Amedspor’un son Bodrumspor mağlubiyeti sonrası adeta toplumsal bir travma ve derin bir üzüntü yaşadık. Bunun temel sebebi, yükselen umudun bir anda yere düşmesiydi. Kimsenin beklemediği yerlerde puan kaybettik; özellikle Ümraniye maçı çoğumuz için büyük bir hayal kırıklığı oldu.
Ardından Bandırma deplasmanında bu hayal kırıklığını telafi etme umudu doğdu. Ancak aynı senaryo bu kez daha sert bir şekilde karşımıza çıkınca, bir anda her şeyi kaybetmişiz duygusuna kapıldık. Kitle olarak öfkemiz de üzüntümüz de coğrafyamız gibi büyük ve haklıydı.
Oysa önümüzde hâlâ iki kritik maç var. Bu öfkeyi inanca dönüştürmek zorundayız. Bunun için başta yönetim, YİK ve bölgenin dinamikleri devreye girmeli; taraftarlar ve futbolcular bir araya getirilmelidir. Bir onarım mekanizması kurulmalı, kitlesel bir uyanış sağlanmalıdır.
Hepimiz öfkeliyiz, üzgünüz ve bunu dile getirdik. Ancak bu saatten sonra bu olumsuz duyguları beslemek, elimizdeki ilk 2 ve final oynama şansını da kaybettirebilir. Kimseye yaşananları unutun deme hakkımız yok. Şampiyonluk gelsin ya da gelmesin, bu duyguları sezon sonunda en demokratik hakkımız olarak elbette dile getireceğiz.
Ama şimdi; umutlanmak, direnmek ve başkaldırmak zamanıdır. Rakiplerimizin en çok medet umduğu şey, bu kitlenin dağılması, depresifleşmesi ve inancını kaybetmesidir. Buna verilecek en güçlü cevap, hem dostlara hem de rakiplere direnişimizi göstermektir.
Bu direnişin heyecanı bizim hafızamızda var. Onlar bizim Korktuğumuzu ve inançsızlığımızı görmek istiyorlar. Biz onlara birlik olunca ne yapabileceğimizi ve Amedsporsevdasının onların ırkçılığından daha büyük olduğunu göstermeliyiz. Süperlig bizden korkuyor biz onlardan korkmuyoruz. Öfkemizi yanımıza alıyoruz şiddet sizce bodrum maçına final gibi hazırlanma vakti geldi.