Sovyetlerde sosyalizmin gelişememesinin çok nedenleri var. Ancak en önemli neden katı bürokratik yapı ve bir süre sonra ekonominin yetersiz olmasıydı. Temel tüketim ürünlerinin yetersiz üretilmesi insanlarda sosyalizmde verimli bir üretimin olmadığı kapitalizmin daha verimli bir sistem olduğu tartışmasına yol açtı. Oysa ki sosyalizm normalde kapitalizmden daha verimlidir daha verimli olması gerekir, bol bir üretimin olması gerekir. Çünkü sosyalizm halk için var, halkın kendi düzenlidir, halkın kendi düzeninde inisiyatif her bakımından halkın elinde olur. Ekonominin yetersiz olması sosyalist sistemi ideolojik olarak sorgulattı. İnsanlar bu nasıl bir sosyalizmdir ki insanların ihtiyaç duyduğu ürünleri üretmiyor üretemiyor, diye eleştirmişlerdi. Kozmozu fetheden bir ülke yani uzaya gidebilen bir ülke kadınların giyebileceği bir çorap üretmemiş, insanlar bu durumda tabii ki o sistemi sorgularlar. Burada sorgulaması gereken sosyalist ideoloji değil o ülkedeki sosyalist yönetimdir, sosyalizm adına hareket ettiğini söyleyin sosyalist rejimdi. Sovyetler'de sistemin çözülmüşünün ardından, bazı sosyalist liderler, Sovyet sosyalizmini incelerken şöyle demişlerdi: " rejim çöktüğünde insanlar dünyanın dört bir tarafına dağıldılar, en tortu işleri nimet olarak gördüler. Bir sistem kendi halkını bu duruma düşürmüşse o sistem sosyalizm dışında herşeydir ama sosyalizm değildir" demiştir

Modern çağda sosyalizm ilk kez Rusya'da uygulanmaya çalışıldı. İlk olmasından dolayı tecrübesizdi deneyimsizdi iyi bir yetenekleri yoktu. Sistemin gelişememesinin nedenlerinden birisi de buydu. Yani sosyalizmi doğru bir şekilde uygulayabilecek yeteneğin becerinin olmaması. Tabii ilk olması bakımından sosyalizm bir parti devlet rejimi olarak algılandı, toplumsal bir yaşam tarzı olarak görülmedi, toplumun yaşaması gereken, toplumun kendi kendini yönetmesi, kendi yaşamını organize etmesi gereken bir yaşam tarzı olarak algılanmadı tümüyle devletin partinin elinde olması gereken ve yasalarla kanunlarla varlığını sürdürmesi gereken var olması gereken bir sistem olarak algılandı. Hem bu gibi siyasi sebepler hem de bir süre sonra ekonominin yetersiz hale gelmesi sistem ile toplum arasında zaten hiçbir zaman da gerçekleşmemiş olan bağı daha da çözülür hale getirdi. Oysa ki sosyalistlerin devlet iktidarını ele geçirdikten sonra yapmaları gereken ilk şey toplumu Sosyalist ideoloji doğrultusunda iyi bir şekilde eğitmek, yerel yönetimlerden başlayarak merkeze doğru güçlü bir toplumsal yapı inşa etmektir, bunlar olmadığı zaman sosyalizm gelişmez, hem sosyalist kültürün inşası hem de iyi bir ekonominin gelişimi sosyalizmin gelişip kökleşmesi için olmazsa olmazdır.

Sosyalistler kapitalistlerle egemenlik yarışına girmezler. Dünya üzerinde güç olma rekabetli içerisine girmezler. Sovyetler kapitalist ülkelerle dünya üzerinde güç olma yarışına girdi. Sosyalizmin kalıcılaşabilmesi güçlü devletle olmaz güçlü sosyalist halkla olur, sosyalizmi geliştirmenin ve devamlılığını sağlamanın yolu sosyalizmi doğal olarak yaşayan sosyalist halktır. Sovyetlerde sosyalizm sanki komünist partinin tapulu malıymış gibi partinin tekelinde tutuldu, sanki sosyalizm komünist partiye ait, halka ait değilmiş gibi bir siyaset yürütüldü. Sovyetlerde devlet yöneticileri sosyalizmi teorik olarak yeterince bilmiyorlardı, özellikle 1960'lardan sonra hiçbir devlet kadrosu sosyalizmi teorik olarak bilmiyordu en kötü taraf buydu zaten. Bir şeyi yanlış bilirseniz pratiği doğru olmaz. Doğru pratik doğru teoriyle olur. Sovyetler'de bizim sosyalist bir devletimiz var sosyalist bir rejimimiz var, dolayısıyla sosyalist rejimimizi koruyacak güçlü bir ordumuz da var. Bu durumda hiçbir sorun yok diye düşünüldü. Sosyalizmde halkın sosyalist eğitime tabi tutularak sosyalist eğitimi içselleştirmesi kendi kendini yönetmesi bakımından çok önemlidir.

Sosyalizmde sosyalist yönetim eğer halklaşmazsa toplumsal hale gelmezse bu tehlikeli olur, toplum üzerinde iktidar olmaya yol açar tıpkı bugünkü Rusya'da olduğu gibi. Sosyalizmi doğru öğrenmek gerekir, sosyalizmin nasıl uygulanması gerektiğini bilmek gerekir, en önemlisi de sosyalizm kesinlikle toplumsallaşacak, bir devlet rejimi olarak kalmayacak. Çünkü sosyalizm devlete ait bir rejim değildir kanunlarla yasalarla varlığını sürdürecek bir sistem değildir, doğrudan halkın yaşaması gereken bir sistemdir. Toplumda kendi kendini yönetme bilinci gelişmezse toplum sürekli kendisini yönetenlerden her şeyi yapmalarını bekler. Oysaki her şeyi yapan halktır yani her şeyi üreten halktır, yaşamı yaratan halktır ama buna rağmen, kendilerini sadece maddi üretim yapması gerekenler olarak görüyorler, dolayısıyla kendisi ne kadar çalışırsa ne kadar üretirse üretsin birilerinin kendisini yönetmesi gerektiğini düşünüyor. Oysa ki sosyalizmde toplum kendi kendisini yönetmesini öğrenecek toplum yerelden başlayarak güçlenip merkeze doğru yönetimi kendi eline alacak hem çalışacak hem kendisini yönetecek. Toplum, ben sadece çalışırım gerisine karışmam derse bir süre sonra sözde sosyalist yönetim elit seçkin sınıfa dönüşüp toplumun tepesine çöreklenir.

Günümüzdeki kapitalist insan tipine baktığımızda ne görüyoruz, ben siyasetle uğraşmam, ben siyaseti sevmem, ben siyasetten anlamam diyorlar ama köle gibi çalışmasını biliyorlar. İşte çalışanlar yönetmesini de öğrenecekler, çalışmasını biliyorsan kendi kendini yönetmesini de bileceksin ki kendi emeğine sahip çıkabilesin, emek bilincine sahip olmayan insanlar kendi kendilerini yönetmeyi öğrenemezler başkalarının kendi tepelerinde durmasını beklerler, İşte bu köleci bir zihniyettir. İşte devletin bürokratik yapısıyla sosyalizmin gelisemeyeceği görüldü. Ancak bazı geleneksel sol- sosyalist kesimler hala devletçi iktidarcı zihniyetle sosyalizmin gelişeceğini düşünüyorlar. Normalde devletin sosyalistinin olmayacağı Sovyetlerin çözülüşü sonrası analiz edildi ve anlaşıldı. Çünkü doğrudan toplumun kendi yönetimini kurmakla sosyalizmi kurmak mümkündür. Aynı şekilde, ulusun kaderini tayin etmesininde geleneksel ulus devletle, devletle olmayacağını tespit edildi. İster ulusal boyutlu olsun ister sınıfsal-emek boyutlu olsun özgürlük ancak devletin sönümlendiği, halkın politikleşip kendi kendini yönetmeyi öğrenmesiyle gerçekleşir. Ulusal kurtuluş mücadelesi ve emek-sınıf mücadelesi başarı ancak toplumun doğrudan kendi kendisini yönetmesiyle mümkün olacaktır.