili Sevda Karaca, üç çocuk babası bir yurttaşın geçim sıkıntısı nedeniyle valiliğe yaptığı ötanazi başvurusunu TBMM gündemine taşıyarak, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Gaziantep’te asgari ücretle geçinmeye çalışan 3 çocuk babası bir yurttaşın geçinemediğini belirterek Gaziantep Valiliği’ne ötanazi için yardım talebinde bulunmasını TBMM gündemine gündemine taşıdı.</p>

<p>Sevda Karaca, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanıtlaması istemiyle sunduğu önergede, babanın, mevcut ekonomik koşullarda insan onuruna yaraşır bir hayat süremediğini açıkça ifade ettiğini vurguladı.</p>

<p><br />
‘OVP, yoksulluk ve baskı vaat ediyor’</p>

<p>Yoksulluğun, çalışanları yaşamlarına son verme noktasına sürüklediğinin altını çizen Sevda Karaca, açıklanan Orta Vadeli Program’ın (OVP) da bu durumun göstergelerinden biri olduğunu aktardı. Programın “sermaye lehine güncellendiğini” öne süren Karaca, bu programın çalışanlara daha çok “yoksulluk ve baskı vaat ettiğini” vurguladı.</p>

<p>Sevda Karaca, açıklanan programda yurttaşlara en az 3 çocuk doğurmasının teşvik edildiğini belirterek, çocukların bütün sorumluluğunun sadece ebeveynlere yüklendiğini ifade etti.<br />
Mahkeme kararına atıfta bulundu</p>

<p>Sevda Karaca, okul çağındaki çocukların ihtiyaçlarına işaret ederek, “Açıklanan programda, okul çağındaki çocukların temel ihtiyaçlarına yetemeyen bir babaya cevaben, devlet olarak sorumluluk alındığını gösteren tek bir söz bulunmamaktadır. Bilakis, çocukların okullarda ücretsiz bir öğün sağlıklı yemek vermenin devletin önceliği olmadığını itiraf eden mahkeme kararlarını tekrar etmektedir” ifadelerini kullandı.<br />
Çocukların bakım yükünün aileler ve özellikle kadınların üzerinde bırakılmasına da değinen Sevda Karaca, kadın çalışanların üzerindeki çocuk bakım yükünü azaltacak ve kadınları güvenceli istihdama dahil edecek bir planın OVP’de bulunmadığını kaydetti.<br />
Sevda Karaca, şu sorulara yanıt istedi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Gaziantep’te 3 çocuğuyla asgari ücretle geçinemediği için Valiliğe ötanazi dilekçesi vermek zorunda kalan işçinin yaşadığı bu tablo, iktidarınızın uyguladığı ekonomi programlarının bir başarısızlığı değil midir?</p>

<p>Emekçileri insanca yaşamak yerine ötanazi talep edecek kadar derin bir çaresizliğe iten Orta Vadeli Program (OVP), yoksul halkı ve çocukları korumak yerine hangi sermaye gruplarının çıkarını gözeterek hazırlanmıştır?</p>

<p>En az 3 çocuk yapılması yönünde çağrılar yapılırken, derinleşen yoksulluk nedeniyle çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ailelere yönelik planınız nedir?</p>

<p>Okul çağındaki çocukların okullarda en az bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemeğe erişimi konusunda kamu bütçesinden bir pay ayrılmamasının gerekçesi nedir? OVP’de bu konuda neden bir plan bulunmamaktadır?</p>

<p>Kadınların üzerindeki bakım yükünü alacak, kamusal kreş imkânlarını artıracak ve kadınlara güvenceli istihdam sağlayacak somut bir politika OVP kapsamında neden yer almamaktadır?Son 5 yılda Gaziantep başta olmak üzere Türkiye genelinde, geçim sıkıntısı ve derin yoksulluk nedeniyle yaşamına son veren veya intihar girişiminde bulunan yurttaş sayısı kaçtır?”</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>Asgari ücretle çalışan 46 yaşındaki 3 çocuk babası, kira ve çocuklarının eğitim giderlerini karşılayamadığını belirterek Gaziantep Valiliği’ne başvurdu. “Bir babanın çaresizliğinin dibini yaşadım” diyen yurttaş, dilekçesinde kendi rızasıyla ötanazi yöntemiyle ölmek için devletten yardım istedi.<br />
Mektupta şu ifadeler yer almıştı:</p>

<p><br />
“Sayın Valim, Ben 46 yaşında, evli ve üç çocuk babasıyım. Evimiz kira; üç çocuğum da okula gidiyor. Asgari ücretle evde çalışan tek kişiyim. Mevcut yaşam koşullarının ağırlığı altında ne kadar mücadele etmeye çalışsam da, geldiğim süreçte ruhen ve bedenen bir çaresizliğin ve tükenmişliğin içine saplandım. Hayatımın her anında bizimle birlikte yaşayan kaygı, üzüntü ve stres, son hayata tutunma gücümü de elinden aldı. Bu durum günden güne bana hastalık olarak dönmeye başladı. Bu dünyada insan onuruna yakışır bir hayatım olmadı. Bir babanın çaresizliğinin dibini yaşadım. Bazen insan kendisi için değil, sevdikleri için yaşamak zorunda kalır. Ben o savaşta kaybettim. Kendi rızamla, yüce devletimizden ötanazi yöntemiyle ölmek için yardım talep ediyorum.”</p>

<p><br />
Kaynak: İlke Tv</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/asgari-ucretle-gecinemeyen-yurttasin-otanazi-basvurusu-meclis-gundeminde</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/teneazxi-1782223905.jpg" type="image/jpeg" length="90203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti’de eş genel başkanlar yeniden seçildi: “Türkiye’yi yönetmeye talibiz”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dem-partide-es-genel-baskanlar-yeniden-secildi-turkiyeyi-yonetmeye-talibiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dem-partide-es-genel-baskanlar-yeniden-secildi-turkiyeyi-yonetmeye-talibiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti’nin 5’inci Olağan Kongresi Ankara’da gerçekleştirildi. Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları yeniden eş genel başkan seçilirken, Bakırhan partinin yeni dönemdeki hedeflerine ilişkin mesajlar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>DEM Parti 5’inci Olağan Kongresi, Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongreye parti delegelerinin yanı sıra çok sayıda parti temsilcisi katıldı. Kongrenin açılışında DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan konuştu. "Demokratik Cumhuriyet hareketini başlatıyoruz" diyen Bakırhan, "Türkiye'yi yönetmeye talibiz. Bu ülkenin kaderini beraber yeniden yazmaya talibiz" ifadelerini kullandı.<br />
Kongrede yapılan eş genel başkanlık seçiminde Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, geçerli 535 oyun tamamını alarak yeniden seçildi. Kongrede Parti Meclisi, Merkez Disiplin Kurulu ve Uzlaşma Kurulu üyeleri de belirlendi.</p>

<p><br />
Hatimoğulları: Hiçbir kanun kendi başına toplumsal barış yaratamaz</p>

<p>Hatimoğulları, Türkiye'nin etraftaki bölgesel kriz ortamında Kürt meselesinin çözümünün kaçınılmaz olduğunu söyleyerek, bu süreci "Önümüzdeki yüzyılda nasıl bir ülkede yaşayacağımızı belirleyecek tarihsel bir sınav" sözleriyle niteledi. Meclisten geçen "çerçeve yasa"yla ilgili Hatimoğulları, "Hiçbir kanun kendi başına toplumsal barış yaratamaz. Kanun bir kapı açabilir. O kapıdan nasıl geçileceğini siyaset, hukuk ve toplum belirler" dedi.</p>

<p><br />
"Barışın gemisini limana vardıracağız"</p>

<p>Barışın sadece çatışmasızlık anlamına gelmediğini, kayyımların kalkmasından ana dili hakkına ve emekçinin refahına kadar geniş bir demokrasi mücadelesi olduğunu belirten Hatimoğulları, "Acılar yarıştırılmaz. Her acının kendi adı, kendi hikayesi var" diyerek bu barışı Cumartesi Annelerinden asker ailelerine kadar tüm toplumun inşa edeceğini söyledi. Hatimoğulları, partilerinin de bu yeni döneme uygun şekilde dönüşmek zorunda olduğuna işaret ederek "Şu bilinsin ki barışın gemisini o limana vardıracağız" diyerek kararlılık mesajı verdi.</p>

<p></p>

<p>Bakırhan: Noksanlığımızın bilincindeyiz</p>

<p></p>

<p>Konuşmasında hem parti içi süreçlere hem de Türkiye'nin genel siyasi hattına dair değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel yönetimler ve toplumsal bağlar konusunda özeleştiride bulunarak şu ifadeleri kullandı:<br />
"Bazı belediyelerimizde istediğimiz karşılığı henüz alamadık. Bunun sorumluluğu yalnızca belediyelerimizde değil, ilgili kurullarımızdadır, bizdedir. Kendi kadromuzu yetiştirme, yeni kuşakları siyasetin içine çekme konusunda daha yaratıcı adımlar atabilirdik. Bu konudaki noksanlığımızın bilincindeyiz."</p>

<p><br />
"Türkiye’yi yönetmeye aday bir konumdayız"</p>

<p>Partinin yönetim iddiasına ve yeni döneme ilişkin hedeflerine dair ise konuşan Bakırhan, "Artık sadece oyun bozan değil, oyun kuran ve Türkiye’yi yönetmeye aday bir konumdayız. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde bu ülkeyi iki siyasal gelenek yönetti. Hangisi yetkiyi milletten alınca toplumun derdini unutmadı? Hangisi sorunlarımızı çözdü? Ne AKP öncesi Türkiye bir cennetti, ne de AKP dönemi bir tür modern asr-ı saadettir. Biz başka bir siyaset anlayışının mümkün olduğuna inanıyoruz. Müstakil siyasetimizi güçlendirmek için inançla ve kararlılıkla yolumuza bakacağız. Türkiye’de devlet, toplum, sermaye dönüştü. Artık biz de demokrasi mücadelesinde yeni yol ve yöntemler bulmalıyız. Bugün siyasal mücadelemizi her zamankinden daha güçlü şekilde üçüncü yolda kuruyoruz. İlle de hak diyoruz, ille de halk diyoruz, ille de ezilenler diyoruz, ille de demokrasi, ille de hukuk diyoruz. Yolumuz üçüncü yoldur, yolumuz demokrasi ve barıştır. Türkiye'yi yönetmeye talibiz. Bu ülkenin kaderini beraber yeniden yazmaya talibiz" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Tek ajandamız demokratik Türkiye"</p>

<p></p>

<p>'Sürecin teminatı' olduklarını söyleyen Bakırhan, "Süreci enfekte eden kim olursa olsun, ilk bizi karşısında görecek. Yumruğumuz sıkılı değil, elimiz açıktır. Göz hizasından konuşuyoruz ve gizli bir ajandamız yok. Tek bir ajandamız var, o da demokratik bir Türkiye'dir. Tek bir ajandamız var, barış ve demokratik toplumdur" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bakırhan, "Dost ve düşman bilsin ki, dünyada, Ortadoğu'da ve Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor. Ve biz bu döneme hazırız. Kendimizi Diyarbakır'dan sorumlu hissettiğimiz kadar Ankara'dan, İstanbul'dan da aynı düzeyde sorumlu göreceğiz. Bu konuda eksiklerimizi de gidereceğiz. Kimse kaygı duymasın. Yarın, bugünden daha iyi olacak. Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da, bu salonda toprağa düştü, kökü tutacak, dalı büyüyecek, gölgesi bu ülkenin her bir karışına düşecek. Yolumuz, yolunuz açık olsun" dedi.</p>

<p><br />
Hatimoğulları va Bakırhan yeniden seçildi</p>

<p>Açılış konuşmalarının ardından kongre basına kapalı devam etti.<br />
Yapılan seçimde Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, geçerli 535 oyun tamamını alarak yeniden eş genel başkan seçildi.<br />
Kongrede Parti Meclisi (PM), Merkez Disiplin Kurulu (MDK) ve Uzlaşma Kurulu üyeleri de belirlendi.</p>

<p><br />
PM üyeleri</p>

<p><br />
Kongrede belirlenen Parti Meclisi asıl üyeleri şöyle:</p>

<p>Asiye Kolçak<br />
Ayfer Fatma Çelik<br />
Aylin Hacaloğlu<br />
Berdan Gündüz<br />
Berdan Öztürk<br />
Berivan Elter<br />
Berna Çelik<br />
Besriye Tekgür<br />
Beyza Zeyno Bayramoğlu<br />
Burcugül Çubuk<br />
Bülent Uyguner<br />
Canan Çalağan<br />
Canan Kebenç Özkan<br />
Cemile Turhalli<br />
Çiğdem Köse<br />
Derya Arslan<br />
Diyadin Fırat<br />
Doğan Erbaş<br />
Ebru Günay<br />
Ekaterini Nikolaо<br />
Ekrem Baran<br />
Elif Bulut<br />
Elif Çoban<br />
Emin Orhan<br />
Emirali Türkmen<br />
Ender İmrek<br />
Evcil Türker<br />
Eylem Saruca<br />
Fatma Çelik<br />
Fatma Koçyiğit Öner<br />
Fikret Melih Çolakoğulları<br />
Hacı Erdemir<br />
Hakkı Saruhan Oluç<br />
Hasip Şan<br />
Hatice Doğan<br />
Hatice Betül Çelebi<br />
İbrahim Akın<br />
İbrahim Ateş<br />
İdil Uğurlu</p>

<p>İlknur Birol<br />
Mahfuz Güleryüz<br />
Mehmet Saltoğlu<br />
Mehmet Resul Baykara<br />
Mehmet Rüştü Tiryaki<br />
Melis Emine Tantan<br />
Metin Kılavuz<br />
Muhsin Dalfidan<br />
Murad Mıhcı<br />
Musa Piroğlu<br />
Nayif Bulğa<br />
Nevroz Şanlı<br />
Nuray Özdoğan<br />
Ömer Kulpu<br />
Özlem Gündüz<br />
Öztürk Türkdoğan<br />
Perihan Pakize Sinemillioğlu<br />
Recep Demirci<br />
Sabuha Akdağ<br />
Sadet Fırat<br />
Sami Evren<br />
Sedat Şenoğlu<br />
Sema Koç<br />
Semra Kıratlı<br />
Serhat Eren<br />
Servin Kararkoç<br />
Sevda Çelik Özbingöl<br />
Several Ballıkaya Çelik<br />
Sevtap Akdağ Karahalı<br />
Seyfettin Aydemir</p>

<p>Sezai Temelli<br />
Sezgin Kartal<br />
Sinem Seven<br />
Tayip Temel<br />
Turkut Çatar<br />
Umut Vedat Açar<br />
Ümit Küçükbayatlılı<br />
Ünal Yusufoğlu<br />
Vaysi Unat<br />
Yüksel Mutlu<br />
Zeyyat Ceylan</p>

<p>Kongrede belirlenen PM yedek üyeleri ise şöyle:</p>

<p>Abdulkadir Baydur<br />
Ahmet Altünay<br />
Aziz Akın Gülhan<br />
Bayram Sarı<br />
Ceduh Batur<br />
Ceyhan Akay<br />
Ercan Sevmez<br />
Erkan Şahin<br />
Ertan Hamitoğlu<br />
Ertürk Soysal<br />
Eylem Zengin Çetiner<br />
Güliz Demiroğlu<br />
Haşim Kutluk<br />
Heval Dılbihar<br />
Jiyan Bahadır<br />
Kasım Yıldırım<br />
Mediha Yüksel<br />
Mehmed Ali Yavuz<br />
Mehmet Deniz Büyük<br />
Mehmet Sabri Gül</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Murat Yıldız<br />
Naciye İskender<br />
Nebahat Gever<br />
Necla Yıldırım<br />
Nesibe Akdağ<br />
Nurcan Karasu<br />
Orhan Budak<br />
Ramazan Doğru<br />
Rezan Kağanarslan<br />
Sena Ceylan<br />
Sıtkı Güngör<br />
Şevval Dicle Akay<br />
Türkan Poyraz<br />
Zeynep Yaküt<br />
Zeynep Yalçın</p>

<p><br />
Merkez Disiplin Kurulu üyeleri</p>

<p><br />
Kongrede belirlenen Merkez Disiplin Kurulu asıl üyeleri şöyle:</p>

<p>Bedia Boran Bulut<br />
Cumhur Ege<br />
Emine Akyazılı<br />
Eylem Arzu Kayaoğlu<br />
Hüseyin Gözen<br />
Metayin Demir<br />
Zeynep Nilgün Salmaner</p>

<p>Kongrede belirlenen Merkez Disiplin Kurulu yedek üyeleri ise şöyle:</p>

<p>Pirozhan Karali Güler<br />
Sedat Bilgin</p>

<p>Uzlaşma Kurulu üyeleri</p>

<p><br />
Kongrede belirlenen Uzlaşma Kurulu asıl üyeleri şöyle:</p>

<p>Ayşe Erdem<br />
Fatma Ayparçası<br />
Gonca Yangöz<br />
Mehmet Salih Yıldız<br />
Nevzat Anuk</p>

<p><br />
Kongrede belirlenen Uzlaşma Kurulu yedek üyeleri ise şöyle:</p>

<p>Deniz Yalçın<br />
Naif Eroğuz</p>

<p></p>

<p>Kaynak: Evrensel</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dem-partide-es-genel-baskanlar-yeniden-secildi-turkiyeyi-yonetmeye-talibiz</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/images-20-12.jpeg" type="image/jpeg" length="38809"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pervin Buldan: DEM Parti birkaç ay sonra yeniden kongreye gidecek]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/pervin-buldan-dem-parti-birkac-ay-sonra-yeniden-kongreye-gidecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/pervin-buldan-dem-parti-birkac-ay-sonra-yeniden-kongreye-gidecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti 5’inci Olağan Kongresi’nde konuşan Pervin Buldan, birkaç ay sonra yeniden kongre yapılacağını belirterek “Demokratik Cumhuriyet Hareketi” adıyla yeni bir hareketin inşa edileceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>TBMM Başkanvekili, DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, partisinin 5'inci Olağan Kongresi'nde oy kullandıktan sonra açıklamalarda bulundu.</p>

<p>ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Buldan, "Hayırlı olsun diyelim. Yeni bir inşa dönemine giriyoruz parti olarak. Türkiye halklarıyla birlikte bu inşa döneminde barışı kalıcı bir hale getirebilmek için büyük bir mücadele vereceğiz" dedi.<br />
Buldan, Türkiye'nin toplumsal barışa ihtiyacı olduğunu belirterek, "En azından bugünkü kongreden sonra eş genel başkanlarımızın vermiş olduğu mesajlar açık ama şunu ekleyebilirim tabii ki. Türkiye'nin barışa ihtiyacı var. Toplumsal bir barışa ihtiyacı var ve bunun artık adımları atıldı. Yeni yeni aşamalar var önümüzde" diye konuştu.<br />
Yeni aşamaların krizsiz ve pürüzsüz ilerlemesi gerektiğini ifade eden Buldan, "Bu yeni aşamalar krizsiz, pürüzsüz ve toplumun hak ettiği bir barış sürecini hep birlikte inşa etmemiz gerekiyor. Yeni partimiz bugünden itibaren bu merdivenleri çıkmaya başlayacak" dedi.</p>

<p><br />
"DEMOKRATİK CUMHURİYET HAREKETİ" VURGUSU</p>

<p>Buldan, birkaç ay içinde yeniden bir kongre yapılacağını belirterek, "Muhtemelen birkaç ay sonra yeniden bir kongreyle aslında Demokratik Cumhuriyet Hareketi olarak yeni bir hareketi inşa edeceğiz. Bunun bugün ilk mesajı verildi, adımı atıldı" ifadelerini kullandı.<br />
Buldan, "Hepimize hayırlı olsun diyorum. Türkiye halklarına hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi.</p>

<p></p>

<p>Kaynak: Anka</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/pervin-buldan-dem-parti-birkac-ay-sonra-yeniden-kongreye-gidecek</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-06-15-48-52-467-comtwitterandroid-edit.jpg" type="image/jpeg" length="60464"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: Altaş’ın ifadesi dosyada]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-dikkat-ceken-ifade-cesedi-bagajda-tasidik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-dikkat-ceken-ifade-cesedi-bagajda-tasidik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de ifade veren firari Umut Altaş, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin soruşturma dosyasına giren yeni bilgiler paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Gülistan Doku soruşturmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ABD’den iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından iki gün boyunca sorgulandığı ortaya çıktı. Adli yardımlaşma kapsamında Türkiye’ye gönderilen 34 sayfalık tutanakta Altaş; Gülistan Doku’nun Mustafa Türkay Sonel tarafından araç içerisinde vurularak öldürüldüğünü gördüğünü, cesedin bagaja taşındığını, olayın ardından dönemin valisinin koruma görevlisi Şükrü Eroğlu’nun devreye girdiğini ve kendisine “babam bu işi halledecek” denildiğini öne sürdü. Altaş ayrıca cesedin Pertek yolu çevresine gömülmüş olabileceğini, olay yerine daha sonra aynı araçla dönülerek kameraların kontrol edildiğini ve kendisinin cinayet sırasında olay yerinde bulunduğunu FBI görevlilerine doğruladı.</p>

<p><br />
FİRARİ ŞÜPHELİNİN FBI İFADESİ TÜRKİYE’YE GELDİ</p>

<p>Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında çok önemli bir gelişme yaşandı. Hakkında yakalama kararı bulunan, ABD’de olduğu belirlenen ve Türkiye’ye iadesi talep edilen Umut Altaş’ın FBI tarafından sorgulandığı ortaya çıktı.<br />
ABD makamlarıyla gerçekleştirilen adli yardımlaşma sürecinde Altaş’ın ifadesinin alınması amacıyla Türkiye tarafından hazırlanan kapsamlı soru seti Amerikan makamlarına gönderildi. FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları birimi görevlileri Altaş’ı 19 ve 20 Ağustos 2026 tarihlerinde Pennsylvania’daki Moshannon Valley İşleme Merkezi’nde iki gün boyunca sorguladı.<br />
FBI'ın 26 Ağustos 2026 tarihli resmi yazısında, sorguyu belgeleyen FD-302 soruşturma raporunun Türkiye'nin adli yardımlaşma talebine cevap olarak hazırlandığı belirtildi. Dosya, adli yardımlaşma kanalları üzerinden Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla adli mercilere ulaştırıldı.<br />
FBI tutanağında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme suçları yönünden soruşturma yürüttüğü kayda geçirildi. Türk makamlarınca hazırlanan adli yardımlaşma talebinde Altaş’a yöneltilmek üzere tam 109 soru bulunduğu belirtildi.</p>

<p><br />
“MUSTAFA TÜRKAY SONEL’İN GÜLİSTAN’I ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYOR MUSUN?”</p>

<p>FBI sorgusunun en çarpıcı bölümü, Umut Altaş’a Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisi sorulduğunda yaşandı. Altaş, Sonel için önce “Beni kullandı” dedi. FBI görevlileri nasıl kullanıldığını sorduğunda ise Altaş, Sonel’in kendisini “Gülistan Doku’yu öldürmek ve suçu üzerine atmak” amacıyla kullanmış olabileceğini öne sürdü.<br />
Bunun üzerine FBI görevlileri doğrudan “Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu öldürdüğüne inanıyor musun?” diye sordu. Altaş başını sallayarak “Evet” cevabını verdi. “Neden buna inanıyorsun?” sorusuna verdiği cevap ise soruşturmanın seyrini etkileyecek nitelikteydi: Gördüğünü söyledi.</p>

<p><br />
“GÜLİSTAN ARKA KOLTUKTAYDI, SİLAHI ÇIKARIP VURDU”</p>

<p>Altaş’ın FBI’a anlattığı iddiaya göre olay 5 Ocak 2020 günü gerçekleşti. Altaş, Mustafa Türkay Sonel’le birlikte Gülistan Doku’nun bulunduğu bölgeye gittiklerini, Doku’yu köprü kenarında gördüklerini ve daha sonra Gülistan’ın BMW marka araca bindiğini ileri sürdü.<br />
Altaş’ın anlatımına göre Sonel sürücü koltuğunda, kendisi ön yolcu koltuğunda, Gülistan Doku ise arka koltuktaydı. Altaş, araç içerisinde Gülistan Doku’nun kendilerini “Beni rahat bırakın, neden beni takip ediyorsunuz?” şeklinde uyardığını, tartışmanın ardından çığlık atmaya başladığını iddia etti.<br />
Ardından Mustafa Türkay Sonel’in torpido gözünden siyah renkli bir tabanca çıkardığını ve Gülistan Doku’yu vurduğunu öne sürdü. Silahın üzerinde Türk bayrağı işlendiğini de söyledi. FBI görevlileri Altaş’a Gülistan’a bakıp bakmadığını sordu. Altaş “Evet” dedi. “Ölü müydü?” sorusuna da “Evet.” cevabını verdi.</p>

<p><br />
“CESEDİ BAGAJA TAŞIDIK”</p>

<p>Altaş'ın anlatımına göre olay bununla da sınırlı kalmadı. Altaş, ateş edilmesinin hemen ardından Mustafa Türkay Sonel’e bağırarak neden Gülistan’ı öldürdüğünü sorduğunu ileri sürdü.<br />
Sonel’in ise kendisine susmasını ve cesedi bagaja taşımakta yardım etmesini söylediğini iddia etti. Altaş başlangıçta bunu reddettiğini ancak sonunda Gülistan Doku’nun cesedini birlikte BMW’nin bagajına taşıdıklarını söyledi.</p>

<p><br />
OLAYDAN SONRA KORUMA POLİSİ ŞÜKRÜ EROĞLU'NU ARADI</p>

<p>Altaş’ın FBI'a verdiği ifadede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruma görevlisi Şükrü Eroğlu hakkında da çok önemli iddialar yer aldı. Altaş, cesedin bagaja konulmasının ardından Mustafa Türkay Sonel’in Şükrü Eroğlu’nu telefonla aradığını ileri sürdü.<br />
Daha sonra Sonel ve Eroğlu’nun yaklaşık 15-20 dakika görüştüklerini, kendisinin konuşmanın dışında tutulduğunu söyledi. Altaş’a göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Sus, kimseye bundan bahsetme.” dedi. Altaş'ın “Bu mesele ortadan kalkmaz” demesi üzerine ise Sonel'in “Babam bu işi halledecek ve ortadan kaldıracak.” dediğini öne sürdü.</p>

<p><br />
ERTESİ SABAH: “MERAK ETME, HALLETTİK”</p>

<p><br />
Altaş’ın iddiasına göre ertesi sabah Mustafa Türkay Sonel kendisini yeniden aradı. Altaş, Sonel’e neler olduğunu sorduğunu, aldığı cevabın ise “Merak etme, hallettik. Sadece kimseye hiçbir şey söyleme.” olduğunu anlattı.<br />
Altaş daha sonra Gülistan Doku'nun cesedine ne olduğunu sorduğunu, Sonel’e “Nereye gömdün?” dediğini de FBI görevlilerine söyledi.</p>

<p><br />
CESET İÇİN PERTEK YOLUNU İŞARET ETTİ</p>

<p>FBI tutanağındaki en önemli yeni iddialardan biri de Gülistan Doku'nun cesedinin muhtemel yeriyle ilgili. Altaş’ın anlatımına göre Mustafa Türkay Sonel, cesedin olay yerinden Pertek istikametine doğru yaklaşık 15-20 dakikalık mesafede bulunduğunu söyledi.<br />
Altaş daha sonra bu mesafeyi yaklaşık 30 dakika olarak düzeltti. Bölgenin toprak yol olduğunu ve o dönemde yeni bir yol yapıldığını anlatan Altaş, cesedin Pertek yolu çevresinde, yeni yapılan yolun kenarına gömülmüş olabileceğini öne sürdü. Ancak Altaş, bunun kendi gördüğü bir olay değil, Sonel’den aldığı bilgiye dayanan bir tahmin olduğunu da belirtti.</p>

<p><br />
BAZ KAYITLARI: ÜÇ İSİM AYNI BÖLGEDE</p>

<p>FBI sorgusunda Altaş’ın önüne Türk soruşturma makamlarınca elde edilen daraltılmış baz kayıtları ve Plaka Tanıma Sistemi verileri de konuldu.<br />
Soruya aktarılan dosya tespitlerine göre 5 Ocak 2020 saat 22.09’da Umut Altaş, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Sarısaltuk Viyadüğü civarındaydı. Mustafa Türkay Sonel’in 22.08-22.37 arasında, Şükrü Eroğlu’nun ise saat 22.08’de aynı bölgede bulunduğu belirtiliyordu.<br />
PTS verilerine göre Mustafa Türkay Sonel tarafından kullanılan BMW, saat 22.17.51’de araçta yalnızca Sonel varken Tunceli’den Elazığ yönüne çıktı. Aynı araç saat 22.30.17’de Tunceli yönüne geri dönerken, sürücü koltuğunda Mustafa Türkay Sonel, ön yolcu koltuğunda ise Umut Altaş görüntülendi.</p>

<p><br />
FBI SORDU: “CİNAYETİN İŞLENDİĞİ ARAÇLA KÖPRÜYE NEDEN GERİ DÖNDÜNÜZ?”</p>

<p>Bu kayıtlar Umut Altaş'ın ilk günkü anlatımıyla çelişince FBI ajanları sorguyu derinleştirdi. Altaş sonunda, olayın ardından Mustafa Türkay Sonel'le aynı BMW ile yeniden köprü bölgesine döndüklerini anlattı.<br />
FBI görevlileri “Az önce birinin öldürüldüğü araçla köprüye neden geri dönesiniz ki?” diye sordu. Altaş’ın cevabına göre Sonel, “Herhangi bir kamera var mı diye bakmak için oraya gideceğiz.” demişti.</p>

<p><br />
“KAMERALAR KAYIT YAPMAYACAK” İDDİASI</p>

<p>FBI sorgusunda Gülistan Doku’nun son görüldüğü viyadüğü gören üniversite kamerasının kayıtlarına ilişkin de dikkat çekici bir soru yöneltildi.<br />
Altaş, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine köprüye geri döndükleri sırada kameraların kayıt yapmayacağını söylediğini öne sürdü. Altaş kamera kayıtlarının kim tarafından veya nasıl silindiğini ise bilmediğini söyledi.</p>

<p><br />
“BENİM GÜCÜMÜ BİLİYORSUN, SENİ VE AİLENİ ÖLDÜREBİLİRİM”</p>

<p>Altaş, cinayetten sonra tehdit edildiğini de ileri sürdü. İfadesine göre Mustafa Türkay Sonel kendisine “Benim gücümü biliyorsun, seni ve aileni öldürebilirim.” dedi.<br />
Altaş ayrıca Sonel’in “Biz ailece devletiz, bize hiçbir şey yapamazlar.” şeklinde konuştuğunu iddia etti. Susması için kendisine para teklif edildiğini, bunu kabul etmediğini ancak Sonel’in cüzdanına para koyduğunu da öne sürdü.</p>

<p><br />
HAMİLELİK VE KÜRTAJ İDDİASI FBI SORGUSUNDA</p>

<p>Dosyanın en hassas başlıklarından biri ise Gülistan Doku’nun hamile bırakıldığı ve kürtaja zorlandığı yönündeki iddialardı. Altaş, FBI sorgusunda bu konuda doğrudan bilgi sahibi olmadığını söyledi. Ancak daha önce eski işvereni Rüstem Keskin’le yaptığı görüşmenin içeriği kendisine okununca önemli bir gelişme yaşandı.<br />
Altaş’ın Keskin’e, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine Gülistan’ın hamile kaldığını, kürtaj yaptırmasını istediğini, Gülistan’ın bunu kabul etmeyerek çığlık attığını ve bunun üzerine başından tek el ateş ederek öldürdüğünü anlattığını söylediği kayıtlara yansımıştı.<br />
FBI görevlileri bu sözlerin kendisine ait olup olmadığını sordu. Altaş önce cevap vermek istemedi. Ardından kararından vazgeçerek, vu beyanların kendisine ait olduğunu kabul etti. Ancak hemen ardından hamilelik ve kürtaj konusunda tahminde bulunmuş olabileceğini ve bazı ayrıntıları hatırlamadığını savundu.</p>

<p><br />
TEK SEFERLİK VİDEO İDDİASI: PARÇALANMIŞ CESET</p>

<p>FBI dosyasındaki bir diğer çarpıcı başlık ise Altaş’ın eski işverenine anlattığı WhatsApp videosu oldu. Sorgu tutanağına göre Altaş daha önce, Mustafa Türkay Sonel’in kendisine WhatsApp üzerinden yalnızca bir kez görüntülenebilen bir video gönderdiğini; videoda parçalanmış bir ceset gördüğünü anlatmıştı.<br />
FBI sorgusunda Altaş, videoyu aldığını ve Mustafa Türkay Sonel'in gönderdiğini doğruladı. Videonun birkaç saniye sürdüğünü ve bir kişinin bir ceset parçasını tuttuğunu söyledi. Ancak videodaki cesedin Gülistan Doku’ya ait olup olmadığını kesin olarak belirleyemediğini savundu.</p>

<p>FBI görevlileri, eski işverenine videodaki kişinin Gülistan olduğunu söylediği yönündeki eski beyanını hatırlattığında, Altaş bu sözlerin de kendisine ait olduğunu kabul etti ancak görüntüyü net göremediğini ileri sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
FBI’DAN KRİTİK SORU: “CİNAYET SIRASINDA ORADA MIYDIN?”</p>

<p>İki günlük sorgunun en kritik anlarından biri 91'inci soru oldu. Altaş’a, eski patronuyla yaptığı konuşmada cinayet sırasında Mustafa Türkay Sonel'le birlikte olduğunu ima eden sözleri hatırlatıldı ve açıkça “Gülistan Doku öldürüldüğü sırada Mustafa Türkay Sonel ve Gülistan Doku ile birlikte miydiniz? Olaya bizzat tanık oldunuz mu?” diye soruldu.<br />
Altaş'ın cevabı FBI tutanağına şöyle geçti: “Hepsine evet.” FBI ajanları daha sonra bir kez daha, iki günlük sorgu boyunca verdiği çelişkili beyanlara rağmen cinayet sırasında olay yerinde bulunduğu yönündeki açıklamasının geçerli olup olmadığını sordu. Altaş, 0lay yerinde olduğunu doğruladı.</p>

<p><br />
BABASINA MESAJI: “ROL YAPMAYI BIRAK, BENİ SUSTURAN SENDİN”</p>

<p>Dosyanın çarpıcı delillerinden biri de Umut Altaş’ın babası Celal Altaş’ın telefonunda ele geçirilen WhatsApp mesajı oldu. Soruşturma makamlarının telefon incelemesinde Umut Altaş’ın babasına “Rol yapmayı bırak. Beni susturan sendin.” mesajını gönderdiği tespit edildi. FBI görevlileri mesajı Umut Altaş’a sordu.<br />
Altaş, mesajı kendisinin gönderdiğini kabul etti. Ancak neden böyle yazdığını açıklamakta zorlandı ve hatırlamadığını söyledi. FBI görevlileri, mesajın Umut Altaş’ın Gülistan Doku olayı nedeniyle susturulduğu ve ABD’ye gönderilmesinde babasının rolü bulunduğu anlamına gelebileceğini söyledi. Altaş önce ABD’ye gitme kararının kendi fikri olduğunu söyledi. Sorgu derinleştirildiğinde ise “Hepimizin fikriydi.” cevabını verdi.</p>

<p>Altaş, Türkiye’den 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’dan Meksika’ya uçtuğunu, ardından ABD sınırına geçtiğini anlattı. Sınırı yasa dışı şekilde geçebilmek amacıyla bir Meksika vatandaşına yaklaşık 10 bin dolar ödendiğini söyledi. Altaş’a göre bu para Tunceli’de babası tarafından doğrudan ilgili kişiye ödendi.</p>

<p><br />
GENÇLİK MERKEZİNDEKİ 27 ARALIK BULUŞMASI DA SORULDU</p>

<p>Soruşturmada Gülistan Doku'nun kaybolmasından önce yaşandığı iddia edilen olaylar da FBI sorgusunun gündemindeydi. Türk makamlarının daraltılmış baz çalışmasına göre 27 Aralık 2019 saat 15.31-16.22 arasında Umut Altaş ile Gülistan Doku’nun Gençlik Merkezi çevresinde aynı konumda bulunduğu Altaş’a soruldu.<br />
Altaş; kendisinin, Mustafa Türkay Sonel’in ve muhtemelen Gülistan'ın orada bulunmuş olabileceğini söyledi. Bir kızın yürüdüğünü, Sonel’in onu takip ettiğini, ikisinin binaya girerek yaklaşık 15 dakika sonra döndüğünü anlattı.<br />
FBI görevlileri bu kızın Gülistan olup olamayacağını sorduğunda “Mümkün olabilir.” cevabını verdi. Altaş, gizli tanığın Gençlik Merkezi’nde uyuşturucu kullanıldığı ve Gülistan’a cinsel saldırıda bulunulduğu yönündeki iddialarını ise doğrulamadı.</p>

<p><br />
SORGU SONUNDA ESKİ VALİYE AĞIR SUÇLAMA</p>

<p>İki günlük sorgunun sonunda FBI görevlileri Umut Altaş’a Gülistan Doku hakkında bildiklerinin bundan ibaret olup olmadığını sordu. Altaş “Evet” cevabını verdi. Ardından soruşturmanın adil yürütülmediğini öne sürdü ve dönemin Tunceli Valisini, olayı örtbas etmek ve oğlunu adalete teslim etmemekle suçladı.<br />
34 sayfalık dosyada önemli bir teknik ayrıntının da altı çizildi. FBI, raporun başında ve ikinci gün bölümünde, Altaş’ın sözlerinin kelimesi kelimesine yapılmış bir ifade çözümü olmadığını, ajanlar tarafından görüşmenin içeriğinin özetlenmesi suretiyle hazırlandığını özellikle belirtti.</p>

<p><br />
SORUŞTURMANIN İÇERİĞİNİ ETKİLEYEBİLECEK İFADE</p>

<p>Umut Altaş'ın ABD'de verdiği ifade şimdi Türk adli makamlarının elinde. İfadenin en kritik başlıklarını; Altaş'ın cinayet sırasında araçta ve olay yerinde bulunduğunu doğrulaması, Gülistan Doku'nun araç içinde vurulduğu iddiası, cesedin bagaja taşındığı anlatımı, Şükrü Eroğlu'nun olay sonrasında devreye girdiği iddiası, “babam bu işi halledecek” sözü, Pertek yolundaki muhtemel ceset noktası, aynı BMW ile köprüye geri dönülmesi, kamera kayıtlarına ilişkin iddia ve babasına gönderilen “Beni susturan sendin” mesajı oluşturuyor.<br />
Bununla birlikte Altaş'ın sorgu boyunca bazı kritik ayrıntılarda çelişkili ifadeler vermesi, hamilelik, kürtaj ve cesedin sonraki akıbetine ilişkin bazı anlatımlarının doğrudan gözleme değil duyuma ve aktarıma dayanması nedeniyle, FBI tutanağındaki iddiaların diğer deliller, HTS ve PTS kayıtları, dijital materyaller ve tanık ifadeleriyle birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.<br />
Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada, Gülistan Doku’ya ne olduğu ve cesedinin nerede bulunduğunun ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar çok yönlü olarak sürüyor.</p>

<p></p>

<p>Kaynak: T100</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/gulistan-doku-sorusturmasinda-dikkat-ceken-ifade-cesedi-bagajda-tasidik</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-06-14-04-23-724-comtwitterandroid-edit.jpg" type="image/jpeg" length="99436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumartesi Anneleri 1119. haftada: Fethi Ildır için adalet çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/cumartesi-anneleri-1119-haftada-fethi-ildir-icin-adalet-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/cumartesi-anneleri-1119-haftada-fethi-ildir-icin-adalet-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumartesi Anneleri, 33 yıl önce katledilen Fethi Ildır’ın ölümünün aydınlatılmasını ve faillerinin yargılanmasını istedi. Eren Keskin, aradan geçen zamana rağmen devletin sorumluluğunun ortadan kalkmadığını belirterek, “Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1119’uncusunu İstanbul Beyoğlu’ndaki Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi.</p>

<p>Bu haftaki eylemde, 1993 yılında Şırnak’ın İdil ilçesinde gözaltına alındıktan sonra ağır işkence izleri taşıyan bedeni bulunan Fethi Ildır’ın faillerinin açığa çıkarılması ve yargılanması talep edildi.<br />
Yakınlarını kaybedenler ve hak savunucularının yanı sıra çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, katledilenlerin fotoğrafları ve karanfiller taşındı. Basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Eren Keskin okudu.<br />
Zorla kaybetme suçlarında cezasızlığın kendiliğinden oluşmadığını ve bundan devletin sorumlu olduğunu belirten Eren Keskin, geçen zamanın devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı. Eren Keskin, “Tam tersine, her geçen yıl hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama yükümlülüğünü daha da önemli hale getirir. Bugün hâlâ dosyaları bekletilen, failleri bilindiği halde soruşturulmayan her gözaltında kayıp vakası, bize cezasızlık düzeninin sürdüğünü gösteriyor” dedi.<br />
Ildır’ın dosyası yıllardır sürüncemede<br />
Eren Keskin, Ildır’ın katledilmesine ilişkin süreci anlattı:<br />
“Bu hafta, 1993 yılında gözaltında kaybedildikten sonra varlığı inkar edilen, sonrasında ağır işkence izleri taşıyan bedeni bulunan Fethi Ildır’ın hikâyesini kamuoyu ile paylaşıyoruz. 18 yaşındaki Fethi Ildır, Şırnak’ın İdil ilçesinde yaşıyordu. 1993 yılının Eylül ayında Cizre’ye gitmek için evden ayrıldı. Tanıklar, Fethi’nin Kuştepe köyünde, Hizbullah örgütüne yakınlıklarıyla bilinen ve aynı zamanda koruculuk yapan kişiler tarafından gözaltına alındığını ailesine söyledi. Aile hemen resmi makamlara, karakollara ve savcılığa başvurdu. Fethi’yi aradı. Ancak kendilerine, Fethi Ildır’ın gözaltına alınmadığı ve kayıtlarda böyle bir ismin bulunmadığı söylendi. Aile onu aramaya devam ederken, 19 Eylül 1993 tarihinde Fethi’nin ağır işkence izleri taşıyan bedeni Cizre-İdil karayoluna yaklaşık üç kilometre mesafede bulundu. El ve ayakları bedeninden ayrılmıştı. Baba Hüseyin Ildır, İdil ve Cizre Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurarak oğlunun kaçırılarak öldürülmesinden, aynı zamanda köy koruculuğu yapan Hizbullah örgütü üyelerinin sorumlu olduğunu bildirdi. İdil Cumhuriyet Başsavcılığı 2000/285 hazırlık numarasıyla soruşturma başlattı” dedi.</p>

<p>‘Etkili bir adli süreç işletilmedi’</p>

<p>Eren Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Suçun gerçekleştiği Kuştepe köyünün Cizre’ye bağlı olması nedeniyle 16 Ekim 2000 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek, dosya Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Savcılığın kararında korucular Mehmet Şerif Tanrıverdi, Cemal Gözüncü, Behrem Gözüncü ve Süleyman Güngör şüpheli olarak belirtildi. Yani Fethi’nin ailesinin işaret ettiği isimler, soruşturma dosyasında da yer aldı. Ancak Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 1993/492 dosya numarasıyla yürüttüğü soruşturmada olayı ‘faili meçhul’ olarak ele aldı. 2003 yılında daimi arama kararı vermekle yetindi. Sonuç alamayan aile 19 Mart 2009 tarihinde aile avukatları aracılığıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına yeni bir dilekçe verdi. Fethi Ildır’ın, Hizbullah örgütüne yakınlıklarıyla bilinen ve aynı zamanda korucu olan şüpheliler tarafından kaçırılarak işkenceyle öldürülmesinin örgütlü suç kapsamında ele alınmasını; şüphelilerin ve diğer suç ortaklarının tespit edilerek yargılanmasını talep etti. Haziran 2023’te Cizre Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan inceleme sonucunda 1993/492 numaralı soruşturmanın fezlekesi Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. İdil, Cizre ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında gidip gelen dosyada, etkili bir adli süreç işletilmedi. Dosya yıllar içinde sürüncemede bırakıldı.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>‘Vazgeçmeyeceğiz’</p>

<p>Fethi Ildır’ın başına gelenlerin sıradan bir cinayet olmadığının altını çizen Eren Keskin, “Onun maruz bırakıldığı ağır şiddet ve işkence insanlığa karşı suç kapsamında ele alınmalıdır. Fethi Ildır’ın gözaltında kaybedilmesinin 33’üncü yılında bir kez daha söylüyoruz. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımının işletilmesi kabul edilemez. Çünkü zaman, suçu ortadan kaldırmaz. Zaman, devletin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Zaman, adalet hakkımızı ortadan kaldırmaz. 1119’uncu haftamızda bir kez daha hatırlatıyoruz: Fethi Ildır dosyasında Devletin etkili soruşturma yürütme, hakikati ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğü devam etmektedir. Yargı makamlarını bu yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin; Fethi Ildır için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.</p>

<p><br />
Kaynak: MA</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/cumartesi-anneleri-1119-haftada-fethi-ildir-icin-adalet-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-05-14-11-46-105-comtwitterandroid-edit.jpg" type="image/jpeg" length="99667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rojin Kabaiş dosyasında yeni talepler: Aile ve avukatlar savcıyla görüştü]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/rojin-kabais-dosyasinda-yeni-talepler-aile-ve-avukatlar-savciyla-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/rojin-kabais-dosyasinda-yeni-talepler-aile-ve-avukatlar-savciyla-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ile avukatları Van Adliyesi’nde savcıyla bir araya geldi. Görüşmenin ardından açıklama yapan avukat Karabulut, soruşturma dosyasına ilişkin taleplerini kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç, soruşturma dosyasına ilişkin yeni taleplerde bulunurken, Karabulut dosyanın ilk döneminde soruşturmanın intihar ihtimali üzerinden yürütüldüğü yönündeki değerlendirmelerini paylaştı.</p>

<p>Kabaiş ailesinin avukatları Abdurrahman Karabulut ve Şahin Cangüleç ile Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Van Adliyesi’ne giderek savcıyla görüştü. Görüşmenin ardından adliye önünde basın toplantısı düzenleyen Karabulut, dosyayı yaklaşık iki ay önce üstlendiklerini ve bu sürenin önemli bir bölümünün adli tatile denk geldiğini belirtti.</p>

<p>Karabulut, dosya kapsamında yeterli araştırma yapılmadığını belirterek soruşturmanın ilk dönemine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“Dosya üzerine maalesef yeterince araştırma yapılmamış. İsteksiz bir soruşturmanın nasıl yürütüldüğü, üstünkörü araştırmaların nasıl yapıldığı, dosyanın daha çok intihar algısı yaratılarak bu çerçevede soruşturulmaya çalışıldığını ya da aileye yöneltilerek, ‘Acaba aile içerisinde iddia edilen bu suçlamaya karışanların olduğuna’ yönelik bir araştırmanın nasıl etkin bir şekilde yapıldığını dosya kapsamında maalesef şahit olduk.”</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kabaiş ailesi 30 ayrı konuda başvuru yaptı</p>

<p>Karabulut, dosyayı 10 Temmuz’da devralmalarının ardından yaklaşık 30 ayrı konuda başvuruda bulunduklarını söyledi. Bu başvurulardan 2-3’ü dışında kalan taleplerinin kabul edildiğini belirten Karabulut, bazı araştırmaların tamamlandığını, bazı çalışmaların ise devam ettiğini aktardı.</p>

<p></p>

<p>Karabulut şöyle konuştu:</p>

<p>“Sayın savcımız ile yaptığımız görüşmelerde ve başvurduğumuz taleplerle ilgili etkin bir araştırmanın yapıldığını şu an için söyleyebiliriz. Bu çerçevede 10 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 30 hususta başvurularımız oldu. 2-3 başvuru haricinde diğer bütün başvurularımız kabul gördü. Bir kısmı sonuçlandı, bir kısmıyla ilgili araştırmalar devam ediyor.”</p>

<p></p>

<p>Rojin’in son görüntüsü ve telefon görüşmesi araştırılıyor</p>

<p></p>

<p>Rojin Kabaiş’in kaybolduğu gün Bardakçı köyünde saat 19.04’te kaydedilen son görüntüsüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karabulut, Kabaiş’in bu görüntüden önceki dakikalarda telefonla iletişim halinde olduğunu söyledi.</p>

<p>Kamera kayıtlarında Kabaiş’in telefon görüşmesi yaparak ilerlediğinin görüldüğünü belirten Karabulut, saat 19.04’te Bardakçı köyü sınırları içerisinde son silüetinin tespit edildiğini, ardından kendisinden haber alınamadığını belirtti.</p>

<p>Karabulut, telefon görüşmesinin WhatsApp veya başka bir sosyal medya uygulaması üzerinden yapılmış olabileceğini belirterek, Kabaiş’in olay yerine nasıl ulaştığının araştırıldığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Karabulut şöyle konuştu:</p>

<p>“Bardakçı Köyü’nde Rojin 27 Eylül saat 19.04 itibarıyla son silüeti görünmektedir. O ana kadar geriye dönük dakikalarda da baktığımız zaman Rojin sürekli bir telefonla iletişim halinde. Kamera kayıtlarına baktığımız zaman telefonla görüşme yaparak gitmektedir. 19.04’te son silüetinin tespit edildiği kamera kayıtlarında Bardakçı köyünün içerisinde, sınırları içerisinde silüeti tespit ediliyor. Ondan sonra kendisinden herhangi bir haber alınamıyor.</p>

<p>Acaba Rojin telefon görüşmesiyle, bu telefon görüşmesi sosyal medya uygulaması üzerinde de olabilir, WhatsApp üzerinde de olabilir. Normal olmadığı zaten dosya kapsamında belli. Olay yerine sürüklenerek mi götürüldü? Oraya çakıl taşı toplamak amacıyla gittikten sonra spontane mi gelişti? Bununla ilgili araştırmalarımız var, çalışmalarımız devam ediyor.”</p>

<p></p>

<p>Avukat: İntihar yönünde somut veri bulunmuyor</p>

<p></p>

<p>Karabulut, Kabaiş’in intihar ettiğine ilişkin soruşturma dosyasında herhangi bir somut veri bulunmadığını belirterek, buna rağmen dosyanın bu yönde bir algıyla yürütüldüğünü söyledi.</p>

<p>Adli Tıp Kurumu raporlarına da değinen Karabulut, Kabaiş’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildiğini hatırlattı. Karabulut, DNA bulgusunun Kabaiş’in bedeninin hangi bölümünde bulunduğuna ilişkin bilginin daha sonra açıklanmasına tepki gösterdi.</p>

<p></p>

<p>Karabulut şöyle konuştu:</p>

<p></p>

<p>“Adli Tıp evet rapor hazırlanmış, ikinci bir rapor var, İhtisas Kurulu’na bir rapor var. 9 ay sonra, Adli Tıp diyor ki, ‘Rojin’in bedeninde 2 erkek DNA’sı tespit edildi.’ Bir yıl sonra da, yani 12 Ekim 2025 tarihinde de, bu 2 erkek DNA’sının Rojin’in bedeninin neresinde olduğunu açıklıyor. Sen bunu bilmiyor muydun önceden? Biliyordun neden bir yıl sonra açıklıyorsun? Çünkü o algıyı devam ettirmek istiyorlar.”</p>

<p></p>

<p>7 bin 353 araç incelendi</p>

<p></p>

<p>Karabulut, soruşturma kapsamında kara araçlarına yönelik incelemelerin yanı sıra deniz araçlarının da araştırılmasını talep ettiklerini belirtti.</p>

<p>Van genelinde Plaka Tanıma Sistemi ve kamera kayıtları üzerinden 7 bin 353 aracın incelendiğini söyleyen Karabulut, ilk incelemelerde araçların yalnızca tespit edilmesiyle yetinildiğini belirtti.</p>

<p>Bardakçı köyüne olay günü 214 aracın giriş çıkış yaptığının belirlendiğini aktaran Karabulut, özellikle olay günü ile 15 Ekim arasındaki dönemde bu araçların sürücülerinin tespit edilmesini, cep telefonu, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep ettiklerini söyledi.</p>

<p>Bu taleplerin kabul edildiğini belirten Karabulut, soruşturmanın bu yönüyle sürdüğünü aktardı.</p>

<p></p>

<p>Olaydan beş gün önce görülen beyaz araç araştırılıyor</p>

<p></p>

<p>Karabulut, dosyayı incelerken Rojin Kabaiş’in cansız bedeninin bulunmasından beş gün önce, 10 Ekim 2024 tarihli bir tutanakta yer alan kamera kaydını tespit ettiklerini söyledi.</p>

<p>Bardakçı köyünde saat 19.45 sıralarında beyaz bir aracın kamera kayıtlarına yansıdığını belirten Karabulut, aracın sahile indiğinin ve Kabaiş’in bulunduğu bölgeye gittiğinin tespit edildiğini aktardı.</p>

<p>Aynı zaman diliminde Bardakçı köyünde 11 farklı aracın daha tespit edildiğini belirten Karabulut, bu araçların sürücülerinin belirlenmesi, DNA örneklerinin alınması ve HTS ile baz kayıtlarının incelenmesi için başvuruda bulunduklarını söyledi.</p>

<p>Karabulut, taleplerinin savcılık tarafından kabul edildiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Sen madem bu aracı tespit etmişsin, özellikle o bir tane aracı, diğer 11 aracı, aynı zaman ve mekan dilimi içerisinde dikkatinizi çekmek istiyorum. Saat 19.45’lerden Rojin’in kaybolduğu günden bahsediyorum. Mekan dilimi içerisinde de sahile iniyor, Rojin’in olduğu bölgeye iniyor. Siz bu araçları tespit edeceksiniz, araç sürücülerini tespit edeceksiniz. Bu kişilerin HTS, baz kayıtlarını alacaksınız, DNA’larını alacaksınız. Bu araştırma şekli skandaldır.”</p>

<p></p>

<p>Bardakçı-Mollakasım güzergahı yeniden incelenecek</p>

<p></p>

<p>Kabaiş ailesinin avukatları, Rojin’in kaybolduğu Bardakçı köyü ile cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım arasındaki güzergahın yeniden araştırılmasını da talep etti.</p>

<p>Karabulut, Çarpanak Adası ve bu hat üzerinde bulunan köylerde de olay yeri incelemesi yapılmasını istediklerini belirtti.</p>

<p>Rojin Kabaiş’in kaybolduğu sırada üzerinde bulunan ve halen bulunamayan sarı terliğin de araştırılmasını istediklerini söyleyen Karabulut, bölgede daha önce bulunan materyaller üzerinde yeniden olay yeri incelemesi yapılmasını talep ettiklerini aktardı.</p>

<p></p>

<p>İHA ve Skorsky kayıtları istendi</p>

<p></p>

<p>Karabulut, Rojin Kabaiş’in kaybolmasından iki gün sonra, 29 Eylül’de Van Gölü çevresinde insansız hava araçları ve Skorsky helikopterlerle arama yapıldığını belirtti.</p>

<p>Bu aramalara ilişkin görüntü ve kayıtların tutulmuş olabileceğini belirten Karabulut, Türk Silahlı Kuvvetlerine müzekkere yazılarak aramalara katılan insansız hava araçları ve Skorsky helikopterlere ait kayıtların istenmesini talep ettiklerini söyledi.</p>

<p>Talebin kabul edildiğini ancak ilgili müzekkereye henüz yanıt verilmediğini belirten Karabulut, süreci takip ettiklerini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Karabulut şöyle konuştu:</p>

<p>“Bizim bildiğimiz kadarıyla Skorsky helikopterler ve İHA’larla yapılan aramalarda da her şey kayıt altına alınmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerine müzekkere yazılıp bu aramaya katılan İHA’lar olsun, Skorsky helikopterler olsun varsa kayıtlarının alınmasını talep ettik. Bununla ilgili talebimiz kabul edildi. Henüz müzekkere cevabı gelmiş değil. Onun takipçisiyiz.”</p>

<p></p>

<p>Meta’dan yazışmalar için ek bilgi istendi</p>

<p></p>

<p>Kabaiş’in kaybolduğu döneme ilişkin WhatsApp, Instagram ve Facebook yazışmalarının araştırılması amacıyla Meta şirketine de müzekkere gönderildi.</p>

<p>Karabulut, olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek yazışmaların tespit edilmesini istediklerini belirtti. Meta’dan gelen yanıtta daha ayrıntılı bir talep iletilmesinin istendiğini aktaran Karabulut, savcılığın bunun üzerine şirkete yeniden ve daha ayrıntılı bir yazı gönderdiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Karabulut, Meta’dan gelecek yanıtın beklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“WhatsApp, Instagram ve Facebook şirketinin bağlı olduğu Meta şirketine müzekkere yazdık. Olayın bir cinayet olduğunu, bunlarla ilgili yazışmaların tespitini istedik biz. Müzekkere cevabı Meta’dan geldi. Meta daha ayrıntılı bir müzekkere istedi. Tam olarak ne istediğinize dair, yani olaya nasıl faydalı olabileceğimize dair şirketten gelen cevap. Bunu biraz daha ayrıntılı olarak tekrar müzekkere yazılmasını talep etti. Sayın savcılık bu konuda daha detaylı bir şekilde tekrar Meta’ya yazı yazdı, bununla ilgili cevabı bekliyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Bölgede daha önce cinsel suçlara karışan kişiler araştırılıyor</p>

<p></p>

<p>Karabulut, 21 Temmuz’da bölgede daha önce cinsel suçlara karışmış kişilerin dosyalarının incelenmesi için de başvuruda bulunduklarını söyledi.</p>

<p>Bardakçı ve Mollakasım çevresinde daha önce cinsel suçlarla bağlantılı kişilerin belirlenmesini ve bu kişilerin Rojin Kabaiş’in kaybolduğu tarihte bölgede bulunup bulunmadıklarının HTS ve baz kayıtları üzerinden araştırılmasını istediklerini belirten Karabulut, savcılığın talebi kabul ettiğini ve araştırmanın devam ettiğini aktardı.</p>

<p></p>

<p>Adli Tıp raporundaki roküronyum bulgusu araştırılacak</p>

<p></p>

<p>Karabulut, Adli Tıp Kurumu raporunda Rojin Kabaiş’in midesinde 5 nanogram düzeyinde roküronyum bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Roküronyumun ameliyathanelerde kullanılan bir kas gevşetici olduğunu belirten Karabulut, midedeki bulgunun nasıl oluştuğunun araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Karabulut, roküronyumun damardan verilen bir ilaç olduğunu belirterek, midedeki varlığının ağız yoluyla alınmış olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Bu konunun Adli Tıp Kurumu tarafından ayrıntılı şekilde araştırılması ve netleştirilmesi için talepte bulunduklarını belirtti.</p>

<p>Karabulut şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu kas gevşetici bir maddedir. Damardan verildiği için bu maddenin midede bulunması mümkün değil. Adli Tıp raporunda 5 nanogram biriminde Rojin’in midesinde eser miktar diyebileceğimiz roküronyum maddesi bulunmaktadır. Bu maddenin ağızdan verilme ihtimalini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Ya bu ilacı bir suya veya içeceğine koymuşlardır. Rojin’e içirilmesi sağlanmıştır. Midede olduğu içen direk ağızdan verilme ihtimalini güçlendirmektedir. Bu ihtimal karşısında biz Adli Tıp’tan araştırılmasını bu hususu netleştirmesini talep ettik.”</p>

<p>Karabulut, soruşturmanın Van Cinayet Büro Amirliğinden alınarak Ankara Jandarma Suç Araştırma Timi’ne verilmesi yönündeki taleplerinin ise savcılık tarafından kabul edilmediğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Avukat Karabulut: Dosyanın zorlaştırıldığını düşünüyoruz</p>

<p></p>

<p>Karabulut, dosyanın çözülebilecek nitelikte olduğunu ancak soruşturma sürecinde bazı noktaların araştırılmasının zorlaştırıldığını belirtti.</p>

<p>Karabulut, soruşturmanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>“Dosya aslında kolay ama bir elin dosyayı zorlaştırdığının farkındayız. Bu zorlaştırma adeta samanlıkta iğne aramak gibi bir pozisyona getirilmiş durumda. Ama gerekirse o samanlık yakılır, üzerine su dökülür, o iğne bulunur. Bu mücadelede de kararlı olduğumuzu, neye mal olursa olsun, ucu kime dokunursa dokunsun kararlı olduğumuzu ifade etmek isterim.”</p>

<p></p>

<p>415 kişinin DNA incelemesi yapıldı</p>

<p>Kabaiş ailesinin diğer avukatı Şahin Cangüleç ise deniz araçlarına yönelik araştırmanın sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Şu ana kadar 415 kişiye ait DNA çalışmasının yapıldığını aktaran Cangüleç, bu incelemelerde şu aşamada herhangi bir veriye rastlanmadığını söyledi.</p>

<p>Cangüleç, savcılık tarafından 50 kişilik bir listenin oluşturulduğunu ve listedeki kişilerin kimliklerinin belirlendiğini, bu kişilerden DNA örneklerinin alınarak inceleme yapılacağını aktardı.</p>

<p>Cangüleç ayrıca Rojin Kabaiş’in suda kalma süresinin belirlenmesine yönelik bir çalışma yapılmasını talep ettiklerini ve bu talebin de savcılık tarafından kabul edildiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Rojin Kabaiş’in kronolojisi</p>

<p>27 Eylül 2024 – Rojin kayboldu: Rojin Kabaiş, kaldığı Seyyid Fehim Arvasi KYK yurdundan çıktı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesinin anlatımına göre, kaybolduğu gün annesiyle yaklaşık 11 dakika görüntülü konuştu, kahve alacağını söyledi. Rojin’in kameralara son yansıdığı saatin ise 19.05 olduğu belirtildi.</p>

<p>28 Eylül 2024 – Eşyaları Van Gölü kıyısında bulundu: Rojin’e ait cep telefonu, kulaklık, su, kek ve cüzdanın Van Gölü sahilinde bulunmasının ardından arama çalışmaları göl çevresinde yoğunlaştırıldı.</p>

<p>10 Ekim 2024 – Başörtüsü bulundu: İçişleri Bakanlığı, Rojin’e ait başörtüsünün Van Gölü kıyısında bulunduğunu açıkladı. Üniversite ve çevresindeki yüzlerce saatlik kamera kaydı ile araç ve kişilere ilişkin görüntülerin incelendiği duyuruldu.</p>

<p>15 Ekim 2024 – Rojin’in cansız bedeni bulundu: Kayıp başvurusundan 18 gün sonra Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, son görüldüğü yerden yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Mollakasım Köyü sahilinde, akıntının tersi yönünde bulundu.</p>

<p>İlk açıklamalarda, bedenin uzun süre suda kaldığı, kıyafetlerinin üzerinde olduğu ve herhangi bir darp izine rastlanmadığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.</p>

<p>17 Ekim 2024 – İlk otopside kesin ölüm nedeni belirlenemedi: İlk otopsi sürecinde kesin ölüm nedeni belirlenemedi ve numuneler İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Boyun, diz ve kol bölgelerinde renk değişiklikleri tespit edildiği de kayıtlara geçti.</p>

<p>6 Kasım 2024 – Bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi: Hazırlanan raporda Rojin’in bedeninden alınan örneklerde iki farklı erkeğe ait DNA bulunduğu ortaya çıktı. Ancak DNA örneklerinin vücudun hangi bölgelerinde bulunduğu ilk aşamada açıklanmadı.</p>

<p>Aralık 2024 – Ölüm nedeni “suda boğulma” olarak açıklandı: Adli Tıp Kurumu, ölüm nedeninin suda boğulma olduğunu belirtti. Ancak ölümün intihar, kaza ya da başka bir kişinin müdahalesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenemedi.</p>

<p>Ocak 2025 – Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları kuruldu: Dosyadaki kısıtlılık kararının kaldırılması, ailenin ve avukatların soruşturma dosyasına erişebilmesi ve sürecin şeffaf yürütülmesi talepleriyle kadınlar adalet mücadelesini örgütlemeye başladı.</p>

<p>1 Eylül 2025 – Savcılığın iki kişiden şüphelendiği iddia edildi: Nizamettin Kabaiş, savcının “bir şey bulduk, iki kişiden şüpheleniyoruz” dediğini açıkladı. Baba Kabaiş ayrıca kızının bedenindeki yaralanmalara ve dosyada yanıtlanmayan sorulara dikkat çekti.</p>

<p>Ekim 2025 – İki erkek DNA’sının bulunduğu bölgeler açıklandı: Adli Tıp Kurumu raporunda bir erkek DNA profilinin sternal, yani göğüs bölgesinde; diğerinin ise vajinal bölgede tespit edildiği belirtildi. ATK, ilk değerlendirmesinde kontaminasyon ihtimalini de gündeme getirdi.</p>

<p>13-14 Kasım 2025 – “Bulaş” ihtimali tartışması: Adalet Komisyonlarının talebi üzerine yapılan incelemelerde, cenazenin bulunmasından otopsi sürecine kadar müdahalede bulunduğu değerlendirilen 134 kişiden DNA örneği alındı. Bu örneklerin Rojin’in bedeninde bulunan iki erkek DNA’sıyla eşleşmediği, bulaş tespit edilmediği açıklandı.</p>

<p></p>

<p>20 Kasım 2025 – Gizli tanık ifadesi dosyaya girdi: Soruşturma dosyasına, Rojin’in kolundan tutularak bir araca zorla bindirildiğini gördüğünü söyleyen gizli tanığın ifadesi eklendi.</p>

<p>4 Aralık 2025 – Gizli tanık zorla araca bindirilme iddiasını anlattı: Gizli tanık, Rojin’in kaybolduğu gün saat 21.00-22.00 arasında bir erkek tarafından beyaz bir araca zorla bindirildiğini gördüğünü iddia etti.</p>

<p>Mart 2026 – Rojin’in telefonu açılamadan yurtdışından geri döndü: Telefonun şifresinin çözülmesi için yürütülen çalışmalar sonuç vermedi. Telefon, soruşturmanın aydınlatılması açısından kritik delillerden biri olmaya devam etti.</p>

<p>Mayıs 2026 – Yurt yönetimi hakkında soruşturma yolu açıldı: Van Valiliğinin yurt yönetimi hakkında verdiği “soruşturma izni verilmemesi” kararı Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Ardından KYK yurdu yöneticileri hakkında resmi adli soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Haziran-Temmuz 2026 – Kamera kayıtları, baz sinyalleri ve tekneler yeniden gündeme geldi: Kampüs çevresindeki döner kameraların yeniden incelenmesi, karartıldığı iddia edilen 15 dakikalık görüntünün çözülmesi, HTS ve baz istasyonu kayıtlarının araştırılması için yeni çalışmalar başlatıldı. Ayrıca Rojin’in kaybolduğu tarihten cansız bedeninin bulunduğu güne kadar Van Gölü’nde seyreden tekne ve deniz araçlarının GPS ve kamera kayıtlarının incelenmesi istendi.</p>

<p>15 Temmuz 2026 – Diatom testinin yapılmadığı ortaya çıktı: Adli Tıp Kurumu ölüm nedenini “suda boğulma” olarak açıklamış olmasına rağmen, suda boğulma vakalarında önemli incelemelerden biri olarak görülen Diatom testinin yapılmadığı ortaya çıktı. Rojin’in ailesi, avukatları ve Adalet Komisyonları testin yapılmasını talep etti.</p>

<p>5 Ağustos 2026 – Telefon ve dijital veriler bilirkişiye gönderildi: Cep telefonu verileri, kamera kayıtları, HTS ve baz istasyonu kayıtlarının özel bilirkişi tarafından incelenmesi talebi kabul edildi. Rojin’in telefonu Mersin’de bilişim uzmanına gönderildi.</p>

<p>11 Ağustos 2026 – Yeni DNA örnekleri alındı: Van YYÜ Rektörü Hamdullah Şevli ve yeğeni Enes Şevli’den DNA örneği alındığı duyuruldu.</p>

<p>25 Ağustos 2026 – Otopsi raporundaki ilaç etkin maddeleri yeniden gündeme geldi: Avukat Abdurrahman Karabulut, otopsi raporunda yer aldığı belirtilen Rocuronium ve Ornidazole etkin maddelerine dikkat çekti. Rocuroniumun damardan verildiğinde solunum kaslarını felç edebilen bir kas gevşetici olduğu belirtilirken, avukat bu maddelerin Rojin’in haftalar önce geçirdiği ameliyattan kalmasının tıbben mümkün olmadığını savundu.</p>

<p>Adalet Komisyonları da bu bulguların neden iki yıl boyunca soruşturulmadığını sordu.</p>

<p></p>

<p>Kaynak: İlke Tv </p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/rojin-kabais-dosyasinda-yeni-talepler-aile-ve-avukatlar-savciyla-gorustu</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-04-23-32-55-727-comtwitterandroid-edit.jpg" type="image/jpeg" length="61171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haber yaptığı için hedef gösterilen Melisa Sapaz: "Ben sadece işimi yaptım"]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/haber-yaptigi-icin-hedef-gosterilen-melisa-sapaz-ben-sadece-isimi-yaptim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/haber-yaptigi-icin-hedef-gosterilen-melisa-sapaz-ben-sadece-isimi-yaptim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fidol Okulları ile ilgili yazdığı bir haber üzerine hedef gösterilen gazeteci Melisa Sapaz anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber:</strong> <strong>Serkan</strong> <strong>Atasoy</strong></p>

<p><strong>Gazete</strong> <strong>Emek-</strong> Fidol Okulları ile ilgili yazdığı bir haber üzerine hedef gösterilen gazeteci Melisa Sapaz anlattı.</p>

<p>Sonsöz Gazetesi muhabiri Melisa Sapaz, 31.07.2025 tarihli "Fidol Okulları Sahibi Hakkında Suç Duyurusu!" başlıklı haber yazısından yaklaşık bir yıl sonra hedef gösterildi.</p>

<p><strong>Haberin</strong> <strong>İçeriği</strong> <strong>Neydi?</strong></p>

<p>Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Fidol Okulları'nın sahibi Faik Birgül hakkında sosyal medya üzerinden suç duyurusunda bulunmuş; Sendika, Birgül'ün öğretmenleri tehdit ettiğini, sigorta usulsüzlüğü yaptığını ve sendikal örgütlülüğü hedef aldığını iddia etmişti.</p>

<p>Sapaz, haberi tamamen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın, Fidol Okulları sahibi Faik Birgül hakkındaki açıklamaları ve iddiaları üzerine hazırlamış olsa da Faik Birgül söz konusu haber için Sapaz'a ulaşarak tehdit içeren mesajlar gönderdi.</p>

<p><br />
"<strong>Üslubu</strong> <strong>giderek</strong> <strong>ağırlaştı:</strong> <strong>Ne</strong> <strong>yaptığını</strong> <strong>ve</strong> <strong>kime</strong> <strong>hizmet</strong> <strong>ettiğini</strong> <strong>ifşa</strong> <strong>edeceğim"</strong></p>

<p>Sapaz süreci şöyle anlatıyor:<br />
"Haberin yayımlanmasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra Faik Birgül bana ulaştı. İlk görüşmemizde kendisine, kendisini de dinlemek ve görüşlerine haberde yer vermek istediğimi söyledim. Kendisi de ilk etapta bunu kabul etti. Ancak daha sonra avukatıyla görüştüğünü ve haberin kesinlikle kaldırılması gerektiğini söyledi.<br />
Ben ise haberde gerçeğe aykırı bir ifade bulunmadığını, haberin iddialar ve açıklamalar üzerinden hazırlandığını kendisine ifade ettim. Birgül, haberimde kendisini tacizle suçladığımı öne sürdü. Oysa haberi okuyan herkes, böyle bir suçlamanın yer almadığını açıkça görebilir.<br />
Bunun ardından tarafıma gönderdiği mesajların üslubu giderek ağırlaştı. Örgütlüsün, sendikaya destek veriyorsun, ne yaptığını ve kime hizmet ettiğini ifşa edeceğim şeklinde ifadeler kullandı. Kendisine, benimle bu şekilde iletişim kurmaması gerektiğini, hukuki bir mesele varsa avukatım aracılığıyla iletişim kurulabileceğini söyledim."</p>

<p><strong>"Aile</strong> <strong>değerlerime</strong> <strong>dil</strong> <strong>uzatanın</strong> <strong>dili</strong> <strong>kesilecek"</strong></p>

<p>"Ancak tehdit ve baskı içeren ifadeler devam etti. Hakkımda dava açmakla ve beni ifşa etmekle tehdit edildiğim mesajlar aldım. Hatta 'aile değerlerime dil uzatanın dili kesilecek' şeklinde ifadeler dahi kullanıldı. Bunun üzerine kendisini engellemek zorunda kaldım.<br />
Aradan geçen süreçte ise geçtiğimiz günlerde X üzerinden sahte bir hesap aracılığıyla yayımlanan bir videoda yeniden hedef gösterildiğimi gördüm. Videoda şahsım üzerinden çeşitli ifadeler kullanılırken, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'na çanak tuttuğum iddia edildi. Sendikanın gerçek bir sendika olmadığı yönünde de ifadeler kullanıldı.<br />
Oysa söz konusu sendika, ilgili mevzuat kapsamında faaliyet gösteren ve adı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıtlarında bulunan bir sendikadır. Benim yaptığım ise gazetecilik faaliyeti kapsamında, sendikanın gündeme getirdiği iddiaları haberleştirmekten ibarettir."</p>

<p><strong>"Hedef</strong> <strong>gösterilmeyi</strong> <strong>ve</strong> <strong>susturulmaya</strong> <strong>çalışılmayı</strong> <strong>kabul</strong> <strong>etmeyeceğim"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sapaz açıklamasını "hedef gösterilmeyi ve susturulmaya çalışılmayı kabul etmeyeceğim" cümleleri ile sonlandırırken "Ben işimi yaptım. Bir gazeteci olarak tarafların iddialarını, açıklamalarını ve kamuoyunu ilgilendiren gelişmeleri haberleştirmek benim görevimdir. Bir haberden rahatsız olunması, gazetecinin hedef gösterilmesini, tehdit edilmesini veya itibarsızlaştırılmaya çalışılmasını haklı çıkarmaz.<br />
Bugün şahsımı hedef alan bu paylaşımların, yarın mesleki itibarım açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceğinin farkındayım.<br />
Bir eğitim kurumunun sahibi ve kendisini eğitimci olarak tanımlayan bir kişinin, bir gazeteciyle yaşadığı anlaşmazlık karşısında başvurduğu bu üslubu ve karalama çabasını açıkça kınıyorum.<br />
Eleştiriye ve hukuki süreçlere her zaman açığım. Ancak tehdit, baskı ve hedef göstermeyi kabul etmiyorum" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/haber-yaptigi-icin-hedef-gosterilen-melisa-sapaz-ben-sadece-isimi-yaptim</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 23:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/i-m-g-20260904-w-a0010.jpg" type="image/jpeg" length="16597"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Varto’da JES nöbeti 124. gününde: “Kazanacağız, başka yol yok”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/vartoda-jes-nobeti-124-gununde-kazanacagiz-baska-yol-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/vartoda-jes-nobeti-124-gununde-kazanacagiz-baska-yol-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gimgim Ekoloji Platformu, halkın rızası olmadan yürütülen JES projesine karşı nöbetlerini sürdürürken, “Hiçbir dayatmayı kabul etmiyoruz” mesajı verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Muş’un Varto (Gimgim) ilçesine bağlı Xwarik köyünde Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı başlatılan çadır nöbeti 124’üncü gününde sürüyor.<br />
Gimgim Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi öncülüğündeki nöbete Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu da dayanışma ziyaretinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
‘Suyuma, toprağıma dokunma’</p>

<p>JES projesine karşı 3 Mayıs’tan bu yana sürdürülen çadır nöbetinin yapıldığı alana, “Varto halkı jeotermal enerji santrali istemiyor. Suyuma, toprağıma dokunma” yazılı pankart asıldı.<br />
Nöbet alanını ziyaret eden Evrim Rızvanoğlu, Gimgim halkının projeye ilişkin kaygılarının haklı olduğunu belirtti. Rızvanoğlu, proje için verilen “ÇED gerekli değildir” kararına tepki gösterdi.<br />
‘Halkın rızası alınmadan yapılan hiçbir şeyi kabul etmiyoruz’<br />
Gimgim Ekoloji Platformu üyesi Çayan Dursun ise JES projesine karşı mücadelenin 22 Ocak’tan bu yana sürdüğünü, 3 Mayıs itibarıyla da çadır nöbetine başladıklarını hatırlattı.<br />
Proje hakkında hukuki mücadele yürüttüklerini belirten Dursun, konunun Meclis gündemine taşınmasının önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Dursun, “Siyaset ayağının konuyu Meclis’e taşıması değerlidir. Sizler ve DEM Parti milletvekillerimizin bu konudaki çabası çok değerlidir. Kazanacağız, ikinci bir yol yok. Halkın rızası alınmadan yapılan her ne olursa olsun kabul etmiyoruz” dedi.<br />
Açıklamanın ardından heyet, nöbet alanında yurttaşlarla bir araya gelerek JES projesine karşı yürütülen mücadele ve hukuki süreci değerlendirdi.</p>

<p><br />
Kaynak: MA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/vartoda-jes-nobeti-124-gununde-kazanacagiz-baska-yol-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-04-15-33-24-859-comgoogleandroidgooglequicksearchbox-edit.jpg" type="image/jpeg" length="56819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadir Amaç yazdı: Kadın ve Aşk]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/kadir-amac-yazdi-kadin-ve-ask</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/kadir-amac-yazdi-kadin-ve-ask" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ali Şeriati’nin şu sözleriyle başlıyorum: Kadın olmak bu dünyada, içi kabararak dehşet saçan yer sarsıntısından, şakağına dayanmış buz gibi namlunun soğukluğundan, aylardır açlıktan kıvranırken kırışmış bedeninle, dostların diyete girerken aşırı semirmekten, bir kuru ekmek bulamamaktan daha zordur.<br />
Engizisyon mahkemeleri, kadınlık bilgilerini bilinçaltında saklayan kadınları dinden çıkmakla suçlamış, çuvala koyup içine akrep ve yılan bırakmış, kayadan denize atmıştı. Ortaçağ karanlığı yüz binlerce kadını böyle vahşice katletti.</p>

<p>Dijital çağda kadın-erkek ilişkileri her geçen gün kötüye gidiyor. Aldatma, üzme, şiddet ekseninde hızla ilerliyor. Kadınlar giderek erkekleşiyor, erkekler kadınlaşıyor. Bazı feminist söylemler kadını biyolojik ve ruhsal köklerinden koparıp erkekleştirme temayüllerine hapsediyor.</p>

<p>Kadınların önemli bir bölümü dişi bir insan olduğunun farkında bile değil. Farkına varırsa bilinçaltındaki korku zindanlarını paramparça eder; en vahşi erkeği eğitir, en cimriyi cömert yapar, şiddeti durdurur, erkeği kendine aşık eder. Çünkü erkeği âşık eden şey, kadının çekim merkezi olmasıdır. Çekim merkezinin yasasını ihlal etmeyen kadın, zerafeti ve asaletiyle erkeği kendine bağlar.</p>

<p>Kadın sabit fikirlere bağlı yaşamaz; değiştirici ve dönüştürücüdür. Bir gezegenden diğerine geçiş yapar. Sabit fikirli kalan erkektir; erkekliği değişime zorlayan kadındır. Allah bu özelliği kadına vermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüreklerin en müşfiği kadının yüreğidir — hassas, çabuk etkilenen, çabuk örselenen, naif bir çiçek. Ama her kadın böyle dağılmaz. Güçlü ve bilge kadınlar pes etmez, kaprislenmez, soğumaz; hiçbir kınayıcının kınamasına aldırış etmez.<br />
Büyük kadınlar Hatice’nin, Meryem’in, Hacer’in, Belkıs’ın, Züleyha’nın sevgililerine dediği gibi: “Seninleyim; seni düşünmekten başka kaygım yok. Sana bir şey olmasın, her şeye razıyım. Yeter ki davayı bırakma, milletimizi aydınlatmaya devam et, korkma. Ben sensizliğe sabrettiğim gibi sen de olaylara karşı sabret. Gözün arkada kalmasın.”</p>

<p>İffetin ve ahlakın sudan ucuz olduğu bu çağda, Belkıs gibi, Meryem gibi, Hatice gibi namuslu olmak büyük bir erdemdir.<br />
Belkıs Süleyman’a, Züleyha Yusuf’a, Hatice Muhammed’e muhtaçtır; gül yaprağına su, toprağa ay, güneşe muhtaçtır — ben de ay yüzlü sevgilime muhtacım.</p>

<p>Ey Süleyman’ın hüdhüdü! Yedi denizi aşarak Belkıs’ın sarayını nasıl bulduysan, ay yüzlü sevgilimin gönül sarayını bul. Mevlânâ’nın sözlerini armağan et: “Ay nasıl güneşin nuruyla aydınlanıyorsa, benim gönlüm de senin nurunla aydınlanacak mı?”</p>

<p>Ay yüzlü olmadan zaman nasıl akar, yüzüm nasıl güler? Cemre düşmeden gönlüme bahar nasıl gelir?<br />
Gül gibi naif, su gibi zariftir o. Farklı bir kadındır, farklı bir annedir; farklılığını asaletinden alır. Sevgi gülleriyle sabır sümbüllerinin birlikte açtığı bir yüreğin tarlasıdır.</p>

<p>Ay yüzlü öğretmen, su gibi zarif, ekmek gibi şefkat, hava gibi hayattır. Yüreğinden gürül gürül sevgi çağlayanı akar.<br />
O müsemma âlemin sevgilisi karşısında dilim tutuldu, kalemim felç oldu. Çünkü gönül dünyama ansızın bir şimşek gibi bezm-i elestten düşüverdi.</p>

<p>İçimde duran sessizlik. Yüzünde huzur durgun akıyor; sevinç de var, elem de, vuslat da. Bakışlar kendini kolay ele verir — çoğu kez dilin söyleyemediğini gözler söyler. İçimdeki sessizlik bana der: “Ey Kadir! Aşk gizlenmez, sarhoşluk gibi.”</p>

<p>Bazılarınız bu ruh halimi medcezir gibi yukarı aşağı çekenler olabilir. İbnü’l-Arabî’ye “Şeyh-i Ekber” diyenler yanında, Selefi alimler “Şeyh-i Ekfer” (büyük kafir)demişti. Benim için aşk adamı diyenler var, cahil diyenler var, deli filozof diyenler var, kâfir diyenler var.</p>

<p>İşte ontolojik hakikatim: İki kelime, iki dünya ve aşka giden dost doğru yol. Aşkın yollarında, rampalarında, kıvrımlarında, uçurumlarında hem huzuru hem haşmeti hem mecalsizliği yaşadım.</p>

<p>Kırk yıllık fikir hayatımda böyle bir ruhani yolculuk yapmamıştım. Doksan dokuz vesvesenin çatısına bir çıktım bir indim. Zaman durmuş; ses yok, karartı yok. Şimdi ne yapacağım? Ne zamana kadar bekleyeceğim bu Araf’ta? İmrân gibi paniğe kapıldım: bir ileri, bir geri.</p>

<p>Sonra aşkın Sidretü’l-müntehasına çıktım. Bu gül ve çiçeklerin yüzleri neden bu kadar güzel? Allah onları arıların balından, bülbüllerin sesinden yarattı; o güzellerin yüzlerinden ay yüzlü güzeli yarattı; o ay yüzü güzelle seni kanatlı kuş yaptı. Haydi git, dilberine uç.</p>

<p>Uzletten çıktım, haşiyete girdim. Yüreğimi kaybetmiştim, nefesim ölmüştü. Zifiri karanlıkta ay yüzlü dilber kandil gibi önüme dikildi. Muhammed’in Hira’sı, Cemil Meriç’in Mavera’sı aklıma geldi. Duru bir göle atılan taş gibi yüreğimi halka halka dalgalandırdı. Lal oldum. “Korkma” dedi, “Al bu Elif, al bu Lam, al bu da Kaf. Kelam yap, kalem yap, kitap yap, aşk yap, yuva yap.”</p>

<p>Saniyeler dakikaları, dakikalar saatleri kovalıyor. Güneş alemleri geziyor, geri geliyor. Ben çölü bitiriyorum ama ay yüzlü sevgilim hâlâ dönmüyor.</p>

<p>Ayyüzlü vakur. Ayyüzlü iffetli. Ayyüzlü hayâ okulu. Ayyüzlü ilkbahar, ilk çiçek, ilk yağmur, ilk aşk.</p>

<p>Nereye baksam o var. Yüzü ay gibi, yüzünden ışıklar dökülüyor. Bakışları bıçak gibi kesiyor. O elif, ben lam; o duygu, ben sağanak.<br />
Yusuf gibi bu gece rüyada uyandım, geceye girdim. Aşkın içinde fenafillah oldum. Zaman kilitlendi, nefes kayboldu. Işık önümüzde, biz ışığın arkasından ilerliyoruz. Bir mevsimden diğerine, bir boyuttan diğerine geçtik. Âlem lal oldu.<br />
Kaderi ve aşkı bir sapan taşı gibi elinde tutan Rabbim! Bana bilmediğim iyilikleri öğret, kötü insanların bâtınî tuzakları hakkında ilham ver. Seni Nuh’un gemisi, İbrahim’in selamet bahçesi, Yunus’un zikri, Eyüp’ün sabrı, Mûsâ’nın Tûr’u, Yûsuf’un rüyası, Îsâ’nın havârileri ve Muhammed’in hicreti yap.</p>

<p></p>

<p>Resim: Haydar Ekinek</p>

<p>Kadir Amaç-Brüksel<br />
Gece: 03:17</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAZAR KÖŞESİ</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/kadir-amac-yazdi-kadin-ve-ask</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-04-14-57-38-060-comwhatsapp-edit.jpg" type="image/jpeg" length="35045"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye en yüksek enflasyona sahip 5’inci ülke]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/turkiye-en-yuksek-enflasyona-sahip-5inci-ulke</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/turkiye-en-yuksek-enflasyona-sahip-5inci-ulke" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31,51 olarak gerçekleşti. Türkiye, dünya genelinde en yüksek enflasyon oranına sahip beşinci ülke oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>TÜİK'in yüzde 31,51 olarak açıkladığı yıllık enflasyon esas alınarak yapılan sıralamaya göre Türkiye; Venezuela, İran, Güney Sudan ve Arjantin’in ardından dünyada enflasyonu en yüksek beşinci ülke olarak öne çıkıyor. Ekonomistler, yılın ilk sekiz ayındaki yüzde 22,07 oranındaki enflasyona işaret ederek, "Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefini tutturulabilmesi mümkün değil. Çünkü, Merkez Bankası’nın yeni hedefi olan yüzde 24’ün yüzde 92’si sekiz ayda aşıldı" dedi.</p>

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre ağustosta aylık enflasyon yüzde 1,84, yıllık enflasyon yüzde 31,51 oldu.</p>

<p>Bu yılın ocak-ağustos döneminde enflasyon geçen yılın aynı dönemindeki seviyesinin 0,57 puan üzerinde gerçekleşti. Bu yıl yüzde 22,07 olan sekiz aylık enflasyon geçen yıl yüzde 21,5 düzeyindeydi.</p>

<p>Hedefler bir türlü tutmuyor</p>

<p>İktidar, 2026 yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 16 olarak belirledi. Merkez Bankası ise yıl sonunda yüzde 15 ila yüzde 21 oranları arasında kalacağını belirterek, hedefi yüzde 16 olarak açıklamıştı. Banka, enflasyon hedefini yıl içinde yukarı yönlü revize etti ve yüzde 24’e yükseltti. Banka, yıl sonu enflasyon tahminini de önce yüzde 26’ya, geçen ay da yüzde 28’e yükseltti.</p>

<p>Ekonomistler, ANKA Haber Ajansı’na yaptıkları açıklamada, yılın ilk sekiz ayındaki yüzde 22,07 oranındaki enflasyona işaret ederek, "Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefini tutturulabilmesi mümkün değil. Çünkü, Merkez Bankası’nın yeni hedefi olan yüzde 24’ün yüzde 92’si sekiz ayda aşıldı. Başlangıçtaki yüzde 16’lık hedef ise aylar önce zaten aşıldı" dedi</p>

<p>Ekonomistler, Merkez Bankası’nın yüzde 28 tahmininin tutabilmesi için de kalan dört ayda toplam enflasyonun yüzde 4,9’un, aylık ortalamanın da yüzde 1,3’ün altında kalması gerektiğine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekonomistler, özellikle eylül ve ekim aylarında enflasyonun okul masrafları nedeniyle yüksek çıkacağını vurgulayarak, "Geçen yılın son dört ayında toplam yüzde 7,7 oranında enflasyon yaşanmıştı" dedi. Ekonomistler, 2026 sonunda yıllık enflasyonun yüzde 32’nin üzerinde gerçekleşebileceğini kaydetti.<br />
<br />
Türkiye, enflasyon liginde ilk 5’te</p>

<p>Türkiye, dünya enflasyon liginde ilk beşte yer almaya devam ediyor. TÜİK’in yüzde 31,51 olarak açıkladığı yıllık enflasyon esas alınarak yapılan sıralamaya göre Türkiye; Venezuela (yüzde 576), İran (yüzde 87,9), Güney Sudan (yüzde 58,21) ve Arjantin’den (yüzde 33,8) sonra dünyada enflasyonun en yüksek olduğu beşinci ülke olarak öne çıkıyor.<br />
Türkiye, bu oranla Avrupa’da da açık ara ilk sırada bulunuyor. Türkiye’yi ikinci sırada, tek haneli enflasyon oranına sahip Romanya (yüzde 8,2) izliyor.<br />
Avrupa’daki tüm ülkelerin yıllık enflasyonu Türkiye’nin bu yılın sekiz ayında yaşadığı yüzde 22,07 oranının altında kalıyor. Türkiye, G20 ülkeleri arasında da Arjantin’den sonra yüksek enflasyonda ikinci sırada bulunuyor.</p>

<p><br />
Kaynak: Anka</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/turkiye-en-yuksek-enflasyona-sahip-5inci-ulke</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/images-19-11.jpeg" type="image/jpeg" length="99783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dermoskin Ürünleriyle Günlük Bakım Rutininizi Yenileyin]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dermoskin-urunleriyle-gunluk-bakim-rutininizi-yenileyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dermoskin-urunleriyle-gunluk-bakim-rutininizi-yenileyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaş alım sürecinde cildin doğal ışıltısını koruması, esnekliğini kaybetmemesi ve daha genç bir görünüm vadetmesi için bütüncül bakım adımlarına ihtiyaç duyulur. Sadece dışarıdan uygulanan kremler, serumlar veya losyonlar bazen cildin alt katmanları için yeterli kalmaz; hücrelerin derinlemesine beslenmesi ve içeriden desteklenmesi gerekir. Bu noktada, modern kozmetik ve sağlık dünyasının vazgeçilmezi olan içten gelen destek devreye girer.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki, cilt bakımında devrim yaratan vitamin takviyeleri ve kolajen formları arasından hangisini tercih etmek gerekir? Hangi form vücut tarafından daha hızlı emilir, sindirim sisteminde nasıl bir süreç izler, cilt bariyerini nasıl besler ve yaşlanma belirtilerine karşı daha etkili sonucu verir? İşte merak edilen tüm detaylar, doğru bakımın püf noktaları ve cildinizi genç tutacak stratejiler!</p>

<p></p>

<p>Kolajen Çeşitleri Nelerdir? Tip 1, Tip 2 ve Tip 3 Arasındaki Farklar</p>

<p></p>

<p>Vücudumuzda doğal olarak bulunan, bağ dokuların ve cildin yapı taşını oluşturan kolajen, farklı tiplere ayrılır ve her biri vücutta farklı bölgelerde yoğunlaşır. Özellikle <a href="https://dermoskin.com.tr/collections/gida-takviyesi" rel="dofollow ">vitamin takviyeleri</a>dünyasında en çok adını duyduğumuz Tip 1 ve Tip 3 kolajenler, cildin sıkılığından, elastikiyetinden, dermis tabakasının yapısından ve hücre yenilenmesinden doğrudan sorumludur.</p>

<p></p>

<p>Vücutta en yüksek oranda bulunan Tip 1 kolajen cilt yapısını ve kemik sağlığını destekler. Tip 3 genellikle cilde esneklik kazandıran retiküler liflerde yoğunlaşır. Tip 2 ise daha çok eklem sağlığı, kıkırdak doku ve hareket sistemi odaklıdır. Bu nedenle cilt yaşlanmasına karşı savaşırken hangi tipin hedeflendiği önemlidir. Doğru tip seçilmediğinde istenen kozmetik ve biyolojik etki maksimum seviyeye ulaşamayabilir.</p>

<p>Hangi Kolajen Formu Daha Etkili? Likit, Toz ve Tablet Karşılaştırması</p>

<p></p>

<p>Piyasada toz, likit ve tablet formlarında bulunan kolajen çeşitleri, kullanım alışkanlıklarına ve vücut tarafından emilim hızlarına göre birbirinden ayrılır. Toz formdaki hidrolize peptitler, sıvıda kolayca çözünmesi ve sindirim sisteminde hızla emilmesi sayesinde genellikle en yüksek biyoyararlanımı sunar ve uzmanlar tarafından sıkça tavsiye edilir. Düşük moleküler ağırlıklı hidrolize formlar, daha hızlı sonuç almanızı sağlayabilir.</p>

<p></p>

<p>Likit formlar pratikliği ve hızlı tüketim avantajıyla öne çıkar, tabletler ise dozaj kolaylığı ve taşınabilirlik açısından tercih edilir. Ancak form seçerken sadece günlük tüketim kolaylığına değil, ürünün moleküler ağırlığına, peptid zincirlerinin uzunluğuna, vücuttaki emilim katsayısına ve günlük rutine ne kadar uyum sağladığına da dikkat etmek gerekir.</p>

<p>Cilt Elastikiyeti ve Saç Sağlığı İçin Kolajen Takviyelerinin Yeri</p>

<p></p>

<p>Yaş alımına bağlı olarak vücudun kendi kolajen üretimi her geçen yıl yavaşlar. Bu kaçınılmaz süreç ciltte elastikiyet kaybına, ince çizgilerin derinleşmesine, kırışıklıkların belirginleşmesine ve saç kalitesinde belirgin bir düşüşe yol açar.</p>

<p></p>

<p>Kaliteli vitamin takviyeleri, azalan rezervleri dışarıdan bilinçli şekilde destekleyerek cildin nem tutma kapasitesini artırır ve bariyer fonksiyonunu güçlendirir. Vitamin takviyelerinin etkisi yalnızca cilt dokusuyla sınırlı değildir. Kaliteli <a href="https://dermoskin.com.tr/collections/sac-sagligi" rel="dofollow ">saç bakım ürünleri</a> ile desteklenen rutinlerin yanı sıra içten gelen kolajen desteği de saç tellerinin daha güçlü, parlak ve dirençli uzamasına yardımcı olur. Düzenli kullanım, hücresel yenilenmeyi destekleyerek yaşlanma belirtilerine karşı güçlü bir kalkan oluşturur ve bağ dokunun direncini artırır.</p>

<p>Günlük Rutine Kolajen Eklerken Nelere Dikkat Edilmeli?</p>

<p></p>

<p>Kolajen takviyelerinden maksimum verim ve etki alabilmek için kullanım zamanlaması ve süreklilik kritik bir rol oynar. Sabah aç karnına veya akşam yatmadan önce tüketilen hidrolize kolajen peptitleri, vücuttaki emilim oranını en üst seviyeye çıkarır. Takviyenin etkisini desteklemek ve biyoyararlanımı artırmak için C vitamini ile birlikte tüketilmesi, vücutta kolajen sentezini tetikleyen en önemli unsurlardan biridir.</p>

<p></p>

<p>Gün boyu yeterli su tüketimi, antioksidan açısından zengin beslenme ve dengeli, lif ağırlıklı bir beslenme rutini, kolajenin ciltteki onarıcı etkisini artırarak sürecin başarısını pekiştirir. Düzenli bir kullanım planı olmadan, yalnızca aralıklı tüketimle istenen kalıcı sonuçları elde etmek oldukça zordur.</p>

<p>Doğru Kolajen Takviyesiyle Cildinize İçeriden Yatırım Yapın</p>

<p></p>

<p>Cildin doğal yapısını desteklemek, yaşlanma belirtilerine karşı erkenden önlem almak ve bedenin genel esnekliğini korumak bütüncül ve disiplinli bir yaklaşım gerektirir. Bu noktada devreye giren DermoskinNutrafarm Collagen Peptides, cilt elastikiyetini artırmaya, saç ve tırnak sağlığını desteklemeye ve eklem sağlığını korumaya yardımcı olmak için özel olarak formüle edilmiştir.</p>

<p></p>

<p>İçeriğindeki kolajen ve destekleyici bileşenler, vücutta azalan kolajen seviyelerini destekleyerek yaşlanma belirtilerine karşı bir kalkan oluşturur. Kaliteli bir kolajen takviyesini günlük rutine dâhil ederken uyku düzenini ve beslenme alışkanlıklarını da bu sürece uyumlu hâle getirmek gerekir. Düzenli kullanım disiplini sağlandığında, içten gelen bu güçlü destek hem cildin nem ve elastikiyet dengesini korur hem de uzun vadede daha canlı, dinlenmiş ve sağlıklı bir ten görünümüne kavuşmanıza zemin hazırlar.</p>

<p></p>

<p>Cildin doğal yapısını desteklemek, yaşlanma belirtilerine karşı erkenden önlem almak ve bedenin genel esnekliğini korumak bütüncül ve disiplinli bir yaklaşım gerektirir. Bu noktada göz ardı edilmemesi gereken en önemli detaylardan biri, kolajen takviyelerinin yanı sıra hyaluronik asit ve çinko gibi sinerjik bileşenlerle desteklenen formüllerin hücresel nem tutulumunu artırmasıdır.</p>

<p></p>

<p>Hücresel yaşlanma karşıtı bakım serüvenini tamamlayacak, saç dökülmesine karşı bitkisel özlerle zenginleştirilmiş ve cildin bariyerini içeriden onaran profesyonel dokunuşları keşfetmek için Dermoskin ürün koleksiyonlarını şimdi inceleyebilirsiniz!</p>

<p></p>

<p>Dermoskin'i Ziyaret Etmek İçin : <a href="https://dermoskin.com.tr/" rel="dofollow ">https://dermoskin.com.tr/</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dermoskin-urunleriyle-gunluk-bakim-rutininizi-yenileyin</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/i-m-g-0530.png" type="image/jpeg" length="57591"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB’ye yeni operasyon: Kent Lokantaları yöneticisi de gözaltında]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/ibbye-yeni-operasyon-kent-lokantalari-yoneticisi-de-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/ibbye-yeni-operasyon-kent-lokantalari-yoneticisi-de-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda, Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen ile Kent Lokantaları’ndan sorumlu şube müdürünün de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yeni bir operasyon düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İBB satın alma dairesi başkanı Mustafa Sökmen ve Kent Lokantaları'ndan sorumlu şube müdürünün de aralarında olduğu birçok isim gözaltına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/ibbye-yeni-operasyon-kent-lokantalari-yoneticisi-de-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/ibb.jpg" type="image/jpeg" length="93473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçeli’den Amedspor araştırmasına tepki: “Sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/bahceliden-amedspor-arastirmasina-tepki-sporu-kimlikle-eslestirmek-gaflettir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/bahceliden-amedspor-arastirmasina-tepki-sporu-kimlikle-eslestirmek-gaflettir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amedspor’un Kürtler arasındaki algısını inceleyen araştırmayı eleştirerek, kulübün “kirli projelere” alet edilmemesi çağrısında bulundu. Bahçeli, tribünlerin “Terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı” haline getirilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kürt Çalışmaları Merkezi'nin (KSC) Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle hazırladığı "Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması"nın sonuçlarına dair yaptığı açıklamada "Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye’nin 19 ilinde 1471 kişiyle görüşerek yapılan araştırma, Türkiye genelinde 18 yaş ve üzerindeki Kürtler arasında Amedspor’u ilk ya da ikinci takımı olarak destekleyenlerin sayısının yaklaşık 1 milyondan 4 milyona yükseldiğini ortaya koymuştu. Bahçeli, "Yaklaşık 12,5 milyon yetişkin Kürt nüfusunun üçte biri Amedspor'u destekliyor. Katılımcıların yüzde 38'i kulübü 'kimliğin temsilcisi' olarak görürken, sadece yüzde 24'ü 'salt bir futbol takımı' olarak tanımlıyor" sonucunun bulunduğu araştırmanın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreci tehlikeye attığını belirtti.</p>

<p>"Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir" diyen Bahçeli, "spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amedspor'u "kirli projelere" alet etmek isteyenler olduğunu savunan Bahçeli, "Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz. Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir. Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir" dedi.</p>

<p>Bahçeli ayrıca son günlerde yapılan bir "dindarlık" araştırmasına da atıfta bulundu ve "Ankette Türk milletinin Allah’a, Meleklere, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamberimize, Kadere, Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur. Türk milleti Müslüman bir millettir, manevi değerler üzerinde oynamalar, ancak düşmanları sevindirecektir" ifadelerini kullandı.<br />
MHP Genel Başkanı, "Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır" çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/bahceliden-amedspor-arastirmasina-tepki-sporu-kimlikle-eslestirmek-gaflettir</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/h-r-o0q1hao-a-a-ds6-y2.jpg" type="image/jpeg" length="54184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne açıklarında batan geminin enkazına ulaşıldı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/girne-aciklarinda-batan-geminin-enkazina-ulasildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/girne-aciklarinda-batan-geminin-enkazina-ulasildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne açıklarında alabora olan “Filo Jet” isimli yüksek hızlı yolcu gemisinin enkazına ulaşılırken, kayıp 20 kişiyi bulmak için arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Kuzey Kıbrıs’ın Girne kentinden Mersin’deki Taşucu Limanı’na gittiği esnada alabora olarak batan geminin enkazına ulaşıldı.</p>

<p>Filo Jet isimli yolcu feribotu, 31 Ağustos günü öğle saatlerinde batmıştı.</p>

<p>Kuzey Kıbrıs tarihinin en büyük deniz kazasında şu ana kadar sekiz kişinin cansız bedeni bulunmuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Girne’de batan gemiye ulaşıldığını duyurdu.</p>

<p>Erhürman, “Görüntüleme ve arama çalışmaları 24 saat esasıyla devam ediyor. Aralıksız bir şekilde devam edecek” dedi.</p>

<p>4. gün: Arama kurtarma çalışmaları sürüyor</p>

<p>Ayrıca Kazada kaybolan 20 kişiye ulaşmak için başlatılan arama kurtarma çalışmaları dört gündür sürüyor.</p>

<p>TCG Alemdar kurtarma gemisinin bölgeye gelmesiyle, 550 metre derinlikte batık gemi olduğu değerlendirilen cismin bulunduğu noktada çalışmaların yoğunlaşması bekleniyor.</p>

<p>Son açıklamalara göre, 259 yolcu ve sekiz mürettebat olmak üzere 267 kişinin bulunduğu gemiden 239 kişi sağ kurtarıldı. Sekiz kişi hayatını kaybetti, 20 kişi ise hâlâ kayıp.</p>

<p>Girne Limanı’nda kurulan Kriz Masası, denizden ve havadan yürütülen arama çalışmalarını koordine ediyor.</p>

<p>TCG Alemdar bölgeye gelmesiyle, 550 metre derinlikte batık gemi olduğu değerlendirilen cismin bulunduğu noktada çalışmaların yoğunlaşması bekleniyor.</p>

<p>ROW cihazı aracılığıyla gemiden ilk görüntüler alınacak</p>

<p>Dün yapılan ilk incelemede feribotun enkazının 550 metreye kadar sürüklendiği tespit edilmişti. Geminin enkazına ulaşılmasıyla birlikte ROW cihazı aracılığıyla gemiden ilk görüntüler alınacak.</p>

<p>Bu aşamada gerçekleştirilecek çalışmada ilk olarak feribotun içerisinde cansız beden olup olmadığı kontrol edilecek.</p>

<p>Enkazı görüntülemek için kullanılacak ROV cihazı, bin metreye kadar dalış yapabiliyor.</p>

<p>Cihaz, kayıp ve batın nesneleri güvenli bir şekilde kavrayıp yüzeye çıkarabiliyor.</p>

<p>Bu cihaz 135 kilogram yükü denizden çıkarabiliyor.</p>

<p>Kayıp 20 kişi aranıyor</p>

<p>Kayıp olarak aranan yolcuların isimleri şöyle: Ferdi Törer, Mustafa Demir, Mahmut Demir, Özgür Gönül, Anni Asel Hilaloğlu, Şerif Özdemir, Süleyman Erdoğan, Saliha Miray Biçer, Mehmet Asaf Biçer, Orhan Bekret, Nazmiye Özbolat, Elmas Demir, İsmail Kurt, Yulia Özcan, Ayhan Özcan, Elife Bayır, Nihat Pancar, Mustafa Kemal Yaralı, Mehmet Bayhan ve Mehmet Nuri Ayran.</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>Girne’den Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere 30 Ağustos 2026 tarihinde, öğleden sonra hareket eden katamaran tipi yolcu gemisi, kalkışından kısa süre sonra alabora oldu.</p>

<p>Kaza sırasında gemide mürettebat dahil 267 yolcu vardı. Kazada sekiz kişi yaşamını yitirdi, 20 yolcunun arama çalışmaları sürüyor.</p>

<p>Kaza, Girne kıyılarının yaklaşık 2 kilometre kuzeyinde meydana geldi. Olayın hemen ardından Kuzey Kıbrıs sahil güvenlik botları bölgeye sevk edildi.</p>

<p>Yolcuların bir bölümü alabora olan feribotun üstünde kurtarılmayı bekledi. Yolcular kurtarma sallarıyla denize açıldı. Olay yerine ilk anda kurtarma gemileri ve özel tekneler ulaştı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kaynak:  İlke Tv </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/girne-aciklarinda-batan-geminin-enkazina-ulasildi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/images-18-14.jpeg" type="image/jpeg" length="70953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tuncer Bakırhan’dan barış çağrısı: “Onurlu barışı hep birlikte örelim”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/tuncer-bakirhandan-baris-cagrisi-onurlu-barisi-hep-birlikte-orelim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/tuncer-bakirhandan-baris-cagrisi-onurlu-barisi-hep-birlikte-orelim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, barış sürecinin toplumsal ve siyasal olarak desteklenmesi gerektiğini belirterek, çatışmaların yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkımın ancak kalıcı ve onurlu bir barışla aşılabileceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’de barış açısından yeni bir imkan ortaya çıktığını belirterek, bu imkanın demokrasiye dönüşmesinin halkların mücadelesine bağlı olduğunu söyledi.<br />
Bakırhan, barış sürecinin desteklenmesi halinde çatışma ortamının yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkımın aşılabileceğini ifade etti.<br />
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla “Savaşa ve sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak” temasıyla Kadıköy’de bulunan Boğa Heykeli’nden Kadıköy İskelesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.</p>

<p>Eylemde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, savaşların emekçilerin, yoksulların, halkların ve ezilenlerin aleyhine olduğunu belirterek, savaşların emperyalist ve hegemonik güçlerin çıkarları doğrultusunda örgütlendiğini söyledi.</p>

<p>“Savaşın sonuçlarından emekçiler ve halklar zarar görüyor”</p>

<p>Bakırhan, emekçilerin ve ezilenlerin her zaman barıştan yana olduğunu belirterek, savaşlardan ekonomik ve siyasi çıkar sağlayan kesimlerle savaşın bedelini ödeyenlerin farklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Bakırhan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Emekçiler ve ezilenler her daim barıştan yana olurlar. Emperyalist ve hegemonik güçler çıkarları ve menfaatleri için savaşı örgütlerler. Onlar savaşın sonuçlarından yararlanır, biz emekçiler, ezilenler, halklar ve inançlar da savaşın sonuçlarından zarar görürüz. Yaşamlarını yitirenler emekçilerdir, yoksullardır. Savaşın rantını yiyenler ise silah tüccarları, hegemonik ve emperyalist güçlerdir.”<br />
Türkiye’de barış açısından yeni bir imkan ortaya çıktığını belirten Bakırhan, bu imkanın demokrasiye evrilmesinin mücadeleye bağlı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bakırhan, “O imkanı demokrasiye evirtmek için, o imkanı Kürtlerin 40 yıldır uğruna mücadele ettiği, bedel ödediği, yaşamını yitirdiği, ömrünü cezaevinde geçirdiği taleplerin karşılanmasının sonucuna çevirmek, bugün burada olan biz devrimcilerin, Kürtlerin ve ezilenlerin mücadelesine bağlıdır” dedi.</p>

<p>“Türkiye’de hiçbir anne bu acıyı yaşamasın”</p>

<p>Barış sürecinin doğru değerlendirilmesi halinde savaşın yarattığı olumsuzluklardan kurtulmanın mümkün olduğunu belirten Bakırhan, Amed’de katıldığı taziyelerde karşılaştığı bir annenin sözlerini aktardı.</p>

<p><br />
Bakırhan, şunları söyledi:</p>

<p>“Türkiye’nin dört bir yanında bu savaş ve çatışmadan dolayı yaşamını yitiren binlerce gencimizin taziyesi kuruldu. O taziyelerden birinde bir barış annesi aynen şunu söyledi: ‘Biz Kürtler bu çatışma ve savaşın acılarını çok yaşadık. Bugün gönlüm diyor ki, biz yaşadık ama Türkiye’de hiçbir anne bu acıyı yaşamasın’ diyordu.”</p>

<p>Bakırhan, barış talebinin temelinde başka annelerin çocuklarını kaybetmemesinin bulunduğunu belirterek, “İşte barış isteyenler yaşamını yitiren çocukların hatırına diyor ki, başka anneler çocuklarını yitirmesin” ifadelerini kullandı.<br />
Savaşın sonuçlarını yaşamayan kesimlerin savaşı desteklediğini söyleyen Bakırhan, Türkiye halklarına barış sürecine sahip çıkma çağrısı yaptı.</p>

<p><br />
Bakırhan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Savaşın en uzağında duran, savaşın olumsuzluklarını yaşamayan, savaşın derdini ve belasını çekmeyenler savaşı kutsuyor. İstiyorlar ki Türk ve Kürt halkının gençleri savaşsın. Kan üzerinden kendilerine bir saltanat, kan üzerinden bir rant yaratsınlar. Biz de haykırıyoruz. Diyoruz ki, savaşın derdini, belasını, cefasını çekenler barış diyorsa, Türkiye halklarına, emekçilerine düşen o barış sürecini desteklemektir.”</p>

<p><br />
“40 yılda 3 trilyon dolara yakın kaynak harcandı”</p>

<p>Türkiye’de onurlu bir barışın inşa edilmesi halinde yalnızca gençlerin yaşamının korunmayacağını, aynı zamanda ekonomik sorunların aşılması için de önemli bir imkan ortaya çıkacağını belirten Bakırhan, çatışma ve savaş ortamının ülke bütçesine maliyetine dikkat çekti.</p>

<p>Bakırhan, “Emin olun, bu ülkede eğer onurlu bir barışı beraber örebilirsek, sadece evlatlarımızın geleceğini ve yaşamını kurtarmayacağız. Emekçilerin yaşamış olduğu bu ekonomik darboğazı da ortadan kaldıracağız. Bu çatışma ve savaş ortamına 40 yılda 3 trilyon dolara yakın Türkiye’nin bütçesinden para harcandı” dedi.</p>

<p>Bu kaynağın barışla birlikte toplumun ihtiyaçları için kullanılabileceğini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:<br />
“Bu 3 trilyon onurlu bir barış sürecinde emekçiye, emekliye, kadına, kepengini kapatan, yaşamını idame ettiremeyen Türkiye halklarına gidecektir.”</p>

<p>Sürecin başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin hiçbir kentinden gençlerin yaşamını yitirmeyeceğini belirten Bakırhan, “Ne Şırnaklının ne Samsunlunun evladı kaybetmeyecektir, evladı yaşamını kaybetmeyecektir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
“Demokrasiyi ve insan haklarını da getiririz”</p>

<p>Barış sürecinin doğru biçimde sahiplenilmesi ve Kürtlerin süreçte yalnız bırakılmaması halinde demokratikleşme ve insan hakları alanında da ilerleme sağlanabileceğini söyleyen Bakırhan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanabileceğini belirtti.<br />
Bakırhan, konuşmasında tutuklu ve hükümlü siyasetçilerin durumuna da değinerek şöyle konuştu:</p>

<p>“Bu süreci doğru bir şekilde sahiplenir, Kürtleri bu süreçte yalnız bırakmazsak, emin olun demokrasiyi de insan haklarını da getiririz, AİHM, AYM kararlarının uygulanmasını da sağlayabiliriz. Selahattin Demirtaş’ları, Figen Yüksekdağ’ları, Leyla Güven’leri, Can Atalay’ları, Osman Kavalaları ve onlar gibi yüzlerce, binlerce cezaevindeki tutsağı özgürleştirebiliriz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Barışın haklardan, kimlikten ve taleplerden vazgeçmek anlamına gelmediğini vurgulayan Bakırhan, barış ortamının bu hakların daha güçlü biçimde yaşanmasının zeminini oluşturacağını söyledi.</p>

<p>“Barış, haklarımızdan vazgeçme değil. Barış, kimliğimizden vazgeçme değil. Barış, taleplerimizi artık savunmayacağımız anlamına gelmemelidir. Aksine barış taleplerimizi, dilimizi, kimliğimizi, onurumuzu, haklarımızı daha güçlü yaşamamızın zeminini oluşturuyor” diyen Bakırhan, konuşmasını kadınları, emekçileri, işçileri, gençleri ve Türkiye’nin bütün halkları ile inançlarını selamlayarak sürdürdü.</p>

<p>Bakırhan, “Bu zemini büyüteceğimize olan inançla bugün burada bulunan kadınları, emekçileri, işçileri, gençleri, Türkiye’nin bütün halklarını ve inançlarını saygıyla selamlıyorum” dedi.</p>

<p><br />
“Abdullah Öcalan sorumluluk aldı”</p>

<p>Abdullah Öcalan’ın sürece ilişkin tutumuna da değinen Bakırhan, Öcalan’ın yeniden çatışma ve ölümlerin yaşanmaması amacıyla sorumluluk aldığını söyledi.</p>

<p>Bakırhan, şöyle konuştu:</p>

<p>“Sayın Öcalan da bir daha bu ülkede kan akmaması için, bir daha Türk ve Kürt gençleri yaşamlarını yitirmesin diye, bir daha Türk ve Kürt anneleri gözyaşı dökmesin diye büyük bir sorumluluk ve risk aldı.”</p>

<p>Türkiye’nin demokratik bir zemine kavuşması için barışın desteklenmesi gerektiğini belirten Bakırhan, barış ortamının emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesini de güçlendireceğini söyledi.</p>

<p>“Bu ülkenin demokratik bir zemine kavuşması için barışı destekleyin. Barışın yanında olun. Emin olun, barış hepimizin hayatını kolaylaştıracaktır. Emin olun, barış zemininde daha güçlü mücadele edeceğiz, daha güçlü örgütleneceğiz. Emekçilerin, ezilenlerin taleplerini daha güçlü bir şekilde savunup başarıya ulaştıracağız” ifadelerini kullandı.<br />
Bakırhan, aksi durumda Türkiye’nin yeniden kaos, çatışma ve şiddet ortamıyla karşı karşıya kalabileceğini belirterek, “Aksi halde tekrar Türkiye’nin yaşamış olduğu o kaos, çatışma ve şiddet ortamını Türkiye halkları yaşamak durumunda kalacak” dedi.<br />
DEM Parti olarak barış sürecini desteklediklerini belirten Bakırhan, “Bu barış sürecini başarıya ulaştırarak demokratik bir Türkiye yaratacağımıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.</p>

<p><br />
Kaynak: İlke Tv</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/tuncer-bakirhandan-baris-cagrisi-onurlu-barisi-hep-birlikte-orelim</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 23:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-01-23-56-15-606-comtwitterandroid-edit.jpg" type="image/jpeg" length="39234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır’da 1 Eylül yürüyüşü: Hatimoğulları’ndan barış mesajı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-1-eylul-yuruyusu-hatimogullarindan-baris-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-1-eylul-yuruyusu-hatimogullarindan-baris-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Diyarbakır’daki yürüyüşte yaptığı konuşmada, kalıcı barışın adalet, demokrasi, eşitlik ve özgürlük temelinde inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Diyarbakır’da yürüyüş düzenledi. NCity AVM önünden Ofis AZC Plaza’ya kadar gerçekleştirilen yürüyüşün ardından AZC Plaza önünde açıklama yapıldı.</p>

<p>Açıklamada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini belirterek adalet, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve kardeşliğin kalıcı barışın temel unsurları olduğunu söyledi.<br />
Demokratik Kurumlar Platformu tarafından düzenlenen yürüyüş, NCity AVM önünde başladı. Katılımcılar, Ofis AZC Plaza’ya kadar yürüdü.</p>

<p>Yürüyüşün ardından AZC Plaza önünde 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla açıklama gerçekleştirildi. Açıklamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da konuştu.<br />
Hatimoğulları, konuşmasına barış için mücadele edenleri ve bu uğurda yaşamını yitirenleri selamlayarak başladı.<br />
“Selam olsun barışı inşa edenlere. Selam olsun barış için bedel ödeyenlere. Özgürlük, demokrasi, adalet, barış ve kardeşlik için toprağa düşenlere binlerce kez selam olsun” diyen Hatimoğulları, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini söyledi.<br />
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, geçmişte yaşanan acılar ve ödenen bedeller unutulmadan onurlu bir barışın inşa edilmesi amacıyla başladığını belirten Hatimoğulları, 1 Eylül’de yaşamını yitirenleri saygı ve minnetle andı.</p>

<p><br />
“Barış adalet demektir”</p>

<p>Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Hatimoğulları, barış ile adalet, demokrasi ve eşitlik arasındaki bağlantıya dikkat çekti.<br />
Hatimoğulları, Nelson Mandela’ya atfedilen “Barış sadece silahların susması değil, barış adalettir” sözünü hatırlatarak şöyle konuştu:</p>

<p><br />
“Barış adalet demektir. Barış demokrasi, eşitlik, kardeşlik demektir. Barış bir Kürt’ün anadiliyle eğitim görebilmesi demektir. Özgürce bütün halkların anadilini konuşabilmesi demektir. Barış demek hiçbir gazetecinin, aydının, yazarın, siyasetçinin hapiste olmaması demektir. Barış demek Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür olması demektir.”</p>

<p>Hatimoğulları, barışın ekonomik ve sosyal haklarla da bağlantılı olduğunu belirterek maden işçilerinin ücretlerini alabilmesinin, gençlerin ülkede bir geleceğe sahip olmasının ve özgür biçimde çalışıp eğitim görebilmesinin de barışın parçası olduğunu söyledi.</p>

<p>Kadınların eşitliği ve özgürlüğünün de barışın temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Hatimoğulları, kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin sona ermesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Hatimoğulları, “Buradan bütün kadınlar olarak barışa selamımızı sunarken, kendi felsefemizle, barış ‘Jin, jiyan, azadî’ demektir” dedi.</p>

<p><br />
“Kalıcı barışın yolu demokrasiden geçer”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalıcı barış ile demokrasi arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu belirten Hatimoğulları, “Kalıcı barışın yolu demokrasiden, demokrasinin inşasının yolu kalıcı barıştan geçer” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Barışın pasiflik anlamına gelmediğini söyleyen Hatimoğulları, barışın yenmek ya da yenilmek üzerinden tanımlanamayacağını belirtti.</p>

<p>Hatimoğulları, “Barış bu coğrafyada demokrasiyi gerçek anlamda korumak demektir. Barış aktif bir iradedir. Barış kararlılık ve cesurca inşa edilecek bir şeydir. Barış onurlu, cesurların işidir” diye konuştu.</p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıyla ilerlemesi için toplumun farklı kesimleriyle daha güçlü bir örgütlenme ve dayanışmaya ihtiyaç olduğunu belirten Hatimoğulları, barış dilinin kurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Barışın dilini kurmak herkesin görevidir”</p>

<p>Hatimoğulları, barıştan söz ederken aynı zamanda zehirli bir dil kullananlara da çağrıda bulunarak barış dilinin toplumun tüm kesimleri tarafından kurulması gerektiğini ifade etti.<br />
“Bizler hiçbir zaman atları yarıştırmadık” diyen Hatimoğulları, taziye ziyaretleri sırasında Barış Anneleri’nin verdiği mesajı da aktardı.</p>

<p>Barış Anneleri’nin “Bizler ne gerilla ne asker anneleri olarak bu topraklarda gözyaşı dökmek istemiyoruz. Annelerin gözyaşının rengi aynı” sözlerini hatırlatan Hatimoğulları, annelerin yaşadıkları acılara rağmen ellerini barış için herkese uzattığını söyledi.</p>

<p>Hatimoğulları, bedel ödemiş ve acı yaşamış insanların ellerini Türkiye halklarına uzattığını belirterek, annelerin barış köprüsünü kurmak için mücadele ettiğini ifade etti.</p>

<p><br />
“Türkiye bölge barışına da öncülük etmeli”</p>

<p>Konuşmasında Ortadoğu’daki savaşlara da değinen Hatimoğulları, dünyanın farklı bölgelerinde savaş ve çatışmaların sürdüğünü söyledi.</p>

<p>Özellikle Ortadoğu’da savaşların yoğunlaştığını belirten Hatimoğulları, günümüzde füze, biyolojik, kimyasal ve nükleer silahların yarıştığı bir dönem yaşandığını ifade etti.<br />
Hatimoğulları, Türkiye’nin kendi iç barışını sağlarken aynı zamanda bölgesel barış için de öncülük etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Türkiye’de iç barışı, bölgede, dünyada barışı savunuyoruz” diyen Hatimoğulları, barışı savunanların savaş çıkaranlardan daha güçlü olduğunu belirterek, toplumun bir arada durması ve kenetlenmesi çağrısında bulundu.</p>

<p><br />
1 Eylül Dünya Barış Günü mesajı</p>

<p>Tülay Hatimoğulları, konuşmasının sonunda 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün Türkiye’ye, Ortadoğu’ya ve dünyaya barış getirmesi dileğinde bulundu.</p>

<p>Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilerlemesi için barıştan yana olan tüm kesimlerin daha güçlü bir dayanışma içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><br />
Kaynak: İlke Tv</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/diyarbakirda-1-eylul-yuruyusu-hatimogullarindan-baris-mesaji</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/screenshot-2026-09-01-23-45-01-275-comtwitterandroid2.jpg" type="image/jpeg" length="95814"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Murat İmrağ'ın kuzeni Rabia Nur Öncül: Bizi susturamayacaklar eninde sonunda Murat'ın adaleti sağlanacak]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/murat-imragin-kuzeni-rabia-nur-oncul-bizi-susturamayacaklar-eninde-sonunda-muratin-adaleti-saglanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/murat-imragin-kuzeni-rabia-nur-oncul-bizi-susturamayacaklar-eninde-sonunda-muratin-adaleti-saglanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Murat İmrağ'ın aile dostlarının evinde öldürülmesine ilişkin kuzeni Rabia Nur Öncül, önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Haber:</strong> <strong>Serkan</strong> <strong>Atasoy</strong></p>

<p>Sakarya'nın Arifiye ilçesinde, ablasının doğum gününü kutlamak için aile dostlarının evine giden 14 yaşındaki Murat İmrağ'ın öldürülmesinin üzerinden 1 aydan fazla zaman geçti. Olay, 24 Temmuz Cuma günü yaşandı. Ablası N. İmrağ'ın (20) doğum gününü kutlamak amacıyla arkadaşları Y.D.S (16) ve Y.S.'nin (16) evinde, dedeleri olan emekli polis F.K.'ye ait ruhsatlı tabancayla başından vurularak hayatını kaybetti.</p>

<p>Olaydan sonra Murat İmrağ'ın kendisini kazara vurduğu iddia edilse de gerçekleştirilen kapsamlı incelemede silahın bir başkası tarafından ateşlendiği belirlendi.</p>

<p><strong>"4</strong> <strong>çocuk</strong> <strong>dışında</strong> <strong>kimse</strong> <strong>yoktu"</strong></p>

<p>Olayın detaylarını ve hukuki süreci Gazete Emek'e anlatan kuzen Rabia Nur Öncül, ilk duruşmada "ailenin gereken cezayı almasını ve yargı önünde hesap vermesini" istediklerini vurguladı.</p>

<p>"14 yaşındaki kuzenim Murat İmrağ, ablası N. İmrağ'ın doğum gününü kutlamak için ablasıyla beraber aile dostları olan Sakarya'daki evine gitti. Ablasının doğum günü sabahında 4 çocuk dışında kimse yoktu. Murat ve Y.D.S. evin üst katındaki odada telefonla zaman geçiriyorlardı. N. İmrağ' ve Y.D.S.'nin kız kardeşi Y.S. aşağıda kahvaltı hazırlıyorlardı. N. İmrağ'ın anlattığına göre Murat ve Y.D.S.'yi 3 kez çağırmışlardı. Çocuklar gelmeyince Y.D.S.'nin ablası yukarı çıkmış çağırmaya ve geri dönmüş. N. İmrağ çocuklar nerede diye sorduğunda Y.S "Telefonla oyun oynuyorlar." demiş."</p>

<p><strong>"Benim</strong> <strong>bir</strong> <strong>arkadaşım</strong> <strong>7</strong> <strong>kez</strong> <strong>başından</strong> <strong>vuruldu</strong> <strong>ölmedi</strong> <strong>Murat</strong> <strong>da</strong> <strong>ölmeyecek"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Y.S.'nin yukarıdan aşağıya inmesinden kısa bir süre sonra silah sesi duyulmuş. Murat'ın ablası koşarak yukarı çıkmış. Kardeşini kanlar içinde görmüş. Noldu kardeşime diye sorduğunda Y.D.S. "Bir şey olmadı. Benim bir arkadaşım 7 kez başından vuruldu ölmedi, Murat da ölmeyecek." demiş. Ablası o an Murat'ın silahla vurulduğunu anlamış. Sakarya'daki dayısını ve ambulansı aramaya çalışmış. Y.S. Murat'ın ablasının elinden zorla telefonu almaya çalışmış kimseyi arama demiş. Ablası telefonunu alabilmiş ama Murat oracıkta can vermiş."</p>

<p><strong>"Y.D.S.</strong> <strong>yalan</strong> <strong>söylerken</strong> <strong>ailesi</strong> <strong>de</strong> <strong>silahla</strong> <strong>olan</strong> <strong>videoları</strong> <strong>ve</strong> <strong>cinsel</strong> <strong>içerikli</strong> <strong>videoları</strong> <strong>siliyor"</strong></p>

<p>Kuzen Öncül, Murat İmrağ'ın öldürülmesinden sonra Y.D.S.'nin suçu işlediğine yönelik adli tıp ve olay yeri inceleme raporları, intihar olmadığını kesin olarak ortaya koysa da, yalanlar söylediğini, itiraf etmediğini belirtti. Ayrıca Öncül, ailenin, şüpheliden daha beter olduğunu söyleyerek<br />
"Y.D.S. ilk ifadesinde yalan söyleyerek Murat'ın intihar ettiğini iddia etti. Ancak yalanı kısa sürede adli raporlara göre açığa çıktı. çünkü Murat'ın elinde hem barut izi çıktı hem de silah ateşleme mesafesiyle kol boyu uyuşmuyor. Ardından vurduğunu itiraf etti ancak avukat oyunlarıyla bu sefer de kazayla vurduğunu silah kullanmayı bile bilmediğini söyledi. Şüpheli şu an savcılık tarafından kasten adam öldürme suçuyla tutuklandı. Ancak itiraf etmiyor ve yalanlar söylüyor. Ailesi ise ondan beter. Çocuk tutuklandıktan 7 saat sonra telefonunu kolluk kuvvetlerine teslim ediyorlar. Savcılık, telefondaki silahla olan videolar ve cinsel içerikli videolar, aile tarafından silindiğini tespit ediyor." İfadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Resmen</strong> <strong>organize</strong> <strong>bir</strong> <strong>suç</strong> <strong>örgütü</strong> <strong>gibi</strong> <strong>"</strong></p>

<p>Öncül son olarak "Tüm mermilerde Y.D.S.'nin parmak izi olmasına rağmen, ailesi organize bir suç örgütü gibi çalıştı" cümleleri ile olaya dikkat çekerek Murat'ın adalet mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini belirtti:</p>

<p>"Çocuğun silah kullanmayı bilmediği iddia ediliyor ama silahın içindeki tüm mermilerde Y.D.S.'nin parmak izi mevcut. Silah kullanmayı bilmeyen biri şarjöre mermi takabilir mi? Bir insanı 78 cm uzaklıktan iki kaşının ortasından vurabilir mi?<br />
Bizim Murat'ımızın bir suçu yoktu, o çocuk ne derece bir kin besledi de çocuğumuzu öldürdü bilmiyorum. Biz Muratsızız onlar yüzünden. Y.D.S. ve ailesi resmen organize bir suç örgütü gibi çalıştılar. Ama bizi susturamayacaklar. Eninde sonunda Murat'ın adaleti sağlanacak. Türk yargısına güveniyoruz. Ailenin Türk yargısı önünde hesap vereceği zamanı bekliyoruz. Onların hak ettiği cezayı alması bir nebze olsun için içimizdeki ateşe su serpecek. Başta Y.D.S. olmak üzere tüm ailenin en ağır cezayı almasını istiyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/murat-imragin-kuzeni-rabia-nur-oncul-bizi-susturamayacaklar-eninde-sonunda-muratin-adaleti-saglanacak</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/i-m-g-20260901-w-a0008.jpg" type="image/jpeg" length="58144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DEM Parti’den yeni adli yıl mesajı: “Hukukun siyasetin gölgesinden çıkması mümkün”]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/dem-partiden-yeni-adli-yil-mesaji-hukukun-siyasetin-golgesinden-cikmasi-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/dem-partiden-yeni-adli-yil-mesaji-hukukun-siyasetin-golgesinden-cikmasi-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yeni adli yıl dolayısıyla yaptıkları açıklamalarda bağımsız ve tarafsız yargı vurgusu yaptı. Hatimoğulları, yargının kimlik ve düşünce ayrımı yapmadığı bir düzenin mümkün olduğunu belirtirken, Bakırhan “Adalet, ayrımsız uygulandığında adalettir” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yeni adli yıl dolayısıyla açıklama yaptı. Eş Genel Başkanlar, yeni adli yılın hukukun üstünlüğünün güçlendiği, yargının bağımsız ve tarafsız işlediği ve adalete eşit erişimin sağlandığı bir dönem olması temennisinde bulundu.<br />
‘Yargının hiçbir kimliğe ayrım yapmadığı bir ülke mümkün’<br />
“Yeni adli yılın hukukun üstünlüğünün, bağımsız ve tarafsız yargının, adalete eşit erişimin güçlendiği bir döneme vesile olmasını diliyorum” diyen Hatimoğulları, hukukun siyasetin etkisinden uzak olması, yargının toplumun farklı kesimleri arasında ayrım yapmaması gerektiğini vurguladı.<br />
“Hukukun siyasetin gölgesinden çıktığı, yargının hiçbir kimliğe, düşünceye ya da toplumsal kesime göre ayrım yapmadığı bir ülke mümkündür” ifadelerini kullanan Hatimoğulları, cezaevlerinden meydanlara, yerel iradeden ifade özgürlüğüne kadar adaletin eksik kaldığı her alanda sözü büyütmeye devam edeceklerini kaydetti.</p>

<p><br />
‘Adalet, ayrımsız uygulandığında adalettir’</p>

<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise yeni adli yılın hukukun herkes için eşit şekilde uygulandığı bir düzenin kurulmasına katkı sunmasını diledi.<br />
Bakırhan, “Yeni adli yılın, hukukun herkes için aynı şekilde işlediği bir düzenin inşasına hizmet etmesini diliyorum. Adli yılın açılışında, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir hukuk düzenini yeniden hatırlatmak isterim” ifadelerini kullandı.<br />
Adaletin temel ölçütünün ayrım yapılmadan uygulanması olduğunu belirten Bakırhan, “Adalet, ayrımsız uygulandığında adalettir” dedi.<br />
Bakırhan, başta infaz düzenlemesi olmak üzere hukuk devleti, demokrasi ve barışı güçlendirecek adımların atılması çağrısında bulunarak, “Başta infaz düzenlemesi olmak üzere; hukuk devletini, demokrasiyi ve barışı güçlendirecek adımların atılması, 86 milyonun tamamının yararına olacaktır” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kaynak: İlke Tv</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/dem-partiden-yeni-adli-yil-mesaji-hukukun-siyasetin-golgesinden-cikmasi-mumkun</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/d3a6484b6c6d4ec64c3863dd713f280021262b4572edc0dcba56a783a1acb9f7.png" type="image/jpeg" length="96198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“İstiklal Marşı ıslıklandı” iddiasında geri adım: Serap Belovacıklı özür diledi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/istiklal-marsi-isliklandi-iddiasinda-geri-adim-serap-belovacikli-ozur-diledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/istiklal-marsi-isliklandi-iddiasinda-geri-adim-serap-belovacikli-ozur-diledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta oynanan Kocaelispor-Amedspor maçının ardından Amedspor taraftarlarının İstiklal Marşı’nı ıslıkladığı yönündeki iddia gündeme geldi. Sözcü TV Ana Haber sunucusu Serap Belovacıklı, yayından iki gün sonra özür dilerken, iddiayı manşetlerine taşıyan Sözcü ve Korkusuz gazetelerinden henüz bir açıklama gelmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek- </strong>Süper Lig'de geçtiğimiz hafta oynanan Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasında İstiklal Marşı'nın Amedspor taraftarı tarafından ıslıklandığını öne süren Sözcü TV Ana Haber Bülteni sunucusu Serap Belovacıklı, özür diledi.</p>

<p>Lig'de 24 Ağustos Pazartesi günü Kocaelispor ile Amedspor karşı karşıya geldi. Mücadeleyi Kocaelispor 2-0 kazanırken karşılaşmaya Kocaelispor tribünlerinde sarı torba sallanması futbol karşılaşmasının önüne geçti.<br />
Sarı torba salladığı tespit edilen beş kişi hakkında ev hapsi kararı verildi.<br />
26 Ağustos Çarşamba günü Sözcü TV'de Serap Belovacıklı, beş kişi hakkındaki adli sürece dair haberi aktardıktan sonra "Sarı torba sallamak ne kadar yanlışsa İstiklal Marşı okunurken sahada Amedspor’un ıslıkla susturmaya çalışması da aynı derecede yanlış, çirkin. Burada beş kişi gözaltına alındı, diğerlerine niye bir şey yapmadınız? Onlar üstün ırk mı?” ifadelerini kullandı.<br />
Belovacıklı, 27 Ağustos Perşembe günkü yayınında ise iddialarını sürdürdü. Belovacıklı, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ı konuk aldığı programda "İstiklal Marşı da ıslıklandı orada akıllarınca ıslaklayarak protesto ettiler onlara da bir şey yapılmadı. İpek Özbey bugün Sözcü gazetesinin manşetinde yazdı" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
BELOVACIKLI İKİ GÜN SONRA ÖZÜR DİLEDİ</p>

<p><br />
Belovacıklı, iddiayı ortaya attıktan 2 gün sonra (28 Ağustos Cuma) "İstiklal Marşı ıslıklandı" iddiası için özür diledi. Belovacıklı, yayında şu ifadeleri kullandı:<br />
"Ben geçenlerde Amedspor sarı torba haberini sunarken Amedspor'un da İstiklal Marşı'nı ıslıkladığını okuyarak inmiştim yayına. Amespor'dan da yazdılar 'Öyle bir şey olmadı Serap hanım, isterseniz buyrun gelin maça.' Buradan da onu düzeltme ihtiyacı hissediyorum. Böyle bir şey olmamış. Bir ıslıklama olmamış İstiklal Marşı'na. Amespor'dan da özür dileyelim buradan."</p>

<p><br />
BİLDİRİCİ, BELOVACIKLI’DAN ÖZÜR DİLEDİ</p>

<p><br />
Medya Ombusmanı Faruk Bildirici de “Islıklanan İstiklal Marşı değildi!” başlıklı bir yazı kaleme alarak Belovacıklı ile birlikte Korkusuz ve Sözcü gazetelerini eleştirdi.<br />
Bildirici ayrıca İstiklal Marşı'nın ıslıklandığı herhangi bir görüntünün bulunmadığını yazdı.</p>

<p>Sunucu Serap Belovacıklı ise daha önce bu konuda özür dilediğini belirterek Bildirici’ye tepki gösterdi.<br />
Belovacıklı, “Keşke bu yazıyı kaleme almadan bir arama ihtiyacı hissetseydiniz Faruk Bildirici. Öncelikle ‘sarı torba ne kadar yanlışsa İstiklal Marşı’nı ıslıklamak da o kadar yanlış’ dedim yayında. Ertesi gün ıslığın İstiklal Marşı’na olmadığını öğrendiğimde de yayında özür dileyip düzeltme yaptım. Ama herkes gibi siz de anlamadan dinlemeden saldıranlar kervanına katılmayı seçmişsiniz. Yazık” ifadelerini kullandı.<br />
Bildirici de X hesabından Belovacıklı’ya yanıt verdi ve özür diledi. Bildirici, “Ertesi gün İstiklal Marşı’nın ıslıklanmadığını öğrenip düzelttiğinizi fark etmemişim. Arkadaşlarla konuşup, paylaşımlarınıza bakmıştım ama ikinci yayını izlemedim. Benim eksiğim. Özür dilerim” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
KORKUSUZ VE SÖZCÜ GAZETESİ SESSİZLİĞİNİ KORUYOR</p>

<p><br />
"İstiklal Marşı ıslıklandı" haberi Sözcü gazetesi ve Sözcü gazetesi bünyesindeki Korkusuz gazetelerinde de 27 Ağustos Perşembe günü birinci sayfadan verildi.<br />
Sözcü gazetesi 27 Ağustos Perşembe günü "Sözcü diyor ki: Tahrikler artıyor açılım çığrından çıkıyor/ İstiklal Marşı ıslıklanamaz" manşetiyle çıktı.<br />
Sözcü gazetesi bünyesindeki Korkusuz gazetesi ise aynı gün "Türk halkı yaşanan çifte standarda tepkili/ İstiklal Marşı'mızı yuhalamak suç değil" manşetiyle çıktı.<br />
Sözcü ve Korkusuz gazetelerini "İstiklal Marşı ıslıklandı" iddialarına dair sessizliğini koruyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynak: Birgün</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/istiklal-marsi-isliklandi-iddiasinda-geri-adim-serap-belovacikli-ozur-diledi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/uploads/2026/09/serap-belovacikli-ozur-diledi-sozcu-ve-korkusuz-sessizligini-koruyor.jpg" type="image/jpeg" length="40248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van Gölü'nde gün batımı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/van-golu-nde-gun-batimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/van-golu-nde-gun-batimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/van-golu-nde-gun-batimi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Jun 2021 18:41:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/image00002.jpeg" type="image/jpeg" length="97322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır'dan kar manzaraları]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/diyarbakir-dan-kar-manzaralari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/diyarbakir-dan-kar-manzaralari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/diyarbakir-dan-kar-manzaralari</guid>
      <pubDate>Tue, 19 Jan 2021 18:54:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/WhatsApp_Image_2021-01-19_at_16.22.33.jpeg" type="image/jpeg" length="36418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihe geçen fotoğraflar ve hikayeleri]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/tarihe-gecen-fotograflar-ve-hikayeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/tarihe-gecen-fotograflar-ve-hikayeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/tarihe-gecen-fotograflar-ve-hikayeleri</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Dec 2020 15:45:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/4.jpg" type="image/jpeg" length="43079"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır surları kadar eski bir sanat: Kaval]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakir-surlari-kadar-eski-bir-sanat-kaval</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakir-surlari-kadar-eski-bir-sanat-kaval" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz İke / Diyarbakır&nbsp;</p>

<p>Bugüne kadar çoban enstrümanı olarak bilinen kaval, en az Diyarbakır surları ve on gözlü köprü kadar eski bir sanat ve kültür.</p>

<p>Şimdiye kadar bir çoban enstrümanı olarak bilinen kaval, çoğu yerde de küçük görüldü. Kaval ayrıca batıda flütle karıştırılmış bir enstrüman olarak ele alındı. Günümüze kadar kendine yaşam şansı bulan kaval orkestralarda da dinlenen bir müzik aleti oldu. Ayrıca çağdaş bir enstrüman olarak müzik dünyasında kendine yer buldu. Keçi Burcundan, Kırklar Dağı’nda, Dicle Nehri ve On Gözlü Köprü'nün yanı başında Diyarbakır surları kadar eski olan kavalın sesi Rêber Söyler isimli Kürt gencinin yüreğinin derinliklerinden gelen nefesle yankılanıyor.</p>

<p>HEM KAVALCI HEM DE IRGAT<br />
&nbsp;<br />
Birçok duyguya ses olan bu binlerce yıllık kültür, Dicle Nehri ve kuş seslerinin eşliğinde yankılanıyor. Bu bölgede her mevsim ova, vadi ve Dicle Nehri’nin etrafını büyülü bir renk cümbüşüne dönüştürürken, insanların ilgisini üstüne çekiyor. Bu cennet yerde oturan kavalcı genç, Karacadağ’a bağlı Küfercin köyünden. Küfercin'in daha önce Ermenilerin yaşadığı bir köy olduğu söyleniyor. Rêber Söyler isimli bu genç, hemen hemen her gün buraya gelip kavalını çalıyor. 31 yaşında olan Söyler, 10 yıldan beri kaval çaldığını belirterek, bunun bir çocukluk hayalini olduğunu da söylüyor. Kaval için kimseden eğitim almadığını ifade eden Söyler, dedesi ve babasının da kaval çaldığını anlattı. Rêber Söyler, aynı zamanda köyde de ırgatlıkla hayatını sürdürüyor.</p>

<p>'SAHİP ÇIKALIM'</p>

<p>Çocukluk hayali olan kaval çalmaya 10 sene önce başlayan Rêber Söyler, Hevsel Bahçeleri'nin eşsiz manzarası ve kuş cıvıltıları eşliğinde sanatını sergiliyor. Kavalı ile insanların yüreğine dokunan Söyler, bin yıllık bir kültürü yaşatmaya çalışıyor. Kaval kültürünün unutulmaması için kanının son damlasına kadar kaval çalmaya devam edeceğini belirten Söyler, gençlere de kaval sanatına sahip çıkma çağrısında bulundu.</p>

<p>‘DUYGULARIMI KAVAL İLE DİLE GETİRİYORUM’</p>

<p>Kaval aşkının aileden geldiğini kaydeden Söyler, Amed'de Xalê Celal ve kardeşi Mihemed gibi çok iyi kavalcıların olduğunu ve kendisine onları örnek aldığını söyledi. Kavalın Kürdistan topraklarında ortaya çıkan çok eski bir kültür olduğunu vurgulayan Söyler, bütün duygularını kaval ile dile getirdiği ifade etti.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DENGBÊJLİK VE KAVALIN KÜRT KÜLTÜRÜNÜN OLMAZSA OLMAZI</p>

<p>Kavalın geçmişte savaş, aşk, ağıt ve masallarda çalındığına değinen Söyler, kavalın dengbêjlik ile çok güçlü bir ilişkisi olduğuna dikkat çekti. Dengbêjî de söylediğini belirten Rêber Söyler, kaval ve dengbejliğin birbirini tamamladığını ifade etti. Dengbêjlik ve kavalın Kürt kültürünün olmazsa olmazı olduğunun altını çizen Söyler, Kürtlere ve gençlere bu sanata sahip çıkma çağrısında bulundu.</p>

<p>BÛ KÜLTÜRÜ YAŞATALIM&nbsp;</p>

<p>Rêber Söyler ile sohbetimizi Hevsel Bahçeleri'nin eşsiz doğası ve kuşların cıvıltıları arasında yapıyoruz. Söyler, kavalı çok sevdiğini ve bu kültürün hiçbir zaman yok olmaması gerektiğini belirterek, yaşamının sonuna kadar bu kültürü yaşatacağını da sözlerine ekliyor.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakir-surlari-kadar-eski-bir-sanat-kaval</guid>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2020 15:26:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/kaval.jpg" type="image/jpeg" length="53061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir zamanların gözde mesleği; Bakırcılık]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/bir-zamanlarin-gozde-meslegi-bakircilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/bir-zamanlarin-gozde-meslegi-bakircilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/bir-zamanlarin-gozde-meslegi-bakircilik</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2020 12:34:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/bakYr_11.jpg" type="image/jpeg" length="19849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şırnak ve Gabar dağı kırmızı renklere kuşandı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/sirnak-ve-gabar-dagi-kirmizi-renklere-kusandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/sirnak-ve-gabar-dagi-kirmizi-renklere-kusandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Şırnak'ta güneşin muhteşem batışı ve Gabar dağına yansıması Deniz İke'nin kadrajına bu şekilde yansıdı</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/sirnak-ve-gabar-dagi-kirmizi-renklere-kusandi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2020 21:13:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/YYrnak_1.jpg" type="image/jpeg" length="39727"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şırnak ve Gabar dağı kırmızı renklere kuşandı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/sirnak-ve-gabar-dagi-kirmizi-renklere-kusandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/sirnak-ve-gabar-dagi-kirmizi-renklere-kusandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/sirnak-ve-gabar-dagi-kirmizi-renklere-kusandi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2020 20:36:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/YYrnak_5.jpg" type="image/jpeg" length="40570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadın Dengbejliğin en genç adaylarından biri: Mizgin]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/kadin-dengbejligin-en-genc-adaylarindan-biri-mizgin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/kadin-dengbejligin-en-genc-adaylarindan-biri-mizgin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Deniz İke / Diyarbakır&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Kadın dengbejliği Kürt toplumunda özel ve önemli bir yere sahip. Kürt kadınlarının sesi dengbejlik kültürünü daha da güzelleştiriyor. Mizgin Turan isimli genç kadın da dengbejlik kültürünün adaylarından biri.<br />
&nbsp;<br />
Dengbejler her zaman Kürt tarihi, kültür ve edebiyatını sözlü olarak günümüze taşımış insanlar. Dengbejlik sadece bir erkek mesleği değil elbet, kadınlar sesleriyle bu kadim sanatın kalıcılaşmasında büyük ve önemli role sahip. Dengbejliğe aday olan Sanatçı Mizgin Turan da genç yaşında bu kültürü yaşamak ve ilerletmek amacında. Mizgin şarkılarıyla insanların Kürt kültürü ve sanatına olan hasretini giderirken, onları tarihin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/kadin-dengbejligin-en-genc-adaylarindan-biri-mizgin</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2020 19:48:24 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/denbej.jpg" type="image/jpeg" length="66761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gözlerimizin önünde batan tarih...]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/gozlerimizin-onunde-batan-tarih</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/gozlerimizin-onunde-batan-tarih" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/gozlerimizin-onunde-batan-tarih</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Feb 2020 15:15:38 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/WhatsApp_Image_2020-02-21_at_14.44.41_2.jpeg" type="image/jpeg" length="82641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Avcı neler söyledi!]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/mustafa-avci-neler-soyledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/mustafa-avci-neler-soyledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Mustafa Avcı'nın Bekir Kaya dönemine yönelik eleştirileri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/mustafa-avci-neler-soyledi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jul 2019 17:22:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/IMG_1419.JPG" type="image/jpeg" length="48176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakırlı görme engelli Süleyman'ın azim dolu hikayesi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakirli-gorme-engelli-suleymanin-azim-dolu-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakirli-gorme-engelli-suleymanin-azim-dolu-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Diyarbakırlı görme engelli Süleyman Acar'ın azim dolu hikayesi</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakirli-gorme-engelli-suleymanin-azim-dolu-hikayesi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Jun 2019 13:05:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/SULUMAN.jpg" type="image/jpeg" length="47636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bekir Güneş'in kadrajından İstanbul'da İmamoğlu zaferi böyle kutlandı]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/bekir-gunes-in-kadrajindan-istanbul-da-imamoglu-zaferi-boyle-kutlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/bekir-gunes-in-kadrajindan-istanbul-da-imamoglu-zaferi-boyle-kutlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/bekir-gunes-in-kadrajindan-istanbul-da-imamoglu-zaferi-boyle-kutlandi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Jun 2019 12:27:17 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/IMG_1650.jpg" type="image/jpeg" length="72355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da sınav için türbeye akın]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakirda-sinav-icin-turbeye-akin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakirda-sinav-icin-turbeye-akin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Diyarbakırlılar çocukları için türbeye akın etti ve dua etti</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/diyarbakirda-sinav-icin-turbeye-akin</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Jun 2019 22:08:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/IMG_1474.JPG" type="image/jpeg" length="29431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor'dan dünya futbol tarihine geçecek harika gol]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/amedspordan-dunya-futbol-tarihine-gececek-harika-gol</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/amedspordan-dunya-futbol-tarihine-gececek-harika-gol" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek</strong>- Amedspor ilk maçta deplasmanda saldırıya uğradığı Sariyerspor’u sahasında ağırladı. Sarıyerliler saldırıya uğramadı Diyarbakır’da ama Amedsporlu Burak Taşdemir'in 90+2'de Sarıyer'e attığı muhteşem gol ile tarihe geçti. İşte o müthiş gol</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/amedspordan-dunya-futbol-tarihine-gececek-harika-gol</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Feb 2019 00:24:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/amedspor.jpg" type="image/jpeg" length="35914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahmet Türk Emek'e konuştu]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/ahmet-turk-emeke-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/ahmet-turk-emeke-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek-</strong>&nbsp;Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Ahmet Türk Gazete Emek'e konuştu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/ahmet-turk-emeke-konustu</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Jan 2019 13:00:37 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/ahmet_turk.jpg" type="image/jpeg" length="92434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye: DSG güçleri Minbiç'ten çekildi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/suriye-dsg-gucleri-minbicten-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/suriye-dsg-gucleri-minbicten-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazete Emek- Suriye rejimi YPG'lilerin de içinde olduğu DSG güçlerinin Minbiç'ten çekildiğini açıkladı.&nbsp;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/suriye-dsg-gucleri-minbicten-cekildi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Jan 2019 20:58:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/dsg.jpg" type="image/jpeg" length="49372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Ajansı ve AKP medyası 24 Haziran seçim sonuçlarını önceden verdi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/video/anadolu-ajansi-ve-akp-medyasi-24-haziran-secim-sonuclarini-onceden-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/video/anadolu-ajansi-ve-akp-medyasi-24-haziran-secim-sonuclarini-onceden-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Gazete Emek</strong>- İktidara yakın 24 TV, konukların yer aldığı bir tartışma programının yayınlandığı esnada teknik bir hatayla ekrana AA’nın 24 Haziran seçim sonuçlarının bulunduğu grafiklerini yansıttı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Haber</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/video/anadolu-ajansi-ve-akp-medyasi-24-haziran-secim-sonuclarini-onceden-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 Jun 2018 13:47:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/video/secim_sonuclarY_1.jpg" type="image/jpeg" length="84106"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adalet ve Vicdan, Van Mitingi]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/adalet-ve-vicdan-van-mitingi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/adalet-ve-vicdan-van-mitingi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/adalet-ve-vicdan-van-mitingi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Sep 2017 23:10:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/10.jpg" type="image/jpeg" length="80391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Serhat'tan Botan'a Muhteşem Kareler]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/serhat-tan-botan-a-muhtesem-kareler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/serhat-tan-botan-a-muhtesem-kareler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/serhat-tan-botan-a-muhtesem-kareler</guid>
      <pubDate>Sun, 11 Jun 2017 22:36:35 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/12363261_928137687240497_1454132660927267013_o_1.jpg" type="image/jpeg" length="93694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rakka Operasyonu İlk Fotoğraflar]]></title>
      <link>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/rakka-operasyonu-ilk-fotograflar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/rakka-operasyonu-ilk-fotograflar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.gazeteemek.net/foto-galeri/rakka-operasyonu-ilk-fotograflar</guid>
      <pubDate>Tue, 06 Jun 2017 15:20:32 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazeteemeknet.teimg.com/crop/1280x720/gazeteemek-net/images/album/rakka.jpg" type="image/jpeg" length="24291"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
