Kîne em, Kurdin em.

Kürtlerin ulusal düzeyde Rojava gündemiyle son derece kırılgan ve hassas bir süreçten geçtiği bir dönemde, kulüp yöneticilerinin Irak Kürdistan Bölgesi’ne gerçekleştirdiği bu ziyaret, sıradan bir temas olmanın çok ötesine geçmiştir. Zamanlama tesadüf değildir.

Aksine, bölgesel ve siyasal gelişmelerle birlikte okunduğunda bu adım, toplumsal hafızada çok daha derin ve kalıcı bir anlam kazanmaktadır.

Bu nedenle söz konusu ziyaret, yalnızca sportif bir girişim değil; açık biçimde siyasal ve toplumsal bir mesaj niteliği taşımaktadır.

Uzun yıllardır birçok Kürt partisinin söylem düzeyinde dile getirip pratikte hayata geçiremediği ulusal birlik fikri, bugün beklenmedik bir alanda, futbol sahasında somutlaşma ihtimali göstermektedir.

Amedspor, bir spor kulübü olmanın çok ötesinde; Kürt kimliğini açıkça sahiplenen ve bunun gerektirdiği sorumluluğu üstlenmekten geri durmayan bir özne olarak bu boşluğu doldurmaya adaydır. Belki de siyasetin başaramadığını, futbol başaracaktır.

Ortaya çıkan bu tablo, futbolun “apolitik” bir alan olduğu iddiasını bir kez daha boşa düşürmektedir. Futbol her zaman politikti; bugün ise bu gerçek çok daha görünür, çok daha çıplak bir hâl almıştır. Tribünler, sahalar ve kulüpler artık yalnızca skorların değil; kimliklerin, taleplerin ve kolektif hafızanın da taşıyıcısıdır.

Tam da bu nedenle futbol, edilgen bir alan olmaktan çıkmalı ve Kürt halkının lehine işlemelidir. Amedspor’un açtığı bu yol, yalnızca bir kulübün attığı adım değil; bir halkın kendini ifade etme iradesinin sahaya yansımasıdır. Ve bu irade, doğru okunduğunda, geleceğe dair güçlü bir Kürd ulusal birliği umudunu içinde barındırmaktadır.