Gazete Emek- Hatay Depremzede Derneği, depremin 3’üncü yılı kapsamında bugün bir araya gelerek hazırladıkları raporu paylaşarak basın toplantısı düzenledi.
KESK TTB Koordinasyon Merkezi’nde yapılan toplantıda dernek tarafından yapılan açıklamada “Yetkililer ‘Hatay normale döndü’ diyor. Buradan, bir kez daha açık ve net söylüyoruz: Bu sözler gerçeği yansıtmıyor. Bu sözler biz Hataylıların yaşadıklarını inkâr ediyor. Bu sözler; aklımızla, yaşadıklarımızla, geçen üç yılımızla dalga geçiyor. Hatay makyajlanıyor, vitrin süsleniyor ama makyaj kentin her yerinden oluk oluk akıyor, gerçekler örtülemiyor” denildi.
"KENTİN HAFIZASI YOK EDİLDİ"
Dernek açıklamasında Hatay’ın fiilen altı parçaya bölündüğü vurgulandı. TOKİ mahalleleri, rezerv alanlar, konteyner kentler, kırsal yerleşimler, belirsizlik içinde yaşayan mahalleler ve Antakya’nın kalbi olan riskli alanların birbirinden koparıldığı ifade edildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
“Hatay fiilen altı parçaya bölünmüş, birbiriyle bağı koparılmış mahallelerden oluşmaktadır:
• Hızla inşa edilen ancak altyapı, işçilik, sosyal donatı ve kentle bağ kurma açısından ciddi sorunlar barındıran, yaşamın konutla sınırlı kaldığı alanlar: Toki Mahalleleri
• Ne zaman, nasıl ve neye dönüşeceği belirsiz, mülkiyet hakkı askıya alınmış, yaşamın fiilen dondurulduğu mahalleler: Rezerv Alan Mahalleleri
• Geçici denilerek kalıcılaşan, barınmanın süreklilikten, mahremiyetten ve insan onuruna yakışır koşullardan uzaklaştığı alanlar: Konteyner Kent Mahalleleri
• Afetin ardından kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya zorlanan, destek, planlama ve kamusal hizmetlere erişimi sınırlı bırakılan yerleşimler: Kırsal Mahalleler
• Ne yıkılan ne yapılan, ne güçlendirilen ne de dönüştürülen; belirsizlik içinde yaşayan, her an yeni bir kararla yerinden edilme korkusu taşıyan mahalleler: Arada Kalmış Mahalleler
• Tarihsel, kültürel ve toplumsal hafızanın yoğunlaştığı, kentten koparılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmış alanlar: Antakya’nın Kalbi Riskli Alan Mahalleleri
İşte bu yüzden yıllardır diyoruz ki: Bir kentin yeniden inşası, yükselen binalarla olmaz. Bir kent; kurulan ilişkilerle, mahalleli olmakla, komşunu görmenin verdiği güvenle, geleceğe dair ortak bir umutla yeniden kurulur. Üç yılda binalar yükseliyor diye ‘kenti ihya ettik’ naraları atmak; yukarıdan bakarak yapılan, kentin ruhunu ve hafızasını yok sayan bir şovdan ibarettir.”
SAĞLIK SORUNLARI İLK SIRADA
Açıklamada hazırlanan rapor kapsamında yapılan anket çalışmaları da paylaşıldı. Anket kapsamında yurttaşlara “Depremin 3.yılında Hatay’da en büyük sorun olarak gördüğünüz üç başlık nedir?” sorusu yöneltildiğini ifade edildi. Ankete katılan 613 kişiden 458’inin, ilk sıraya toz ve buna bağlı sağlık sorunlarını söylediği kaydedildi.
Açıklamada, Hatay’daki en büyük sorunlardan birinin sağlık alanında yaşandığı vurgulanarak şu ifadeler kullanıldı:
“Sağlık alanında yaşananlar, Hatay’da ‘normalleşme’ söyleminin bir algıdan ibaret olduğunu gösteren sorunlardan yalnızca biridir. Bu tabloyu yalnızca anketlerle değil, bu kentte yaşamaya devam eden insanların dilekçeleriyle görüyoruz. Bugün Hatay’da; doktoru olan ama binası olmayan sağlık birimleri, binası olan ama uzman doktoru olmayan hastaneler vardır. Yurttaşlar Toplum Sağlığı Merkezlerine; soğukta, sıcakta, yağmurda, rüzgârda ve tozun içinde başvurmak zorunda bırakılmaktadır. Depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, birçok sağlık merkezi hâlâ konteynerlerde hizmet vermektedir. Hatay’da sağlık merkezi, uzman doktor, ilaç ve tıbbi malzeme eksiklikleri giderilmemiştir.”
BARINMA VE ALTYAPI SORUNLARINA ÇÖZÜM YOK
Açıklamada, kentteki bir diğer dikkat çekici sorunun da barınma, altyapı ve elektrik kesintileri olduğu kaydedildi. Açıklamada “Normalleşme söylemine dair bu kentte yaşayanların gerçeklerini gözler önüne sermek adına elektrik kesintileriyle ilgili yaptığımız diğer bir çalışmada; Mobil 186 üzerinden, TEDAŞ’ın bölgesel olarak takip ettiği 6 ildeki anlık kesintilere baktık. 2 Ocak 2026 tarihinde, TEDAŞ’ın bölgede sorumlu olduğu Kilis, Gaziantep, Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay olmak üzere 6 ilde yaşanan anlık kesintilerin toplamının yarısı tek başına Hatay’a aitti. O saatte Hatay’da 4 bini aşkın elektrik kesintisi yaşanıyordu. Barınma başlığında ulaştığımız sonuçlar da ortada. Üçüncü yıla girdiğimiz hâlde, güvencesiz, sağlıksız ve geçici çözümlere mahkûm ediliyoruz. Barınma bize bir hak değil, bir lütuf gibi sunuluyor” denildi.
TALEPLER AÇIK VE NET
“Hatay Depremzede Derneği olarak buradan açıkça söylüyoruz: Hatay’da yaşadıklarımız bir vitrinin ardına saklayabileceğiniz türden değildir. Hatay başarı hikâyelerinizin öznesi hiç değildir. Memleketimiz bir propaganda alanı değildir. Hatay; bizim kentimiz, her gün tozlu havasını soluyanların, yaşamının her anı mücadeleyle geçenlerin kenti” denilen açıklamada talepler de şöyle sıralandı:
• Adalet istiyoruz.
• Güvenli konut istiyoruz.
• Temiz hava istiyoruz.
• Kesintisiz elektrik istiyoruz.
• Kent hakkımızı istiyoruz.
• İnsanca yaşamak istiyoruz.
• Söz değil, çözüm istiyoruz.
Kaynak: Birgün