YAZAR KÖŞESİ

Hüseyin Nazlı yazdı: Kürt Birliği Protestolarda Kalmamalı: Hayatın Her Alanında Güçlü Bir Lobi Kurulmalı

Abone Ol

Hüseyin Nazlı

Bu yazıda Yahudi lobisini bir örnek olarak ele alıyorum. Amacım bir yapıya benzetmek değil, dünyada işe yarayan bir sistemi anlamak ve Kürtlerin nerede eksik kaldığınıkonuşmak.

Rojava’daki gelişmeler ve dünyanın dört bir yanında yapılan kitlesel protestolar şunu gösterdi: Sokakta güçlüyüz, ama masada hâlâ zayıfız. Uluslararası alanda etkili olabilmek için kalabalıklar yetmiyor; örgütlü, kurumsal bir lobiye ihtiyaç var

Kürtlerin coğrafyaları parçalıdır ama etkileri büyüktür. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Yahudi halkıdır. Yahudiler güçlü oldukları için örgütlü değiller; örgütlü oldukları için güçlüdürler.

Yahudi sistemi basit ama etkilidir. Öncelikle her Yahudi, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın kendisini tek bir halkın parçası olarak görür. Devletleri olsun ya da olmasın, bu bilinç hiç kaybolmaz. Ekonomide, akademide, siyasette, medyada ve kültürde birbirlerini desteklerler. Bir Yahudi iş insanı, bir Yahudi öğrenciyi; bir Yahudi akademisyen, bir Yahudi girişimciyi gözetir. Bu bir ayrıcalık değil, halk bilincidir.

En önemlisi de şudur: Yahudi lobisi yalnızca siyasetle ilgilenmez. Ekonomik güç yaratır, bu gücü kurumsallaştırır ve sonra siyasete taşır. Bağış sistemleri, vakıflar, fonlar ve dernekler aracılığıyla kendi içlerinde güçlü bir ekonomik döngü kurarlar. Böylece ne bir Yahudi öğrencisi sahipsiz kalır ne de zor durumda olan bir aile yalnız bırakılır.

Şimdi kendimize şu soruyu sormak zorundayız:

Biz Kürtler neden bunu yapamıyoruz?

Oysa Kürt halkı da dünyanın dört bir yanına dağılmış büyük bir diasporaya sahip. Avrupa’da, Ortadoğu’da, Kafkasya’da ve Amerika’da milyonlarca Kürt yaşıyor. İş insanlarımız var, akademisyenlerimiz var, sanatçılarımız, sporcularımız var. Sorun güçsüzlük değil; birbirimizden habersiz, kopuk ve örgütsüz olmamızdır.

Eğer Kürtler olarak Yahudi sistemine benzer bir halk örgütlenmesini hayata geçirirsek ne olur?

Öncelikle kimliğimiz yalnızca acı ve mağduriyet üzerinden tanımlanmaz. Kürt, güçlü bir aktör olarak görülür. Kürt lobisi, bulunduğu ülkelerde siyaseti etkileyen, karar mekanizmalarına ulaşabilen bir yapıya dönüşür. Rojava’yayönelik bir saldırı olduğunda sadece sokaklarda değil, parlamentolarda, medya merkezlerinde ve diplomatik masalarda da sesimiz olur.

sesimiz yok değil var ama yeterli değil daha çok bireysel çabalar ile bir bürokrasi yürütülüyor

Ekonomik olarak ise tablo kökten değişir. Kürt iş insanları, Kürt gençlerine istihdam sağlar. Kürt fonları, Kürt öğrencilerin eğitimini destekler. Cezaevinden çıkan bir siyasi tutsak hayata sıfırdan başlamak zorunda kalmaz. Bir annenin çocuğu aç kalmaz, bir gencin cebinde yol parası olur. Çünkü halk, kendi halkına sahip çıkar.gençlerimiz diaspora bataklığında Kaybolmaz

Bu sistem aynı zamanda iç bölünmeleri de azaltır. A-B-C diye sınıflandırılan insanlar değil, aynı çatı altında farklılıklarıyla var olan bir halk ortaya çıkar. Fikir ayrılıkları bölünmeye değil, zenginliğe dönüşür.

Kürtler mazlum ve aciz bir halk değildir. Bize bu rolü dayatıyorlar. Oysa Kürtler cesurdur, üretkendir ve dirençlidir. Eksik olan tek şey, bu gücü örgütlü ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmektir.

Yahudiler bunu başardı.Kürtler de başarabilir.

Yeter ki birbirimizi yalnızca cenazelerde, protestolarda ve acı günlerde değil; hayatın her alanında hatırlayalım

Bu nedenle etkili diaspora ve lobi modellerini beş madde halinde ele aldım.”bu geliştirilebilir ve eleştiriledebilir “

Kürt lobisi nasıl kurulacak, kimlerle, hangi alanlarda ve neyi değiştirebilir ?

Lobi bir gecede, sloganla ya da sadece siyasi tepkiyle kurulmaz. Lobi; ekonomi, eğitim, kurumlaşma ve süreklilik ister.

Birinci adım: Ekonomik ağ

Her güçlü lobinin arkasında güçlü bir ekonomi vardır. Kürt iş insanları dünyanın her yerinde var ama birbirleriyle bağları zayıf. İlk yapılması gereken; ülkeler ve şehirler bazında Kürt iş insanlarını, esnafı ve girişimcileri aynı ağda buluşturmaktır. Bu ağ sadece ticaret için değil; dayanışma için kurulmalıdır. Bir Kürt genci iş arıyorsa, önce bu ağ devreye girmelidir.

İkinci adım: Eğitim ve gençlik fonları

Yahudi lobisinin en stratejik alanlarından biri eğitimdir. Kürtler de kendi burs fonlarını, akademik destek ağlarını kurmalıdır. Avrupa’da ya da başka bir ülkede okuyan bir Kürt öğrenci yalnız hissetmemelidir. Bugünün desteklenen genci, yarının akademisyeni, bürokratı ve karar vericisi olur.

Üçüncü adım: Sivil toplumun profesyonelleşmesi

Dernek çok, etki az. Çünkü çoğu yapı gönüllülükle ayakta durmaya çalışıyor. Oysa lobi dediğimiz şey profesyonel kadrolar ister: hukukçular, iletişimciler, diplomatlarla konuşabilecek temsilciler… Her ülkede Kürtleri temsil eden, rapor yazan, dosya hazırlayan, parlamentolara ulaşan kurumsal yapılar oluşturulmalıdır.

Dördüncü adım: Medya ve anlatı gücü

Kürtler genelde başkalarının yazdığı hikâyenin içinde yer alıyor. Bu kabul edilemez. Kendi medya ağlarımızı, dijital platformlarımızı, düşünce kuruluşlarımızı güçlendirmeliyiz. Bir saldırı olduğunda sadece acı anlatan değil, politik ve hukuki karşılığı olan bir dil kurmalıyız.

Beşinci adım: Sosyal dayanışma sistemi

Cezaevine giren siyasi tutsakların aileleri, cezaevinden çıkanlar, işsiz kalanlar, hastalar… Bunlar yardım kampanyalarına mahkûm edilmemeli. Kürt lobisi, kendi içinde sürdürülebilir bir sosyal güvence mekanizması kurmalıdır. Bu, onur meselesidir.

Ve belki de en kritik adım: İç bölünmeyi yönetmek

Yahudi sistemi bize şunu da öğretiyor: Herkes aynı düşünmek zorunda değil ama herkes aynı halkın parçası olduğunu unutmamalı. Kürtler arasında fikir ayrılıkları olacaktır; bu zayıflık değil, zenginliktir. Zayıflık olan şey, bu ayrılıkları düşmanlığa çevirmektir.

Eğer Kürtler bu adımları atarsa ne olur?

Kürt meselesi sadece sokakta değil, masada konuşulur. Kürtler yardım bekleyen değil, muhatap alınan bir halk olur. Gençler umutsuzlukla değil, planla büyür. Acılar azalmaz belki ama yalnızlık biter.

Artık Kürtlerin kendisini ciddiye alma zamanı çoktan gelmiştir.