Gazete Emek- TÜİK’in Aralık ayı enflasyon verileriyle birlikte emekli, memur ve memur emeklilerine dayatılan düşük zam oranlarına karşı Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), yarın ülke genelinde iş bırakıyor. Emekliler ise günlerdir ülkenin farklı noktalarında tuttukları nöbetlerle aylıklarına seyyanen yüzde 20’lik zam taleplerini yükseltiyor.
5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verileriyle birlikte emekli ve kamu emekçilerine ortalama yüzde 12,5’lik artış öngörülürken, maaşların açlık sınırının da altında kaldığına dikkat çekildi. KESK üyeleri, yapılan zammın kabul etmeyerek Saray rejiminin “açlık sınavına” karşı ülke genelinde iş bırakma eylemleri gerçekleştirecek.
ENFLASYON MANİPÜLE EDİLİYOR
KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz, iş bırakma öncesinde BirGün’e yaptığı açıklamada, TÜİK verilerinin yıllardır iktidarın politik ihtiyaçlarına göre manipüle edildiğini belirterek, emekçilerin bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm edildiğini söyledi.
Karagöz, “Verileri sahada toplayan TÜİK emekçileri gerçek rakamları derliyor. Ancak bu verileri kamuoyuna açıklayan bürokratlar, iktidarın istediği rakamları paylaşacak şekilde hareket ediyor. Yurttaşın yaşadığı hayatla açıklanan enflasyon arasında uçurum var” dedi.
Toplu sözleşme sürecine de dikkat çeken Karagöz, “Sözleşmede yüzde 11 artı enflasyon farkı var. Açıklanacak rakamlarla birlikte artış yüzde 19–20’yi bulsa bile, iğneden ipliğe zam yağmurunun yaşandığı bir dönemde bu artış gerçek kaybı telafi etmiyor. Memur ve memur emeklileri zaten yaklaşık yüzde 20 kayıpla yaşıyor” ifadelerini kullandı.
KAYNAK VAR, EMEKÇİYE YOK
Eylemlerin süreceğini vurgulayan Karagöz, üretimden gelen gücün daha etkin kullanılacağı bir döneme girildiğini belirterek, “Savunma sanayine, saraya, faize, savaşa kaynak bulunuyor ama konu emekçinin hakkı olunca ‘kaynak yok’ deniliyor. Bu büyük bir aldatmacadır” diye konuştu.Tüm konfederasyonlara ortak mücadele çağrısı yaptıklarını söyleyen Karagöz, “Üye sayısına bakmadan bütün konfederasyonlarla temas halindeyiz. Sendikalar üyelerinin ekonomik ve sosyal haklarını savunmak için vardır. Bugün kamu emekçileri açlık sınırına yakın maaşlarla yaşıyorsa, burada sendikal hareketin de sorumluluğu vardır” dedi.
Karagöz, birlikte mücadele edilmemesi halinde 2026 yılının kamu emekçileri için “yoksulluğun derinleştiği bir yıl” olacağını vurguladı.
SADAKA DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ
Meclis önünde nöbet tutan emeklilerden 63 yaşındaki memur emeklisi Mukaddes Tunca ise taleplerinin açık ve net olduğunu söyledi. Tunca, “Bizi gerçekten çok kötü duruma düşürdüler. Açlık sınırının altında emekli maaşı olmaz. Birinci derece memur emeklisiyim, 26 bin lira maaş alıyorum. Üç bin 600 liralık ek ödeme sözü verildi ama verilmedi” dedi.
Hem emekli hem kadın olmanın ayrı bir zorluk olduğunu vurgulayan Tunca, “Kadın emeklinin iş bulma şansı da yok. O yüzden bütün emeklilere seyyanen 20 bin lira zam talep ediyoruz. Bir haftadır sokaktayız, Meclis’teyiz. Taleplerimiz karşılanana kadar eylemlerimizi sürdüreceğiz” diye ekledi.
Eskiden emekli olmanın hayal edildiğini hatırlatan Tunca, bugün insanların emekli olmaktan korktuğunu söyledi: “Yakınım 64 yaşında, ‘Keşke biraz daha genç yazılsaydım da çalışmaya devam etseydim’ diyor. Emekli olduktan sonra sürünmek var. Türk Telekom’dan emekliyim, emekli olduğumda maaşım asgari ücretin iki katından fazlaydı, şimdi asgari ücretin altındayım.”
Tunca, en düşük emekli maaşının işe yeni başlayan memur maaşına eşitlenmesini, seyyanen zam yapılmasını, ek gösterge ve intibak düzenlemesi talep ettiklerini söyledi.
Kaynak: Birgün