Küller Altında Bir Vicdan: İktidarın Gölgesinde Adalet

Abone Ol

Dersim'in dağlarına vuruyordu ayaz, soğuk bir Ekim sabahıydı. Rüzgâr, Munzur'un sularından alıp getirdiği hüznü savuruyordu sokaklara. O sabah, kentin sessizliğini paramparça eden bir çığlık yükseldi taş duvarlar arasından. Bir kadının çığlığıydı bu önce isyan, sonra yalvarış, en sonunda sessizlik.

Valinin oğlunun elleri, daha önce kaç bedende gezmişti bilinmez, ama bu sefer kan bulaştı parmak uçlarına. Tecavüz yetmedi, boğazına sarılan eller nefesini değil, hayallerini de söndürdü o genç kadının. Belki bir öğretmen olacaktı, belki bir anne. Belki bir şiirin mısralarında yaşayacaktı. Ama tarih, onu sadece bir istatistik olarak yazdı karanlık defterine.

Baba ise koltuğunda oturuyordu. Makam odasının kapısı kapandığında içeriye vicdan sığmıyordu. Emir verdi: "Oğlum dokunulmazdır." Ve devlet denen çark, bir gencin canını korumak için dönmeye başladı. Deliller kayboldu, tanıklar susturuldu, adalet kılıcı kınına sıkıştı.

İşte tam burada soruyorum: Makam mı daha ağırdır, yoksa bir can mı? Devletin bekası mı üstündür, yoksa bir kadının onuru mu? Bu topraklarda adalet, çoğu zaman güçlünün yanında saf tuttu. Fakat unutulmamalıdır ki, dağların bile unutmadığı bir hesap vardır. Munzur'un suyu ne kadar duru akarsa, o kadının kanı da öyle haykıracaktır tarihin kuyusunda.

Kürsülerden okunan hutbeler, yargı cüppelerinin ipeksi kumaşları, valilik forsları hepsi bir gün toz olacak. Geriye yalnızca bir isim kalacak: O tecavüze uğrayıp öldürülen kadının adı. Onu hatırlamak, bugün susturulan her sesi hatırlamaktır.

Dersim'in taşları konuşsa, anlatacağı destan budur: Bir valinin oğlu nasıl kraldan çok kralcı kesildi, bir babanın himayesi nasıl katliamın önünü açtı, ve bir kadının ölümü nasıl bir sistemin iflası oldu.

Ne diyor şair: "Dağların ardında bir adalet vardır, görecek günü."

O gün gelene kadar, her tecavüz haberi, her korunan fail, her kirlenen dosya bunların hepsi, aslında devletin değil, vicdansızlığın ifadesidir. Ve unutmayın: En güçlü sandığınız duvarların ardında bile, en zayıf sesin çığlığı yankılanır ebediyen.

Adalet bekler. Dağlar bekler. Ve o kadının ruhu, Munzur'un en serin sularında, kıyamete dek haykıracaktır.