Nazım Hikmet, 28 Aralık 1938'de Askeri Yargıtay'ın onaylamasıyla hiçbir suçu yokken 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılır. 1949'a gelindiğinde 12 yılını hapishanede geçirmişti ve farklı mücadele yolları arayışı sonunda 8 Nisan 1950'de açlık grevine başladı. 

Ceza, CHP tek parti iktidarı sırasında verilmiş, Demokrat Parti iktidarında deliksiz kesintisiz sürmüştür. Uluslararası kamuoyunda büyük yankı bulan bu eylem sonrası Demokrat Parti ve CHP anlaşarak bir af yasası çıkarmışlar ve Nazım hastanede af edildiğini öğrenmiştir. Nazım'ın  “Millete Verdiğim Açık İstidaya Canımı Pul Yerine Kullanıyorum” cümlesi yüksek karakter ve bilinç söyleminin eylemde hayat bulmasıdır.


Türkiye'de ilk açlık grevini Nazım Hikmet yaptı. Ama Türkiye'de sonu ölümle biten eylem ise 1980 darbesi sonrasında Diyarbakır zindanlarında yaşanan baskı, işkence ve zulümlere karşı açlık grevi başlatanlardan Kemal Pir'in grevin 55. gününde hayatını kaybetmesidir.


Nazım için yurt icinde annesi Celile hanımla birlikte Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rıfat açlık grevine girmişlerdir. 

Uluslararası kamuoyunda ise Pablo Picasso, Pablo Neruda, Paul Robeson, Wanda Jakubowski gibi aydınlar durmadan mücadeleye destek vermiş dikkat çekmişlerdir. Hatta Nazım'a uluslararası platformlarda verilen pek çok ödülü Nazım adına Pablo Neruda almıştır ve dirence desteği bir an bile aksatmamıştır.


Tek parti CHP döneminde verilen cezayı çok partili dönemin iktidarı DP yürütmüş sonra danışıklı dövüş ile af çıkarıp iyi polis kötü polis oyununu iki kötü polis ile finalde taçlandırmışlardır!

 
Günümüz iktidarının genetik kodu Demokrat Parti genlerinden geldiği için farklı bir eylem beklemek en basit tabiri ile saflık olacaktır. 


Yıllarca emek verdikleri işlerinden, geleceklerinden edilen yüzbinlerce insandan iki tanesi ülkenin başşehrinin göbeğinde gün be gün ölüme yürürken dünlerden alınması gereken ders çok açıktır çok nettir. 


Yoruma yer bırakmayacak sonuç şu'dur ki; Bu onurlu mücadeleye destek vermek ölümü kutsamak değildir. Tam aksine yaşamı kutsamak hayatın anlamını, anlamsızlık içinde boğulan iktidar sahiplerinin yüzüne haykırmaktır.

SES VER ÇIĞLIK OLSUN.