ÖZEL HABER/ DILDAR GÜLER

Gazete Emek- Van’da 2011 yılında meydana gelen depremlerin üzerinden 12 yıl geçti. Kent, ilk olarak 23 Ekim 2011'de meydana gelen 7.2 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Büyük bir hasara neden olan ilk depremden 17 gün sonra, bu kez de 9 Kasım'da 5.6 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Her iki depremde toplam 604 kişi yaşamını yitirdi, 4 binin üzerinde kişi de yaralandı. Ayrıca 2 bin 262 ev, işyeri ve konut enkaza döndü. Son yılların en sert kışın yaşandığı kentte yurttaşlar uzun zaman kapılarının önüne kurulan barakalarda yaşam mücadelesi verdi. Aradan gecen iki aylık zamandan sonra kentin farklı noktalarına kurulan konteynır kentlere yurttaşların bir kısmı yerleştirildi.

SES Urfa Şubesi yöneticisi Gengeç: Sadece Urfa'da ülkenin iki katı personele ihtiyaç var SES Urfa Şubesi yöneticisi Gengeç: Sadece Urfa'da ülkenin iki katı personele ihtiyaç var

HARABEYE DÖNEN KONTEYNIRLARDA YAŞAM MÜCADELESİ

Depremden sonra başta Van’ın Edremit, İpekyolu, Erciş olmak üzere farklı noktalarda yapılan deprem konutlarına alım gücü olan yurttaşlar satın alarak yerleşti. Ancak alım gücü olmayan birçok aile konutlara yerleşemedi. Başta Tuşba ilçesinde kurulan konteynır kent ile Edremit İlçesinde bulunan Anadolu Konteynır kentte bulunan yüze yakın aile evleri olmadığı için 12 yıldır büyük bölümü çürüyen konteynır kentlerde yaşamaya devam ediyor. Hastalığın kol gezdiği iki konteynır kentte yaşam mücadelesi bütün imkansızlıklara rağmen sürüyor.

RİSK DEVAM EDİYOR

2011 yılından sonra gün geçtikçe stres biriktiren fay hattının gelecekte büyük tehlike arz ettiğini dile getiren Van İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Mihail Atık, “Bu yeni fay hattının bilinirliği aşikar olmasına rağmen Van Büyükşehir Belediyesi o bölgede şu aralar bir imar planı üzerinde çalışmaktadır. Bu yeni imar planı ile alakalı çok katlı yapıların olacağı söylentileri var. Eğer böylesi bir hataya mahal verirlerse büyük can ve mal kayıplarına zemin hazırlamış olacaklardır” diye konuştu. Atik, 2011 yılında gerçekleşen ve 644 vatandaşın ölümüne, milyarlarca maddi zarara sebep olan Van depremi kentin ne denli deprem riskine sahip olduğunu gösterdiğini de dile getirdi. Atik, Van’ın Türkiye’nin en büyük depremselliğe sahip ili olduğunu kaydetti.

Depremin yıl dönümünde yetkililere çağrıda bulunan Atik, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“* Acilen bir eğitim müfredatı ile depremden önce, deprem anında ve depremden sana nasıl, davranılır neler yapılır ile alakalı toplum eğitilmeliydi maalesef yapılmadı.

* İvedi olarak deprem toplanma alanları oluşturulmalıydı. Fakat bir iki tabela üzerinden gösterilmekten öteye gidilmedi.

* Hasar tespitlerin yapılması nitekim yapıldı ve hasarlı yapıların bir an önce yıkımlarının yapılması gerekiyordu, ama hala yüzlerce hasarlı yapı ve metruk yapı olduğu gibi durmaktadır.

* Kent bazlı deprem odaklı bir kentsel dönüşüm yapılması gerekirken maalesef rant odaklı bir sürü imar planı çalışması yapıldı ve yapılmaya devam edilmektedir.

* Meslek odaları yeni yapılacak yapılarda etkili kılınması gerekirken, projelerin denetim ve kontrolleri meslek odalarından muaf kılındı.

* Yeni yapılarda her bir şantiye için bir mühendis görevlendirilmesi gerekirken, beş şantiyeye bir mühendis uygulamasına devam edildi.

* Yeni yapılacak yapıların mutlaka ruhsatlandırılması gerekirken başta YYÜ`nin bazı hocaları ve Tuşba Belediyesinin de içinde bulunduğu bir çalışma ile üniversitenin arka taraflarına ruhsatsız yapılar inşa edildiği söylenilmektedir.

* En büyük tehlike ise şu aralar gündemde olan imar affı yasasıdır, deprem bölgesi olan bir yere verilecek en büyük kötülük imar affı ile sağlanmış olunacaktır.

* Van’ın depremselliği göz önüne alındığında kesinlikle imar affının dışında tutulması gerekmektedir.

* Deprem riski olan her yerde İl Risk Azaltma Planı (İRAP) çalışmaları yapılmaktadır. Van için bu çalışmalara birkaç haftadır başlanılmış olmasına rağmen meslek odaları ve kamuoyu bu çalışmanın dışında tutulmaktadır. Bu durum ise akılda bir takım soru işareti yaratmaktadır.”

Not: Bu haber,  "Yeni Medyada Emek Gazeteciliğini Geliştirmek" projesi kapsamında Fransa'nın Türkiye Büyükelçiliği tarafından desteklenmektedir.