sanalbasin.com üyesidir DMCA.com Protection Status

15.01.2018, 21:57

Sözde demokrasi

Kapitalist sisteme özgü burjuva demokrasisinin doğuşu, bir yanda sermaye sahiplerinin makinelerini işletebilmek için emek gücüne gereksinim duymaları, diğer yanda da geçimini sağlayabilmek için emeğinden başka satabileceği bir şeyi olmayan emekçilerin karşılıklı mücadelelerini siyasal alanda müzakere ve çözüme bağlama ihtiyacından kaynaklanmıştır.

Gerçek anlamda demokrasi eşit güçler arasındaki müzakere ve uzlaşma olması gerektiğinden, farklı güç odaklarının karşılaştığı burjuva demokrasisinin kısıtlı bir rejim olduğu ortadadır. O kadar ki, çoğunlukla demokrasinin vaz geçilemez önemli bir kuralı olarak görülen “azınlığın haklarının korunacağı” hükmünün, aslında emekçilerin burjuvazinin üretim araçları üzerindeki mülkiyet hakkını parlamento yolu ile değiştiremeyeceği dayatmasının kibar bir ifadesi olarak algılanması gerekir. 

Açıktır ki, bu durum bir demokrasi oyunudur. Halkın kendi temsilcileri eli ile kendini yönetme anlamına geliyor olması gereken demokrasi yönetimi, aslında eşit olmayan karşıt güçler arasında yapılmış, fakat maalesef güçlünün hâkimiyet ağırlığına dayanan, bir tür “baskılama zorunlu uzlaşma” yönetim biçimidir. Öyle anlaşılıyor ki, feodaliteden ulus devlet sistemine geçişte güç ilişkisi, mülkiyet sahipliğini değil, fakat şeklini değiştirerek devam etmiştir. Atina demokrasisinde de durum daha farklı değildi. Orada da erdemli bilge kişilerin devlet yönetimine getirilmeleri ve kölelerin oy hakkının olmaması kadim tarihten beri toplumsal yaşamda güç ilişkisinin başat olduğunun açık kanıtıdır. 


Günümüz kapitalist toplumlarında uygulanan siyasi rejimler “burjuva” sıfatı kaldırılmış olarak salt “demokrasi” sözcüğü ile anılmaktadır. Bu tanım çerçevesinde de olsa, demokrasi adı verilen yönetim biçimi günümüz Türkiye’sinde bir hayli şeklen uygulanır konuma indirgenmekte olup, kapitalist sistem içinde dahi klasik işlevini giderek aşındırmaktadır. 

Çağdaş kapitalist sistemlerde var olan koşullarda siyasi kararların farklı karar merkezleri arasında müzakere ve uzlaşma yöntemi ile alındığı görülür. Başkanlık sistemi olarak bilinen ABD’de başkan her konuda tek yetkili olmayıp, kararlarına başta senato ve sair hükümet içi kurumlar olmak üzere, gerekli durumlarda yargısal kurumlar da müdahale etmekte, hatta kimi kararları iptal dahi ederek, başkanın önünü tıkayabildikleri görülmektedir. Sisteme başat mülkiyet ve dağılım meseleleri dışında, ABD’de hiç değilse diğer konularda halk temsilcilerinin başkan üzerinde denetleme gücü olduğu görülmektedir.


Bilindiği üzere, kuvvetler ayırımı ilkesi gereği olan parlamento karşısında icra ve yargı organlarının güçlü duruşu ve siyasal gücün tek yetki erki olmasını engellemesi burjuva demokrasisinin vazgeçilmez kuralıdır. Ancak, yasama yetkisi açısından parlamentoyu, uygulama yetkisi açısından da icra organını denetleme gücüne sahip olan farklı yargısal organların oluşumu teorik olarak yasa ile gerçekleşir.  Tüm denetim organlarının yetki ve işleyiş kurallarının parlamentonun yasama erki ile oluşturuluyor olması, demokrasinin gerçekleşmesi ve işleyişi açısından parlamentonun halkın iradesini temsil kabiliyetinin geniş olmasını gerektirir. 

Parlamentonun tüm toplumun iradesini gereği biçimde yansıtamaması yapılan yasaların da toplumun gerçek iradesini temsil etmediği anlamına gelir. Türkiye’deki uygulamaya baktığımızda, ileride yasalar hatta anayasa dahi değişiyor olabilmekle beraber, var olan durumda cumhurbaşkanı parlamentoda çoğunluğu oluşturan partinin de başkanı olması nedeniyle, parlamento ve cumhurbaşkanı karşılıklı güçler olarak değil, iki karar merkezinin bir güçte birleştiği durumu gösterir. Hal böyle olunca mevcut sistemi demokratik olarak nitelemek söz konusu olamaz. Hele de bir yılı aşkın süredir uygulanan ve daha bir süre uygulanacağa benzeyen OHAL yönetimi demokrasinin askıya alınmasının çok net göstergesidir. 


Demokrasi bir oyun mudur, yoksa ulusal birliğin sağlanmasında gerekli ve önemli bir dayanak mıdır? Bu sorunun yanıtı toplumsal bilinç düzeyi ile ilgilidir. Demokrasi geleneği kurum ve kuralları ile oturmuş toplumlarda toplumsal yönetim sorunsuz sürdürülebilir. Olağanüstü geçiş dönemlerinde geçici olarak olağanüstü tedbirlere başvuruluyor olsa da, bu tür uygulamalar kısa süreli olur.  Böylesi toplumlarda toplumun her kesiminin tercih ve taleplerinin karşılanması söz konusu olmasa da, karar süreçlerinde toplumun tüm kesimlerinin yer almış, kararların belirli bir uzlaşma ve anlaşma zemininde alınmış ve gerekli noktalarda denetlenmiş olması, aleyhte görülen kararlarda da toplumun tüm kesiminin uyumu sağlanmış olarak toplum sükûnetle yönetilmiş olur. Bundan dolayıdır ki, demokrasi uzlaşma sistemi olarak bilinmektedir. Uzlaşma, siyasi müzakere piyasasında tüm tarafların belirli taleplerini yansıtabildiği ve taleplerin karşılanmama durumunda da gerekçelerin tüm taraflarca makul ya da uygun görüldüğü bir tür siyasi anlaşmadır. Anlaşma yapıldıktan sonra tüm taraflar sonuca gönüllü olarak rıza gösterir ve uyar. Aksi durumda, toplumların baskılandığı durumlarda geçici olarak sükûnet sağlanmış gibi gözüküyor olmasına karşın, baskı altında yaşanan gerilim uzun erimde toplumda ciddi huzursuzluklara ve patlamalara neden olur. 


Günümüz siyaset bilimi anlayışı içinde, burjuva demokrasisi üretim araçları üzerindeki mülkiyette söz ve karar sahibi olmadan, işleyiş sonucunun toplumsal huzursuzluğa neden olabilecek bazı sonuçlarını törpüleme ve düzeltme işlevi ile yükümlüdür. Diğer bir deyişle, günümüz burjuva demokrasi anlayışında servet dağılımı değil, üretim dağılımında toplumun adalet anlayışının korunmasına böylece sistemin meşrulaştırılmasına çalışılır. Kısacası, burjuva demokrasisi tek bacağı olmayan bir süreçtir. Güç ilişkisinde üretim araçlarına ve üretime sahip olma göz ardı edilir, sadece yapılmış üretimin dağıtılmasında aşırı adaletsizliklerin önlenmesine çalışılır. Burjuva demokrasi anlayışında bu alan da maalesef toplumsal baskı oluşturabilecek ideolojik aygıtlarla baskılanarak varsayılan çıkarı diğer kesimler aleyhine korunabilmektedir. 

Toplumu baskılayan manevi duygular üzerinde sömürü oluşturarak ya da sair yollarla ekonomik işleyişi doğal süreçmiş gibi topluma yansıtarak, oluşan işsizlik ya da gelir dağılımı sorunlarının doğal karşılanması yoluna gidilebilmektedir. Türkiye’de halka saygı ya da halkı yüceltmek adına sürdürülen toplumsal popülizm aslında halka karşı saygı değil, varsıl adına yoksulluğa itilen halkı baskılama aracıdır. Siyasi ve yönetsel süreçler siyasi mekanizmanın hâkimiyeti ve denetimi altında olduğundan, sürecin işleyişinde halkın gerçek taleplerinin açığa çıkarılması ve tatmini bakımından burjuva demokrasinin gereği biçimde işlemediği ve toplumun bir kesiminin diğeri üzerinde baskı oluşturma aracına dönüştürüldüğü görülmektedir.    

Yorumlar (0)
17
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 36 83
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 35 60
6. West Ham 36 59
7. Tottenham 35 56
8. Everton 35 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 36 53
11. Aston Villa 35 49
12. Wolverhampton 35 45
13. Southampton 36 43
14. Crystal Palace 35 41
15. Burnley 36 39
16. Newcastle 36 39
17. Brighton 36 38
18. Fulham 36 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Real Madrid 36 78
3. Barcelona 36 76
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 36 55
7. Villarreal 36 55
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 36 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 36 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 36 30