Gazete Emek- Kalyon PV’de zam gündemi işçiler tarafından öfkeyle takip ediliyor. Hak-İş’e bağlı Enerji-İş Sendikasının, Temmuz 2025’te imzaladığı toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamında işçiler yalnızca yüzde 10 zam aldı. Ücret artışı talebini her fırsatta dile getiren işçiler, sendikanın bu talebi işverene iletmediğini belirtiyor. İşçilerin belirttiğine göre, sendika yöneticileri görüşmelerde “asgari ücretin üzerinde bir artış” talebinin dahi dile getirilemeyeceğini söylerken, zaman zaman enflasyonun dahi altında oranlardan bahsederek beklentileri düşürmeye çalıştı. Bu tutum, işçilerle sendika arasında ciddi bir gerilim yarattı.
Görüştüğümüz bir işçi, yaşananları şu sözlerle anlattı:“Bu sendikayı başımıza getiren patronun kendisi. O yüzden her fırsatta patronu koruyor, işçiyi susturmaya çalışıyor. Grup grup görüşmeler yaptılar. ‘Elimizden bu geliyor, daha fazlasını isteyemeyiz’ diyorlar. Ama isteyip de alamadıkları bir şey yok, hiç istememişler ki. Haliyle tepkiler yükseldi.”
Sendikanın bu görüşmeleri bilinçli şekilde parçaladığını düşünen bir başka işçi ise “Hem üretim durmasın istediler hem de herkesin tepkili olduğunu bildikleri için bizi bir araya getirmediler” dedi. Farklı bir vardiyada konuştuğumuz işçiler ise, yapılan görüşmeler sırasında öne çıkan isimlerin not edildiği yönünde duyumlar aldıklarını söyledi. Bir işçi, “Herkes işini yapsın, senin işin bizim için mücadele etmek deyince suçlu oluyoruz” sözleriyle yaşanan baskıyı ifade etti.
“Grev hakkı yok”
Sendikaya güvenmeyen işçiler, yasal haklarını sorarak nasıl bir yol izleyebileceklerini de gündeme getirdi. Ancak işçilere, sektörlerinde grev hakkı olmadığı söylendi. İşçiler bu bilginin doğru olmadığını ifade ederek, sendikayı dezenformasyonla suçladı. Bir işçi durumu şöyle aktardı:“Grev hakkı yokmuş diyorlar ama bu doğru değil. Hem yol göstermiyorlar hem bizimle yürümüyorlar, üstüne engel oluyorlar.”
Sendikanın işçiler aleyhine olan ya da gerçeği yansıtmayan yasal gerekçelerle konuşması, kalan güveni de zedelemiş durumda. Bir işçi bu tabloyu, “Ülkede düzen neyse Kalyon’da da o” sözleriyle özetledi.
Bir başka işçi ise yaşananları daha ayrıntılı anlatıyor:“İşten atmalar mı, bize reva görülen sözleşme mi; hangisi yasal? Bu kanunlar neden hep bizim aleyhimize kullanılıyor? Özellikle Kalyon’da bu daha görünür. Altı yıllık fabrikada sayısız hak ihlali oldu ama karşılığında hep patron kazandı. Kalyon’un kimin sermayesi olduğunu biliyoruz, sendikanın da patronun aparatı olduğunu görüyoruz. Vergi bile vermeyen patron, sıra bize gelince ‘zarar ediyorum’ diyor. Buna kim inanır?”
İşçiler, süreçte öne çıkan isimlerin işten çıkarılacağı yönünde açık ya da örtük mesajlar verildiğini söylüyor. Formenlerden isim listeleri istendiğine dair duyumlar da işçiler arasında yaygın. Ancak bu durum, öfkenin yerini korkuya bırakmasını sağlamamış. Bir işçi, “Atılabilirim, yanımdaki arkadaşım da atılabilir. Bu yeni bir şey değil. Daha önce de mücadele eden arkadaşlarımızı işten attılar” diyerek kararlılığı vurguluyor.
Kâr var ücret yok
Görüştüğümüz tüm işçiler, Kalyon Holding’in iktidar sermayesi olduğuna dikkat çekiyor. Dört yıldır vergi muafiyetleri, teşvikler ve indirimlerle desteklenen şirketin, buna rağmen emeğin karşılığını vermediği ifade ediliyor. Patronun, 2025’in ilk 9 ayında 419,9 milyon TL kâr ettiği belirtilirken, işçilere düşük ücret dayatılması tepkilere neden oluyor.
Ücret baskısı yalnızca kadrolu işçilerle sınırlı değil. İş dönüşünde konuştuğumuz MESEM kapsamında çalışan çocuk işçiler de memnuniyetsizliklerini dile getirdi. “Başka yerlerde çalışan arkadaşlarımız ek ücret alabiliyor. Biz ağır koşullara rağmen 8 bin lira alıyoruz” diyen gençler, sendikanın da göstermelik görüşmeler yaptığını ifade etti.
Kalyon PV’nin, ucuz iş gücü için MESEM kapsamında çocukları, geçinemediği için çalışmak zorunda kalan emeklileri ve olası işten çıkarmalar sonrası ithal işçileri devreye sokabileceği iddiası da işçiler arasında konuşuluyor. Özellikle Nepalli işçiler konusunun, Sincan’daki organize sanayi bölgelerinde gündeme geldiği belirtiliyor.
Toplu işten çıkarmalarla birlikte kıdem ortalamasının düştüğünü söyleyen işçiler, tazminat güvencesi olmayan çok sayıda çalışanın varlığına dikkat çekiyor. Buna rağmen binin üzerinde işçinin çalıştığı Kalyon PV’de öfkenin hâlâ diri olduğu ifade ediliyor. İşçiler, bu öfkenin somut bir güce dönüşmesinin yolunun birlikten geçtiğinin de farkında.
Kaynak: Evrensel