Bandırma'da Neler Olur?

Abone Ol

Sanıldığının aksine Amedspor’un güçlü yanlarına bakarak bu sorunun yanıtını bulamayız. Daha doğrusu, yanıt güçlü yanların analizinden çıkmaz. Gerçeğe en uygun yanıt, Amedspor’un güçsüz yanlarında gizlidir.


Hayatta da durum farklı değildir.
Sizi güçsüz kılan yanlarınızı güçlendirmeden hangi sorunla baş edebildiniz ki? Eksiği düzeltmeden, gediği kapatmadan, sorunlu alanı çözüme kavuşturmadan hangi güçten söz edebiliriz ki?


Basit bir sağlık sorunu bile bedenin bütün işlevini bozabiliyor, bütün bedensel dengeleri altüst edebiliyor. Tedavi olmadan eski sağlığa kavuşmak mümkün olmuyor. Üstelik güçlendirici bir hayat dersi daha var: Eski sağlık durumundan daha iyi olmanın ilk önkoşulu, tedavi olup üstüne yeni şeyler koymaktır.


Bunca sözü gevezelik olsun diye sıralamadım. Amedspor’un 2015 sezonu hariç, takımın karakterinde, tarzında, oyun sisteminde ve taktik planlamasında derin bir arıza ve her tür başarısızlığı belirleyip koşullayan büyük bir sorun bulunuyor.
Bu derin ve büyük sorunun adı, defansif sistem, kurgu ve davranıştır.
Sanıldığı gibi bu sorun yalnızca defansif bölgeler ve defansif oyuncu kadrosuyla ilgili değildir. Takımın bütün bölgeleri, büyük ilişkileri ve bütün davranışlarıyla ilgilidir. Bu yanıyla sorun hem total hem de, üzülerek söylüyorum, tarihsel ve kültüreldir.


Bizim gibi ezilen ulusların, “ezik” olmaktan doğan ulusal kompleksleri vardır. Kendimizi savunmanın küçük düşürücü bir algı yarattığına inanılır, o nedenle savunma vaziyetine pek değer verilmez.
Ne olursa olsun atak, saldırganlık ve hücum konumları yüceltilir. Korkunç derecede yanlış olduğu görülen bu davranış, hayatın olağan akışına rağmen tutkuyla benimsenir. Bu tuhaf algı ne zaman kırılır bilmiyorum.


Ama bildiğim bir şey varsa, bu berbat algı kırılmadan işler de düzelemez. Amedspor’un kültürel mirasında savunma yapmak, sanki yakışıksız, bizi kötü gösteren bir davranış olarak kabul ediliyor.
Oysa tıpkı hücum gibi savunma da bu oyunun asli parçasıdır, olmazsa olmazıdır. Hücumdan nasıl keyif alınıyorsa savunmadan da aynı keyif alınabilir; çünkü savunma maçın ve oyunun ta kendisidir.
Lafı uzattığımı biliyorum. Bunun için özür dilemeyeceğim.


Çünkü taraftar savunma anlayışını değiştirmeden bu takımda savunma değerli bir hale gelmez ve savunma sistem ile taktikleri kabul görmez.
Şimdi asıl sorunun yanıtına ulaşmak için iki büyük savunma eksikliğini öne çıkarıp herkesin görmesini sağlayalım.
Amedspor savunma konusunda iki temel soruna bugüne kadar ne çözüm bulabilmiş ne de çözüm için değerli çabalar içinde olmuştur.


Bunların birincisi şudur: Top Amedspor’dayken, bir savunma davranışı ve sistemi olarak, o topu uzun vurmadan ve rakibe kaptırmadan ileriye taşımak için işbirliği düzenekleri ve organizasyonlar inşa edilmemiştir.


Bunun biricik nedeni, benimsediğimiz dik ve doğrudan hücum taktikleridir.
Yani topu olabilecek en hızlı ve en kestirme yollardan rakip ceza sahasına ulaştırma zaafı ve tuhaflığı, geriden atakları olgunlaştırmaya engel olmaktadır. Kaleciden başlayan oyun kurulumu ve açılış pasları hiç ciddiye alınmamaktadır. Alınmadığı için de orada ciddiyetle işbirlikleri, örgüler, top dolaşım modellerine itibar edilmemektedir.
Uzun vur ve toptan kurtul reçetesi benimsenmiştir.


Bu anti-futboldan kurtulmak gerekiyor.
İkincisi, top rakibe geçtiğinde bütün takım olarak savunma pozisyonu alınmamaktadır. Bunun nedeni de yine dik ve direkt hücum anlayışımızdır.


Çünkü bu anlayış hücum oyuncularına “mevkinizde kalın, geriye gelmeyin, rakip kaleye hep yakın olun, nasılsa biz size topu yine atar kazandırırız” demektedir. Oysa top rakibe geçtiğinde temel sorumluluk, bütün takımın topun arkasına geçmesini emreder.


Kayıp top sonrası yapılacak ilk iş, topun kaybedildiği yerde prese başlamaktır.
Ve ilke olarak da kim topu kaybetmişse pres onunla başlar, o prese önderlik yapar.
Söylediklerimi sakın hafife almayın; yukarıda izah ettiğim bu iki eksiklik bir futbol maçında yapılacak işlerin yüzde doksanına denk düşüyor.


Son olarak da söz konusu iki işi ve görevi hakkıyla yapabilmek için takımın her durumda kompakt bir duruş sergilemesi gerekiyor.


Kompaktlık sadece mesafeleri kısaltmıyor, alanı ve oyunu yoğunlaştırarak daraltıyor. Bandırma’da Amedspor’a zafer getirecek güç, bu iki soruna bulunacak çözümlerde yatıyor.