İki yıl oncesine kadar acayip cesur yürekli insanlar vardı etrafımızda. Adeta kükrüyorlardı. Devrimcilik kitaplarının önsözüydü hepsi. 

Facebook hesaplarında birer Che Guevara, Twitter'da Gandhi arada da Mandela oluyorlardı. En radikal söylemlerde bulunmayanların onların dimağındaki karşılığı tırşikçi, liboş gibi kavramlardı. 

Olabildiğince en radikal yayın organlarında kendilerini haber yaptırıp daha da çok devrimci oluyorlardı. Bazen Kürt Siyasi Hareketinin kurumlarında yer alanlara yönelik kimi eleştiri yazılari yazdiğımızda can siparane bir şekilde "fedai eylemlerde" bulunup kurumlara kendilerini göstermek için bize her türlü hakareti ve tehditi yapiyorlardı. 


Bunu yaparken eleştirdiklerimiz de onlar için kutsallıklarını beli bir süre korudu. Tabi bu devrimci arkadaşlar fedai eylemlerinin karşılığını alarak birçok kurumda kendisine yer buldu. 

Bankamatiklerle olan yoldaşlıkları hiç bozulmadı. Ne olduysa süreç namertlik yaptı bu arkadaşlara. Vakitsiz bir şekilde bozuldu. 

İlk olarak altlarına etmiş gibi yataktan çikmama piskolojisi yaşadılar. Birileri takır takır cezaevine girince, işlerini kaybedince, bunlar bi çaktirmadan arkalarını kontrol ettiler. 


Sonra "bankamatik yoldaşlığını" kazanmak için fedai eylemlerde bulundukları facebook ve twitterlerini ya kapattılar ya dondurdular. Kimileri ise yeni bir bankamatik yolunda birlikte ıslanmak için bambaşka şemsiyeler açtı. 

Bir anda spor giyimleri takım elbiselere dönüştü. Heval dediklerine "reis" demeye başladılar. Bu defaki fedai eylemlerini reisçilerine yapmaya başladılar. Şaşırmayın bütün bunlar iki yıl içinde oldu. 

Bu kişilikleri hepiniz çevrenizde biliyorsunuz. Bu yazıyı okuduğunuzda "ha filankes de böyle oldu" diyeceksiniz mutlaka. 

Ama yıllarca bölgede gazetecilik yapan biri olarak önemli bir gözlemimi paylaşayım; bu kişilikler perde arkalarında mutlaka yine beli ilişkilerini sürdürüyorlar. Neden, biliyor musunuz? Çünkü, yarın süreç değiştiğinde tekrar geri dönmek için mutlaka referansları olacaktır. 

Uzun yıllardır halk için, kendileri ve gelecekleri için mücadele eden çok değerli insanlar da var. Bu insanların ortak paydası, birçok kesim tarafından ciddi anlamda dayak yemiş olmalarıdır. Çok büyük fedekarlıklar vermelerine rağmen asla bu mücadeleden vazgeçmediler. Onlar hep tevazzuyu tercih ettikleri için onları pek bilmezsiniz. Başka bir yazıda onları da daha detaylı anlatırım.

"Devrimcilik" çok kutsal bir kavramdır. Bu kavramı kendisine şiar edinmiş, doğruluk, adalet ve özgürlük yolunda şehadete uğramış binlerce insan var. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum. Onların mücadelesinin ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyorum. Ancak bu kavramın maskesini giyerek yozlaşma yolunda nasıl hızlı adımlarla ilerleyenleri de biliyorum. 

"bankamatik devrimcilerinin" yüzlerini karanlık çöküp arka sokaklara karışmadan mutlaka görmeniz lazım. 


Sadece ceketleriyle demokratik kurumlara gelip, lüx cipler, birçok ev ve iş yerleri ile çıkanlardır "bankamatik devrimcileri"

Sisteme, kapitalist yapıya bulaşmadan önce en sert eleştirileri yapıp ardından sisteme girdikten sonra sistemin yılmaz savunucularıdır "bankamatik devrimcileri". 

Kürtler sayesinde hayatlarında önlerinde bile geçemeyecekleri kurumların başkanlıklarını ve yöneticiliklerini yapıp güç olduktan sonra "Yaw bu Kürtler çok cahil" diyenlerdir "bankamatik devrimcileri". 

Bir zamanlar Kürtlerin acılarını edebiyat malzemesi yapıp "Gazeteci Yazar" apoleti aldıktan sonra Kürt Gazetecileri, Yazarları ve Aydınlarını aşağılayanlardır "bankamatik devrimcileri." 

Bir tane kitap okumayıp, bir  tane film izlemeyip, Kürdistan tarihi, coğrafyası ve kültürü hakkında ahkam kesip para kazananlardır "bankamatik devrimcileri".


Velhasıllı kellam süreç değiştiğinde yeni gömleklerini giyerek yine üzerimize boşalarak kendilerini tatmin edip yolunu bulacak olanlardır "bankamatik devrimcileri"...