Kürtler, Kürtlere düşmanlık yapanlarla, Kürtlerin değerlerine saldırılar yapanlarla kardeş değiller

Abone Ol

Türkiye'de bir grup ne üdüğü belli olmayan ve etnik olarak Türk bile olmayan devşirme bir güruh tarafından Kürt halkının kimliğine kültürüne ve değerlerine saldırılar yapılıyor. Siyasal Türkçülükten beslenenler de buna destek veriyorlar ve hatta buna önayak oluyorlar. Bursa Spor stadyumunda, Bursa Spor kulübü taraftarları tarafından ağza alınmayacak laflar Leyla Zana'ya söylendi. Leyla Zana'ya söylenen, ağza alınmayacak bu iğrenç laflar eğer tanınmış başka bir bayana söyleseydi hükümetin ve yargının tavrı ne olurdu acaba? diye merak ediyorum. Bir devlet yöneticisine yönelik bir eleştiriyi bile hakaret olarak kabul eden ve hemen soruşturma başlatan hatta tutuklama yapan yargının neden bu terbiyesizliği yapan güruha yönelik olarak harekete geçmediğini, Kürt halkı soruyor. Bazen, dövizin yükseldiğini bile söylemenin yasak olduğu Türkiye'de Kürtlere hakaret ve küfürler söylemek serbest midir ve böyle bir şey fikir özgürlüğü mü sayılıyor? Leyla Zana, Türkiye'de demokrasi olsun, insan hakları ve özgürlük olsun diye yıllarca hapis yattı ve bedel verdi. Balık başta kokar misali, Kürt halkının değerlerine yapılan saldırıların Kürt düşmanı yüz yıllık tekçi katı ulus devlet rejiminden beslendiğini bilmek gerekiyor. Devlet yönetimi istesin Kürt değerlerine yönelik yapılan saldırıları durdurabilir.

Kürtler Türk olmayı kabul etmedikleri için, devlet destekli bir güruhun hedefi haline getirildiler. Kürtler, biz kardeşiz dedikçe insanlıktan nasibini almamış bazıları daha çok insanlık düşmanı oluyorlar. Birde, Kürtler bizim kardeşlerimizdir diyorlar. Kürtlere kardeş diyenler Kürtlerin ulus olmaktan kaynaklı haklarına saygılı olmayı öğrenirler, saygılı olurlar. Bir partide başka bir güruh çıkıyor kürsüye Kürt adında bir halk yoktur diyor. Kürt adında bir halk yoksa neden Kürtçe yasak ve neden Kürt halkı Türkiye'de her hakka sahiptir deniyor ve neden Kürtçe anadilde eğitim yasaktır ve neden Suriye'deki Kürtlere bile düşmanlık yapılıyor??? Türkiye'de insanların beyni zehirlenmiş durumdadır. Her an her kötülüğü yapacak bir zehirli güruh takımı var. Ama keskin sirke kendi küpüne ve kendi kendine zarar verir. İnsanların siyasi görüşleri, dini inançları ve milliyetleri ne olursa olsun, böyle iğrenç lafları söylemezler. Çünkü kötü söz sahibine aittir ve o kötü sözleri Leyla Zana, kendi sahiplerine iade ediyor. Hayvanlar alemi bile kendi türüne böyle iğrenç laflar söylemezler. Kürt düşmanlığı bazılarını insanlıktan çıkarmış. Kürt halkına düşman olan kendinede düşman olur çünkü insan olan kendine söylemesini istemediği kötü sözleri başkalarına söylemezler. Çünkü insan, insana kötü söz etmez. Hayvanlarda birbirine kötü sözler söylemezler.

Ancak ne üdüğü belli olmayan yaratıklar, tanımsız mahluklar böylesi ahlaksızlığı yaparlar. Hükümetten bu ahlaksızlığa yönelik bir girişimin olmaması bu ahlaksızlığın bir güruh takımının öyle kendi kafalarına göre yaptıkları bir saldırı olmadığını gösterir. Hükümet ve devlet yönetimi bu ahlaksız güruh takımına doğrudan böyle bir ahlaksızlığı yapın dememiştir ama devletin onlarca yıldır Kürt düşmanlığı yapması böyle bir güruh takımının ortaya çıkmasına ve Kürt halkının değerlerine istedikleri zaman hakaret etmelerine yol açtı. Devlet istesin bu terbiyesizliği yapan güruhu ebediyen susturur ve Kürtlere yönelik böyle bir saldırıya izin vermez. Ama balık başta koktuğu için bu saldırıların tohumunu Kürt inkârı siyaset besliyor. Kürtler Türkiye'nin üvey evladı muamelesi görüyor. Kafkasya'dan Balkanlar'dan gelen muhacir devşirmeler Türkçülükle Türkiye'yi uçurumun kenarına getiriyorlar. Orta Asya'dan Anadolu'ya gelen gerçek Türk halkına da en büyük zararı bu devşirme güruh takımı veriyor. Gerçek Türklerin Kürt halkıyla hiçbir zaman bir sorunları olmadı. Gerçek Türkler Kürtlerle birlikte Anadolu'da bir yaşam ve beraberlik kurduklarının bilincindeler. Siyasal Türkçülüğü sermaye haline getirenler şurada burada gelen devşirmelerdir ve bunlar eninde sonunda yarattıkları bataklıkta boğulacaklar. Yanlış yolda yürüyenlerin varacağı yer karanlık olacaktır. Kürt halkına saldıran bu güruh takımı şişirilmiş balondur ve bir iğne darbesiyle patlarlar.

Cahillerin en büyük düşmanı kendileridir. Matematiğin gerçeği Kürt halkına saldıran bu güruhu oluşturan Kürt düşmanı devlet siyasetinin bir gün mutlaka biteceğidir. Irak'ta, Suriye'de nasıl ki Kürt düşmanı devlet siyaseti iflas ettiyse Türkiye'de de birkaç yılda iflas edecektir. Suriye'deki Kürtlerin ulusal statü sahibi olmamaları için Türkiye'deki devlet siyaseti varını yoğunu ortaya koymuş kumar oynarcsına. Kürtlerin bir diğer adı da "terörist" oldu. Nerede Kürtler örgütlense bu örgütlülük "terör" olarak yaftalanıyor. Türkiye'deki Kürtlerin dışında Suriye'deki Kürtlerede "terörist" deniyor. Suriye'deki Kürtler ulusal statü sahibi olurlarsa sıra Türkiye'ye gelecek yani Türkiye'deki Kürtlerde ulusal statü sahibi olacaklar. İşte çözüm süreci denilen süreç Kürt sorununu çözme ve Kürt halkının ulusal varlığını kabul etme süreci olmalıdır. Kürt halkına yüz yıldır yapılan haksızlıklar kabul edilse, Kürt halkının ulusal varlığı kabul edilse ve Kürt halkına yapılan baskı, zulüm ve katliamlardan dolayı özür dilense işte o zaman gerçek anlamda demokrasi ve kardeşlik oluşur. Kürt halkına küfürler söylemekle kardeşlik olmaz düşmanlığın daha çok dozajı artar ve bu karanlık eğer böyle devam ederse Türkiye'yi daha çok büyük bir çıkmaza sokacaktır. Bundan dolayı çözüm süreci denilen süreç Kürt halkını kandırma süreci değil Kürt sorununun çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi süreci olmalıdır. Aksi takdirde Kürt halkına saldıran bu güruh takımı Türkiye'yi daha büyük bir karanlıkla karşı karşıya getirirler.