Amedspor’da Disiplin Sesleri

Abone Ol

Bolu maçı öncesinde tribünlerde belirgin bir kopukluk hissediliyordu. Özellikle maçtan hemen önce ve ilk dakikalarda farklı farklı organize hareketlerin ortaya çıkması dikkat çekiciydi. Bu durum, uzun zamandır konuştuğumuz taraftar grupları arasındaki bağın zayıflamasının ve son dönemde giderek artan gerginliğin bir yansıması olarak okunabilir.

Ancak maçın başlamasıyla birlikte bütün bu dağınıklık adeta sahadaki oyunla birlikte başka bir forma büründü. Amedspor, ilk düdükten itibaren baskısını rakibin ensesine kadar hissettirdi. Belki de uzun zaman sonra ilk kez tribünlerle takımın aynı ritimde, aynı arzuda ve aynı kararlılıkta birleştiğini gördük. Taraftarın enerjisi sahaya, sahadaki iştah ise tribünlere yansıdı.

Skordan bağımsız olarak takım, maç boyunca her an gol atabilecek bir görüntü verdi. Sürekli hücum tehdidi üreten, rakibini bunaltan ve oyunu domine eden bu performans; Amedspor’un şampiyonluk yolundaki isteğini, motivasyonunuve inancını açık biçimde gösterdi.

Bu maçın en önemli tarafı da tam olarak buydu: Tribünlerin ve takımın ortaklaştığı arzunun ne kadar güçlü bir enerji yarattığını görmek. Futbol bazen sadece saha içindeki taktiklerden ibaret değildir; inanç, aidiyet ve ortak hedef duygusu da oyunun en belirleyici unsurlarındandır.

Oyuncular cephesinde ise belki de maçın en dikkat çekici hikâyesi, adeta “yama” olarak düşünülen Celal’in son derece etkili bir performans ortaya koyması ve bunu şık bir golle taçlandırmasıydı. Açık konuşmak gerekirse, bunun birçok otorite tarafından beklenen bir tablo olduğunu sanmıyorum. Ama futbol tam da böyle anlarda sürprizleriyle güzelleşiyor.

İkinci Yarı: Disiplin, Karakter ve Son 5 Maçın Uyarıları

Disiplin açısından maçın en önemli anlarından biri 65. dakikada yaşandı. Diagne’nin oyundan çıkarken herhangi bir problem çıkarmadan, teknik direktörü tebrik ederek kenara gelmesi; hem kulübün hem de Mesut hocanın takım içi disiplin konusundaki kararlılığını açık biçimde gösteriyordu. Böylesi kritik haftalara girilirken oyuncuların bireysel egoları değil, takımın ortak hedefinin öne çıkması şampiyonluk yürüyüşü açısından son derece kıymetli.

Öte yandan, Moreno’nun genel olarak iyi performansına yakışmayan iki net gol pozisyonunda arkadaşlarına pas vermemesi, aynı şekilde Hasani’nin de bir gol pozisyonunu hunharca harcaması; özellikle kalan son 5 maç düşünüldüğünde disiplin ve oyun aklı açısından kulağı çekilesi hareketlerdi. Böylesi kritik süreçlerde bireysel tercihler kadar takım oyunu sadakati de belirleyici olacaktır.

Gecenin en sevimsiz anı ise yediğimiz tek gol sonrası yaşandı. Savunma hatasının ardından Erce’nin gösterdiği öfke ve maç biter bitmez Mehmet Yeşil’in ne takım arkadaşlarıyla ne de taraftarıyla bütünleşmeden doğrudan soyunma odasına yönelmesi dikkat çekti.

Oysa Mehmet Yeşil, Amedspor’da performansını düzenli biçimde ortalamanın üstünde tutan, toptan asla korkmayan, risk almaktan çekinmeyen en önemli oyuncularımızdan biri. Ne yazık ki Mehmet’in en büyük şanssızlığının da tam olarak bu olduğunu düşünüyorum: Başarılı olması ve bu şehrin, bu bölgenin çocuğu olması nedeniyle en küçük hatası bile çok daha görünür hale geliyor. Bu da ona yönelik ciddi bir haksızlık yaratabiliyor.

Erce’ye gelince… Takıma geldiği ilk günden itibaren şehirle en hızlı bağ kuran isimlerden biri oldu. Amedspor’u şampiyon yapmak gibi içselleştirilmiş bir derdi olduğu çok açık. Takım kaptanı olmanın getirdiği sorumluluk, disiplin anlayışı ve yüksek aidiyet duygusuyla öfkelenmesini ben bir yanıyla gurur verici buluyorum. Skor 6-0 iken bile bu tepkinin ortaya çıkması, aslında takım içinde disiplinin ne kadar diri tutulduğunu gösteriyor.

Biz hem Mehmet’i hem Erce’yi çok seviyoruz. Çünkü bu takımın hikâyesi, tam da böyle karakterlerin omuzlarında büyüyor.

Şimdi önümüzde kalan son 5 maçın en kritik durağı var: Erokdeplasmanı. Doğrudan rakibimize karşı oynanacak bu maç, sezonun kırılma anı olabilir. Eğer bu deplasmandan galibiyetle dönersek puan farkı 7’ye çıkacak ve takım adına muazzam bir psikolojik rahatlama sağlayacaktır.

Ben Mesut Bakkal’ın yerinde olsam, bugünden itibaren bu mevcut disiplin atmosferini korumak adına takımı tesislerde kampa alırdım. Çünkü bundan sonra mesele yalnızca fiziksel hazırlık değil; mental disiplin, bağlılık ve şampiyonluğa olan inançtır.

Şampiyonluk yolunda artık her detay belirleyici.