Asgari ücretlilere ve işçi emeklilerine yapılan zamlar üzerine bazı notlar

Abone Ol

Asgari ücretliler ve dar gelirliler bir toplumda esasen üretici sınıf olarak bilinir. Yani işçi sınıfı ve yoksullar dar gelirli olurlar ve kapitalizmde bu sınıf köleci ve feodal sistemlerdeki kölelerin ve marabaların modern olanına denir, aksi halde asgari ücret ve dar gelirli nedir? Bir sınıf düşünün ki, hayatı üretiyor, hayatın yaşanılır olmasında aktif bir rolü ama hayatın kırıntıları içinde yaşıyor. Bir sınıf neden sürekli, maaşlarına zam yapılması umuduyla yaşıyor maaşlarına aslında zam yapılması gibi bir durum yok. Maaşlara zam yapılıyor gibi görünüyor ama sıralardaki ekmekte, zeytinde, peynirde azalma oluyorsa, orada zam yok, zam tabelası en zam gösterisi var. Bir ülkede, seçenler seçilenlerden çok daha kötü koşullarda yaşıyorlarsa o ülkede demokrasi oyunu var demektir. Seçilenler Süper yüksek maaş alıyorlar ve seçenekleri siyasal olarak temsil ettiklerini söylüyorlar. Seçenler, asgari ücretliler ve dar gelirliler ama aç susuz yoksul olanlar yine asgari ücretliler ve dar gelirlilerdir, yani çalışan ve buğdayı üreten işçi sınıfı ve yoksullar ama aç susuz yoksul olanlar yine buğdayı üretenlerdir.

Türkiye'de yıldan yıla zengin daha çok zengin oluyor fakir daha çok fakir oluyor. Bu gidişatın çok daha kötü sonuçlara yol açacağı bilinmelidir. Kapitalizmde üretenler sürekli yoksulluk yaşarlar, bu, kapitalizmin karakterini gösteriyor. Türkiye'deki kapitalizmi Avrupa ülkelerindeki kapitalizmle kıyaslarsak en tortu ve en vahşi olan kapitalizm Türkiye'de yaşanılıyor. Türkiye'de toplum adete varlık içinde yokluğa mahkûm edilmiştir. Bu kötü maddi koşullar ülkeyi yönetenler tarafından bilinçli bir şekilde uygulanan bir siyasettir, sömürü siyasetidir. İşçi sınıfı ve halk daha çok fakir olacakki zenginler daha çok zengin olsunlar. Bir ülkede maaşlara yapılan zamlar eğer ki iyi şartlarda yaşayabilecek refaha yok açmıyorsa ona zam denmez. Maaşlara göstermelik zam yapıldıkça alım gücü daha çok düşüyorsa, burada zam yoktur zulüm vardır. Bir topluma yapılacak en büyük zulüm o toplumu yoksulluğa mahkûm etmektir. Seçilenlerin şatafat içerisinde yaşadıkları, süper yüksek maaş aldıkları koşullarda toplumun vekili olma ve toplumu siyaset arenasında temsil etme gibi bir durum söz konusu olamaz.

Son yapılan zamlarla milletvekili maaşları 310 bin lira oldu, yani asgari ücretlerin ve işçi emeklilerin aldıkları maaşların 12-15 mislisi. Bir ülkede, seçilenlerin, seçenleri temsil ettikleri seçenlerle seçilenler arasındaki yaşam farkında kendisini gösterir. Matematiksel bir işlem yapacak olursak, köleci ve feodal sistemlerde köleler ve marabaların daha iyi şartlarda yaşadıkları görülür. Köleci ve feodal sistemlerde kölelerin ve marabaların ev kirasını ödeme, fatura ödeme gibi bir sıkıntıları yoktu ama özellikle vahşi kapitalizmde işçiler ve işçi emeklileri ayın sonunu nasıl getireceğiz diye sıkıntıya giriyorlar. Türkiye'de işçi emeklileri ve asgari ücretlilerin yeterli olarak beslenmedikleri biliniyor. Bu nasıl bir sistemdirki üretenler ürettiklerinden faydalanamıyorlar.

En kötüsü de, işçi sınıfının, işçi emeklilerinin, dar gelirlilerin kendilerini yoksulluğa mahkûm eden bir sistemden medet umuyor olmaları, sorunlarına çözüm bulmalarını beklemeleridir. Marksist felsefeye göre, kapitalizmde asgari ücretliler ve dar gelirliler, işçi sınıfı esasen modern köle sınıfını oluşturur ama bu sınıfa köle denmez işçi denir. İşçi sınıfı, asgari ücretliler, dar gelirliler kapitalizmi sorgulaması ve ortadan kaldırılması gereken bir sistem olarak görmedikleri sürece ezilmeye devam ederler. Bir ülkede kıtlık yoksa ama yoksulluk daha çok büyüyorsa o ülkede mutlaka değişmesi gereken bir sistem vardır. Yoksa, kapitalizmin dayattığı yoksulluk bir kader değildir, ortadan kaldırılması gereken bir sömürü sistemidir. Asgari ücret demek asgari koşullarda yaşamak demektir. Asgari koşullarda yaşamak demek yoksulluk ve açlık içinde yaşamak demektir, varlık içinde yokluk yaşamak demektir.