Gazete Emek - Gezi davası tutuklusu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında 'hak ihlali' kararı veren Anayasa Mahkemesi(AYM) bir kez daha aynı kararı verdi.

AYM, ilk ihlal kararını 5'e karşı 9 oyla almıştı. İkinci ihlal kararında ise bu sayı 3'e karşı 11 oldu. Ayrıca Can Atalay'a 100 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.

Atalay'ın davasıyla ilgilenen mahkeme başkanının bugün adliyeye gelmesi beklenmiyor denilmişti.

Can Atalay'ın avukatlarından Özgür Urfa, mahkeme kaleminden alığı bilgiyi X(eski Twitter) hesabından paylaştı.

Urfa şunları söyledi:

"Şu anda mahkeme kaleminden aldığımız son bilgi mahkeme başkanının ve heyetin artık yerlerinde olduğu ve dosyayı aldığı şeklinde."

MAHKEME KARAR VERMEMEK İÇİN UĞRAŞIYOR

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM'nin gerekçeli kararını bekleyeceklerini duyurdu. Can Atalay'ın avukatları bugün kararın çıkmasının zor olduğunu ifade ediliyor.

AVUKATLAR ADLİYEDE NÖBETTE

Avukat Can Atalay'ın arkadaşları ve meslektaşları, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın önüne gelerek, kararın yerel mahkeme tarafından derhal uygulanması talebini yineledi. Çağrıda, tahliye kararı verilene kadar Çağlayan Adliyesi'nde bekleneceği ifade edildi.

"SEÇİLMİŞ BİR MİLLETVEKİLİNİN BİR DAKİKA DAHA CEZAEVİNDE TUTULMAMASI GEREKİR. BUNA ENGEL OLAN HER KAMU GÖREVLİSİ SUÇ İŞLEMEKTEDİR"

Atalay'ın avukatlarından Deniz Özen, şunları söyledi:

"Altı ayı aşkın süredir Anayasa'nın uygulanmasını ve seçilmiş milletvekilinin Meclis'te yerini almasını bekliyoruz. Daha önce verilen bir Anayasa Mahkemesi kararı vardı ve Türkiye tarihinde örneği görülmemiş bir biçimde Yargıtay tarafından 'uyulmamasına' diye hüküm kurulmuştu. Bunun kabul edilemez olduğunu biliyorduk. Bunun hukukla herhangi bir bağı olmadığını biliyorduk. Dün Anayasa Mahkemesi yeni bir karar verdi ve dün saat 15.30 itibariyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Karar üç aşamadan oluşuyor. Birincisi; daha önce verilmiş olan 'hak ihlali' kararının uygulanmamış olmasını Anayasa Mahkemesi üyeleri oy birliğiyle bireysel başvuru hakkının ihlali olarak tanımladılar. İkincisi; milletvekili olan Can Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdiler. Üçüncü olarak; ilkellerin ortadan kaldırılması ve gereğinin yerine getirilmesi için mahkeme kararındaki tanımıyla birebir söylüyorum, 'mahkumiyet infazının durdurulması, Can Atalay'ın cezaevinden tahliye edilmesi, yargılamanın durması için dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza'ya gönderilmesi'ne oy birliğiyle karar verdiler. Bunun anlam şudur. Daha önce eleştirdiğimiz ve aleyhinde oy kullanan, muhalefet şerhi yazan Anayasa Mahkemesi üyeleri bile aslında demiş oldular ki 'Burada bir ihlal yok ama Anayasa Mahkemesi'nin kararları kesin ve bağlayıcı ve uygulanmak zorundadır'. Zaten bir şüphe yoktu. Bir kez daha tescillenmiş oldu. Anayasa'nın 153. maddesi hala yürürlükteyse, Anayasa hala yürürlükteyse, eğer bu ülkede yurttaşların hukuk güvencesi hala varsa Can Atalay bir dakika vakit kaybedilmeden hemen bugün derhal tahliye edilmesi bir anayasal zorunluluk. Daha önce söyledik, tekrarlayalım. Bunun yapılmaması suçtur. Bunu slogan atmak için söylemiyoruz. Bu gerçekten suçtur. Uygulanması zorunlu kesin bir mahkeme kararı var. Seçilmiş bir milletvekilinin bir dakika daha cezaevinde tutulmaması gerekir. Buna engel olan her kamu görevlisi suç işlemektedir. Bu nedenle biz burada basın açıklamamızdan sonra da bugün bu kararı alana kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Teşekkür ederiz."

13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİNE "YARGI DARBESİNİN PARÇASI OLMAYIN" ÇAĞRISI

Atalay'ın avukatlarından Özgür Urfa ise "Hukuksuzluğun ve Anayasa'ya uyulmamasının 222'inci günündeyiz" diyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

Gazeteci Dicle Müftüoğlu hakkında tahliye kararı Gazeteci Dicle Müftüoğlu hakkında tahliye kararı

"Can Atalay 222 gündür Hatay Milletvekilidir ve 222 gündür Silivri Cezaevi'nde esir olarak tutuluyor. Dünkü Anayasa Mahkemesi kararının esası budur. Tutuklu veya hükümlü olmadığı, siyasi bir esir olduğu ikinci kez tescillenmiştir. Artık bir dakika bile fazladan tutulması mümkün değildir, söz konusu değildir. Son süreçte yaşadığımız ilk ihlal kararından sonra tahliye edilmemesinin adı yargı darbesidir. Buradan 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine sesleniyoruz. Bu yargı darbesinin parçası olmamalılar. Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirmek zorundalar. Bu kararı beğenmiyor olabilirler. Bu karar hoşlarına gitmeyebilir. Elleri bu karara imza atmaya gitmiyor olabilir. Ama buna uymak zorundalar. Aksi suçtur. Bugün bu kararı uygulamayanlar yarın 'Üzerimizde baskı vardı' diyerek bundan kurtulamazlar. Son kez uyarıyoruz. Bu suçun ortağı olmayın. Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirin. Hatay halkının iradesi her şeyin üstündedir. Hiçbir kuvvet bu ülkede Anayasa'nın üstünde değildir. Halk iradesinin üstünde olamaz. Her fırsatta millet iradesi diye 20 yıldır bağıranlar bugün Hatay halkının iradesini tanımamayı propaganda ediyorlar. Bunun için çeşitli yollar deniyorlar. Hukukun dışına çıkıyorlar. Anayasa'nın dışına çıkıyorlar. Buradan uyarıyoruz. Hem siyasileri hem mahkeme üzerinde baskı kurmaya çalışanları hem birtakım koltuklarda oturup beyanatlar verenleri, tweetler atanları, 'Anayasa ihlal edilebilir' diyenleri, 'Mahkeme kararı tanınmayabilir' diyenleri uyarıyoruz. Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. O uymadığınız kanunlar, o uymadığınız Anayasa maddeleri, o uymadığınız, hukuk size de lazım olur. İşte o gün ses etmeye hakkınız olmaz. İmkanınız da olmaz. Biz buradayız. Bu yargı darbesine bugüne kadar direndik. Bugün de direnmeye devam edeceğiz. Mahkeme kararını verene kadar mahkemenin önünde cübbelerimizde bekliyor olacağız. Ve tahliye kararıyla birlikte Silivri'ye gidip Can Atalay'ı alıp hak ettiği yere, onu bekleyenlerin yanına, Hatay halkının yanına yolculayacağız."

HEYET, ADLİYEDEN AYRILDI

TİP, mahkeme heyeti üyelerinin adliyeden ayrıldığını duyurdu. TİP'ten yapılan açıklama şöyle:

Anayasa Mahkemesi, Hatay milletvekilimiz Can Atalay’ın başvurusu hakkında “seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı” ve “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı” ile “Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının” ikinci kez ihlal edildiğine ve tahliyesine hükmetti. Bu kararın anlamı Can Atalay’ın milletvekili olarak Silivri Cezaevi’nde 222 gündür tutuklu ya da hükümlü olarak değil siyasi esir olarak tutulduğunun tescillenmesidir.

Anayasanın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Gelinen noktada hukuki bir tartışmanın kalmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Şimdi yapılması gereken tek şey tahliye kararının uygulanarak Milletvekilimiz Can Atalay’ın serbest bırakılmasıdır.

Gelinen son durumda, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını bekleyeceği ve herhangi bir karar vermeyeceği bilgisi parti avukatlarımıza iletildi. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı yazdığı ve kararın yazımı bittiği anda da mahkemeye göndereceği bilgisi de tarafımıza verildi. Fakat kısa süre önce öğrendik, 13. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı aslında bugün adliyeye hiç gelmemiş ve üyeler de daha önce yaptıkları gibi adeta kaçarak adliyeyi terk etti.

Buradan Anayasa Mahkemesi'ni ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ni uyarıyoruz: Sizler birer devlet kurumusunuz ve bu ciddiyetle çalışmak zorundasınız. Keyfiniz estiğinde adliyeden gidip keyfiniz geldiğinde gelme hakkına sahip değilsiniz.

Başta İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hakimleri olmak üzere tüm yargı mensuplarına, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu ve farklı yönde verilecek her türlü kararın suç teşkil edeceğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

Can Atalay 222 gündür cezaevinde siyasi bir esir olarak tutuluyor, dün bu husus ikinci kez tescillendi. Hatay halkının iradesi olan milletvekilimizin özgürlüğü bir dakika daha gasp edilmemeli ve Can Atalay derhal serbest bırakılmalıdır.

Editör: Bekir GÜNEŞ