Gazete Emek - Gazeteci Yazar Ali Fikri Işık “Seçme Metinler"in yazarı Behçet Darğın ile Gazete Emek için söyleşi gerçekleştirdi.
Yapılan Söyleşi şu şekilde:
1) Okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız? Behçet Darğın kimdir?
Behçet Darğın bir kitap tutkunu her şeyden önce. Okur olmak öyle bilinmek istiyorum. Okurluk benim kimliğim. Ulusal dergi ve sitelerde kitaplar üzerine ve portre yazıları yazıyorum. Bunun yanında eğitim alanında erken yaşlarda ilkokul çocuklarında kitap okuma alışkanlığı kazandırma ve eleştirel düşünme becerisi edindirmeye yönelik projeler yürütmekteyim.
2) Kitaplarla, okumayla nasıl tanıştınız?
Lise birinci sınıfta arkadaşımın elinde gördüğüm bir kitabı can sıkıntısını gidermek için isteyip okumayla başladı okuma tutkum. O günden beri kitap okumadan geçen günümün olduğunu hatırlamıyorum.
3) O ilk okuduğunuz kitabı hatırlıyor musunuz? İsmi neydi?
Her şeyin ilki başkadır.” diye klişe bir söz vardır. ilk olan şeylerin çabuk çabuk unutulmayacağını ifade eder. Ben de ilk okuduğum kitabı hatırlıyorum gün gibi. İsmi “Hayata Merhaba” yeşilçamın ünlü oyuncularından Filiz Akınkitabın yazarı.
4) İlk kitabı sorduk. Peki son okuduğunuz kitabınız hangisi?
İşte bu sorunuza tam bir cevap vermek biraz zor. Birkaç kitabı beraber okumaktayım. Bunların içerisinde aylık dergiler var. Şuanda elimde Hesenê Metê’nin kitapları var. Tekrar okumaya başladım.
5) Daha çok hangi tür kitapları okumayı seviyorsunuz?
Öncelikle her türden okumaya çabalıyorum. Özel olarak merak ettiğim bir konu varsa onlara öncelik veriyorum. Ama her zaman elimin altında biyografi, otobiyografi, günlükler, gezi kitapları olur. Bu tarz kitapları okumayı çok seviyorum. Bunlara ek olarak; kitap eleştirmenliği yaptığım için de bu konuda yazılmış kitaplar da her zaman masamda bulunur.
6) Neden?
Sanatçıların özel hayatlarını, çalışma tarzlarını, okuma-yazma rutinlerini merak ederim. Bunları da bahsettiğim türlerde bulunur. Bu sebeple sanatçıların, yazarların hayat hikâyesini işleyen metinler dikkatimi çeker.
7) Kitap eleştirmenliğinizden bahsedelim isterseniz. Yazılarınız Türkiye’de Ot, Birikim, Hece gibi önemli dergilerde yayımlandı. İndependent Türkçe gibi bilinen bir sitede de hala yazmaktasınız. Nasıl başladınız eser eleştirmenliği gibi zor işe?
Bu sorunuza çok yakın bir soruyu üniversite hocam da yıllar sonra aynı dergide yazarken sormuştu bana. Ona verdiğim cevabı size de vereyim. Bilinçli bir şekilde başlamadım. Kendimi bir anda içinde buldum. Başta sadece kitap tanıtım yazıları yazdım. Zamanla bu tanıtımlar bir yazar ya da eser hakkında haftalar, aylar süren araştırmalara doğru evrildi. Bir baktım, elimdeki metinler tanıtım yazılarından çok daha fazlası. Birer dosya halini almış. Dediğiniz gibi zor fakat severek yaptığım için her bir zorluğu bana ayrı bir lezzet veriyor.
8) Ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz çalışmalarınızda?
En çok karşılaştığım güçlük:“Bilginin doğruluğunu teyit ettirmektir.” Türkçe’de hakkında sınırlı kaynak bulunan ya da var olanların baskısı tükenmişse, bulduğum bilgilerin doğruluğunu teyit ettirmek için doğal olarak kitaplarının çıktığı yayınevlerine ulaşmak zorunda kalıyorum. Kendimi tanıttığım zaman pek inanmıyorlar araştırmacı olduğuma. Farklı yayınevlerinde çalışan biri olduğumdan şüpheleniyorlar. Bu sebeple bazen istediğimiz bilgileri alamıyoruz karşı taraftan.
9) Yazılarınıza baktığımızda çok ayrıntılı ve uzun bir araştırmanın sonucu oldukları anlaşılıyor. Yazılarınızı nasıl yazıyorsunuz, yazacağınız yazarı, kitabı nasıl belirliyorsunuz?
Sorunuzun sonundan cevaplamaya çalışayım. Hakkında yazacağım yazar, eserler konusunda saatlerce düşünüyorum. kimi ya da hangi kitabı yazmalıyım? Okur, yazımı okuduğunda harcadığı zamana, enerjiye değmeli kaygısıyla konumu belirliyorum. Bir de seçeceğim kişi/eserin dünya edebiyatından farklı milletlerden olmasında dikkat ediyorum. Dünya edebiyatının tadını lezzetini okuruma aktarmak istiyorum. Bu da beni uzun bir süreli araştırmalara, yapılan çalışmaları gözden geçirmeye, en az 3-4 haftalık okumalar yapmaya, sayfalarca not almaya götürüyor.
10) Yeni kitabınız çıktı. “Seçme Metinler- Edebi Portreler ve Yazılar” kitabınızdan biraz bahseder misiniz?
Kitabım adından da anlaşılacağı üzer edebi biyografiler ve yazılardan oluşuyor. Yaklaşık 4 yıldır biriktirdiğim yazılar içerisinde edebi olanları seçtik. Birkaç tanesi hariç hepsi İndependent Türkçe’deyayımlanan yazılarımdan oluşuyor. Kitapta yaklaşık 30 yazar ve 100’den fazla eser ismi yer almakta.
11) Neden bu kadar çok eser ismine yer verdiniz?
Bunun özel bir nedeni var. Bilinçli olarak yaptığım bir tercih. Ben bilinçli bir okurun oluşabilmesi için bireyin çok kitap, yazar tanıması gerekir. O zaman sağlık bir okuma beceri geliştirebilir. Ben de yazılarımı yazarken konum olan kitaplara ek olarak başka yazarların eserlerine de değinmeye çalıştım. Her bir yazıda en az 2-3 kitap ismi geçmekte. Bazı yazılarda film ve dizilere değindim. Böylece okur kitabı okurken araştıracağı, not alabileceği birçok kitap ve yazar ismiyle karşılaşmış olacak.
12) Biriktirdiğim yazılar içerisinde edebi olanları seçtim dediniz. Arşivinizde edebi olmayan yazılarınız da mı var?
Evet yazılarım içerisinde eğitim, filoloji, tıp, tarih, yabancı dil öğrenme, siyaset, psikoloji vb. konular üzerine yazılmış kitaplar hakkında da metinler var.
13) Onları da kitaplaştırmayı düşünüyor musunuz?
Tabiî ki onları da kitap olarak yayımlama gibi bir düşüncem var. Onlar da iki kitap hacminde yazılar. Ne zaman bunu yaparız bilmiyorum.
14) Kimleri okursunuz? Okuduğum çok yazar var. Fakat, Doğan Hızlan, Yasemin Çongar, Susan Sontag, Hermann Hesse sık sık başvurduğum yazarlardandır.
15) Şu an üzerinde çalıştığınız her hangi bir eser var mı?
Var. Bir biyografi çalışmam var. Büyük oranda bitti.
16) Son olarak bir kitap eleştirmeni olarak okurlara ne söylemek istersiniz?
Kitapları hayatlarında çıkarmasınlar. Kitap okumadığımız her gün biraz vicdan azabı çekebilmeliyiz. Kitapsız, okumadan geçirilen her gün kişinin kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir.