Amedspor İstanbul’dan üç puanla döndü. İstanbul zaferlerini severim. Ruhumu okşar, bahçeme bahar gelmiş duygusunu yaşatır. İstanbul Dukalığının surlarında gedikler açmak, futbol adına yapılan en hayırlı işlerden biridir. Gelenek yaratmaya saygısı olmayan, ekole itibar etmeyen ve hiçbir oyun sistematiğine inanmayan, salt kazanmak kültürü üstüne bina edilen bu melez futbol cumhuriyetinin bir tuğlasını duvardan söküp atmak çok erdemli bir davranıştır. Amedspor, iki düello golü ile bunu başardı bugün ve bu başarı benim nezdimde yüceltilmeyi her bakımdan hak ediyor.Amedspor kazandı ama rakibine ayakta alkışlanacak bir üstünlük de kuramadı. Bir kere en başka bütün maç boyunca oyun inisiyatifini rakipten alıp, tek taraflı şarkısını söyleyemedi. Bu durumun biricik nedeni, Sinan Kaloğlu’nun endişeleri, oyunu baştan sonuna kadar her pozisyonu planlama yeteneklerinin sınırlılığı ve mutlak surette asla ve kata yenilgiye yol açacak hata yapma korkusuydu. Bu yanıyla Sinan Kaloğlu çaylak bir teknik adam görüntüsü sergiledi demek, ne haksızlık ve abartma olur. Rakip 42. dakikadan sonra on kişi kalmışken, durum yine değişmedi. Ne oyun domine edildi ne de oyun inisiyatifi rakipten açık ve aleni biçimde alınabildi.Futbol oyununda hücum da defans da bir bütündür. Defansı salt geride oynayan oyuncuların konum ve performansından ibaret saymak ne kadar yanlış ve eksik ise, aynı şeyi ofans için söylemek doğru ve gereklidir. Futbol oyununda mevki, bölge ve konum olarak ister defansif ister ofansif aksiyonları, bıçak darbesi gibi ikiye bölmek çok tehlikelidir ve o bölünmenin oluşturduğu boşluk, alan veya yarık ya da koridor, rakibe gel geç ben vize verdim demektir.Maalesef Kaloğlu diğer aynı tedrisattan geçmiş teknik direktörler gibi, gerideki oyuncuları oyuna sokmayarak kendince bir defansif tedbir yarattığını düşünüp, bu garanti uğruna, bitişik, kompakt bir oyunun nimetlerini elinin tersi ile itiyor. Hücumu orta yapmaya, defansını da gerideki oyuncuların arkasına rakibin sarkmamış olmasına indirgiyor. Bu düşüncenin daha doğrusu bu zihnin doğal sonucu olarak, toplar ister ofansta ister defansta ilk tercih olarak kenara taşınıyor. Bu oynamak değil, bu oynamaktan kaçmaktır. Oysa oyun göbek merkezli bir yapıdır. İskeleti orta koridordur, diğer bütün koridorlar, rakibi yanıltmak, dezgeye getirmek için tasarlanır.Diagne, Hasani, Dia Saba, Dimitrov, Traore gibi yaratıcı ve sonuç alıcı oyuncuların bulunduğu bir kadro böyle kaçak mı oynamalı yoksa bir kar küreci gibi, dozer gibi, rakibi içten yıkarak sonuca gitmeli? Hangisi.Kaloğlu bir an önce oyunun üç yapısına karar vermeli ve bu yapılar arasındaki işbirliğini geliştirip, örüntüleri çok doğru kurgulamalı. Çünkü takım şampiyonluk potasındaki en büyük adaydır ve şampiyonluk ipini garantili bir biçimde göğüslemek için o oyuna ihtiyacı vardır. Bunun için yapılacak işlerin en başında takım korkmadan bitişik oynatmak, ister savunmada ister hücumda stoperlerden birini orta sahaya baskı ya da kademe yapmak üzere fırlatmak ve kazanılmış bütün toplarda, alan katetmek, topu kaptırmadan rakip ceza sahasına inmek için, Traore, Dia Saba, Hasani, Dimitrov arasında görünmez bağlarla bağlı bir hat ve köprü inşa etmek lazım gelir.