Gazete Emek- Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yüzde 70 oranında zeka geriliği bulunduğu sağlık raporlarıyla tespit edilen bir kadına çocuk yaşta yönelik zincirleme cinsel istismar davasında verilen hapis cezalarını, mağdurun yıllar sonra evlenmiş olmasını gerekçe göstererek bozdu. Kararda, mağdurun evliliğinin geçmişte “rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini” ve “cinsel özgürlüğünün bulunduğunu” gösterdiği savunuldu.
T24’ten Cengiz Anıl Bölükbaş’in haberine göre, Artvin’de yaşayan aile, 2013 yılında 16 yaşındaki kızları D.A’yı bir süreliğine başka bir ilçede yaşayan evli ablasının yanına gönderdi. Aile, kızlarının geri dönmesinin ardından hamile olabileceğinden şüphelenerek yaptırdığı test sonucu hamileliği öğrendi ve durumu Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirdi.
Tehdit, istismar ve hamilelik
Yürütülen soruşturmada, D.A’nın ilçede tünel inşaatında çalışan A.Z, Ş.Y, M.A. ve M.K. tarafından çıplak fotoğraflarının yayılmasıyla tehdit edilerek çok sayıda kez cinsel istismara uğradığı değerlendirildi. Şüpheliler, D.A. ile farklı mekânlarda görüştüklerini kabul etti ancak istismar iddialarını reddetti.
Soruşturma kapsamında alınan Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporunda D.A.’da yüzde 70 oranında orta derecede zekâ geriliği bulunduğu tespit edildi. Ardından Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunda da mağdurun olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olduğu, zekâ geriliğinin hekim olmayanlarca dahi anlaşılabilecek düzeyde bulunduğu kaydedildi. Raporda ayrıca hamileliğin A.Z.’nin cinsel istismarı sonucu gerçekleştiği belirtildi.
Yerel mahkeme: Nitelikli istismar
Artvin Ağır Ceza Mahkemesi, 2016 yılında verdiği kararda sanıklar A.Z. ve Ş.Y’yi “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 14 yıl 2 ay, M.K’yi ise “çocuğun basit cinsel istismarı” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. M.A. ve mağdurun kuzeni N.T. hakkında beraat kararı verildi.
Karar sanıklar, mağdur vekilleri ve Aile Bakanlığı tarafından temyiz edildi.
Yargıtay: Evlendiğine göre rıza var
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanıklara verilen cezaları bozdu. Daire, mağdurun istismardan yaklaşık beş yıl sonra evlenmesini gerekçe göstererek, “cinsel özgürlüğünü kullanabilecek düzeyde mümeyyiz olduğunun anlaşıldığını” savundu.
Bu nedenle sanıkların eylemlerinin “çocuğun cinsel istismarı” değil, “reşit olmayanla cinsel ilişki” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Daire ayrıca, mağdurun ruh sağlığının bozulduğu yönündeki Adli Tıp tespitinin “fazla ceza tayinine yol açtığını” öne sürdü.
Daire Başkan Vekili karara karşı oy kullandı. Karşı oyda, mağdurun zekâ geriliğinin doğuştan ve yaşam boyu sürdüğü, olay tarihinde olduğu gibi evlilik tarihinde de ayırt etme gücünden yoksun olduğu vurgulandı. Beş yıl sonra yapılan evliliğin, sanıkların cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ifade edildi.
Başsavcılıktan itiraz
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Daire kararına itiraz ederek, zekâ geriliği nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan kişiler açısından rızanın hukuken geçerli sayılamayacağını belirtti. Başsavcılık, mağdurun sonradan evlenmesinin suçun vasfını değiştirmeyeceğini vurguladı.
Ancak Yargıtay 9. Ceza Dairesi, itirazı reddederek kararında ısrar etti. Bunun üzerine dosya nihai kararın verilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderildi.
Dosya, engelli kadınlara yönelik cinsel şiddette “rıza” tartışmasını yeniden gündeme taşırken, kararın cezasızlık tartışmalarını derinleştirdi.
Kaynak: T24