Gurkêl’in mirası serisinin birinci yazısında Gurkêl Kalesi’nin geçtiği en eski kaynaktan bahsetmiştim. (1223/1224, Yakut El Hemavî – Mücemü’l Buldan) [1] Yine birinci yazıda GurkêlMirliği’nin 1540 yılında Osmanlı İdari Sisteminde ocaklık olarak Diyarbekir Beylerbeyliği’ne bağlı olduğunu arşiv belgesinden bulup yazmıştım. [2] Serinin ikinci yazısında ise Osmanlı arşivlerinden örnekler vermeye devam etmiştim. Osmanlı Devleti’nin sadece Doğu’da İran’a karşı değil aynı zamanda Batı seferlerinde de Kürt Mirliklerinden asker talep ettiğini aktarmıştım. [3] Örnek olarak 1571 Kıbrıs Seferi ve sonrasında Girit Seferi için de Gurkêl Mirliği ve diğer Kürt Mirliklerinden asker istendiğini yazmıştım. Yine 1695 yılındaki Avusturya Seferi için de Mihranî, Eğil(Gêl), Palu ve Tercil Mirliklerinden asker talep edildiğini de arşiv örneği olarak ifade etmiştim. [4] Yani ikinci yazıda ağırlıklı olarak Osmanlı arşiv belgelerine yoğunlaşmıştım. Bugün ise serinin devam yazısı olarak Şerefname’ye bakacağız. 1597 yılında Bitlis Miri Şerefxan tarafından yazılan ve Kürt tarihinin en önemli eserlerden birisi olarak kabul edilen kıymetli eserde Gurkêl’in izini süreceğiz.
Kitap 1597 yılında yazıldığı için sonrası ile ilgili bilgi yoktur.
Başlangıçtan kitabın yazıldığı 1597 yılına kadar 11 mir Gurkêltahtına çıkmıştır.
Şerefname’de mirler hakkında ayrıntılı bilgi 6.mir olan MîrSeyyid Ahmed’ten itibaren başlar. Bu da yaklaşık olarak 1514-1515’li yıllara denk gelir. Yani Şerefname’de bu konuda ayrıntılı olarak 1514-1597 arası olmak üzere 83 yıllık bir tarih anlatılıyor.
Gurkêl, Şerefname’de Gurgil diye geçer. Şerefname’ye göre Gurgil’in ilk ismi Gurdkil’dir. Esere göre Gurdkil kullanıla kullanıla Gurgil’e dönüşmüşür. [5] ] Şerefname’ye göre Gurgil bir nahiyedir ve 100 kadar köyden oluşmaktadır. Esere göre Hz. Nuh’un gemisi de bu 100 kadar köyden oluşan Gurgil nahiyesinin sınırları içerisindedir.[6] Bu 100 kadar köyden oluşan Gurgil nahiyesinde Müslümanlar ve Hristiyanlar birlikte yaşıyorlardı. Bu nahiyenin birçok kışlığı, yazlığı ve otlağı vardır. [7]
Şerefname’ye göre Gurkêl’in ilk miri Mîr Hacı Bedir’dir. Sonraki tüm Gurkêl Mirleri Mîr Hacı Bedir’in soyundan gelir. Mîr Hacı Bedir, öldükten sonra onun yerine torunu Hacı Muhammed bin Şemseddin geçer. Hacı Muhammed bin Şemseddin de ölünce yerine oğlu Mîr Şemseddin geçer. MîrŞemseddin de ölünce geride 3 erkek çocuk bırakır. Bunlar MîrBedir, Mîr Hacı Muhammed ve Mîr Seyîd Ahmed’tir. Esere göre Mîr Şemseddin ölünce sırasıyla önce Mîr Bedîr ardından Mîr Hacı Muhammed daha sonra da Mîr Seyyid AhmedGurkêl miri olur. [8]
Böylece Şerefname’ye göre Gurkêl Mirliği’nin ilk 6 miri şu şekilde oluyor:
1-Mîr Hacı Bedir 2-Hacı Muhammed bin Şemseddin(Mîr Hacı Bedir’in torunu)
3-Mîr Şemseddin(Hacı Muhammed’in oğlu) 4-Mîr Bedir(Mîr Şemseddin’in oğlu)
5-Mîr Hacı Muhammed(Mîr Şemseddin’in oğlu, Mîr Bedir’in kardeşi)
6-Mîr Seyyid Ahmed(Mîr Şemseddin’in oğlu, Mîr Bedir’in kardeşi)
Şerefname, ilk 5 mir hakkında çok az bilgi verir. Şerefxan, eserinde 4.mir Mîr Bedir ve 5.mir olan Mîr Hacı Muhammed hakkında bilgisi olmadığını belirtir ve 6.mir olan Mîr SeyyîdAhmed hakkında ayrıntılar anlatır. [9] Gurkêl’in 6. Miri Seyyîd Ahmed’in Osmanlı Padişahı Kanunî Sultan Süleyman ile ilgili bir anekdotunu yazı uzamasın diye başka bir yazıya bırakıyorum.
Şerefname’de Gurkêl Kalesi’nin stratejik önemi ve konumu şöyle anlatılır: “Gurgil Kalesi, Kürdistan’ın en sağlam ve en sarp kalelerindendir.” [9] Şerefname, Akkoyunlu döneminde gerçekleşen bir olayı şöyle nakleder: Akkoyunlu Devleti’nin kumandanı Bicenoğlu Süleyman Bey, İmadiye(Behdinan) Mirliği’nin kalesi olan İmadiye Kalesi’ni kuşatıp almayınca kışın gelmesi ile kuzeye doğru geri dönünce Hakkari miri İzeddin Şêr, Bay(Ba) Kalesi’ne kapanıp savunmaya geçmiştir. Çünkü diğer kaleler ve şehirler Akkoyunluların idaresine geçmiştir. Hakkari miri İzeddin Şêr, Süleyman Bey’e şu haberi göndermiştir:
“Gurgil, İmadiye(Amediye), Bay ve Bedlis’e bağlı Suy Kalesi biz Kürdlerin elinde kaldıkça sizlerden korku ya da endişe gönüllerimize sızmayacaktır. Çadırlarınız, otağlarınız ve bunların değeri gözümüzde sığır ve manda pisliğinden başka bir şey değildir.” [10]
Gurkêl’in Mirası yazı serisine 4.yazı ile devam edeceğiz…
Dipnotlar:
[1] : Mü’cemü’l Büldân, Yakut el-Hemavî, cilt III, sayfa 158
[2] : Tarihsel Değişim Sürecinde Tunceli, Bilal Aksoy, Ekim 1985, Sayfa 184
[3] : Sultan ve Mir: Osmanlı-Kürt İlişkilerine Giriş, İbrahim Özcoşar, Mardin Artuklu Üniversitesi Tarih Bölümü
[4] : 12 Numaralı Mühimme Defteri, 71 Nolu hüküm. Aktaran: Sultan ve Mir: Osmanlı-Kürt İlişkilerine Giriş, İbrahim Özcoşar, Mardin Artuklu Üniversitesi Tarih Bölümü
[5] [6] [7] [8] [9] [10] : Şerefname, Şerefhan, Deng Yayınları, 3.baskı, 2006, İstanbul