Gazete Emek- Tokat, İstanbul ve Çorlu’dan birleşerek Ankara’da buluşan Şık Makas işçileri, direnişlerinin 150. Gününde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünden basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamada Şık Makas işçisi BİRTEK-SEN üyesi Buse Kara, “Şık Makas patronu Kolunsağ, binlerce işçinin haklarına ve alacaklarına çöktü, Çorlu, İstanbul ve Tokat'ta binlerce işçinin tazminatları halen ödenmemiş durumda” dedi. Çalışma Bakanlığı kapısına çözüm için değil, teşhir etmek için geldiklerini ifade eden BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen, “Eğer bu bakanlık ve onun bağlı olduğu Saray iktidarı görevlerini yapmış olsaydı; hukuka, adalete göre hareket etmiş olsalardı Şık Makas patronu, Kolunsağ ailesi bu kadar şımarıkça işçilerin ekmeğine, haklarına çöküp, hırsızlık yapıp hala bu ülkede itibar görerek dolaşamazlardı” dedi.
Şık Makas’ın devlet teşviği alarak kurduğu fabrikalardan Mısır’a yatırım yaptığı için üç kentte binlerce işçiyi işten çıkardığını, işçileri işten çıkarırken 12-18 ay taksit dayatıldığını hatırlatan Kara, Bakanlık önünde yaptığı konuşmada “Bunu kabul eden işçilere taksitler 2 yıl sonra dahi ödenmemiş durumda. Kabul etmeyen işçileri ise ilk önce haksız kodlarla, çalıştıkları sürenin ücretlerini bile ödemeden tazminatsız işten attı” dedi. Üç kentte de işçilerin haklarını alamadıklarını ifade eden Kara, “Tokat'ta, yüzlerce işçi bu haksızlığa karşı 5 aydır direnişte. Çorlu'da ise işçiler alamadıkları taksitlerini almak için defalarca kez eylem yaptı, imza topladı. İstanbul'daki şık Makas işçileri de haklarını alamıyor” diye konuştu.
BİRTEK-SEN Başkanı Türkmen: Biz bu kapıya çözüm için değil
onları teşhir için geldik
Kara, İstanbul, Çorlu ve Tokat'taki binlerce Şık Makas işçisinin talebinin açık olduğunu; ödenmeyen alacaklarımızın tamamı ve tazminatlarının derhal ödenmesi çağrısı yaptı. Sendikanın Genel Başkanı Mehmet Türkmen de yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “Bir kez daha Çalışma Bakanlığı’nın önündeyiz. Aslında bir çözüm umduğumuz için burada değiliz maalesef. Çünkü biliyoruz ki uzun süredir Çalışma Bakanlığı’nın kapısı, Ankara’da iktidarı, kurumları ve devleti temsil eden kurumların kapısı işçi ve emekçiler için çözüm kapısı değil. En fazla bu adaletsizliği ve bu görevlerini kötüye kullanan işçilerin ve emekçilerin haklarına çöken bu düzeni sürdürme konusundaki rollerini teşhir etmek için buradayız. Ne yazık ki artık Ankara’ya gelenler yasalar ve kağıt üzerinde görevlerini yapıyormuş gibi görünmek kaygıyla hareket ederlerdi. Bir adaletsizlik kamuoyunda gündem olunca biraz olsun utanmaları vardı ve halkın koca kurumları yasalara ve hukuka karşı görevleri ve sorumlulukları olan kurumlar patronları kayırıyormuş gibi görünmemek için en azından bu kaygıyla hareket ederlerdi. Ama uzunca bir süredir bu kapılar Çalışma Bakanlığı kapısı da dahil artık işçiler için bir çözüm kapısı değil.
En fazla feryatlarını, bu adaletsizliği teşhir etmek için geldikleri bir yer oldu. O yüzden biliyoruz bu Çalışma Bakanlığı görevi yasalarla tanımlanmış çalışma hayatındaki bütün taraflara, işçilere işverene de eşit mesafede, hukuğa uygun sorumlulukla hareket eden bir bakanlık olsaydı Şık Makas işçileri Tokat’ta sadece yasalardaki hakları, ödenmemiş maaşları, ödenmemiş tazminatları, yani yasalara göre çoktan ödenmiş hakları için 150 gündür direnmek zorunda kalmazlardı. Eğer karşımızda bu koca binadaki bürokratlar gerçekten yasalar göre gerçek sorumluluklarını yerine getirseydi Çorlu’da, İstanbul’da, Tokat’ta binlerce Şık Makas işçisi 15 ay geçmesine rağmen hala tazminatlarını almamış olmazlardı. Eğer bu bakanlık ve onun bağlı olduğu Saray iktidarı görevlerini yapmış olsaydı; hukuka, adalete göre hareket etmiş olsalardı Şık Makas patronu, Kolunsağ ailesi bu kadar şımarıkça işçilerin ekmeğine, haklarına çöküp, hırsızlık yapıp hala bu ülkede itibar görerek dolaşamazlardı”
“Onlar işçilerin ekmeğine kan dökenlerdir”
Konuşmasında Polyak Madencilikte çalışan binlerce işçinin aylardır ücretlerini alamadığını da yer veren Türkmen, “Eğer bu ülkede adalete ve hukuku uygun hareket edilseydi kolluk kuvvetleri öyle düşmana saldırır gibi Polyak işçilerine saldıramazdı” dedi. Konuşmasında çözüm için Çalışma Bakanlığı kapısında olmadıklarını bir kere daha hatırlatan Türkmen, “Onlara işçilerin ekmeğine kan döken patronlarla ortak olduklarını bir kere daha haykırmak için buradayız” dedi. Siyasi partilere, emek örgütlerine ve emekten yana herkese seslenen Türkmen, “Biz işçi ve emekçiler ayağa kalkıp örgütlenmedikçe, biz her gün çökülen haklarımız, her gün gasbedilen haklarımıza, ekmeğimize ve geleceğimize sahip çıkmak için ayağa kalkmadığımız müddetçe bu devran sömürü çarkı böyle devam edecek. Onlar bu örgütsüzlükten cesaret alıyorlar. İçimizde faturasını ödeyemeyen işçi var; oysa bir patron 3 ilde binlerce işçinin tazminatına çöküyor ama bir bakanlık yetkisi bir devlet görevlisi ‘ne hakla bunu yaparsın’ demiyor. O yüzden bu ülkeyi hırsızlıkla işbirliği yapanlar yönetiyor” diye konuştu.
İşçiler talepleri için Bakan Işıkhan’a seslendi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a seslenen işçilerin talepleri şöyle:
-Kıdem tazminatı hakkı güvenceye alınsın
-İşçilerin kasasından patronlara teşvik aktarmaktan vazgeçin,
-İşçilerin emeğinden ve kasasından gasbedilen sermayeyle yurt dışına yatırım yapılmasının önüne geçilsin,
-İşçilerin tazminatına ve işsizlik maaşına çökmek için kullanılan kod sistemi değiştirilsin, işçilerin beyanı esas alınsın,
-Patronları değil işçileri koruyan yasal düzenlemeler yapılsın.
Kaynak: Evrensel