Gazete Emek- DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, Suriye’de artan çatışmalar ve özellikle Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri ile Dêr Hafir, Tişrîn Barajı, Tabqa, Reqa ve Dêra Zor hattında yaşanan saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
'Sivillere yönelik ablukalar kabul edilemez'
Açıklamada, sahadaki gelişmelerin çözümü değil, çözümsüzlüğün derinleştirildiğini gösterdiği belirtilerek, sivillere yönelik kuşatmaların ve askeri saldırıların “kabul edilemez” olduğu belirtildi "Halep'te çatışmaların durması kararına rağmen, Eşrefiyê ve Şêxmeqsûd mahallelerine yönelik kuşatmanın yeniden başladığı, bölgeyle iletişimin kesildiği ve sivillerin hedef alındığı haberleri kamuoyuna yansımaktadır. Sivillere yönelik ablukalar kabul edilemez bir suçtur." denildi.
'10 Mart Mutabakatı’nı ihlal eden taraf Geçici Şam Hükümeti'
DEM Parti, 10 Mart Mutabakatı’nın Geçici Şam Hükümeti (HTŞ) tarafından ihlal edildiğini ifade ederek, "Ahmet El-Şara ve emir-komutasındaki cihatçı yapıların, Dêr Hafir'daki uzlaşı sonrasında anlaşmayı hedef alan tutumu Tişrîn Barajı, Tabqa, Reqa ve Dêra Zor kırsalında sürmektedir. Bu saldırılar sabotaj amaçlıdır. QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî'nin "Halep'in doğusundaki güçlerini Fırat'ın doğusuna çekerek yeniden konumlanma" kararını açıkladığı ve iyi niyet beyan ettiği saatlerde saldırıların gerçekleşmesi, müzakere zeminini dinamitleme girişimidir. 10 Mart Mutabakatı'nı ihlal eden taraf, taahhütlerine sadık kalmayan Geçici Şam Hükümeti'dir." diye belirtti.
'Yeni cephelere değil, cesur bir barışa ihtiyaç var'
"Suriye'de yeni cephelere değil; denenmemiş, cesur bir barışa ve tüm halkların eşit olduğu bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç vardır" ifadelerine yer verilen açıklamada, Suriye’de krizin askeri değil siyasi olduğu vurgulandı, kalıcı çözümün kararnamelerle değil, tüm halkların ve inançların haklarını güvence altına alan demokratik bir anayasa ile mümkün olacağı, Alevilerin, Dürzilerin, Hıristiyanların ve Kürtlerin eşit yurttaşlık temelinde tanınmadığı bir sistemde toplumsal barışın kurulamayacağı kaydedildi.
Türkiye’ye de çağrı yapılan açıklamada, Ankara’nın bir yandan “barış” söylemi kullanırken diğer yandan Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt kazanımlarını hedef alan politikalar izlemesinin “siyasi riyakârlık” olduğu ifade edildi. Bu çelişkili tutumun "samimiyeti sorgulattığı ve sürece zarar verdiği" kaydedildi.
Dışişleri ve Savunma Bakanlığı başta olmak üzere iktidar, Suriye’de tarafları kızıştıran değil uzlaştıran bir tutum almaya çağrıldı: "Suriye'de Kürtlerin statüsüne ve demokratik kazanımlarına karşı yürütülen her türlü kirli propaganda ve yaklaşım terk edilmelidir. Sınırın bu tarafında 'yurttaş' dediğinize, öbür tarafında 'düşman' muamelesi yapamazsınız; bu, halkın hafızasında onarılmaz yaralar açmaktadır. Barış, bütünlüklü bir irade gerektirir; Ankara'da yapıcı, Suriye'de yıkıcı olunamaz. Barış, söylemde değil uygulamada hayat bulur. Suriye politikalarının Türkiye'deki barış iradesiyle uyumlu hale getirilmesi elzemdir."
'Kuşatma kaldırılsın, saldırılar dursun'
Öcalan'ın 17 Ocak tarihinde yapılan görüşmede Suriye'de devam eden çatışmaları "Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni baltalama çabaları" olarak değerlendirdiği ve "sağduyu" çağrısı yaptığı hatırlatan DEM Parti "Öcalan'ın daha aktif rol oynayacağı koşulların yaratılmasını istedi.
DEM Parti, Şeyh Maksud ve Eşrefiye'de kuşatmasının kaldırılması, bölgedeki tüm saldırıların durdurulması ve anayasal, demokratik çözüm sürecinin yeniden işletilmesi talebini dile getirdi.
Kaynak: Evrensel