Ahmet Türk'ten PKK ve Demirtaş açıklaması: Demirtaş keşke çekilmeseydi

Mardin eski Belediye Başkanı Ahmet Türk, Türkiye'nin olası bir Afrin operasyonunun "yüzyıllarca sürecek bir kin ve nefrete neden olacağını" savundu. Türk, böyle bir müdahalenin sonuçlarının "çok ağır olacağını" söyledi.

GÜNDEM 26.07.2020, 21:30
Ahmet Türk'ten PKK ve Demirtaş açıklaması: Demirtaş keşke çekilmeseydi

Gazete Emek- Mardin eski Belediye Başkanı Ahmet Türk, Türkiye'nin olası bir Afrin operasyonunu Kürtlerin kabullenemeyeceğini belirterek "Geçmişte, PKK silahlı mücadele verdiği için Kürtler devletin müdahalesini doğru ya da makul olarak kabulleniyordu. Ama şimdi Afrin'deki insanlara müdahaleyi Kürtler nasıl kabullenecek?” dedi. Türk, Afrin'e düzenlenebilecek bir askeri operasyonun Türkiye'ye muhtemel yansımaları ve HDP'nin politikalarıyla ilgili DW Türkçe'nin sorularını yanıtladı.

Afrin'e askeri müdahalenin Türkiye'ye yansımaları nasıl olur?

Ahmet Türk:  Türkiye, Afrin'e girdiğinde bu sorun çözülmez. Ortadoğu'ya baktığınızda 40 milyonun üzerinde Kürt'ü bir savaşla, tehditle, ortadan kaldıracağını mı zannediyor? Bu yanlış bir politikadır.  Kürtlerin, Ortadoğu'da rahatça, ortaklaşa yaşayabileceği tek ülke Türkiye'dir. Türkiye bu imkânı kullanmak istemiyor. Afrin'e müdahale yüzyıllarca sürecek bir kinin, nefretin öfkenin büyümesine neden olacaktır. Bu hiçbir zaman Türkiye için olumlu ya da kazanımcı bir politika olmaz.

ABD'nin YPG ile askeri işbirliği yapmasını ve Türkiye'nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk: ABD'nin ve Rusya'nın Ortadoğu'da etkin bir rol almak istediği ortada. DEAŞ ve radikal İslamcılarla mücadelede, sahada olan Kürtlerdir. Bu nedenle, Kürtlere ihtiyaç duyuldu. Keşke Türkiye, bunlara karşı Kürtleri destekleyip, bugün bu noktaya gelmeseydi. Kobani olayına baktığımızda, bugüne kadar Kürtlerin Türkiye sınırını taciz eden bir eylemi yoktur. Türkiye'yi taciz etmek Kürtlerin de işine gelmez. Süleyman Şah Türbesi'ni Kobani'ye taşırken bir taciz olmamıştır.

"TÜRKİYE'NİN AFRİN OPERASYONU DOĞRU DEĞİL"

Afrin'e müdahalenin Türkiye'de iç savaş çıkaracağını söyleyen HDP sözcüsü Ayhan Bilgen'in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk: Sınırların ötesindeki bir halka müdahale doğru değildir. Afrin Türkiye'nin bir parçası değildir.  Başka bir devletin içinde bir bölgeye, orada Kürt olduğu için müdahale ediyorsunuz. Bu kolay kabullenilecek bir durum değildir. Sonuçları çok ağır olacaktır. Bu ülkede yaşayan 25 milyon Kürt var. Geçmişte, PKK silahlı mücadele verdiği için Kürtler devletin müdahalesini doğru ya da makul diye kabulleniyordu. Ama şimdi Afrin'deki insanlara müdahaleyi Kürtler nasıl kabullenecek. Afrin halkının Türkiye'ye ne zararı olmuş? Afrin'e toplarla, tanklarla saldırdığınızda siviller ölmeyecek mi? Bu, Türkiye halklarının demokratik bir anlayışla bir araya gelmesinin ve kucaklaşmasının önünü keser.  Demokrasi, özgürlükler, adalet ve eşitlik halkları birleştirir. Bunun dışındaki formüller büyük sorunlar çıkarır. Afrin'e müdahale ettiğinizde, Kürtler bitecek mi? Geçmişte de bunlar yaşandı ama Kürtler bitmedi.

HDP, OHAL koşulları altında kongre yapacak. Sizce parti yeni eş başkanlarla birlikte yeni bir politik açılım yapmalı mı?

Türk: HDP, barışcıl bir sürecin gelişmesi, demokrasinin kalıcı hâle gelmesi için her türlü mücadeleyi vermiştir. HDP'nin bu rolü oynamasına izin verilmemiştir. Eş genel başkanlar, vekiller ve belediye başkanları hapisteler. Şimdi nasıl bir açılım yapacaksınız? Hak, demokrasi, adalet talebiniz olduğunda terörist ilan ediliyorsunuz. Demokrasi konusunda direnmekten başka bir seçenek kalmıyor.

"CHP MECLİS'TEN ÇEKİLMELİYDİ"

HDP, 2019 seçimlerine yönelik nasıl bir strateji izleyecek? Siyasi ittifak kurma olasılığı var mı?

Türk: Aydınlar, sosyalistler ve demokrasi isteyenlerle her zaman dayanışma içindeyiz. Ama siyasi partilerle böyle bir diyalog kurmaya gerek yok. Bir yürüyüşe katılmamızdan bile rahatsız olan bir parti nasıl Kürtleri kucaklayacak? CHP'nin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda üzerine düşeni yapmasını ve demokratik mücadeleyi geliştirmesini isterdik ancak CHP,  mehter marşı gibi bir ileri, iki geri adım atarak politika yapıyor. Bugün iktidarın sorumsuzca yaptığı her şey meşru ve makul gösteriliyorsa, burada CHP'nin de sorumluluğu ve suçu vardır. OHAL geliyor, belediye başkanları içeri alınıyor, Meclis'in hiçbir etkinliği kalmamış; CHP'nin yerinde olsam, "Siyaset bitmiştir” deyip Meclis'ten çekilirdim. "Buyurun, Türkiye'yi yönetin” derdim. Hep Meclis'te olmanın mücadelesini verdik ama bugünkü koşullarda Meclis'te olmanın maaş almaktan başka anlamı yok. Gerçekten demokrasi isteyenler, Meclis'ten çekilirdi. CHP, 12 milyon oy alan, devletin kurucu partisi. Meclis'ten çekilmesinin etkisi olurdu. Tek başına HDP'nin çekilmesinin anlamı olmazdı. Pervasızca siyasetin izlendiği yerde, radikal kararların elbette etkisi olacaktı. "OHAL'i kaldırın” demekle, OHAL kalkmıyor.

HDP VE PKK SORUSUNA DİKKAT ÇEKEN CEVAP

Kamuoyundaki yaygın kanaate göre HDP, PKK'nın gölgesinde politika yapıyor. Bu algıdan kurtulmak için HDP  ne yapmalı?

Türk:  Barış süreci bu algıdan kurtulmak için çok değerli bir fırsattı. Hükümet bu süreçten yararlanacağını ve Kürtlerin kendisine oy vereceğini hesaplıyordu ama tam tersi oldu. HDP daha kazançlı çıktı ve bunu görünce barış sürecinden vazgeçildi. 7 Haziran seçimleri AKP'nin lehine olsaydı bu süreç devam ederdi. Kürtler veya PKK "Bu süreci hükümet bozdu” diyor. Ben olsaydım, barış sürecini hükümet bozmuş olsa da sabırlı davranırdım, halkın bunu görmesini beklerdim.

DW Türkçe: HDP'nin yeni bir politika üretmesinin koşulları var mı?

Türk: Yeniden demokratik bir yaklaşımın ortaya çıkması için bu sürecin değişmesi gerekiyor. Bataklığa dönüşen bölgede, insanları ikna etmek ya da yeni bir sürecin başlatılması için çaba göstermenin çok sonuç alıcı olmayacağını görüyorum. "Barış, demokrasi olsun” derseniz, yarın birileri çıkıp, "Biz bellerini kırdık, bu yüzden böyle konuşuyorlar” diyecek.  Bu aşamada yapılacak şey güçlü bir örgütlülüğü sürdürmektir. Ortak bir demokrasi mücadelesi veriyoruz. Türkiye'deki aydınlara, sosyalistlere, demokratlara ihtiyacımız var. Bu nedenle Hasip Bey'in sözlerini demokrasiye inananlar açısından olumlu karşılamıyorum. Doğru bulmuyorum. Ama Kürt sorunun çözümünde, dostlarımızın da Kürtleri yönetmek için değil, Kürtlere katkı sunacak bir rol oynaması lazım. Ortada, 6,5 milyon oy almış bir parti var.  Bu oyda elbette dostlarımızın desteği oldu ama büyük çoğunluğu Kürtlerin oyu. Bu insanlar, kendisini temsil edenlerin orada olmasını ister.  Tamamen de Kürtlerin yönetiminde olmadığı bir parti, tartışmaya neden olabilir. Bunu milliyetçi bir anlayışla söylemiyorum.

"DEMİRTAŞ, İKNA EDİLEBİLİRDİ"

HDP'nin önemli figürlerinden Selahattin Demirtaş genel başkanlığa aday olmayacak. Bu nedenle HDP siyasette güç kaybeder mi?

Türk: Demirtaş, değerli bir arkadaşımız, siyasete ve partimize önemli katkıları oldu. Ne Demirtaş, ne de diğer yöneticilerimizin asla illegal bir çalışma içinde olmadığını, biz de, Kürtler de, vicdan sahibi insanlar da biliyor. Onlar demokrasi mücadelesi verdikleri için hedef oldular.  Demirtaş, keşke çekilme kararını vermeseydi. Kongreye kadar ikna edilir mi, onu da bilmiyorum. Ben ikna olmasını isterim. Ama sonuçta bu parti, kişilerin çok iyi çalışması sonucu bir yerlere gelmiş bir parti değildir. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlerin ortaya koyduğu örgütlü mücadelenin sonucudur. Bu nedenle kişilerin değişmesi, partiyi çok etkilemez.

1980'leri, 1990'ları ve 2000'li yılları yaşamış bir siyasetçi olarak, önümüzdeki dönem için ne öngörüyorsunuz?

Türk: O dönemlerin geçici olduğunu hep düşünüyorduk ama şimdi çok sistematik bir yaklaşım var. Bunun sonu nereye varacak, ne kadar sürecek bunu hesaplamak çok zor. O dönemde askeri mahkemeler vardı, müdahaleler oluyordu. Buna rağmen bağımsız karar veren yargıçlar da vardı. Bugün AYM'den tutun, mahkemelerine kadar bütün kurumlar kendi iradesini teslim etmiş durumda. İradelerini kullanacak cesareti gösteremiyorlar. Bu sistematik hâle geldi, bugün farklı bir noktadayız. Kurumların inandığı değerleri savunma refleksi kalmadı. Bugünkü koşullar çok daha ağır. Şu açıdan eksik de olsa, kurumlar ve kurallar işliyordu. Kurumlar ve demokrasiyi savunacak reflekslerin tamamen ortadan kalkması bizi ciddi biçimde endişelendiriyor.

Kaynak: DW Türkçe

Yorumlar (0)
16
açık
Günün Anketi Tümü
Erken seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 36 70
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 36 48
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 36 45
14. Aston Villa 36 44
15. Southampton 37 40
16. Everton 36 36
17. Leeds United 37 35
18. Burnley 36 34
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Getafe 37 39
15. Elche 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31