Gazete Emek- Çünkü Rusya denge terazisinin bir parçasıdır. Doğu blokunun da aktörüdür. Nasıl ki ABD geçmişte Ortadoğu ülkelerine savaş açıp saldırı durumunda bütün devletler ABD işgallerine karşı koymaktan çekindiyse, bugün Ukrayna da aynı durum söz konusudur. Bu durumda kimse Rusya'ya fiziki müdahalede bulunamıyor. Çünkü egemen, emperyalist ve sömürgeci devletler birbirlerinin çıkar politikalarına karışmazlar. Egemen devletler mevcut toprak bütünlüğünü korumak ve gücüne güç katabilmek adına kanlı kıyımlar yaşatabilirler. Bu durumda bir yerde kan akarken uzakta olan bir başka egemen devlet, bu çatışma ve kaos durumunda kendine pay çıkarabilme politikalarını izler. Örneğin Rusya ile Ukrayna'nın savaş yapması demek ABD, İngilizler ve Avrupa'nın Ukrayna' ya silâh satması demektir. Bu durumda çıkarı doğrultusunda ilerleyen bir savaşta neden müdahale yapılsın ki?

 

 

 

Yıllardan beridir herhangi iki farklı ülke arasında çıkan her çatışmada kalemler, klavyeler direkt 3. Dünya savaşını işaret ederler, fakat unutulan birşey var. 2.dünya savaşından sonra yeryüzünde tüm insanlar dünya çapında savaşların ne büyük ölçüde enkazlara sebebiyet verdiğini bir bilince yerleştirmiştir. I. ve II. Dünya savaşları yeryüzünde İnsanların kendileri için yaşatmış olduğu büyük bir lanet ve cehennemin vuku bulduğu haliydi. İnsanlar adeta karanlık içinde ruhları korkuya boğulmuştu. Yarınlarda doğacak güneşe kimsenin umudu ve gülümsemesi kalmamıştı. İşte bu yüzdendir ki insanlığın savaş tarihi çok karanlık ve ürperticidir. Aslında dünya genelinde büyük çaplı devletler de bunun farkındalar, dünyada oluşabilecek savaşlar güç dengesini her an bozabileceğini ve bu dünya savaşında kimsenin çıkarı, kârı ve kazananı olmayacağı için, hiçbir devlet yöneticinin akıl sağlığı yerinde olmadığı sürece dünya diye tabir ettiğimiz, 3. Dünya savaşına kimse yeltenmez. Zaten güç dengesinde olup, mevcut konumundan memnun olan egemen devletler de, kendi konumlarını zedeleyecek bir savaşa kolay kolay yeltenemez.

 

 

2. Dünya savaşı ve Soğuk savaş döneminden sonra dünya üzerinde küçük çaplı ülkelerde ve sınırlarda ufak tefek değişiklikler olsa da temel denge gücü hep yerinde oldu. Bu dengede iki güç terazide kaldı. İlki ABD, İngilizler ve Batı Avrupa'yı kapsayan Batı blokunu temsil ederken, diğer büyük güç ise Rusya, Çin ve Doğu ülkelerini kapsayan Doğu blokudur. Bu sebepten dolayı denge var olduğu için ancak bu egemen devletler küçük ülke sınırlarında irili ufaklı sömürgeci savaşlarda bulunabiliyorlar. Soğuk savaş dediğimiz süreç 2.Dünya savaşından sonra Doğu ve Batı bloklarının birbirlerine direkt olarak savaş açmaması bunun yerine, birbirlerine güç gösterisi adına bölgesel olarak desteklediği vekâlet savaşları şeklinde hep ilerlemişlerdir.

 

 

Savaşlar başlı başına birer yıkımdır. Savaşlar kadınlara, çocuklara, yaşlılara büyük oranda acı çektirerek, doğaya ve hayvanlara tahribatı yaşatan iğrenç bir terimdir. Geçmiş insanlık tarihinde özellikle 1. ve 2. Dünya savaşından sonra insanlığın en büyük utanç tablosu olarak zihinlerde kalmıştır. Savaşın büyüğü, küçüğü yoktur. Savaşın her türlüsü kötüdür. Yalnızca egemenlere, sömürgeci devletlere ve zulüm çarkını yaşatan zihniyetlere karşı, var olmak için yapılan savunma savaşları haklı savaşlardır.

 

 

Ukrayna bugün Rusya'ya karşı mücadelesi, ayakta durması ve var olmak adına en doğal haklı savunma savaşını yapmaktadır. Bu çok kıymetli bir direniştir. Tarihte kendi varlığını ve düşüncesini yeşertmek adına çok az böyle kıymetli mücadeleler var olmuştur. Bunlardan Küba, Vietnam, Güney Afrika ve Ortadoğu'da birçok bölgesel yönetimlerde bu direnişler mevcuttur. 

 

 

Geçmişte ABD Başkanı Wilson ve SSCB lideri Lenin,  halkların ve ulusların kendi kaderini tayin etme haklarından ve ilkelerin birer savunucu liderleri olarak günümüze değin tanımlanır. Bugün dünya genelinde söz sahibi olan egemen ve sömürgeci devletler birbirlerinin bünyesinde bulunan tüm halkların kendi kaderini tayin etme hakkının savunucusu ve destekçisi olarak sık sık medyalarda kendilerini tanımlarlar. Fakat söz konusu kendilerine bağlı halkların bağımsızlığı ve kaderlerini tayin etme haklarına gelince müsaade etmezler. Çünkü egemen ve sömürgeci devletler toprak bütünlüğünü koruma ve gücünde zayıflama olmaması adına askeri gücüyle her baş kaldıran ulusu veya halkı bastırır, direnişlere karşı çıkarlar. Bu durum tarih sayfalarında birçok devletlerde yaşanmıştır. Fakat direniş ile özgürlüğünü ve bağımsızlığını kazanabilen çok az millet vardır...

 

 

Bugün Ukrayna'da var olmak adına yürütülen direniş sadece bir askeri mücadele değil, topyekûn bir halk mücadelesidir.  Rusya işgali altında toprağını ve iradesini verememek adına kadını-erkeği, genci-yaşlısıyla beraber göstermiş olduğu mücadeleyle, tarihi halk direnişlerine bir yenisine daha tanık oluyoruz. İnanıyorum, Zafer direnenlerin ve inananların olacak! Bu yolda Ukrayna halk mücadelesini kutluyor ve ülkelerinin bir an önce ateş altında çıkıp, özgürlüklerine kavuşmasını diliyorum. Darısı özgürlük mücadelesini yürüten tüm halkların başına...