Çözüm sürecinden sonra Kürt illerinde etkin oldu! Rejim değiştiren yapı olarak ifade edilen SADAT ile ilgili bilinmeyenler

Geçtiğimiz günlerde resmi sitesinden suikast ve gayri nizami harp eğitimi verdiğini duyurmasıyla yeniden konuşulan SADAT, gelen tepkiler üzerine açıklama yaparak SADAT’ın İslam ülkeleri arasında savunma işbirliği ortamı oluşturmak amacında oldukları yönünde açıklamada bulundu.

18 Ocak 2021 Pazartesi 09:30
Çözüm sürecinden sonra Kürt illerinde etkin oldu! Rejim değiştiren yapı olarak ifade edilen SADAT ile ilgili bilinmeyenler

Gazete Emek - Gazeteci yazar Serhat Polatsoy Erdoğan’ın eski başdanışmanı Adnan Tanrıverdi kurucusu olduğu güvenlik şirketi SADAT’ı anlattı. 

‘HALK İSYANI ÖRGÜTSÜZ, LİDERSİZ OLDUĞU İÇİN SÖNÜMLENDİ’

“SADAT’ı anlatmadan önce sanırım bu şirketin kurulduğu zamanlara gitmek, benzerlerinin kuruluş amaçları ile faaliyetlerine bakmak gerekiyor” diyen Polatsoy, 2011 yılında Tunus’ta başlayıp kısa süre sonra Arap coğrafyasına hakim olan ve “Arap Baharı” olarak isimlendirilen halk hareketine dikkat çekiyor. Arap Baharı’nın Tunus’ta kendisini yakan birinin ardından başladığını düşünmediğini söyleyen Polatsoy, Tunus ve ardından devam eden Cezayir, Lübnan, Ürdün, Sudan Umman, Yemen, Suudi Arabistan’da yaşanan halk isyanlarının örgütsüz ve önderleri olmadığı için isyanların zaman içerisinde çeteleşmeler boyutuna vardığını ifade etti. Bu nedenle halk isyanlarını  sönümlendiğini iddia etti. 

Bazı güçlerin ise devletlerin emrine sevk edildiğini belirten Polatsoy, “Kimler sevk etti? Güvenlik şirketleri! Ne yaptı bu şirketler? Hegemonlar lehine, konvansiyonel olmayan savaşlar tasarladı. Kim bu hegemonlar? Coğrafya’da öteden bu yana söz ve müdahale hakkı olduğunu iddia eden emperyalist devletler” dedi.

‘ARAP BAHARI’ GÜVENLİK ŞİRKETLERİ TARAFINDAN BAŞLATILDI’

“Tunus’ta daha öncesinde de benzer olayların yaşanmasına rağmen neden bu defa halk isyanı başlayıp büyüyerek, domino etkisiyle diğer ülkelere de sıçrayıp Arap Baharı adını aldı?” diye soran Polatsoy, tam da bu noktada güvenlik şirketi SADAT’ın konuşulması gerektiğini ifade etti. Polatsoy, “Bunu SADAT tertipledi demiyorum, SADAT gibi kendilerine ‘güvenlik şirketi’ diyenlerce Arap Baharı başlatıldı diyorum. SADAT, işte bu ihtiyaçtan doğdu. Madem Türkiye koca imparatorluğun varisi, o zaman söz hakkı da olmalı denmiş olmalı, ki pratikler bu yönde gelişti” şeklinde konuştu.

‘SADAT İNŞAAT SANAYİİ VE TİCARET A.Ş OLARAK GEÇİYOR’

Polatsoy devamında şunları söyledi:

“SADAT’ın kurulduğu zamanların siyasi konjonktürüne hâkimdik. Bakın, dönemin ABD Başkanı Obama 2011’de ‘ABD’nin geleceği Ortadoğu’dadır’ demişti. Obama neden böyle bir söz kullanma gereği duydu? Çünkü Ortadoğu tarihtir, maddi-manevi zenginliktir. Arap Baharı’nda yüklenici firmalar dediğim, özel güvenlik şirketleri kullanılmıştır. Bu şirketler bir olaydan direniş devşirip toprağı işlenecek hale getirmişlerdir. Mesela Türkiye! Türkiye, kendi tarihinde sadece (Güney Kürdistan’a PKK ile mücadele adı altında Meclis’ten geçirttiği tezkereler ile) sınır ötesi operasyonlar yapan bir ülkeydi. Ne oldu da Türkiye, Irak, yani Güney Kürdistan’ın dışında Suriye, Libya’ya açılabildi? SADAT’ın bununla bir ilgisi var mı?

SADAT, yani Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak geçiyor. Türkiye merkezli bir askeri danışmanlık şirketi olan bu kuruluşun amblemi dünya haritası ve içerisinde Türkiye kırmızı, hizmet verdiği ya da vermek istediği alanlar da yeşil renk ile belirginleştirilmiştir. Ayrıca şirket, Uluslararası Savunma Danışmanlığı da yapıyor. Tabi bu konu, ‘işte SADAT bir şirket ve sonuçta şirketler işlerini sadece para için, daha çok kazanmak için yaparlar’ demek doğru olmaz. İslamcılık ve yayılmacılığın aynı cümle içerisinde kullanılması birilerini kızdırabilir ama Osmanlı dönemini biliyoruz.”

‘DAİŞ ADINI, TÜRK KONSOLOSLUĞU’NU BASARAK DUYURDU’

Polatsoy, Suriye Milli Ordusu, El- Kaide, El- Nusra, Ahrar Şarkiye, Sultan Murad, Hamza Tümeni, IŞİD, Ceyş’ül Ahrar gibi örgütlerin konvansiyonel olmayan savaşlarda kullanılan birer araç olduğunu söyledi. Bir örgütün adını duyurması için yapması gerekenlerin, mali kaynak ve ‘ses getirici eylemler’ olduğunu ifade eden gazeteci, “DAİŞ ilk olarak adını Türk Konsolosluğu’nu ‘basarak’ duyurdu. Tamı tamına 101 gün Türkiye ile DAİŞ direkt görüşme halinde kaldılar. Sonunda 49 rehinenin kurtarıldığı bilgisi basın ile paylaşıldı. DAİŞ Musul’daydı ve petrol önemli bir gelirdi. Petrolün kime ve nerelere nasıl satıldığını sanırım bilmeyen yok” dedi. 

‘SADAT ÇÖZÜM SÜRECİNİN BİTMESİYLE HER ALANDA OLDU’

Çözüm sürecini hatırlatan Polatsoy, SADAT’ın tam da görüşmelerin sürdüğü zamanda kuruluşunu ilan ettiğini, çözüm sürecinin sona erdirilmesiyle birlikte SADAT’ın her alanda olduğunu savundu. Polatsoy, “Suruç saldırısı öncesi Bülent Arınç’ın HDP’lileri hedef alan ve aynı konuşma içerisinde PKK’den bahsettiği bir konuşması vardı. Arınç, ‘onları kötü günler bekliyor’ demişti. Sonrasında neler olduğunu biliyoruz: Suruç ve Ankara Gar katliamları, Ceylanpınar’da iki polisin infaz edilmesi, Sur, Cizre, Şırnak merkez, Nusaybin, Yüksekova ve birçok Kürt şehrinde şehir savaşları yaşandı ve süreç çoktan bitirilmişti” diyerek, SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’nın bir söyleşide şirketin, nasıl ortaya çıktığını anlatmasına dikkat çekti.

‘KİRALIK ORDU DİYE TANIMLADIKLARI ŞİRLETLER KİMDİR, NELER YAPAR?’

Polatsoy, söz konusu söyleşide Tanrıverdi’nin, ABD özel savunma danışmanlık şirketinden bir yetkilinin Genel Kurmay Başkanlığı’na gelerek, şirketlerinin bünyesinde TSK’dan bir muvazzaf personel verilmesini istediği ve Tanrıverdi’nin ise ABD savunma şirketiyle görüşmesinden sonra SADAT’ı kurmaya karar verdiklerini aktardığını hatırlattı.

Polatsoy, şöyle devam etti:

“Tanrıverdi özel savunma danışmanlık şirketlerine Amerika’daki şirketlerden örnekler verdiği için şimdi burada bu gibi şirketlerin neler yaptıklarına kısaca bir değinelim. Kendisinin de değindiği “kiralık ordu” nedir, kısmen açalım:

Brown-Root Services: Askeri danışmanlık sektörünün en büyükleri arasında yer alıyor. Bu şirket Amerika’nın görünmeyen bir yüzü! Devlet değil ama devlet gibi tüm kademelerde yer alıyor. ABD Irak’ta mı, BRS Irak’ta, ABD Arnavutluk’ta mı, bu şirket orada, yani ABD nerede ise orada, ABD çıkarları için konvansiyonel olmayan savaşlar için araç konumunda oluyorlar. Kendileri bir organizasyon şirketi gibi çalışıyor. Bir fabrikada işler nasıl yürüyorsa, yönetim ne ise, müdür ne ise, şef ne ise, bu şirketler de tüm bunları sağlayıp işlerini bu araçlar eli ile yürütüyor. Afganistan için savaşçı mı lazım, buluyor. 

Halliburton Holding! Bu holding hemen hemen en büyük bütçeli bir kiralık ordu şirketidir. Özünde inşaat, petrol, gaz vb. gibi sektörlerdedir ancak Irak savaşında bu şirketin güç ve imkânları kullanılmıştır. Mesela IŞİD, öyle Davutoğlu’nun dediği gibi “öfkeli gençler topluluğu” değildir. Bizzat İngiliz askeri güvenlik şirketleri tarafından eğitildikleri iddia edilmiştir: 

Polatsoy, örnek olarak sunduğu şirketlerin aynı zamanda görevleri arasında devletleri ve yöneticilerini üst düzeyde koruduğunu da belirtti.

‘HALA NETLİK KAZANMIŞ DEĞİL’

Polatsoy, bu şirketlerin ülkelerin doktrinleri için çalıştığını kaydederek şu ifadeleri kullandı:

“İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener 2018 yılında Sözcü’den Saygı Öztürk’e verdiği demeçte bir iddiada bulundu: ‘Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları mı var? Bu yönlü bilgiler dolaşıyor. Seçimlerde sandık başlarını SADAT’çıların tutacağı söyleniyor’ diyen Akşener bir başka açıklamasında ise; 15 Temmuz darbe girişiminde eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğunun doğmayacağı hükmünün KHK ile verilmesi için ‘iç savaş’ uyarısında bulundu! O dönemler sivil giyimli kişilerin IŞİD ve SADAT ekibinden olduğu söylentileri dolaşıyordu ki hala netlik kazanmış değil.”

‘BİR GAZETECİ OLARAK SORUYORUM? KDP’YE EĞİTİM VERİYOR MUSUNUZ?’

“Yeni Özgür Politika gazetesinin Adnan Tanrıverdi’ye sormuş olduğu sorulara ve cevaplarına rastladım. Mesela SADAT, geçen gün yaptığım bir paylaşımın altına sunduğu savunmada ‘SADAT’ın silahlı bir gücü yoktur. Suikastçı yetiştirmez fakat güvenlik güçlerine suikastı nasıl önleyeceğini ve ülkesi düşman tarafından işgal edilirse düşmana karşı gayri nizami usuller ile nasıl mücadele edeceğinin eğitimini verme imkanına sahiptir.’ dedi.

Şubat 2020’de Yeni Özgür Politika’nın sorularını yanıtlayan Tanrıverdi bugün yaptığı açıklamalara benzer ama dikkat çeken “destek” detayından bahsetmişti. Tanrıverdi açıklamada şunlara değinmişti:

"SADAT A.Ş., İslam dünyasının genç (hangi devletin genç olduğu belirtilmemiş) devletlerinin, köklü askeri geleneği olan devletlerin desteğine ihtiyaç duymasından dolayı, başta ABD olmak üzere çok sayıda batılı devletlerin askeri danışmanlık şirketlerinin hücumuna uğradığı ve böylece emperyalist ülkelerin güdümüne girdiği gerçeğinden hareketle, ASDER camiasının birikim ve tecrübesinin bu ülkelere sunulması için duyduğu vicdanı sorumluluktan doğmuştur.”

‘EĞİTİMLERİNİ DEVLETİN OLURU İLE YAPIYORLAR'

 “Yeni Özgür Politika’daki ilgili açıklamayı olduğu gibi yazdım. Buradan hareketle bir gazeteci-yazar olarak SADAT’a sormak istiyorum: KDP ile ilişkileriniz var mı, KDP’ye eğitim desteğiyle sunuyor musunuz?” diyen Polatsoy, SADAT’ın resmi sayfalarında devletin çıkarları doğrultusunda çalışan bir şirket olduğuna yer verdiğine dikkat çekerek, eğitimlerini devletin “oluru” ile yaptığını söyledi.

‘HÜKÜMET KURUP HÜKÜMET DEĞİŞTİREN GÜVENLİK ŞİRKETLERİ VAR’

Polatsoy son olarak, askeri danışmanlık hizmeti veren bu gibi güvenlik şirketlerinin her zaman devletlerin kontrolünde olamayabileceğin söyledi ve “Hükümet kurup hükümet yıkan, devlet kurup devlet yıkan ya da rejimini değiştirenler de var” dedi.

Kaynak: Artı Gerçek- Yağmur Kaya

Son Güncelleme: 18.01.2021 09:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir DMCA.com Protection Status