Avrupa’nın kurumsallığı tamamlanmış köklü kulüplerin oyun sistemi ve oyun tercihi olur. Bu sistem ve oyun, profesyonel kişiler tarafından denetlenir, teknik direktör belirlenir. Takıma seçilen teknik direktör ve profesyonel ekibi, eşgüdüm halinde bu sistemi uygulamaya çalışır, başarılı olanlar ile yola devam edilir, başarısız olanlarla yollar ayrılır. Bu profesyonel tutum ve futbol politikası Türkiye’de uygulanmadığı için ya tüm tercih ve sistem teknik direktöre bırakılır ya da profesyonel olmayan kişiler sürekli müdahalede bulunur.
Amedspor, Türkiye’deki futbol sisteminin istesek de istemesek de bir parçası olduğu için ne yazık ki henüz Avrupa’daki profesyonel tutumu benimsemiş değildir. Ancak bu ilelebet böyle süreceği anlamına gelmez. Kurumsallaşmak isteyen, fark yaratmak isteyen ve kalıcı olmak isteyen her kulüp gibi Amedspor da bir oyun sistemine sahip olmalı ve profesyonel denetleyiciler tarafından bu oyun denetlenmelidir.
Her ne kadar Amedspor, profesyonel olarak bir oyun sistemine sahip olmasa da aslında taraftarın bir oyun sistemi vardır. Amedspor’a gelen teknik direktörlerin çoğunun bunu anladığını düşünmüyorum. Amedspor’un taraftar ve izleyici kitlesinin ruh halini anlamaktan ne yazık ki çoğu uzak kalıyor. İşte burada görev kulüp başkanı ve yönetime düşüyor. Bu kulübe teknik direktörlük yapacak her hocaya ve teknik ekibine, stadı dolduran 33 bin kişinin ve ekran başındaki milyonlarca taraftarının ruh halini, oyun isteğini aktarmakla mükelleftir. Şimdi bu oyun anlayışını biraz açalım.
Amedspor taraftarının temel motto şarkısı Diren’dir. Amedspor taraftar gruplarının adları Barikat ve Direniş’tir. Amedspor taraftarı ister galip gelsin ister yenilsin maçta direniş ister, mücadele ister, son ana kadar oyunun hakimiyetini elinde ister. Amedspor taraftarı bir gol bulduktan sonra geri kalan tüm maçı bu golü korumaya yönelik bir anlayışı çöpe atar. Amedspor bir gol bulduktan sonra geri çekilen, oyunun gardını tamamen rakibe veren, oyunda olmayan rakibi oyuna ortak eden bir oyun sistemini reddeder. Bu oyun anlayışı, savunma yapmayan, 90 dakika hiç durmadan saldıran, sadece hücum yapan bir oyun anlayışı hiç değildir. Elbette oyunda aktif dinlenme olacak, yeri geldiğinde oyunun temposu düşürülecek ama ilk yarı pozisyonu olmayan, hücum seti bile kuramayan, 33 bin kişiyle dolu bir statta tedirgin olan ve oyunun hiçbir şekilde bir parçası ve ortağı olmayan bir takıma, ikinci yarıda tüm insiyatifi bırakırsanız stattaki 33 bin kişi ve ekran başındaki milyonlar bunu kesinlikle reddeder ve zaten reddetmiştir de. Bunun canlı örneklerini gelin hatırlayalım.
İlk devredeki Hatayspor maçını Amedspor kendi sahasında 2-1 kazandı. 8 Kasım 2025’teki maçta Amedspor, daha beşinci dakikada Diagne ile 1-0 yaptı ve 23.dakikada yine Diagne ile 2-0’ı buldu. 42.dakikada Hatayspor, bulduğu bir penaltı ile skoru 2-1’e getirdi ve ilk yarı bitti. Sinan Hoca, ikinci yarı takımı geri çekti ve ligde hiçbir varlık gösteremeyen Hatayspor’u tıpkı Sakaryaspor ve birçok maçta olduğu gibi oyuna ortak etti. Hatayspor’a karşı anlamsız geri çekilme neyse ki facia ile sonuçlanmadı ve Hatayspor ikinci golü bulamadı. Ancak taraftar ikinci yarıdaki oyunu o kadar beğenmedi ki stattaki çoğu kişi galibiyet sonrası buruk bir şekilde stadı terk etti. Hatta Diren şarkısının maçtan sonra çalınmadığı ve taraftarın ve futbolcuların bir an önce stattan çıktıklarını hatırlıyorum. Yani aslında herkes oyunun farkındaydı. Keşke bu oyun sadece bu maçta kalsaydı. Bu şekilde birçok örnek verilebilir. Bu kötü oyunu her zaman kurtaran Diagne’nin son dakikada gelen golleri ve bireysel beceri sonucu diğer gollerdi. Çoğu kişi, şampiyonluk yolundayız aman arıza çıkaran biz olmayalım moduna geçti. Gerçekler neredeyse her maçta statta yüzlere çarparken bu oyunu eleştirenler kaosçu olmakla suçlandı. Mızrak gittikçe uzadı, son 5 maçta sadece bitmiş, dağılmış Adana Demirspor ve 10 kişi kalmış Pendikspor galibiyetleri gelince ve Sakaryaspor karşısında çuvalda artık hiçbir delik kalmayınca Sinan Kaloğlu ile yollar ayrıldı. Artık herkesin anlaması gereken, Van’dan, Colemêrg’ten, Şırnak’tan ve her yerden insanlar maç için o şehre aktığında geri çekilen, oyunun insiyatifini rakibe bırakan, bir gol atalım sonra üzerine yatalım anlayışı için gelmemiştir. Futbolda 3 sonuç vardır. Yenilgi ve beraberlik de mümkündür. İnsanları üzen, yıkan, moralini bozan 1 puan değil takımın ruhunu o sahaya yansıtmamaktır. Amedspor ruhu o sahaya yansımadığında beraberliğin yenilgiden hiçbir farkı yoktur.