Dem Partiyi kapitalist düzen partileriyle karıştırmayalım

Abone Ol

Bilindiği gibi, Dem Parti Hep ve Hadep geleneğinden gelen bir kitle partisi olup halkların kardeşliğinin ve gerçek demokrasinin oluşması için sayısız bedel vermiştir. Bazıları Dem Partiyi Kürt kimlik eksenli bir parti olarak görüyorlar. Dem partinin ağırlıklı olarak Kürt halkından oluşan bir kitlesi var ancak Dem parti bir Kürt ulusal partisi değil bir kitle partisidir. Dem parti Türkiye'de ezilen bütün kimliklerin ve sınıfların partisidir. Son 37 yılda Hep geleneğinden Dem'e kadar gelen partilerin verdiği bedeli belkide dünyada başka bir yasal siyasi parti vermemiştir. Dem partinin Kürt sorununun çözümünü istemesi Kürt kimlikli bir parti olduğunu göstermez çünkü Dem parti Kürt sorununun çözümü kadar Türk halkının demokratik ve ekonomik her türlü sorununun çözümü için mücadele ediyor. İktidar odakları Dem partinin Türkiye çapında etkili olmaması için, sürekli Dem partiyi Kürt partisi, etnik siyaset yapan bir bölge partisi olarak gösterdiler. İktidar odakları diğer taraftan da Dem partinin Türkiye partisi olmasına her engeli çıkarıyorlar. İktidar odakları, zaman zaman Dem partinin Türkiye partisi olmasını da istiyorlar ama bu, aslında Dem partinin Türkiye çapında örgütlü bir parti olmasıyla ilgili değildir.

Dem partinin kapitalist düzen partisi olmasını ve Kürt sorunu başta olmak üzere Türkiye'nin demokratikleşmesini istememekle ilgilidir. Dem parti, bütün baskı ve engellere rağmen Türkiye'de üçüncü büyük parti olmayı başardıysa bu, Dem partinin Türkiye partisi olduğunun bir ispatıdır. Ayrıca, Türkiye'de kendilerine devrimci ve sosyalist diyenler içinde bir kesim Dem partiyi bir kapitalist sistem partisi olarak görme gibi bir yanlışa düşüyorlar. Bir partinin yasal parti olması ve mecliste olması o partiyi düzen partisi ve kapitalist sistemin aparatı ve parçası yapmaz. Bir partinin legal sahada mücadele etmesi düzenin savunuculuğunu yapması demek değildir. Her halükârda yasal parti olmak kapitalist parti olmak demek değildir. Bir partinin yasal parti olup olmaması önemli değil siyasi olarak nasıl bir duruşa sahip olduğu önemlidir. Rusya'daki Bolşevik ihtilaliyle övünen Türkiye sosyalistleri, Bolşevik ihtilalini yapan Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisinin 20 yıllık mücadele zarfında genellikle yasal zeminde faaliyet yürüten bir parti olduğunu unutuyorlar. Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi Çarlık yönetiminin baskıları yoğunlaştığında kısmen illegale girmiştir ama genellikle yasal siyasi bir parti olarak 1917 yılına kadar varlık göstermiş ve Ekim ayında da iktidarı ele geçirmiştir.

Hatta 1917'nin Şubat devriminde Bolşevik partiden Duma'ya yani meclise milletvekilleri girmiş, hatta bir bakanın Bolşeviklerden olduğu biliniyor. Bu durumda, Bolşevikler Çarlık yönetiminin aparatı mı olmuş oluyorlar yoksa yasal zeminde mücadeleyimi geliştirmiş oluyorlar? Dem partinin yasal parti olması ve mecliste olması, bazen başka partilerle ve hükümetle görüşmeler yapması rejimin aparatı olduğunu göstermez. Dem partiyi yasal parti olduğu için sistemin partisi olarak göstermek siyasete basitçe yaklaşımdır ve siyasetten birşey anlamamaktır. Bir fabrikada çalışan işçiler maaşlarına zam yapılsın diye grev yaptıklarında, bu grev yasal zeminde yapılıyor diye hak kazanma mücadelesi olmayıp mevcut rejimin aparatı mı oluyor? Elli yıldır, birkaç yüz kişilik kitle dışında, geniş kitleler üzerinde bir etkisi olmayan bazı marjinal sol, sosyalist gruplar milyonlarca kitlesi olan ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için mücadelede eden, bedel veren Dem partiyi yasal parti olduğu için rejimin aparatı olma gibi bir basitliğe düşüyorlar. Böyle bir basitliğe düşenler yasal zeminde gazete ve dergi çıkarıyorlar. Bu durumda, yasal zeminde gazete ve dergi çıkarmak rejimin aparatı olma mı oluyor yoksa yasal zeminde devrimci basın yayın çalışması yürütmek mi oluyor?

Devrimci mücadelede kitleye ulaşabilecek en uygun zemin yasal mücadele zeminidir. Yasal zeminde mücadele edemeyenler ve başarılı olamayanlar hiçbir zeminde başarılı olamazlar. Bir siyasi partinin kitlesel hale gelmesi yasal zeminde göstereceği aktif faaliyetle gerçekleşir. Yoksa bir köşede kenarda durarak sadece slogan atarak Türkiye'de demokrasi ve devrim mücadelesi gelişmez. Eğer çok iyi değerlendirilirse yasal zemin toplumsal mücadelenin demokrasi mücadelesinin en iyi gelişebileceği bir sahadır. Türkiye'de kendilerine sosyalist ve devrimci diyenlerde şartlanmış bir zihniyet var o da yasal zeminde faaliyet yürütmenin düzen aparatı olma anlayışıdır. Bu baştan sona yanlış bir zihniyettir böyle bir sakat zihniyetle devrim ve demokrasi mücadelesi asla gelişmez. Dem parti yasal zemini iyi bir şekilde kullanıp büyük bir demokrasi Partisi olmayı başarmıştır. İktidar odaklarının elinden gelse Dem Parti ve kitlesini bir kaşık suda boğarlar. Ki Dem partinin binlerce çalışanı, yöneticisi, üyesi cezaevindedir. Dem partinin binlerce çalışanının, üyesinin cezaevinde olması Dem partinin düzene karşı bir parti olduğunu apaçık ortaya koymaktadır. Dem partinin yaratmış olduğu demokrasi zemini iyi değerlendirilirse Türkiye'de ciddi anlamda bir demokratik ortam gelişir. Türkiye'nin demokratikleşmesi Dem Parti'nin yürütmüş olduğu demokrasi mücadelesi ile gerçekleşir. Unutmamak gerekir ki Türkiye demokratikleşmeden sol ve sosyalizm mücadelesi gelişmez. Bu açıdan Kürt sorununun çözümü Türkiye'yi demokratikleştirir. Türkiye'nin demokratik hale gelmesi de sol ve sosyalizm mücadelesinin gelişim zeminini hazırlar. Türkiye'de azımsanmayacak derecede sol bir kitle var ve azımsanmayacak derecede sol sosyalist partiler var ancak buna rağmen sol sosyalist partiler kitlesizler, işte bunun nedeni yasal zemini değerlendirememektir, kitleye gidememektir. Sol sosyalist partilerin kitleye ulaşabileceği en uygun zemin yasal zemindir.