G-ZSV3WC25BW

Sırrı Sakık, Erdoğan ve Arınç'ın açıklamalarını değerlendirdi: Kürtler kimsenin arka bahçesi değil

Bülent Arınç, katıldığı bir canlı yayında Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala için beraat talep etti. Cumhur İttifakında tepkilere neden olan açıklamalara yönelik HDP eski Milletvekili Sırrı Sakık, “Bu insanların yol arkadaşlığı ile zaten yol alınmaz. Bülent Bey’inde gördüğü budur” Şeklinde konuştu.

24 Kasım 2020 Salı 16:18
Sırrı Sakık, Erdoğan ve Arınç'ın açıklamalarını değerlendirdi: Kürtler kimsenin arka bahçesi değil

Gazete Emek-  Yüksek İstişare Kurulu (YİK) üyesi Bülent Arınç, Kavala ve Demirtaş ile ilgili yaptığı açıklamaların ardından Cumhur İttifakının hedefi oldu.

Arınç’ın ifadelerinin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arınç’ın ismini kullanmadan, “Son günlerde bizimle asla ilgisi olmayan kimi bireysel açıklamalar ile reform gündemimize yaptığımız vurgular bahane edilerek yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz. Velev ki geçmişte birlikte çalışmış olsak bile, hiç kimsenin şahsi ifadeleri cumhurbaşkanı ile hükümetimiz ile partimiz ile ilişkili hale getirilemez” ifadelerine yer verdi.

Erdoğan’ın sözlerini değerlendiren Arınç ise “Cumhurbaşkanı çok ağır konuştu, rencide oldum.” İfadelerini kullandı.

Dokuz8 GÜNDEN KALAN programında Sırrı Sakık, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemlerde yargı reformuna ilişkin çıkan bütün tartışmaların, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ateşlediği fitilin sonucu olduğunu dile getiren Sırrı Sakık, Cumhur İttifakı'nın da artık miyadını doldurduğunu vurguladı.

“CUMHUR İTTİFAKININ MÜTTEFİKLERİNİN BU ÜLKEYİ ÖZGÜRLEŞTİRMEK GİBİ BİR DERDİ YOK”

Sırrı Sakık, “Bir hafta öncesine yolculuk yaparsak, fitili ilk ateşleyen Sayın Cumhurbaşkanı oldu. Sonra Adalet Bakanı oldu. Sonrası Bülent Bey, Cemil Bey bütünlük içerisinde farklı şeyler de söylemiyorlar. İsmen birkaç değinmeleri oldu ama öz olarak bu toprakların ihtiyacı olan ilk günden Sayın Cumhurbaşkanının seslendirdiği reform eğer bir değişimden ve dönüşümden bahsediyorsa, Bülent Bey’de aynı şeyi söyledi. Ben Bülent Bey’i uzun yıllardır tanıyorum. Birlikte parlamentoda olduk. Onlar iktidardı, bizler muhalefettik ama zaman zaman görüşüyorduk. Cemil Bey’le yine parlamentoda bir arada olduk. Divanda Meclis Başkanıydı, ben Divan üyesiydim. Az çok düşüncelerini biliyorum.”

“Eğer bu topraklarda yüzyıllık bir Cumhuriyetten bahsediyorsak, yüzyıldır bu ülke hukukun, huzurun ülkesi olmamışsa, bu ülke ötekilerle bir hukuk oluşturamamışsa, her gün yeni bir anayasa çalışmasından bahsedilip ama ötekileri dahil etmeyen bir anlayışa sahiplerse ve bu ülkede mağdurlara kısmi aflar çıkmış, yasal düzenlemeler olmuş bunlar ötelenmişse bu topraklarda bir sorun var. Bu sorunu çözmek için bu iktidarın adım atması gerekir. Bu adımda son günlerde özellikle Cumhurbaşkanının seslendirdiği bu süreç sadece Avrupa’da AB’nin Türkiye ile ilgili 10 Aralık’ta yapacağı toplantılarla ilintili olmamalıdır. Veyahut Amerika Birleşik Devletleri’nde son dönemlerde yapılan seçimin rüzgarlarına uygun bir tespit olmamalıdır. Bu topraklarda gerçekten eğer bir sorun varsa bu sorunu da herkes oturup birlik içerisinde çözmelidir. Buna ihtiyaç vardır. Bülent Bey’inde ve Cemil Bey’inde seslendirdiği buydu. Adalet Bakanı Abdulhamit Bey’in de seslendirdiği bu. Şimdi ben bunların tartışılıp konuşulduğu bir süreçte Bülent Bey’in durumdan vazife çıkararak böyle bir şeyi yaptığını düşünmüyorum. Çünkü Cemil Bey’in söylemleriyle, Bülent Bey’in söylemleri birbiriyle örtüşüyor. Ama iktidarın bir çıkmazı vardır. Bu çıkmazı da Cumhur İttifakıdır. Cumhur İttifakının da müttefikleri bellidir ve müttefiklerin bu ülkeyi özgürleştirmek gibi bir derdi yok. Yeni bir anayasa gibi bir dertleri yok. Muhaliflerinin sorunlarını çözmek gibi bir dertleri yok. Bütün dertleri kendileri ve yandaşlarıdır. Bu insanların yol arkadaşlığı ile zaten yol alınmaz. Aslında Bülent Bey’inde gördüğü budur. Farklı seslerin son dönemlerde ortaya çıkmasının en büyük esprisi bu. Cumhur İttifakı ile bu işin yürümeyeceği görüyorlar.”

“Eğer gerçekten siz Avrupa Birliği’ni hedefliyorsanız bu ırkçı, milliyetçi ve tekçi söylemler ile olmaz. Bunu gören sağduyunun sesi bunlarla yol yürünemeyeceğinin bir işaretidir. Ben eminim ki bu ses AKP saflarında da kabul görüyor. AKP’den kopup giden yeni siyasal oluşum içerisinde olan partilerin de seslendirmesi ister istemez, AKP’yi bu konuda hızlı bir şekilde değişim ve dönüşümün yaşanması için tetikleyen de bu söylemlerdir. Ben önümüzdeki günlerde daha da netleşeceğini düşünüyorum. Dün Sayın Cumhurbaşkanının bu konudaki sert söylemlerinin ittifakı olan kesimleri bir miktar tolere etme ve törpülemek adına söylenmiş sözler olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu ülkenin iklimi artık bu reddi, bu hukuksuzluğu, bu adaletsizliği ve bu yok sayılmayı kaldırabilecek noktada değil. Kürtler bunu çok ağır bedellerini ödüyorlar.”

“İKTİDARIN TEHDİTKARLARIN YANINDA DURMASI BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLADIR”

Bülent Arınç’ın yaptığı açıklamaların Cumhurbaşkanından habersiz olup olmadığına dair konuşan Sakık, “İhtimal vermek istemiyorum o yüzden birkaç gün daha beklemeliyiz. Bu olgunlaşır diye düşünüyorum. Ben Bülent Bey’inde böylesi bir hazırlık yapılmadan durumdan vazife çıkaracak bir şahsiyet olmadığını düşünüyorum. Yani geçmişten de Bülent Bey’in düşüncelerinin bu noktada olduğunu ama zaman zaman çıkıp ekranlarda, “biz Cumhur İttifakının bir parçasıyız. İçimize sindirmesek de bazı şeyleri bu ittifakın devamı için”, ama bu nereye kadar devam eder? Aslında artık denizin bittiği bir yerdir. Cumhur İttifakının geldiği noktayı görüyoruz. Son dönemlerde Kemal Bey’in tehdit edilmesi ve bu konuda onların da çıkıp açık bir şekilde tehditkarların yanında saf tutması artık bardağı taşıran son damla olduğunu düşünüyoruz. Bir kısım af çıkardılar bu da toplumu yaralayan bir yasal düzenlemeydi. Artık bunların toplumu kaldıramayacağı noktaya geldiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“HUKUK OLDUĞU ZAMAN HİÇBİRİ ORTADA OLMAYACAK”

Diyarbakır’da DTK ve hukukçulara yönelik yapılan operasyonun misilleme olduğunun altını çizen Sırrı Sakık,“Geçmişte tam barış görüşmelerinin yapıldığı Oslo’dan başlayan Habur’a kadar gelen o süreçte de böylesi bir iklimde değişim dönüşümün rüzgarları esmeye başladığı dönem, bugün ki Cumhur İttifakının üyelerinin yerine o dönem FETÖ’cüler alıyordu. Alelacele operasyonlar yapıyorlardı. KCK operasyonlarını, binlerce insanın hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını tamamen süreci sabote etmek için yapılan operasyonlar olduğunu biliyoruz. Bugün de aynı noktada olduğunu düşünüyoruz. Çünkü  Ankara’da bu şekilde yeni bir değişim ve dönüşümden bahsedilirken, alelacele Diyarbakır’da misilleme olarak hukukçuları, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine operasyon yapmanın tesadüf olduğunu düşünmüyorum. Bunların olabilme ihtimalinin çok yüksek olduğunu da çünkü bu topraklarda yaşıyoruz. Devleti tanıyoruz ve devletin derinliklerini biliyoruz. Devletin derinliklerinde, Kürt Sorununun demokratikleşmesi için, hukukun ülkesini oluşturmak için bunların bir çabası yok. Tam tersine bunlar geçmişten bugüne kadar hukuksuzlukla var olabilirler. Bunlar, hukuk olduğu zaman zaten hiçbiri ortada olmayacak.” İfadelerini kullandı.

“OLAYLARIN OLMAMASI İÇİN ÇIRPINAN SİYASİ AKTÖRLERDİK”

Kobane olaylarının faili olarak HDP’yi hedef gösterildiğinin altını çizen Sakık, "Kobane olaylarının en büyük mağdurları biziz. Bakın 54 kişi yaşamını yitirmiş. Bir tek Yasin’in isminden bahsediyorlar. Peki diğer Yasinler ne oldu? Katledilenlerin büyük bir çoğunluğu bizim parti üyelerimizdi. O dönemlerde hepimiz sokaklardaydık. Olayların olmaması için çırpınan siyasi aktörlerdik. Ben o dönem Ağrı’daydım. Ağrı’da bir tek cam dahi kırılmadı. Kırılan camları da o dönem FETÖ’nün uzantısı olan polisler yapıyordu. Bunları tespit edip bizzat Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulundum. Sonra bunların hepsi ortaya çıktı. Ağrı Valisi ile de paylaştık. Aynı şey Muş’ta da oldu. Biz o dönemin mağdurlarıyız. Sanki Kobane olaylarını, HDP tetikledi ve böylesi bir algı operasyonu yapıyorlar. Her ölen yurttaşımız bizim için yüreğimizde bir yaradır. Peki Yasin’in dışındakilere ne oldu? Onlar kimler tarafından öldürüldü? Eğer bir hukuk devletinden bahsediyorsa, hiçbirinin kimliğine bakmadan hepsi bu ülkenin yurttaşlarıdır. Bunların faillerini hep birlikte bulmalıyız. Eğer HDP parlamentoda onlarca meclis araştırma önergeleri veriyorsa, bunların failleri bulunsun diyorsa ama Cumhur İttifakı reddediyorsa o zaman da oturup düşünmek lazım. Niye reddediyorsunuz? Bunların üzerinden sürekli algılar yaratmaya çalışıyorsunuz. O dönemin failleri kimse hepsini araştırmak, bunları ortaya koymak parlamentonun ve yargının görevidir.” Şeklinde konuştu.

“SADECE OLUP BİTENLER ÜZERİNDEN HAYATI İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

Muhalefet partilerinin, Kürt coğrafyasında yaşanan hukuksuzluklara göz yumduğunun altını çizen Sakık, “2 gün önce Şenyaşar ailesinin Urfa’daki o olayını biliyoruz. 2 kardeş ve baba yaşamını yitiriyor. İçeride olan 3’üncü kardeş 150 yıl ceza ile cezalandırılmak isteniyor. Peki bunları gökyüzünden birileri mi gelip katlettiler ve ailenin büyük mağduriyetinin yanına yeni bir mağduriyet oluşturmaya çalışıyorlar. Burada hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Buna benzer onlarca olayı sayabiliriz. Mesela Van’da helikopterden atılıp yaşamını yitiren insanlar var. Evinin önünde, atının üstünde kurşunlanarak ölen insanlar var. Bu insanların faillerini bulmak bu ülkede yaşayan insanların görevi değil mi? İktidarın, muhalefet partilerinin bu konuda hiç mi sorumluluğu yok?

O kadar çok acılarımız var ki Kemal’in nasıl katledildiğini bir Diyarbakır bir de Türkiye biliyor. Oradaki binlerce tanığa rağmen polis orada aklanıyor. Sadece basın açıklamasına katılan insanlara 6 ila 9 yıl arası cezalar veriliyor. Bunu herkes bu şekilde bildiği halde burada bir kıpırdanma bile yok. İktidar bunu yaparken muhalefet partilerinin bir sorumluluğu yok mu? Kemal’in failleri ile ilgili çıkıp bir açıklama yapmak, gidip oradaki yargılama sürecini takip etme gibi bir sorumluluğunuz yok mu? Ama bunların Kürt coğrafyasında olup bitenlere, gözü kapalı ve kulakları sağırdır. Sadece olup bitenler üzerinden hayatı inşa etmeye çalışıyorlar.” Diye vurguladı.

“HDP BU ÜLKENİN REALİTESİDİR”

Muhalefetin HDP ile yan yana gelmeye çekindiğini ifade eden Sakık, “Bu günlerde yeniden yargı ile ilgili yeni bir sürecin başlaması için, bu topraklarda olan bütün hukuksuzluklardan kaynaklanan bir süreç olduğu için tartışılıyor. Ama hala görüyoruz mesela, İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Saadet Partisi seçimler öncesi HDP ile oturup yeni bir anayasal çalışması üzerinde bir konsensüs sağladılar mı? Her gece ekranlarda bu tartışılıyor. Bu ülke eğer darbecilerin anayasası ile yönetiliyorsa, bu ülkenin ayıbıdır. Yeni bir anayasa yapılmıyorsa, siyaset dünyasının ayıbıdır. Olması gerekeni, “niye oluyor” diye her gece ekranlarda tartışılıyor ve bu partilerin temsilcileri de çıkıp demiyor ki, “kardeşim parlamento bunun için var, siyaset dünyası bunun için var. Yeni bir anayasaya ihtiyacımız olduğu aşikâr bunu oturup konuşmalıyız.” 2011 seçimlerinden sonra parlamentoda içinde bütün siyasi partilerden bir komisyon oluşmadı mı? Anayasada bütün siyasi partilerden oluşan içinde MHP’nin de olduğu bir komisyon vardı. AKP’si vardı, Cumhuriyet Halk Partisi vardı, biz vardık, Sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları vardı. Herkes geldi ve sürece katkı sundu. Belli maddeler üzerinden bir konsensüs sağlandı. Peki o gün hak, bugün ise böylesi bir şey içinde HDP var. HDP, bu ülkenin bir realitesidir. Bu ülkede 6 buçuk milyon oy alıyorsa, buna herkesin saygı duyması lazım. Yüzyıllık bir cumhuriyetten bahsediyoruz ama yüzyıldır ne ülke özgürleşti, ne de demokratikleşti. Biz özgürleşmedik ve demokratikleşmedik. Peki o zaman bir sorun var, oturup bu sorunu konuşmamız lazım. Bunu siyasi partilerin söylemesi gerekirken hala HDP ile aralarına bir bariyer koymaya çalışıyorlar. Bu şekilde bu ülkede ne yeni bir anayasa yapılır, ne de yargıda yeni bir değişim ve dönüşüme öncülük yapılabilir. İlk önce siz bu topraklarda var olacak bütün sorunları masaya koymalısınız, daha sonra onu koyduktan sonra oturup konuşmalıyız.” Diye vurguladı. 

“KÜRTLER KİMSENİN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR”

Sakık, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Hakkari’de yaptığı konuşmada, “Kürtler bu ülkenin çimentosudur” söylemlerini değerlendirdi. Kürtlerin hiçbir sorununun çözülmediğine dikkat çeken Sakık,

“Kim ki yeni bir parti ve yeni bir oluşumu hayata geçiriyorsa Kürt coğrafyasına gidiyor. Oradan kardeşlik mesajları veriliyor. Öyle değil. Kürtlerin ağzına bir parmak bal çalarak siyaseten olası erken seçimde onların oyunu almak. Kürtler hiç kimsenin bir arka bahçesi değildir. Kürtlerin bir barış sorunu var, kardeşlik sorunu var, hukuk sorunu var. Ağızlarını açıyorlar, “Kürt sorunu”, evet Kürt sorunu ama Kürtlerin hakkı nedir? Bu konuda bir adım atılmıyor. Şimdi söylüyorlar, “Kürtler bu ülkenin çimentosudur, taşıdır, mozaiğidir.” Yani bunlar ülkeyi müteahhit mantığı ile yönettikleri için akıllarında hep çimento, kum ve demir var. Bu ülkeyi birlikte inşa ettik, birlikte kurduk. Yüzyıllık bir Cumhuriyetten bahsediyoruz. Ülkede Kürtlerin yüzyıllık bir sorunu var. Bu sorunu çözerken, Kürtler ile birlikte ülkeyi inşa ederken, 1919’lardan bugüne kadar gelen süreçte hep yanı başınızda oldular. Hatta 1071’den bugüne kadar, bu ülkeye hiçbir zaman ihanet etmediler. Eğer bu ülkede et ve tırnaksa, çimentoysa, taşsa, demirse, mozaikse, koca bir ülke inşa edildi. Ama bu ülke içerisinde hala Kürtlerin bir tek odası bile yok. Bir hukuku yok. Kürtler bir hukuk sahibi olmak istiyor. Kürtler kendi kimliği ile bu topraklarda var olmak istiyor. Bütün halklar ile bir arada yaşamak istiyor. Bunun gereğini yapmalısınız. Sadece Diyarbakır’a gittiğinde Kürdü hatırlayan, Hakkari’ye gittiğinde hatırlayan siyasetçilerden Kürtler yoruldular. Kürtler, gerçekten “bizim sorunlarımızı çözün” diyor.

AKP’ye 18 yıllık iktidar döneminde Kürtlerin büyük bir desteği oldu. “Sorunları çözün” dediler. Çözüm süreci başladı. 3 yıllık bir süre içerisinde, Kürtler her gün dua ediyordu. Kan yoktu, cinayet yoktu, şiddet yoktu ama sonrası küçük iktidarlar uğruna yeniden çatışmalı döneme girildi. Kürtler, “Yeniden bir sulh yaratmalıyız ki bu topraklarda büyük bir ekonomik kriz ve yoksulluk yaşanıyorsa bu uzun yıllardır ülkenin çözülmeyen sorunlarıdır. Bizim sorunlarımızı artık iktidarlarınıza sorun etmeyin. Biz iktidarınızın kurbanı olmayalım.” Diyorlar. Kürtler eğer samimi bir adım bulurlarsa eminim sorunun çözümüne katkı sunmaya hazırdırlar ve herkesin dönüp bir müzakere sürecini birlikte yaratmalıdır.  2013 döneminde başlayan ve 2015 sonunda biten o sürecin yeniden hayat bulmalı ve siyasetçilerin bu dinmeyen kin ve öfkeden kendilerini arındırmalıdır. Bize tepeden bakmamalılar. Bizimle emir kipleri ile konuşmamalılar. Bizi ve halkımızı aşağılayacak söylemler söylenmemeli ve hiç kimsenin buna hakkı yoktur. Biz bu ülkenin sığıntıları değil, insanlarıyız. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve bu ülkenin onurlu vatandaşları olmak istiyoruz, hepsi bu kadar.” İfadelerine yer verdi.

“KÜRTLER HİÇBİR ZAMAN ÇÖZÜME KAPILARINI KAPATMADI”

Kürtler sorunlarının çözümü için samimi bir adım beklediğini vurgulayan Sakık, “Kürtler, samimi bulacakları her sorunun çözümünde geçmişten bugüne kadar hep destek sundular. Eğer gerçekten ortada ciddi, 2013 yılında başlayan diyalog ve müzakere süreci yeniden bir hayat bulacaksa Kürtler hiçbir dönem kapılarını kapatmadı. Biz hiç kimsenin arka bahçesi değiliz. Biz halkımızın ön ve arka bahçesiyiz. Halkımız ne derse, o sorunlarını çözmek için buradayız. Bizim derdimiz parlamentoya vekil yerleştirmek değil. Bizim derdimiz şu; bu topraklarda sorun var, bu toprakların acıları var, bu acıları bitirmemiz gerekir. Onun için Kürtler ile ilgili atılacak her samimi adımda, Kürtlerin cevabı olumsuz olmaz. Tam tersi olumlu olur.”  Diye ifade etti.

İki ittifakın da ülkenin sorunlarına çözüm olamadığını vurgulayan Sırrı Sakık, üçüncü bir yol ile HDP saflarında birleşmenin önemine değendi. Sakık,

“Vicdan sahibi olan herkesin özellikle Kürt coğrafyasında her bireyin buluşacağı tek yer bellidir. O safta bizim safımızdır. HDP’dir ve bizim üçüncü yol dediğimiz yoldur. Çünkü Cumhur İttifakı ve Millet İttifakında bize hayat hakkı olmadığını görüyoruz. Her şeye rağmen 31 Mart seçimlerinde, demokrasi ve hukuk istediğimiz için partimizin aldığı karar doğrultusunda bu yanlışa dur demek adına, halkımız gidip oylarını Millet İttifakına verdi. Hiç içimize sindiremediğimiz birçok yerde, mesela Bolu’da gidip Kürtlerin ulusalcı hatta faşist birine oy vermeleri ve belediye başkanı seçmeleri benim içimde yaradır.

Birçok yerde böyle oldu ama buna rağmen Kürtler, bu topraklarda gerçekten yaralarının sarılması için böylesi bir duruş sergilediler. Ama CHP bunun ruhuna uygun davranmadı. Birçok yerde olduğu gibi İYİ Parti gidip mesela Cumhur İttifakına destek sundu. Birçok yerde hatta benim seçim bölgem olan Muş’ta bile CHP İl Teşkilatları gidip AKP ile ortaklaştılar. Biz o süreçte bunların hepsini yaşadık. Şimdi geldiğimiz noktada böyle ittifaklar önümüzdeki dönem olacaksa, biz üçüncü bir yolu öneriyoruz. Bu iki ittifakında Türkiye’de sorunları çözemediğini ve bu iki ittifakın da sorunların adını çok böyle özgürce ortaya kayamadığı için, korktuğu için özellikle Millet İttifakında böylesi korkuların kuşattığı bir alanda özgürlük mücadelesi veremezsiniz.

Üçüncü yoldan bahsediyoruz. Bu topraklarda ötelenen, ertelenen, kimlikleri yok sayılan ve bütün kesimler, sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri ve muhalif olanların oluşturacağı üçüncü bir yolda buluşmamız gerekir. Özellikle Kürt coğrafyasındaki AKP’ye giden, CHP ve İYİ Partiye giden oyların bu üçüncü yolda buluşması gerektiğine inanıyoruz.” İfadelerine yer verdi.

“MUHALEFET ERKEN SEÇİMİ ZORLAMALIDIR”

Türkiye’nin erken seçime hazır olduğunun altını çizen Sakık, “Türkiye’nin bir erken seçime ihtiyacı var ama muhalefetin şöyle bir beklentisi var. Bırakın yıpransınlar, hiçbir şey üretmeden o zaman biz bir erken seçime gidelim. Hayır, muhalefet dünyanın her yerinde öyledir ve muhalefet öncülük eder. Eğer bir sorun var ve aşılamıyorsa, iktidar yıpranmışsa, sokaklar bu iş için… Sokağa çıkarsınız, halka gidersiniz. İYİ Parti Genel Başkanı mesela sokaklarda yetmiyor mu? Muhalefetin bütünlüğü içerisinde, erken seçimi zorlamalıdır. Türkiye’de koşullar uygundur. Yani bir erken seçime daha ne zaman gidilecek? Bu kadar büyük sıkıntıların yaşandığı bir süreçte ve Cumhurbaşkanının, Adalet Bakanının, Bülent Bey’in, Cemil Bey’in seslendirdiği bu süreçte erken seçimin sinyalleridir. Ben önümüzdeki sene erken seçimin kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Eğer seçim olacaksa yerel ve genel seçim bir arada olsun. Bizde, hodri meydan diyoruz” Şeklinde konuştu.

Son Güncelleme: 24.11.2020 16:30
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.