Osmanlı - Kürt İlişkileri - 1

Abone Ol

Osmanlı Devleti ve Kürt Mirlikleri arasındaki mutabakat ile ilgili yazılarda yapılan en büyük yanlış Kürt Mirliklerinin 1514 Çaldıran Savaşı sonrası kurulduğu bilgisidir. Bu bilgi baştan sona yanlıştır. Doğrusu şudur. 1514 Çaldıran Savaşı sonrası zaten yüzyıllardır kaleleriyle, hükümranlık sembolleriyle var olan Kürt Mirlikleri ile Osmanlı Devleti arasında bir anlaşma yapıldığıdır. Milattan önce 3 binden bu yana Kürtlerde siyasi örgütlenme modelinde aşiretler bir araya gelip üst siyasi birim olan devleti oluşturmuşlardır. Kürtlerin ataları kabul edilen tüm siyasi oluşumlar bu şekildedir. 6 aşiret bir araya gelip Asur İmparatorluğunun zulmüne karşı Med Devletini kurdular. Milattan önce 1200’lerde aşiretler halinde yaşayan Urartu ülkesinin sakinleri, Asur İmparatorluğunun zulmüne karşı Milattan önce 860’lardan itibaren üst çatı olan Urartu Devletini kurdular. Tüm bilimsel tarih kaynakları Urartuları bir aşiretler federasyonu olarak tanımlar. Milattan sonra 1169’da Mısır’da iktidara gelen Selahaddîn Eyûbî, 11 Kürt aşiretinden destek istemiş ve 11 aşiret askeri güç olarak Selahaddin’in ordusunda yerlerini almıştır. Milattan sonra 935’ten itibaren zayıflayan ve merkez Bağdat ve yakın çevresi dışında hükümranlık gücü kalmayan Abbasiler döneminde kurulan İslamiyet sonrası Ortaçağ Kürt Devletleri olan Mervanî, Revadî, Şedadî ve Hasanveyhî devletleri de aşiretlerin askeri ve sosyal gücüne dayanmışlardır. [1] [2]
1514’teki Çaldıran Savaşı’ndan çok önce 1223/1224’te Mü’cemü’l Büldân eserini yazan Ortaçağ yazarı ve gezgini Yâkut el - Hamevî, Fenek Kalesi’nden bahseder ve Beşnevî Kürtlerinin yaklaşık 300 yıldır burayı yönettiğini yazar. [3] Fenek (Finik) Kalesi, eserin yazıldığı dönemden çok sonra da yüzyıllarca Finik Mirliğinin başkent kalesi olmuştur. [4] Ortaçağ müellifi Yakut el – Hamevî, kabaca Milattan sonra 900’lerden eserini yazdığı 1223’e kadar yaklaşık 300 yıllık bir hükümranlıktan söz etse de çok daha geriye gidip izdüşümüne bakarsak antik dünyanın ünlü coğrafyacısı Strabon’un ((MÖ 64 – MS 24) bölgeden bahsederken Finik/Fenek’ten Pinaka olarak bahsettiğini görürüz. [5]
Aynı eserde Yakut el- Hamevî, Gurgil (Gurkêl) Kalesi’nin de Buhtî Kürtlerine ait bir kale olduğunu ve Gurkêl’in aynı zamanda Buhtî Kürt Mirliğinin de merkez şehri olduğunu yazmıştır. Yani 1223 yılında zaten Gurkêl Kalesi başkentli bir mirlik vardı. [6]
Bu konu başlığında daha birçok kaleyi ve yeri yazıyı uzatmamak adına başka bir yazıya bırakıyorum. Yani kısaca özetlersem, 1514’te zaten onlarca Kürt Mirlik ve yüzlerce kaleleri yerindeydi. 1514 Çaldıran Savaşı’ndan sonra zaten yüzlerce yıldır hüküm süren Kürt Mirlikleri ile Osmanlı Devleti arasında ilişki tanımlandı. Yani Osmanlı-Kürt ilişkileri bir nevî düzenlendi. Osmanlı Devleti, Kürt Mirliklerini tanıdı. Bazı Mirlikler, Hükümet Sancak bazıları Yurtluk-Ocaklık sistemi olarak tanındı. Bir sonraki yazıda Osmanlı Devleti ve Kürt Mirlikleri arasındaki mutabakatın içeriğini ve detaylarını direkt Osmanlı arşiv belgelerinden aktaracağım.
Dipnotlar: [1] : Hasanveyhî Kürt Emirliği (961-1015), Seyfettin Çetin, 2020.
[2] : Şeddâdîler (951-1199) Ortaçağ’da Bir Kürt Hanedanı, Nevzat Keleş, 2016.
[3] ve [4] : Yakut el-Hamevî’nin Mü’cemü’l Büldân’ında Kürtler, Seyfettin Çetin, 2014.
[5] : Coğrafya, Strabon Çev. Adnan Pekman, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 1987
[6] : Mü’cemü’l Büldân, Yakut el-Hamevî, cilt III, sayfa 158.