ÖZEL HABER: Serkan Atasoy
Gazete Emek - Mardin'de görev yaparken öğretmenlik mesleğinden atılan Uğur Güdük 13 yıl sonra hukuki mücadeleleri kazanarak mesleğine geri döndü. "Katliamda yaşamını yitiren veya yaralanan birçok arkadaş ile mücadele ettik" diyen Güdük, tiyatro topluluğu sayesinde Emrullah Akhamur ile nasıl tanıştığını, Suruç Katliamı'na giden süreci; daha önce Emrullah Akhamur'un hiçbir yerde paylaşılmayan fotoğrafları ile arkadaşının hatırasını tekrar hatırlatmak ve hafızalara kazımak için gün yüzüne çıkardı.
Ne olmuştu?
20 Temmuz 2015 tarihinde Kobanê kentindeki çocuklara oyuncak götürmek ve kentin inşasına katkıda bulunmak isteyen gençler, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde bir araya gelmiş, yola çıkmadan önce Urfa'nın Suruç ilçesinde bulunan Amara Kültür Merkezi'nde açıklama yapacakları esnada IŞİD tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıya uğramıştı. Saldırıda 33 kişi yaşamını yitirmiş, 100'ün üzerinde kişi ise yaralanmıştı.
- Hepimizin bir tanışma hikâyesi vardır. Bizler Emrullah'ı Suruç yolcusu olduğunda tanımıştık. Sizin Emrullah ile tanışmanız nasıl başladı?
Mardin'in Derik illçesinde öğretmendim ama Kızıltepe'deydi evim. Kızıltepe'de ki bazı öğretmen arkadaşlarla kurduğumuz tiyatro topluluğumuzun (Yerel Gündem 21 Tiyatro Kolektifi) çalışmaları sırasında kapıda utangaç, meraklı bekler bir halde tanıştık. Çalışmalarımızı izliyordu. O zaman lise öğrencisiydi. Ara verdik; gittim, tanıştım. İçeride izlemesini istedim. Kafası önde, nazik, kibar, bir o kadar utangaç halde girdi içeri. Ve o gün oyuncumuz olmak istedi. Yolumuz öyle kesişti Emrullahla. Komedi oyunuydu çalışmamız. 'Sevgili Kabare'ler' oyununa hazırlanıyorduk. Emrullah izlerken gülümsüyor fakat gülümsemesi bile bir başkasını rahatsız etmeyecek derecede özenli ve ürkekti. Oyunun bitmesi ile 'Hrant' anması yaptığımız bir an oldu... Tarih kısmında 18 Ocak yazıyor fakat biz oyunu 3 gün oynadık: 17-18-19 Ocak. Emrullah grubumuzun en küçük üyesi, çalışanı, en fazla emek vereniydi. Emrullah genel olarak saygılı, iyi bir insandı. Gözlem yeteneği harikaydı. Sadece kendi içinde konuşuyordu. Tüm öğretmen arkadaşların rolleri ezberlemesi görevinin yanında Emrullah'ı konuşturmak gibi bir misyon edinmiştik. Tek kelime ile anlatın deseniz 'utangaç' kelimesi yeterli derim. Çok sevecen ve paylaşımcıydı. Yoksul bir aileden gelmesine rağmen harçlığıyla çalışma zamanlarında eli boş gelmezdi.
- Emrullah'ın çok utangaç birisi olması ile tiyatro grubunuzda bulunmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Daha sonraki sohbetlerimizde sanata düşkün biri olduğunu söylemişti. Fakat yaşadığı yerde kendisini ifade edecek bir araç bulamamıştı. İçindeki toplumsal sorunlara duyarlı çığlığını dışındaki utangaçlığa rağmen ifade edecek bir araç lazımdı. Tiyatro onun için iyi bir araç oldu. Utangaçlığını orada attı diyebilirim.
- Bir de ilkokulda tanışıp Kızıltepe'de beraber büyüdüğü arkadaşı Murat Yurtgül var...
Suruç'ta kaybettiğimiz Murat ile çocukluk arkadaşıydılar. Bir gün Murat'ı çalışmaya getirdi tanıştırmak için. O da Emrullah gibi güleç ve sakindi. Ona dair tek hatırladığım gülmeyi sevmesiydi.
"Katliamdan 2 gün önce görüştük"
- Emrullah ile ne kadar süre aynı grup içinde bulundunuz? Devamında yollarınızın ayrıldığı oldu mu?
2009-2010'un sonuna doğru. Sonra ben öğretmenlik mesleğinden atıldım. Öğrencilik yıllarımdan kalan bir davada karar çıkınca... 2 yıla yakın hapislik süreci yanlış hatırlamıyorsam hapishaneye mektupta yollamıştı. Sonra içeriden çıkınca o Mersin'de üniversiteye okumaya gitmişti telefonla görüşüyorduk. Ve o katliamdan 2 gün önce görüştük.
- Suruç'a, oradan da Kobanê'ye gideceğini söylemiş, sizinle duygularını paylaşmış mıydı?
Evet. Katliamdan 2 gün önce beni aradı. Hal hatır sorduk. Ben 2 gün sonra Muratla Suruç'a gidiyorum dedi. Siz gelecek misiniz diye ekledi. Ben Hapishane sürecinden sonra Isparta'ya yerleştim, Burdur'a gidiyordum çalışmak için. Durumu anlattım özel sektörde çalıştığım için gelemeyeceğimi söyledim. Yıllık izinde Adana'da buluşup kebap yiyecektik, sözleşmiştik...
Çok heyecanlıydı. Bir şeyler yapmak, başarmak onun motivasyonuydu çünkü. Bu anıyı anlatmam lazım; lisede okurken bir gün heyecanla geldi. İsrail'in Filistin'e saldırdığı toplumsal muhalefetin de oraya odaklandığı bir süreçti. "Hocam ne yapalım sizce" diye sordu. Ama tekti, çevresinden bir iki arkadaşı ayarlayıp destek isteyecekti. 'Kokart' eylemi olabilir dedim ama zaman dardı. Sonra gitti ve ertesi günün akşamına mutlu bir şekilde geldi. Katılım yüzleri bulmuş, Emrullah yaptığı şeyden çok mutluydu.
"O ne önde ne arkada sırada sıramızdaydı"
- Suruç'un adalet arayışı nasıl biter?
Suruç toplumsal bir hafıza olarak yer etti zihinlerde. Gerçek failler bulunmadan ve cezalandırılmadan bu hafıza kendini korumalı ve herkes için adalet arayışına dönüşmeli.
- Suruç Katliamı'nda yaşamını yitiren Emrullah, Murat ve diğer arkadaşlarına bir şiir veya bir söz armağan etmek isteseydiniz bu ne olurdu?
Biraz klasik olacak ama Nazım Hikmet'in 'Sıradakinin Ölümü' olurdu; "O, ne önde, ne arkada; sırada, sıramızdaydı." diye başlayıp "Susun. Sıra neferi uyusun." diye biten...
Bu arada ben Özgür Gençlik'te örgütlenip, SGDF sürecinde Ankara'da öğrenciydim ve örgütlüydüm. Katliamda yaşamını yitiren veya yaralanan bir çok arkadaşla birlikte mücadele ettik. Onları da anmış olayım bu vesileyle.