Fehim Taştekin'den çarpıcı bir yazı: Çaresizliğin hikâyesi

Gazete Duvar yazarı Fehim Taştekin'den yine çok çarpıcı bir yazı geldi. Taştekin, Liderler'in İstanbul'daki zivesini ve Suriye'deki son durumu kaleme aldı. 

YAZAR KÖŞESİ 30.10.2018, 08:56
Fehim Taştekin'den çarpıcı bir yazı: Çaresizliğin hikâyesi

Gazete Emek- Gazete Duvar yazarı Fehim Taştekin'den yine çok çarpıcı bir yazı geldi. Taştekin, Liderler'in İstanbul'daki zivesini ve Suriye'deki son durumu kaleme aldı. 

İşte Taştekin'in o yazısı:

Ortak bildiride izlerini gördüğümüz çatlaklar liderlerin açıklamalarında kendini iyice belli ediyor. Bir kere Putin açıkça İdlib’deki durumun geçici olduğunu vurgularken, “Orada biriken radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor” dedi. Türkiye ise o gruplara kalkan olmuş vaziyette. Avrupa ise statükonun korunmasından yana ve bu grupların dağılmasını zinhar istemiyor.

“Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar vermelidir” sözü her taraf için siper. Bu şiarla Batı-Körfez ittifakı, vekâlet savaşını tetikleyip silah ve cihatçı transferleriyle Suriye’yi cehennem yolculuğuna çıkarttı.

2012’de muhalif güçlerin Suriye’nin meşru temsilcisi olduğunu tescil için 100 küsur ülkeyle oluşturulan Suriye’nin Dostları Grubu’ndan geriye parçacıklar kaldı. Son sürüm Amerikan güdümlü Small Group (Küçük Grup). Bunun yanı sıra üç eski devrim pompacısıyla bir rejim garantörünü buluşturan, ‘Smaller Group’ (Daha Küçük Grup) oluştu. Ümitsizce ortak hareket etmekten başka çareleri kalmamış bir avuç rakip aktör aynı sloganla Suriye’yi toparlama iddiasında. Yıkarken de Suriye’yi 2011 öncesi koşullara döndürürken de aynı nakarat.


 
Elbette gerçekte bu aktörlerin icraatlarıyla ortak söylemi hançerlediği onlarca nokta var. Zirve bildirileri birbirinin tekerrürü ama satır aralarında herkes kendi koşullarını dayatıyor.

***

Trump yönetimi geçen nisandan itibaren Britanya, Fransa, Almanya, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’ü yanına alarak ‘Küçük Grup’u oluşturdu. Küçük Grup 26 Eylül’de New York’ta dışişleri düzeyinde toplanıp, “Savaşa askeri çözüm yok ve siyasi çözüme alternatif de yok” diyen bir bildiriye imza attı. Vekâlet savaşının finansörlerinin bu noktaya gelmesi ne ala! BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla öngörülen çözüm için siyasi-diplomatik çabalara ve anayasa komitesinin oluşturulmasına destek ifade edildi.

***

2011 sonrası devrim ihracının ana üssüne dönüşmüş Türkiye ‘Küçük Grup’a davet edilmedi. Bu yüzden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan epey alınganlık gösterdi. ABD, Türkiye’nin Suriye gündemiyle örtüşmeyen bir hedefle meşgul. Trump, Suriye politikasını da İran’ın Ortadoğu’daki kollarını kesmeye endeksli genel stratejiye eklemledi.

Astana formatına paralel olarak Fransa, Almanya, Rusya ve Türkiye arasında liderler zirvesi için uğraşan Erdoğan, Alman Şansölye Angela Merkel’i ikna için, “Bizimki de ‘Smaller Group (Daha Küçük Grup) olur” demişti. Nihayetinde 27 Ekim’de Erdoğan, Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’i İstanbul’da Vahdettin Köşkü’nde buluşturarak muradına erdi. Dörtlü zirvenin sonuç bildirisinde, “İhtilafa askeri çözüm getirilemeyeceği ve yalnızca BM’nin 2254 nolu kararıyla uyumlu müzakere edilmiş bir siyasi süreçle sona erdirilebileceği” vurgulandı. Buraya kadar vurgular Küçük Grup’la paralel.

Bildiride söz ile icraatın birbirini inkar ettiği, her tarafın kendi fil tarifine imkan veren ve aralarındaki ihtilaf noktalarını da yansıtan maddeler ise şöyle:

Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü teyit edildi.
Terörle mücadelede kararlılık teyit edildi.

Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan ayrılıkçı gündemler reddedildi.

İdlib’de gerilimi düşürme planıyla ilgili çalışmalar takdir edildi.

BM gözetiminde, diaspora mensupları da dahil seçime katılma hakkına sahip tüm Suriyelilerin katılımıyla düzenlenecek serbest ve adil seçimlerin zeminini oluşturmak üzere Suriye’de anayasal reformu gerçekleştirecek Anayasa Komitesi’nin Cenevre’de kurulması ve erken bir zamanda, şartları gözeterek, bu yıl sonu itibarıyla toplanması çağrısında bulunuldu.

***
Toprak bütünlüğü vurgusunun halihazırdaki muhatapları Türkiye ve ABD. Bu madde, BM’de yasal olarak temsil edilen Şam yönetiminin daveti ve onayıyla Suriye’de asker bulunduran Rusya’nın ötekilere ‘çekilin’ demek için kullandığı madde.

Ayrılıkçı gündemleri reddeden madde ise Türkiye’nin kendi gündemini dayattığı yer. Bunun birincil muhatabı Halk Koruma Birlikleri’ni (YPG) destekleyen ABD.

Malum Türkiye, 2014 sonrasında IŞİD’e karşı savaşta ABD’nin Kürtlerle kurduğu ortaklığı önleyemedi. Ankara’nın istediği ABD’nin TSK ve müttefik milis güçleriyle birlikte hareket etmesiydi. Şimdi Afrin’de yaptığı gibi Fırat’ın doğusundaki ‘demokratik özerkliği’ bitirmek üzere sahadaki koşulları değiştirmek için şansını zorluyor. Bunu yaparken de Suriye’yi çökertme planındaki eski ortağı ABD’ye “Çekil” deme hususunda neredeyse Rusya ve İran’ı geride bırakıyor.

Türkiye, Astana sürecinde Rusya ile ortaklık kurarken bu sayede Kürtlere karşı sahada pozisyon kazandı ama bunun karşılığında finansörü olduğu ‘devrim projesini tasfiye’ misyonunu da üstlenmiş oldu. Şimdi ‘Gerilimi Düşürme’ stratejisiyle İdlib’in etrafında bir güvenlik kuşağı oluşturulurken güçlendirdiği stratejik pozisyonunu, Rusya’nın çizdiği rotadan çıkmak için kullanıyor, ‘acaba güç dengelerinde bir değişiklik yaratabilir miyim’ diye sağa sola bakıyor.

Merkel ve Macron’un dörtlü zirveye ikna edilmesi, İdlib sahnesinde Rusya karşısında sıkışan Türkiye’nin kendi gündemini Ruslarınkinden farklılaştırma çabasının bir neticesi. O gündem de üç ayaklı:

Erdoğan İdlib’deki gibi Fırat’ın doğusunda da gerilimi azaltma bölgelerinin oluşturulmasını öneriyor. TSK’nin kalkan olduğu Suriye Ulusal Ordusu ya da Ulusal Kurtuluş Cephesi gibi müttefik milis güçlerini Fırat’ın doğusuna taşıyarak özerk yapılanmayı çökertmeyi hedefliyor. Türkiye bu gündemle ilgili ciddiyet gösterisi sayılacak bir hamleyle dörtlü zirveden hemen sonra Kobani’yi bombaladı.
Erdoğan, Türkiye’nin askeri güçlerini çekmeyi, siyasi süreçte istediklerini kabul ettirmek için bir ön şarta dönüştürmeye çalışıyor. Bu kapsamda hedef Cenevre’de oluşturulacak anayasa komitesinde ağırlığını korumak, ilk seçimde Beşşar el Esad’ın yeniden aday olmasını engellemek ve en nihayetinde İdlib’de çevrelenen muhalif güçleri Şam’a iktidara ortakları olarak taşımak.
Üçüncü ayakta Suriye’nin yeniden inşa sürecinde Türkiye’nin dışlanamayacağını garantilemek var. Hatta siyasi çözüm olmadan fiili tampon bölgelerde Türkiye tek taraflı olarak kendi kafasına göre kurumlar oluşturuyor, binalar inşa ediyor ve eğitimden diyanete kadar farklı alanlarda programlar yürütüyor.
***

Esad’ın bir şekilde çekilmesi arzusu dışında Merkel ve Macron’un Erdoğan’ın bu hedefleriyle çok ilgilendikleri söylenemez. Macron’un olaya Fransız kalan yüzeyselliği bir kenara Fransa ve Almanya İdlib’deki yeni statükodan hayli heyecanlanmışa benziyor. Merkel ve Macron’un yegane derdi bu bölgede sıkışan cihatçıların dağılmaması, göç dalgasının kesilmesi ve Suriye’nin bir an önce istikrara kavuşup mültecilerin geri dönüşünün sağlanması. İkili bu beklentilerle Erdoğan’ın uluslararası alandaki değersiz yalnızlığını giderme planına ortak olmayı kabul etti. Erdoğan’ın liderlerle ellerini kenetlemesi muhtaç kaldığı bir fotoğraftı. Fakat ne Merkel ne de Macron Erdoğan’ın savaşı Suriye’nin kuzeydoğusuna taşıma heveslerine ortak olduğu söylenemez. Ki Macron selefi François Hollande’ın ayak izlerine basıp PYD ve YPG temsilcilerini geçen martta Elysee Sarayı’nda ağırlayarak Ankara ile aynı telden çalmayacağını göstermişti.

***

Ortak bildiride izlerini gördüğümüz çatlaklar liderlerin açıklamalarında kendini iyice belli ediyor. Bir kere Putin açıkça İdlib’deki durumun geçici olduğunu vurgularken, “Orada biriken radikal unsurların temizlenmesi gerekiyor” dedi. Türkiye ise o gruplara kalkan olmuş vaziyette. Avrupa ise statükonun korunmasından yana ve bu grupların dağılmasını zinhar istemiyor. Putin, ‘ara gündem’ çıkarmaya çalışanlara, “Rusya, Suriye Arap Devleti’ne terör tehdidinin ortadan kaldırılmasına kararlı bir şekilde yardımcı olacaktır… Rusya çeşitli provokasyonlara ilişkin Suriye hükümetini destekleme hakkını saklı tutuyor” diyerek dirsek gösterdi.


Erdoğan bir yandan Suriye’nin geleceğine Suriye halkının karar vereceğini söylemek durumunda kalırken boğazında saplanan ukdeyi, “Esad muteber lider değildir” diye dillendirdi. Putin ise, “Suriye’nin meşru hükümetine saygı duyulmalıdır. Herkes Suriye rejimi diyor burada. BMGK kararında ise Suriye Arap Cumhuriyeti hükümeti ifadesi kullanılıyor” diyerek kontur çekti.

Kuşkusuz Putin’in Astana’da İran ve Türkiye ile yakaladığı ortaklığı Cenevre’de BM gözetiminde siyasal çözüm projesine dönüştürebilmesi için bu dost halkasını büyütmeye ihtiyacı var. Bu savaş bitse bile Suriye’yi kritik bir nekahat dönemi bekliyor. Yeniden inşa, hukuki-siyasal yapılanma ve mültecilerin dönüşü en önemli başlıklar. Bu alanlarda ilerleme uluslararası toplumun desteği olmadan çok zor. Suriye savaşın kazanan tarafı olabilir ama bu barışı kazandığı anlamına gelmiyor. Barışı kazanmak en zoru. Bu fasıl hasımların asgari düzeyde de olsa oydaşmasını gerektiriyor.

Bu bakımdan dörtlü zirvede Astana ortaklarından İran’ın olmaması büyük eksiklik. Büyük ihtimalle Fransa ve Almanya’nın katılımını kolaylaştırmak ve ABD’yi kışkırtmamak için İran’ın içinde olmadığı ama gözetildiği bir format uygun görüldü. Gözetme işi Rusya’da. Ve Putin, Tahran’ın dışlanmasının nafile olduğunu vurguladı: “İran, Astana ve barış sürecinin garantörlerinden biridir. Gerilimi azaltma bölgelerinin teminatıdır. İran olmadan bu konu çözülemez.”

***

Trump’ın Küçük Grup’u çektiği liman belirsiz. Sonuçta barış ve istikrar hasımların yüzleşmesi sayesinde mümkün. ABD dayatmalar ve dışlayıcı taktiklerden vazgeçmiyor.

ABD’yi Suriye’de yeni fasıl açmaktan vazgeçirmek için Astana’da devşirilip Cenevre’ye taşınan kazanımlara payda arayan Putin, Avrupa’yı normalleşme ve mültecilerin geri dönüşünü sağlama perspektifiyle bu gemiye almaya çalışıyor.

Erdoğan ise İdlib’de elinde tuttuğu kart Ruslar tarafından imha edilmeden yeni harekat alanları açmanın derdinde. Daha Küçük Grup, Rusya ve Türkiye arasında halat çekme yarışına dönüşmezse Cenevre’deki süreci güçlendiren yeni bir katalizör olabilir. Tabii evvela altına imza attıkları bildirilerle çelişen imzacıların ikili oynamayı bırakmaları gerekiyor. “Bitirmek istiyoruz” dedikleri savaşın finansörleri kendileri. Sorun olarak çerçevelenen örgütleri besleyenler de kendileri.

Yorumlar (0)
5
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11