Gazete Emek - Tunç, Keloğlan'ın serbest bırakılmasının ardından AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı kendisini aradığını ve “Nasıl böyle bir şey olabilir?” diyerek tepki gösterdiğini anlattı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç,  TV100 kanalında yayımlanan Gündem Özel programında soruları yanıtladı.

İstanbul'da oturduğu sitenin asansörüne giren Eros isimli kediyi altı dakika boyunca işkence yaparak öldüren İbrahim Keloğlan'ın serbest bırakılmasının ardından AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı kendisini aradığını ve “Nasıl böyle bir şey olabilir?” diyerek tepki gösterdiğini anlattı.

Tunç, "Eros" isimli kedinin canice öldürülmesine ilişkin davada sanık hakkında Cumhuriyet Savcılığının itirazda bulunduğunu, itiraz neticesinde Ağır Ceza Mahkemesinin kararı kaldırdığını ve yargılamanın yeniden başlayacağını söyledi.

Tunç, "Kedi Eros’la ilgili o videoyu sonuna kadar izleyemedim. Peşinden koşarken kapattım. Burada kişi 1 ay tutuklu kalmış sonrasında hüküm verilmiş bu hükümde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş. Hemen Cumhuriyet Savcılığımız itiraz etti, itiraz neticesinde Ağır Ceza Mahkemesi kararı kaldırdı yargılama yeniden başlayacak.

Hayvanlarımıza özellikle bu şekilde eziyet eden, onları öldürenlerle ilgili yargı olarak biz hassasiyetimizi koruyacağız. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanı'mız bir gece yarısı 'Nasıl olur böyle bir şey?' diye beni aradı. Hepimiz hassasız bu konuda. Ceza almış, hükmün açıklanmasının geri açıklanması müessessi var. Cumhurbaşkanımız, kamu vicdanında bunun yeri olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanımız, bizzat takip ediyor" diye konuştu.

İHRAÇ EDİLEN HAKİM VE SAVCILARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Danıştay'ın HSK tarafından meslekten ihraç edilen hakim ve savcılara yönelik kararına ilişkin, "Vatandaşlarımızda bir tereddüt doğdu. 'Acaba FETÖ'yle mücadelede bir zafiyet mi var?' endişesi oluştu" dedi.

Danıştay, FETÖ irtibat ve iltisakları gerekçesiyle meslekten ihraç edilen hakim ve savcılardan 5 bin 112'sinin dava açtığını, 3 bin 799 davada ret, 435 davada ise işlemin iptaline karar verildiğini, bunlara ilişkin temyiz başvurularının da 3 bin 448'inin karara bağlandığını duyurmuştu.

"Bununla ilgili de 'Acaba FETÖ'cü yargıçlar, savcılar göreve mi döndürülüyor?' gibi kamuoyunda tartışmalar oldu. Siz de yeniden inceleneceğini söylediniz. Şu an hangi aşamada?" şeklindeki soru üzerine Bakan Tunç, şöyle yanıt verdi:

"Çok sayıda gündem maddemiz var. Bunlardan bir tanesi de bu hafta özellikle gündeme gelen Danıştayın Hakimler Savcılar Kurulunca meslekten ihraç edilen hakim ve savcılara yönelik aldığı kararlarla ilgili gündem oldu. Haklısınız. Vatandaşlarımızda bir tereddüt doğdu. 'Acaba FETÖ'yle mücadelede bir zafiyet mi var?' endişesi oluştu. Öncelikle şunu ifade edelim: FETÖ'yle mücadele noktasında, tüm terör örgütleriyle mücadele konusunda kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz vermeyiz. Bu anlamda gerek PKK gerek FETÖ gerek diğer terör örgütleriyle kararlı bir şekilde mücadelemizi sürdürerek ülkemizin huzurlu geleceğine halel getirmek isteyen tüm şer şebekeleriyle mücadele etmekte ve teyakkuzda olmakta kararlıyız."

"DOSYALAR YENİDEN İNCELENİYOR"

17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerinde "FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları" gerekçesiyle yargıda görevden ihraç edilen hakim ve savcıların bulunduğunu söyleyen Tunç, "Özellikle OHAL kararnameleriyle ihraç edilen memurlar bakımından OHAL Komisyonu kuruldu. Eğer bu idari işlemde hata varsa OHAL Komisyonu bu başvuruları aldı. 120 bin başvuru oldu OHAL Komisyonuna. 120 bin başvurunun 20 bini iade edildi" ifadelerini kullandı.

Hakim ve savcıların ihracının Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararıyla olduğunu, o süreçte 4 bin 6 hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini söyleyen Tunç, bunlardan 3 bin 888'inin dava açtığını, bir kısmının yurt dışına kaçtığını, dava açanlardan 387'si hakkında Danıştay tarafından iade kararı verildiğini kaydetti.

Bakan Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"387 dosya bakımından mesleğe iade edilmiş olan 371 kişi görevde. Bu dosyalar bakımından HSK Teftiş Kurulu bir inceleme yapacak. İnceleme şu anda başladı. Müfettişlerimiz, o dosyaları yeniden inceliyorlar. Danıştay kararının temyizi gibi bir şey söz konusu değil. Danıştayın daire kararları zaten temyiz edildi. Şu anda temyizde de 1286 dosyanın İdari Dava Daireleri Kurulunda görüşülmesi devam ediyor. Bunların bir kısmı kesinleşen, bir kısmı kesinleşmeyen kararlar."

CAN ATALAY KARARI

Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin avukatlarının AYM'ye "düşürülmenin yok hükmünde sayılması"na yönelik başvurusunun karara bağlandığı ve AYM'nin her iki başvuruda da "karar verilmesine yer olmadığı" kanaatine hükmettiği belirtilerek, "Siz, dün 'AYM'nin karar verilmesine yer olmadığı şeklinde değil yetkisizlik nedeniyle ret kararı vermesi gerekir.' dediniz. Nihai yetki AYM'ye verilmiş ve bağlayıcı değil midir bu?" sorusunu Tunç, şöyle yanıtladı:

"Can Atalay'ın yargılandığı dava, Gezi olaylarıyla ilgili dava. Gezi olayları da bir darbe kalkışması olarak yargımız tarafından kesin hükme bağlanan bir dava. Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet ve Can Atalay ve bir kısım sanıklar bakımından 18 yıl ağır hapis cezası ve bir kısım sanıklar da bu dosyadan beraat etti, bir kısım sanıklar da yurt dışına kaçtığı için onların dosyası ayrıldı. Davada ilk derecede ağır ceza mahkemesinde karar verildi. İstinaf karar verdi ve temyizde iken Can Atalay milletvekili adayı gösterildi. Tabii Yargıtay sürecindeyken henüz Yargıtay karar vermeden önce de milletvekili seçildi. Milletvekili seçildikten sonra Yargıtay'a başvurdu ve dedi ki: 'Ben milletvekili seçildim, benim artık dokunulmazlığım var. Benim yargılamamı durdurun.' Yargıtay 3. Ceza Dairesi de 'Siz, milletvekilliği dokunulmazlığı kapsamında değilsiniz.' dedi. Şu gerekçeyle dedi: Anayasa'nın 83. maddesine göre 'Bir milletvekili, seçimden önce ya da sonra işlediği bir suç nedeniyle tutuklanamaz, tutulamaz, sorguya çekilemez' ama bunun istisnaları vardır. Onun istisnası da ağır cezalık suçüstü halinde dokunulmazlık olmaz. Bir diğeri de seçimden önce soruşturmasına başlanmış olması kaydıyla Anayasa'nın 14'üncü maddesindeki durumlar bakımından da dokunulmazlık olmaz. Yargıtay, bu gerekçeyle dokunulmazlığın olmadığı kararıyla o talebi reddetti."

AYM'NİN YAPISI

Anayasa Mahkemesinin mevcut yapısına değinen Tunç, Anayasa Mahkemesinde siyasi parti kapatma davaları, kanunların denetimi ve siyasi partilerin mali denetiminin olduğunu söyledi.

Tunç, 2010 Anayasa değişikliğiyle bireysel başvuruyu getirdiklerini hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bireysel başvurular da genelde adliye mahkemelerinden verilen kararlar sonrasında, mahkeme kararından kaynaklanan hak ihlalleri şeklinde Anayasa Mahkemesine gelince oradaki yapısal durum adliye mahkemelerinden verilen bir kesin hükmün değerlendirilmesi konusunda olduğunda asıl problem orada çıkıyor.

Anayasa Mahkemesinin yapısında siz Ceza Genel Kurulundan geçmiş, 26 ceza dairesi başkanı, ceza hukukçusu karar vermiş ve bu kararı hukukçu olmayan Anayasa Mahkemesinin bir bölümüne denetlettirmiş oluyorsunuz. 'Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara bakan bölümü Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşur.' şeklinde bir düzenleme olsa, Mecliste uzlaşma olsa ama öyle değil, bu bir uzlaşma gerektirir, nitelikli çoğunluk gerektirir. Bu, Anayasa değişikliği gerektirir. Belli sayıda milletvekili kanun teklifi verir Anayasa değişikliğine dair ama bir uzlaşma söz konusu olmazsa oradaki nitelikli sayıyı bulamadıktan sonra bu sonuca ulaşmaz."

HUKUK MESLEKLERİNE GİRİŞ SINAVI

Yeni sistemde hukuk fakültelerinden mezun olanların avukatlık stajına başlayabilmeleri, hakim ve savcı yardımcılığı sınavına katılabilmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavına gireceklerini söyleyen Tunç, bu sınavın 2024'ün ikinci yarısından itibaren başlayacağını dile getirdi.

"Cezalar, caydırıcı mı? Mafya, suç örgütlerine yönelik cezaları yeterli buluyor musunuz?" sorusuna karşılık Tunç, ihbarlara yönelik tutuklama sebebi varsa tutuklama kararı verildiğini, yoksa verilemeyeceğini kaydetti.

Bakan Tunç, "Diyelim ki bir suç örgütüyle ilgili 30 kişi gözaltına alındı ama savcılık aşamasında alınan ifadeler, dosyadaki deliller itibarıyla o kişilerden bir kısmının kuvvetli suç şüphesi yoksa onun hakkında tutuklama kararı verilemeyeceği için bir kısmı serbest kalır. Bu, tamamen dosyadaki delillerle alakalı bir konu. Cezasızlık algısıyla ilgili, bunu ortadan kaldırmaya yönelik bir yasal düzenleme hazırlığımız var. Özellikle 8. yargı paketinde yok ama cezai konular, seçim sonrasında daha geniş bir zamanda ele alacağımız konular." diye konuştu.

KİRA DAVALARINDA ARABULUCULUK

Kira davalarında arabuluculuk konusuna değinen Tunç, "1 Eylül'den itibaren kira davalarında arabuluculuk uygulamasını başlattık. Kiracı ya da kiraya veren eğer hem kira miktarıyla ilgili hem de tahliyeyle ilgili bir dava açmak istiyorsa dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğunu getirdik. Tüm Türkiye genelinde kira uyuşmazlıklarında arabulucuya başvurular, 1 Eylül'den itibaren şu ana kadar 21 Şubat itibarıyla 129 bin 259. Arabulucuya başvurular olmasaydı bunların hepsi davaya intikal edecekti. Bu 129 bin 259'dan 69 bin 239'u anlaşmayla sonuçlandı" ifadelerini kullandı.

Editör: Bekir GÜNEŞ