Haber: Serkan Atasoy
Gazete Emek - "Vurma, basınım!" cümlesi son zamanlarda sıradan bir söylem değil. Sahadan mesleğini yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek isteyen gazeteciler, polisin ve bazı vatandaşların engeli ile karşı karşıya kalıyor. Gazetecilerin üzerinde açıkça bulunan "basın kartı" ise pek bir işe yaramıyor. Bunun örnekleri dün (25 Mart) yaşandı. Gazeteci İbrahim Türk, sosyal medya hesabından yayınladığı bir video ile yanağındaki darp izini ve basın kartını göstererek "Evet arkadaşlar, polis şiddetine maruz kaldım; basın kartım da burada" diyerek tepki gösterdi. Gazeteci Abdullah Akyol ise Diyarbakır’daki On Gözlü Köprü çevresinde gerçekleştirdiği bir haber takibi sırasında, köprü çevresinde faaliyet gösteren kafe işletmeleri ve çalışanları tarafından sözlü ve fiziksel saldırıya uğradığını açıkladı. Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada olay esnasında yanına gelen meslektaşı Gülbahar Süngü'nün de aynı sözlü saldırıya uğradığını söyledi.
Bir başka örneği, aynı gün gazeteci Melisa Sapaz tarafından karşımıza çıktı. Sapaz, olaylara ilişkin konuşarak hem başından geçenleri anlattı, hem de polisin sadece kendisine değil; öğrencilere yönelik de sert müdahalede bulunduğunu aktardı.
"Bacağıma tekme atıldı copla vuruldum ve yüzüme biber gazı sıkıldı"
"19 Mart eylemlerinin yıl dönümü nedeniyle Kızılay’da öğrenciler ve vatandaşlar bir araya gelmek istedi. İlk eylemler 24 Mart’ta başlarken, 25 Mart’ta öğrenciler yeniden Kızılay Yüksel Caddesi’nde toplandı.
Eylemciler, yürüyüşlerine Güvenpark’a doğru devam etmek istedi ancak polis ekipleri buna izin vermedi ve grubu ablukaya aldı. O sırada görüntü almak için eylemcilerin önünde bulunuyordum. Kalabalığın hareketlenmesiyle birlikte kendimi doğrudan çevik kuvvetin önünde buldum.
Üzerimde açıkça görülen “basın” ibaresi bulunmasına rağmen, “Vurma, basınım” diye bağırmama karşın polis tarafından müdahaleye maruz kaldım. Bacağıma tekme atıldı, copla vuruldum ve ardından yüzüme biber gazı sıkıldı. Bu müdahale sonrası etkisiz hale geldim ve bir süre bulunduğum yerden kalkamadım."
"Yaklaşık 30 öğrenci sert müdahale ile gözaltına alındı"
"Ablukadan çıktıktan sonra çevredeki öğrenciler yardım etti. Gözlerime süt ve limon sıkarak müdahalede bulundular. Yaklaşık yarım saat boyunca oturduğum yerden kalkamadım. Bu sırada sivil polisler yanımıza gelerek bulunduğumuz yerden kalkmamızı istedi. Gözlerimi açamadığımı ve basın mensubu olduğumu belirterek durumumu ifade ettim.
Bir süre sonra kendime gelebildim. Bu esnada eylemler devam ediyordu. Polis, öğrencilere biber gazı kullanarak ve ablukayı sürdürerek müdahaleye devam etti. Öğrenciler ise dağılmamakta ısrar etti. Abluka içerisinde yaklaşık 30 öğrencinin sert müdahaleyle gözaltına alındığını uzaktan gözlemledim."
"Müdahalenin etkisi eylem sonrasında da sürdü"
"Olaylar sırasında polis ekipleri “güvenlik önlemleri kapsamında” çevredeki vatandaşlara da uyarılarda bulundu. Bu esnada iki vatandaş arasında tartışma yaşandı; bir vatandaş polisin müdahalesini savunurken, bir diğeri yaşananları kayda alarak tepki gösterdi.
Müdahalenin etkisi eylem sonrasında da sürdü. Eve döndükten sonra da gözlerimdeki yanma devam etti, bir süre gözlerimi açamadım. Şu an bacağımda şişlik, kollarımda morluklar bulunuyor ve biber gazının etkisini hâlâ hissediyorum."