Gazete Emek- Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana maden faciasının ikinci yılında, İstanbul Kadıköy’de kitlesel bir basın açıklaması ve yürüyüş gerçekleştirildi. “İliç Türkiye meselesidir, Türkiye İliç’i unutma” pankartıyla bir araya gelen emek ve demokrasi güçleri, 9 işçinin yaşamını yitirdiği katliamın gerçek sorumlularının yargılanmasını istedi.
Süreyya Operası önünde yapılan açıklamaya, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Milletvekili İbrahim Akın ile Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.
Buradan Boğa Heykeli’ne yürüyen kitle, “İliç madeni kaza değil cinayet”, “İşçi cinayetlerine son”, “İliç’i unutma unutturma” dövizleri taşıdı. Yürüyüş boyunca “İliç’in hesabı sorulacak”, “Katil Anagold Türkiye’den defol”, “Kader değil cinayet, İliç için adalet” sloganları atıldı. İşçilerden Uğur Yıldız’ın fotoğrafları taşındı.
Anne Sevda Yıldız: Çocuklarımızın kanı yerde kalmasın
Açıklamada söz alan, yaşamını yitiren DİSK Dev Maden-Sen üyesi Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, iki yıldır adalet mücadelesi verdiklerini belirterek şunları söyledi:
“Oğlum yattığın yer incitmesin seni… Ama bilsinler ki bu acı burada kalmayacak. Bu benim mücadelemin daha başlangıcı. Bize söz verdiler; ‘Suçlular cezasını çekecek’ dediler. Peki nerede suçlular? Hiçbirini mahkeme salonunda göremedik. Neden sorumlular yargılanmıyor? Adalet güçlüden yana mı, yoksa bizden yana mı? Bilmiyorum. Ama maalesef bugüne kadar bizden yana olduğunu göremedik” dedi.
52 gün boyunca oğlunun cenazesine ulaşmak için verilen mücadeleyi hatırlatan Yıldız, “O cehennem çukuruna inerek oğlumu arkadaşları aradılar. Dayanışma sayesinde çıkardılar. Peki devlet o 52 gün boyunca neredeydi? Bir devlet vatandaşının en zor anında yanında olmayacaksa ne zaman olacak?” diye sordu.
Madenin yeniden açılmasına yönelik girişimlere de tepki gösteren Yıldız, “Neden altını onlar götürüyor, zehri bize bırakıyor? Açılmasın o ocak. Başka analar ağlamasın” dedi. 17 Şubat’ta görülecek duruşmaya çağrı yapan Yıldız, “Türk siyasi partilerini, halkımızı bekliyoruz. Çocuklarımızın kanı yerde kalmasın. Benim tek mücadelem budur” diye ekledi.
Baba Ali Ekber Yıldız: Sizin büyüklüğünüzü görmedim
Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız ise olay sonrası verilen sözlerin tutulmadığını belirtti. “Bakanlar, milletvekilleri yanımıza geldiler. Ama 15 gün boyunca hiçbir şey yapamadılar. Çok çaresiz kaldılar. Hani başımızdakiler diyordu ya, ‘Biz büyük ülkeyiz.’ Ben sizin büyüklüğünüzü göremedim. Sizin büyüklüğünüz, halkınıza zulmetmek mi? Halkınızı aç bırakıyorsunuz, emeklinizi aç bırakıyorsunuz. Kendi halkınıza zulüm ediyorsunuz. Bakın, Trump en azından kendi halkına sahip çıkıyor. Sizin ‘katil’ dediğiniz İsrail’in başbakanı bile kendi halkına sahip çıkıyor. Siz ise kendi halkınıza zulmediyorsunuz” dedi.
Avukatlar: Gerçek sorumlular yargılanmıyor
Ailenin avukatlarından Akçay Taşçı, İliç davasının, Türkiye’deki diğer işçi katliamları davalarından bağımsız olmadığını vurguladı. Soma, Ermenek ve Amasra davalarını hatırlatan Taşçı, her defasında ilk günlerde verilen sözlerin karar duruşmalarında tutulmadığını söyledi.
Taşçı, facianın göz göre göre geldiğini belirterek, yığın liç sahasında kapasitenin aşıldığını, çatlakların aylar öncesinden tespit edilip raporlandığını, buna rağmen üretimin sürdürüldüğünü aktardı. “İşçilerin ölümünü göze alarak üretim yapıldığı dosyada var. Ama sonuç neden yok? Bu, toplumsal mücadelenin konusudur” dedi ve 17 Şubat’ta Erzincan Adliyesi’ndeki duruşmaya katılım çağrısı yaptı.
İstanbul Barosu’ndan avukat Ümit Aktaş da şirket yöneticilerinin ve kamu görevlilerinin yargılanmadığını belirterek, “İddianamede asli kusurlu olduğu belirtilen isimler mahkeme önüne çıkarılmıyor. Yurt dışı yasağı kaldırılan yöneticiler serbestçe dolaşıyor. Eğer adalet olsaydı aileler yalnız bırakılır mıydı?” diye konuştu.
Çerkezoğlu: Bu bir katliam
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, facianın ertesi günü İliç’te olduklarını hatırlatarak, “Yaşanan ne kazadır ne kader. Açıkça bir katliamdır” dedi. İşçi yaşamının maliyet kalemi olarak görüldüğünü ifade eden Çerkezoğlu, “Gerçek sorumlular, yani siyasi iktidarın temsilcileri ve bu sürecin ortakları yargılanmadıkça adalet sağlanmayacaktır” diye konuştu.
Çerkezoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “İşçi canı ve kanı üzerinden devam eden bu sermaye zihniyeti son bulsun diye adalet istiyoruz. Biliyoruz ki İliç, Türkiye’nin özetidir. İliç’te yaşananlar, Türkiye’de bize dayatılan bu adaletsiz düzenin bir özetidir. İşçi katliamlarıyla, emek sömürüsüyle, doğanın talanıyla; o bölgenin toprağını ve suyunu zehirleyen zihniyetle İliç’te yaşadıklarımız bu düzenin bir sonucudur. Ve biliyoruz ki kapitalizm, emek sömürüsü üzerine kuruludur. Her şeyi ama her şeyi kâr hırsıyla değerlendiren bir zihniyetin ürünüdür. Biz bu düzeni çok iyi biliyoruz, yaşıyoruz ve değiştirmek için mücadele ediyoruz. Buradan bu düzenin bütün sahiplerine, bu ülkedeki iktidar sahiplerine, sermayeye ve bu zihniyetin tüm taraflarına sesleniyorum: Sizin ihmaliniz, sizin denetimsizliğiniz, sizin daha fazla kâr hırsınız nedeniyle ortaya çıkan her ölümün tek bir sorumlusu var. O da sizsiniz. O da sizin bu vahşi ve zalim düzeninizdir.”
Karagöz: Topraklarımız zehir çöplüğü değil
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz ise Soma’da gerçek sorumluların hesap vermemesi nedeniyle yeni katliamların yaşandığını belirterek, “12 yıl önce Soma’da yaşanan madenci katliamının gerçek sorumluları hesap vermiş olsaydı; Ermenek’te toprağın altında kalan işçiler için gerçek bir adalet sağlanmış olsaydı, Elbistan maden katliamı yaşanmayacaktı. Elbistan’da gerekli dersler çıkarılıp önlemler alınmış olsaydı, bugün İliç’teki bu acıyı yaşamıyor olacaktık. Evet, İliç’te toprağa alın terini akıtan 9 canımızın alın teri kurumadan, sermayeden ve çok uluslu şirketlerden yana tavır alan siyasal iktidar aracılığıyla aynı şirket yeniden faaliyete geçirilmek isteniyor. Bu bizim açımızdan asla kabul edilemez. Bu ülkenin toprakları çok uluslu şirketlerin zehir çöplüğü değildir. Bu zehirler toprağa ve suya karışarak yalnızca işçileri değil, çocuklarımızı ve geleceğimizi de katledecektir. Dolayısıyla bugün kendi coğrafyamıza, kendi topraklarımıza ve emekçi kardeşlerimize sahip çıkma günüdür” dedi.
Günaydın: Bu bir düzen meselesi
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da şunları söyledi: “Bu memleketin havasını, toprağını, suyunu, ormanını, kıyısını, merasını ve insanını sermayeye peşkeş çekmeye adeta yemin etmiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Sömürge madenciliğinin en açık örneklerini bu kadim topraklarda hep birlikte görüyoruz. Bu bir ekolojik yıkımdır; aynı zamanda iktisadi bir işgaldir. Türkiye’de ürettikleri, çıkardıkları altın madeninin yüzde 98’ini götürüp, bize liçli siyanür yığınlarını bırakan uluslararası sermaye ve ona eşlik eden yerli işbirlikçileridir söz konusu olan. Bundan yüz yetmiş yıl önce sakallı bir iktisatçı, bunları ‘sermayenin çanak yalayıcıları’ diye tanımlamıştı. Evet, her yabancı şirketin tırnak içinde yerli bir ortağı var ve onlar bizim toprağımızı, suyumuzu, geleceğimizi ve yaşamımızı sömürüyorlar. Dokuz kardeşimizi İliç’te kaybettik. Ama arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi bu ilk değildi. Bunlar birer iş kazası değil, iş cinayetleriydi. Bunları durdurmak bizim elimizde. Bu düzene son vermek bizim elimizde. Dolayısıyla talep ettiğimiz şey basitçe bir iktidar değişimi değil; açıkça bir düzen değişimidir. Yeniden insandan yana, yeniden emekten yana, doğadan, topraktan ve sudan yana bir düzeni bu memleket hak ediyor. Bunu hep beraber kuracağız.”
Aslan: İş cinayetlerinin hesabını sormak için mücadeleye devam edeceğiz
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da yaptığı açıklamada, “Katliamın ikinci yılında adalet aramak ve hesap sormak için burada toplandık. Başta İliç olmak üzere, tüm iş cinayetlerinin hesabını sormak için adalet mücadelesi vermeye devam edeceğiz. Emek ve demokrasi güçlerini, sendikaları 17 Şubat’ta Erzincan’da görülecek İliç duruşmasına katılmaya çağırıyoruz” dedi.
17 Şubat’a çağrı
Yapılan konuşmaların ardından, 17 Şubat’ta Erzincan’da görülecek duruşma için destek çağrısı yapıldı. İki yıl önce 9 işçinin yaşamını yitirdiği facianın ardından ailelerin ve emek örgütlerinin talebi net: “Gerçek sorumlular yargılansın, maden yeniden açılmasın, başka işçiler ölmesin.”
Kaynak: Evrensel