Kürt halkı yüz yıldır asimilasyon kıskacında bulunuyor. Bu asimilasyonu yapanlarda Kürtlerle yüzlerce yıldır aynı coğrafyada yaşayan Türklerin, Arapların ve Perslerin egemen kesimleridir. 1 dünya savaşı koşullarında Araplar Osmanlı'yı arkadan vurduklarında Kürtler Osmanlı'nın/Türklerin imdadına yetişiyor ve kurtuluş savaşına katılım gösterdiler bedel verdiler. Peki Kürtler Türk olmak için mi kurtuluş savaşına katıldılar yoksa kendi ulusal varlıklarıyla özgürlükleriyle, Türklerle birlikte yaşamak için mi birlikte hareket ettiler? Kürt halkına dayatılan bu inkâr siyaseti başka bir halka dayatılmıştır. BM ulusların kendi kaderini tayin etme hakkının bütün uluslara tanımıştır ve Türkiye de bunun altına imza atmıştır, kabul etmiştir. Bu şarta göre Türkiye'nin Kürt halkının ulusal varlığını kabul etmesi gerekiyor. Gelin görün ki dünya emperyalist kapitalist bir dünya olduğu 6, Kürt halkının ulusal varlığı kapitalist sistemin çıkarlarına kurban edildi. Avrupa ülkeleri Kürt halkının ulusal varlığını inkâr edilmesine verilen destek karşılığında Avrupa ülkelerinin her istediğini yapmış, hatta soğuk savaş döneminde Sovyetler'e karşı NATO tarafından komünizme karşı bir karakol olarak kullanıldı.
Özellikle 1950'den günümüze kadar Türkiye Kürt inkârı için verilen destek karşılığında Avrupa ve ABD'ye her tavizi verdi. Kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesi Türkiye tarafından sürekli terör olarak yaftalanıyor. Sadece Türkiye'deki Kürtler değil Suriye, Irak ve İran'daki Kürtlerede terörist deniyor Kürt halkının bir diğer adı da terörist oldu. Ulusal varlığını kabul ettirmeye çalışan Kürtler Türkiye için terörist olarak görülüyorlar. Kürt halkına yapılanlar insan hakları ve ulusların hakları gereğince suçtur. Hiçbir devlet bir halkın ulusal varlığını inkâr edemez ve asimile edemez. Kıbrıs'taki Türklere devlet kutupta Kıbrıs'ın toprak bütünlüğünü hiçe sayan bir Türkiye, mesele Suriye'deki Kürtlerin ulusal statüleri olunca Suriye'nin toprak bütünlüğünün koruyucu ve savunucu gücü oluyor, Hiçbir insan evladı Kürt halkının ulusal varlığını ve yüz yıl önce 4 parçaya bölünen Kürdistan'ın toprak bütünlüğünü sorun yapmıyor. Orta Doğu'da İslâmiyet Arap, Türk ve İran tarafından Kürt halkını asimile etmek için, din kardeşliği adı altında kullanıldı. Madem din kardeşiyiz Türkler Kürt olsunlar, Araplar Kürt olmayı kabul etsinler.
Bir yıldan fazla bir süredir devam eden ve olumlu bir gelişme olmayan sözde çözüm sürecinde Kürt halkının ulusal varlığının kabulü konusunda bir gelişme olmadı. Kürt halkına tatlı dille, gelin Türk olun deniyor. Türkler Kürt olmayı kabul ederlerse Kürtlerde Türk olayı kabul ederler. Son birkaç gündür, Halep'in iki mahallesine saldırılar yapılmakta. Türkiye , Rojava'daki Kürt halkının silah bırakılması istenmekte. Suriye'deki Kürtlerin ne yapıp yapmadıkları Türkiye'yi neden ilgilendiriyor? Suriye'deki Kürtlerin Türkiye'ye en ufak bir zararları olmadı. Türkiye'deki Kürtlerinde yaptıkları sadece ulusal varlıklarının kabulü için meşru mücadele olmuştur. Kıbrıs'taki Türklerin Rumlara karşı mücadelesini destekleyen Türkiye, Kürt halkının meşru ulusal mücadelesine terör diyemez. Bütün Kürt halkı, Suriye, Irak ve İran'daki Kürtlerde, Kürt halkının ulusal varlığının kabul edilmesi durumunda en başta Türkiye ile birlikte hareket edeceklerini söyledikleri halde, Türkiye'nin korkusu nedir acaba?
Kürt halkı Türkiye'nin demokratikleşmesi temelinde Türkiye'nin sınırları içinde Kürt sorununun çözümünü istiyorlar. Yani Türkiye'nin bölünmesi gibi bir durumda yok. Bu durumda Türkiye'nin bir korkusu olmamalı. Türkiye hala yüz yıl önceki inkârcı kafayı terk etmiş değildir. Türkiye hala Kürt halkını asimile etmek istiyor, bundan dolayı Kürt sorununun çözümü bir türlü gerçekleşmiyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş bir milliyetçilik Türkiye'de devlet eliyle yaşatılıyor. Eğer böyle devam ederse, Türkiye'deki bu milliyetçilik Türkiye'yi büyük bir çıkmaza koyacaktır. Bu saatten sonra Türkiye'nin Kürt halkını asimile etmesinin imkânı yoktur. Kürt halkı Türkiye ve Kürdistan'da Türk halkıyla ortak vatanda kendi ulusal varlıklarıyla özgürce birlikte yaşamak istiyorlar, bundan daha güzel ne olabilir. Suriye'deki dinci YTŞ ve benzeri çeteleri Kürtlerin üstüne saldırtmakla Türkiye'nin eline birşey geçmez. Suriye'de Kürt halkına yapılan saldıra direk ya da dolaylı olarak yapılan saldırılara destek vermenin uzun vadede Türkiye'ye zararı olur. Türkiye'nin dışındaki Kürtlere bile tahammülü olmayan bir Türkiye'nin kendi sınırları içindeki Kürt sorununu çözmeyeğini açıkça belirtmek gerekiyor.
Kürt halkına düşmanlıkta ısrar etmek baltayı kendi ayağına vurmak demektir. Kürt sorununu çözmeme konusunda acaba Avrupa Birliği ve ABD Türkiye'ye baskımı yapıyor, diye düşünüyor insan. Avrupa ve Amerika, Türkiye ile Kürtler sonuna kadar da savaşınlar, Kürtler ile Türkleri eninde sonunda birbirlerinden ayırırız diye düşünüyor olabilirler. Türkiye'de eskiden beri devlet içinde dış güçlerin uzantılarının olduğu biliniyor. Bir ara, emekli bir sol görüşlü general, devletin içinde Almanya'nın, İngiltere'nin, Fransa'nın, Amerika'nın ve daha birçok Avrupa ülkesinin ayrı ayrı gruplarının olduğunu ve bunların Kürt sorununun çözümünü engelledirini söylemişti. Yani Avrupa Birliği ve ABD Kürt sorununun çözümünü engelliyorlar. Türkiye'nin sınırları içinde, eşit ulusal haklar temelinde Kürt sorununun çözümü Türkiye'yi Orta Doğu genelinde demokratik bir güç haline getirebileceği için, büyük emperyalist güçler bunu istemeyebilirler. Kendi kontrollerinde daha çok bölünmüş bir Orta Doğu'yu daha iyi denetleyebileceklerini düşünen büyük emperyalist güçler Kürt sorununun geleneksel ulus devlet modeliyle kendi kontrollerinde bir çözümü isteyebilirler.
Çünkü Araplar tek bir ulus oldukları halde 22 tane ülkeye bölünmüşler ve bir Arap ülkesi diğer Arap ülkesini sevmez, hepside İngiliz siyasetinin bölgedeki uzantılarıdırlar. Ne Avrupa ne de Amerika Kürtlerin dostları değiller. Türkiye ile var olan ekonomik ve siyasi ilişkilerinden dolayı onlarca yıldır Kürt sorununun çözümünü bu büyük emperyalist güçler engelllediler. Kürtlerin ise artık gelişmiş demokratik ulusal bir güç olmaları bölgedeki koşulları kendi lehine çevirmişlerdir. Amerika'nın, İsrail'in, Avrupa'nın Suriye'deki Kürtlere şirin görünmeleri siyasi ekonomik nedenlere dayalıdır. Kürt halkının tercihi Türkiye ile, Kürt halkının ulusal varlığının kabulü ve eşit ulusal haklar temelinde birlikte hareket etmektir. Ancak Türkiye sonuna kadar Kürt halkının ulusal varlığını kabul etmedede ısrar ederse Kürt halkını kaybedebilir. Kürt halkı ne İsrail'le ne de başka bir güçle işbirliği yapmıyor. Bundan dolayı kimse Kürt halkını, İsrail'le ve Avrupa ile, Amerika ile işbirliği yapıyorlar diye suçlayamazlar. Böylesi saçma suçlamayı yapanlar Türkiye'de çok sayıda NATO üssünün ne yaptığını nasıl açıklarlar?? Mesele Türk milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği olunca din kardeşliği yalanı unutuluyur, din iman bir kenara atılıyor. Kürtleri kardeş olarak görenler Kürt halkının ulusal varlığını kabul ederler. Başka türlü bir kardeşlik olmaz.