Rıdvan Yıldız yazdı: İnsanın doyumsuzluğu kaosa neden oluyor Rıdvan Yıldız yazdı: İnsanın doyumsuzluğu kaosa neden oluyor

Gazete Emek - Geçtiğimiz hafta sonu Diyarbakır'da Amedspor konferansına katıldım. Amedspor taraftarları geleceğini tartışıyor konferansı oldukça verimli geçti ve yeni yapılacak konferansların da kapısını araladı. Tartışma kültürünü olgunlaştırması açısından çok değerli buluyorum. 

Bir ay öncesinden konferansın hazırlıklarına başlanmıştı. Amedspor İstişare Kurulu ve Amedspor Taraftarlar Derneği çok yoğun çaba sarfederek bu konferansı organize etmeye çalıştılar. Konferans ile ilgili eksiklikler yok muydu? Elbetteki vardı. Bu konferanstan bir hafta önce bütün Türkiye'nin gözünün üzerinde olduğu CHP Genel Kurulu'na katıldım. Orada bile korkunç organizasyon eksiklikleri vardı. CHP bir yıldır bu konferansa hazırlandığı halde yine de çok fazla eksikliklerle yapıldı. Amedspor Konferasnı için de eleştiriler yapabiliriz. Ama bu eleştirileri yaparken yapıcı ve katkı sağlayıcı eleştiriler yapmak zorundayız. Yoksa yıpratıcı eleştiri yapmak en kolayıdır. 

Konferansın içeriğine dair tanıtımlar birkaç gün önce yapıldı. Son bir aydır konferansın devamında yer alacak müzisyen arkadaşların tanıtımları çokça yapıldı. Keşke konferansa dair de planlamalar daha erken tamamlansaydı ve tanıtımlar ona göre yapılsaydı. Ama olmadı. Arkadaşların çok yoğun bir çaba sarfettiğine bizzat şahidim. O kadar çok farklı dinamiklerle uğraştılar ki emin olun hiç de kolay değildi. Konferansa katılacak konuşmaları belirlemek ayrı bir dert, STK temsilcilerini davet etmek ayrı bir dert, taraftar gruplarını ikna edip bir araya gelmelerini sağlamak ayrı bir zorluk. Yani hiç de kolay değildi. Bütün bu zorluklar içerisinde verimli bir konferans yapılmaya çalışıldı. Konferansın olduğu gün parelel farklı etkinliklerin de olması konferansa katılım oranını etkiledi. 

Her şeye rağmen ben bu konferansa çok yoğun bir ilginin olacağını bekliyordum ama olmadı. Keşke bütün taraftar grupları, Amedspor ile ilgili STK temsilcileri ve yerel basının hepsi orada olsaydı. Ama beklediğim gibi olmadı. Bunun birçok sebebi var tabi. Uzun uzun anlatmayacağım. Ama kısaca değinmem gereken birkaç konu var.

Konferansın ilk oturumunda ben ve önceki başkanlardan sayın Metin Klavuz, Amedspor tarihini, kültürünü ve dünyadaki örneklerini anlattık. Amedspor'un hangi iklimde doğduğunu hangi zorluklarla uğraştığını ve bundan sonra neler yapılması gerektiğini anlattık. Amedspor Başkanı sayın Elaldı, konuşmalarımızı dinlemeden, kendi konuşmasını yaptıktan sonra salondan ayrıldı. Neden dinleme nezaketi göstermedi bilmiyorum. Ya çok fazla önemsemedi ya da daha ciddi bir işi vardı. Ama her ne olursa olsun keşke gitmeseydi ve başkanı olduğu kulüple ilgili tartışmaları dinleseydi. Çünkü oraya gelen herkes Amedspor için bir araya gelmişti. Hepimiz herhangi bir maddi beklenti içinde olmadan Amedspor için bir araya geldik. Bazılarımız il dışından sırf bu konferans için kendi imkanları ile geldi. Ama Diyarbakır'da olup konferansa gelenleri dinlemeden salondan ayrılmak pek hoş olmadı. 


Amedspor başkanları ve yöneticileri tahammülleri ve hoşgörüleri ile taraftarlara örnek olmalıdır. Örneğin taraftarlar Amedspor maçının 30. dakikasında stadı terk etselerdi başkan nasıl karşılardı? Sayın başkan ile hiçbir tanışıklığımız yok. Bizler oraya ne bize hediye edilen formalar için geldik ne de bir maddi ve kariyer beklentisi için geldik. Davet edilen bizler de taraftarlar da Amedspor için bir araya geldik. Amedspor'un hangi amaçlarla kurulduğunu, nasıl bir misyonunun olduğunu ve taraftarlarının neden ortak bir amaç için çalışması gerektiğini anlattık. Amedspor Taraftarlar Derneği ve Amedspor İstişare Kurulu çok büyük bir çaba ile bu çalışmaları yapmaya çalışıyor. 

Amedspor'un kuruluşundan bu yana Amedspor taraftar grupları olan Barikat, Direniş'in çok büyük çabaları var. Ben onların Amedspor sevdalarına çok yakından şahidim. Deplasmanlarda bütün zorluklara karşı nasıl Amedspor'un yanında yer aldıklarını çok iyi biliyorum. Bazıları ile zaman zaman İstanbul ve deplasmanlarda sohbet etme imkanımız da oldu. Yine Azrailler grubu, çok eski ve kültürü olan bir grup. Onlar da Amedspor için ciddi bir çaba içerisindeler. Bu taraftar gruplarının içinde zaman zaman ihtilaflar olacaktır. Çünkü Amedspor önceki bu ismiyle birlikte 10. yılını kutluyor. 10 yılda taraftarlar açısından çok ciddi bir aşama kaydedildi. Belli zorluklar, sancılar olacaktır. Ama bu sancıların çok büyük bir Amedspor kültürünü doğuracağına da eminim. Konferansta da dünya modellerini anlattım. 

Onların hiçbirinde de kolay olmamıştır. Hepsinde belli diktatörlere karşı mücadeleler vardır. İspanya'da Franko'nun Barcelona Başkanı'nı katlettiğini anlattım. Ama Katalanların bütün zorluklara karşı nasıl yıllar içerisinde politik örgütlemelerini sağlayarak bütün dünyaya örnek olduğunu da anlattım. Bu sadece Barcelona ile sınırlı değil, Bask modeli var, Britanya'daki 20. YY başlarında yaşanan büyük sorunlar var. Fransa'daki örnekleri var. İtalya'da faşizme karşı taraftar gruplarının verdiği mücadeleler var. Bunların hepsi önümüzde ciddi örneklerdir. Hepsini çok iyi okumamız gerekiyor. 

Amedspor da politik bir kulüptür. Sadece Amedspor değil Türkiye'de politik olmayan tek bir kulüp bile yoktur. Hepsi de baştan aşağı politakın farklı renkleri ile boyanmıştır. Amedspor'da onlardan farklı bir politiklik vardır. Amedspor sadece Diyarbakır'ın değil bütün Kürt şehirlerinin ve dünyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın Kürtler'in takımıdır. Ama öyle sisteme hayran Kürtler'in değil sistem karşıtı muhalif Kürtler'in takımıdır. Amedspor yöneticileri ne kadar "Amedspor politik bir kulüp değil" deseler de öyle değil. Zaten Amedspor politik bir kulüp olmasaydı yılların kent takımları varken insanlar neden gidip Amedspor'u desteklesinler ki! Ya da Vanlılar, Vanspor'u, Dersimliler Dersimspor'u, Cizreliler Cizrespor'dan önce neden Amedspor'u desteklesinler ki?

Bu politik bilincin oturması gerekiyor. Yoksa Amedspor sadece sportif başarılardan ibaret desteklenen ya da eleştirilen bir kulüp değildir ve olmamalıdır. Bunları yazarken de öyle sıradan bir taraftar olarak yazmıyorum. Amedspor'un ilk kuruluş sürecini çok yakından bilen, hatta 2011'den başlayan Mezopotamya Kulüpler Birliği sürecinin her aşamasını çok iyi bilen, Sur Belediyespor ve Vanspor'da yöneticilik yapan, sporun hem saha içi hem yöneticilik hem de basın kısmında yer alan biri olarak yazıyorum. Amedspor benim için sadece bir futbol kulübü ya da spor kulübü değildir. Benim için Amedspor'u anlamlı kılan onun politik yapısı ve paradigmasıdır. Bu olmasaydı zaten Türkiye'de desteklenecek çok fazla kulüp var. 

Hepimizin çocukluğundan beri maruz kaldığı sistem takımları var. Bu maruz kalma durumu nedeniyle ister istemez onların bütün asimilasyoncu hedeflerini çok iyi biliyoruz. Sistem cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren alt kimlikleri üst kimlik olan "Türk-Sünni" kimliği altında eritmek için futbolu çok işlevsel kullandı. Hepimiz bir şekilde Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ya da Trabzonspor'u falan tuttuk. Kendimizi onlarla özdeşleştirdik. Onların asimilasyoncu politikalarına her maç maruz kaldık. 

Konferansta da anlattım. 4 büyük takım taraftarları arasında yapılan bir ankette hepsinin ortak özelliği "Türk milliyetçiliği". 4 büyük takımın da taraftarı kendini ilk olarak "Türk milliyetçisi" olarak tanımlıyor. Sonrasında "Kemalizm" falan geliyor. Bu konuda çok ciddi başarılar da elde ettiler. Bugün Diyarbakır'da bir Fenerbahçe-Galatasaray maçı olduğunda bir bakın kahvehaneler nasıl doluyor. Ya da bu takımlardan biri şampiyon olduğunda Diyarbakır'da konvoylar ve kutlamalar 3 gün sürüyor. Bu maruz kalma bir yerden sonra Stokholm Sendromuna da dönüşüyor. Yani aslında artık birçoğumuz farkında olmadan bu sistemin gönüllü köleleri haline geldik. Fenerbahçe için, Galatasaray için ya da diğer büyük kulüpler için birçok şeyden feragat edebiliyoruz. Amedspor işte tam da bu sistematik asimilasyonun karşısında duran bir paradigma oldu. 

Barcelona'nın sloganı "Bir kulüpten fazlası"dır. İşte Amedspor da bir kulüpten fazlasıdır. Başkanından, yöneticilerine, taraftarlarından, basınına kadar herkes bunu bilerek hareket ederse o zaman doğru zeminde tartışabiliriz. Yoksa oradan buradan futbolcular toplayarak, STK'lardan belli iş insanlarından paralar toplayarak planlanan kısa vadeli sportif başarıların uzun vadeli hiçbir kıymeti olmayacaktır. Çünkü sadece sportif başarı hedefi ile çıkılan yolda sportif başarı olmadığında da büyük hayal kırıklıkları olur. Herkes bir yerlere dağılır. Sonra da sık sık olağanüstü kongreler yapılır. Her gelen kendini Amedspor'un kurtarıcısı olarak görmeye başlar. Sonra olmadığında da "zaten herkes bana karşıydı, herkes bana düşmandı, herkes biz başarısız olalım diye çalıştılar" deyip vicdanını rahatlatıp giderler. 

Amedspor hiçkimsenin vicdan mastübasyonunu yapacağı yer olmamalıdır. En az 10 yıllık kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarla sürdürülmelidir. Amedspor için altyapı ve Amedspor paradigmasına sahip çıkacak sporcularla çalışmak hayati önemdedir. Amedspor için Kürdistani bir takım planlaması yapılmalıdır. Irak Kürdistan Bölgesi, ve diğer parçadaki Kürt sporculara yönelinmeli. Gerekiyorsa karşılıklı futbolcular alınıp verilmeli. Ekonomik olarak bazı STK'ların ya da iş insanlarının insiyatifine değil uzun vadeli bir ekonomik planlama ile devam edilmelidir. Bunun için 3-5 yıl sportif başarı gelmeyecekse de önemli değildir. Zaten yıllardır sezonluk planlamalar yapılıyor ama yıllardır sportif başarı gelmiyor. Bu yıllar bu kadar hoyratça kaybedilmeseydi ve daha uzun vadeli planlamalar yapılsaydı belki bugün kurumsallık anlamında çok önemli bir yere gelinmişti ve beraberinde sportif başarı da elde edilirdi. 

Amedspor'a uygulanan deplasman yasakları, baskılar, taraflı hakem yönetimleri zaten az çok hepimizin beklediği durumlardı. Yani kimse Amedspor'un Bursa'da çiçeklerle karşılanmasını beklemiyordu ve beklemesin. Bundan sonra da öyle olmayacaktır. Yaranmak ve benzeşmek yerine özgüvenli bir yapılanma ile kendin olmaya çalışmalısın. Yoksa Elazığ da olsan Gümüşhane'ye gittiğinde ırkçılığa maruz kalırsın. Onun için onları olduğu gibi kabul edelim biz de kendimiz olalım. Çünkü o faşist yapıyı dağıtmamız imkansızdır. 100 yıllık bir birikim ve çalışmadır o takımların sahip oldukları. Biz o takımların Kürt gençleri üzerindeki etkilerini kırıp Amedspor'u örnek bir model haline getirebilirsek işte o zaman ilk aşamayı başarmış oluruz. Ben bir kez daha Diyarbakır'da Amedspor konferansı organize edenlere teşekkür ederim. Umarım daha kapsamlı konferanslara hep birlikte imza atarız. 

Editör: Bekir GÜNEŞ