GÜNDEM

Demirtaş: Halkımdan, yoldaşlarımdan ve bize umut bağlayanlardan özür diliyorum

Kobani Davası’nın bugünkü duruşması tutuklu Kürt siyasetçi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın savunmasıyla başladı. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ile Tülay Hatimoğulları’nın da takip ettiği duruşmada Demirtaş önemli açıklamalarda bulundu.

Abone Ol

Gazete Emek-Mahkeme heyeti için, ”Biliyoruz ki siz kararınızı çoktan vermişsiniz, ferman yazılmış. Ancak kararınızın bizim ve halkımızın nazarında hiçbir hükmü yoktur. Bize baş eğdiremediniz. Kararı yüzüme okumanıza müsade etmeyeceğim.”  diyen Demirtaş’ın savunmalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

DEM Parti’nin halkı temsil etme hakkını ve meşru muhataplığını savunuyorum. DEM Parti’yi kabul etmeyen kim varsa ben de onları tanımıyorum. Benim irademin, halkı temsil hakkımı tanımayanı ben de tanımıyorum. Benim iradem bana aittir.

 DEM Parti “askerleri ölüme göndereceğinize tecridi kaldırın, Öcalan ile görüşülsün” diyor. Bunun neyi yasaya aykırı, neyi gayrı meşru? Bunu söyleyen “terörist”, Mecliste oturup trilyonluk ihaleleri götürenler “milliyetçi” öyle mi? Hadi oradan!

Bu gidişata dur diyecek olan sadece ve sadece yoksul halktır. Biz demokratik çözüme inanan siyasetçileriz. Sırf bunu istedik diye yıllarca rehin tutulmamıza rağmen halen içeriden barış diye haykırıyoruz.

Halkımdan özür diliyorum. Yoldaşlarımdan, bize destek verenlerden, umudunu bize bağlayanlardan özür diliyorum. Onların umutlarını gerçekleştirmeyi başaramadık. Ancak söz veriyorum; Partimiz DEM Parti’nin öncülüğünde ben bunun mücadelesini sürdüreceğim…

Siyasetçileri, özel olarak da beni yok saymaya, yok etmeye, yalan kumpaslarla tasfiye etmeye çalışanlara şunu söylüyorum; demokrasi ve barışı savunan herkesin dostuyum. Bunu kabul etmeyen hiç kimseyi tanımayacağımı açıkça ilan ediyorum.

İhanet eden Şeyh Sait değildir. Şeyh Sait’in İngilizlerle işbirliği yaptığına ilişkin tek bir bilgi yoktur. Türk aydınları biraz okusun, aydınlansın. Beni sevenler bilsin ki ben Şeyh Sait torunlarındanım.

Bu salonda bizim şahsımızda Kürt ve Kürdistan gerçeği mahkum edilmek isteniyor. Ben Kürt’üm, anavatanım Kürdistan’dır, her iki kimliğim onurdur, kimse bu değerleri yargılayamaz.

En onurlu görevimiz savaşa son vermektir, çatışmaları bitirmektir. Türkiye’de birlikte huzur içinde yaşayabileceğimiz koşulları oluşturmaktır birinci görevimiz. Burada gördüğünüz siyasetçilerin hepsi barış için mücadele etmişlerdir.


 

İmralı’da hukuksuzca tecrit altında tutulan Öcalan müzakerenin tarafıdır. Silahların terk edilmesinin yolunun Sayın Öcalan ile müzakereye bağlı olduğu, devletin de birçok defa hakkını teslim ettiği bir hakikattir.

Bu ülkenin pek çok şeyi gibi milliyetçiliği ve dindarlığı çakmadır. Fakat Türkiye’nin milliyetçiliği ‘bir Türk dünyaya bedeldir’ diye ahkam keserken öte yandan kendi milletini ahlaken ve bütün değerleriyle çöktürüyorlar.




 

Kaynak: Nupel