Sermaye partileri arasındaki iktidar kavgaları, rant kapma yarışı, egemenlik kurma rekabeti kapitalizmden zarar gören toplumsal çoğunluğu ilgilendirmemeli. Ezilen sınıflar kendi siyasal temsilcilerinin ve dostlarının kimler olduğu bilincine sahip olmak zorundalar. Bu sınıfsal bilinç gelişmediği sürece, ezilen toplumsal çoğunluk kendi içinde parçalanıp sermaye sisteminin siyasi sahasında futbol topu gibi şutlanır, sermaye partileri arasındaki ezilir büzülür, limon gibi sıkılır. Nitekim, yaşanılan gerçeklik budur. Kapitalizm ulus devlet maskesiyle ulusal ve toplumsal değerleri kullanıp kapitalizmi milli bir rejimmiş gibi göstererek sermaye sisteminin toplum üzerinde siyasal meşruiyetini sağlamada başarılı da oluyor. Türkiye'de SOL kesimler topluma sınıf bilincini vermede açıkçası sınıfta kaldı.
Türkiye'nin bu duruma gelmesinde esas temel politika CHP politikasıdır. CHP'yi sol olarak görmek esas politik körlüktür. Radikal solun gelişememesi sol kitlenin CHP tarafından kontrol altına alınmış olmasındandır. Devleti kuran bir parti sol olacak ama devleti aşırı sağ yönetecek öylemi? CHP gerçekten sol olsaydı sağ zihniyet devlet politikası haline gelmezdi. CHP de ANAP, DYP, MHP, RP ve AKP gibi bir sermaye partisidir. 1980 öncesi CHP biraz sosyal demokrat bir çizgiddeydi ama hiçbir zaman sol olmadı. CHP sol olsaydı, devletin her tarafında aşırı sağ mantar gibi oluşmaz ve devlet en azından sosyal demokrat bir çizgide olurdu, İsveç ve Norveç, İsviçre gibi gerçek anlamda demokratik bir ülke olurdu. Yıllar önce HDP- DEM parti milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kalkması için CHP evet dedi, 1972'de Denizlerin asılması için CHP'nin yüzde sekseni evet asılsınlar demişti.
CHP şimdi neyin neye ihtiraz ediyor? Aslanların ormanda av üzerinde pay sahibi olma savaşından kuzular neden yem olsunlar??? Türkiye'de kapitalist düzen partileri arasındaki iktidar olma savaşında ezilen toplumsal çoğunluk herhangi birine taraf olmamalı. CHP içindeki iktidar kavga ve gruplaşmalarınında Türkiye'ye demokrasi getirmeye yönelik değildir. Devleti kuran bir parti şimdiye kadar demokrasiyi inşa edemedimi? CHP, 1950'den sonra, demokrasi adı altında ortaya çıkan ve hükümet olan bütün partilerin koltuk değneği olmuştur. CHP'den sol adına bir gelişme beklemek kendini daha çok yormaktan öteye gitmez. Türkiye İsviçre gibi demokratik bir ülke ve sosyal ve refah devleti olsa, CHP de bu refah devletinin, ekonomik ve sosyal hakların koyurucusu olsa tamam derim ama Türkiye en zor zamanlarını yaşıyorken, kapitalist düzen partileri arasındaki iktidar savaşının halka bir faydası olmaz, olmayacaktır.
En kötüsü de, sol kitlenin hala CHP'yi SOL PARTİ olarak görüp kuyruğuna takılması, CHP'yi bir kurtarıcı olarak görmesidir. CHP, DP, AP, RP, ANAP, MHP, AKP, DYP DSP ve daha nice düzen partileri hepsi aynı un ve mayanın hamurudur, bu hamurdan ekmek olmaz. CHP SOL maskesi altında milyonlarca sol kitlenin kontrol altında tutarak sol kitlenin radikalleşmesini, doğru bir sınıf çizgisine sahip olmasını engelledi ve böylece güçlü kitlesel sol devrimci bir gelişme engellendi. Radikal solun gelişememesi ve kendi aralarında sürekli bir didişme, kavga ve bölünme yaşamaları da, sol kitlenin heder olmasına ve çakma solun peşinden sürüklenmesine yol açtı. Türkiye bütün ezilen toplumsal çoğunluğuyla bir demokrasi mücadelesi yürütmediği sürece daha çok kötü bir gidişatla karşı karşıya gelecek. Türkiye'nin sorunu ne dindir nede laikliktir.
Türkiye'nin sorunu gerçek anlamda demokratik bir devrimdir ve bu devrimide halk yapar. Geniş kitlelerin sokaklara çıkıp kapitalist düzen partilerinin etkisinde kalarak, farkında olmadan bu vahşi kapitalist sistemin, " vatanı koruyoruz" yalanıyla koruyuculuğunu yapması Türkiye'yi daha çok yoksulluğun kuyusuna götürür. AKP'nin siyasal dinciliği, MHP'nin siyasal milliyetçiliği, CHP'nin siyasal sol görünümü ve sahte laikliği Türkiye'yi kurtarmaz daha kötüye götürür. Türkiye'de halkın kapitalist sistem partilerinden kurtulması gerekiyor. Doğru bir emek ve sınıf bilincine ulaşarak halkın kendi kendini yönetmeyi öğrenmesi ve doğru demokrasiyi inşa etmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Bayrakları ele alıp, sokaklara çıkıp TÜSİAD'ın hizmetçiliğini yapan partilere kol kanat gererek kendi bindiğiniz dalı kesmiş oluyorsunuz. Türkiye'de devlete ve bayrağa birşey olduğu yok. Yani devletin bekası gibi bir sorun yoktur. Sorun emek sermaye sorunudur, sorun TÜSİAD'ın aç gözlü olması ve daha çok zengin olma isteğidir. Türkiye'de yoksulluğun nedeni TÜSİAD'ın daha çok zengin olma arzusudur. Emek ve sınıf bilincine sahip olmayan insanlar TÜSİAD'ın daha çok zengin olmasını Türkiye'nin kalkınması ve zenginleşmesi olarak görüyorlar. Bir ülkenin zenginliği ve kalkınması halkın refah, bolluk ve huzur içinde yaşamasıyla olur.
Kemal Söbe