Komün-izm son 200 yıldır, sanayinin gelişimi ile ortaya çıkan daha önce hiç olmamış bir yaşam tarzı ve ideoloji değil aslında. Komünist ideolojinin modern gelişimi kapitalizmin en krizli koşullarında modern anlamda Marks Engels ve Lenin'in eliyle geliştirildi. Ancak komünizm önceden var olmayan sanayinin gelişimiyle icat edilmiş bir ideoloji bir kültür değildir. Komünizm esas olarak insanın doğal yapısıdır doğal yaşam tarzıdır. Komünizm doğal toplumsal yaşamdır insanın sosyal gelişimidir toplumsal ruhtur toplumsal varoluştur.
Ancak toplum içerisinde tarihsel süreçte ortaya çıkan ve maddi manevi siyasi ekonomik, ve bilginin gücünü ele alan küçük bir kesimin toplumun tepesine çöreklenmesi ile bir iktidar eliti oluştu. Bu iktidar elitin oluşumu doğal toplumsal yapıyı bozdu. Aradan geçen binlerce yıllık sınıfı devletli süreçte komünizm sanki hiç yaşanılmamış, hiç olmamış gibi algılandı. Oysa ki toplumun doğal yaşamında aslında hiç olmamış olan sınıfı devletli sistemdir. Sınıfı devletli sistem demek güç demektir egemenlik demektir ve bu egemenlik durumu zor kullanarak kendisini var eder, modern çağda biz buna faşizm diyoruz.
Sınıflı devletli sistemler zor rejimine başvurmadan ayakta kalamaz. Sınıflı devletli sistemler toplumun hafızasını kendi sistemiyle, düşünce sistemiyle dumura uğratdan toplum üzerinde egemenlik kuramaz. Sanayinin gelişimi ile Rusya'da bir gelişme oldu toplumsallık adına. Ancak modern çağda ilk olduğu için tecrübesiz ve deneyimsizdi. Rusya'da sosyalist kadroların büyük bir çoğunluğu ve ya neredeyse tamamı iktidar kültürünün olduğu koşullarda yetiştiler bundan dolayı sosyalizmi doğal olarak geliştirebilecek yeteneğe sahip değillerdi, ulus devletçi ve egemenlikçi zihniyetle hareket ettiler bundan dolayı Sovyet Rusya'daki sosyalizm toplumsal hale gelemedi devletin tekelinde kaldı.
Toplumda, toplumlarda hala demokrasi kültürü yok. Yani toplumlar hala kendi kendilerini yönetebilecek düzeyde değiller hala yönetilmek istiyorlar sadece ekonomi ile yeme içme ile ilgileniyorlar yani ekonomik durumları iyi ise nasıl yönetildiklerini pek önemsemiyorlar. Yani insanları al kafesin içine koy yani cezaevine ama karınlarını iyi bir şekilde doyur, ekonomik olarak çok iyi şartlarda yaşasınlar cezaevinde yaşamayı pek sorun yapmazlar. Demek ki sadece ekonomik olarak iyi şartlarda yaşamak demokrasi ve sosyalizmi yaşamak değildir. Ekonomik olarak evet iyi şartlarda tabii ki yaşanılacak ancak kendi kendini yönetmesini de bileceksin. Sovyetler Birliği'nde insanlar sürekli bir kenarda köşede durup sözde sosyalist devletin icraatlarını sadece televizyon izler gibi izlediler ve çoğu kez de devletten korktular. Sosyal--ist olduğunu söyleyen bir ülkede toplum devletten korkuyorsa bu ülkede sosyalizm dışında her türlü rejim vardır.
1991'de Sovyetlerde sistem çökünce Sovyet insanları dünyanın dört bir tarafına dağıldılar en tortu işleri nimet saydılar, bu dağılma yani dünyanın dört bir tarafına dağılma sanki yıllarca cezaevinde esaret hayatı yaşamış tutsakların özgürlüğe kavuşması gibiydi. Sovyetlerdeki sosyalist deneyim sosyalizmin parti-devlet eliyle gelişemeyeceğini gösterdi. Sosyalizmi asli sahibi olan toplumu kontrol altında tutarak topluma korku vererek sosyalizmin Parti devlet rejimi olduğunu düşünerek toplumu bir tarafa iterek sosyalizm kurulmaz. Sovyetlerdeki bu akıbet, sosyalist rejimin akıbeti sosyalizmin nasıl geliştirileceği nasıl yaşanacağı konusunda dünyadaki sosyalist partilere ve gelişmelere aslında iyi bir ders oldu.
Sosyalizm ne partinin ne de devletin sistemidir sosyalizm baştan sona halkın kendi doğal yaşam tarzıdır dolayısıyla tepeden inmeci, üstenci ve bürokratik yaklaşımlarla sosyalizm doğal bir yaşam tarzı haline getirilmez. Yani biz devlet iktidarını ele geçirdik sosyalizmi kurduk düşüncesi esasen egemenlikçi iktidarcı zihniyette teslimiyettir. Sosyalizmin geleneksel devlet aygıtı eliyle kurulamayacağını bilmek gerekiyor. Sosyalizm yerel yönetimleri güçlendirerek aşağıdan yukarıya doğru yatay bir örgütlenme ile yüzde yüz toplumun kontrolüne açık hale gelen bir yönetimle geliştirilir. Sosyalizmde ülke içerisinde denetleyici kontrol edici bir siyaset olmaz sosyalizmde olması gereken siyaset mevcut yönetimin topluma, toplumun kontrolüne açık gelmesi getirilmesi olacaktır.
Sosyalizmde toplumun yönetimi kontrol etmesi, denetlemesi demek toplumun kendisini tam olarak yönetime katması demektir, toplumun demokratik kültüre sahip oldukça bunu başarabilir. Toplum demokratik kültüre sahip olursa kendi kendisini yönetmende o denli beceri göstermiş olur. Demek ki sosyalizmde toplumun ekonomik olarak çok iyi şartlarda yaşaması kadar siyasi olarak da kendi kendini yönetme becerisini göstermek sosyalizmin doğru bir şekilde yaşanılması ve gelişmesi için çok önemlidir. Türkiye'de kendini sosyalist olarak gören bazı partilerin sosyalizmi doğru bir şekilde geliştirme halka gitme yerine sadece Sovyetler'deki sosyalist geçmişle ilgilenmeyi devrimcilik ve sosyalistlik olarak görüyorlar. İşte Bolşevikler şöyle mücadele ettiler, böyle devrimi gerçekleştirdiler, Kızıl Ordu şöyle savaştı böyle zafer kazandı sloganları atmayı devrimcilik ve sosyalistlik olarak düşünüyorlar.
Başka ülkelerin sosyalist devrim geçmişleriyle ilgilenmek bunu sürekli tartışmak devrimcilik ve sosyalistlik değildir. Türkiye'de sosyalist gelişimin bir türlü büyüyememesinin, kısır döngü de dolaşmasının, dar bir alanda kalmasının nedenlerinden en önemlisi de sürekli başka ülkelerdeki devrimleri tartışmaları ve bu devrimlerle ilgilenmeleridir. Türkiye'de kendine sosyalist diyen partiler hiçbir zaman halka gitmemişlerdir sürekli dar bir alanda kısır döngüde dolaşır durdular. Aynı zamanda Türkiye'deki sol sosyalist devrimci hareketin içinde sürekli hizipleşmelerin, gruplaşmaların, bölünmelerin olması da sosyalist mücadelenin gelişmemesinin en önemli nedenlerinden biri olmuştur. Yani Türkiye'de sosyalist hareket kendi ülkesi ile kendi ülkesinin sorunlarıyla kendi halkımız sorunlarıyla ilgilenmekten ziyade sözde enternasyonal bir bakış açısıyla sürekli başka ülkelerdeki devrimleri düşünmüşlerdir. Devrimciler sosyalistler her zaman enternasyonlar olurlar tabii ki ancak lenin'in dediği gibi en iyi enternasyonal önce kendi ülkende devrimi yapabilendir.
Sosyalistler ulusların kendi kaderine tayin hakkına saygılı oldular destek verirler. Türkiye'de Kürt sorunu söz konusu olduğunda kendilerine
sosyalist diyenlerin önemli bir bölümü güvenilmez oluyorlar, Kürt sorununa duyarlı yaklaşmıyorlar Kürtlerin ulusal varoluşunu Türkiye için bir tehlike olarak görüyorlar. Türkiye'de bazı sözde sosyalistler Filistin, Vietnam, Küba, Kore ve Çin söz konusu olduğunda enternasyonal, Kürtler söz konusu olduğunda milliyetçi oluyorlar. Oysaki Türkiyeli sosyalistler ve devrimler için en önemli enternasyonalizm Kürt halkı ile birlikte olmak Kürt halkının ulusal varoluşunu desteklemektir. Sosyalistler, devrimciler sürekli halkların yanında yer alırlar iki devlet arasında, iki emperyalist güç arasında emperyalist egemenliğine dayalı savaşlarda hiçbirini desteklemezler. Amerika ile İran arasındaki savaşta İran'ı desteklemeyi Amerikan karşıtlığı yapmayı sosyalistlik ve devrimcilik olarak gören bir zihniynet var Türkiye'de.
Oysa ki Amerika'ya karşıt olmak demek anti emperyalist olmak demek değildir. Amerika ile İran'ın arasındaki savaşta İran'ın yanında görünmek devrimcilik ve sosyalistlik hiç değildir. Çünkü nihayetinde İran'da emperyalist, bölgesel emperyalist bir güçtür ve demokratik bir yönü yok. Emperyalist devletler arasındaki savaşta insani nedenlerinden dolayı savaşa karşı çıkılır, çünkü emperyalist savaşlarda en büyük zararı halklar görüyor. Kapitalizm dünyayı tehlikeli bir noktaya getirmiştir. Kapitalizmden kurtulmak doğru bir sosyalist siyaset geliştirmekle mümkün olur. Sadece kapitalizmi geleneksel olarak eleştirmek kapitalizmi ortak kaldırmak için yetmez. Toplumsal sorunlara çözüm bulmak toplumsal sorunların ortaya çıktığı kapitalizmde çözüm beklemek hiç doğru değil. Çünkü kapitalizmin kendisi büyük bir sorundur. Gelinen aşamada kapitalizm sadece insana zarar vermiyor ekolojik dengeyi de bozuyor yani tabiatta da artık zarar veriyor. Kapitalizm emek sömürüsü üzerine kurulmuştur bundan dolayı insanın doğal yaşamına zıtlık teşkil eder zarar verir. Kapitalizmde değerli olan paradır, maldır, mülktür, eşyadır, ki kapitalizmin adı para. Dolayısıyla eşyaya, paraya, mala, mülke değer verilen kapitalizmde insanlığın değeri yoktur. İşte bundan dolayı kapitalizm kesinlikle ama kesinlikle bitmelidir diyoruz.