G-ZSV3WC25BW

Türkiye'yi 2021'de dış politikada neler bekliyor?

Avrupa Birliği (AB) ve ABD'den gelen yaptırım kararlarıyla 2020'nin son dönemini kapatan Türkiye'yi 2021'de yoğun bir dış politika gündemi bekliyor.

31 Aralık 2020 Perşembe 12:49
Türkiye'yi 2021'de dış politikada neler bekliyor?

Gazete Emek-  AB ile ilişkilerde mart ayına kadar geçecek süre ve Selahattin Demirtaş ile Osman Kavala'nın tutukluluk durumları da dâhil olmak insan haklarına ilişkin gelişmeler, Ankara-Brüksel ilişkilerinde açılması beklenen yeni sayfanın içinin doldurulup doldurulamayacağını göstermesi açısından önemli olacak.

Oruç Reis sismik araştırma gemisinin çalışma alanlarını Antalya Körfezi ile sınırlayan Ankara, 2020'de Atina, Paris ve Brüksel ile ilişkilerini zorlayan gerilimin bu sene yaşanmayacağı mesajını verdi.

Rusya ile ilişkiler ise özellikle Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ çatışma alanlarında sınanmaya devam edecek gibi görünüyor. Genel değerlendirmeler, Türkiye'nin 2021 senesini Batı ittifakı ile ilişkileri onarma ve Rusya ile kurduğu işbirliği çerçevesini ABD ve NATO ile dengeleme arayışında olacağına işaret ediyor.

Türk dış politikasının 2021'de en önemli başlıklarından biri ABD ile ilişkiler olacak. Bunun en önemli nedeni ise ABD seçimlerini kazanan ve 20 Ocak'ta 46. ABD Başkanı olarak göreve başlayacak olan Joe Biden ve yönetiminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a dönük çok da sıcak olmayan bir pozisyonda olması.

Biden, seçim kampanyası sırasında New York Times editörleri ile yaptığı bir görüşmede, Erdoğan'ı otokratik olmakla suçlamış ve Türkiye'de demokratik yollarla liderlik değişimi konusunda muhalefet partilerini destekleyebileceğini dile getirmişti.

Ayrıca, Washington'da yapılan değerlendirmeler, yeni yönetimin S-400'ler ve bazı bölgesel konularda Türkiye'ye karşı daha katı bir politika izleyebileceğinin işaretlerini de veriyor.

2021'de ikili ilişkiler açısından Türk-Amerikan ilişkilerini zorlayabilecek 3 başlık öne çıkıyor. İran'a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmekle suçlanan Halkbank'a karşı sürmekte olan yargı süreci bu başlıklardan biri.

Yeni yönetimin, ABD Başkanı Donald Trump'ın aksine, yargı sürecini etkileme girişiminde bulunmaması bekleniyor. Bu durum, Halkbank'ın bir cezayla karşı karşıya kalmasına yol açabileceği değerlendirmelerine yol açıyor.

İkinci önemli başlık ise S-400'ler. Trump yönetimi, Rusya'dan silah satın aldığı gerekçesiyle ABD'nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) çerçevesinde 14 Aralık 2020'de yaptırım uygulama kararı almış ve Savunma Sanayi Başkanlığı'nı hedef alan 5 maddeyi uygulayacağını açıklamıştı.

Ancak S-400 sorununun ileriki dönemde de çözülememesi durumunda Biden yönetiminin yasada yer alan diğer yaptırım maddelerini yaşama geçirmesi yetkisi bulunuyor.

Yaptırımların yürürlükten kaldırılmasının şartı ise Türkiye'nin S-400'leri elinde çıkarması ve topraklarında tutmaması. Bu konunun, 20 Ocak sonrasında oluşacak Ankara-Washington diyaloğunda yoğun bir şekilde gündeme gelmesi bekleniyor.

Üçüncü başlık ise Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Fethullah Gülen'in iadesi. Bu konuda yeni gelen yönetimin de Türkiye'nin beklentilerine olumlu yaklaşması beklenmiyor.

ABD'NİN YPG'YE DESTEĞİ ANKARA'NIN GÜNDEMİDE OLACAK


Bölgesel konularda yaşanacak en önemli görüş ayrılığı ABD yönetiminin Suriye'de terör örgütü YPG'ye verdiği destek olacak. S-400 anlaşmazlığını en önemli ikili sorun olarak gören Washington'un aksine Ankara, ABD'nin YPG ile sürdürdüğü işbirliğini en temel problem olarak görüyor.

Ankara'da yapılan değerlendirmelerde, IŞİD ile mücadelede terör örgütü YPG'yi yerel güç ortak olarak kullanma politikasının Biden'ın başkan yardımcısı olarak görev yaptığı Obama yönetimince oluşturulduğunu, Biden ve ekibinin de bu politikayı güçlendirerek uygulayacağı öngörülüyor.

Ancak aynı değerlendirmelerde, Biden yönetiminin olumsuz düşüncesine karşın Türkiye gibi önemli bir NATO ve bölge ülkesiyle ilişkileri kopartmayacağı, Ankara'nın "yeni sayfa açalım" çağrısına olumlu yanıt verileceği görüşü de öne çıkıyor. Türkiye'nin bu süreçte Washington Büyükelçisi'ni değiştirmesi ve ABD Kongresi, basını ve düşünce kuruluşları nezdinde yeni bir iletişim atağı başlatacak olmasına dikkat çekiliyor.

AB İLE HIZLI BAŞLANGIÇ


2020'de gerilimlerle dolu bir süreç yaşayan Ankara-Brüksel ilişkileri, AB'nin 11 Aralık Zirvesi'nde hafif yaptırım kararları alması ve nihai kararı Mart sonu zirvesine bırakması sayesinde rahat bir nefes almıştı.

Türkiye'nin Oruç Reis araştırma gemisini Haziran ayı ortasına kadar Antalya Körfezi'nde tutacağını açıklaması 2021'in ilk yarısında Doğu Akdeniz'den kaynaklanan gerilim yaşanmayacağı olarak yorumlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "geleceğimizi AB'de görüyoruz" açıklamasıyla başlayan AB seferberliğine Brüksel de kayıtsız kalmadı. Taraflar Ocak ayından itibaren yoğun bir görüşme trafiği gerçekleştirecekler. AB Konsey Başkanı Charles Michel'in Ocak ayı sonunda Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ile birlikte Türkiye ziyareti gerçekleştirmesi öngörülüyor.

AB ile sürecin iki temel ayağı bulunuyor: Birincisi, 18 Mart 2016'da yapılan göç mutabakatının yenilenip yenilenemeyeceği, ikincisi ise Türkiye'nin açıkladığı demokratikleşme reform sürecinin nasıl sonuçlanacağı.

Türkiye, 3+3 milyar Euro'luk AB finansman desteğinin önümüzdeki süreçte artarak devam etmesini ve anlaşmada yer alan vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi gibi sözlerin de tutulmasını istiyor. Michel ve Leyen ile görüşecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konularda somut adımlar atılmasını isteyeceği biliniyor.

Türkiye'nin 2021 hedefleri arasında yer alan bir başka unsur ise AB ile birlikte uluslararası Doğu Akdeniz Konferansı gerçekleştirmek ve Kıbrıs Türk toplumunun da bu süreçte yer almasını sağlamak.

DEMOKRASİ, AB İÇİN SORUN OLMAYA DEVAM EDECEK


Bu alanlarda ilerleme olsa dahi demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında gözle görünür, somut gelişmelerin olmaması, başta tam üyelik müzakere süreci olmak üzere Ankara-Brüksel ilişkisinin kalitesini artıracak adımların atılması olanaklı görünmüyor.

AB'nin en son yayımladığı 2020 Ülke Raporu'nda bu alanlarda hiçbir ilerlemenin yer almadığı kaydedilmiş ve Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'nden giderek uzaklaştığı saptaması yapılmıştı. Türkiye'nin basın ve ifade özgürlüğü, uzun tutukluluk ve keyfi tutuklama gibi insan hakları ihlallerinin devam ettiği de aynı raporda ayrıntılandırılmıştı.

AİHM'nin eski HDP eş-başkanı Selahattin Demirtaş'ın derhal serbest bırakılması kararının uygulanmaması, iş adamı ve sivil toplum aktivisti Osman Kavala'nın da tutukluğunun sürmesi, 2021'de Brüksel ile ilişkilerde sorun yaratmayı sürdürecek konular arasında gösteriliyor.

YUNANİSTAN VE FRANSA İLE NORMALLEŞME 


Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilimin düşmesi, Türkiye'nin 2021'de Yunanistan ve Fransa ile ilişkilerin normalleşmesi için uygun bir ortam yarattı.

Yunanistan ile 2016'da askıya alınan istikşafi görüşmelerin Ocak ayı sonuna doğru yeniden başlatılması bekleniyor. Fransa ile de ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası üzerinde uzlaşıldığı kaydediliyor.

2021'in bir başka önemli gündemi Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir süreç başlayıp başlamayacağına ilişkin olacak. Kıbrıs Türk kesiminde yapılan seçimlerde iş başına gelen Ersin Tatar yönetimi, BM'nin 50 yılı aşkın süredir federasyon temelli çözüm girişimleri yerine "iki devletli" bir format istediğini kayda geçirdi. Türkiye de bu yaklaşıma destek verdi ve kapalı Maraş'ın açılması yönündeki adımları da destekledi.

Türkiye, ileriki aylarda Kıbrıs Rum ve Türk toplumlarının yanı sıra 3 garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık ile BM'nin katılacağı 5+BM formatı toplantısıyla çözüm sürecine ilişkin düşüncesini masaya taşımayı planlıyor. Ancak BM sürecinden uzaklaşılması ve kapalı Maraş'ın açılması gibi adımların Türkiye'ye karşı tepkileri artıracak adımlar olacağı da uluslararası çevrelerde kaydediliyor.

RUSYA'YA KARŞI BATI İLE DENGE 
Türk dış politikasına dönük son dönemde yapılan eleştirilerden biri NATO ve Batı bloğundan uzaklaşması ve Rusya'ya yakınlaşması. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, son açıklamalarında Türkiye'nin Rusya ya da başka bir Doğu ülkesiyle kurduğu ilişkinin NATO ve AB'ye alternatif olduğunu kaydederek bu eleştirilere yanıt vermeye çalıştı.

Ancak ABD'de göreve gelecek olan Biden yönetiminin transatlantik ilişkilere yeniden ağırlık verecek olması, başta NATO ve Avrupa ile çok taraflılık ilkesi üzerinde bir ortaklık kuracak olması, Türkiye'nin de dış politikasında yeni bir ayarlama yapmasına yol açabilir.

Hükümetin hem ABD hem de AB ile yeni bir sayfa açma, Doğu Akdeniz başta olmak üzere Batı ile gerginlikleri azaltma yolunu çizmesi Ankara'nın 2021 senesinde gereksinim duyacağı denge arayışının işaretleri olarak görülüyor.

Kaynak: Cumhuriyet 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.