Amedspor 3’lü Oynayabilir mi?

Abone Ol

Poko Afrika Ulusal Kupasından erken dönüşü, yukardaki sorunun, nesnel bir zorunluluk olarak sorulma nedenidir. Herkesin bildiği gibi Amedspor orta sahasının Poko dinamizmine ihtiyacı var. Salt kendi başına, her hangi bir rol ve görevin gereklerinden bağımsız olarak, Poko dinamizminin yarattığı enerji, hem hücumu hem de savunmayı çok derinden etkiliyor. Bir de Poko’ya sınırları belli, içeriği çok iyi tarif edilmiş bir rol verildiğinde, oyunda yaratacağı yoğunlaşma ve pozisyonları bloke etme anlamında ortaya koyacağı kapsayıcılık, Amedspor oyunlarına başka bir seviye ve kimlik katacağı inkar edilemez. Son Iğdır maçının kadrosuna bakıldığında Poko’ya oyun içinde vermek, sistem değişikliğine gidilmeden, sanki mümkün değilmiş gibi.

Sinan, Poko mukayesesi ve rekabeti bana derinlikten yoksun bir bilinç ve tutarsızlıktan yoksun bir akıl yürütme gibi geliyor. Mevcut Amedspor kadrosu için de ‘’merkez agresiyonu’’ rakip için savunulması güç ve aynı zamanda geçilmesi imkansız hale getirecek ikili Sinan ve Poko’dur. Bu ikili, hem oyun kurulumunda hem de karşı oyunların bozguna uğratılmasında stratejik değere sahiptirler. Dolayısı ile bu ikilinin her maçta sahne alması adeta kader ya da rasyonel aklın gereğidir.

Traore, Dia Saba, ve Diagne bağlantılarının ‘’verimliliği’’ bu ikilinin emek ve çabalarından oluşacak. Eğer Amedspor sıkıntısız bir şampiyonluk yaşamak istiyorsa, Sinan. Poko, Traore ve Dia Saba arasında, hepsinin içinde aktif rol oynayabileceği bir yapı oluşturmak zorundadır. Merkez agresiyonunun defansif yüzünü Sinan ve Poko, Ofansif yüzünü de Traore ve Dia Saba temsil etmelidir. Bu görev bölümü çok geçişgenli ve esnek yapılandırılırsa, her dördü de akışkan oyunun içinde pozisyonun bütün imkanlarını tüketinceye kadar aktif rol alabilirler.

Hem oyun inisiyatifini ve hem maçın alan hakimiyetini ele geçirmenin tek yolu, bu dörtlünün, esnek, yaratıcı ve sorun çözücü bir düzenek içinde, oyuna aktif olarak katılmalarıyla mümkün hale gelebilir.

Bu bakış açısı ister istemez, oyunun gerisinde bir değişime bir reforma ihtiyaç duyar. Bunun an bilindik ve defalarca denenip sonuç alınmış sistematiği üçlü defansa geçiştir. 3-4-3 veya daha kademeli bir kapsayıcılık 3-4-2-1 dir. Vesiyon taktik disipline göre sonsuz biçimler alabilir.

Bir başka olumlu katkı, üçlü defans, takımın daha kolay kompakt’lık üretmesine imkan verir. Bu sistematikte üçlünün öndeki dörtlü ile bitişik oynaması, takımı topun olduğu bölgelere yakın tutar ve savunmanın ‘’asimetrik pozisyon’’ almasını daha da kolaylaştırır. Esasın da maç boyunca oyunu rakip yarı sahasında oynamanın da en etkili yolu bu sistematiktir.

Hücumların kanatlara taşınmasında sayısal üstünlük rakibe bırakılmamış olur. Hangi kanattan hücum yapılırsa yapılsın, orta sahadan iki oyuncu, ve o kanatın iki oyuncusu da atağa iştirak ederse, matematiksel olarak sayısal üstünlük sağlanmış olur ve her pozisyon için birden fazla seçenek üretilmiş olur. Özellikle de her korner çizgisine taşınan topu ortaya kesmek ilkelliğinden de kurtulmuş olunur.

Kanatlarda işler böyle yürürken göbekte en az dört oyuncunun, oyunun yönünü değiştirmek için hazır pozisyon almaları mümkün olur.

Top rakibe geçtiğinde, rakibi kaleden en uzak noktada baskılamak ve direnç merkezini tehdit ve tehlikelerden uzak bir yerde inşa etmek olanaklı hale gelir.