Gazete Emek - Şiddeti bir hak arama yöntemi olarak reddeden platform; Kürtlerin siyasi, coğrafi ve hukuki statü kazanmasını ve Kürtçenin resmi dil olmasını temel hedef olarak belirledi.
Ortadoğu ve Kürdistan’da tarihi bir süreçten geçildiğini vurgulayan Kürt Milli Platformu, 29 Mart 2026 tarihli deklarasyon metniyle siyasi yol haritasını ilan etti.
Metinde, Türkiye’de silahların susmasıyla başlayan süreçte Kürt halkının hakları konusunda somut adımların atılmamasının büyük bir "hayal kırıklığı ve tedirginlik" yarattığı ifade edildi.
“Siyasal temsiliyet krizi var”
Deklarasyonda, Kürt siyasetinin mevcut yapısının bir "temsiliyet krizi" yaşadığına dikkat çekilerek, bu durumun Kürt halkı için büyük fırsatların kaçırılmasına neden olabileceği uyarısı yapıldı.
Platform, bu krizi aşmak için dini, ideolojik ve sosyal tüm kesimleri kapsayan, demokratik ve çoğulcu bir "merkezi sivil siyasete" ihtiyaç olduğunu savundu.
Deklarasyonda öne çıkan 13 maddelik yol haritası özetle şöyle:
1. Statü ve Kürtçe: Kürtlerin bir "millet" olmaktan kaynaklanan siyasi, coğrafi, idari ve hukuki bir statü kazanması ve Kürtçenin resmi dil olması uluslararası hukukun gereği olarak talep ediliyor.
2. Sivil siyaset: Mücadele yönteminde meşruiyet, şeffaflık, legal ve sivil siyaset esas alınacak.
3. Şiddetin reddi: Mevcut şartlarda şiddet, hak arama mücadelesinde meşru bir araç olarak görülmüyor. Silahların bırakılması olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
4. Ortak tarih: Kürt siyasi tarihindeki tüm olumlu pratikler ilham kaynağı, olumsuzlar ise ders çıkarılacak bir gerçeklik olarak kabul ediliyor.
5. İnanç özgürlüğü: Her türlü inanç ve düşünce özgürlüğü esastır. Platform, tüm inançlara eşit mesafede duracak, inançların araçsallaştırılmasına karşı çıkacak.
6. Vesayete hayır: Siyasette her türlü vesayet reddediliyor. Hiçbir grup veya parti platform üzerinde tahakküm kuramayacak.
7. Eleştiri hakkı: Hakaret içermemek kaydıyla her türlü görüş ve düşüncenin baskı altında kalmadan ifade edilmesi temel ilkedir.
8. Geniş iş birliği ve dayanışma: Toplumsal barışı tehdit eden tekçi ve asimilasyoncu sisteme karşı net bir tutum benimsemeyen kişi ve gruplarla bile ortaklık ve dayanışmaya her zaman açık olunduğu belirtiliyor.
9. Karşıtlık üzerinden siyaset yapmamak: Siyaset, bir kişi veya grubun karşıtlığı üzerine bina edilmeyecek. Başkalarının eksikleri üzerinden değil, kendi milli çizgisi üzerinden politika üretilecek.
10. Ulusal birlik: Kürt ulusal birliğinin sağlanması temel stratejidir. Platform dışındaki "Kurdistani" gruplarla ilişkilerde kardeşlik hukuku ve etik değerler korunacak.
11. Yapıcı dil: Siyasetin dili aşağılamadan ve ötekileştirmeden uzak, çözüm odaklı ve yapıcı olacak.
12. Kürtlerin acılarının istismarı: Kürt halkının tarihsel ve milli acılarının başka partilerce kendi çıkarları için istismar edilmesine ve Kürtlerin bu amaçlara alet edilmesine müsaade edilmeyecek.
13. Çalışma sahası: Öncelikli saha Kuzey Kürdistan ve Türkiye’dir. Ancak dünyanın neresinde olursa olsun hak mücadelesi veren tüm Kürt şahsiyet ve kurumlarla "Ulusal Birlik" çerçevesinde meşru ilişkiler geliştirilecek.
“Kürtlerin ortak temsil örgütüyüz”
Deklarasyonun sonuç bölümünde, Kürt Milli Platformu’nun sadece bir özgürleşme ideali değil, özünde bir "medeniyet tasavvuru" barındırdığı vurgulandı.
Metinde, "Kürt Milli Platformu, ulusal çizgideki Kürtlerin ortak kurumu ve temsil örgütüdür. Çıktığımız bu yolda herkesi bu projenin sahibi ve ortağı olarak görüyoruz" denildi.
Söz konusu oluşum, önümüzdeki bir yıl boyunca örgütlenme çalışmalarını sürdüreceğini ve şartların oluşması durumunda kurumsal yapısını daha da pekiştireceğini duyurdu.




