GÜNDEM

CHP grup toplantısını Kahramanmaraş’ta yaptı: Özel’den deprem çıkışı

Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde deprem bölgesinden iktidara sert mesajlar verdi.

Abone Ol

Gazete Emek- CHP, bu haftaki grup toplantısını deprem bölgesinde gerçekleştirdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin 3. yılı nedeniyle Kahramanmaraş'a gitti. Depremzedelere ziyaretler gerçekleştiren Özel, partisinin Kahramanmaraş'taki grup toplantısına katılıyor.
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel'in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

"Deprem bölgesinde hâlâ gözyaşları kurumadı, ağıtlar dinmedi. Bize dediler ki; Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu haftayı deprem bölgesinde geçirmek ve her bir ilde kayıpların, acıların yaşandığı bu illerde yıl dönümünde tüm grubumuzla, Parti Meclisi üyelerimizle, Merkez Yönetim Kurulu üyelerimizle, gölge kabinemizde görevli politika bakanlarımızla birlikte burada olmak istedik.
'Grup toplantısı var Salı günü' dediler. Dedik ki; Cumhuriyet Halk Partisi Meclis'i kuran partidir. Meclis sorunların tartışıldığı, görüşüldüğü, konuşulduğu yerdir. Milli iradenin tecelligahıdır, kutsal çatıdır. Eğer Meclis milletin sesini duymuyorsa, sorununu çözmüyorsa; Meclis milletin bağrının ta kendisidir dedik, kürsüyü sırtlandık Kahramanmaraş'a, sizin bağrınıza geldik.

"BİR DENETİM SORUMLULUĞUMUZ VARDIR"

Dün sabah Osmaniye’den başladık. Nurdağı ve İslahiye’den sonra bugün Kahramanmaraş’ta, günün erken saatlerinde, gittiğimiz her şehirde olduğu gibi deprem şehitliğimizi ziyaret ettik. Tarifsiz acıları bir kez daha yaşadık. Öyle şeyler gördük, öyle şeyler yaşandı, öyle şeyler yaşadınız ki; bu gerçekten insanın ömründe görüp görebileceği en büyük acılara, en büyük yaslara tanıklık ettik.
5 kişilik bir aile; anne bir tarafta, baba bir tarafta; 8 yaşında büyük babanın yanında, 6 yaşında ortanca annenin yanında, o 5 kişinin ortasında 2 yaşında bebek yatıyor. Ya da 2021 yılında aynı gün doğmuş, 2023’te 6 Şubat’ta birlikte Hakk’ın rahmetine kavuşmuş, iki ikiz kardeş ikişer yaşında yan yana yatıyor. Ne ömürler bitti hiç başlamadan, ne ömürler bitti gelinliğe, duvağa, damatlığa kavuşamadan. Askere gidip de dönemeyenler oldu, yurda gidip evine dönemeyenler oldu, yurttan dönüp evdekilerden hiçbirini göremeyenler oldu.
Bu büyük acıda, resmi rakamlarla 53 bin 537 kaybımız, 107 bin yaralımız vardı. Kahramanmaraş’ımız da; depremin merkez üssü Kahramanmaraş, 12 bin 672 kayıpla, 9 bin 243 yaralısıyla birlikte büyük bir acıyı yaşadı. Hem Kahramanmaraş’ta hem tüm bölgelerde yitirdiklerimizi Allah’tan rahmetle anıyorum. Yakınlarına ve bu kahraman şehrin tamamına, tüm milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum.

"EN KISA SÜREDE İKTİDAR OLMA SORUMLULUĞUMUZ VARDIR"

Sabahleyin şehitlik ziyaretinden sonra Sanayi ve Ticaret Odamızdaydım. Sanayi ve Ticaret Odamızın başkanı, odanın tüm bileşenlerini temsil eden bir heyetle bizi karşıladı. Ayrıca akademik odalara; Tabip Odasına, Eczacı Odasına, Ziraat Mühendisleri Odasına, mühendis mimarların bütün odalarına, akademik odalarına ev sahipliği yaptılar. Biz orada sağlıktan tarıma, eğitimden ulaşıma, Kahramanmaraş’ın hepinizi rahatsız eden, milletvekilimiz tarafından Meclis’te dile getirilen, örgütümüz tarafından; il başkanımız, yönetimi tarafından, ilçe yönetimlerimiz tarafından düzenli bize rapor edilen, bölgeye gönderdiğimiz milletvekillerimizin, parti meclisi üyelerimizin sürekli bildirdiği bu sorunları; gördüğümüzü, göremediğimizi konuştuk, not ettik ve bu konuda muhalefet görevimizi yapmaya devam edeceğiz.
Ancak şu kadarını söyleyelim; ana muhalefet olarak bir denetim sorumluluğumuz vardır. Eksikleri söyleme, uyarma sorumluluğumuz vardır. Ancak genel vaziyete bakınca son söyleyeceğimi ilk söyleyeyim; Kahramanmaraş’a bakınca, deprem bölgesine bakınca, ülkedeki emeklilerin durumuna bakınca, çalışanların durumuna, çiftçinin durumuna bakınca, gençlerin durumuna bakınca elbette milletin verdiği görevle bir muhalefet sorumluluğumuz vardır ama memlekette hal böyleyken artık en kısa sürede iktidar olma sorumluluğumuz vardır.

"KONUŞACAĞIZ, HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ"

Bunun için de sadece sorunları gören, söyleyen değil; bu sorunlara hangi çözümleri ürettiğimizi, geldiğimizde nasıl yöneteceğimizi, nasıl acıları dindireceğimizi, yaraları saracağımızı, nasıl Kahramanmaraş’ı yeniden kalkındıracağımızı Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizde, politika başkanlarımızla, gölge kabinemizle birlikte anlatıyoruz, çalışıyoruz, devam edeceğiz. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Maraş’ta ve tüm illerimizde artık sorun tespit eden değil, sesinizi duyuran değil; sizi duyan ve nasıl sorunlarınızı çözeceğini, iktidarımızda 100 yıl önce olduğu gibi işgalden kurtulmuş, yıkımdan kurtulmuş, salgın hastalıklarla baş eden, açlıkla, yoksullukla baş eden bir ülkeyi nasıl ayağa kaldırdıysak; 100 yıl sonra yine kurucumuzun önderliğinde bu ülkeyi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında nasıl birlikte ayağa kaldıracağımızı hep birlikte konuşacağız, hep birlikte başaracağız.
Depremin yıl dönümündeyiz. Deprem odaklı ve depremin yarattığı sorunları ve çözümlerini konuşan bir grup toplantısı olacak. Şöyle bir hatırlayalım. Biz bu felakete, biz bu felakete 6 Şubat 2023 günü sabaha karşı yakalandığımızda nasıl bir Türkiye'deydik? İki aylık bir iktidar mı vardı ne yapsın daha? Yeni gelmişler. İki yıllık bir iktidar mı vardı? Tamam iki yıldır iktidardalar ama depreme hazırlık kolay iş mi? Böyle bir mazereti olan iktidar döneminde yakalanmadık biz bu depreme. Biz bu depreme 21 yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bile nasip olmayan 21 yıl süreyle üst üste tek başına koalisyon ortağı falan olmadan mazeret üretemeyecek bir süredir iktidarda olan bir süreçte bir gecede yakalandık. 21 yıldır iktidarda.

"TOPLUMSAL RIZA TAMDI DEPREME HAZIRLIK İÇİN"

Depreme hazırlanmak için ne lazımsa vardı, ne lazımsa. Ne vardı biliyor musunuz en önemlisi? Toplumsal duyarlılık ve rıza vardı. 1999 depremi olmuştu. Üçüncü gün daha herkesin çadırı yok diye Tayyip Bey Bülent Ecevit'e en ağır sözleri söylemişti. Bir hafta sonra, bir hafta sonra, bir hafta sonra efendim hala daha millete bir çorba bir çeyrek ekmek veriyorsunuz. Nerede üç öğün sıcak yemek? Nerede şunlar nerede bunlar? Dedikleri bir süreçte topluma biz olsak şöyle yaparız biz olsak böyle yaparız onu eksik yaptılar bunu eksik yaptılar diyerek rahmetli Ecevit'e ölünce mi bırakacaksın be adam yaşlısın işte hastasın bırak ben geleyim diyecek saygısız bir dille söylerken kendi partisinin, partisinin geçmişte siyaset yaptığı partisinin kurucusu Erbakan Hocaya 'yaş yetmiş iş bitmiş deyip ona değil bana görev' dediği bir sürede millet depremin acısı ve yaraları sarmak için uygulanan ekonomik programa tepkisiyle geldi çağırdı al yönet dedi. Toplumsal rıza tamdı depremle mücadele depreme hazırlık için.

"SIRF DEPREMDE HARCASIN DİYE PARA VERİLMİŞ"

Diğer taraftan kanuni hazırlık tamdı ve bitmişti. Hatırlayın halen demiyor muyuz 99'dan sonraki kanunla yapılan yapılar yıkılmıyor diyoruz. Deprem yönetmeliği depremle ilgili kanunlar her şey hazırdı. Üç, para lazım değil mi? Para ve kaynak da hazırdı. O günlerde iki yıllığına, iki yıllığına deyip başlayıp bugüne kadar 26 yıldır Tayyip Erdoğan'ın sürdürdüğü bugünkü adı ÖTV Özel Tüketim Vergisi, o günkü adı Deprem Vergisi. Kanunu çıkmıştı ve iki yıl alınacaktı. O günden bugüne kadar önce 21 yıllık iktidarın 3 trilyon dolar vergi topladığını söyleyeyim toplam vergi. Bu yüzyıllık cumhuriyet tarihinde toplanan verginin toplamının iki katına yakındır. Ama o günden bugüne toplanan 41 milyar sadece deprem vergisi, 41 milyar dolar toplanmış deprem vergisi. 65 milyar dolarlık özelleştirme yapmış önceden kendine kalanı satmış parayı cebine katmış 26 milyar dolar da sekiz kez çıkardığı imar affıyla yani depreme dayanıksız binalar kolonu kesilmiş çatısı bilmem ne olmuş çıkardığı imar aflarıyla da 26 milyar oradan para toplamış toplam 132 milyar dolar iktidara geldiğinden bugüne sırf depremde harcasın diye para verilmiş cebine.

"PARA DA GANİ GANİ"

Bu depremde yıkıldı ya evler yapılıyor ya Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bedava verelim dedi bedava olmaz dedi ya şimdi evleri yaptım diye övünüyor ya konuşacağız toplam maliyeti kendileri açıkladı. 40 milyar dolar depremin depreme şu ana kadar harcanan toplam para 90 milyar dolar. Devraldığı Türkiye'den bugüne kadar toplanan deprem vergisi özelleştirme ve aldığı imar affı paraları 132 milyar dolar. Para da gani gani. Yani şunu açık söyleyelim. 6 Şubat gecesi biz depreme yakalandığımız sırada eğer gelirken millete verdiği sözü tutsa kanunu uygulasa var olan parayı kullansa doğru yere bu evleri yine yapardı yıkıp kendi yapardı o gecede bir kişi bile ölmezdi. O yüzden elbette deprem Allah'tan ama buna karşı hazırlanmak kulun görevi bu memleketin vatandaşları da görevi Erdoğan'a vermiş ve o gece biz depreme hazırlıksız yakalandıysak bunu savunacak bir tane de mazeret vermemiş. Herkes bunu böyle bilecek doğrusunu bileceğiz doğrusunu konuşacağız.
Hepimiz canlı tanığıyız. Depremi duyduk Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak sabahın 9’unda mesaj çektik. İlk bulduğunuz vasıtayla deprem bölgesine gidin, nerede olduğunuzu bildirin diye. Açık tek havalimanı Adana Havalimanı’ydı, Şakirpaşa. Çoğu arkadaşımız oraya uçtular. Kara yollarından da varabildikleri yerlerle 120 milletvekiliyle ertesi gün görev dağılımını yapmış sahadaydık.

ORDU TALİMAT BEKLEDİ

Kulağımızda ilk günün sesi şuydu: ‘Sesimi duyan var mı?’. Ama 3., 4., 5. günün sonunda kolumuzdan tutanların sorduğu bir soru vardı: ‘3 gün boyunca ordu neredeydi?’. 3 gün boyunca şanlı şerefli Türk ordusu tüm eğitimi, gencecik ve bu ülkeye adanmış yürekleriyle, bütün ekipmanlarıyla bir talimat bekledi. Bir talimat. O talimat 3 gün gelmedi.
Şimdi tarih önünde tarihi bir hesaplaşmayı ifade etmek durumundayım. 1999 depremi. Deprem olduktan birkaç saat sonra deniz birliğiyle ulaşan dönemin komutanı ‘vaziyeti gördüm’ diyor, Rahmetli Ecevit’e bir telefon açıyor. Rahmetli Ecevit derhal talimatı veriyor ve Türk Silahlı Kuvvetleri sabahın ilk ışıklarıyla 37 helikopter, 12 general, 1392 subay, 33199 erbaş ve erle sahaya çıkıyorlar. İletişim kesilmiş. 99, hangimizde cep telefonu var o zaman? Çok azımızda. 3 Iridium cep telefonu merkezi, 2 uydu yer terminali ile iletişimi sağlıyorlar. 270 saat kesintisiz uçuşla binlerce yaralı bölgeden helikopterler ve uçaklar vasıtasıyla tahliye ediliyor.
Ve sonuç. Rakam söyleyeceğiz, rakam konuşacak. O deprem, bizim 1999’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin enkaz altından 10528 vatandaşı enkazdan çıkarıp hastaneye ulaştırıp yaşamda tuttuğu, çıkarıp da ölenler bu rakamda değil, 10528 kişiyi Mehmetçik çıkarıyor ve yaşatıyor. Bu depremde 3 gün duran ordu, 3 gün sonra çıkıyor ya aynı kayıt. O da TSK’da. Kurtardığı kişinin adı, soyadı, T.C.’si, hangi enkazdan çıkardın hangi hastaneye teslim ettin? O gün 10528, bu depremde sayı 327 arkadaşlar, 327.

"O ORDU İLK GÜN ÇIKSAYDI..."

Eğri oturacağız doğru konuşacağız. Hani var ya orduyu çıkaralım denince sarayda danışman aklına uyup ‘orduyu kışladan çıkarmak kolaydır, geri sokmak zordur’ çıkarırlarsa yönetime el koyarlar vehmiyle, iktidarı elimden alırlar korkusuyla 3 gün 3 gün kiminiz Facebook’tan yazdınız kiminiz enkaz başında bağırdınız kiminiz gittiniz valinin yakasına yapıştınız ‘ordu nerede, ordu nerede?’. O ordu ilk gün çıksaydı, bir de karşılaştırma açısından söyleyelim bizim bugünkü depremde 53 bin 537 kişi öldü, o gün 1999 depreminde 18 bin kişi öldü. 18 bin kişi ölmüş 10 bin kişi kurtarmışlar, 53 bin kişinin öldüğü yerde 300 kişi kurtarmışlar. Basit bir oranla zamanla teknoloji de artmıştır, iletişim artmıştır, aygıtlar güçlüdür. Hiç onları düşünmeyin bu 53 bin kişinin en az 33 bin-35 binini Mehmetçik en kritik 24 saatte, takip eden 24 saatte, o 72 saatte kurtarabilecekken o Mehmetçik’i bir vehimle, korkuyla içeride tutanlar bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar, ben de buna utanıyorum.
O yüzden millet çadır beklerken, Kızılay'a çadır sattıran bunlar. Millet enkaz altında yardım beklerken, cep telefonunda yüzde 2 şarj kalmış depremzedenin o telefona IBAN yollayıp para isteyen bunlar. Orduyu içeride tutan bunlar. Verdiği sözleri tutamayan bunlar. Çıkmış bir de pişkin pişkin 'Deprem, verdiğimiz bütün sözleri tutmanın mutluluğundayız. Asrın felaketini atlattık'. Asrın felaketi evet Allah bir daha göstermesin ama asrın ihmali, asrın beceriksizliği ve asrın pişkinliğiyle karşı karşıyayız. Gelelim övündüğü kısma. Öncesinde çalışmadı. Deprem sırasında arama kurtarmada çuvalladı. Diyor ki 'verdiğim sözleri tuttum'. Ne söz verdin sen? Ne söz verdin? Dedin ki 'CHP'ye oy verirseniz'...'O lafı ilk duyduğumda böyle kanım akıyordu dondu. 6 Şubat'ta deprem olmuş, 8 Şubat 9 Şubat malum diyor, kimsenin aklında yok ya ne depremi? O gün bize dese, o gün dese, ya seçim var bu dönemde ne seçimi, gelin bu seçimleri 5-6 ay ileri alalım; valla Cumhuriyet Halk Partisi seçim meçim düşünmez. Adam iki gün sonra depremden 'malum 14 Mayıs'ta seçim var, sakın ha oyu başkasına verirseniz, onlar işi öğrenene kadar bir yıl geçer. Bu kardeşiniz bir yılda hepinizin evini yapacak ve sizi eve sokacak' dedi.

"KİRACILARA EV YOK, KİRACIDA PARA YOK"

Dedi mi demedi mi? Dedi. Ama, ama maalesef o günlerde kimse ona ev yapamazsın demedi. Ama o bize 'bunlar yapamaz' dedi. Şimdi diyor ki 'bize bu evleri yapamaz dediler'. Bir yılda bu evlerin yapılacağını söyleyip oy istemek, depremdeki insanların çaresizliğini görüp 'bunlar gelince işi öğreninceye kadar yapamazlar biz yaparız' diyerek insanları kandırarak oy istendi ve o istenen oyların sonucundaki iktidarı yaşıyoruz şu anda. Peki ne oldu? Bir yıl bitti. Biz buradaydık. Tüm Türkiye'de yüzde 2.7, yüzde 2.7'si bitmişti evlerin. İkinci yıl bitti tüm Türkiye'de, 11 ilde yüzde 30'u bitmişti evlerin. Üçüncü yıl bitti şimdi bitiyor, evlerin yüzde 70'i bitmiş. Şu anda da 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Osmaniye'de gittim, Gaziantep'te gittim, her şehirde konteynerda yaşayan toplam 270 bin kişi var.
Kiracılara ev yok, kiracıda para yok, eve girmeye imkan yok. Geliyor konteynerdaki elektriğini kesiyor 'çık artık'... 'Nasıl çıkacağım kiraya?' diyor. 'Depremden önce nasıl oturuyorsan otur' diyor. Dün ağladı adam. 'Lastikçiyim ben' dedi. 'Bir gelirim vardı' dedi. 'Şimdi yeniden iş buldum ama eve eşya alacak yok, ev tutacağım 15 bin lira ev, en ucuz ev 15 bin lira. Bir depozito istiyor, 3 aylık da peşin kira. Ben 60 bin lira ömrümde görmedim, nasıl çıkacağım buradan? Elektriğimi suyumu kesti' diye ağladı adam dün.

ERDOĞAN VE KURUM'A SOKAK ÇAĞRISI

Şimdi oradan 25 diyor. Bakan Kurum, milletvekillerinizin gözüne bakarak Meclis'te komisyonda 'o kadar çok ev yaptık ki' diyor. 'Şu anda deprem bölgesinde 5 bin liraya kiralık konut var kiracılar için' diyor. Dün Osmaniye'de sordum en ucuzu 15, ortalama 20. Gaziantep'te sordum en ucuzu 16-17, ortalama 20-22. Kahramanmaraş'ta soruyorum 5 bin liraya kiralık ev var mı? 10 bin liraya var mı? 15 bin liraya var mı? Burada 20 bin lira kiralık evlerin tutarı, en oturulmayacak ev de 15 bin lira ve Murat Kurum diyor ki 'Gidin deprem bölgesine 5 bin liraya kiralık konut var' diyor.
Buradan, bugün gerçi salondayız, dün iki gün meydandaydık, yarın yine meydandayız. Buradan Murat Kurum'a söylüyorum grup toplantımızda, buradan Erdoğan'a söylüyorum; öyle kapalı salonlarda, kışın ısıtıp yazın serinletip kendi seçtiklerinize bile değil, atadıklarınıza nutuk atarak bu milletin aklıyla alay etmeyin. Sokağa çıkın sokağa! Sokağa çıkın millete anlatın bakalım.
Bugün itibarıyla Maraş'ta 112.414 konut sözü verilmiş, teslim edilen 73.956. Malatya'da yüzde 22'si bekliyor, Adıyaman'da 43'ü, Antep'te 26'sı Gaziantep'te. ve Hatay'da 254 bin konutun 153 bini verilmiş yüzde 40'ı bekliyor. İnsanlar anahtarı alıyorlar hazır değil. 'Hazır' diyorlar, hepiniz biliyorsunuz en az 100 bin lira ama çoğunlukla 300 bin lira ilave masraf edilmeden evin içine geçilemiyor. Evin çatısı akmasa borusu akıyor, borusu akmasa camı akıyor, parkesi kabarmış, boyası kabarmış. Doğru mu?

İHLAS HOLDİNG CEO'SU AHMET MÜCAHİT ÖREN'E TEPKİ

Beni içinize alın diyor. Ben de sizin arkanızda olayım. Türkiye ayağınız olayım diyor. Epstein'in has adamına. Herkes layığını buldu. Layığını bulacaksın."

Kaynak: Birgün